Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Koç Kiri İsyanı'nda Seyit Rıza'nın Rölü

Burada Dersim İsyanları ve Seyit Rıza hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Koç Kiri İsyanı'nda Seyit Rıza'nın Rölü

Mesajgönderen TurkmenCopur » 05 Oca 2011, 02:03

KOÇ KIRI İSYANI'NDA SEYİT RIZA'NIN RÖLÜ

Ankara hükümeti Koçkırı ayaklanmasını bastırmış, hemen sonrasında af çıkartarak sorumluları cezalandırmamıştı. Lakin, derebeyleri, kendi egemenliklerini kuvvetlendirmekten vazgeçmiş değillerdi. Bunun için de Ankara'da oluşan yeni otoriteye karşı silahlı birlikleri ile direniyorlardı. Bu ayaklanmaların merkezi artık Dersim bölgesi idi. Çünkü, Koçkırı bölgesinden dağılan isyancılar buralara çekilmişler, Seyit Rıza'nın çevresinde kümelenmişlerdi. Kürtçülük fikri, artık Seyit Rıza için bir kaldıraç haline gelmişti. Zaten o, Koçkırı ayaklanmasını onaylamış, isyan sürecinde de bulunduğu bölgeyi işgal ederek devlet içinde devlet gibi olmuştu.

Seyit Rıza, Mustafa Kemal'in bölgeyi temsil için milletvekili olarak aldığı isimlere karşı da mücadele ediyordu. Hedefindeki isimlerden birisi mebus Miço (Mustafa) Ağa, birisi de Diyap Ağa idi. Bu iki ağa da cumhuriyet rejimine bağlılıklarını her zaman ortaya koyuyorlardı.
Seyit Rıza ise Dersim bölgesinin cumhuriyet Türkiyesi'nin dışında bir toprak parçası olarak tutmak gibi olmayacak bir davanın peşinde gidiyordu.

Bu gerçeği Baytar Nuri'nin verdiği bilgiler doğruluyor:

"Dersim fiilen bağımsızdı, idare başkanlığım Seyit Rıza ele almıştı ve Kürdistan adına faaliyetine devam ediyordu. Ankara ile işbirliği yapan Kürt mebuslarının menfaatsever kimseler olduklarını toplantı ve kongrelerle Seyit Rıza, Kürtlere ilan ediyordu.
Ankara'da bulunan Dersim mebusları Seyit Rıza'ya gönderdikleri mektuplarda, kendilerinin Mustafa Kemal hükümetiyle işbirliği yapmaktan gayeleri Kürdistan haklarının muslihane yollarla temini olduğunu bildiriyorlar ve şahsi menfaat için ihtiyar ettikleri ihaneti bu suretle mazur göstermek istiyorlar ve yahut da hakikaten Türk hilebazlığma kurban olduklarının farkına varmamış bulunuyorlardı."
Yukarıdaki satırlarda da görüldüğü üzere, bölgede ipleri ellerinde tutanların aklında bir Kürdistan vardır. Mustafa Kemal Paşa ise, Dersim bölgesinin barış içinde devrimci Türkiye'nin bir parçası haline getirilmesinin peşindeydi. Bunun için de bölgenin önde gelen isimlerini ikna etmeye çalışıyordu. Kürtçü takımı, Gazi Mustafa Kemal'in bu tavrını hilebazlık gibi gösteriyorlar.

Lakin, Türkiye'nin liderinin bölgeyi barışla ülkeye eklemek için çok çaba gösterdiği Kürtçü Baytar Nuri'nin anlatımından bile anlaşılıyor:

"Mustafa Kemal, Alişan'ı da elde etmek isliyordu. Bu maksatla mumaileyhe Dersim mebusları vasıtasıyla haber göndererek Sivas mebusu sıfatıyla Ankara'ya gelmesini ve bunu arzu etmediği taktirde Sivas'ta yüksek bir memuriyete tayin edilmek üzere Dersim'den ayrılmasını tavsiye ediyordu. Bu vaad ve tavsiyelere, Dersim mebuslarının arzu ve isteklerine uygun olarak Dersim'e bir Kürt mutasarrıfı gönderileceğini de ilave ediyordu.
Alişan, mevsim dolayısıyla Dersim'den ayrılmasına sıhhi durumu elverişli olmadığını bildirdi, Seyit Rıza, mühim bir kuvvetle Dersim merkezini işgal etti ve Mustafa Kemal'e çektiği bir telgrafla, Ankara'da bulunan ve Dersimliler adına mebus tayin edilen şahısların Dersim'i katiyyen temsil salahiyetini hayiz olmadıklarını, Dersim'in bağımsız bir Kürt idaresi istediğini ve bu millî istek Ankara hükümeti tarafından kabul ve resmen ilan edildikten sonra, ancak Kürdistan'ın bir konfederasion şeklinde Ankara ile işbirliği yapabileceğini bildirdi. Dersimlilerin bu isteği Ankara'da bulunan Kürt mebuslarının dahi dikkat nazarını çekiyordu."
Koçkırı ayaklanmasının bizzat içinde bulunmamakla birlikte, Seyit Rıza bu ayaklanmaya ciddi katkıda bulunmuştu.

Bu durumun tanığı olan Baytar Nuri şunları yazıyor:

"Dersimdeki Koçkiri fedaileri, faaliyetten durmamışlardı. Dersime Türk kuvvet ve nüfuzunun girmesi mümkün değildi.
Ağdat denilen Seyit Rıza mıntıkasında, Kürdistan bayrağı dalgalanıyordu. Türk kuvvetlerine karşı sistemli akınlar yapılıyor ve bu akınlar Türk hükümetini şaşırtıyordu.

Bu sebeple Büyük Millet Meclisi, bir kararla, Dersim mebuslarından bir kısmını, Erzincan mebusu Hacı Fevzi ile birlikte Nasihat Heyeti olarak Dersim'e gönderdi.
Dersim mebusu Diyap ağa, Mustafa Kemal ile pek samimi olduğunu söylüyor, beraber aldırdıkları fotoğrafları gösteriyordu. Mustafa Kemal bir gün kendisine, «Şayet Ankara'dan çıkarak Dersim'e gelsem, mücadelemizi başa çıkarmak için yüksek dağlarınız ve büyük mağaralarınız var mıdır?» diye sorduğunu bizlere söylüyordu. Bu sırada Yunanlılar Ankara kapılarına yanaşmış oldukları için, Mustafa Kemalin Diyap ağaya bu sorusunda önemli bir mana gizleniyordu.
Türk hükümetinin durumu pek nazik idi, çünkü bir taraftan Yunan ileri hareketi ve diğer taraftan Dersimlilerin istiklal davası uğrunda yaptıkları savaşlar, Türkiye Büyük Millet Meclisini ikinci bir af kararı vermek zorunda bırakmıştı.
Bu karar,-Dersimli Baytar Nuri ve Alişer müstesna olmak üzre - Alişan ve arkadaşlarına teşmil edilmekte idi. Bundan sonra, Mustafa Kemal, Dersim aşiretlerine izafeten Seyit Rıza ile telgraf muhaberesine başlamış ve sükûnetin muhafazasını rica etmişti.
Erzincan mebusu Hacı Fevzi dahi Erzincan'a gelmiş, Seyit Rıza ve Alişan'ı müzakereye davet etmişti.
Seyit Rıza, Alişan'ın ısran üzerine mülakata muvafakat ederek, Ovacık aşiretlerinden bin kişilik bir kuvvet almış ve Alişan'la birlikte Erzincan'ın Kismıkör köyüne gitmişlerdi. Buraya müftü Haci Fevzi, Erzincan valisi Ali Rıza ve bir kısım Erzincan eşrafı gelmiş bulunuyorlardı.

Seyit Rıza, müzakere esaslarının tesbit edilmesi işini uhteme bırakmış olduğundan, 24 maddelik bir talepnameyi hazır bulunanlar huzurunda okudum. Erzincan valisi, "Bu şartların teklif usulü, ancak bir hükümetin diğer bir hükümetle müzakeresi usulü olduğunu ve bu cihetin nazik bir mesele bulunduğunu" beyan ettikten sonra, Dersim'i Türk hükümetine bağlı bir mıntıka telakki etmek şartıyla müzakereye başlamak icap edeceğini söyledi.

(... ) Hacı Fevzi ise Mustafa Kemal'den aldığı yetkiye dayanarak isteklerimizin Ankara Meclisince kabul edileceğine yemin ve Alişan'ın Erzincan'ın merkezinde ikamet etmesi şartıyla Dersim'den çıkmasını ısrarla rica etti. Heyetin gayesi, bu suretle, ihtilal içinde bulunan Erzincan ve Sivas mıntıkalarının sükunete kavuşmasını temin idi. (... ) Müftü Fevzi Ankara'dan Seyit Rıza'ya bir mektup gönderiyor ve bu mektupta isteklerimizin prensip itibariyle kabul edildiğini bildirdikten sonra Alişan ve Haydar'ın tekrar Koçgiri'ye gitmelerine ve Refahiye ile Kuruçay kaymakamlıklarına tayinlerine karar verildiğini ve keyfiyetin merkez ordusu kumandanı Nureddin Paşa'ya bildirildiğini dahi verdiği malumata ilave ediyordu."
Seyit Rıza, Kürtçülerin yönlendirmesiyle, Koçgiri isyanını neredeyse kaldığı yerden devam ettiren bir isim haline gelmiştir.

Baytar Nuri, içinde yer aldığı bu kışkırtmaları ve Seyit Rıza'nın eylemlerini ayrıntılı biçimde anlatıyor:

"1924'te Mustafa Kemal, Halk Partisi adına Feridun Fikri'yi aday göstererek Hozat merkezine göndermiş ve mebus seçilmesini sağlamak için propagandalar başlamıştı. Feridun Fikri, Dersimli ve milletlerarası şöhrete malik hukukşinas Lütfi Fikri'nin amcazadelerinden idi. Kürt olmasına rağmen Türkçülüğü ile tanınmış ve bu gaye uğrunda Mustafa Kemal ile işbirliği yapmış bir zat idi. Bu zat ırkının kendisine vermiş olduğu zekâyı yadlar hesabına kullanmakta olmasına rağmen, bir gün Kürt istiklali tahakkuk ettiği taktirde, iyi bir Kürt siyasisi olabilmek istidadına malikti, fakat tuttuğu yol göz önüne alınarak, Dersim mebusu adaylığını Seyit Rıza kabul etmedi.
Bu sırada, Terakki Perver partisine intisap etmiş olan sabık Dersim mebusu Hasan Hayri dahi kaçarak, Mustafa Kemal aleyhinde harekâtta bulunmak üzere Seyit Rıza'ya iltica etmişti.
Seyit Rıza, Mustafa Kemal'e çektiği müteaddit telgraflardan birinde, Feridun Fikri'nin ileride Mustafa Sagir gibi kendisine suikastta bulunacağını bildirmesi üzerine, Mustafa Kemal cevabında, Feridun Fikri'nin sadık ve vatanperver bir şahıs olduğunu bildirerek, Baytar Nuri ile Hasan Hayri'nin ihanetleri dolayısıyla Dersim'den çıkarılmalarını tavsiye ediyordu.

Dersindiler, mütemadiyen iddialarına devam ve Hasan Hayri'nin Dersim Kürtlerini temsil etmekte olduğunu bildiriyorlardı. Bu maksatla, Seyit Rıza, bir iki bin Kürtle Hozat merkezini muhasara ve Ankara hükümetini tazyik ediyordu. Hasan Hayri, Mustafa Kemal partisine muarız olduğundan, bunun adaylığının hükümetçe mahzurlu olduğuna şüphe yoktu. Halbuki, Dersimliler bu kanuni mahzurları nazara almaksızın kendi istedikleri kimseleri mebus yapmak istiyorlardı. Hakikatta ise, yapılacak şey intihap namı altında bir tayinden ibaret idi. Hozat valisi basit bir mazbata tanzim ederek, intihapta filan kazanmıştır diyecekti. İşte, aşiretler böyle uydurma bir mazbata ile Feridun Fikri'nin mebus çıkarılacağını haber almış ve Hozat'ın muhasarası şiddetlenmişti. Hozat'ta bulunan jandarma kuvvetleriyle çarpışmalar olmuş ve Feridun Fikri yaralanmıştı. Bu sırada Elaziz'den gelen askeri taburların himayesinde Feridun Elaziz'e kaçmağa muvaffak olmuştu.

Hozat'ın zaptı Seyit Rıza'nın hedefi olmasına rağmen, Kürt olan Hozat jandarma kumandanı Yahya efendi zade Ali Avni, Mezra köyünde Seyit Rıza ile bir mülakat yapmış ve Hozat'ı muhasaradan vazgeçirmeğe muvaffak olmuştu." Yukarıdaki satırlar, Seyit Rıza'nın o sıralar yakınında bulunan onun kurmaylarından birisine aittir. Görüldüğü gibi, Seyit Rıza, Koçkırı isyanından hemen sonra devletle çatışmaya başlamıştır.

Kaynakça
Kitap: DERSİM İSYANLARI VE SEYİT RİZA GERÇEĞİ
Yazar: Rıza Zelyut
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Dersim İsyanları ve İngiliz Ajanı Seyit Rıza

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir