Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Yetkili Generalin Eşref Bitlis Suikastı Hakkında Açıklaması

Burada Eşref Bitlis Suikastı hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Yetkili Generalin Eşref Bitlis Suikastı Hakkında Açıklaması

Mesajgönderen TurkmenCopur » 28 Ara 2010, 21:58

YETKİLİ GENERALİN AÇIKLAMASI
"Org. Bitlis'in Katilleri Şimdi Çiller'in Örgütünde"


Bitlis suikastını soruştururken, subayların bu konuda oldukça fazla bilgi sahibi olduğuna tanık oluyorduk. Genelkurmay Başkanı Güreş'in üzerini örttüğü bu ölüme, subaylar da büyük öfke duyuyorlardı. Genelkurmay İstihbaratı'nın, suikastın niteliği ve failleri konusunda bütün ayrıntılara sahip olduğunu saptamıştık. Ancak bu durum kamuoyuna açıklanmıyordu. Ordunun Bitlis suikastı konusundaki ilk açık değerlendirmesi, 25 Ağustos 1996 tarihli Aydınlıkla, yayımlandı. Org. Bitlis ile uzun süre çalışmış, Org. Eşref Bitlis hakkında geniş bilgiye sahip, konuyu yakından incelemiş ve halen Ordu'da önemli bir görevde olan General; bir askeri birlikte, üniformalı iki kurmay albayın da hazır bulunduğu bir değerlendirmede, yazılı olarak yöneltilen sorulan yanıtlamıştı.

Generalin açıklamaları tarihi öneme sahiptir. General, bu değerlendirmeleri, bir garnizonda, iki albayın önünde yapıyor. Yani, kişisel görüş değildir açıklanan. Nitekim, Generalin saptamalarının önemli bir bölümü, röportajın yayımlanmasının ardından kısa süre sonra öngörü olmaktan çıkıp, herkesin gördüğü gerçek haline geldi. Generalle görüşmeden bir ay sonra Bitlis planını yeniden uygulamaya sokan Genelkurmay, ABD'ye karşı çok önemli bir başarı kazandı. Türkiye'nin teşvikiyle, Saddam Hüseyin ile Mesut Barzani kuvvetlerinin anlaşması, Çekiç Güç'ün kara birliğinin, pilisini pırtısını toplayarak Kuzey Irak'tan kaçmasına neden oldu. CIA'nın, "Savaşan Bayrak 90" diye adlandırılan planı çerçevesinde oluşturulan 10 bine yakın CIA peşmergesi de, Guam adasına taşındı.

Aydınlık'ın Generalle yaptığı görüşme yayımlandığında, Susurluk olayı meydana gelmemiş, Çiller Özel Örgütü gözler önüne serilmemiş, Tansu Çiller'in CIA ajanı olduğu ortaya çıkarılmamıştı. Özer Çiller'in ve Özel Örgüt'ün uluslararası silah kaçakçılığıysa röportajın yayımlanmasından ancak bir yıl sonra, 1997 sonbaharında kanıtlarıyla gündeme geldi.

Aydınlık dergisinde kapak haberi olarak yayımlanan görüşmede General şunları söylemişti:

"Org. Bitlis, Çekiç Güç'ün Türkiye aleyhindeki ve yasadışı faaliyetleri konusunda rapor hazırlattı mı ?" General: "Evet, Eşref Paşa böyle bir rapor hazırlatıp Genelkurmay'a vermişti."

"JUSMMATKomutan/ ABD'li Tümgeneral, Mart 1992'de, Org. Bttiis'i Çekiç Güç hakkında bilgi topladığı için Genelkurmay Başkanlığı'na şikâyet etti mi?"
General: "Evet etti. Yalnızca JUSMMAT Komutanı değil, Çekiç Güçteki subaylar da Eşref Paşa'yı Washington'a iki kez şikâyet ettiler."

"Eşref Paşa, ABD'li Özel Harpçileri Komutanlıktan Attı"

"Jandarma Genel Komutanlığında Özel Harp uzmanı ABD'li subaylar var mıydı? Org. Bitlis'in bunları Komutanlıktan attığı doğru mu?"

General: "Doğru. Eşref Paşa yalnızca Jandarma Genel Komutanlığı'ndakileri değil, Kuzey Irak ve Güneydoğuda faaliyet yürüten yardım kuruluşlarındaki CIA'cı ve Özel Harpçileri de engelledi. Bunların yaptığı her şey denetim altına alındı. Bunların Kuzey Irak'a Silopi'den giriş çıkışlarını engelledi.

"Gıda yardımı adı altında konteynırlarla Barzani ve Talabani'ye verilen silahları ilk yakalatan da Eşref Paşa'dır. O silahlar daha sonra Güneydoğudaki PKK'lılarda çıktı. İlk dönemde Çekiç Güç'te görevli Ermeniler vardı. Eşref Paşa bunların gönderilmesini istedi.

"Eşref Paşa bu konuda Özal'a rapor verdi. Doğan Güreş'te de raporlar var. Hatta eski Cumhurbaşkanı Kenan Evren'e bile rahatsızlığını iletmişti."

"Org. Bitlis Genelkurmay Başkanlığı'na Adaydı"

"Org. Bitlis yaşasaydı Genelkurmay Başkanlığı'na aday olacak mıydı ? " General: "Eşref Paşa, Genelkurmay Başkanlığı'na aday olabilirdi. Ancak Muhittin Fisunoğlu Paşa gibi ekarte edilirdi. Eşref Paşa kesin olarak ABD'ye karşıydı. Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş ise Ammerikan yanlısıydı. Güreş, şimdi de iyice bu çizgide.

"Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Fransa ile flörte başlayınca, Eşref Paşa, Özal'dan medet umdu. Eşref Paşa, Genelkurmayla ve Milli Güvenlik Kurulu'ndaki yetkililerle derin görüş ayrılığına düştü. Güreşle Eşref Paşa kavga ederdi. Eşref Paşa'nın Öza''a, Güreşle çatışmaları konusunda yazdığı mektubu Aydınlık yayımlamıştı. Bu olay doğru. Mektup daha geniş."

"Bitlis'in Kürt Çözümünü ABD Engelledi"

"Org. Bitlis'in Kürt sorununda çözümü, Bağdat'la anlaşmak ve Türkiye'deki Kürt halkım kazanma çizgisi miydi? Bu politikanın başarı kazanmasından Genelkurmayda kim rahatsız oldu?"

General: "Org. Bitlisin çözümünde Irak-İran-Suriye ile birlikte davranmak vardı. Irak'ın toprak bütünlüğünü savunuyordu. Ancak Suriye, ABD'nin güdümüne girince bu politika çıkmaza girdi ABD, Suriye'yi gizli bir ekonomik paketle destekledi Eşref Paşa, İngiltere, Fransa, Almanya ile görüştü, ardından İran ve Irak'la, daha sonra da Irak'taki Kürtlerle görüştü. Ama Amerika, İngiltere, Fransa veya Almanya'nın değil, kendisinin söz sahibi olmasını istiyordu. Bunun için Org. Bitlis'in Kürt politikasını bulandırdı.

"ABD şimdi Saddam'ı yıkma politikasını değiştirdi. Saddam'la anlaşmaya gidiyorlar. Bölgede İran ve Suriye, Türkiye'den güçlü. ABD bunu anladı. Türkiye'nin Irak'la görüşmesi ABD'den onaylı. Ancak ABD'nin Kürt sorunundaki politikası hâlâ yetersiz. Kimseye güven vermiyor. Kürt kartını ellerinden bırakmak istemiyorlar. Kürt politikalarını bize açıklamıyorlar."

"Devlet Şimdi Bitlis'in Çözümüne Geliyor"

"Türkiye, Kuzey Irak konusunda ABD'yi ve Çekiç Güç'ü dışlayan bir manevraya mı hazırlanıyor? Irak Kürtlerini Bağdat'la anlaştırma politikası yeniden güç mü kazanıyor?" General: "Kürt sorununda tek çözüm Irak'ın toprak bütünlüğünün sağlanması. Devlet şimdi bizim dediğimize geliyor. Bunun için Saddam'ın yıkılması değil, ayakta kalması lazım. Kürtlerle Bağdat'ın arasındaki sorun 1970 Özerklik Anlaşmasıyla çözülsün. PKK, Kuzey Irak'ta Barzani ve Talabani'den de güçlü hale geldi. PKK'yı da Saddam halletsin. Ancak Saddam halleder. İlk 6 ay sınırda tampon bölge kurulsun. Sınırı Saddam'ın askerleri korusun. Bizimkiler sınır koruma işini Barzani'nin peşmergelerine verdiler. Gecekondu karakollar yapıldı. Bu peşmergeler sonra PKK'lı çıktı. Türkiye Irak'la ilişkilerini ambargoya rağmen sürdürdü. İran ile Irak'ın subaylarını Türkiye bir araya getirdi. İran üzerinden petrol satmalarına imkân sağladık. Kaç kere Saddam'ın subaylarına jest yaptık."

"Org. Bitlis'in uçağının düşmesi soruşturmasını örtbas eden, dönemin Kara Havacılık Okulu Komutanı Armağan Kuloğlu kime dayanıyor? Kuloğlu bu olaydan sonra terfi alıp Mili Savunma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı yapıldı. ABD'lilerle ilişkisi nasıldır?" General "Kuloğlu'nu çok yakından tanırım. ABD ile ilişkisi çok eskiye dayanır. Kıbrıs'ta bile ABD'yi destekliyor. "

1 Yetkili General'in ABD ile yakın bağına dikkat çektiği Tümgeneral Armağan Kuloğlu, üzerinde durulması gereken bir isim. 25 Ağustos 1997 tarihli Aydınlıkta Tümgeneral Kuloğlu hakkında şu biyografik bilgiler yayımlandı:

"1947 yılında Bursa'da doğan Tümg. Kuloğlu, 1965 yılında Kara Harp Okulu'ndan topçu subayı olarak mezun oldu. 1970'de pilot oldu. 1973'e kadar kara birliklerinde pilotluk, 3 yıl Kara Havacılık Okulu'nda helikopter uçuş öğretmenliği yaptı. 1974'te Kıbrıs Savaşı'na katıldı, bronz liyakat madalyası aldı. 1978'de Kara Harp Akademisi'ni bitirip Kurmay Yüzbaşı oldu. Erken terfiyle 1979'da binbaşı yapıldı. 1982-1985 yıllan arasında Washington'da Kara Askeri Ataşeliği yaptı. Bundan sonra hep kilit noktalarda görev aldı. Ordudaki bürokrasinin belirlenmesinde etkin yerlerde bulundu. 1991'de Tuğgeneral oldu. 1992'de Kara Havacılık Okulu Komutanlığı'na atandı. 3 yıl bu görevde kaldıktan sonra I995'te Tümgeneral yapıldı. Tümg. Armağan Kuloğu, şimdi ABD ile ilişkiler açısından çok önemli bir yer olan Milli Savunma Bakanlığı Müsteşarı Ekonomik ve Teknik İşler Yardımcılığı görevinde."

"O Zamanki Genelkurmay Hem Öldürdü Hem Susuyor"

"Org. Bitlis'in ölümüyle Çiller'in Özel Örgütü'nün bir bağlantısı var mı?" General: "Bu soruya doğrudan cevap veremem. Eşref Paşa Amerika'ya çok karşıydı. Avrupa'ya yakındı. Ölümü ABD'nin işi. Bizimkilerin parmağı var. O zamanki Genelkurmay hem öldürdü, hem susuyor. Genelkurmay emretmeseydi soruşturma kapatılmazdı."

"Özel Örgüt Şimdi Silah Kaçakçılığı Yapıyor"

"1994 Aralık'ında Bolu'da bir Amerikalı Özel Harpçi Yarbay ve oğlu kayboldu denilerek bir gizli operasyon yapıldı. Tansu Çiler, iki Özel Harpçi yüzbaşıya, 'yarbay ve oğlunu bulmada görev yaptığı' gerekçesiyle Başbakanlık Konutu'nda şilt verdi. Burada yapılan operasyon neydi? Çiller Özel Örgütü'nün üyesi olduğunu saptadığımız Yüzbaşı Hüseyin Pepekal ve Yüzbaşı Suat Begeç'e neden şilt verdi?"

General: "Biz Bolu'da kaybolan Yarbay'ın ve Çiller'in dolabını, şiltini, plaketini, hepsini biliriz.
Çiller'in Özel Örgütü diye Aydınlık'ın yayımladığı şema doğru, kurduğu denklem mükemmel. Eskiden Özal böyle bir şey yapmıştı. Çeşitli kurumlardan kendine bağlı adamlar devşirdi. Çiller de aynı şeyi yaptı.

"Çillerin örgütü denen şey ne? Rantiye, rüşvet, yalan, dolan...

"Örgüt; Özerin Pakistan'da Benazir Butto'nun kocasıyla işleri; Lübnan Başbakanı Hariri'yle işleri; Yalım Erez'in Van üzerinden eroini. Örgütün işleri bu.
"Bu örgütün adamları da Özer ve ekibi.

"Şimdi silah tüccarlığı yapıyorlar. El altından İsrail'den silah alımı başladı."

Bunu kim ayarlıyor:

Örgüt ve Özer.

"Eşref Paşa'nın ölümünde rol oynayan Özel Harpçi subaylar şimdi Çillerle beraber. Jandarma Genel Komutanlığı'ndaki Özel Harpçi subaylar da Çiller'in adamları."

Kaynakça
Kitap: EŞREF BİTLİS SUİKASTİ
Yazar: Adnan Akfırat
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Eşref Bitlis Suikastı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir