Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Herkezi Dinleyen Polis Neden PKK'yı Dinlemiyor?

Burada Amerika'da yaşıyan, ve Amerika'nın uşaklığını yapan Fethullah Gülen hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz. Kendisi CIA'yla iç içedir ve resmen bir CIA elemanıdır.
Fethullah Gülen, İslam Dinimiz ve Türk Soyumuz gibi en büyük değerlerimizi kötüye kullanarak iyi niyetli halkımızı kandııyor ve Amerika'ya hizmet eden bir cemaat'e köle yapıyor.
Devletimiz içinde bu cemaat'ten olan ve Türkiye Cumhuriyetimizin geleceğini tehlikeye atan insanlarımıza bunu sormak istiyorum: "ALLAH AŞKINA, Amerika gibi şeytana tapan ve bizzat şeytanın askerleri olan bir devlet'e hizmet etmenin neresinde Müslümanlığımız vede Türklüğümüz vardır?". Bu sorunun cevabının çok net olmasıyla birlikte, insanlarımızdan ricam, Türkiye Cumhuriyeti'mizin Tam Bağımsızlığı için, LÜTFEN AMERİKA'YI VE FETHULLAH GÜLEN'İ BOYKOT EDİN VE LANETLEYİN!!!!!!!

Herkezi Dinleyen Polis Neden PKK'yı Dinlemiyor?

Mesajgönderen TurkmenCopur » 23 Tem 2011, 00:43

Herkezi Dinleyen Polis Neden PKK'yı Dinlemiyor?

Resim

13 ŞEHİT OLAYINDA SORULAR VE İŞTE CEVAPLARI

13 Mehmetçiğimizin, Diyarbakır-Silvan’da şehit edilmesinden sonra, yandaş kalemlerin ilk hedefi her zaman olduğu gibi yine Türk ordusuydu. Bu grubu kendi içinde ikiye ayırırsak; birinci grup “Ergenekon yaptı” ve benzeri senaryoların seslendirdi; ikinci grup ise “Komutanlar hatalı” iddialarını… Sözde soru işaretleri vardı.

Genel olarak ileri sürdükleri soru işaretleri şunlardı:

-El bombasıyla bu kadar şehit olur mu?
-Yangın çıkar mı?
-El bombasını atanlar neden yangından etkilenmedi?
-Komando pusuya düşer mi?
-Terörist grup hakkında herhangi bir istihbarat alınmadı mı? Alındıysa neden değerlendirilmedi?
-Askerleri kendi uçaklarımızdan atılan bombalar mı vurdu?
-Yangın da aynı şekilde uçaklar tarafından mı çıkarıldı.

Bunlar ortaya atılan sorular içinde en sık tekrarlananlar. Akıl sınırlarının dışında kalan diğer soruların arasında en çok bunlar soruldu.
Bunlar, konu hakkında hiçbir fikri dahi olmayanların sorabileceği sorular. Ama bunları soranlar öğrenmek için değil, kamuoyunun kafasında şüpheler bırakmak için soruyorlar. Televizyonlarda bilmiş tavırlarla ahkam keserken bir de “terör uzmanı” gibi sıfatlar kullanıyorlar.
Gelin gerçekten konunun uzmanı olan kişilerin bu sorulara verdikleri cevaplara bakalım. O zaman, bu sorular üzerinden kara propaganda yapanların bilgisizlikleri ve art niyetleri daha iyi anlaşılacaktır.

1. El BOMBASIYLA BU KADAR ŞEHİT OLUR MU?

Cevap: Daha fazla bile olabilir. Bir el bombası patladığında 20 m. yarı çapı bir daire içinde, bir şemsiye gibi etrafa saçılan 30-40 şarapnel parçasıyla öldürücü etkiye sahiptir. Kaldı ki, bir çatışmada birden fazla el bombası atılabilir. Bu olayda da onlarca el bombası, roketatar ve buna ek olarak binlerce mermi kullanılmış.

2.YANGIN ÇIKAR MI?

Cevap: Bölgede sıcaklık 40 dereceyi bulmaktadır. Otlar kuru ve yüksektir. Bölge bodur meşelerden oluşan bir orman arazisidir. Bu koşullarda değil el bombası, bir izci mermi bile kolaylıkla yangın çıkarır. Sırf bu nedenle askeri birliklerdeki atış alanlarının ağaçlarla bağlantısını kesen toprak setler vardır. Kaldı ki sırf yangın çıkarmak için kullanılan, yangın el bombaları vardır, Rus yapımı olan da vardır, Alman yapımı olan da… Ve PKK bunları sıkça kullanır.

Ayrıca çatışmada roketler kullanılmış olması, yangın için yeterlidir. Teması kesip kaçmak isteyen terörist için o siyah dumanlar son derece faydalı bir perde oluşturur.

3.EL BOMBALARINI ATANLAR NEDEN YANGINDAN ETKİLENMEDİ?

Cevap: Etkilendi. İki PKK’lı yanarak öldü ama etkilenmeyebilirdi de… Eğer ilk yangınları başlattıktan sonra teması kesip sıyırabilselerdi etkilenmezlerdi ama Mehmetçik buna izin vermemiş, çatışmıştı.

4.KOMANDO PUSUYA DÜŞER Mİ?

Cevap: Ortaya atılan soruların en saçma olanı budur. 15 Temmuz günü CNN Türk’te Sedat Laçiner tarafından dillendirildi. Pusu bir tesadüf muharebesi değildir. Yer ve zaman seçimini pusuyu kuran yapar. Bütün komandolara bu konuda öğretilen en temel bilgi şudur: PUSUYA DÜŞMEMEK VEYA PUSUDAN KURTULMAK diye bir şey yoktur, PUSUYA KARŞI KOYMA vardır…

Pusuyu kuran, hep bir adım öndedir, çünkü kaçmaktadır. Peşinde olanları izlemektedir. Dahası belli bir istihbarata sahiptir. Nitekim pusuya düşürülen askerler başarıyla karşı koymuş ve yedi PKK’lıyı ölü ele geçirmiştir.

Kaldı ki “pusuya düşer mi?” denilen komandolar da etten ve kandan oluşan insanlardır; robot değildir. Terörle mücadele, özellikle Silvan, Kulp, Lice, Hani gibi kaçana avantaj sağlayan, taktik arazi arızalarının bol olduğu bölgelerde, ilk ve doğru yere konumlanan daima avantajı elinde tutar. Pusuyu kuran sadece birkaç kişi bile olsa, arazi, bütün sayı ve silah dengelerini değiştirir.

Böyle bir arazide, Tim’in, göz irtibatını kolay kaybedebileceğinden dolayı, geniş bir arazi parçasına yayılması pek kolay değildir. Bu nedenle el bombası, roketatar gibi silahların toplu etkileri daha çok olur. Yüksek otlar ve orman, sızma için mükemmel bir yardımcı unsur olmakla birlikte, gece görüş cihazı ver termal kameralardan beklenen verim alınamaz. Birliğin hızlı reaksiyon vermesi, eğitimi, emir komuta imkanları ve teçhizatı dışında sahip olduğu hiçbir avantaj olmamasına rağmen, bunların en iyi şekilde kullanıldığı, pusuya düştükleri ve yangının ortasında kaldıkları halde 7 teröristin ölü ele geçirilmesinden ve terörist grubun 3 saat boyunca teması kesip kaçmasına izin vermemelerinden bellidir.

Unutulmamalıdır ki, dünyanın en iyi askerleri bile pusuya düşer çünkü pusu kararını, pusuyu kuran verir, birlik bu kararı en fazla etkileyebilir…Eğer kaçan grup sıkışmışsa ve arazi ona iyi bir fırsat sunmuşsa bunu kullanır. Hiçbir şey o “uzmanların” ofislerinden görüldüğü kadar kolay değildir.

5.Terörist grup hakkında herhangi bir istihbarat alındı mı? Alındıysa neden değerlendirilmedi?

Cevap: 4 Temmuz 2003’te Süleymaniye’de Türk Özel Kuvvetler personelinin Amerikalılar tarafından gözaltına alınmasından sonra, yürüttükleri irtibat görevi, Dışişleri Bakanlığı tarafından yürütülmeye başlamıştır. Bu noktada istihbarat kaynaklarının büyük ölçüde değişmiş olması kaçınılmazdır. Bu durum, 2003 yılına kadar ve sonraki dönemde terör eylemlerinin yıllık oran bazında karşılaştırılmasıyla anlaşılabilir.
İki ana istihbarat kaynağımız bulunmaktadır. Birincisi ABD makamlarıdır. Orasını anlatmaya bile gerek yok. Diğeri kendi kaynaklarımızdır. MİT ve bölge halkıyla sıkı ilişkileri bulunan Emniyet kaynakları başlıca istihbaratı sağlar.

Bu noktada soruyu yeni sorularla cevaplayalım:

a)Bölgedeki grubun varlığı hakkında neden istihbarat yoktu?
b)Bazı askerlerin operasyondan önce evlerini aradıkları biliniyor. Acaba telefonları mı dinlendi? Genelkurmay Başkanı hatta GES Komutanı’nın bile telefonlarını dinleyip internette yayınlayanlar, bu telefonları da dinleyip PKK’ya bilgi vermiş olabilir mi?
c) Bu telefonları dinleyenler başka telefonları da (mesela komutanların özel hatları) dinlemiş midir?
d)Bunlar kim veya kimlerdir? Mesela ülkedeki dinleme terörünün failleri olabilir mi?

Yandaşlar bu soruları da sorabilirler mi?

“Askeri İstihbarat veya Jandarma’nın istihbarat kaynakları yok mu sorusunun, Ergenekon, Balyoz gibi davalardan sonra bir anlamı olmadığını da hatırlatalım. Yani İstihbarat’ın ana kaynağı askerler değildir… Eğer bir istihbarat zafiyetinden söz edilecekse bu soru doğru yere sorulmalıdır.
Rütbesi, makamı ne olursa olsun herkesi dinleyebilen kâh internette yayınlayan, kâh isimsiz zarflarla savcılara gönderen, kimin kontrol ettiğini herkesin bildiği halde bilmiyormuş gibi davrandığı bir istihbarat gücü vardır. Bunun yasal olanı vardır, yasadışı olanı da…
İstihbarat zafiyeti bunlardan yasal olanına, PKK’ya istihbarat gidip gitmediği de yasadışı olanına sorulmalıdır. Bu koşullarda yandaşların bu soruları sormaları pek kolay değil.

6.Askerlerimiz uçaklardan atılan bombalar mı vurdu, yangını da onlar mı çıkardı?

Cevap: Silvan’daki çatışmaya uçaklar katılmadı. Zaten iddia edildiği gibi uçaklar bombalamış olsaydı ortaya çıkacak olan 8-10 metrelik kraterlerin görülmesi gerekirdi. Yani, uçak iddiası tamamen haya ürünü…

Sonuç:

“Bu konu hakkında bilgi sahibi değilim” diyebilmek belli bir erdem ve bilgelik gerektirir.
Zaten en büyük sorunumuzda bu değil mi? Her şeyi bildiğini söyleyenlerle dolu ortalık.
Buna, şehitlerin bedeni üzerinden Türk ordusuna saldıracak cüretârlık da eklenince, ortaya bu sorular soran “uzmanlar” çıkıveriyor.
Askerleri arasında bile farklı yorumlar olmasının nedeni aynı. Emekli Orgeneral, “30 metre dibine kadar nasıl sızarlar, hata var” diyebiliyor örneğin, hep alışık olduğu karargah ağzıyla… Ama birkaç kez yaralanmış bir üsteğmen, “PKK saldırısında çok fazla olağanüstü durum aramaya gerek yok. Ne yazık ki, doğru yer ve doğru pozisyonu alan, çatışmalarda üstünlük sağlıyor. Terörle mücadele sanıldığı kadar kolay değildir.” diyor. Kim haklı? Elbette üsteğmen… Çünkü uzmanlık teorik birikimin yanında fiili tecrübeyi de gerektirir. O nedenle bu konuda konuşanlar daha dikkatli olmalı, bu kadar kolaylıkla konuşmamalı.

Yandaş kalemleri bir kenara bırakalım çünkü onlar bilse de bilmese de konu orduya saldırmak olunca sınır tanımıyor.

Ama değerli bir köşe yazarının şu cümlesini örnekleyelim:

“Ve lütfen: askerleri korumasız şekilde ateşin içine yönlendirerek değil, havadan-karadan kuş uçurtmayacak desteği vererek yapsınlar. Yüreğimiz yanmasın artık!”

Duygusal bir anda yazılmış, sıfır bilgiye dayalı ve arada görev yapan insanları “ihmal” töhmetiyle karşı karşıya bırakan bir cümle… Ateşin içine girmeden “havadan-karadan” nasıl destek verilebilir ki? Lütfen bunu yapmayın, bu konuyu bilenlere sorun. Yıllar önce basında sıkça yer alan konulardan biri de şuydu “çelik yelek yok, o yüzden askerler vuruluyor.” Tartışma büyünce çelik yelek giyme sorunluluğu çıktı. Ağır, hareketi engelleyen ve arazide kullanımı imkansız olan bu teçhizat yıllarca orada görev yapanların başına bela oldu. O çelik yeleği giydiği için yaralananlar, vurulanlar oldu. Şimdi depolarda çürüyor, kimse kullanmıyor. O tartışma da böyle başlamıştı… Yazdıklarımız, yanlış bile olsa halkı etkiliyor, unutmayın.

Herkes birazcık ekonomi bilir, çünkü geçimini sağlıyor, maaşını idare ediyor, gelirini giderini denkleştirmeye çabalıyor.
Herkesin bir siyasi fikri vardır, çünkü kitap, gazete okuyor, oy kullanıyor, günlük siyaseti takip ediyor.
Arabalar hakkında herkes bir şeyler bilir. Kimse Formüla-1 pilotu değildir ama trafikte araba sürüyordur. Makine mühendisi değildir ama, arabanın lastiğinin patladığını anlar.

Ama kaçınız terörle mücadelenin teorik ve fiili boyutuna gündelik hayatında yer veriyor? Yani sadece bilmek yetmiyor. O yüzden lütfen o kahramanları yargılamayın ve bir yorum yaparken bilmediğiniz konuda konuşmayın. Hatıralarına birazcık saygılı olun lütfen…

Mehmet Yiğittürk
Odatv.com
22.07.2011 15:02


http://www.odatv.com/n.php?n=13-sehit-o ... 2207111200
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Fethullah Gülen Terör Örgütü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir