Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Ilımlı İslam: Bush Yönetimi, Powell, Fethullah Gülen

ve Mehmet Aydın, Kemal Derviş

Burada Amerika'da yaşıyan, ve Amerika'nın uşaklığını yapan Fethullah Gülen hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz. Kendisi CIA'yla iç içedir ve resmen bir CIA elemanıdır.
Fethullah Gülen, İslam Dinimiz ve Türk Soyumuz gibi en büyük değerlerimizi kötüye kullanarak iyi niyetli halkımızı kandııyor ve Amerika'ya hizmet eden bir cemaat'e köle yapıyor.
Devletimiz içinde bu cemaat'ten olan ve Türkiye Cumhuriyetimizin geleceğini tehlikeye atan insanlarımıza bunu sormak istiyorum: "ALLAH AŞKINA, Amerika gibi şeytana tapan ve bizzat şeytanın askerleri olan bir devlet'e hizmet etmenin neresinde Müslümanlığımız vede Türklüğümüz vardır?". Bu sorunun cevabının çok net olmasıyla birlikte, insanlarımızdan ricam, Türkiye Cumhuriyeti'mizin Tam Bağımsızlığı için, LÜTFEN AMERİKA'YI VE FETHULLAH GÜLEN'İ BOYKOT EDİN VE LANETLEYİN!!!!!!!

Ilımlı İslam: Bush Yönetimi, Powell, Fethullah Gülen

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Kas 2010, 19:12

ILIMLI İSLAM

Bush Yönetimi, Irak savaşının başlangıcından beri Türkiye'nin sürekli 'Ilımlı İslam'la yönetilen bir cumhuriyet olduğunu vurguluyordu. İslam ve demokrasi kavramları bir araya getirilerek, öteki Müslüman ülkelere Türkiye örnek gösteriliyordu.

Irak'ta güvenliği sağlayamayan Bush Yönetimi , doğmamış çocuğa don biçiyordu. Bu tipik bir Amerikan taktiğiydi. Amerikalılar, işleri düştüğü zaman hükümetlerin eğilimine göre, açıklamalar yapardı. Daha önce 'laik' bir cumhuriyet olarak Türkiye'yi örnek gösteren Amerika, durum değişince bu kez de 'Ilımlı İslam' kavramını ortaya atıyordu. Hatta daha da ileri giderek, Türkiye'yi İslam Cumhuriyeti olarak tanımlıyordu.

Amerikalılar, 1980'li yılların başından beri Türkiye'deki İslamcı faaliyetleri yakından izliyordu. 1989 yılında Tercüman Gazetesi'nin Washington temsilciliğini yaparken, RAND Corporation adlı düşünce kuruluşunun "The Prospects for Islamic Fundamentalizm in Turkey", "Türkiye'de İslam Köktenciliğinin Geleceği" başlıklı bir rapor ele geçirmiştim. Yazı dizisi yapılan rapor daha sonra kitap haline getirildi. Rapor hala Washington'un Türkiye'deki İslama bakışını anlamak açısından iyi bir yol gösterici.

80 sayfalık raporu, CIA'in eski Türkiye Bölge Sorumlusu Graham Fuller başkanlığında bir ekip Pentagon için hazırlamıştı. Raporu hazırlayanlar arasında ilginç bir isim vardı. Profesör Sabri Sayarı, sonraları Rand'den ayrıldı, Washington'da Türk Araştırmaları Enstitüsü'nün başına getirildi. Raporun, Amerikan çıkarlarını en iyi şekilde koruyacak politik seçeneklerin yer aldığı bölümünde, "ABD politikalarını çizerken, Türkiye'nin laik hükümet biçimini desteklemekle 146 İslamcı güçlerle açıkça yüzleşmekten kaçınmak arasındaki ince yolda yürümelidir" cümlesi hala ilgimi çeker. Aradan geçen yıllar içinde Amerikalılar bu görüşü ne kadar uyguladı tartışılır.

Ancak Türkiye'deki İslamın rolü konusunda Amerikalılar uzmanlık seviyesinde çalışmalar yaptı. Rapordaki tavsiyeye uyarak, Türkiye'deki İslami hareketin üyeleriyle resmi ya da resmi olmayan temaslarda bulundular. Örneğin Fethullah Gülen'le yakın temas kurdular.

Kaynakça
Kitap: Washington'da Akrobasi
Yazar: Yılmaz Polat
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ILIMLI İSLAM: Bush Yönetimi, Powell, Fethullah Gülen

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Kas 2010, 19:14

POWELL

Amerikalı politikacıların Türkiye'deki uzmanlık alanlarından biri de İslam oldu. Dışişleri Bakanı Colin Powell, Alman ZDF Televizyonuna yaptığı açıklamada, Türkiye'yi İslam Cumhuriyeti olarak Pakistan'la aynı kategoride değerlendirdi. Powell, Irak'ın demokratik bir İslam devleti olmasını beklediklerini söyledi. Powell, "İslamın demokrasi ile birarada varolamayacağını gösteren bir neden yok. Bu, bizim benimsemediğimiz bir yargı. Neden Türkiye gibi bir İslam ülkesi, Türkiye'deki gibi bir demokrasi olmasın" dedi. Powell'ın sözlerine AKP Hükümeti'nden bir tepki gelmedi. Bir kaç gün sonra Washington'da Amerikan-Türk Konseyi'nin yıllık toplantısı yapıldı. Toplantıda, Türkiye'nin Washington Büyükelçisi Faruk Loğoğlu, Amerikalıların Türkiye'ye ılımlı İslam yakıştırmasına sert tepki gösterdi.

Büyükelçi Loğoğlu, yaptığı konuşmada, şunları söyledi:

"Türkiye Cumhuriyeti demokratik ve laik bir devlettir. Devlet ile din arasında kesin bir ayrım vardır. Türk Anayasası'nın hiçbir yerinde belirli bir dine atıf yapılmaz. Türkiye'de yasalar sadece laik temellere dayanır. Din, Türkiye'de yasaların kaynağını oluşturmaz.

Bunun sonucu, inançları ne olursa olsun bütün Türk vatandaşları aynı yasalara tabidirler. Özetlemek gerekirse, Türkiye demokratik ve laik bir devlettir." Türk kamuoyunun Powell'ın sözlerine tepkisi Washington'u biraz olsun yola getirdi.

Powell, CNN televizyonunda Larry King'in programında, sözlerini düzeltmek zorunda kaldı:

"Müslüman ülkeler pekâlâ demokrasi ile yönetilebilirler. Türkiye'ye bakın; laik bir ülke. Çok çok laik bir sistemi var, ama aynı zamanda Müslüman bir ülke." Türkiye'nin ılımlı İslam olduğunu savunan sadece Powell değildi. Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu da Amerikalılarla aynı görüşteydi. Bardakoğlu, Utah Üniversitesi'nde bir panel için Amerika'ya geldi. Burada bir konuşma yaptıktan sonra Washington'a geçti.

Diyanet İşleri Başkanı, Beyaz Saray ve Dışişleri Bakanlığı'nda görüşmeler yaptığını söyledi. Ali Bardakoğlu'na göre, Amerikalılar, ılımlı İslam projesi için kendisinden yardım istedi. Bardakoğlu da destek vermeye hazır olduğunu söyledi. Diyanet İşleri Başkanı, Diyanetin somut projeler üreteceğini de söyledi. Böylece Amerikalılar da Türkiye'nin 'Ilımlı İslam' örneğini İslam Dünyasına pazarlayacaktı. Peki Bush Yönetimi neden Türkiye'de laik kesimi değil de ılımlı İslamcıları kendine ittifak olarak seçti? Powell'ın gaf yapması mümkün mü? Aslında değil. Amerikan Dışişleri Bakanı son derece dikkatli biridir. Genelkurmay Başkanlığı görevinden bu yana Türkiye'yle yakın işbirliği içinde olmuştur. Dolayısıyla Türkiye'nin nasıl yönetildiğini iyi bilir. O halde geriye bir olasılık kalıyor. O da Washington'un ekonomik modelden sonra Türkiye'yi bölgede İslami model olarak da seçmesi.

Amerikalıların İslam Dünyasıyla ilgili çok sayıda çalışması var. Bunların çoğu gizli değil. Hatta CIA bile çalışmalarının bir bölümünü kamuoyuna açıklıyor. Bir çoğunu internet sayfalarında görmek mümkün. CIA'ın son çıkan raporlarından birinde İslam Dünyası 4 başlıkta inceleniyor.

-Köktendinciler,
-Tutucular,
-Ilımlılar,
-Laikler.

Bu sıralamada Bush Yönetimi öncelikle 'Ilımlı İslamcıları' destekliyor. Eğer ülkedeki durum farklıysa kökten-dincilere karşı tutuculardan yana tavır koyuyor. Laikler ise duruma göre destekleniyor. CIA göre, Türkiye'de El Kaide ve Kaplancılar gibi kökten dinciler de var. Kemalistler laik kesimi oluşturuyor ama onlar da Amerika'ya çok yakın değiller. Bu durumda en iyi ittifak ılımlı İslamcılarla yapılabilir. AKP Hükümeti, buna en güzel örnek. İktidarın desteklenmesi gerekir. Bush yönetiminin Türkiye'deki İslama bakışı özetle böyleydi.

FETHULLAH GÜLEN

Bush Yönetimi, 11 Eylül trajedisinden sonra ülkedeki dini liderlerin çoğunu ya sorguya çekti ya da göz altına aldı. Amerikalıların hiç dokunmadığı dini liderlerden biri de Fethullah Gülen oldu. Hakkında "Türkiye'ye iade ediliyor" gibi bir çok dedikodu çıkartıldı, ama hiç birisi doğrulanmadı. Amerikalılar, istedikleri anda sınır dışı edebilecekleri Fethullah Gülen'e hiç dokunmadı. Gülen'in de Amerikalılardan bir şikayeti duyulmadı. CIA raporlarına göre, Gülen ılımlı İslamcıydı, İslamda reform ve modernleşmeden yanaydı.

Fethulah Gülen'in onursal başkanlığını yaptığı 'Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı' 19-20 Nisan 2004 tarihinde Washington'da bir konferans düzenledi. Abant Platformu başlıklı konferansa Türkiye'den bakanlar, milletvekilleri, bilim adamları ve gazeteciler katıldı. Konferansı düzenleyenlerin on binlerce dolar harcadığı hemen belli oluyordu.

Fethullah Gülen, toplantıya bir mesaj gönderdi ve sağlık sorunu nedeniyle katılamadığını bildirirken şöyle dedi:

"Çoğunluğunu Müslümanların teşkil ettiği bir ülke olarak, anayasasında yer alan laik, demokratik bir sosyal hukuk devleti olma gayesine Türkiye'nin ne ölçüde ulaştığını, eksik kalan noktalar varsa bunların nasıl telafi edilebileceğini birbirinden değerli Türk ve Amerikalı aydınların en güzel şekilde tahlil edeceklerine kanaatim tamdır. İslam coğrafyası son bir kaç asırdır ciddi bir kriz yaşamaktadır. Ayrıca dünyada artan siyasi, ideolojik ve dini kutuplaşmalar, maalesef son zamanlarda uluslararası barış ve güvenliği de tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. Türkiye tecrübesi krizden çıkış adına halihazırda önemli fırsatlar ve dersler sunmaktadır ve haddizatında daha fazlasını da sunabilir.

Atatürk'ün muasır medeniyet ve yurtta sulh, cihanda sulh hedeflerine kenetlenmiş iç ve dış sorunlarını çözerek uluslararası camiayla daha fazla entegre olmuş, komşularıyla barışık, Avrupa Birliği'yle bütünleşmiş, ABD ile dostluğunu pekiştirmiş, NATO'da yerini muhkemleştirmiş, demokrasi, laiklik ve İslam'ın en güzel yorumlarıyla taçlanmış bir Türkiye, medeniyetler arasında köprü kurmaya daha iyi namzet teşkil edecektir."

MEHMET AYDIN

Gülen'in mesajının okunmasından sonra ilk konuşmayı Devlet Bakanı Mehmet Aydın yaptı. Aydın, 'Laiklik ve din hayatın içinde birarada var olabilir, ama devlet mekanizmasında değil' dedi. Aydın'ın sözleri üzerine, salonda bulunan CIA'ciler birbirine baktı. AKP ne iktidar öncesinde ne sonrasında, Amerikalılar tarafından, muhafazakar demokrat olarak nitelenmedi. AKP seçimi kazandığı zaman Amerikan basını bile haberlerini "Türkiye'de iktidara İslamcı bir parti geldi" diye vermişti. Devlet Bakanı, Türkiye'nin Ortadoğu ülkelerine model olup olmayacağı yolundaki bir soruya karşılık, tüm İslam ülkelerine elma şekeri dağıttı.

Bakana göre, Türkiye eşsiz bir örnek olabilirdi ama bölgede Mısır ve İran da vardı. Bu ülkeler kendi tarih ve kültürel koşulları çerçevesinde eşsiz birer örnekti ve içlerinde farklı unsurlar taşıyorlardı. Aydın'a, Fethullah Gülen'in ateistlerle teröristleri bir tutan sözleri hatırlatıldı. Mehmet Aydın, bunları okuyacak zamanı olmadığını söyledi, Gülen' i yakından tanıdığı için böyle konuşmasının kendisini şaşırtacağını bildirdi. "Eğer dediyse kendisiyle tamamen farklı fikirdeyim. Teröristlerle karşılaştırmazsınız."

Devlet Bakanına ilginç bir soru da Amerikalı bir bayandan geldi. Türkiye'de bazı yerlerde alkol satışının dini inançlara aykırı olduğu için mi yasaklandığı soruldu. Bakan, böyle bir şey olmadığını söyledi.

KEMAL DERVİŞ

Washington'da yedincisi yapılan Abant Platformu'nda en ilginç konuşmacılardan biri de Kemal Derviş idi. CHP İstanbul Milletvekili Derviş, Johns Hopkins Üniversitesi İleri Uluslararası Etüdler Merkezi'ndeki toplantının ikinci gününde yaptığı konuşmada, Washington'da başka bir iş için bulunduğu sırada gelen davet üzerine bu toplantılara katıldığını söyledi. Bu açıklama çok gerçekçi değildi. Çünkü, toplantılar aylar öncesi organize edilmişti. Program 3-5 günde yapılacak gibi değildi. Toplantılara geniş katılım vardı. Dolayısıyla, "Derviş de Washington'daymış onu da davet edelim" gibi bir varsayım doğru değildi. Kemal Derviş, Irak savaşından sonra Washington'daki şahin dostlarıyla arası açılmıştı. Dünya Bankası'ndan ayrılıp Ecevit Hükümetine giderken Washington'un desteğini arkasına alan Derviş, bu kez eski dostlarını eleştirdi. Derviş, neocon yeni-muhafazakarların Türkiye'nin AB üyeliğine ihtiyacı olmadığı, Amerika'yla ilişkilerini daha fazla geliştirmesi gerektiği yönündeki görüşe karşı çıktı. Bu görüşün sahibi eski Savunma Bakan yardımcılarından Richard Perle idi.

Derviş, Amerikan tarafının bu isteksizliğini açığa kavuşturmasını istedi, "ABD kısa vadeli taktik yaklaşımlar izlememeli" dedi. Derviş, şunları söyledi:

"AB dışında kalmış bir Türkiye, kendi kendine Ortadoğu'ya mesaj olamaz. Türkiye, AB çerçevesi içinde olmalı. Bunu, Amerikalı dostlarımızın da anlaması lazım. Biz hem Türk, hem Müslüman olarak Avrupa'da olmak istiyoruz." Kemal Derviş, eski dostlarına Büyük Ortadoğu Projesine de sıcak bakmadığı mesajını verdi. Fener Rum Patriği Bartholomeos da bir mesaj gönderdi. Patrik, İstanbul'daki terörist saldırılardan sonra Başbakan Erdoğan'ın İslam ile terörizmin aynı cümlede anılmasına dayanamadığı yolundaki sözlerinin, son dönemde Avrupa ve Türkiye'de İslam konusunda meydana gelen derin değişiklikleri yansıttığını söyledi. Bartholomeos, Türkiye'nin geleneksel Türk Müslüman değerleri ve laiklik arasında uyum sağlayan eşsiz bir örnek olduğunu anlattı, Türk modelinin İslam ve modern dünyanın birleştirilmesine duyulan ihtiyacı gösterdiğini kaydetti.
Bartholomeos, Fethullah Gülen'e övgüler yağdırdı, Gülen'in 10 yıldan fazla zamandır kendisine inananları, İslam ve bütün diğer dinler arasında diyaloğun gerekliliği konusunda eğittiğini söyledi.

Fener Patriği de "Türk tipi İslam modeli" tanımlamasını kullanarak, Türk modelinin Avrupa Birliğine entegrasyonunun Batı ve İslam dünyası arasındaki işbirliği için güçlü sembolik bir örnek teşkil edeceğini anlattı, şöyle dedi:

"Bugün önümüzde büyük bir zorluk var. Doğu ile batı, Müslüman ile Hıristiyan, bütün dinler, bütün medeniyetler, bütün kültürler arasındaki duvarı gerçek anlamda yıkmak, köprü kurmak ve insanlığımızı, ortak değerlerimizi tanımak. Bu, Tanrı'nın dünya modelidir. Belirlenen zamanda Tanrı'nın krallığına ulaşmak için, bu yolculuğa birlikte, doğu ve batı, kuzey ve güney olarak devam etmeliyiz."

Fener Patriği Abant Platformu'na gönderdiği mesajını Patrikhane'nin 'Ekümenik' başlıklı resmi antetli kağıdına yazdı. Bartholomeos'un 4 sayfalık mesajı İstanbul'dan Washington'a fakslandı. Fener Patriği Gülen ve çevresinden Ekümenik destek aldığı için memnundu.

Washington'daki iki günlük Abant Platformu'na katılanlar arasında, Zeki Sarıtoprak adında ilginç bir İslam profesörü vardı. Sarıtoprak'ın, hakkındaki davalar nedeniyle Türkiye'ye giremediği söyleniyordu. Sarıtoprak'ın tanıtıldığı broşürde John Carroll Üniversitesinde İslam dersi verdiği yazıyordu. Ohio'da bulunan üniversite, Katolik papazlara aitti. Sarıtoprak'ın Washington'da başka anıları da vardı. Washington'da bir Mevlevi gösterisinde, şimşekleri üzerine çekmesiyle tanındı. Zeki Sarıtoprak, dervişlerin gösterisi başlamadan sahneye çıktı. Herkes göstericileri tanıtacağını umarken Sarıtoprak, Fetullah Gülen'i Mevlana'ya benzeten bir konuşma yaptı. Sarıtoprak'ın Gülen' i modern Mevlana gibi takdim etmesi salonda homurtulara yol açtı ve seyirciler Sarıtoprak'tan sahneyi terketmesini istedi. Abant Platformunun Washington'daki sekizinci toplantısına, Türkiye'den Şahin Alpay, Ruşen Çakır, Hüseyin Gülerce, Cengiz Çandar, Fehmi Koru ve Cüneyt Ülsever gibi gazeteciler katıldı. Konferansa Amerikan medyası ilgi göstermedi.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Fethullah Gülen Terör Örgütü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir