Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Işık Koşaner ve 3 Kuvvet Komutanı İstifa Etti

ORDU BAŞINDAKİ ÇUVALINI ÇIKARDI

-Ergenekon Destanı Atalarımızın Şanlı Destanı’dır.
-Ergenekon Davası'nda Yargılanmaya çalışılan Türk Milleti ve Atatürk'tür. Bu yargılamayı yapan A.B.D'dir.
-1990'ların başından beri, Eşref Bitlis önderliğindeki T.S.K. Ortadoğu'da A.B.D.'nin bütün planlarını altüst eden tek güç idi.
Bu yüzden AKP döneminde T.S.K. asimetrik psikolojik savaşlarla itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor, “Mehmetçik düşmanlığı” tavan yaparken, başbakanlık koltuğunda oturan şahıs a.b.d. askerlerinin sağ sağlim evlerine dönmesi için dua ediyor.
-6. yüzyılda, Çin emperyalizmi yüzünden yokolma tehlikesiyle karşı karşıya olan ve tutsak edilen Aşina Hanedanlığı’nın hayatta kalan tek çocuğu, Ergenekon Destanı’nda dişi bir Kurt tarafından yetiştirilip büyütülmüştür. Bu çocuk yıllar sonra soyunu devam ettirip, bir Cihan Devleti olan ve Çin emperyalizmini mağlup edecek olan Gök Türk İmparatorluğu’nu kurmuştur.
-Aşina Aşireti, Türk Soyunun Karluk Boyundandır. Uygurlarda Karluk Boyundandırlar.
-Göktürkler döneminde Çin emperyalizmi, Göktürkleri yıkabilmek için, içten parçalama stratejisini uygulamıştır. Nitekim Gök Türkler’in yıkılışı Çin emperyalizminin kullandığı Uygurlar tarafından gerçekleştirilmiştir.
-Şimdi günümüzde olanlara bakarsak, Silivri’de, Hasdal’da, Metris’te tutsak edilen Kahramanlarımız, işte bu 6. yüzyılda hayatta kalmayı başaran tek Türk çocuğunun evlatlarıdır.
Günümüzdeki Gök Türk Hanedanlığını tarif edelim:
1. Türkiye Cumhuriyeti’nin Koruyucuları olan Oğuz Boyundan Atatürkçü’ler = Gök Türk İmparatorluğu’nu kuracak olan Karluk Boyundan Aşina Hanedanlığı’nın hayatta kalmayı başaran tek çocuğu.
2. Amerika = Gök Türk’leri entrikalarla içten yıkmaya çalışan Çin Emperyalizmi
3. A.B.D tarafından kullanılmakta olan ve Türkiye Cumhuriyet’ini yıkmayı hedefleyen Atatürk ve Cumhuriyet Düşmanı Yobaz AKP’li kitle(Oğuz Boyundan) = Çin Emperyalizminin Gök Türk İmparatorluğunu yıkmak için kullandığı Uygur Türkleri(Karluk Boyundan)
4. Türkiye Cumhuriyeti(Oğuz Boyundan) = Gök Türk İmparatorluğu(Karluk Boyundan)
5. SONUÇ: Türk Milleti elinde sonunda emperyalist devleti yıkacaktır, parçalayacaktır, darmadağan edecektir!
-Günümüzde yargılanan sözde Ergenekon Örgütü, aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin Tam Bağımsızlığını canları pahasına ebediyet için korumayı hedeflemiş olan Atatürk’ün Askerlerinden oluşan Milli bir Örgütlenmedir(herhangi yasa dışı bir faaliyette bulunmayan).
-Bu örgütlenme, 1980 darbesi sonrasında ayaklanan/özüne-dönen namuslu ve şerefli Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının önderliğinde başlamıştır. Yani, bu örgütlenme, Atatürkçü ve Anti-Emperyalist düşünceye sahip olan Eşref Bitlis Paşa’mız ve onun yolundan yürüyen Uğur Mumcu ve Doğu Perinçek’lerin A.B.D.’ye karşı verdikleri asil mücadeleler ile birlikte başlamıştır.
-AKP döneminde bu kutsal görevleri yürüten “D.Perinçek, T.Özkan, M.Balbay, E.Poyraz, Ç.Doğan, A.Uğur, E.Alan, V.Küçük, E.Gürses, İ.Selçuk, Ş.Eruygur, H.Tolon, L.Ersöz, S.Öztürk, D.Çiçek, H.Iğsız, S.Yalçın, B.Pehlivan, B.Terkoğlu, D.Yıldırım, V.Küçük, İ.Başbuğ, A.Yıldırım” gibi Atatürkçüler, “Ergenekon”, “Balyoz”, “Islak İmza”, “İnternet Andıcı”, “Kafes”, “ODATV”, “Spor’da Şike”, vs. gibi isimlerin verildiği ve hukukun çiğnendiği davalar ile birlikte zindanlara atılıp tutsak edinmişlerdir. Onların yokluğunda Asil Türk Milleti’miz ve Türkiye Cumhuriyet’i bölünme/yıkılma aşamasına getirilmiştir!!!!
-Ergenekon'daki Kahraman Bozkurtlar çıktı, Fethullahçılar yargılanıyor, ABD Suriye'de yenildi, Büyük bir Ekonomik Kriz yolda, SIRA AKP hükümetinin devrilip yargılanmasındadır, ondan sonra SIRA ABD'nin Orta Asya ve Orta Doğu'dan tamamı ile yokedilip tekmelenmesine GELECEK, BU GÜNLERİ GÖRECEĞİZ, ÇOK YAKIN! EN BÜYÜK HEDEF TÜRK BİRLİĞİ'DİR!

Işık Koşaner ve 3 Kuvvet Komutanı İstifa Etti

Mesajgönderen TurkmenCopur » 30 Tem 2011, 00:07

IŞIK KOŞANER VE 3 KUVVET KOMUTANI İSTİFA ETTİ

Resim

Genelkurmay Başkanı Org. Işık Koşaner ve kuvvet komutanlarının topluca istifa ettiği bildirildi.

Kritik Yüksek Askeri Şura (YAŞ) öncesinde Ankara şok bir haberle sarsıldı.

İstifasını Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a sunan Koşaner'in "gördüğü lüzum" üzerine görevinden ayrıldığı belirtildi.

Koşaner'le birlikte Kara Kuvvetleri Komutanı Erdal Ceylanoğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Eşref Uğur Yiğit ve Hava Kuvvetleri Komutanı Hasan Aksay'ın da istifa ettiği bildirildi.

YAŞ'ta tutuklu generallerin durumuyla ilgili krizin çözülmesi için bir dizi toplantı yapılmıştı. Komuta kademesinin tutuklu generallerle ilgili rahatsızlık duyduğu belirtiliyordu.

Ankara'da dün de Koşaner, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Adalet ve İçişleri Bakanlarının katılımıyla bir zirve gerçekleştirilmişti.

Genelkurmay Başkanı Org. Koşaner, görevi geçen yıl İlker Başbuğ'dan devralmıştı.

Odatv.com
29.07.2011 18:31


http://www.odatv.com/n.php?n=isik-kosan ... 2907111200
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Işık Koşaner ve 3 Kuvvet Komutanı İstifa Etti

Mesajgönderen TurkmenCopur » 30 Tem 2011, 00:09

CHP'DEN İSTİFALARA İLK TEPKİ

Resim

Genelkurmay komuta kademesinin toplu olarak emekliliğini istemesi YAŞ öncesi Türkiye gündemine bomba gibi düştü.

Cumhuriyet Halk partisi'nden ilk tepki geldi.

Kaygı verici, askeri teamüllerin sonucudur.

TSK'nın zirvesindeki istifa kararlarını yorumlayan CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, "İktidarın keyfi uygulamalarına karşı yapıldı" ifadesini kullandı.

Odatv.com
29.07.2011 19:06


http://www.odatv.com/n.php?n=chpden-ist ... 2907111200
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Işık Koşaner ve 3 Kuvvet Komutanı İstifa Etti

Mesajgönderen TurkmenCopur » 30 Tem 2011, 00:11

KOMUTANLAR NEDEN İSTİFA ETTİ

Resim

YAŞ öncesi Ankara'da 4 gündür süren kritik görüşmeler, Cumhuriyet tarihinin en büyük istifa kriziyle son buldu.

Peki Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Koşaner arasındaki görüşmeler hangi noktada düğümlendi?

Alınan bilgilere göre, hükümetin TSK'nın iki talebine olumsuz yanıt vermesi sonrası Koşaner ve 3 kuvvet komutanı emekliliklerini isteme kararı aldı.

Genelkurmay, YAŞ toplantısında Org.Saldıray Berk'in Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na, Org. Aslan Güner'in de Jandarma Genel Komutanlağı'na getirilmesi için ısrar etti. Ancak hükümet Genelkurmay’ın her iki isteğine de olumsuz yaklaştı.

Hükümetin bu isteklere imza atmayacağını belirtmesi üzerine 4 gündür yürütülen görüşmelerden sonuç çıkmadı ve Genelkurmay Başkanı olmak üzere kuvvet komutanları istifa kararı aldı.

Odatv.com
29.07.2011 20:05


http://www.odatv.com/n.php?n=komutanlar ... 2907111200
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Işık Koşaner ve 3 Kuvvet Komutanı İstifa Etti

Mesajgönderen TurkmenCopur » 30 Tem 2011, 00:14

IŞIK KOŞANER'DEN AÇIKLAMA

Resim

Genelkurmay Başkanlığı görevinden istifa eden Orgeneral Işık Koşaner bir veda mesajı yayınladı. Koşaner mesajında, "Şu anda 173‘ü muvazzaf, 77‘si emekli olmak üzere 250 general-amiral, subay, astsubay ve uzman jandarma çavuş, hürriyetlerinden yoksun olarak tutuklu bulunmaktadır. Tutuklamaların evrensel hukuk kaidelerine, hakka, adalete ve vicdani değerlere uygun olarak yapıldığını kabul etmek, bir çok hukukçunun da ifade ettiği gibi, mümkün değildir. Bu durum, bir çok defa yetkili makamlara iletilmesine, anlatılmasına ve takip edilmesine rağmen soruna yasal çerçevede bir çözüm bulunması mümkün olmamıştır. Haklarında henüz hiç bir kesin yargı kararı olmamasına rağmen tutuklu bulunan 14 general-amiral ile 58 albay, hürriyetlerinin tehdit edilmesinin yanı sıra mevcut yasalarımız gereğince bu yıl yapılacak Yüksek Askeri Şura‘da değerlendirmeye girme hakkını kaybetmiş ve peşinen cezalandırılmıştır. Soruşturma ve uzun süreli tutuklamaların bir amacının da TSK‘nın sürekli gündemde tutularak kamuoyunda bir suç teşkilatı olduğu izleniminin yaratılmaya çalışıldığı, bunu fırsat bilen yanlı medyanın da her türlü yalan haber, iftira ve suçlamalarla yüce ulusumuzu kendi silahlı kuvvetlerine karşı tavır almaya teşvik ettiği dikkatlerden kaçmamaktadır. Bu durumun önlenememesi ve yetkili makamlar nezdinde yapılan girişimlerin dikkate alınmaması Genelkurmay Başkanı olarak personelimin hak ve hukukunu koruma sorumluluğumu yerine getirmeme engel olduğundan, işgal ettiğim bu yüce makamda göreve devam etme imkanını ortadan kaldırmıştır. Şartlar ne olursa olsun TSK‘nın kahraman mensuplarının kutsal görevlerinde bundan önce olduğu gibi bundan sonra da üstün disiplin, cesaret ve fedakarlıkla başarıya ulaşacaklarına olan kesin inancımı bir kez daha güvenle ifade ederken, TSK‘nın tüm mensuplarına sağlık ve esenlikler dilerim" dedi.

Odatv.com
29.07.2011 22:28


http://www.odatv.com/n.php?n=isik-kosan ... 2907111200
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Işık Koşaner ve 3 Kuvvet Komutanı İstifa Etti

Mesajgönderen TurkmenCopur » 30 Tem 2011, 00:17

MHP'DEN İLK AÇIKLAMA

Resim

Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanlarının emekliliğini istemeleri üzerine MHP'li Oktay Vural, "devlet yönetiminde zaafiyetin bir sonucudur" açıklamasını yaptı.

Odatv.com
29.07.2011 19:27


http://www.odatv.com/n.php?n=mhpden-ilk ... 2907111200
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Işık Koşaner ve 3 Kuvvet Komutanı İstifa Etti

Mesajgönderen TurkmenCopur » 30 Tem 2011, 00:18

NİHAT GENÇ: ASKER KUKLA OLMAYI REDETTİ

Resim

Siyasi iktidar yerden göğe yalan, uydurma, karalama, suçlama ve iftira küplerini üst üste dizdi, yüzlerce komutan hapiste... Komuta kademesi atamalar karmakarışık...

Sonunda komutanlar Yaş Toplantısı arefesinde siyasi iktidarın ‘ayarlarını’ kabul etmemiş olmalılar ki sabır küpü gibi patlayıp en alttaki küpü çektiler, seyreyleyin şimdi gümbürtüyü...

Neymiş Arınç bey, asker mumyaya dönmüşmüş…

Hadi sayın başbakan, hadi bakanlar, istifalar bir saati geçti, çıkın tek kelime söyleyin.

Kamuoyuna istifalarla ilgili önceden bir açıklama yapmadığınıza göre aradan geçen bir saate rağmen ‘sessizliğinizi’ koruduğunuza göre, bu istifalar bizler için değil sizler için fazlasıyla sert bir ‘sürpriz’ olmalı...

Bu toprağı tanıyan bizler için korkulacak paniğe kapılacak hiçbir şey yok, bu toprak iki saat içinde kendi halk ordusunu kuracak güce harekete sahip.

APAÇIK MEYDAN OKUMA

İstifalar bir manevi gerginlik değil duygusal gerginlik hiç değil, istifalar, apaçık meydan okuma...

Vergilerimizle sizlerin sefalar sürdüğünüz maaşlarınızı ödüyoruz, hadi ‘idare’ ‘yönetim’ ‘iktidar’ nasıl olunurmuş, açıklayın..

Geriye sayım şu andan itibaren başladı, şu an bir saat geçti, sayın başbakanım sizi bekliyoruz, ekranlara çıkın ve halkı infiale sürükleyen istifalara bir açıklık getirin..

SİZİ EKRANLARA BEKLİYORUZ BAŞBAKANIM

Şu anda sizi ekranlara bekliyoruz, bakalım yumuşak başlı mısınız yoksa yine asıyor kesiyor musunuz yoksa beraber mi yürüdük bu yollarda, nedir neler oluyor Başbakanım..

Hangi kapalı kapılar ardında hangi idare eden maslahat lafları danışmanlarınızla aramaktasınız…

Türkiye ekran başında sizin "güzel kokunuzu", "nefis sözlerinizi" bekliyor…

Ah Başbakanım, ah Cumhurbaşkanım, bir küçük ‘değerlendirme’yi bu halka çok mu görüyorsunuz, bir bozgun mu yaşıyoruz. yoksa ‘ileri demokrasiye’ nihayet geçildi mi, halkımız sizin nurlu yüzünüzü açıklamalarınızı bekliyor…

Nihat Genç
Odatv.com
29.07.2011 19:15


http://www.odatv.com/n.php?n=asker-kukl ... 2907111200
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Işık Koşaner ve 3 Kuvvet Komutanı İstifa Etti

Mesajgönderen TurkmenCopur » 30 Tem 2011, 15:46

CHP İSTİFA EDEN KOMUTANLARLA İLGİLİ AÇIKLAMA YAPIYOR

CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, parti toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu.

CHP, TSK'nın siyasete karışmasına karşı çıkmaktadır. TSK üzerinde demokratik kontrolü kurmanın en önemli parçası, hiçbir karar alanının sivil idare dışında kalmamasıdır.

AKP DİRENEN BİR PARTİDİR

İçinde bulunduğumuz dönemde CHP sivilleşmeyi savunan, AKP ise direnen bir partidir.

AKP'nin bu direnişi, geçmişte sivilleşme söylemi kullanmasının asıl nedeninin, sadece güvenlik bürokrasinin kendisinden yana olmamasından kaynaklanan bir söylem olduğu görüşünü güçlendirmektedir.

6 MADDELİK BİLDİRİ

1- Hukukun üstünlüğü, demokrasi gibi kavramlar sivil yönetimlerde gerçek anlamını bulur. Sağlıklı işleyen bir sivil yönetim, yönettiği kurumlarla kriz çıkaran bir yönetim değildir. İktidarın görevi kurumları itibarsızlaştırmak olmamalıdır.

2- Asker kışlasında kalmalı. Askerin sıcak siyesetin içine çekilmesi doğru değildir ancak sabah akşam askeri kötülemek, iftira etmek, saygınlığına gölge düşürmek hiçbir fayda sağlanmaz.

3- Demokrasi iktidarın her istediğini yaptığı bir rejim değildir. Demokrasi otokrasiye dönüşmemelidir.

4- Son olayda yargı bağımsızlığının önemi bir kez daha ortaya çıkmıştır. Yargı artık milli irade adına değil, siyasal irade adına karar veren bir yapıya dönüşmüştür.

5- Her iktidarın temelinde meşruiyet bulunmalıdır. AKP yargıdan elini çekmelidir.

6- Komutanların istifaları devlet kurumları arasındaki kopukluğu göstermektedir. Madem komutanlar görevinden ayrıldı, iktidar bu istifaların gerekçelerini paylaşmalıdır.

Odatv.com
30.07.2011 13:54


http://www.odatv.com/n.php?n=chpden-ist ... 3007111200
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Işık Koşaner ve 3 Kuvvet Komutanı İstifa Etti

Mesajgönderen TurkmenCopur » 30 Tem 2011, 15:46

BÜLENT ESİNOĞLU YAZDI: ORDU BAŞINDAKİ ÇUVALINI ÇIKARDI

Resim

4.Temmuz. 2003 yılında Süleymaniye'de, Amerikan ordusu tarafından, Türk subayının başına geçirilen çuval bugüne kadar Türk ordusunun başındaydı.

Bir irade ortaya çıktı. Amerikan iradesine karşı Türk ordusunun iradesidir. Aslında Türk halkının iradesidir.

Bu istifalar kişisel bir olay değildir. Kurumsal bir davranıştır. Kurumsal iradedir.

Bu irade Türkiye'yi savunma iradesidir. Türkiye bu günden sonra, hiçbir zaman dünkü Türkiye olmayacaktır.

Haksız yere Silivri ve Hasdal'a konulan Kemalistlerin iradesinin Türk halkına yansımasıdır.

Türk Ordusu haysiyetine, onuruna sahip çıkarken, ulusunun tek güvencesi olduğunu da göstermiştir.

Bu irade Türkiye'yi bölmek isteyenlere karşı hayır böldürmem diyen iradedir.

Bundan sonra ülkeyi bölmek isteyenlerin işi ülkeyi birleştirmek isteyenlerin işinden çok daha zordur.
Türkiye'yi türbo demokrasi yutturmacası ile bölemeyeceklerini anladıkları gün, bu gündür.

Bu direniş şunu da ifade etmektedir; Türk halkı üzerine oynayacağınız tüm oyunların karşısında, Türk ordusunu bulacaksınız anlamındadır.

Bundan sonra, Amerikan işbirlikçisi bülbüllerin işi düne göre daha zordur.

Bülent ESİNOĞLU
Odatv.com
30.07.2011 00:40


http://www.odatv.com/n.php?n=ordu-basin ... 3007111200
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Işık Koşaner ve 3 Kuvvet Komutanı İstifa Etti

Mesajgönderen TurkmenCopur » 30 Tem 2011, 15:50

NİHAT GENÇ: SIĞIR SÜRÜLERİ

http://www.odatv.com/images/2011_07/201 ... 1200_l.jpg

İstifalar için şunu söyleyeceğim; bu saatten sonra askere ‘rütbe’ değil ‘onur’ lazım, biraz geç kaldılar, olsun. Yüzlerce askerin hukuksuzca tutuklanmasına biraz fazla sabrettiler. Gol üstüne gol yediler.

70’li yılların 12 Martlarını 12 Eylüllerini herkes hatırlar ancak, 70’lerin başında birinci ligde her defasında on-on beş gol yiyen bir averaj takımı Yeşildirek’i kimse hatırlamaz.

Yeşildirek tutunamadı, küme düştü, herkes unuttu, aradan yıllar yıllar geçti. Demirel ise hayatında hiç spordan futboldan konuşmamış bir başbakandı. Bir gün Demirel yine tarihe geçecek bir laf etti: YAHU BİR YEŞİLDİREK VARDI NE OLDU…

Yeşildirek küme düşeceğini biliyordu, istifa etti.

BENİMKİ NAMUS MESELESİ

İstifalar bir ‘onur harekâtı’… Bir çiftlikte yaşlı bir boğa varmış iş göremiyor, başka çiftliklerden çok sayıda boğa getirmişler ve yeni gelen boğalar habire ineklere atlıyor. Derken yaşlı boğa da ayda bir olsun ineklere yanaşmaya başlamış…

-“Yahu sana ne oluyor”, demişler.

Yaşlı boğa: Benimki namus meselesi…

Bir yazar olarak gördüğüm şu, siyasi hükümet ve yandaşları ve cemaatiyle sosyal ve siyasal düzen adına hiçbir şekilde artık hiç kimse ‘ilişkiye’ giremez. Elini verenin kurtulduğu görülmedi, yetmedi, elini veren onursuzluk itibarsızlık şerefsizlik bataklığında çırpınıyor ya da belgesiz hukuksuz içeri tıkılıyor.

Yani komutanlar ne yapsın, yüzlerce arkadaşları hukuksuzca içerde…

Bir gün aslanı, boğa büyük bir ziyafete davet etmiş, olacak şey değil, aslan inanamamış ama ziyafet sofrasına kadar gitmiş, ne görsün, büyük bir sofrada binbir çeşit yiyecek, ancak yiyeceklerin hepsi bıçak, şiş gibi aletlere dizili, şiş kebaplar şiş köfteler kuzu şişler; içinden şiş geçirilmemiş yiyecek yok.

Boğa aslana ‘hadi otur yiyelim’ deyince, aslan: Yiyecekler güzel de ‘aletler’ gözümü korkutuyor.

Şu son on yılın sosyal ve siyasal hayatına bir bakın devlet kurumlarından gazetelere kadar ayrılmayan, istifa etmeyen, tutuklanmayan, suçlanmayan kim kaldı.

MEŞHUR ERZURUMLU HACI’NIN FIKRASI…

Erzurumlu hacı dayı parasını İhlas Holding’e kaptırmış, mahvolmuş, gazeteci hanım kız Hacı amcaya soruyor:

“Hacı amca hacı amca paranı İhlas Holdinge nasıl kaptırdın?”

Hacı amca: “Bana hacı deme gavat de…”

Onurdan da geçtik bu işbirlikçi ajanların gavatı olmamak için hepimiz çırpınıp duruyoruz?

ABD ve Avrupa işbirlikçileri hepimizin boynunu teker teker ‘tasmalıyor’.

Köpek kurtlara saldırıyormuş. Bir gün ‘sahibine’, “şu boynumdaki tasmayı çıkartırsan kurtlarla daha iyi savaşırım” demiş,

sahibi: “Tasmanı çıkartırsam sen de bir kurt olursun.”

İSTİFALAR SONRASI NE OLACAK

Peki istifalar sonrası şimdi ne olur. Buzda yürüyen eşeklere çivili nal takılırdı, şimdi çivili nala da ihtiyaçları kalmadı… İnsanların toplumun kanını donduran büyük bir şiddetle baş başayız, yıllarca bu feryatlara ‘boş bir korku’ diye dalga geçenler şimdi hangi düşüncede olursa olsun gerçek bir ‘ölüm korkusu’yla yaşıyor…

Üniversitelerde belediyelerde siyasi partilerde hukukta insanlık onurunu ve hukukunu koruyacak tek ‘sığınak’ kalmadı.

İşte Can Dündar’a da yol gösterdiler, bir gün uyandık ki insanlık onuru ve hukukunun bekçisi bildiğimiz medya Elif Şafak’ın panpişi olmuş.



Neyse, biz normal hayatımıza dönelim, Sunay (Akın)’la Trabzon Hamamizade Kültür Merkezi sergi salonundayız. Birbirinden muhteşem ressamlar… Bir daha, bir daha, bir daha söylüyorum; Trabzon herkesin kafasında futboluyla yer etmiş. İddia ediyorum, futbolcusundan çok ‘ressamı’ olan bu özelliğiyle belki de dünyada tek şehir.

Hepimiz siyasi gündeme gömülmüşüz, hayranlık duyduğum ressamların tek tek üzerinde istesem de konuşacak zaman bulamıyorum. Bu muhteşem sanatçılara doğrudan bir katkım olmadığı için yazarlığımı eksik, kusurlu buluyor, iş bu duruma lanet okuyor, özür diliyorum.

Neyse.

Görevliye helâyı sordum, görevli bana: - bay, bayan, engelli? diye sordu.

-Bay, dedim,

-Ağbi ben seni engelliye alayım.

-Neden?

-Bay bayan çalışmıyor.



Trabzon’da gençlik olimpiyatları günlerine rast geldim elli yıl sonra bugünü de gördüm, tüm Trabzon tarihinin en kalabalık günleri. Tek ‘talihsizlik’ “insanı bayıltan” demiyorum, “boğup öldüren nem…” Şehirde nemden durmak imkânsız, tek şansınız yaylalara kaçmak…

Ne garip, yaylalara gidiyorsun birkaç kişi ancak...

NERDE BU SIĞIR SÜRÜLERİ

Coğrafyaların bu en soluk kesici yaylalarında eskiden karınca sürüleri gibi sığırlar vardı nerdeler diye üzüntüyle soruyorum. Artık soracağınız, ağlayacağınız, bir köylü dahi kalmamış, nerede olacaklar, sığırların hepsi TV’lere gazetelere gelip yerleşti ve o sığırların (kemrelerinde) gübresinde böcekler gibi yaşayan çakma solcu, çakma liberal yazarlar.

Nemden boğulmak üzere soluklanıp dinlenirken yanımda iki sakallı sıcaklara küfürler ederek, “öldük yahu, ne bu yahu” diye veryansın ediyorlar, bir tanesi sıcaktan illallah getirmiş: Nedir bu yahu cehennem cehennem cehennem, bu yahu, dedi.

Diğer yaşlı: “Cehenneme kurban olsun, cehennem en azından kurudur...”.

Ankara ne kadar sıcak olursa olsun ‘kuru…’

Kuleli sokaktan iniyorum Demirel’in evi önünde koruma polisleri baygınlıktan bıkkın bir hal 38 derece sıcakta bekliyorlar, yanlarından geçerken, bu sıcakta polisleri biraz eğlendireyim dedim. ‘Bakın bu sıcakta nöbetini tuttuğunuz Demirel tüm başbakanlar içinde donunu, ayağını, bacaklarını göstermeyen cumhuriyet tarihimizdeki tek başbakanımızdır, kadrini iyi bilin.’ dedim.

Atatürk’ün mayolu resimleri biliniyor, İsmet İnönü’nün denize meşhur ‘çivileme’ atlayışı, Özal’ın şortlu askeri denetimi, Tayyip Erdoğan’ın futbol takımındaki şortlu resimleri, Deniz Baykal’ın malum, Tansu’nun paparazzi fotoğrafları.

Yani, dedim, bu kapıda büyük bir ‘namus’ bekliyorsunuz. Bakın 38 dereceyi geçtik ve baba doksana dayandı, ayak parmağını olsun göstermeden işte geldi gidiyor…

Güvenlikçi polisler ne diyor bu lavuk der gibi yüzüme baktı, güneş böyle çarpıyor olmalı… Büyük bir memleket meselesine kaldırımda açıklık getirip halkı aydınlatmanın mutluluğuyla Filistin Sokak’a doğru yürüdüm.

DEMİREL BU DENLİ GADDAR DEĞİLDİ

Aha geldik gidiyoruz, kafamda hala anlamadığım bir büyük felsefi soru, Demirel’e düşman büyüdük, ondan bıktık, ona küfrettik, ondan iğrendik, onu en galiz laflarla eleştirmediğimiz tek günümüz geçmedi, ama neden… Haydi söyleyin, neden Demirel ismiyle alay ederken insan kendini eğlenceli bir havada hissediyor.

Bu sorunun altından benim kuşağın kalkması çok zor, ama cevaplardan biri şu olmalı, Demirel bizim için kapitalist vahşi dünyanın bir sembolü’ydü, ama şimdi şimdi anlıyoruz ki ‘bu denli gaddar’ değildi. Zaman üstünden zaman geçince insan dönüp eskisi gibi okkalı küfredemiyor, sanırım bu topraklar hırsızı yalancıyı çok şeyi affediyor ama ‘zalim’i asla, bakın İranlılar Hülagu’ya Anadolu Timur’a bin yıl geçse de hala beddua ediyor.



Asmalımescitmiş, Fenerbahçeymiş, heykellerin kaldırılmasıymış, askermiş, gazeteciymiş hepsi bahane...

Bir on yıl geriye gidin ve her hangi bir gazetenin ön sayfasını açın, o günkü siyasi partiler nerde, o günkü meydanlar, o günkü yazarlar, o günkü TV’ler, o günkü şirketler…

Bir Moğol sürüsü geçiyor Türkiye’nin üstünden. Bir beş yıl sonra hatıralarınızda bu ülkede değer isim marka meydan parti gazete ne varsa son nefesini vermiş olacak, en azından yolun yarısı bitti sayılır.

Moğol deyip geçmeyin; hafif atlılarıyla tarihin en hızlı ordularıydı, dört yüz metreden insan vuran okları vardı, o ok’lar bugün yapılamıyor, yüz metreden kuş vururlardı ve savaşta değil tembellik biraz ağırdan davranan cenk arkadaşlarını dahi affetmez öldürürlerdi. Moğollar’ın tek beceremediği: ‘inşa’ ‘eser’…

Ekranlarda mecliste atıp tutmak serbest uçan kuşu dahi Silivri’ye tıkatacak telefon dinlemeleriniz ve korku ve sindirmeyle yıldırdığınız halktan yüzde elli oy’unuz var, olmayan ne peki?

Eser vermeden bu toprakların size ‘saygı’ duymasını istiyorsunuz, işte siz de bu yok, hatırlatayım Moğollar’ı bu denli vahşi yapan ırklarına soylarına ‘hayranlık ve saygı’ istiyorlardı, milyonları kılıçtan geçirmelerinin sebebi buydu.

Özetle Türkiye’nin manzarası: Sığır sürüsü geçmiş domates tarlası.



Can Dündar ve Ruşen Çakır’ın uzaklaştırılmasının en büyük sebebi Nedim Şener ve Ahmet Şık hatırlatmalarını sıkça yapmaları yani aslında Nedim Şener’i seslendirecek isimler de sindirmeden payını aldı.

Ancak Banu Güven ve Ruşen Çakır’la bir taşla iki kuş vurmuş oluyorlar çünkü on yıllardan beri Ruşen Çakır ve Banu Güven’in ırkçı-Kürtçü isimlerinin abone olduğu programlar yapıyordu, temizlik hızla sürüyor.

Sıra Kürtçülüğü savunan kadın yazarlar Nuray ve Temelkuran’a kadar geldi, oysa çoğu düne kadar ileri demokrasi yolunda kankaydılar, hatırlayın ‘açılım günlerini’.

Görünen şu, AKP temel bir politika değişikliğine başlayınca bazı yazarların artık ‘kendilerine hizmet edemeyeceğini’ düşünüp yandaş gestapolarıyla önceki yazılarından alıntılar yapıp ‘sakat düşürüyor’ sonra ipini çekiyor.

Şu, yazarların ‘önceleri ne yazdılar’ merakıyla eski yazılarından alıntılar yapan başı kapalı yazarlara şunu söylüyorum, bu ülkede beşyüze yakın yazar Türk Ordusu’nun Irak’a girmesi için ABD askerleri yanında yazılar yazdı, sonra malum milyonlarca Müslüman öldü, Irak’taki savaşa karşı çıkan birkaç kişiden biri en başta: Nuray Mert vardı.

Milyonlarca Müslümanın ölümüne savaş naraları atan o yüzlerce yazarın o günlerdeki makalelerini kimler ‘alıntılayacak’, kimler o günler böyle yazdınız he he he diyecek, gözleri kapanmış insanlar başlarını kapatarak Müslüman mı oluyormuş…

‘Önceki’ yazıları çıkartıp ya şöyle demiştin böyle demiştin suçlamaları gırla gidiyor, hatırlatayım, önceki yazılarını seçim yapmaksızın yayınlayan tek yazar Nihat Genç’tir, sizlerin önceki yazılarınız birkaç ay dahi geçmeden hepinizi rezil kepaze eder hale geliyor, hanginiz seçme yapmadan yayınlama cesaretini gösterebildiniz?

Dar ağaçlarını kurmuşlar sıra sıra soylu yazarları asıyorlar bir de utanmaksızın yok şurası çelişkiliymiş yok burası tutarsızmış gibi laf geveliyorlar. Neyse, sıra kimlere geldi derken böylelikle önümüzdeki günlerde AKP’li ve cemaatci yazarların ipini çekmek için can attıkları yazarları da tanımış olduk..

Ancak yandaşların işleri çok zor, çünkü ‘kürtçü’ yazar temizliği genel anlamıyla medyayı değil yandaş medyayı da çok zarara uğratır. Çünkü ırkçı-Kürtçülük yapan yazar yelpazesi kucak kucağa oturdukları liberal renklerle dolu çeşit çeşit:

Röportajlarıyla gizli bir diplomatik hizmet veren yazarlar ayrı bir kategori, Amerikan elçiliği ve malum sivil kurumların ajan taktikleriyle hizmet verenler ayrı, bedel verdi denilen geçmiş yaralarıyla hizmet verenler ayrı, Ece gibi duygusal zemin hazırlayanlar ayrı, Nuray gibi teorik katkı sunanlar ayrı, araya salça olanlar ayrı, Radikal 2’de yarım yalan yanlış bilgilerle cahil cesaretiyle ortaya fırlayan sol taşaklar ayrı ve daha nice kategori başlıkları açılabilir.

Ama asıl ırkçı-Kürtçü ittifakın yazarları daha düne kadar ‘islam kardeşiyiz’ Kürt sorununu ‘islamla çözeriz’ deyip çeşit çeşit bu ırkçı-kürtçülerle sivil toplumlarda gazetelerde ‘karargah kuran’ kendileri.

Kürt sorununu ‘islamla çözeriz’ umutları suya düştüğü için Kürt Sorunu’na farklı bakış getiren diğer çeşit yazarlarla on yıllardan sonra nihayet bugün ‘ipleri kopartmaya’ başladılar.

Bir de gençlerin beynini yıkayan gizli Kürtçülük yapan sinsi yılansı bir akademisyen tayfası var ki sormayın. Geçtiğimiz günlerde savcılık meşhur sözlük sitesinden kayıtları isteyince bir telaş alıp sözlüğün entelektüel kadrosunu oluşturan onlarca akademisyen şimdi YÖK’e şikayet gider işimizden oluruz diye panikle sözlükten ayrıldılar.

İsimlerini merak ediyorsanız yayınlamanız şartıyla hepinize veririm. Neymiş, gündüz akademisyen gece kurt yazarlığın da sonuna gelmiş olduk, savcılık soruşturmasıyla gizli isimlerle yapılan manipülatif yazarlığın sonuna gelinmesi de bir ‘korku temizliği’ sayılır, bunu da kayıtlara düşmek lazım.

Ancak hepsinin ortak özelliği şu meşhur vecizede saklı: ‘bununla yüzleşmek zorundayız’ dayatması. Koro halinde bir sorun inşa edip o sorunu tekrar ve usandırıcı tekrarla kalıcılaştırıp sonra devlete hadi çözün bu sorunu diye ‘çözümsüz sorunlar’ icad etmekle tarihimize geçmişlerdir.

İslam kardeşliğiyle de sonuç alamayan AKP ve yandaşları şimdi çözüm için ne diyor: polisle çözeceğiz.

Asker ya da polis ne fark eder, ikisi de ‘silahlı’ çözüm değil mi?

Askerli çözümün TV tartışmalarında suçlanan şeytani adı: Kemalizm idi. Polis çözümünün adı ne, unutmuş olmalısınız: Çillerizm?

Yandaşların liberallerin gestapoların ajanların ‘ruhları’ aynı: despotluk, acımasızlık, körlük.

Kimseyi işinden etmeyin kimseye güya itibarsızlaştırmak için çullanmayın, sizler, hepiniz, içinizdeki ya da sizi yetiştiren körlükle, acımasızlıkla, despotlukla yüzleşin.

Hani ‘herkes konuşmalı’ idi hani ‘herkes tartışsın’ diyordunuz, ne oldu?

Geriye dönüp hiç değilse şu son on yılda yazdığınız on binlerce makaleye TV’lerdeki tartışmalarınıza bakın, bir kuşağın beyniyle hayalleriyle oynadınız, sonuç: kırbacı askerden alıp polise verdiniz, karargahtan çıkıp karakola geldiniz, bu tesadüf olamaz, neydi o AKP’nin seçim reklamı: aynı bağın bülbülüyüz.



Dincilikle İslamcılıkla Kösem Sultanlar’ın dahi sahip olmadığı servetler kazanıp buraya kadar geldiniz, dincilikle çok kazandınız çok, peki ‘din’ ‘islam’ ne kazandı?

Cumhuriyet’in ilk on beş yılına yaptığınız küfürler aşağılamalar hakaretler bu son on yılda gırla gitti, ne oldu.

Cumhuriyet’in tek suçu, Osmanlı’nın bir yüzyılda yaptığı çeviriyi bir yılda yapması (şaka değil), Osmanlı’nın bir yüzyılda yazdığı kitabı bir yılda yazabilme başarısı mıydı?

Ahaa siz de on beş yılınızı dolduruyorsunuz, on beş yılda, edebiyat, fikir, makale, tiyatro, sinema, teknoloji, şehircilik vs. siz ne yaptınız? Üstelik elinizin altında milyar dolarlara hükmeden patronlarınız var. Şu son on yılda ne ürettiniz, söyleyeyim:

Nazlı Ilıcak, Engin Ardıç, Mehmet Metiner, gerisini saymaya değmez, c grubu Araplar, c grubu liberaller, c grubu Kürtler, c grubu cemaatciler, c grubu akademisyenler, c grubu gazeteciler.

Soylu yarış atları çekip gitti her akşam ekranlarda c grubu gazeteci yazar tartışmaları.

Ve elimizin altında bu güruhun son on yılda yazdığı onbinlerce saçma sapan makale, hiçbir yere kaçamazlar.

Kızılderili beyaz adama ‘ siz nerden geliyorsunuz’ der, beyaz adam: ‘biz maymundan geliyoruz’ der ve elindeki bir kitabı uzatır kızılderiliye: ‘Bakın bu kitapta maymundan geldiğimiz etraflıca bilimsel olarak açıklanıyor’.

Kızıderili: Keşke kitaba yazmasaydınız?

Tabii deli saçmalarında ilahi hikmet arayan insanlar sandıklara oyları doldurdukça siz de haklısınız.

Sonunda hıyarların kabaklara secde ettiği bir demokrasi düzeni kuruldu, hayırlı olsun.

Üç günlük yazarların kabak çiçeği gibi kabağa dönüştüğünü tarlalarda değil ekranlarda izlediniz.

Neymiş, tecrübe, birikim, aklıselim, mesleki incelik, maharet denilen şeylerden köpeklere ‘yal’ (bulamaçlı köpek yemeği) pekala yapılabiliyormuş.

Toplama çıkarmayı parmak hesabı öğrenince ekranlarda matematik profesörü gibi konuşanları gördünüz, siyasi sonuç: iki sarımsak artı iki patlıcan yanına bir de armuttan devlet bakanı, işte usta aşçılık.

Hoca damdan işiyor çişi ip gibi, pardon böyle değildi fıkra, usta damdan işiyor yandaşlar duş alır gibi temizlik imandan gelir çığlıklarıyla gusül abdest alıyor.



Herkes otuz yıldır aynı üç beş cümlelik yazılarının aynısını utanmadan on bin defa tekrar ediyor, oysa bizim canımız yanıyor yine de ağır hukuksuzluklar karşısında ‘okuyucu aynı cümlelerden sıkılmasın’ diye söz etmekten çekiniyoruz.

ODA TV’ye polis baskını olduğu günlerde medyanın başta Nazlı Ilıcak Nagehan Alçı gibi yazarları aylarca ekranlarda köşelerinde kudurarak konuşup durdular, asılsız suçlamalar ithamlar delirmiş gibiydiler…

Bu hanımefendilere soruyorum, arkadaşlarımız hala içerde ve ortada henüz iddianame yok, şu meşhur ‘iddialarınız’a ne oldu hanımefendiler, bir zahmet arada bir bize suçumuzu tekrar hatırlatsanız.

Yoksa gestapolar gibi yaka paça tekme tokat vurup içeri attırdıktan sonra sizlerin artık görevi bitiyor mu?

Sizin sorumluluk bölgeniz içeri tıktırana kadar mı?

Bu bir gazetecilik hak hukuk insanlık vicdan meselesi ise tek satırcık olsun şu meşhur iddialarınızı kaleme alsanız…

Gözü dönmüş bu bayanlara bir sosyolojik gerçeğin hikâyesini hatırlatayım, yakın aile bağları olanlar hemen hemen bütün kültürlerde evlenemez, yasaktır. Bilim adamları birçok ‘yamyam’ vakasını araştırırken şaşırtıcı hikâyeler buldu, şöyle, kabilede açlık başlayınca, kabile ilk önce, kendilerine kan olarak evlilik bağı düşmeyenleri ‘yemeye başlar’.

Bu siyasette de böyledir, fark etmemiş olamazsınız AKP ve cemaat güçlendikçe yavaş yavaş ‘evlilik bağı’ düşmeyenleri çoktan hatır hutur mideye götürmeye başladı.

Artık okuma yazma bilen herkes biliyordur, sabit kur nedir dalgalı kur nedir, ancak yeni bir ‘kur’la tanışmak üzereyiz. Dolar bin yedi yüze doğru yükselirken Başbakanımız Azerbaycan’a giderken bir emir verdi ve ‘kur’ çivi gibi yerine saplanıp kaldı.

Ülkemizde binlerce müthiş bilgili ekonomi profesörü ve medyamızda yüzlerce ekonomi yazarı var, Allah aşkına bir tanesi olsun dile getirsin, Tayyip Erdoğan’ın höt demesiyle sabitlenen bu ‘kur’ türünün adı literatürde nedir?

Anlatayım, şudur: nasıl ki bizlerin herkesin telefonları dinleniyor, aynı şekilde Türkiye’nin önde gelen büyük şirketlerinin borsa hareketleri izleniyor, manipülatif olmadıktan sonra isteyen herkes istediğini alır satar, ancak herkes izlendiğini bildiği için hükümetin ve başbakanın ağzına göre hizaya girmiş durumdalar, Çakırcalı Efe’nin tarihe geçen tek özlü sözünü burada hatırlatmak isterim: Kıpırdamayın ulennn!

Usta değil orkestra şefi, Tayyip Erdoğan alçalsın dedi mi alçalacak yükselsin dedi mi yükselecek, serbest piyasa işte buna denir, yatırımcıların borsacıların bankaların ‘emir erine’ dönüştüğü, Kenan Paşa ekonomi işini emirle yapamam deyip ekonomiyi Özal’a bıraktı, keşke ekonomiyi de talimatla düzeltebileceğine birileri Kenan Paşa’yı ikna etseydi, sivil Kenan Recepler’e ihtiyaç kalmazdı.

Erkin Koray’ın çok meşhur tempolu şarkıdır, ‘kızları da alın askere’, aldılar aldılar Erkin baba, üstelik çok sürpriz bir ‘kadın’, TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner. Tayyip Erdoğan’ın emirlerini duyar duymaz Cumhurbaşkanı köşkü önünde selamı çaktı: ‘kriz görmüyoruz, ekonomi tıkırında.’, aferin tertip…

Ah ah askerlik yaptığım için tertibin duygularını biliyorum, komutana selamı çaktı ama yorganın altına girince ağlayarak gizli gizli ‘şafak defterine’ bir çentik daha attı, kaç gün kaldı ‘tezkereye’ diye.



Neyse güzel bir fıkra anlatıp güldüreyim sizi, Tayyip Bey ‘kur’u esas duruşa soktu ama cari açık içten içe herkesi paniğe soktu, kurtuluş yok, bu ekonomi iki yıl içinde dibe vuracak, onlar da biliyor, ne kadar ‘kur’u düzene soksalar da akılları fikirleri sabah akşam cari açık’ta…

Yiyorlar içiyorlar nara atıyorlar efeleniyorlar ama cari açık içlerini sinsice yiyip boşaltan bir kurt gibi…

Birgün ev faresi tarla faresini görmüş, yahu niye yiyecek diye tarlayı boşuna deşip durmaksızın eşinip duruyorsun, bizim evde yiyecek bol, gel bize birlikte yiyelim.

Tarla faresi uymuş ev faresine gitmişler evlerine. Ev faresi kilerin kapısını açmış ki tarla faresi neye uğradığına şaşırmış, sıcak para mı sucuk mu ucuz dolar mı salam mı kaşar peynirleri mi her şey var.

Ev faresi tarla faresine hadi ne diyorsun ısır yemeye başla.

Tarla faresi bir ısırık atacak. ki. Odanın kapısı açılmış evin beyi içeri girmiş. Ev faresi hemen deliğe saklanmış… Sonra adam odadan çıkıp gitmiş.

Ev faresi tarla faresine hadi ne duruyorsun ısır adam gitti, demiş.

Tarla faresi peynire bir ısırık geçiriyordu.ki. Evin hanımı içeri girmiş. Ev faresi hemen deliğe kaçışmış… Sonra evin hanımı gitmiş.

Bu böyle kırk defa odanın kapısı açılmış kapanmış açılmış kapanmış ve bizimkiler her açılışta deliğe kaçışmış…

Ev faresi yine tarla faresine hadi ısır ne duruyorsun demiş.

Tarla faresi: Isıracağım da İÇİM RAHAT DEĞİL…



Bir de utanmadan ‘kriz’ geçti uyarıları yapılmaz mı ? Asıl ‘uyarıyı’ kriz yaptı ama benim anladığım cemaatin savcıları ‘kriz’in de telefonlarını dinliyor, yarın işadamlarına ‘niye aldın niye sattın?’ diye içeri tıkarlarsa şaşırmam, ancak bu bir kriz işi değil, ikincisi üçüncüsü şişerek büyüyerek kapıda.

Adamın biri eşeğini yokuşa sürmüş zorlaya zorlaya götürüyor tam o sırada hocaya sormuş ‘hocam ne zaman öleceğim?’

Hoca: Eşeği yokuşa sürmüşsün, birinci zort’ta bayılacak, ikinci zort’ta öleceksin.



Trabzon Meydan Parkı’nda Trabzon’un yetiştirdiği değerli insanlar anısına yapılmış heykeller AKP belediye tarafından yıkılıp kaldırıldı, tarihi çam ve çınarların kesilmesi de hediyesi. Yaşlı adamın biri de ‘yahu ne istiyler ölmüş gitmiş adamlardan bu deyuslar’ diye küfür ediyor, adama yanaştım, ‘neye isyan ediyorsun aldıkları oy ortada, sıcak para var diyorlar herkes zengin, kuyumcular çarşısı maç kalabalığı gibi…’

Yaşlı amca tek bir cümleyle karşılık verdi, on yıldır bu iktidara karşı yazdığımız binlerce eleştiri yazısından daha güzeldi:

-Sen biliy misin o fıkrayı, maymunu kral yapmışlar bütün muzları kendi yemiş.



Trabzon’da her şeye rağmen ünlü Ofli Hoca gibi tertemiz saf güzel ve zeki insanlar var, seçim günü adaylar hocanın birine rica etmiş, hocam bize oy vermeleri için bir konuşma bir telkinde bulunsan diye, sonra bu iyiliğinin karşılığı olarak Allah hepimizi cennetle mükafatlandıracaklar diye malum din tüccarlığı konuşmaları.

Hoca ricalarını kıramayıp kahvede kalabalığa seslenmiş: Sayın cemaat, bu seçimde bu arkadaşlara oy verirseniz hepiniz cennete gideceksiniz, bu arkadaşlar da meclise gidecek.



Bu duygu dolu hikâyeler de gelip neden beni bulur bilmem, Ankara’da 38 derece öğle vakti Kızılay’dan geçerken PKK’yı lanetleyen bir yürüyüş kolu gördüm, kimdir nedir demedim birlikte taa Anıtkabir’e sloganlarla yürümeye başladım.

Ellili yaşlarda bir hanım kolunda altı yaşlarında torunu yanıma geldi, kocası içeri tıkılanlardan, yanındaki çocuk ta torunu, kaş göz yapıyor torunu konuşulanları duymasın diye. Çocuk cin gibi anlar diye biz de konuşmadık, mevzuyu değiştirdi, ‘bak bu ağbi Yazar’ deyince, çocuk: ben de yazar olacağım, diye atladı lafa.

-Yazar olunca ne yazacaksın?

(Başladı anlatmaya): Bir sincap varmış çömleğin içinde yaşıyormuş bir kuş gelmiş ne yapıyorsun demiş sincap burası benim küçük köşküm demiş kuş ben de küçük köşkünde yaşayabilir miyim demiş evet demiş sonra kurbağa gelmiş kuşla sincaba burada ne yapıyorsunuz demiş burası bizim küçük köşkümüz demiş ben de oturabilir miyim demiş evet demişler sonra farecik gelmiş burada ne yapıyorsunuz demiş burası bizim küçük köşkümüz demiş ben de gelebilir miyim demiş gel demişler başlamışlar oturmaya.

Sonra bir ayı gelmiş burada ne yapıyorsunuz demişler burası bizim küçük köşkümüz demişler ben de oturabilir miyim demişler otur demişler ayı çömleğin üstüne oturmuş çömlek kırılmış kuş sincap farecik hepsi ölmüş.

İşte böyle hepimizin küçük evleri çatısına g.tünü cemaatlerde büyütmüş ayılar çöktü, peki neden elden bir şey gelmiyor, kurtlarla köpekler savaşa başlamış köpekler saldırıyor kurtlar duruyor köpekler saldırıyor, kurtlara, siz niye saldırmıyor musun demişler, kurtlar, baksanıza köpeklerin hepsi aynı renk bir de bize bakın hepimiz çeşit çeşit.

(Ağaçlar kaçarken adlı makalem bugün-yarın bu sütunlarda yayınlanacak.)

Nihat Genç
Odatv
30.07.2011 13:55

http://www.odatv.com/n.php?n=sigir-suruleri-3007111200
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Işık Koşaner ve 3 Kuvvet Komutanı İstifa Etti

Mesajgönderen TurkmenCopur » 03 Ağu 2011, 14:32

ATAMALAR KONUSUNDA ANLAŞMAYA VARILAMADIĞI BELİRTİLİYOR

Resim

Komuta kademesinin tepki istifalarının ardından toplanan Yüksek Askeri Şura’da ikinci gün çalışmaları da sona erdi. Şura, sabah Tayyip Erdoğan başkanlığında Genelkurmay Karargâhında toplandı. Başbakan Erdoğan, öğle saatlerinde toplantıdan ayrılarak Başbakanlık Merkez Bina'ya gitti. Daha sonra Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz da karargâhtan ayrılarak makamına geçti. Komutanlar ise karargâhtan ayrılmadı.

Sabah 8:45’te Genelkurmay Karargahı’nda çalışmalarına başlayan Yüksek Askeri Şura’nın ikinci gün toplantısı beş buçuk saat sürdü.

Erdoğan, Genelkurmay Karargahı’ndan saat 13.55’te ayrılarak Başbakanlık Merkez Bina'ya geçti, çalışmalarına burada devam etti.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner ve Kuvvet komutanlarının istifalarında, “görünür gerekçe” olan tutuklu komutanların durumlarının, Yüksek Askeri Şura’nın bugünkü toplantısında ele aldığı tahmin ediliyor.

Erdoğan, önceki yıllarda, ikinci gün toplantılarının ya sadece ilk bölümüne katılır ve daha sonra Karargah’tan ayrılır, ya da ikinci gün toplantısına hiç katılmazdı. Şuranın ikinci gün toplantısının tamamına Erdoğan’ın başkanlık etmesi de ayrıca dikkat çekti.

Bu durum, Orgeneral Necdet Özel ve komuta kademesinin hükümetle uzlaşma sağlanamadığı şeklinde yorumlandı.

Bugünkü toplantıda Orgeneral kadrosuna atanacak Korgenerallerin durumlarının ele alındığı belirtiliyor. Hükümetin terfilerdeki etkisi zayıf. Çünkü YAŞ üyelerinin eşit oyu bulunuyor. Başbakan ve Milli Savunma Başaknı sadece şerh koyabiliryor.

Kuvvet Komutanlıklarında ise durum biraz farklı. Kriz de burada yaşanıyor. Hükümet, askerin istediği Kara Kuvvetleri ve Jandarma Komutanlıklarına atanacak isimlere sıcak bakmıyor.

Kuvvet Komutanlıklarına atamada hükümetin rolü daha ağır basıyor. Çünkü yasaya göre kuvvet komutanlıklarına; Genelkurmay Başkanı'nın teklifi, Milli Savunma Bakanı'nın inhası, Başbakanın imzalayacağı ve Cumhurbaşkanı'nın imzasıyla atanıyor...

Krizin bir diğer nedeni de tutuklu general ve amirallarin durumu... Hükümet kanadı yasada olmamasına rağmen komutanların emekli edilmesini istiyor. Ancak yasalar emekliliğe engel oluyor. Bu durumda tutuklu generaller için iki seçenk öne çıkıyor. Ya hiçbir ilerleme kademe ilerlemesi yapılmayacak ya da Milli Savunma Bakanı'nın "açığa alma" yetkisini kullanacak.

AKP cenahı, gazete ve televizyonlar aracılığı ile Kanun Hükmünde Kararname yetkisini kullanarak tutuklu generallerin emekli edileceğini propagandasını sürdürüyor. Ancak krizin kararname ile daha da derinleşeceği belirtiliyor.

Şura, çalışmalarını yarın da sürdürecek. Şura’da alınacak kararları 4 Ağustos’ta Abdullah Gül’ün onayı için Köşk’e gönderilecek.

Salı, 02 Ağustos 2011 17:37

http://ulusalkanal.com.tr/index.php?opt ... Itemid=174
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Sonraki

Dön Ergenekon Davası, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Asil Türk Milleti

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir