Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Bitlis Suikastındaki ABD Parmağı

Burada Eşref Bitlis Suikastı hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Bitlis Suikastındaki ABD Parmağı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Ara 2010, 01:29

BİTLİS SUİKASTINDAKİ ABD PARMAĞI
(Doğu Perinçek, Basın Toplantısı, 29 Kasım 1996)


İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, 29 Kasım 1996 günü, İP İstanbul İl Merkezinde yaptığı basın toplantısında Jandarma Genel Komutanı Org. Eşref Bitlis'in ölümünde Amerika'nın sorumluluğuna ilişkin somut bilgiler verdi. Perinçek, yurttaşları, İşçi Partisi'nin 30 Kasım günü saat 14.00'te Şişli Abide-i Hürriyet Meydanı'nda düzenlediği "Temiz Hükümet" mitingine çağırdı.

• Turgut Özal, Org. Bitlis'in Çekiç Güç hakkındaki raporlarını ABD Başkanı Bush'a telefonda söyledi. Washington'u eleştiren raporları ABD Büyükelçisi Abramowitz'e verdi.
• Org. Bitlis, Jandarma Genel Komutanlığı'ndaki ABD'li Özel Harpçi subayları attı. CIA'nın Kuzey Irak'taki faaliyetlerine engel oldu.
• ABD'li subaylar Bitlis'i Genelkurmay'a ve iki kez Washington'a şikâyet ettiler.
• Org. Bitlis engelinin kaldırılması için karar veren ABD heyeti 4 kişi. Heyet, suikast için Adana ve Ankara'da iki toplantı yaptı.
• İnfaz görevi Binbaşı Ersever'in başında olduğu suikast ekibine verildi. Ekibin tüm üyeleri kanıtları yok etme amacıyla daha sonra ortadan kaldırıldı.
• JİTEM Grup Komutanı Binbaşı Ersever, Bitlis'e suikast karşılığında aklanma sözü almıştı. Söz tutulmadı.

Temiz Hükümet Mitingi

İşçi Partisi, sendikalar ve bir kesim kitle örgütleri Cumartesi günü (yarın, bu haberin yayınlandığı gün) Temiz Hükümet Mitingi yapıyorlar.
Miting, saat 14.00'te Şişli Abide-i Hürriyet Meydanı'nda başlayacak.
Susurluk olayıyla ortaya çıkan Çiller Özel Örgütünden kurtulmak, Türkiye için bağımsızlık ve güvenlik sorunudur. ABD güçleri ile Türkiye güçleri karşı karşıya gelmişlerdir. Bütün yurttaşlarımızı, bu Amerikancı çeteden kurtulmak, bağımsız ve barışçı bir Türkiye'de özgürce yaşamak için bu mitinge katılmaya çağırıyoruz.

Eşref Bitlis Suikastında Amerikan Parmağı

Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis'e yönelik suikastta AÖD'nin rolü somut olarak saptanıyor. Org. Bitlis, 17 Şubat 1993'te uçağının düşmesi üzerine yaşamını yitirmişti. Bitlis'in uçağının sabotaj sonucu düştüğü İTÜ Uçak ve Uzay Bitimleri Fakültesi öğretim üyelerinin hazırladığı bilirkişi raporuyla aydınlığa kavuştu, işçi Partisi, 1993 yılında yedi aylık araştırma sonucunda Bitlis'e suikast yapıldığını saptayıp, kamuoyona duyurmuştu. Şimdi bu suikastta ABD'nin rolüne ilişkin somut bilgileri açıklıyoruz.

Çekiç Güç'teki ABD'li Subaylar

Bitlis'i İki Kez Washington'a Şikâyet Etti


Jandarma Genel Komutam Orgeneral Eşref Bitlis, Çekiç Güç'ün Türkiye aleyhindeki ve yasadışı faaliyetlerini somut olarak saptamıştı. Bu konuda birden fazla rapor hazırlayıp Genelkurmay Başkanlığı'na verdi. Bu nedenle JUSMMAT Komutam ABD'li Tümgeneral, Mart 1992'de, Org. Bitlis'i Çekiç Güç hakkında bilgi topladığı için Genelkurmay Baş-kanlığı'na şikâyet etti. Bu şikâyet metni, Genelkurmay kayıtlarında bulunuyor. ABD'lilerin bu girişimi Bitlis'i sınırlayamayınca, JUSMMAT Komutam ve Çekiç Güç'teki subaylar, Jandarma Genel Komutanı'nı Washington'a iki kez şikâyet ettiler.

Org. Bitlis, ABD'li Özel Harpçi Subayları Jandarma Genel Komutanlığından Attı

Amerikalı subaylar ile Org. Bitlis arasındaki çatışma şiddetlendi. Eşref Bitlis, Jandarma Genel Komutanlığında görev yapan Özel Harp uzmanı ABD'li subayları komutanlıktan attı. Bununla kalmadı, Kuzey Irak ve Güneydoğuda faaliyet yürüten yardım kuruluşlarındaki CIA'cı ve Özel Harpçileri de engelledi. İstihbarat kuruluşları denetiminde faaliyet yürüten NGO'ların faaliyeti Bitlis döneminde denetim altına alınmıştı. Org. Bitlis, CIA'cıların Kuzey Irak'a Silopi'den giriş çıkışlarını yasakladı. Gıda yardımı görüntüsüyle Kuzey Irak'a sokulan silahlârı yakalatan da Orgeneral Bitlis oldu. Çekiç Güç'ün verdiği bu silahlar daha sonra Güneydoğuda PKK'lılarda yakalanmıştı.

Bitlis, Körfez Savaşı'nda Irak'a İkinci Cephe Açılmasını Engelledi

Org. Bitlis, 1991 yılı başında ABD'nin Türkiye'yi Irak'a karşı kara harekâtına sürme yolundaki baskılarına karşı koyanların başındaydı. Bitlis, ABD'nin 90-1002 numaralı gizli planını saptayıp Genelkurmay'a raporla bildirdi. Bu gizli plan, daha Carter zamanında ABD'nin Ortadoğu'ya asker çıkarmayı hedeflediğini saptıyordu. Org. Bitlis'in o tarihte Kara Kuvvetleri Komutanı olan Doğan Güreş ile çatışması o zaman başladı. Çünkü Güreş, Bitlis'in raporlarının fiili bir öneminin bulunmadığım ileri sürüyordu, ABD'nin bu planlarım "aktiviteye geçirmeyeceğini" söylüyordu.
Bitlis, ABD'nin bu planlarını Cumhurbaşkanı Özal'a da bildirmişti. Özal, Bitlis'in raporlarını Bush'a ve ABD Savunma Bakam Cheney'e bildirmeye o zamandan başladı. Bush, bu davranışı nedeniyle Camp David'den Özal'ı arayıp tebrik etti.

ABD Genelkurmay Başkanı Powell ve Çevik Kuvvet (General Command) Komutanı Schvvarzkopf daha o zamandan Eşref Bitlis'e kafayı taktılar.

Özal, Org. Bitlis'i ABD Yetkililerine İhbar Etti

Orgeneral Eşref Bitlis, o zamanki Genelkurmay Başkanı Güreş'le ve Milli Güvenlik Kurulu'ndaki yetkililerle derin görüş ayrılığına düşmüştü. Güreş'le Bitlis'in kavga ettiği basına da yansımıştı. Orgeneral Bitlis'in, Cumhurbaşkanı Özal'a, Güreş'le çatışmaları konusunda bir mektup yazdığı günlük Aydınlık gazetesince ortaya çıkarılmıştı. ("Bitlis'in Özal'a Gizli Mektubu", Aydınlık, 20-21 Eylül 1993.) 22 Mart 1992 tarihli mektup, Doğan Güreş'in, Org. Biüis'i Özal'a şikâyet etmesi üzerine yazılmışa. Özal'a elden iletilen mektupta, Çekiç Güç'ün PKK ile birlikte hareket ettiği ve Özel Kuvvetler Komutanlığı'nın bölgede "yanlış tasarruflarda" bulunduğu belirtiliyordu.

Muvazzaf bir general, Aydınlık'a verdiği demeçle bu çatışmayı ve Bitlis'in Özal'a mektubunu doğruladı. (Aydınlık, sayı 479,25 Ağustos 1996.)
1992 Temmuz unda CIA, Kuzey Irak'ta "Savaş Bayrağı 90" adı verilen bir tatbikat yaptı. Bu tatbikat, doğrudan Türkiye'yi hedef alıyordu. Org. Bitlis, CIA'nın bu gizli planını Özal'a raporla iletti. Bu konuda elimizde geniş ayrıntı bulunmaktadır. Daha sonra açıklayacağız.

Bütün bu gelişmeler sırasında, Genelkurmay Başkanı ile çatışan Bitlis, Özal'a doğrudan raporlar vermeye devam etti. Ancak Özal da, Bitlis'i Bush'a ihbar etmeyi sürdürdü. Özal, Bitlis'in Çekiç Güç'e karşı olduğunu telefonda bildirdi. Bu konuşma, Genelkurmay Zabıtlarında bulunuyor.

Özal, Org. Bitlis'in Çekiç Güç ve ABD'nin Kürt politikası aleyhindeki raporlarını, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Morton Abramovvitz'e de verdi. Bu da Genelkurmay tarafından saptanmış durumda. Abramowitz, diplomattan çok operasyonlar yürüten bir istihbaratçı. Türkiye'ye gelmeden önce ABD Dışişleri Bakanlığı'nın, CIA ile birlikte çalışan İstihbarat Bürosu'nu yönetiyordu. CIA'nın yurtdışındaki gizli operasyonları Ab-ramowitz'in bilgi ve onayıyla yapılıyordu. Bilindiği gibi Abramovvitz, Özal'ın mutfak arkadaşıydı. Türkiye'nin en ciddi konularının, Özal ile Abramovvitz'in mutfak buluşmalarında konuşulduğu 2000'e Doğru tarafından ortaya çıkarılmıştı. Özal da, Mehmet Barlas'a yazdırdığı anı-larında Abramovvitz ile köşkün mutfağında buluştuklarını doğruladı. Özal'ın geceyansı buluşmalarındaki sandviç arkadaşı Abramovvitz, şimdi, Clinton'un yeni kabinesinin Dışişleri Bakan adayları arasında.

Bitlis Suikastına Karar Veren ABD Heyetinin Üyeleri

Orgeneral Bitlis engelinin kaldırılmasına doğrudan ABD'li bir grup komutan karar verdi. Genelkurmay İstihbaratı'nca saptanan 4 kişilik heyette, Çekiç Güç'ün Kuzey Irak'taki ABD'li komutanı Albay Naab ve Albay Wilson bulunuyor. Bu heyet, önce Adana'da bir araya geldi. Buradaki toplantıdan sonra ikinci toplantı Ankara'da yapıldı. Heyet yeniden Adana'ya döndü. Çekiç Güç'te görevli iki albay Kuzey Irak'a geçtiler.

Suikast Ekibi Özel Harpçi Türk Subaylardan Oluşturuldu

ABD'li askeri heyetin suikast kararını icra edecek ekip Türk subaylardan oluşturuldu. Özel Kuvvetler Komutanlığı bünyesinde faaliyet yürüten Özel Harpçi subaylar seçildi. JÎTEM Grup Komutanı Binbaşı Ahmet Cem Ersever'in başında olduğu ekip, Org. Bitlis'in uçağına sabotaj düzenledi. Binbaşı Ersever, Orgeneral Bitlis'e çok yakın bir isimdi. Bitlis'in bütün çalışmalarını birinci elden izliyordu.

Binbaşı Ersever, Bitlis'e Suikast Sonucu Aklanma Sözü Almıştı

JİTEM Grup Komutanı Binbaşı Ersever, çevresine topladığı itirafçılarla birçok kirli, yasadışı işe karıştığı için sıkışmıştı. Genelkurmay İstihbaratı'nın saptadığına göre, Ersever, Suriye istihbaratı ile uyuşturucu işi yapıyordu, Irak istihbaratıyla ilişkide kişisel servet edinme yoluna girmişti. Ersever, "nefsi için örgüt içinde cinayetler işlemişti". Ekibi içindeki itirafçılarla da çatışmaya girmişti. Bir subayı ise öldürmüştü.
Bu koşullarda, Ersever, kendisine yapılan şantaja teslim olarak Bitlis'e suikastı üstlendi. Bunun karşılığında aklanma sözü almıştı. Ersever ve ekibi suikastı gerçekleştirdi. Sabotaj motora yapıldı. Binbaşı Ersever, uçağın düşmesinden hemen sonra olay mahalline gitti. Sivil giysili olarak Yenimahalle Posta İşleme Merkezi'ne gelen Ersever, PTT güvenlik görevlilerinin şüphesi üzerine askeri kimliğini gösterdi. Bitlis suikastı kapatıldı. Ancak Ersever'e verilen söz tutulmadı. Ordudan atılacak iken istifa etti. Genelkurmay'ı hedef alan açıklamalar yaptı. Böylece Ersever de, suikast bilgisi nedeniyle şantaja başladı.

Ersever, Çatlı Tarafından Başbakanlık Poligonu'nda Sorgulanıp Öldürüldü, Sorgu Videoya Çekildi

Ersever, konuşma tehdidi üzerine Abdullah Çatlı ekibince ortadan kaldırıldı. Çiller Özel Örgütü önemli bir suç ortağım temizledi. Ersever, 24 Ekim 1993'te, Jandarma Askeri Savcılığı'nca açılan davanın ilk duruşmasından iki gün önce ortadan kayboldu. Ersever en çok güvendiği arkadaşı PKK itirafçısı Mustafa Deniz tarafından tuzağa düşürüldü. Çatlı ekibi önce Mustafa Deniz'i yakalamıştı. Ersever'in Başbakanlık Poligonu'ndaki sorgusu videoya çekildi. Bitlis suikastını bütün boyutlarıyla ortaya çıkaran bu kasetler Genelkurmay İstihbaratı kasalarında bulunuyor. 29 Ekim 1993 akşamı Sabah gazetesine edilen telefonda "Bitlis Paşa'nın katili Ersever infaz edildi" denildi. Çatlı ekibi, itirafçı ve korucu Babatlar'ı tetikçi olarak kullanarak Bitlis suikastını gerçekleştiren ekibin tamamım temizledi. Ersever'in JİTEM içindeki 30 kişilik ekibi de Çatlı kanalıyla yurtdışına çıkarıldı. Bunların 14'ünün Kıbrıs üzerinden yurtdışına çıktığı Genelkurmay Istihbaratı'nca saptanmış. "İyi yetişmiş istihbaratçı ve milliyetçi kişiler" diye tanımlanan bu 30 kişinin nerede olduğu devlet tarafından bulunamıyor.

Çatlı Ekibi Özel Kuvvetler Komutanlığı'ndaki CIA'cılarla Birlikte

Çatlı ekibinin infaz yeri Başbakanlık Poligonudur. Ersever'in yanı sıra Behçet Cantürk de Başbakanlık Poligonu'nda sorgulanmıştır. Başbakanlık Poligonu Özel Kuvvetler Komutanlığı'nın sorumluluğundadır. Bu ilişki aslında Çatlı ekibinin CIA ile bağlantılarını da ortaya çıkarıyor. Bilindiği gibi Özel Harp Dairesi CIA tarafından kurulmuştur. Özel Harp Dairesi uzun süre ABD Askeri Yardım Kuruluşu JUSMMAT ile aynı binada faaliyet yürütmüştür.

DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit, 1974'teki başbakanlığı sırasında ÖHD'nin giderlerinin ABD tarafından karşılandığım öğrendiğini açıklamıştı. ÖHD, ilk adıyla Seferberlik Tetkik Kurulu, resmen 27 Eylül 1952'de kuruldu. Ancak NATO'nun 1949'daki sözleşmesinin gizli maddesinde, pakta üye olmak için "Komünizme karşı mücadele edecek, yeraltında sivil kadroları da bulunan bir örgüt kurma" zorunluluğu bulunuyordu. NATO eski Genel Sekreteri İngiliz politikacı Lord Carrington, 21 Nisan 1986 tarihli Newsweek dergisindeki röportajında bunu itiraf etti. Bu gizli devlet örgütlerinin kurulmasını CIA sağladı. İtalya ve Almanya'da Hitler ve Mussolini artıkları kullanıldı. Türkiye'de de Nazi işbirlikçileri.

Çiller'in "Şerefli" Dediği Çatlı'nın CIA Bağlantıları Saptanıyor

Aktüel dergisine ve ATV'ye açıklamalar yapan Fransız gazeteci Jean Marie Storkel, Abdullah Çatlı ve Mehmet Ali Ağca'nın CIA ile bağlarına ilişkin somut bilgiler verdi. Çatlıların CIA bağlantısı, İtalyan gizli servisi SİSMİ'nin ABD'deki ajanı Fransesco Pazienza'nın savcılığa verdiği ifadeyle saptanıyor. İtalya'da 80 kişinin yaşamını yitirdiği Bologna katliamı sanıklarından, İtalyan Kontrgerillası Gladio'nun şefi Pazienza şu an cezaevinde. Papa davası tutanakları arasında bulunan ifade, Başbakan Yardımcısı Çiller'in "şerefli vatansever" ilan ettiği Çatlı ile CIA'nın bağlarını ortaya seriyor. Çatlı, kendi adına düzenlenmiş pasaportla 9 Eylül 1982'de ABD'nin kaçakçılık cenneti Miami'ye giriş yaptı. Yanında Gladio'nun şeflerinden cinayet ve uyuşturucu sanığı Stefano Delle Chiaie var. ABD Gümrük görevlileri kaçak olarak yurtdışına çıkan Çatlı'ya göz yumuyorlar. Çatlı'nın üzerinde bulunan Mehmet Özbay kimliği de 1994'te Türkiye'nin Chicago Konsolosluğumdan verildi.

Fethullahçı Haluk Kırcı Nahçıvan'da Özel Kuvvetler Komutanlığı Hizmetinde

Çatlı'nın ölümünden sonra onun yerine geçen Haluk Kırcı şimdi Nahçıvan'da bulunuyor. Kırcı, Nahçıvan'dan televizyon programlarına katılıyor. Nahçıvan'da ABD'li Özel Harpçilerin denetlediği bir üste görev yapıyor. Kırcı, Orta Asya ve Kafkaslar'da CIA adına görevlendirilen kişilere eğitim veriyor. Nahçıvan'daki Özel Kuvvetler Komutanlığı üssü, CIA adına yürütülen operasyonlarda kullanılıyor. CIA güdümünde, Çin Halk Cumhuriyeti'nde kargaşa çıkarmak amacıyla gönderilen 4 JİTEM subayı da Nahçıvan'daki üsten gittiler.

Haluk Kırcı 21 Kasım günlü Hürriyet gazetesine Fethullahçı olduğunu açıkladı. Bu da ekibin CIA ile bağlantılarının bir diğer itirafı. Fethullahçılar, ABD'nin NGO diye tanıttığı Ulusal Demokrasi Vakfı'nın Balkanlar, Kafkaslar ve Orta Asya'daki taşeronu. "Fethullah Hoca Imparatorluğü'nun ardındaki güç, CIA. ABD, Ilımlı İslam'ı Fethullah Hoca eliyle bölgeye sokuyor.

Güreş Döneminde Ordudaki Fethullahçılar Korundu

Doğan Güreş'in Genelkurmay Başkanlığı döneminde ordudaki Fethullahçılar korundu. Güreş'in emekli edilmesinden sonra çok sayıda Fethullahçı subay-astsubayın orduyla ilişiği kesildi. Fethullahçı subayların ordudan atılmaması için bizzat Çiller ricacı oldu. Bu istek sert bir şekilde geri çevrildi. Fethullah Gülen de ordudaki ekibinin tasfiyesini önlemek için laiklik yanlısı generalleri "darbeci" diye suçladı.

Doğan Güreş Ağır Sorumlulukları Nedeniyle Bugün Mafya-Şeriat Suçlular Ortaklığını Destekliyor

Bütün bu bilgiler, Doğan Güreş'in bugünkü tutumunu açıklamaktadır. Güreş, Bitlis suikastının üzerini örttüğü için, bugün Çiller-Erbakan ortaklığı ile kader birliğine mecbur kalmıştır. Güreş, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin geleneklerini hiçe sayarak bugün açıkça Mafya-Şeriat ortaklığından yana tavırda ısrar etmektedir. Çünkü bu hükümet, suçların üzerini örtme temelinde kurulmuştur.

Amerikancı Unsurlar, Özel Kuvvetler Komutanlığından Temizlenmeli ve Yargılanmalıdır

ABD ve CIA'nın devlet içinde örgütlenmesi, Jandarma Genel Komutanı'nı katledecek ve suçun üzerini örtecek düzeydedir. Bu, vahim bir durumdur. Bir savunma ve bağımsızlık sorunuyla karşı karşıyayız. Öte yandan Bitlis suikastını ortaya çıkarmak, Türkiye için bir onur sorunudur.

Kaynakça
Kitap: Çiller Özel Örgütü
Yazar: DOĞU PERİNÇEK
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Eşref Bitlis Suikastı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir