Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Erdoğan Müslüman ve Türk Düşmanı olan Haçlı Seferlerini Övdü

Erdoğan Haçlı Seferlerini Övdü: 'Savaş Değil, Kültürel Etkileşim'

B.O.P.: Büyük Ortadoğu Projesi
Sahibi: A.B.D.
Başkanı ve Yöneticileri: A.B.D. Derin Devleti(Cermen ırkçılığını savunan İngiltere, Rothschild sülalesi ve ona bağlı olan sülaleler), George Bush, Barrack Obama, vs...
Eş Başkanları: T. Erdoğan, A. Gül, A.B. ülkeleri temsilcileri, A. Öcalan, Barzani, Talabani, Karayılan, Zana vs...
-Soğuk Savaş sürecinde A.B.D. ve İngiltere’nin amacı ta baştan beri tam bağımsızlığı savunan Lenin’in Sovyetler Birliği’ni yıkıp etkisiz hale getirmekti. Bunu aslında Stalin(gizli İngiliz ajanı) döneminde başarmıştı, ama Stalin sonrasında Lenin devrimlerinin kalıntıları birşekilde devam edebilmişti, ta ki Sovyetler Birliği yıkılana kadar.
-Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından sonra(yani 1990’ların başından itibaren), Rusya artık A.B.D. için bir tehdit oluşturmuyordu. Rusya artık Çar Rusya’sı döneminde olduğu gibi A.B.D-İngiltere tarafından belirli bir oranda kontrol edilebilir hale getirilmişti.
-Günümüzde, Putin dönemindeki Rusya, her ne kadar önemli derecede A.B.D.’den bağımsız ve milli politikalar üretmeye çalışsa bile, eğer B.O.P. Rusya’nın milli çıkarlarına katkı sağlayacak bir duruma getirilirse, Rusya rahatlıkla B.O.P.’ne destek verecektir. Yani Rusya gerektiğinde daima A.B.D. ile işbirliği yapabilecek bir kişiliğe sahiptir. Aynı durum, Çin içinde geçerlidir. Bunun kanıtı da Libya işgalinde, Rusya ve Çin’in bu işgale karşı çıkmamalarıdır.
-Büyük Ortadoğu Projesi’nin amacı Orta-Doğu ve Orta-Asya bölgelerinde A.B.D.’nin ekonomik çıkarlarını alt-üst eden güçleri yoketmektir. Şimdi, Soğuk Savaş sona erdikten sonra, A.B.D.’nin Ortadoğu’daki gücünü tehdit eden en büyük güç kimdir? Rusya değildir, Çin değildir, ama Türk Silahlı Kuvvetleri(Atatürk Türkiye’sini savunan hakim güç)’dir. Ergenekon Projesi’nin amacı da zaten Amerika’yı Ortadoğu’dan ihraç etme gücüne sahip olan Türk Silahlı Kuvvetleri’ni itibarsızlaştırarak etkisiz hale getirmektir.
-Yani B.O.P.’nin asıl amacı Atatürk Türkiye’sinin tam bağımsızlığını tamamı ile ortadan kaldırmaktır(Sovyet Rusya’sını ortadan kaldırdıkları gibi). Eğer Türkiye yokolursa, bundan Amerika’da, Rusya’da, Çin’de faydalı çıkabilecektir.
-Olası bir III. Dünya Savaşında, eğer Türkiye bölünürse(ALLAH Korusun), aynen I. Dünya Savaşında olduğu gibi Türkiye emperyalist devletler tarafından paylaşılacaktır. Mesela, Türkiye’nin Doğu’su Büyük İsrail’in kurulması için kullanılacaktır, ve Kuzey’ide(Karadeniz Bölgesinden Ermenistan’a kadar uzanan bölge) Rusya’ya verilebilecektir.
-Suriye olayının perde arkasında da bu amaç yatmaktadır. Burada asıl hedef Suriye değildir, Suriye bu olayda bir figürandır. Asıl hedef Türkiye’nin bölünmesidir. Bölünme Anayasası(Atatürk’ün Temel Anayasa Maddelerini yıkarak Türk Milletini ve Türkiye’yi bölme projesi) konusunda, AKP, Tesevci’ler, Fethullahçı’lar ve PKK’lılar sizce neden bu kadar acele etmektedirler?
-Bugün A.B.D. ve NATO’nun arkasında olduğunu zannederek dayılanan BOP Eşbaşkanı T. Erdoğan’ın, Suriye’ye karşı savaş ilan ettiği anda, A.B.D.-Rusya-Çin İttifakı, Türkiye’ye karşı oluşturulacaktır. Ve Billeşmiş Milletler aracılığı ile Türkiye’yi işgal etme kararı alacaklardır.
-B.O.P.’un yokolmasını sağlayacak çözümler:
*Zindanlar’da tutsak edilen TSK’nın Kahramanları serbest bırakılıp, TSK’nın tekrardan AKP dönemi öncesindeki kuvvete sahip olmasını sağlamalıyız.
*Bunu başarabilmek için bir Milli Hükümet’e ihtiyacımız var. Yani AKP’den kurtulmalıyız.
*Milli Hükümet’e sahip olduktan sonra, önce Türk Silahlı Kuvvetlerini baştan aşağa yeniden yapılandırmalıyız ve sonrasında kanımızı emen A.B.D.’ye rest çekip, NATO’dan çıkmalıyız.
*NATO’dan çıktıktan sonra, Kuzey Irak ve Ermenistan’ı, tamamı ile yasal haklarımıza dayanaraktan işgal etmeliyiz.
*İşte bu kadar, bütün bunlar yapılsın, Ortadoğu’da ne BOP kalır nede ABD kalır ve sonuçta Müslümanlar’a karşı yapılan soykırımların sonu gelmiş olur!!!

Erdoğan Müslüman ve Türk Düşmanı olan Haçlı Seferlerini Övdü

Mesajgönderen TurkmenCopur » 13 Nis 2011, 20:13

Erdoğan Müslüman ve Türk Düşmanı olan Haçlı Seferlerini Övdü

ERDOĞAN HAÇLI SEFERLERİNİ ÖVDÜ: "SAVAŞ DEĞİL, KÜLTÜREL ETKİLEŞİM"


Tayyip Erdoğan, Avrupa'nın göbeğinde öyle sözler sarfetti ki yenilir yutulur cinsten değil. Ne tarih bıraktı, ne Müslümanlık... Avrupa Birliği Parlamenterler Meclisinde konuşan Erdoğan, Haçlı Seferlerini ballandıra ballandıra anlattı. Haçlı Seferleri, meğer kültürel etkileşimmiş.

İKİ DİNİN, KÜLTÜRÜN KARŞI KARŞIYA GELMESİNDEN ZİYADE, BİRBİRİNİ TANIMASINA VESİLE OLMUŞTUR

Yer Avrupa Birliği Parlamenterler Meclisi. Konu; ikinci bin yılın hemen başınlarında başlayan ve yüzyıllar süren Haçlı Seferleri. Bin yıldır; Haçlı Seferlerini denildiğinde; aklımıza müslüman dünyasına saldıran hristiyanlar gelirdi. Taa ki Tayyip Erdoğan'ın bu konuşmasına kadar.

BİLİMDE KÜLTÜRDE YEMEDE İÇMEDE HAÇLI SEFERLERİ ETKİLİ OLMUŞTUR

Evet yanlış duymadınız! Tayyip Erdoğan; Avrupa'nın göbeğinde Haçlı Seferlerini bu sözlerle övdü. Kültürel etileşim olarak niteledi.

TARİHİ SAVAŞLAR ÜZERİNDEN OKUYANLAR, GELECEĞİ BARIŞ ÜZERİNE İNŞAA EDEMEZLER

Erdoğan, Haçlı Seferlerini "savaş" olarak görenleri ise kutuplaşmaya yol açmakla suçladı.

BUGÜN FARKLI YERDEN BAKMALIYIZ. DOĞU VE BATI MEDENİYETLERİ KÖKÜNDEKİ BU KARŞILAŞMAYI İNKAR EDEMEYİZ

Çarşamba, 13 Nisan 2011 17:24

http://www.ulusalkanal.com.tr/index.php ... Itemid=174

Bu vatan haini açıklamaları buradan izleyebilirsiniz:

http://webtv.coe.int/index.php?VODID=157
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Erdoğan Müslüman ve Türk Düşmanı olan Haçlı Seferlerini

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Nis 2011, 16:38

TÜRKİYE BÖYLE MÜSLÜMANLIĞI DA GÖRDÜ

Resim

En sonunda Haçlı Seferleri’nin de övülecek bir tarafı bulundu! Hem de Başbakan Erdoğan tarafından…

Yapılan bütün seçim propagandalarında ve kendi konuşmalarında İslami referanslara dayanan Başbakan, Haçlı Seferlerinde övülecek ne buldu dersiniz?

Strasbourg’da yaptığı konuşmadan bazı satırbaşları şöyle:

“(…) Bilimde, sanatta, mimaride, dilde, musikide günlük yaşam alışkanlıklarında, hatta yeme-ime kültürlerinin transferinde Haçlı Seferleri son derece etkili olmuştur.(…) Haçlı Seferleri tarihi sadece savaşlar, çatışmalar tarihi değil, aynı zamanda bir kültürel etkileşim, yakınlaşma, birbirini doğrudan tanıma tarihidir Nitekim birbiriyle savaşan ordular, savaşın hemen ardından ticari faaliyetlere başlamışlar, malların mübadelesi süreciyle birlikte kültürlerin mübadelesi sürecini de başlatmışlardır.”

Başbakan’ın temsil ettiği siyasi görüşün sadece ulusal Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet dönemi uygulamaların karşı bir tavrı olduğunu düşünenler, bu açıklamalardan sonra yanıldıklarını anlayacaklardır. Çünkü bu sözler, bu toprakların bütün tarihine karşı umursamazlığın ve saygısızlığın yansıması değil midir? Haçlı Seferleri bu toprakları kana bulayan, yakıp yıkan, geçmişini silen ve kendi kültürünü zorla dayatan bir dinsel vahşetin adıdır. Oysa Başbakan bu vahşi saldırılardaki “kültürel ve ticari alışverişten” söz edebilmektedir. Bu yaklaşımın kaynaklarını, nedenlerini, tarihteki ve günümüzdeki örneklerini incelemeden önce Haçlı Seferlerini kısaca hatırlayalım.

HAÇLI SEFERLERİNİN GERÇEK YÜZÜ

Ülke haçlı Seferi 1095’te Papa II. Urban’ın emriyle başladı. Bundan sonra 1464 yılına kadar Haçlı Seferleri yapıldı ve hepsi irili ufaklı birçok dini gerekçeye dayandırıldı. Bunlardan bazılarının hedefi sadece Müslümanlar değildi, Yahudiler de katledildi. İstanbul’un karşı karşıya kaldığı en büyük katliam ve yağma 1202’deki Haçlı Seferi’nde yapıldı. Kütüphaneler yakıldı, mabetler yıkıldı, şehirler harabeye dönüştürülüp soykırımlar yapıldı.

Bakınız Müslüman Tayyip Erdoğan’ın övdüğü Haçlı Seferleri hakkında Hıristiyan bir Batılı tarihçi neler söylüyor:

“Bu seferler Avrupa’nın denizaşırı emperyalizminin ilk örnekleriydi. (…) Batı’da artık kolayca bulunmayan toprak ve malları ele geçirmek için uğraştılar. Üstelik bunu yaparken vicdanları çok rahattı çünkü rakipleri Hıristiyanlığın en kutsal yerlerini fetihler yoluyla ele geçiren kafirlerdi. Ünlü bir Ortaçağ şiiri olan Roland’ın Şarkısı’nda “Hıristiyanlar haklı, kafirler haksız” şeklinde dizeler vardı. Bu şiir ortalama bir Haçlı’nın vicdani bir rahatsızlık duyup duymadığı sorulduğu takdirde verebileceği cevabı yeterince özetlemektedir.”(1)

Yani bir Batılı bile Haçlı Seferlerini bizim Başbakan gibi övgülü sözlerle anlatmıyor, anlatamıyor çünkü öyle değil.

Aynı tarihçi, Ortaçağ Hıristiyan yobazlığının en koyu ve kanlı ürünü olan Haçlı Seferlerinin bugüne yansımaları için ise şu tespitte bulunmaktadır:

“Gelecek açısından, birleştiği zaman dünyayı fethedecek olan bir kültürü harekete geçiren zihniyetin kökleri Haçlı Seferlerinde yatıyordu.”(2)

Gelelim Başbakan’ın söz ettiği ticaret ve kültür etkileşimine… Elbette oldu ama Başbakan’ın anlattığı gibi övülecek veya övünülecek şekilde değil, utanılacak şekilde bir etkileşimdi… Evet mal mübadelesi olmuştur, Doğu’nun zenginlikleri Batı’ya akarken, Batı’nın demir tezgahlarında üretiler zincir, pranga, kelepçe ve türlü türlü işkence aletleri de Doğu’ya aktı!..

Bu seferler ancak günümüzün fanatik Hıristiyanları için bir övünç kaynağıdır. George W. Bush veya Sarkozy gibi Hıristiyan fanatizmini emperyalist işgallerin motivasyonu olarak kullanana Batılı politikacılardan bu böbürlenmeleri sıkça duymak mümkündür. Elin oğlunu anladık da Başbakan’a ne oluyor?

BUGÜNÜN HAÇLILARI VE MÜSLÜMAN BAŞBAKAN

Aslına bakılırsa bu, bizim Başbakan’ın ilk Haçlı övgüsü değil. Dünkü Haçlıların bugünkü temsilcileri AB ve ABD emperyalizmidir. Başbakanımız onları da övgülere boğmakta, stratejik ortaklarıyla övünmektedir.

Irak ABD işgali altındadır. Evet, Irak’ta da bir kültürel ve ticari etkileşim yaşanmaktadır. Bugün Irak’ta sahte sigara, porno film ve uyuşturucu endüstrileri bulunmaktadır. Yeni devletçikler kurulmakta, Irak petrolü bu devletçikler eliyle ABD’ye akmaktadır.

ABD’den Irak’a gelen ise tecavüze uğramış kadınlar ve 1,5 milyon babasız çocuğun kimliksiz ve M-16 taşıyan babalarıdır. Bizim başbakan Amerika’da bir radyo programında ne demişti hatırladınız mı? Kahraman Amerikalı kadın ve erkek askerlerin evlerine sağ salim dönmeleri için dua ettiğini söylemişti.

George w. Bush Irak harekâtına Haçlı Seferi demişti. Tezkere’nin geçmesi için ne kadar çabaladığını unuttunuz mu?

Daha dün “NATO’nun Libya’da ne işi var” derken; Fransa Devlet Başkanı’nın Libya operasyonunu “Haçlı Seferi” olarak adlandırmasına ve Başbakan’ın derhal çark ederek “NATO Libya’ya girmelidir” demesini unuttunuz mu?

İşte şimdi aynı Başbakan Haçlı Seferleri’nin övülecek taraflarını sıralıyor.

Burada soru şudur:

Ona ve partisine ay veren kitle bunu içine nasıl sindiriyor? Hangi Müslüman, bir Müslüman Soykırımı olan Haçlı seferlerinin övülmesine tahammül edebilir?

Terörle Mücadelede şehit olan kahraman Mehmetçiğe “kelle”, Abdullah Öcalan’a ise “sayın” dediği için 3 kuruş tazminata mahkûm olduğuna ise hiç girmeyelim.

HAÇLI ÖVGÜSÜNÜN KÖKLERİ DAMAT FERİT’E KADAR UZANIR

Bizim Başbakan Osmanlı’ya çok gönderme yapar. Her fırsatta Osmalı’dan bahseder ve anlattığı mozaik veya çok etnisiteli devlet yapısına örnek olarak gösterir.

Osmanlı’nın bizim Başbakan ile benzeşen en belirgin yönü Batı hayranlığıdır. Batıcılığın en önemli figürü Damat Ferit’tir.

“Ben istersem Rum Patriğini de, Ermeni Patriğini de, Hahambaşını da iktidara getiririm” demesiyle bilinir. Ne kadar da benziyor değil mi Başbakan’ın açılımlarına…

Yunan askerlerinin Mehmetçik karşısında başarılı olması için dua eden de onun kabinesinden Adliye Nazırı Bosnalı Ali Rüştü Bey’di.(3) Şimdi haçlı övgüsüne neden şaşırıyorsunuz? Başbakan şehitlerimize “kelle” demiş, neden şaşırıyorsunuz?

Sonradan halife olacak olan veliaht Abdülmecid, İngiliz gazeteci Word Price’a şöyle demişti:

“Biz Türkler bütün kültürümüzü Fransa ve İngiltere’den aldık. Sizin yardımınızı hararetle istiyoruz.”(4)

Bizim Başbakan ne diyor? Bir yandan Haçlı Seferini överken diğer yandan AB için Lozan’ı nasıl ihlal ettiğini anlatıyor…

Diyor ki:

“Aslında Lozan Anlaşması’na göre Ortodoks Patriği’nin Türk vatandaşı olması gerekiyor ama biz yabancı bir patriğe göz yumduk!”

Gördün mü ey Avrupalı bizim Başbakan yeme-içme kültürünü Haçlı seferlerinden almakla kalmamış sizin için bir de Lozan’ı ihlal etmiş…

Peki Başbakan’ın bu sözlerini kim duymuş? Kimse! AKP’ye oy veren samimi Anadolu halkı neden duymamış? Çünkü basın bu konuda tek satır yazamamış. Sadece Aydınlık ve Odatv bunu haber yapmış. Diğerleri ya duymamış, ya duymaya korkmuş ya da sadece kendine emredilenleri duymuş ve duyurmuş.

Ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar boşunadır. Onlar duymayabilir, duyurmayabilir, bazı seçmeler duysa da umursamayabilir ama bu topraklar o Haçlıları unutmamıştır.

Kökleriyle beraber yakılan ağaçlarını, murdar çizmeleriyle bozulan hasatlarını, yıkılan mabetlerini, köle yapılan gelinlerini bu toprakların vicdanı unutmamıştır.

O vicdanın soyudur bugün Anadolu bozkırındaki ağaçların dallarına, tomurcuklarına yürüyerek meyveler veren… O vicdanın sesidir işte bugün meydanları dolduran ve haksızlığa, vurguna, talana, hırsızlığa başkaldıran gençliğin haykırışı…

O gün Haçlıların atlarına ot satan bezirgânlar da vardı birkaç altın için namusundan vazgeçerek… Ticari ilişkileri onlar kurmuşlardı yağmacılarla. Var mı onların adını bilen bugün? Bu binlerce yıllık vicdan adlarını silerek cezalandırmıştır onları.

Bugünün bezirgânları bilsin diye söylüyorum:

“Karnımızda Amerikan askerlerinin piçlerini taşıyoruz, ya bizi kurtarın ya da bizi öldürün” diye mektup yazan Iraklı Nur Bacı’nın çığlıklarını üç beş dolar için paslı satırların altına verenler, ayaklar altında kalacaktır.

Bu toprakların vicdanı Haçlı zihniyetini nasıl unutmadıysa, o zihniyetin dalkavuklarını da unutmayacaktır.

Haçlı, dün nasıl yenildiyse, bugün de yenilecektir. Bunlar benim sözlerim değil, bu toprakların bin yıllık gerçeğidir.

Yazarlar yalan söyleyebilir, politikacılar yalan konuşabilir, bezirgânlar yalanla kardeş olabilir ama bu topraklar yalan bilmez.

Bir tokat gibi dayatır gerçeğini, zorla yaşatır. Bazen bir çiftçinin nasırlı elleriyle, bazen Mehmetçiğin gövdesiyle bazen de oy sandıklarıyla yapar bunu…

O oy sandıklarının tahtası bile Anadolu’nundur. O tahta sandıklar bunu bilmeyenlere öğretecektir.

Mehmet Yiğittürk
Odatv.com
19.04.2011 06:15


Dipnotlar:

1)J.M Roberts, Avrupa Tarihi, İnkılap Yayınevi, İst-2010, S:215
2)a.g.e, S:215
3)F. Rıfkı Atay, Çankaya, Bateş Yayınları, S:200
4) Zeki Sarıhan, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, Öğretmen Dünyası Yayınları, 1982, C.1 S:55/7 Aralık 1918 günlü Vakit, Sabah ve Tasvir-i Efkar gazeteleri Morning Post’tan aktarıyor.

http://www.odatv.com/n.php?n=turkiye-bo ... 1904111200
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Erdoğan Müslüman ve Türk Düşmanı olan Haçlı Seferlerini

Mesajgönderen TurkmenCopur » 28 Nis 2011, 14:14

Haçlı Seferlerini RTE’ye Kim Anlattı

Resim

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz günlerde Haçlı Seferleri ile ilgili olarak Strasbourg’da açıklamalarda bulundu. Önemli şöyler söyledi, ancak Tayyip Erdoğan Haçlı Seferlerini yanlış öğrenmişti. Kim yaptıysa, Tayyip Erdoğan’ı kandırmış, ona yanlış bilgiler vermişti.

Erdoğan’ın konuşmasına göre Haçlı Seferleri, savaşlar ve çatışmalar değil, Doğu ve Batının, "iki kültürün, iki medeniyetin, iki dinin birbirini doğrudan tanıma ilişkisidir."

Oysa Haçlı Seferleri, geri, barbar, ilkel ve vahşi Avrupalıların gelişmiş, uygar, ileri Doğuya saldırısıydı Haçlı Seferleri, bağnaz, yobaz, insanlık düşmanı Avrupa Hıristiyanlığının Türklere, İslama ve Doğuya yaptığı vahşet ve kıyımlardı. Haçlı Seferleri, milyonlarca ilkel ve cahil Avrupalının, aklını kaybetmiş, vaatlere kanmış geri Hıristiyan Avrupalı Hıristiyan kitlelerin, Hıristiyan gericiliğinin ve Avrupa hükümdarlarının peşinden sürüklenmesiydi. Haçlı Seferleri, dünyanın gelmiş geçmiş en kitlesel, en uzun süreli, en vahşi, en fazla zarar veren ilk topyekün saldırı savaşıydı.

Doğulular, saldıran vahşi Avrupalılara karşı kendilerini korumaya çalıştılar, savunma savaşı verdiler.

Avrupalılar, Haçlı Seferleriyle Doğuluları tanıdılar, doğru, geldikleri yerlerde kendilerinden üstün toplumlar gördüler, bu yüzden Doğuya ve Doğululara hayranlık duydular, ama Doğuyu ve Doğuluları tanıdıkları için kendilerinin ne kadar geri olduklarını da gördüler, eziklik duyguları içine girdiler, kızdılar, öfkelendiler, korktular, hırslandılar, kendilerini kaybettiler, bu yüzden Doğululara yapmadıklarını bırakmadılar.

Seferlerin saldırılara uğrayanlar tarafındaki zararı çok fazlaydı. Müslüman kitleler yüz binler halinde katledildiler, milyonlarcası öldürüldü. Ele geçirilen kentlerde kaçabilenler dışındakilerin hepsi, kadın ve çocuk denmeden yok edildi. İslam ülkelerinde farklı dinler birarada yaşıyordu. Orta Doğudaki Yahudi nüfusunun üçte ikisi Haçlılar tarafından ortadan kaldırıldı. Diğer inançlar ve dinlerin birçoğu seferlerin sonunda artık yoktu.

Saldırılarında hızını alamayan Avrupalılar, Türklerin ve Müslümanların etlerini bile yediler. Avrupa tarihinde yamyamlık olmadığı halde, intikamcılıktan gözleri dönmüştü. „Hıristiyan askerler, etlerini yiyerek Müslümanlarla savaştıkları inancında“ydılar.([1]) Eğlence için insan öldürüyorlardı.

Bütün bunlar yüzünden Doğulular da Avrupalıları, Avrupa Hıristiyanlarını tanıdılar. Onların ne kadar acımasız, ne kadar insanlık dışı yaratıklar olduklarını gördüler.

Erdoğan’ın anlatmasıyla "Doğu medeniyetinin temellerinde bu karşılaşmanın etkisi etkisi inkar edilemez"di. Hatta "Doğu medeniyetinin de temeli Haçlı Seferleri"ydi. Oysa Doğu medeniyeti, Haçlıların saldırısından önce o dönemde ve öncesinde dünyanın en yüksek medeniyetiydi. Orta Doğu, Haçlı Seferleri daha başlamadan önce o dönemde dünyanın medeniyet merkeziydi. Bu "karşılaşmada" Doğu, saldırıya uğradığı için yalnızca çok zarar görmüştü. "Doğu medeniyetinin temellerinde bu karşılaşmanın" herhangi bir olumlu etkisi sözkonusu değildi, olamazdı. Ayrıca Doğulular, saldıran Avrupalılardan hiç bir şey öğrenmemişlerdi, öğrenemezlerdi, çünkü saldıran Avrupalılardan alacakları hiç bir şey, öğrenecekleri hiç bir şey yoktu. Haçlı Seferlerinin saldıran Avrupalıları ilkel, vahşi, barbar ve geriydi.

Avrupalılar, Haçlı Seferleriyle Doğululardan çok şey öğrendiler, doğru, çünkü kendilerinde Doğuda ve Doğulularda olan hiç bir şey yoktu. Birarada yaşamayı bilmezlerdi, tek-dinli Avrupa’da başka dinlere tahammül yoktu, hayattan tad ve zevk alacak düzeyden ve anlayıştan uzaktılar, yıkanmayı, yemeyi, ev hayatını, düzeni tanımamışlardı. Hiç bir eğitim görmemişler, hiç bir sağlık hizmetiyle karşılaşmamışlardı. Seferlerde Orta Doğuya gelen Haçlıların büyük bir kısmı hayatında iki katlı ev görmemişti.

İslamiyete ve Türklere karşı Akdeniz ve Doğu ticaret yolları için Doğu Akdeniz ve Orta Doğuya yapılan, Papalığın önderlik ettiği, aynı zamanda 11. yüzyılla 14. yüzyıllar arasındaki dönemde Avrupalıların yaptığı bu saldırı savaşları, yüzyıllarca sürmüş, milyonlarca Avrupalı, kışkırtılarak Orta Doğuya taşınmış, Müslümanlar başta olmak üzere, bütün Doğululara saldırılmıştır. Saldırılardan Doğulu Hıristiyanlık da nasibini almış, milyonlarcası öldürüldüğü gibi, Bizans’ın başkenti Konstantinopolis de Haçlı saldırısına uğrayarak Avrupalılar tarafından önce fethedilmiş, sonra da yağmalanmıştır. Tarihyazımı, İstanbul’un o günlerde gördüğü zararın başka hiç bir dönemde ve hiç bir nedenle bu denli olmadığında birleşir. Doğu Roma İmparatorluğu Haçlıların saldırısı sonucu bir daha belini doğrultamadı.

Seferlere katılanların çoğu ya yollarda ve oralarda ölüyor ya da ölmese bile bir daha geri dönemiyordu. Sekiz Haçlı Seferi yapıldı. İlk Haçlı Seferinde yüz binler olarak (birçok kaynağa göre 600 binden fazla) yola çıkan kitleler Helles Pontos’dan (Çanakkale Boğazı) 110 bin kişi olarak geçmişler ve Kudüs’e 20 bin kişi olarak varabilmişlerdi. Yalnız 2. Haçlı Seferinde sefere katılan 500 binden fazla Avrupalının öldüğü bilinmektedir (Macarlar, Bulgarlar, Sırplar, Rumlar ve –sefere katılmayan ve Avrupa’da öldürülen– başka "Avrupalılar" bunun dışındadır). 1147 yılındaki Alman İmparatoru Konrad’ın 300 bin kişilik ordusunun ancak yüzde onu "hedefe" varabilmişti.

İki yüzyıldan fazla süren Haçlı Seferlerinde, iki milyona yakın (belki daha da fazla) Avrupalı Orta Doğuya geldi, getirildi. Ve bu Avrupalılar kitleler halinde felaketler yaşadı. Yola çıkanlar bu sayının çok üstündeydi. Bunların bir kısmı yollarda telef olurken, bir kısmı da devam edemiyor, geçilen yerlerde kalıyor, bir kısmı kaçıyor, bir kısmı ise kaybolup yok oluyordu. Yolu yarıladıktan sonra bile geri dönmeye çalışanlar hiç de az değildi. Bunlarınsa çoğu geldiklere yere varmayı başaramıyordu.

Her sefer sonunda yola çıkanların çok çok az bir kısmı geri dönmüştü. Haçlı Seferleri sırasında Avrupa’da nüfus bile azaldı.([2])

Avrupalılar Haçlı Seferlerinden sonra "Batı" oldular, ama Batı olduktan sonra (17. yüzyıldan sonra) yaptıkları Haçlı Seferlerinden utandılar, ezildiler, 20. yüzyıla kadar hem sözünü etmediler, hem de çeşitli yerlere saldırılarına Haçlı Seferi demediler. Haçlı Seferleriyle Avrupalılar tarihe büyük bir insanlık suçu eklemişlerdi.

20. yüzyılda yavaş yavaş sözü edilmeye başlayan Haçlı Seferleri, 21. yüzyılda resmen uygulamaya koyuldu ve açıkca savunulmaya başlandı. Artık Batının bütün Doğu politikaları Haçlı Seferidir.

Erdoğan’ın açıklamaları, Batılıların bugün tekrar kutsayarak benimsedikleri utanç verici Haçlı Seferlerini onlara yaranmak için olumlu göstermekten başka bir şey değildir. Ama bunu yaparken Doğu medeniyeti konusunda, Türkler, Müslümanlar ve Doğulular için kabul edilemeyecek akla zarar inanılmaz şeyler söylemiştir.

Yukarıda gösterilmiştir, bilgisizliktendir. Birazını bilseydi bunları söylemezdi.

Erdoğan’ın Strasbourg konuşması, bu kadar cehaletin ancak tahsille mümkün olabileceği yolundaki özlü sözün önemini doğrulamıştır. Evet, Haçlı Seferleri bu konuyu hiç bilmeyen Erdoğan’a anlatılmış, Haçlı Seferleri konusundaki açıklamaları, ona öğretilmiştir.

Haçlı Seferlerini Erdoğan’a anlatan kimdir? Fransa, Libya’ya yönelik bugünkü Haçlı seferinin sahibi gibi gözükmektedir. O halde, Haçlı Seferleri konusunda Fransız kalmış Tayyip Erdoğan, Haçlı Seferleri ile ilgili olarak edindiği bilgileri mutlaka bir Fransızdan almış olmalıdır.

Alp Hamuroğlu
Odatv.com
27.04.2011 18:57
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Erdoğan Müslüman ve Türk Düşmanı olan Haçlı Seferlerini

Mesajgönderen avşar » 03 May 2011, 15:07

Bir Müslüman ki bu haçlı seferlerinde haçlıların rakibi olan haçlıların yok etmeye çalıştı dine mensup kişidir.Bu savaşlarda haçlı ordusu yerel halka işkenceler etmiştir kadınlara tecavüz etmiştir bu haçlı pislikleri nasıl övülebilir? bunun insanı ve mantık olarak hiçbir açıklaması olamaz ama şöyle diyebiliriz haçlı ordusunu öven kişi Müslüman OLAMAZ!

O kadar seviyorlarsa bu sevgilerini içlerinde tutmasınlar haçlarını da takıp dolaşsınlar.
Kullanıcı avatarı
avşar
Çavuş
Çavuş
 
Mesajlar: 75
Kayıt: 25 Nis 2011, 11:45

Re: Erdoğan Müslüman ve Türk Düşmanı olan Haçlı Seferlerini

Mesajgönderen TurkmenCopur » 03 May 2011, 15:51

Zaten Gürcü-Yahudi karışımı olan bir Amerikan-İngiliz ajanından başka birşey beklemek yanlış olurdu aslında. Erdoğan açık açık hedeflerinin ne olduğunu belirtiyor.
Haçlı seferleri şeytana tapan milletlerin bir birliğidir ve bu birlik kendi ekonomik çıkarları için masum insanların haklarına her türlü tecavüz etmiştir ve edecektir. Bu yüzden bunlara karşı hazırlıklı olmak gerekir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Erdoğan Müslüman ve Türk Düşmanı olan Haçlı Seferlerini

Mesajgönderen avşar » 04 May 2011, 09:59

Bu canavar kapitalistlere karşı dünyada karşı durabilecek tek güç Türk gücüdür.Türk insanı milli bilincini kaybetmiş durum çok az insanımız milli duygular beslemekte eğer bu duyguları tam olarak tekrar kazanabilirsek hem milli hem dini olarak bölgemizde birlik kurabilir ve her türlü kapital-haçlı saldırılara karşı durabiliriz o güç bizlerde mevcut.Allah Ordumuza Zaval vermsein Ergenekon gibi ahlaksız planlarla vatanseverleri imha sindirme çalışmaları içersinde olanlar gün gelince kaçacak yer bulamayacaklar.

Bütün bu dediğim şeylerin olabilmesi için ilk adım ülkemizdeki cemaatlerin imhasıdır.Bunlar halkın beynini eriten kafasının içini boşaltan sonra kendi zehri ile dolduran yozlaştırıcı bilimden yoksun din tacirlerinin yok edilmesi iyileşme sürecinin ilk adımı olmalıdır.
Kullanıcı avatarı
avşar
Çavuş
Çavuş
 
Mesajlar: 75
Kayıt: 25 Nis 2011, 11:45

Re: Erdoğan Müslüman ve Türk Düşmanı olan Haçlı Seferlerini

Mesajgönderen TurkmenCopur » 04 May 2011, 13:00

Evet, Nurettin Veren'in şöyle bir sözü vardı: "Cemaat adeta chip ile insanları programlanmış birer zombi yapıyor". Yani Türkiye'de durum ne kadar kötü olursa olsun bu cemaatin mensupları akıllanmıyorlar, asla ve asla gerçeğe inanmıyorlar ama cemaat liderlerine inanıyorlar. İşte sorun burda, eğerki insanlarımızın düşüncesini değiştiremiyorsan, o zaman Milli Hükümet döneminde bu cemaatlerin başlarını ve sistemlerini değiştirmek gerekiyor ve cemaatlerin başına anti-emperyalist, vatansever ve dinine ihanet etmeyen insanlar getirmek gerekiyor ve ayrıca o cemaatların bölgelerinde yaşayan insanları o cemaatlere bağımlı bırakmamak gerekiyor. Bunun için yurdumuzun her bölgesinde yüzlerce-binlerce fabrika yapmak gerekiyorki, ki cemaatlere gerek kalmasın ve herkezin onuruyla, tam bağımsız bir şekilde çalışabileceği bir işi olsun.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Erdoğan Müslüman ve Türk Düşmanı olan Haçlı Seferlerini

Mesajgönderen Vatanim2011 » 04 May 2011, 13:54

avşar yazdı:Bu canavar kapitalistlere karşı dünyada karşı durabilecek tek güç Türk gücüdür.Türk insanı milli bilincini kaybetmiş durum çok az insanımız milli duygular beslemekte eğer bu duyguları tam olarak tekrar kazanabilirsek hem milli hem dini olarak bölgemizde birlik kurabilir ve her türlü kapital-haçlı saldırılara karşı durabiliriz o güç bizlerde mevcut.Allah Ordumuza Zaval vermsein Ergenekon gibi ahlaksız planlarla vatanseverleri imha sindirme çalışmaları içersinde olanlar gün gelince kaçacak yer bulamayacaklar.

Bütün bu dediğim şeylerin olabilmesi için ilk adım ülkemizdeki cemaatlerin imhasıdır.Bunlar halkın beynini eriten kafasının içini boşaltan sonra kendi zehri ile dolduran yozlaştırıcı bilimden yoksun din tacirlerinin yok edilmesi iyileşme sürecinin ilk adımı olmalıdır.


TurkmenCopur yazdı:Evet, Nurettin Veren'in şöyle bir sözü vardı: "Cemaat adeta chip ile insanları programlanmış birer zombi yapıyor". Yani Türkiye'de durum ne kadar kötü olursa olsun bu cemaatin mensupları akıllanmıyorlar, asla ve asla gerçeğe inanmıyorlar ama cemaat liderlerine inanıyorlar. İşte sorun burda, eğerki insanlarımızın düşüncesini değiştiremiyorsan, o zaman Milli Hükümet döneminde bu cemaatlerin başlarını ve sistemlerini değiştirmek gerekiyor ve cemaatlerin başına anti-emperyalist, vatansever ve dinine ihanet etmeyen insanlar getirmek gerekiyor ve ayrıca o cemaatların bölgelerinde yaşayan insanları o cemaatlere bağımlı bırakmamak gerekiyor. Bunun için yurdumuzun her bölgesinde yüzlerce-binlerce fabrika yapmak gerekiyorki, ki cemaatlere gerek kalmasın ve herkezin onuruyla, tam bağımsız bir şekilde çalışabileceği bir işi olsun.


Imza
Vatanim2011
Onbaşı
Onbaşı
 
Mesajlar: 31
Kayıt: 05 Mar 2011, 16:18


Dön Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir