Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Batı'nın Projeleri ve Birleşen Avrasya(BOP)

B.O.P.: Büyük Ortadoğu Projesi
Sahibi: A.B.D.
Başkanı ve Yöneticileri: A.B.D. Derin Devleti(Cermen ırkçılığını savunan İngiltere, Rothschild sülalesi ve ona bağlı olan sülaleler), George Bush, Barrack Obama, vs...
Eş Başkanları: T. Erdoğan, A. Gül, A.B. ülkeleri temsilcileri, A. Öcalan, Barzani, Talabani, Karayılan, Zana vs...
-Soğuk Savaş sürecinde A.B.D. ve İngiltere’nin amacı ta baştan beri tam bağımsızlığı savunan Lenin’in Sovyetler Birliği’ni yıkıp etkisiz hale getirmekti. Bunu aslında Stalin(gizli İngiliz ajanı) döneminde başarmıştı, ama Stalin sonrasında Lenin devrimlerinin kalıntıları birşekilde devam edebilmişti, ta ki Sovyetler Birliği yıkılana kadar.
-Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından sonra(yani 1990’ların başından itibaren), Rusya artık A.B.D. için bir tehdit oluşturmuyordu. Rusya artık Çar Rusya’sı döneminde olduğu gibi A.B.D-İngiltere tarafından belirli bir oranda kontrol edilebilir hale getirilmişti.
-Günümüzde, Putin dönemindeki Rusya, her ne kadar önemli derecede A.B.D.’den bağımsız ve milli politikalar üretmeye çalışsa bile, eğer B.O.P. Rusya’nın milli çıkarlarına katkı sağlayacak bir duruma getirilirse, Rusya rahatlıkla B.O.P.’ne destek verecektir. Yani Rusya gerektiğinde daima A.B.D. ile işbirliği yapabilecek bir kişiliğe sahiptir. Aynı durum, Çin içinde geçerlidir. Bunun kanıtı da Libya işgalinde, Rusya ve Çin’in bu işgale karşı çıkmamalarıdır.
-Büyük Ortadoğu Projesi’nin amacı Orta-Doğu ve Orta-Asya bölgelerinde A.B.D.’nin ekonomik çıkarlarını alt-üst eden güçleri yoketmektir. Şimdi, Soğuk Savaş sona erdikten sonra, A.B.D.’nin Ortadoğu’daki gücünü tehdit eden en büyük güç kimdir? Rusya değildir, Çin değildir, ama Türk Silahlı Kuvvetleri(Atatürk Türkiye’sini savunan hakim güç)’dir. Ergenekon Projesi’nin amacı da zaten Amerika’yı Ortadoğu’dan ihraç etme gücüne sahip olan Türk Silahlı Kuvvetleri’ni itibarsızlaştırarak etkisiz hale getirmektir.
-Yani B.O.P.’nin asıl amacı Atatürk Türkiye’sinin tam bağımsızlığını tamamı ile ortadan kaldırmaktır(Sovyet Rusya’sını ortadan kaldırdıkları gibi). Eğer Türkiye yokolursa, bundan Amerika’da, Rusya’da, Çin’de faydalı çıkabilecektir.
-Olası bir III. Dünya Savaşında, eğer Türkiye bölünürse(ALLAH Korusun), aynen I. Dünya Savaşında olduğu gibi Türkiye emperyalist devletler tarafından paylaşılacaktır. Mesela, Türkiye’nin Doğu’su Büyük İsrail’in kurulması için kullanılacaktır, ve Kuzey’ide(Karadeniz Bölgesinden Ermenistan’a kadar uzanan bölge) Rusya’ya verilebilecektir.
-Suriye olayının perde arkasında da bu amaç yatmaktadır. Burada asıl hedef Suriye değildir, Suriye bu olayda bir figürandır. Asıl hedef Türkiye’nin bölünmesidir. Bölünme Anayasası(Atatürk’ün Temel Anayasa Maddelerini yıkarak Türk Milletini ve Türkiye’yi bölme projesi) konusunda, AKP, Tesevci’ler, Fethullahçı’lar ve PKK’lılar sizce neden bu kadar acele etmektedirler?
-Bugün A.B.D. ve NATO’nun arkasında olduğunu zannederek dayılanan BOP Eşbaşkanı T. Erdoğan’ın, Suriye’ye karşı savaş ilan ettiği anda, A.B.D.-Rusya-Çin İttifakı, Türkiye’ye karşı oluşturulacaktır. Ve Billeşmiş Milletler aracılığı ile Türkiye’yi işgal etme kararı alacaklardır.
-B.O.P.’un yokolmasını sağlayacak çözümler:
*Zindanlar’da tutsak edilen TSK’nın Kahramanları serbest bırakılıp, TSK’nın tekrardan AKP dönemi öncesindeki kuvvete sahip olmasını sağlamalıyız.
*Bunu başarabilmek için bir Milli Hükümet’e ihtiyacımız var. Yani AKP’den kurtulmalıyız.
*Milli Hükümet’e sahip olduktan sonra, önce Türk Silahlı Kuvvetlerini baştan aşağa yeniden yapılandırmalıyız ve sonrasında kanımızı emen A.B.D.’ye rest çekip, NATO’dan çıkmalıyız.
*NATO’dan çıktıktan sonra, Kuzey Irak ve Ermenistan’ı, tamamı ile yasal haklarımıza dayanaraktan işgal etmeliyiz.
*İşte bu kadar, bütün bunlar yapılsın, Ortadoğu’da ne BOP kalır nede ABD kalır ve sonuçta Müslümanlar’a karşı yapılan soykırımların sonu gelmiş olur!!!

Batı'nın Projeleri ve Birleşen Avrasya(BOP)

Mesajgönderen TurkmenCopur » 03 Oca 2011, 16:08

Batı'nın "Projeleri" ve Birleşen Avrasya(BOP)

Türkiye, uzun zamandır bir ateş çemberi içinde. Batı'da Ege, güneyde Kıbrıs, doğuda Irak sorunuyla uğraşan Türkiye, şimdi Karadeniz'deki ve Kafkaslar'daki sıcak gelişmelerle karşı karşıya. Tarih, Türkiye'yi tarafını belirlemeye zorluyor. Türkiye'yi yöne-tenler kayıtsız şartsız Amerika ve Avrupa dayatmalarıyla kendilerine yön çizmeye çalışırken, dünya, tarihin en önemli ayrışmasını yaşıyor.

Emperyalist devletler ve köleleştirdikleri uluslar bir yanda, başkaldıran, "yeter" diyen ve kafa tutan uluslar diğer yanda, ittifak arayışında.

Rusya, Çin ve Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin bir araya geldiği Şanghang İşbirliği Örgütü toplantılarına artık Iran, Hindistan, Pakistan da gözlemci olarak katılıyor. Bu ülkeler Afrika ve Güney Amerika'nın çeşitli devletleriyle dayanışma içinde, Batı'nın emperyal politikalarına etkili cevap veriyorlar.
Ekonomik ve siyasi olarak köşeye sıkışmış Batı, hırçın çıkışlarla ortalığı kana boyarken karşısında çaresiz seyreden uluslar değil, onu tehdit eden rakiplerle karşılaşıyor.

Türkiye tüm bunların içinden geçerken, Amerika ve Avrupa sopası altında, Türk halkının çıkarından yana özgür bir politika sergileyemiyor. Dünyaya "Ben Batı'dan yanayım!" mesajı veriyor. Condoleezza Rice'ın dediği gibi, "Türkiye, kendine verilen rolleri oynuyor!"

Resim

Gazi Mustafa Kemal'in ülkesi, tüm mazlum milletlerin kurtuluş mücadelesini örnek aldığı ülke, bugün Amerika'nın askeri oluşumu olan NATO'nun, ABD'nin siyasi kolu olarak çalışan Birleşmiş Milletler, finans organı olan IMF'nin, ABD etkisi ve denetimindeki, Lizbon Antlaşması'nda ortaya çıktığı üzere yok olmakta olan bir birliğin, Avrupa Birliği'nin ağır baskıları altında mazlum milletlere karşı kullanılmaktadır. Komşularıyla arası açılmakta, bölgede soyutlanmasına yol açacak politikalara itilmekte, ayrıca içerde uygulanan "demokrasi" projeleriyle, tıpkı yüz yıl öncesindeki gibi bölünüp parçalanması için etnik kışkırtmaların merkezi olmaktadır.

Türkiye eğer tarafını doğru seçmez ve Mustafa Kemal'in Sadabad ve Balkan Paktı'yla oluşturduğu dengeden dersler almazsa, yakın gelecekte Batı taşeronluğunun bedelini ağır ödeyebilir.
Mustafa Kemal, Batı'dan gelen sert rüzgarlara karşı sırtını Doğu'ya, Sovyetler'e, İran'a ve Hindistan'a dayayarak bir milli mücadele örgütlemişti.

Dünya bugün emperyalist güçler ve mazlum milletler olarak ikiye ayrılmıştır. Ve Türkiye tarihine yakışır bir biçimde, mazlum milletlerin yanında tarafını belirlemeli, öncü yerini almalı ve politikalarını buna göre oluşturmalıdır.

Resim

Batı, "Ortadoğu" terimini, geçen yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nu parçalarken üretti...
Osmanlı devletinden koparılan Filistin, Ürdün ve Irak, İngiliz mandasına alınmıştı. Büyük Britanya Sömürgeler Bakanlığı işte o zaman İstanbul Boğazı'ndan Hindistan'a kadar olan bölgeye "Ortadoğu" denilmesini kararlaştırdı.

Birinci Paylaşım Savaşı sonrası, İngiliz İstihbarat Servisi'nin Ortadoğu uzmanlarından Thomas Edward Lawrence, yani meşhur Arabistanlı Lawrence, Ortadoğu'da gösterdiği olağanüstü çabalarla, sınırların cetvelle çizilmesine ve yapay ülkeler oluşturulmasına katkı sağladı.

Ortadoğu'da bu devletçikler oluşturulurken Batı'nın çıkarları ön plandaydı. Sınırlar çizilirken coğrafi, etnik ve tarihi etmenler göz ardı edildi. Osmanlı'dan arta kalan bölge her an karıştırılabilir ve kolaylıkla yönlendirilebilir bir hale getirildi.
Bugün çizilen yeni Ortadoğu haritaları geçmişin devamıdır...

Emperyalist Batılı devletler, Balkanlar'dan Kafkaslar'a, Doğu Akdeniz'den İran Körfezi'ne, Afrika'dan Uzak Asya'nın içlerine uzanan bir alanda yeni sınırlar çizmekteler...
Ortadoğu'yu şekillendirenler, bugün dünyanın pek çok yerinde yeni israiller yaratma peşindeler.

Hıristiyan Batı dünyası, enerji ve tabii kaynaklar bakımından zengin ülkelerde terör estiriyor... Balkanlar'da her yanı kana boyadıktan sonra Kosova'yı Balkanlar'ın İsrail'i ilan ediyor. Kafkaslar'da Gürcistan'ı turuncu darbeyle şekillendiriyor. Kafkasya'ya bir "İsrail" mevziliyor. Batı, her coğrafyada bir "İsrail" istiyor.

Osmanlı topraklarında, Filistin yurdunda, İsrail devletini Britanya Krallığı elleriyle kurmuştu.
Ortadoğu trajedisinin başlangıç noktası Filistin topraklarının yağmalanması ve Yahudi devletinin oluşturulması projesiydi. İlk "Büyük Ortadoğu Projesi" Birinci Dünya Savaşı'yla hayata geçti...

Batı, önce Arap alemini soyağacına göre bölecek, Arabistanlı Lawrence'lar vasıtasıyla Türklere karşı ayaklandıracak ve 50 yıllık bir sürede kendi kalesine yer açacaktı. İsrail böyle doğdu...

Aynı model Hindistan'da, Malezya'da, Lübnan'da, Irak'ta da sahneye kondu...
İsrail rahat bir nefes alsın diye, birleşmeye çalışan Araplar paramparça edildi. Sünni-Şii çatışması körüklendi...
Medeniyetler çatışacak, petrol coğrafyası denetime alınacaktı...

Ortadoğu'da kilit ülke İsrail'di... Ona yakın ve ondan uzak olanların duruşu önemliydi.
Bu coğrafyada bazı ülkeler birleştirilmeye, bazıları bölünmeye çalışılacaktı...
Örneğin Ürdün Filistin'le birleşmeli ama Irak üçe bölünmeliydi...

Kıbrıs tek bir yerden yönetilmeli, Lübnan ve Suriye bölünmeliydi.
Her ülkede "demokrasi" söylemi yayılmalı, her ülkenin "Amerikalıları" olmalıydı.
Kuzey Irak'ta, işgalin adı "ihtilal"di! Amerikalılar kurtarıcıydı.

Bazıları için Amerika kurtarıcıdan da öte "kutsaldı"! Kerkük İl Meclis Başkanı Rızgar Ali, Bush için "O bir melektir!" derken şaka etmemişti. Aynı söylem, bağımsız yapılıveren Kosova'daki Arnavutlar için de geçerliydi...

BATI'NIN "PROJELERİ" VE BİRLEŞEN AVRASYA

Amerika, Kosova'ya da "demokrasi" getirmişti.
Kosova bir anda bağımsız yapılmıştı. Gerçi ekonomisi, siyaseti, hatta yargısı ve savunması tümüyle Batı'ya bağlıydı ama yine de bağımsızdı! Bağımsızlık ilanı kutlanırken, mecliste Amerika ve Avrupa Birliği bayrakları altındalardı. Milli marş yerine Avrupa Birliği'nin müzikal sembolü olan Beethoven'in 9. Senfonisi'ni dinliyorlardı.

Deniz aşın bir Amerikan eyaleti daha kuruluvermişti. Kosova Balkanlar'daki İsrail'di. "Bağımsız" ilan edildiğinde pandoranın kutusu açılmıştı. Romanya'da yaşayan Macarlardan, İspanya'nın Basklarına ve tabii Abhazya ve Osetya gibi Kafkas halklarından Transdinyester'e, Bosna'daki Sırp Cumhuriyeti'ne ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne kadar uzanan bir yelpazede "bağımsızlık" isteyen halklara ne cevap vereceklerdi?

Yanıt şu oldu: "Kosova başka!"

Batılı güçler, gerek Balkanlar'da gerekse Kafkasya'da kendilerine bağladıkları yönetimleri yönlendirirken amaç tüm zenginliklerin yatağı Avrasya coğrafyasında denetimi sağlamaktı.

Bunun için henüz denetleyemedikleri bir deniz kalmıştı:

Karadeniz. Tüm çabalarına rağmen Batı, Karadeniz'e yerleşememişti. Önlerinde Montrö ve Batı'ya yakasını kaptırmamış, Karadeniz'de kıyısı olan ülkeler vardı.

Bir çare buldular ve 4,5 milyon nüfuslu Gürcistan'ın turuncu lideri Saakaşvili'yi kullandılar. 75 bin nüfuslu Osetya'yı işgale yeltenen Gürcistan, karşısında 140 milyon nüfusu olan Rusya'yı bulacaktı. Bunun ardından Batı, mağdur olan Osetlere "uluslararası" yardım için kolları sıvayacaktı. Yardımı ne hikmetse Amerikan donanmasının son sistem silahlarla donatılmış donanması taşıyacak ve "mecburen" Karadeniz'^ gireceklerdi. Osetlere yardım amacıyla gelen donanma, Gürcistan'ın Batum Limanında bekleyecekti.
Amerika nihayet Karadeniz'e de girmişti ama bu kez karşısında birleşen bir Avrasya vardı.
SSCB'nin yıkılmasıyla tek kutuplu kalan dünyada, farklı güç dengeleri kımıldamaya başlamıştı.

Ekonomisi, siyaseti ve ordusuyla bir ülkeler topluluğu Batı'ya karşı duruyor; 2008'de Amerikan ve Batı politikalarını tersyüz eden bir Asya yavaşça ayakları üzerine kalkıyor... Batı hemen her ülkede basın yayın organlarını denetimde tuttuğundan bu gelişmelerden yeterince haberdar olamıyoruz ama haberdar olduklarımız, Avrasyalı liderlerin Batı'ya taviz vermediğini gösteriyor.
Rusya, Kafkaslar'da çıkarılan kargaşaya, Abhazya ve Osetya'nın bağımsızlığını tanıyarak cevap verdi. Tacikistan'da tüm Şanghay İşbirliği Örgütü üyesi ülkelerin yanı sıra; İran, Hindistan, Pakistan gibi gözlemci ülkeleri de davet ederek bir toplantı yaptı... Bu, yük-selen bir kutbun gövde gösterisiydi...

Dünya sıcak gelişmelerin tam ortasında iki karşıt kutba ayrışıyor. Bunun, geçmişin Soğuk Savaş yıllarına benzemeyeceği anlaşılıyor. Bugün ısı çok daha yüksek. Bıçak halkların kemiğine çoktan dayanmış.
Tehdit altında olan Avrasya, Afrika ve Güney Amerika'yla bağları sıkılaştırıyor... Rusya, Çin, Hindistan ve Orta Asya Cumhuriyetleri aralarına İran'ı da alıyor... Avrasya stratejik ortaklıklarla Batı'ya karşı kenetleniyor...
Batı, Avrasya'da yer alan ülkeleri bölüp parçalamayı, halklar arasına "asit dökmeyi" ve böylece kendine yarayana kolayca el koymayı hedefliyor.

Şimdi gelin, Ortadoğu'dan, Balkanlar ve Kafkaslar'a, Afrika ve Uzak Asya'da açılan asit deliklerinin durumuna bir bakalım. Tarihin bu dönemecinde mazlumların ve zalimlerin mücadelesine tanık olalım... 2007 Eylülü ile 2008 Mayısı arasında gözlemlediğimiz 13 ülkeden notları ilginize sunuyorum, işte Irak'ın Kerkük'ünden, Sudan'ın Darfur'una, Kosova'dan Singapur'a "Böl ve Yut" projeleri... Yeni "İsrail" şablonları! Ve giderek bilinçlenen halkların küresel rüzgarlara karşı birleşme çabaları...

Kaynakça
Kitap: Batı'nın Politikaları Bugün de Aynı: 'BÖl VE YUT!'
Yazar: BANU AVAR
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron