Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Şerefsiz Graham Fuller: "Kemalizmi terk et, Fetullahçı ol"

Akp'nin destekçisi Şerefsiz Graham Fuller'in açıklamaları

Burada Amerika'da yaşıyan, ve Amerika'nın uşaklığını yapan Fethullah Gülen hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz. Kendisi CIA'yla iç içedir ve resmen bir CIA elemanıdır.
Fethullah Gülen, İslam Dinimiz ve Türk Soyumuz gibi en büyük değerlerimizi kötüye kullanarak iyi niyetli halkımızı kandııyor ve Amerika'ya hizmet eden bir cemaat'e köle yapıyor.
Devletimiz içinde bu cemaat'ten olan ve Türkiye Cumhuriyetimizin geleceğini tehlikeye atan insanlarımıza bunu sormak istiyorum: "ALLAH AŞKINA, Amerika gibi şeytana tapan ve bizzat şeytanın askerleri olan bir devlet'e hizmet etmenin neresinde Müslümanlığımız vede Türklüğümüz vardır?". Bu sorunun cevabının çok net olmasıyla birlikte, insanlarımızdan ricam, Türkiye Cumhuriyeti'mizin Tam Bağımsızlığı için, LÜTFEN AMERİKA'YI VE FETHULLAH GÜLEN'İ BOYKOT EDİN VE LANETLEYİN!!!!!!!

Şerefsiz Graham Fuller: "Kemalizmi terk et, Fetullahçı ol"

Mesajgönderen TurkmenCopur » 06 Kas 2010, 17:28

Kemalizmi terk et, Fetullahçı ol

Tayyip'in destekçilerinden CIA eski Ortadoğu masası şefi Graham Fuller, Kemalizm'in terk edilip Fetullahçı olunmasını aşağıdaki sözleriyle ögütlüyordu:

"Zorunlu batılılaşma Türk toplumunda bazı yaralar bıraktı. Kendi Osmanlı tarihini, İslam geleneklerini sevenler vardı. Batılılaş­ma, İslamiyet'i aşağılayan bir hale dönüşünce bu bir hoşnutsuzluğa yol açtı. Kemalizm'in sonuna geldiğini ve belki de sonuna gelmesi­nin iyi olduğunu söyledim. Halkın büyük bir parçası İslam için daha hürmet görmeyi, Osmanlı tarihi ile övünme istedi. Dünyada hiçbir lider ne George Washington, ne Nehru, ne Lenin, ne Gandi sonsuza kadar yaşayabilecek bir ürün vermedi. Oysa İncil ve Kur'an veriyor. Liderler ölüyor. Önce bedenleri, zaman içinde düşünceleri siliniyor . Oysa Kur'an ve İncil yaşıyor . İşte Mus­tafa Kemal'in başına gelen de her tarih yazmış liderin başına gelen­ den farklı değildir..."

Fuller şu anda koruma altına aldıkları ve adına konferanslar düzenledikleri, Rabbin Aciz Kulu, Papalık misyonunun hizmetkarı Fetullah Gülen'i yere göğe sığdıramıyordu:

"Batı, Fetullah Gülen gibi örnekleri görünce çok umutlanıyor. Çünkü Gülen, modern devlet toplumunda İslam'ın nasıl bir rol oy­naması konusunda geniş bir vizyonu temsil ediyor..." ABD Başkanı Bili Clinton Monika'dan ayrı kaldığında ne söy­lediğini bilemiyor, Patriği ekümenik ilan ederken İslam'a, Türki­ye'den bir halife istiyordu.

CIA'nın uzun yıllar Türkiye masası şefliği yapan bir diğer isim olan Paul Henze, 15 Haziran 1994 yılında Aktüel dergisine verdiği mülakatta "Türkiye'yi federalizm büyütecek" diyordu.

Esquire dergisinde yer alan "Yakındoğu federasyonu" görüşü altında Mason yazarların fikirlerinden alıntı yapılarak özetle şöyle deniyordu:

Bundan yaklaşık iki yıl kadar önce Türkiye'nin Kafkasya'daki Türk Cumhuriyetleri ile ilişkisinin yoğunlaşması, Balkanlar­ dan Kuzey Afrika'ya kadar uzanan bölgeyi yeniden etkileyebilir hale gelmesi ve Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın geniş vizyonu elitleri kış­kırttı. Türk aydınları ilk kez kendi ütopyalarını yaratıyorlardı. İşte Mehmet Altan'ın isim babalığını yaptığı, nihayetinde Tarhan Erdem gibi CHP'lilerin hem fikir olduğu İkinci Cumhuriyet tezi bu ortamda doğdu.

Aynı dönemde yalnızca Osmanlı Coğrafyası'nı değil, Osmanlı kültürünü de keşfeden, "halka tepeden bakmayan" elitler, "Beyaz Türkler" arasındaki halk ajanları Neo Osmanlılık fikrini, ütopyasını dile getirmeye başladılar.

Özal öldü. Gündem değişti. Hayallerimizi de unutmaya başla­mıştık. İşte tam bu sırada İstanbul Dergisi'nde tarihçi Mete Tuncay başkenti İstanbul olan bir Yakındoğu federasyonundan söz etti. Ar­dından Cengiz Çandar, Sabah gazetesindeki köşesinde federasyon tartışmasının altını çizdi. Esquire, bu son entelektüel ütopya etrafındaki tartışmaların önce Türk aydınının sonra da Türk halkının zihniyet kalıplarını kıracağına ve vizyonunu genişleteceğine inanıyor. Mete Tuncay'la söyleşimizde Yakındoğu Federasyonu'nun ütopyasını sorguladık. Cengiz Çandar ise, Türkiye'nin geleceğinin İstanbul'a endeksli olduğunu açıklamıştı yazısında. Tuncay'ın ütop­yasını daha ileriye taşıdı. İkinci Cumhuriyet ile Neo-Osmanlılık fikir­lerinin buluşma mekanının İstanbul olacağını ileri sürüp, federasyonun şartlarını anlattı."

Yakındoğu Federasyonu, Osmanlı Eyaletler sistemi son Türk Devleti'nin parçalanma senaryolarının değişik versiyonlarıydı. Sözde şeriatçılar da bu yolda başkenti İstanbul olarak istiyorlar, ABD'liler de, Yahudi kontrolündeki masonlar da... Eyaletçilere son günlerde Kenan Evren de katıldı. Evren, Eyalet sistemini isterken ülkeyi de 8 parçaya ayırıyordu. Aynı gün Rice de Amerika'da Irak'ın kuzeyi için "Kürdistan" tanımlamasında bulunu­ yordu.

Ve Evren'e en büyük destek terörist başından geliyor, Apo'nun övgülerine mahzar oluyordu.
Tayyip 14 Ocak 2000 tarihinde Avusturalya'da mülakat yaptığı bir radyo'da, 30 binden fazla insanımızın katili kuduz bir it'e iki defe "sayın" diyor ve ekliyordu, "Sayın Öcalan aldığı kellelerin bedelimi ödüyor" Tayyip, şehitlerimiz için "kelle" demekten bile çekinmiyordu. Ve Tayyip'e Cumhurbaşkanlığı yolunda en büyük destek Kenan Evren'den geliyordu. Evren, "Tayyip'in Cumhurbaşkanı olmasını istiyorum" diyordu.

Kıyamet saati değil seçim vakti

Erdoğan'ın Baş danışmanı ve Basın sözcüsü Akif Beki, Erdoğan'ın "kurtarıcı" olduğunu da anlatıyordu:


"...İslam cumhuriyetleri birliği, aslında yalnızca Osmanlı-sonrası ortaya çıkan bir İslamcı ideal değildi, aynı zamanda Müslüman cemaatlerin ahir zaman (tarihin sonu) umutlarını temsil ediyordu. İmparatorluk yıkılmış, din ve ibadet hürriyeti baskı altına alınmıştı. Dünya kötü bir yer olmaya, kıyamet alametleri ortaya çıkmaya baş­lamıştı.

Birçokları için artık kıyamet saati yaklaşmış, insanlığın son günleri gelmişti. Hz. Muhammed'in hadislerinde haber verilen "mehdi" gelecek, din düşmanı "Deccal"e karşı savaşacak ve bu savaşta İsa Mesih önderliğindeki Hıristiyanlar da ona katılacaktı. Mehdinin zaferinden sonra yeryüzünde kıyamet öncesi ikinci bir saadet çağı yaşanacak, ilahi toplum/İslam ümmeti yeniden dünyaya hakim olacaktı.

Bu "kurtarıcı" beklentisi, özellikle baskı ve zulüm dönemlerinde güçlenen (ve bin yıl sonlarında alevlenen) milenarist akımların standart sloganlarından biri. Her üç İbrahimi dinde de (Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam) büyük özellikler gösteren bir inanış bu. Hadis külliyatında geniş yer tutan "Mehdi", "Deccal" ve ahir zaman haberleri, sembolik anlatıma sahip olsa da, küçümsenmeyecek bir kitle yakın zamanlara kadar onları bire bir okudu. Bu yüz-? den iki buçuk minare boyunda ve alnında kefere yazan bir Deccal bekledi, sahte cennetler sunacak biri. Ve ona karşı gelecek mehdinin söylendiği gibi Şam'dan çıkıp geleceği sanıldı. Bu çalışma boyunca anlatılan mantalite evrimi ve eldeki veriler artık çoğunluk için "kurtarıcı" haberlerinin bire bir anlamından soyutlandığını gösteriyor. Göklerden beklenen "kurtarıcı", insanların arasında zuhur etti.

Göksel değil dünyevi bir kurtarıcı, bir siyasi lider olarak. Mucizelerle gönderilen göksel bir varlık yerine oylarla sandıktan çıkarılan bir kurtarıcı. Büyük bir kitlenin son umudu. Seçilmiş biri ama seçmenleri tarafından..."

"Beni Tanrı yargılayacak. Tanrı bana; "George git ve Irak'taki diktatörlüğü devir" dedi. Ben de bu buyruğu yerine getirdim. Bu bana Tanrı'nın verdiği bir misyon" diyordu. George W Bush'un bu hezeyanları karşısında tepkimiz, "Manyak" olurken, Tayyip ve sözcüsünün "Musa, Mehdi ve Allah'ın isimlerini" kendilerine yakıştırmalarına söylenecek söz herhalde bulunamıyordu.

Tayyip Erdoğan, George W Bush'un Irak halkına ve oradaki soydaşlarımıza karşı katliamlar yaptırırken, kendisine "Alçak" demesi gerekirken; "Kahraman evlatlarınızın ana vatana en az kayıpla dönmesi için dua ediyorum" diyordu. Tayyip bu kadarla da kalmıyor; 17 Eylül 2001 tarihli AKP Gurup toplantısında "Tanrı, ABD Başkanı'nı İsa Mesih'in yolundan ayırmasın" şeklinde konuşuyordu. Tayyip Erdoğan, Amerikan askerleri Süleymaniye'de bizim özel birliklerin kafalarına çuval geçirip esir aldıklarında nota vermesi istendiğinde; "Ne notası müzik notası mı?" diye dalga geçiyordu.

Kaynakça
Kitap: Musanın Çocukları
Yazar: Ergün Poyraz
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Fethullah Gülen Terör Örgütü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir