Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Bilirkişi İncelemesi Eşref Bitlis Suikastini Belgeledi

Burada Eşref Bitlis Suikastı hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Bilirkişi İncelemesi Eşref Bitlis Suikastini Belgeledi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 28 Ara 2010, 21:55

BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ SUİKASTI BELGELEDİ

Org. Bitlis Davasının Bilirkişisi Prof. Dr. Yüksel:

"Vaktiyle Aydınlık Çok Güzel Yazmış"

Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis'in uçağının düşmesiyle ilgili olarak Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından bilirkişi tayin edilen İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Öğretim üyeleri; Prof. Dr. Ahmet Nuri Yüksel, Prof. Dr. Oğuz Borat ve Doç. Dr. Zahit Mecitoğlu, 4 Kasım 1996'da incelemelerini tamamlayıp raporlarını yazdılar ve resmi kanalla mahkeme'ye yolladılar.

Org. Bitlis'in uçağının düşüşü hakkında ilk kez bir bilirkişi incelemesi yapılıyordu. Uçağın 2. Pilotu Yüzbaşı Tuğrul Sezginler'in ailesi tarafından, uçağı satan Amerikan Beechcraft şirketi aleyhine açılan tazminat davası sayesinde dosya bilirkişiye gitmişti. Bilirkişi incelemesi, uçağın buzlanma ve pilotaj hatası sonucu düştüğü yalanını bilimsel kanıtlarla çürütüyor, sabotaj üzerinde duruyordu. Org. Bitlis'in bir kaza sonucu değil suikasta uğradığını belgeleyen bu rapor, mahkeme kayıtlarında yer alıyor.

Bilirkişi Raporu'nun sonuç bölümünde aynen şöyle deniyor:

"NETİCE
"Bu hususlar muvacehesinde
"1 Motor arızası ve sonuç olarak uçağın düşmesinde buz—anmanın etkili olduğunu gösteren yeterli ve tatminkar delil yoktur.
"2- Motor arızası ve düşme olayında pilotaj ve bakım hata ve kusuru bulunduğuna dair deliller mevcut değildir. Dolayısıyla davacılar murisi 2. pilot Tuğrul Sezginler ile kaptan pilot Yaşar Erian'ın kusurları yoktur.
"3- Uçağın düşmesine yol açan motor arızasında davalı firmanın dizayn ve yapım hatası bulunduğuna dair delil mevcut değildir.
"4- Kaza günü öncesindeki gece, hangar civarındaki -bir nöbetçi tarafından bildirilen- kimliği bilinmeyen kişi ile yukarıda isimleri zikredilen motor iç aksamının enkaz mahallinde bulunamaması ve sağlam ve mukavim, olan motor zarfının parçalanmamış ve hatta fazla, deforme olmamış görüntüsü karşısında sabotaj ihtimali gözden ırak tutulmamalıdır. "Keyfiyet saygı ile arzouunur. (4.11.1996.)"

Prof. Dr. Yüksel:

Yazdıklarınıza İlave Edilecek Bir Şey Yok

Bilirkişi heyetinin başkanı İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Nuri Yüksel, 19 Ocak tarihli Aydınlık dergisine .yaptığı açıklamada, "Bu olayda sizin yazdıklarınıza ilave edecek bir şey yok. Vaktiyle çok güzel yazmışsınız" diyor. Uçağın düştüğü 17 Şubat 1993 günü yapılan açıklamaları hatırlatan Prof. Dr. Yüksel, şunları söylüyor: "Açıkça söyleyeyim, ben bu hadiseyi duyar duymaz, hadi canım ordan demiştim. Çünkü, dünyanın en gelişmiş uçağı, buzlanma nedeniyle iki motoru birden arızalanarak düşüyor. Olmaz öyle şey. Çok çabuk verdiler kararı. Tabii hiçbir bulgu yokken böyle düşünmüştüm."'

Buzlanma İmkânsız

Prof. Dr. Yüksel, Prof. Dr. Oğuz Borat ve Doç. Dr. Zahit Mecitoğlu'dan oluşan bilirkişi heyeti, dosyalar önlerine geldiğinde uzun araştırmalar yaptılar.

Prof. Yüksel, bu dönemi Aydınlık'a şöyle anlattı:

"Kazanın oluşunun sebeplerini ortaya koymak mümkün mü, değil mi diye düşündük. Buzlanma var mı, yok mu diye baktık. Sonra heyetin raporlarını okuduk. Bazı hesaplar yaptık. Hesapları raporumuza koymadık. Koymamız da gerekmiyordu. Hesaplarımıza göre, farz edelim ki kalkış sırasında meydanda sıcaklık eksi 2 derece. Uçak, kalkışta en çok 6 bin 900 feet çıkabilir. Bu yükseklikte sıcaklık olsa olsa eksi 14 olur. Bu uçağa eksi 14 bir şey yapmaz. Ayrıca bir sürü sinyal sistemleri, otomatik buz önleyici sistemleri var. Kaldı ki, kalkış sırasında sıcaklık eksi 2 değil. O gün saat 10.00'da hava yumuşamış, karlar erimeye başlamış. Bu bulgular var. Pilotun yerle yaptığı konuşmada iki tarafın da ağzından buzlanma kelimesi dahi çıkmıyor.

"Uçak şirketinin elemanlarının hazırladıkları raporlarda buzlanmaya delalet eden hiçbir bulgu yok. Bunu bizim subaylarımız da imzalamışlar. Bunları inceledik, tartıştık. Kesin kararımız bu olayın buzlanmadan dolayı meydana gelmediği yönünde oldu."

Prof. Yüksel, kalkıştan hemen sonra, pilotların motordaki gürültü ve sarsıntıyı haber verdiklerini anımsatarak, sarsıntının 1-2 dakika sonra, yerini gürültüye bıraktığını söylüyor. Uçağın Güvercinlik'ten 12.19'da kalktığını, 12.26'da düştüğünü belirten Yüksel, "Buzlanma olsa bile uçak o şartlarda havada en az 29 dakika daha uçabilirdi. Uçak düşmeden önce tur atarken, 'gürültüden buzlanma olduğunu anladık' diyorlar. Böyle anlaşılır mı? Buna kargalar bile güler. Tamam, gizlenmesi gerekiyor olabilir. Bunu haklı da bulurum. Ancak biraz 'yakışıklı' gerekçe bulunması gerekiyor. Buzlanma 'yakışıklı' bir gerekçe değil" diyor.

Kayıp Parçalar Sabotaj Olasılığını Güçlendiriyor

Kaza sonrasında sol motorda kompresör santrifüj çarkı ve muhafazası, büyük ve küçük çıkış boruları, 16 tribün palası ve pervanesi ile yanma haznesi silindir göbeği, hiç hasar görmeyen motor haznesinde bulunamamıştı. Sağ motorda da düşürücü vites kutusuna bağlı aksesuarlar, düşürücü vites kutusu ve birkaç parça daha düşüş sonrasında bulunamamıştı. Prof. Dr. Ahmet Nuri Yüksel, motordaki anormallik ve sarsıntının nedenini, bu bulunamayan parçalarda aramak gerektiğini söylüyor.

Prof. Yüksel'in saptamaları şunlar:

"Pilotaj hatası yok. İmalat hatası yok. İşletmede bir hata yok. Üç önemli bulgu var. Biri motorların dişli kutusuna ait bazı parçalarının ortada olmaması. Motoru çeviren mukavim zarf kırılmamış. İki, tribün ya da kompresörde dışarıdaki pervane palalarına benzeyen daha küçük palalar var. Bunlardan 16 tanesi yok. Bunlar motorun çeperinden kırılıp dışarı çıktı desek, öyle bir şey de yok. Üçüncü bir bulgu da, tribünden sonra egzoza açılan kanalda gazı kanalize eden plakalar var. O madeni plakalar üzerinde derin sürtünme izlerine rastladık. Demek ki, çok daha sert parçalar oradan sürtünerek çıkmış. Bu sebeplerden sabotajı göz ardı etmemek lazım."

Esrarengiz Şahıs

Prof. Dr. Yüksel, Aydınlık'ın ısrarla üzerinde durduğu, hangarda olaydan bir gün önce görülen esrarengiz kişiye de dikkat çekiyor: "Geceyarısı görülen bir kişi var. Rütbeli, pilot elbiseli, pilot bereli. İşareti biliyor, parolayı biliyor. Ben istihbarat mensubu olsam burada sabotajı ararım."

Prof. Dr. Yüksel'in bir de kendi tezi var:

"Uçağın motoruna yerleştirilecek küçük bir patlayıcı uzaktan kumandayla patlatılabilir.
Kırılacak bir pervane palası diğerlerini de hızla parçalayacaktır. Yalnız dikkat edin, infilak değil. Öyle olursa motor patlar. Kimse de bir şey bulamaz. Küçücük bir patlama yeterli. Kim yaptı ben bilemem. Onu da siz bulacaksınız. Zaten olayın üzerine gidiyorsunuz. "

Bilirkişi Raporu'nu Kamuoyuna Perinçek Açıkladı

Uçağın düşüşüyle ilgili ilk bilimsel incelemenin sonucu da, olayın üzerine gidenlerce açıklanmıştı, İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne 4 Kasım'da teslim edilen Bilirkişi Raporu, 20 gün sonra, yargılamanın yürüdüğü Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne varmıştı. İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, 25 Kasım 1996 günü Parti Genel Merkezi'nde yaptığı basın toplantısında, İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi öğretim üyelerinin Bilirkişi Raporu'nu açıkladı ve Raporun fotokopisini basına dağıttı. Perinçek'in basın toplantısındaki değerlendirmeler özetle şöyle:

- Bilirkişi Raporu, İşçi Partisi'nin Üç Yıldır Açıkladığı Bilgileri Aynen Doğruluyor

- Rapor, zamanın Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş tarafından yapılan açıklamaları bir bir çürütmektedir. Uzman öğretim üyelerinin hazırladığı rapor, İşçi Partisi ve Aydınlık'ın üç yıldır, 18 Eylül 1993'ten bu yana, olayın kaza değil suikast olduğunu belirten kanıtlarını aynen tekrarlamaktadır.

- Orgeneral Bitlis'in uçağının düşmesinden sonra, İşçi Partisi konunun takipçisi oldu. Jandarma Genel Komutanı'nın Çekiç Güç'e karşı olduğu için katledildiği konusunda kamuoyunu bilgilendirdik. Olayı uzmanlarla birlikte çalışarak bütün boyutlarıyla aydınlattık. Bugün Bilirkişi Raporu'nda yazılan her şeyi, altını çiziyorum her şeyi, üç yıldan beri bütün teknik ayrıntısıyla saptadık ve açıkladık.

- Doğan Güreş'in Ağır Sorumluluğu

- Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis'in uçağı düştüğünde dönemin Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş, aceleyle 'Sabotaj değil kaza' diye beyanat vermişti. Olay daha araştırılmadan, hemen ertesi gün uçağın 'ani buzlanma' sonucu düştüğü açıklaması yapılmış, pilotlar sorumlu tutulmuştu.

Bu doğrultuda raporlar hazırlatılmış, Kara Kuvvetleri Askeri Savcılığı ciddi bir soruşturma yapmadan 'takipsizlik kararı' vermişti. Takipsizlik kararına ve 'ani buzlanma ve pilotaj hatası sonucu düştü' açıklamalarına dayanak olan raporları hazırlayanlar, bilirkişi özelliklerine sahip olmayan emir komuta altındaki subaylardı. Bu sahte raporların hazırlanmasından Doğan Güreş sorumludur. Bilindiği gibi o dönemde Çiller ve Doğan Güreş, ABD yarı resmi yayın organlarına yansıyacak ölçülerde sıkı ilişki içindeydiler. Güreş, Çiller için, Tak diye emrediyor, şak diye yapıyorum' diyordu. Güreş'in bugün de Şeriatçılarla hükümet ortaklığından yana olması, bu suç ortaklığı nedeniyledir.

- CIA Çiller Özel Örgütü'nü Kirli İşlerde Kullanıyor

- Bilindiği gibi, zamanın Jandarma Genel Komutanı Org. Eşref Bitlis, Çekiç Güç'ün marifetleri konusunda defalarca rapor hazırlamıştı. Bitlis, bu raporlarında, Irak hükümeti ile Irak Kürt örgütleri arasında bir anlaşma sağlanması ve Çekiç Güç'ün bölgeden uzaklaştırılması gerektiğini saptıyordu. Irak'ta Saddam Hüseyin hükümeti ile Barzani'nin ittifakı sonucu ABD varlığının ağır darbe yemesi, Türkiye'nin de Org. Bitlis'in görüşleri yönünde bir tavır almasıyla gerçekleşti. Ama Bitlis'in dediklerine üç yıl sonra gelindi ve bu arada ABD, Bitlis'i sabotajla katlettirdi.

- Sabotajın ihalesi, Çiller çevresindeki CIA ile ilişkili Özel Harpçi subaylara verildi. İşçi Partisi olarak, Binbaşı Cem Ersever'in bu sabotajda özel bir rol oynadığını saptamış ve kamuoyuna açıklamıştık. Cem Ersever, çok şey bildiği için, Abdullah Çatlı ekibi tarafından Başbakanlık Poligonu'nda işkenceyle sorgulanıp öldürülmüştü.

- Türkiye'ye İşçi Partisi Sahip Çıkıyor

- Jandarma Genel Komutanı bir CIA tertibiyle katlediliyor. Zamanın Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş, bu sabotajın üzerini örterek suça ortak oluyor. İşçi Partisi ise, olayı araştırarak, Eşref Bitlis'in katmerinin izini sürüyor.

- Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez olan bir olaydır bu: Kuvvet komutanına suikast, o zamanki Genelkurmay Başkanı tarafından perdelenmiştir. Çünkü Doğan Güreş, ABD dayatmasına teslim olarak, Türkiye'nin kriz bölgelerine müdahale gücü olmasını' benimsemişti. Dahası, bu yönde uygulamalara girişmişti. Bu politika, ancak Eşref Bitlis engeli temizlenerek yürütülebilirdi ve öyle yapıldı.

- Eşref Bitlis suikastının üzerine yürümek, yalnız bir komutana karşı işlenen bu suçuortaya çıkarmanın çok ötesinde, Türkiye için bir güvenlik ve bağımsızlık sorunudur. İşçi Partisi, işte bağımsızlığa sahip çıktığı için bu olayı aydınlatmıştır.

- Doğan Güreş'in Dokunulmazlığı Kaldırılmalı

"Şimdi sanıklara bir yenisi daha eklenmektedir. Çiller, Ağar ve Sedat Bucak'tan sonra, Meclisteki sanıklar arasında, DYP Kilis Milletvekili Doğan Güreş'in de özel bir yeri vardır. "Güreş'in dokunulmazlığı kaldırılmalı ve suikast aydınlatılmalıdır. Sorumlular cezalandırılmalıdır. Aksi halde Türkiye'nin güvenliği ve savunmasından sorumlu her komutan, tehdit altında görev yapacaktır."

Hükümet, Orgeneral Bitlis'e Sabotajı Doğruladı

Bilirkişi raporu, Bitlis suikastı konusundaki örtme çabalarını bertaraf etti. Refahyol hükümetinin Adalet Bakanı Şevket Kazan, eski Jandarma Genel Komutanı Org. Eşref Bitlis suikastıyla ilgili olarak İşçi Partisi ve Aydınlık'ın üç yıldır söylediklerini doğruladı. Kazan, 20 Ocak 1997 günü yaptığı açıklamada Org. Bitlis'in ölümünün suikast olduğunu söyledi. Kazan, "Eşref Bitlis Paşa'nın bir sabotaj.nedeniyle_hayatını kaybetmiş olduğu kesinlik kazandı" ded i. Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi öğretim üyeleri arasından görevlendirdiği bilirkişilerin verdiği raporun bunu açıkça gösterdiğini belirten Kazan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Eşref Bitlis Paşamızın 17 Aralık 1992 tarihinde Kuzey Irak'a giderken maruz kaldığı tecavüz de dikkate alınacak olursa, bu uçak düşmesi olayının kendiliğinden ya da kaza neticesi düşmüş olabileceği ihtimali mümkün olmayacak hale geldi."

Kaynakça
Kitap: EŞREF BİTLİS SUİKASTİ
Yazar: Adnan Akfırat
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Eşref Bitlis Suikastı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir