Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Gülen, CIA ile İlişki İçinde

Burada Amerika'da yaşıyan, ve Amerika'nın uşaklığını yapan Fethullah Gülen hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz. Kendisi CIA'yla iç içedir ve resmen bir CIA elemanıdır.
Fethullah Gülen, İslam Dinimiz ve Türk Soyumuz gibi en büyük değerlerimizi kötüye kullanarak iyi niyetli halkımızı kandııyor ve Amerika'ya hizmet eden bir cemaat'e köle yapıyor.
Devletimiz içinde bu cemaat'ten olan ve Türkiye Cumhuriyetimizin geleceğini tehlikeye atan insanlarımıza bunu sormak istiyorum: "ALLAH AŞKINA, Amerika gibi şeytana tapan ve bizzat şeytanın askerleri olan bir devlet'e hizmet etmenin neresinde Müslümanlığımız vede Türklüğümüz vardır?". Bu sorunun cevabının çok net olmasıyla birlikte, insanlarımızdan ricam, Türkiye Cumhuriyeti'mizin Tam Bağımsızlığı için, LÜTFEN AMERİKA'YI VE FETHULLAH GÜLEN'İ BOYKOT EDİN VE LANETLEYİN!!!!!!!

Gülen, CIA ile İlişki İçinde

Mesajgönderen TurkmenCopur » 06 Haz 2011, 02:53

Gülen, CIA ile İlişki İçinde

ABD İçişleri Bakanlığı adına savunma yaparak Fethullah Gülen'in oturma izni başvurusunun reddedilmesini sağlayan savcıların gerekçeleri arasında şu cümleler var:

"Gülen hareketinin, yürüttüğü projelerin finansmanında kullanılan paraların büyüklüğü nedeniyle Suudi Arabistan, İran ve Türk hükümetleriyle gizli anlaşma içinde olduğu iddiaları dile getirilmektedir. CIA'in bu projelere finansal ortaklık ettiği şüpheleri bulunmaktadır."
Savcılık, Gülen'in sunduğu onlarca destek mektubundan hiçbirinin bir eğitimciden gelmediğine dikkat çekti JA

Gülen'e CIA Referans Mektubu Veren İsimler

Fethullah Gülen'in başvurduğu 1-140 vizesine hak kazandığını mahkemeye ispat etmek için çok sayıda siyasi ve akademisyenden aldığı referans mektubu dosyanın içinde bulunuyor.

Gülen'e referans veren isimler şöyle:

- George Fidas: CIA'in "dışa açılım ve analiz bölümü direktörlüğü" görevini yürüttü. Halen Karma Askeri İstihbarat Konseyi üyesi olan Fidas mektubunda, Gülen için "Ahlaki değerleri Allah'a iman ve şiddetli laik eğitimle birleştiriyor" yorumunu yaptı. Fidas halen George Washington Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde öğretim görevlisi. CIA'in Balkan politikaları uzmanı. Yunan asıllı. Joint Military Intelligence Council'de görevli.
- Graham Fuller: Eski Ulusal İstihbarat Konseyi Başkan Yardımcısı ve eski CIA Türkiye Masası şeflerinden olan Fuller, aynı zamanda RAND Corporation'ın danışmanı. Gülen için mektubunda, "Ülkedeki tartışmasız en büyük lider. Türkiye'de ve Müslüman dünyasında pek çok okul açtı" dedi.
- Morton Abramowitz: CIA ve DIA gibi ülkenin istihbarat konularından sorumlu eski Dışişleri Bakan Yardımcısı, ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi, halen Camegia Endovvment ve The Century Foundation üyesi. Gülen için yazdığı mektupta, "Gülen hareketinin kurucusu olarak Türkiye'de ve Asya'da eğitime büyük katkıları var" dedi.
- John Esposito: Profesör, Georgetown Üniversitesi Prens Al Walid Bin Tallal İslam-Hıristiyan Anlayış Bölümü Direktörü. Gülen ve Esposito birbirini yakından tanıyor ve ABD'nin küresel stratejisinde aynı eksende bulunuyorlar.
- John Obert Voli: Georgetown Üniversitesi İslam-Hıristiyan Anlayış Bölümü Başkanı ve İslam Tarihi Profesörü.
- Jill Carrol: Profesör Rica Üniversitesi "Boniuk Dini Hoşgörü Merkezi" Başkanı.
- Sherly E. Santos: Teksas Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı.
- Bernadette Andrea: Profesör Teksas Üniversitesi İngilizce, Klasikler ve Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi.
- Lynn Mitchell: Houston Üniversitesi Dini Çalışmalar Bölüm Direktörü.
- David B. Capes: Profesör. Houston Baptist Üniversitesi, Hıristiyanlık Çalışmaları ve Felsefe Bölümü Başkanı.
- Paul Barker: Profesör. El murths College, Teoloji Okulu Başkanı.
- Lawrence T. Geraty: La Sierr Üniversitesi Onursal Başkanı.
- Ralp ve Richard Lazarus, Da Eickelman: Dartmouth Üniversite Antropoloji Bölümü profesörleri.
- Rahip Thomas Michael: Ron Katolik Kilisesi İsa Peygamber Dinler arası Diyalog Sekreterliği rahibi Cizvit Tarikatı mensubu. Gülen'in Papa ile görüşmesine katılmıştı.
- Rahip Donald Senior: Katolik Teoloji Birliği Başkanı.
- Rahip Floyd Schoenhals: Evanjelist Kilisesi Arkansas-Oklahomasinodu.
- Rahip Terry Machias: California Üniversitesi Riverside Kampusu Rahibi.
- Rahip Loye Ashton: Tougal College Dini Çalışmalar Bölümü Başkanı.
- Aleksander Karlutsos: A??? Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu'nun yardımcısı. Mektubunda Gülen'den övgüyle söz ediyor.
- H. Ali Yurtsever: Washington Rumi Forum Başkanı. Forumu Gülen kurdurmuştur.
- Kemal Öksüz: Niagara Foundation (Niagara Vakfı) Başkanı. Vakfı Gülen kurdurmuştur.
- Yıldırım Akbulut: Eski Başbakan ve eski TBMM Başkanı.
- Mehmet Sağlam: Profesör, eski YÖK Başkanı ve Milli Eğitim Bakanı, AKP Kahramanmaraş Milletvekili.
- Ermin Başer: 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın danışmanı, Kayseri Erciyes Üniversitesi'nde öğretim görevlisi. Mektupta Gülen'in çalışmaları için "İslam'ın şiddetten uzaklaşması gerektiğini savundu" diye yazdı.
- Murat Saraylı: Eski Türkiye Genç İşadamları Derneği (TÜGİAD) Başkanı.
- Mustafa Akyol: Eski Adnan Hocacı, yeni Fethullahçı, Hürriyet, Daily News gazetesi yorum sayfaları yöneticisi, Taha Akyol'un oğlu.
Fidas, Fuller ve Abramowitz gibi üst düzey CIA uzmanlarının koşulsuz destekleri Gülen'in CIA ile ilişki içinde olduğunun bir başka göstergesi.

CIA Casusu George Haris İle İç İçe

Çeşitli ülkelerden akademisyenlerin katıldığı "Değişim Sürecinde İslam Dünyası: Gülen Hareketi'niı?0 katkıları" ana başlıklı uluslararası konferans 25-27 Ekim 2007 tarihlerinde Londra'da yapılmıştı. Konferans Lordlar Kamarası'nda düzenlenen açılış yemeği ile başladı. İkinci günü LSE'ye bağlı School Of Oriental Studies (SOAS) ve üçüncü günü London School Of Ecomonics (LSE) salonunda devam edildi.

Lordlar Kamarası'ndaki açılış yemeğine lordlar, bakanlar, milletvekilleri ve üst düzey bürokratların yanı sıra medya yöneticileri de katıldı. Yemekte Gülen hareketi ile ilgili sunumlar yapıldı ve bilgi verildi. Konferansta; "Anadolu Müslümanlığı ve Türkiye'nin yeniden tanımlanmasında Gülen Hareketi, "Gülen Hareketi, Sekülerleşme ve Demokrasi", "Avrupa İslamı, Kimlik ve Entegrasyon", "Gülen'in Düşüncelerinde ve Pratiğinde Sivillik ve Şiddet Karşıtlığı", "İslam Dünyasında Gülen Hareketi" başlıklı 48 tebliğ sunuldu.

Konferans; "Londra Sosyal Etütler Merkezi" ve Fethullahçı kuruluş Dialogue Society (Londra Diyalog Derneği) başkanı Dr. Ahmet Yılmaz, Lordlar Kamarası'nın Pakistan kökenli Müslüman üyesi Rotherdam Lordu, Nazır Ahmet ve Birmingham Üniversitesi, SOAS'a bağlı Londra Ortadoğu, İrlanda Ekümenik Üniversitesi ve Ortadoğu Enstitüsü birlikte düzenlendi.

Açılışta akademisyen ve gazetecilerden oluşan 150 kişilik bir topluluk yer aldı.

Konferansa, AKP Düzce Milletvekili Yaşar Yakış ile AKP Antalya Milletvekili Prof. Dr. Yusuf Ziya İrbeç, eski ANAP'lı Bakan Bülent Akarcalı, Prof. Doğu Ergil ve AKP'ye yakın gazeteciler Fehmi Koru, Ali Bayramoğlu, Nazlı Ilıcak, Nuray Başaran da Londra Diyalog Derneği ile Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın davetlisi olarak konferansa katıldı.

Londra Konferansına Katılanlar
Katılımcılar arasında şu isimler yer aldı:


- Prof. Eileen Barke (LSE, İngiltere)
- Prof. Henry Barkey (Leigh Üniversitesi, ABD)
- Prof. George Haris (Bilkent Üniversitesi, Türkiye)
- Prof. Alan Godlas (Georgia Üniversitesi, ABD)
- Prof. Abdel Halem (SOAS, İngiltere)
- Prof. Thomas Michael (Vatikan)
- Prof. Simon Robinson (Leeds Metropolitan Üniversitesi, İngiltere)
- Prof. David Thomas (Birmingham Üniversitesi, İngiltere)
- Prof. Paul YVeller (Derby Üniversitesi, İngiltere)
- Prof. Zeki Santoprak (John Carroll Üniversitesi, ABD)
- Dr. Colin Turner (Durham Üniversitesi, İngiltere)
- Dr. lan Williams (Birmingham City Üniversitesi, İngiltere) 2
- Dr. Asaf Hüseyin (Leicester Üniversitesi, İngiltere)
- Dr. İhsan Yılmaz (Londra Sosyal Etütler Merkezi, Diyalog Derneği, İngiltere)

Bilkent Üniversitesi'nden Türkiye adına konferansa katılan Prof George Harris bir CIA casusudur. Prof. Henry Barkey de bir CIA'ci.

"CIA" Fethullah Gülen hareketinin tam merkezinde mevzilenmiş durumda.
Konunun daha da vahim bir boyutu George Harris'in görev yaptığı ve onun adına katıldığı Bilkent Üniversitesi kurucusu ve sahibinin de derin dünya devletlerinin (CFR) gizli alt örgütü "Bilderberg" üyesi Profesör İhsan Doğramacı olmasıdır.

Tayyip Erdoğan ve Fethullah Cemaati Seçim İçin Uzlaştı

Tayyip Erdoğan, Davos efelenmesini Türkiye'deki yerel seçimlerde oylarını arttırmak için yaptı. Erdoğan, Davos zirvesinden iki gün önce, İstanbul'daki bir açılıştaki konuşmasında bunun işaretini verdi.

28 Ocak 2009 tarihli Hürriyet'te "Davos'ta Perez'e 'demokrasinin özelleştirilmesini' soracağım" başlığıyla yayımlanan haberde şu satırlara yer veriliyordu:

"Başbakan Erdoğan, yarın Davos'ta Gazze oturumunda bir araya geleceği İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'e 'Demokrasi ve barışın özelleştirilmesi' ile ilgili sözlerini soracağını söyledi. Erdoğan, 'Soracağım kendisine; demokrasinin özelleştirilmesini savunmuştunuz, herhalde bundan daha devletleştirilmiş demokrasi olmaz. Ruhunda otoriter, totaliter yapının olduğu barış özlemi olmaz. Bunun neresi özelleştirilecek' dedi. Erdoğan, partisinin dünkü meclis grubunda, İsrail'in Gazze saldırısına ilişkin tutumunu anlatırken, 'Eksen değiştiren değil, bulunduğu eksende kararlılıkla ilerleyen, haksızlık karşısında susmayan, haksızlığa ortak olmayan, ezberleri bozan, reformcu, cesur bir dış politika anlayışı izlediklerini' savundu... "
Davos'taki gösterisinin hesaplı kitaplı olduğunu bizzat Tayyip Erdoğan itiraf etmiştir!

Başbakan Türkiye'deki seçmene oltasını atarken, dışarıya başka bir mesaj verdi. Erdoğan, kendisine verdiği desteği bir süredir kesen Gülen hareketinden ve Başkan Obama'dan çok daha güçlü destek talep ediyordu.

Yüzde 47'nin Üzerinde Oy Almak, Hayat Memat Meselesi

Tayyip Erdoğan ve çevresinde palazlanan sermaye grupları için önümüzdeki yerel seçimlerde yüzde 47'nin üzerinde oy almak "hayat memat meselesi". Erdoğan ve ekibi, oy için her şeyi yapmaya hazır?:


Ergenekon tertibinde attıkları geri adımlar da "bu tertipten rahatsız olan kesimden de oy alabilir miyim" hesapları çerçevesinde değerlendirilmesi. Erdoğan iktidarının "demokrasi" şovuna şiddetle ihtiyacı var.
Ancak Tayyip Erdoğan ekibinin hareketlerini belirleyen asıl hesap şu: "Bizim için olmazsa olmaz destek, Fethullah cemaatinin desteğidir. Fethullah cemaati destek vermezse, yüzde 47'yi aşamayız."

Tayyip Erdoğan iktidarıyla Fethullah Gülen cemaati, aralarındaki savaşa ara verip yerel seçimler için uzlaştılar. Zira ikisinin de şu anda birbirine ihtiyacı var.

Fethullah Gülen İktidarı İstiyor

Evet, Fethullah Gülen cemaati ile AKP iktidarı bir süredir savaş halindeydiler. Savaşın başlangıcı ise Fethullah Gülen'in Türkiye'de iktidarı istemesidir. 22 Temmuz seçimlerinde verdiği destekle Tayyip Erdoğan'ı daha güçlü bir biçimde iktidara getiren Fethullah Gülen, Türkiye'deki koşulların uygun hale getirilmesini ve büyük nümayişle Türkiye'ye dönmeyi hesaplıyordu, ancak AKP iktidarı istenen koşulları sağlayamadı. Cemil Çiçek "Artık gelebilirsin" mesajı verdiyse de Fethullah Gülen, tutuklanmayacağının garantisini göremediği için dönmedi.

Tayyip Erdoğan ise ayağının altından kayan zeminin farkına vardı. Erdoğan, "yüzde 47'yle iktidar oldum, kendi kanatlarımla uçarım" demeye başladı.
Fethullah Gülen, iktidara taşınması öncesi ve taşındığı ilk günden itibaren AKP'ye maddi, manevi her türlü desteği vermişti. AKP iktidarının özellikle ilk dönemlerinde Fethullah hareketi, bu desteğin karşılığını da fazlasıyla gördü. Gülen kadroları İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü özel harekat, terörle mücadele, istihbarat ve iletişim bölümlerinin kilit kadrolarına, kilit illerin Emniyet müdürlüklerine, valilik ve emniyet amirliği makamlarına getirildiler. Bu sürecin sonunda Gülen hareketi, bugün Türkiye'nin güçlü bir "istihbarat örgütü" haline geldi.
Tayyip Erdoğan, başbakan olduktan sonra, Türkiye'de ve yurtdışında Gülen hareketine mensup sermaye gruplarına, medya gruplarına büyük mali ekonomik destek sağlanmıştı.

Tayyip Erdoğan - Fethullah Gülen arasındaki pürüzsüz işbirliği beş yıl sürdü.
1999 Mart'ından beri Amerika'ya karargah kurup, on yılda Vatikan'ın yönettiği iki katı sermayeye20* hükmeder duruma gelen Fethullah Gülen, Türkiye'de iktidarı istiyordu artık.

Eşbaşkan'dan Gülen'e Kıskaç Harekâtı

Soros'un renkli darbelerinin ardından Rusya, Özbekistan, Kırgızistan ve Azerbaycan, Soros ofislerinin yanı sıra Fethullah örgütlenmesine karşı okullarını kapatma, ülkeden atma, faaliyetlerini sınırlama operasyonları düzenledi. Fethullah Gülen bölge çapında güç kaybederken Tayyip Erdoğan iktidarı, Gülen hareketine hiçbir destek vermedi. Fethullah sermayesinin ve okullarının yeniden palazlanması için ivedi ve etkin girişimlerde bulunmadı.

Yine Ortadoğu petrollerinden ve enerji hatlarından pay alma yarışında Erdoğan ekibi, Fethullahçılar yerine Kürtlerle ve İsrail'le işbirliğini tercih etti.
22 Temmuz seçimlerinden sonra Tayyip Erdoğan, seçim öncesi vaat ettiği Milli Eğitim bakanlığını da Fethullahçılara vermedi.
İşte bu gelişmeler, Fethullah-Tayyip savaşını fitillemişti. Türkiye'de yerel seçimler yaklaşırken, her iki taraf durdu ve bir hesap yaptı.

Amerika'nın da yönlendirmesiyle şunu bilince çıkardılar:

Birbirlerine bir süre daha ihtiyaçlan vardı. Bu noktada şu saptamayı da yapmamız gerekiyor: Erdoğan iktidarına karşı savaşı başlatan da sulh teklif eden de Fethullah Gülen olmuştur.

Fethullah Cemaatinde İmamların İktidar Çatışması

Fethullah Gülen, kendi eliyle yetiştirdiği elli baş imamla dünya çapındaki örgütlenmesini başlatmıştı. Bunların her biri, kendisine bağlı elli imam yetiştirdi. 2500 imamla Gülen cemaati bugünkü gücüne kavuştu, ancak daha sonra Gülen okullarında yetiştirilen elemanlar, Amerikan ve Avrupa üniversitelerinde üst düzey eğitimlerden geçirildiler, mastır ve doktora derecelerine yükseldiler. Bugün Gülen hareketi içinde üst düzey eğitimden geçmiş imamlarla eski imamlar arasında çetin bir iktidar mücadelesi yaşanıyor.
Fethullah Gülen, dünyada 100'e yakın ülkede 300'den fazla Gülen okulunda 60 bin, Türkiye'deki okullarda ise 300 bine yakın öğrenciye eğitim veriyor.

Fethullah Gülen, 15 Yıl İçinde TSK'yı Ele Geçirmeyi Planlıyor

Fethullah Gülen'in cesaretini kıran, TSK içine sızma harekatını tamamlamamış olmasıdır. Bugünkü koşullarda TSK'nın Gülen iktidara gelse bile bunu uzun süre idame ettiremeyeceğini, Türkiye'de bir iç savaş çıkabileceğini hesap etti (Bunu, Fethullah Gülen'in Türkiye uzmanlarından Hakan Yavuz?05 İngiltere'de basılan son kitabında ifade etmiştir). TSK'yi ele geçirmeden iktidarı sağlam bir biçimde ele geçilmeyeceklerdi. Fethullah Gülen'in hesabına göre TSK'yi ele geçirmek için öngördüğü süre on beş yıldır.

Yine Fethuliahçıların hesabına göre, iktidar kanallarını ele geçirmek için uyguladıkları "sızma harekatını" ancak AKP iktidarı altında sürdürebileceklerdir. AKP'nin iktidardan düşmesi, Fethullahçılara göre yaklaşan iktidarı, Fethullah'a zaman kazandırmaktadır. O halde Tayyip'i kullanmaya devam!

ABD Bu Projenin Neresinde?

ABD hem Fethullah'ın hem Tayyip'in arkasında. ABD de Tayyip'le yol almak zorunda. Bütün anlaşmaları yapmış, Tayyip'i kendisine bağlamış durumda. Yerel seçimlerde yüzde 47'nin üzerinde oy almış bir AKP iktidarı, Ortadoğu ve Afganistan projelerinde Obama'nın elini güçlendirecek. Obama "yap" diyecek, Tayyip yapacak!

Başbakan Erdoğan, Davos çıkışını yaparken, BOP Eşbaşkanı olarak kendisine verilen yükümlülükleri hayata geçirmek zorunda olduğunu görüyor. Başkan Obama'nın, kendisinden yükümlülüklerini yerine getirmesini ısrarla talep edeceğini, aksi halde iktidarının ve BOP Eşbaşkanlığının sonlandırılacağını biliyor. Önümüzdeki yerel seçimlerde yüzde 47'nin üzerinde bir oy almayı, iktidarını sağlamlaştırmayı, BOP Eşbaşkanlığının gereklerini yerine getirmek için şart görüyor.

Fethullah'ın Giremediği Tek İktidar Kanalı TSK

Fethullah'ın iktidarı ele geçirme stratejisi, Gramschi'nin "cepheleri ele geçirme" (sızma) stratejisidir: Milli eğitime, emniyete, adalete ve TSK'ya sızarak ele geçirmek! Fethullah her yere sızdı, ama TSK'ya sızamadı. Sızdıkça, Genelkurmay yakalayıp attı. Fethullah Gülen, kendi generallerini yetiştirip Türk Silahlı Kuvvetleri'nin komuta kademesini ele geçirmeden Türkiye'de iktidar olamayacağını anladı. Ordu içine daha önce sızmış Fethullahçı kadrolar, yüzbaşı, binbaşı rütbesindeler; yarbay seviyesinden yukarı çıkamadılar. Fethullah'ın hesabına göre, bunlar 15 yıl içinde generaller olarak TSK'nın kilit noktalarına gelebilecekler. İşle o zaman TSK içinden yıkıma uğratılarak iktidara el konulacak! Bu süreçte Ergenekon tertibiyle müstakbel Fethullahçı generaller gözden uzak tutulacak, yaratılaı?1 kargaşada TSK içine daha yoğun sızmalar gerçekleştirilecek!

Rusya, Fethullah'ı Bir Kalemde Sildi

Fethullah Gülen'in Türkiye'ye dönüş ve iktidarı ele geçirme planını ertelemesinde, şu saptamaların etkisi olmuştur: Orduyu ele geçirememişsen, her yere sızmış olsan bile iktidar olamazsın.

Şunu da belirtmek gerekir ki Fethullah Gülen'in milli eğitim, adalet ve hatta emniyet içindeki gücü bile belli başlı kilit noktaları ele geçirmekten ibaret. Fethullahçı örgütün Türkiye'deki asıl gücü, CIA ve MOSSAD desteğinde Türkiye'de kurduğu istihbarat ağıdır.
Fethullah hareketi, yine Amerika'nın desteğinde ve mafyayla işbirliği yaparak; eğitim, finans ve emlak alanında, dünya çapında bir terörist oluşturdu. Bu büyük gücü, Rusya ve Bağımsız Devletler Topluluğu'nun bir kalemde, ama kararlı bir hareketle silebildiğini de unutmayalım!
Okullar, Fethullah'ın hem para kaynağıdır hem uluslararası sermayeyle iş bağlama, hem istihbarat merkezleri. Rusya ve Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerindeki imamlar, şimdi ticaret yoluyla aralardaki varlıklarını sürdürmeye çalışıyorlar.

BOP; Çökmedi, Büyüdü

Önce, 25 Kasım 2008'de Graham Fuller BBC'nin Türkçe servisine verdiği röportajda: "ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) bir felakete dönüşmüştür, bu projeye katılmak Türkiye'nin idam fermanını imzalaması anlamına gelir. İki ülke artık bölgede ortak bir amacı paylaşmıyor. Türkiye Kürt sorununun rehini olarak kalırsa bölgede güç de olamaz. Mutsuz bir Diyarbakır Ankara'yı bölgede güçsüz hale getiriyor" demişti. Fuller'den bir ay kadar sonra Fransız Le Monde gazetesine konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Başdanışmanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, Büyük Ortadoğu Projesi'nin çöktüğünü belirtti ve bölgesel sorunların çözümü için tüm oyuncuların kendilerini sürecin bir parçası olduğunu hissedeceği "kapsayıcı" bir yaklaşım gerektiğini savundu. Davutoğlu, bu çerçevede Hamas ve Taliban'la görüşmeler yapılmasından yana olduğunu, İran'ı "şer ekseni" içinde ilan etmek yerine, istikrar ekseni içinde ilan etmek ve çatışma söylemlerinden kaçınmak gerektiğini söyledi.

BOP'un Gizli Amaçları

BOP'un gizli ve açık olmak üzere 2 tür amacı bulunuyor. BOP'un çöküp çökmediğini irdelemek için bunlara göz atmak gerekiyor. 21

BOP'un "gizli amaçları":

1. Petrol, doğalgaz ve yer altı madenlerinin ve bunların dünyaya ikmal akış yollarının denetim altına
alınması ve denetim altında tutulması,
2. Başta Türkiye ve Irak olmak üzere BOP'a dahil 24 ülkenin sınırlarının ve rejimlerinin
değiştirilmesi,
3. İsrail devletinin yaşatılması ve güvenliğinin garantiye alınması,
4. Ortadoğu coğrafyasındaki ülkelerin kapitalist ekonomiye geçmelerinin sağlanması,
5. Türkiye'nin Avrasya ülkeleri ile işbirliğine girmesinin önlenmesi,
6. Çin'in ekonomik gelişmesinin ve süper güç olmasının önlenmesi,
7. Amerikan ekonomisinin dibe çökmesinin önlenmesi,
8. Batılı ülkelerin ittifakının önlenmesi. BOP'un, "açık amaçları"

1. Etnik çatışmaların önlenmesi,
2. Din ve mezhep çatışmalarının önlenmesi,
3. Terörün önlenmesi,
4. Sınır anlaşmazlıklarının önlenmesi,
5. İnsan hakları ihlallerinin önlenmesi,
6. Demokrasinin yerleştirilmesi,
7. Sabotaj ve organize suçların önlenmesi,
8. Kitle imha silahlanılın (İsrail dahil) yoğunlaşmasının önlenmesi,
9. Kitlesel göç hareketlerinin önlenmesi.

Gerçekten BOP çökmüşse ABD'nin BOP ile ilgili gizli ve açık amaçlarının tümünden vazgeçmiş olması gerekir. Halbuki amaçlarla ilgili maddeler tek tek incelendiğinde, ABD'nin bunların hiçbirinden vazgeçmediği çok açık olarak görülecektir.

ABD, Taliban'la Zaten Görüşüyor

Başkan Clinton Yönetimi'nin Taliban'a gizlice arka çıktığı, hatta CIA'nin onlara üst düzey brifingler verdiği gerçeği Amerika'da da neredeyse hiç bilinmiyor.

Afganistan'dan geçen petrol boru hattının yapımında Taliban, petrol devi UNICAL'ın gizli ortağıydı. Clinton Yönetimi'nden bir yetkiliye Taliban'ın kadınlara zulmettiği hatırlatıldığında "Bu gerçekle yaşayabiliriz" diye cevap vermişti.

Daha Clinton döneminde başlayan Taliban-ABD görüşmelerinin kesildiği ve Başkan Bush Yönetimi döneminde de devam edilmediği sanılmasın. Görüşmelerin devam ettiği ve önemli gelişmelerin sağlandığı biliniyor.

VVashington'daki Heritage Vakfı'nın Ekim 2008 başında düzenlediği toplantıda konuşan ABD Merkezi Kuvvetler Komutanı Orgeneral David Petraus, Afganistan'da Taliban içinde hükümet ile uzlaşmaya niyetli olan insanlar varsa, görüşmelerin kötüye giden bazı bölgeler için olumlu adın?1< olacağını söylemişti. Petraus, "Önemli olan bunun Afgan hükümetinin ve Devlet Başkanı Karzai'nin tam desteği ve koordinasyon içinde yapılmasıdır" diye konuştu. Uzlaşmaya yakın militanlarla görüşmelerin şiddeti azaltabileceğini savunan Petraus, "Düşmanlarımızla konuşmamız gerektiğine inanıyorum" dedi.

Afganistan'daki İngiliz birliklerinin komutanı General Mark Carleton-Smith'in Taliban ile görüşmelerin olumlu olacağı yönündeki açıklamalarına da değinen Petraus, İngiltere'nin düşmanlarıyla görüşme deneyiminin Irak'ta şiddeti düşürdüğünü savundu.

Ekim 2008'de NATO üyesi ülkelerin savunma bakanlarının gayri resmi toplantısı için bulunduğu Budapeşte'de açıklamalarda bulunan ABD Savunma Bakanı Robert Gates de Afganistan Hükümeti'nin savaşı sona erdirmek için müzakere yapma peşine düşmesi durumunda, ülkesinin Taliban ile uzlaşacağını söyledi.
Petraus, Smith ve Gates'in bu açıklamaları Taliban'la görüşmelerin devam ettiğini kanıtlamaya yetmiyor mu?

Standart Yalancılar!

Sürekli olarak Hamas'ın İsrail'i yok etmeye ant içmiş olduğu söyleniyor! New York Times, Associated Pres, Boston Globe... Herhangi birini seçin. Bu yolu standart bir yalancı olarak kullanıyorlar ve bu yanlış. Hamas'ın on yıldır ateşkes çağrısı yaptığını kimse yazmadı. Bundan da önemlisi, İsrail gerçeğinin tarihsel ideolojisinin değişmesine maruz kaldığı bilinmiyor. İsrail'in Filistin'i yok etmeye kendini adaması tarif edilemeyecek derecede korkunç bir şey.LAA Obama, askeri kuvvetlerinin Irak'tan çekilmesi gündeme geldiğinde, "İran ve Suriye gibi uzun vadedeki düşmanlarımıza karşı orduyu savaşa sürmemeliyiz" diye yazmıştı. Bu açıklaması onun İran'ı istikrar ekseni içinde görmekte olduğunun kanıtı değil midir?

ABD; Türkiye dışında Hamas, Taliban ve İran'la da görüşmelerini sürdürüyor. Türkiye'ye de BOP Eşbaşkanlığı kapsamında "Yönlendirilir ortak ve icraatçı" rolünü icra ettiriyor. Davutoğlu, BOP'un Başkan Bush'un projesi olduğunu, Bush'un gidişiyle projenin çökeceğini düşündüğü için, Fuller ile birlikte BOP'un çöktüğünü ilan ediyor. BOP, ne Bush'un ne de Obama'mn projesidir. Proje'nin Dış İlişkiler Konseyi'nin (CFR) projesi olduğunu Davutoğlu artık anlamalıdır.

Kaynakça
Kitap: Açılım Kıskacı
Yazar: Erol Bilbilik
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Fethullah Gülen Terör Örgütü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron