1. sayfa (Toplam 5 sayfa)

Atatürkçü Aziz Yıldırım AKPye Rest Çekti ve Gözaltına Alındı

MesajGönderilme zamanı: 03 Tem 2011, 18:37
gönderen TurkmenCopur
Atatürkçülük, Fenerbahçe, Aziz Yıldırım, Ergenekon Davası ve Türk Silahlı Kuvvetleri

28 Haziran 2007 yılında Tuncay Özkan'ın KanalTürk'te(Devşirilmemiş KanalTürk'te) yönettiği bir programda konukları Doğu Perinçek, Ceyhan Mumcu ve Kemalettin Şentürk'tü. Bu programda Türkiye'nin bağımsızlığı için birçok konu tartışılmıştı.

Tartışılan konulardan bizim dikkate almamız gereken husus, Gladyo'nun Türk futbolu içindeki faaliyetleridir. Bahsettiğimiz programı buradan izleyebilirsiniz.



Programın 1 saat 30'uncu dakikasından sonraki bölümü dikkatle izlediğinizde, Tuncay Özkan'ın, "Fethulahçı Gladyo sadece Fenerbahçe'ye girememiştir" açıklamasını göreceksiniz.

Yani olay şudur:

"Aziz Yıldırım Atatürkçü'dür, ve Türk Milletimizin Tam Bağımsız Türkiye'yi muhafaza etmesi gerektiğini savunmaktadır. Ve bu uğurda Aziz Yıldırım baş düşmanımız olan Amerikan devletinin emrinde çalışan ve günümüzdeki Gladyo'yu temsil eden Fethullah Gülen ve Terör Örgütünü'nün Fenerbahçe'yle uzaktan veya yakından ilişkisi olmasını engellemiştir. Ve dolayısı ile Fenerbahçe'nin Amerika için değilde Türkiye için faydalarda bulunmasını sağlamıştır".

Aziz Yıldırım birkaç yıl önce yaptığı bir açıklamada, Kurtuluş Savaşında Fenerbahçe'nin yaptığı namuslu ve şerefli vatani görevden bahsediyordu. Fenerbahçe'nin Kurtuluş Savaşı sırasında yurtdışından silah kaçırıp Atamız Atatürk'ün Büyük Ordusuna getirdiğini anlatıyordu. İşte, buradan anlaşılıyor ki Aziz Yıldırım'da o namuslu ve şerefli görevi yıllardır sürdürüyormuş. Bundan nasıl bu kadar olabiliyorsunuz diye sorarsanız, ben size yanıt olarak son bir haftadır, Aziz Yıldırım'a karşı yapılan bu operasyonun ne kadar çok düzmece Ergenekon operasyonlarına benzediğini anlatırım. Yani demekki, Aziz Yıldırım'da, Ergenekon ve Balyoz Davasında saçma sapan nedenler yüzünden Silivri'de tutuklu olan Kahramanlarımız gibi bir Kahramanmış!

Demekki Yalçın Küçük'ün Aziz Yıldırım hakkındaki tespitleri yanlışmış. Niye Emre Belözoğlu tutuklanmıyorda, Aziz Yıldırım tutuklanıyor? Acaba bunun sebebi Emre'nin Fethullahçı olduğundan mı? Hakan Şükür kim oluyorda milletvekili olabiliyor?

Ve son olarak:

Aziz Yıldırım neden 2008-2009 veya 2009-2010 sezonu sonrasında gözaltına alınmadı da, 2010-2011 sezonu sonrasında(ve ne tesadüfse seçimlerden sonra) gözaltına alınıyor?

Bunun cevabı çok basit!

-2008-2009 yılında Beşiktaş'ın şampiyon ve Sivasspor'un ikinci olması gerekiyordu, oldu.
-2009-2010 yılında Bursaspor'un şampiyon olması gerekiyordu, ve oldu!
-20010-2011 yılında ise Trabzonspor'un şampiyon olması gerekiyordu, AMA OLAMADI!!!

Peki Trabzonspor neden şampiyon olamadı? Vede Trabzonspor neden şampiyon olması gerekiyordu?

Cevap yine çok basit. AKP'nin hedefi, "Bak bizim dönemimizde Anadolu takımları iki defa şampiyon oldu, bir defa ikinci oldu ve diğer birkaç takım sürekli ilk 5'te kalabildi" diyebilmekti. Bu sayede, Sivas, Bursa, Trabzon ve Kayseri gibi kilit Anadolu şehirlerinde AKP'ye oy veren sayının üst düzeyde kalması garantilenecekti.

Ki aslında başarılı da oldular, Sivas=63,32% AKP, Bursa=52,91% AKP, Trabzon=59,09 AKP, ve Kayseri=64,94% AKP.

Ama işte deniliyor ya, "Dokunan Yanar", işte Aziz Yıldırım 2010-2011 sezonunda isyan edip Tayyip Erdoğan'ın sözünü dinlemedi ve normalda olması gerektiği gibi(Fenerbahçe'nin kalitesinin bütün takımların üzerinde olduğunu herkez kabul ediyor) şampiyon oldu. Ve şimdi bunun bedelini ödüyor.

Yani bu mudur Demokrasi? Tayyip Şampiyon Olacaksın Deyince, Şampiyon Olabilirsin, Tayyip Şampiyon Olamazsın Deyince Şampiyon Olursan Gözaltına Alınırsın??????

Ve ayrıca futbol tekniği hakkında düşünürsek, Beşiktaş'tada Fenerbahçe'dede hiçbirşey başaramayan Burak Yılmaz nasıl oluyorda birden bire Trabzonspor'da gol krallığına aday oluyor? Nasıl oluyorda gol atmakta zorlanan Trabzonspor'da Burak Yılmaz son haftalarda sürekli ilk dakikalarda gollerini atıyor?

Bunlar sorgulanmıyor, ama Aziz Yıldırım sorgulanıyor!! PKK'lılar sorgulanmıyor, Hizbullahçılar sorgulanmıyorda, HER GÜN KAHRAMAN ATATÜRKÇÜ ASKERLERİMİZ GÖZALTINA ALINIYOR!! ACABA NEDEN???? BUNLAR KİMİN YARARINA? AMERİKA VE KUKLASI AKP'NİN YARARINA OLMASIN SAKIN???

Futbolumuzdaki bütün bu operasyonların hedefi Fenerbahçe-Galatasaray-Beşiktaş taraftarları arasındaki rekabetin yokedilip, yurt içindeki Türk-Kürt çatışmalarının/düşmanlıklarının başlamasını sağlamaktır. ABD ve onun kuklası AKP, bu sayede Türkiye'yi bölme projelerini başarıyla tamamlayacaklarını ummaktadırlar.

Re: Diktatör AKP Devletine Doğru: Aziz Yıldırım Gözaltına Al

MesajGönderilme zamanı: 03 Tem 2011, 18:38
gönderen TurkmenCopur
AZİZ YILDIRIM VE 2 FUTBOLCU GÖZALTINDA

Resim

2010-2011 futbol sezonundaki maçlarda şike yapıldığı iddiasıyla Fenerbahçe Klübü Başkanı Aziz Yıldırım dahil 12 ilde 40 kişi gözaltına alındı...

Gözaltının şike soruşturması kapsamında gerçekleştirilirken, uzun süre devam eden teknik ve fiziki takip sonrası operasyonun düğmesine basıldı. İstanbul ve Antalya başta olmak üzere bir çok kentte süreceği belirtiliyor..

İstanbul Organize Şube Müdürlüğü'ne bağlı ekipler, Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı'nda ve yönetim binasında arama yapılıyor. Arama yapılan yerler arasında Aziz Yıldırım'ın evi de var..

İşte Aziz Yıldırım'ın gözaltına alındığı o anlar

Operasyon kapsamında 40'ı aşkın gözaltı olduğu öğrenilirken, futbolcular, teknik direktörler, menajerler ve klüp başkanları da gözaltında. 12 şehirde gerçekleştirilen operasyon kapsamında futbolcular Ümit Karan ve Sezer Öztürk gözaltına alındı.

*Sivasspor Klübü Başkanı Mecnun Odyakmaz da gözaltında..

Sedat Peker'e yakınlığıyla bilinen eski Giresunspor Başkanı Olgun Peker de gözaltında...

Odatv.com
03.07.2011 09:52


http://www.odatv.com/n.php?n=aziz-yildi ... 0307111200




ŞİKE İDDİALARIYLA İLGİLİ FENERBAHÇE'DEN İLK RESMİ AÇIKLAMA

Resim

Futbolda şike operasyonundan sonra Aziz Yıldırım , Şekip Mosturoğlu ve Emenike gözaltına alındı. Fenerbahçe Kulübü'nden ilk resmi açıklama 7 saat sonra geldi.

İşte üç paragraflık o açıklama:

Sabah saatlerinde İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü bir soruşturma kapsamında diğer spor kulüplerinin yanında Kulübümüzün Başkanı Sn. Aziz Yıldırım'ın da aralarında bulunduğu bir kısım kişilerin gözaltına alındığı ve bazı spor kulüpleri ile birlikte Kulübümüzde de söz konusu soruşturma kapsamında arama faaliyeti icra edildiği kamuoyunun malumudur.

Fenerbahçe Spor Kulübü olarak; hukuka ve adalete olan inancımızı bir kez daha tekrar ederken, yürütülen soruşturmanın bir an önce tamamlanarak gerçeklerin ivedilikle ortaya çıkarılması gerektiğini belirtmek isteriz.

Şu husus bilinmelidir ki; geçmişi şan ve şerefle dolu Kulübümüz, tarihinin hiç bir döneminde hukuksuzluk içinde olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır.

Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunulur.

03.07.2011 14:50

http://www.odatv.com/n.php?n=fenerbahce ... 0307111200

Re: Diktatör AKP Devletine Doğru: Aziz Yıldırım Gözaltına Al

MesajGönderilme zamanı: 05 Tem 2011, 20:48
gönderen TurkmenCopur
NİHAT GENÇ: SEN ÇOK YAŞA FENERBAHÇE

Resim

Endüstriyel futbol denilen yüz milyon dolarlık büyük şirketlerle yönetilen futbolun gideceği yer dünyada kalmadı. İngiltere’de Rus işadamlarına şeyhlere satılmayan kulüp kaldı mı? Her yıl şampiyonluğa oynamak zorunda olan bir takımın her yıl elli milyon dolara ihtiyacı var. Fenerbahçe’yi bitiren uyuşturucu tiryakiliği gibi şampiyonluklara kilitlenmiş olmasıdır.

Yayın gelirleri, Şampiyonlar Ligi gelirleri olmadan Fenerbahçe’nin yaşaması imkansız hale geldi. Ve bu ‘yüksek gelir basıncı’ Fenerbahçe’yi mahkeme kapılarına sürükledi.

Fenerbahçe sadece Fenerliler’in değil hepimizin takımıdır, doğduğumuz günden beri mesela ben elli yılın her haftası Fener maçını konuştum, gündelik hayatımızda annemizden sevgilimizden hatta ideolojilerimizden çok Fenerbahçe geyiği yaptık.

Bizans’ta rekabeti bin yıl süren Mavilerle Yeşiller arasındaki at arabaları yarışları gibi yüzyılın her haftası bu ülkede yaşayan her insanın yüreklerini hoplatan derbi maçlar yapıp ülkenin siyasetini açlığını depremini felaketlerini dahi unutturan bir büyük sportif kapışmaya Allah’ın her haftası hazır olmak başarının çok ötesinde mucizevidir.

Bu ülkenin senin benim hepimizin Fenerbahçe’ye büyük ödenmez borçları vardır, bizleri Allah’ın her haftası heyecanları yenilgileri kapışmasıyla kilitleyen bu muhteşem takımın bugün içine düştüğü içler acısı hal Fenerbahçeliler’in değil ‘dünya futbolunun içine düştüğü büyük parasal kriz’in sonucudur.

Ben anadan doğma Trabzonlu’yum, Trabzonspor’un onur üyesiyim, hayatımda en sevdiğim futbol adamları bugün hala hırdavatçı dükkanında oturan Ahmet Suat Özyazıcı ve Şenol Güneş’tir. Hayatımda en çok eğlendiğim keyif çıkarttığım maçlar Fenerbahçe’nin Aydınspor’a altı farklı ve adı bilinmez Pendik’e yenildiği maçlardır.

Ve geçtiğimiz sezon Trabzonspor maçlarında büyük oyunlar oynanması bizi futboldan soğutacak kadar yıpratıcı olmuş ve acımızdan ağlayacak yer dahi bulamadık.

HİÇBİR MAHKEME KARARI FENERBAHÇE'NİN TARİHİNE DOKUNAMAZ

Şüphesiz şike belgeleri karşısında hiç kimse alttan alamaz, geçiştiremez ve her şeyi tayin edecek olan mahkeme kararlarıdır, mahkeme kararları da birkaç yöneticiyi haklı olarak kepaze duruma düşürür ve fakat bugün şunu hiç unutmayalım, hiçbir mahkeme kararı Fenerbahçe’nin Tarihine dokunamaz, Fenerbahçe’nin Gururu’nu sarsamaz.

Çünkü ‘hukuk’u da aşan romantik bir aşk ve yüzyılın hatıraları var ortada. Birkaç yöneticinin kulübü uçurumun kenarına getirmesi Fenerbahçe aşkını bitiremez. Fenerbahçesiz ligi kimse kabullenemez. Ortaokuldaki kankardeşim Fenerliydi, üniversitedeki dava arkadaşlarım Fenerliydi, eşim Fenerli, kahvede batak oynadığım arkadaşlarımın bir yarısı fenerli.

Günümü geçirdiğim dört kişiden üçü Fenerli. Yani ben Fenerbahçe’nin olmadığı bir ülkede yaşamayı bilmiyorum, yaşamak ta istemiyorum.

Fenerbahçe’yi yıpratan kurulduğu günden beri şampiyonluklara odaklanmasıdır, bu da sadece ‘yüksek gelir basıncı’ değil, ülkenin sosyal kültürü siyasetinin ve beklentilerinin de Fenerbahçe’ye yüklediği dayanılmaz bir basınçtır.

Bu da büyük transferler büyük futbolcular demektir, ki bu topraklarda yaşayan herkes dünyanın eşsiz futbolcuları antrenörlerini hep Fenerbahçe’yle tanıdı, yani Fenerbahçe şu meşhur ‘gündem değiştirmenin’ de takımıdır. Fenerbahçe trajik siyasi skandallarla dolu karmakarışık ülkemizin günlük ‘beklentileri’ne hizmet ederek, ülke insanının yüzünü aklını meşguliyetlerini şaşaalı heyecanlarıyla futbola çevirmesini becerdi, yani bu kadar darbeye ve sevimsiz sağcı siyasetçiye bu ülke biraz da Fenerbahçe’yle katlanabildi, sol’un argo literatüründe kitlelerin futbolla uyuşturulması, diye eleştirilen.

Şu anda Fenerbahçe’ye büyük bir şans doğmuştur, muhtemeldir ki tarihlerinde ilk defa şampiyonluk zorunda olmadan birkaç sezon geçirecekler, ki işte bu ara dönem Fenerbahçe’den çok şey beklenen yüksek gelirli taşkınlaşmış karakterini değiştirmek için fırsattır. Büyük futbolcuları satıp yepyeni alt yapısına dayalı mütevazi bir takım kurup yatağına göre yorgan serip endüstriyel futbola karşı kendi imkanlarıyla hazırlık içine girmeli.

Ve Fenerbahçe yönetiminin vitrinine çıkıp büyük hava ve ihaleler kazananlara şimdi iş düşüyor. Her yıl hemen her branşta yüzlerce altın madalya getiren ve boyu posu büyüklüğü Türkiye’ye çok büyük gelen bu kulübü, birazcık küçültüp, iddialarını birkaç yıl dondurup uzun uzun düşünecekleri zamanları olacak.

Fenerbahçe Türk Bayrağı renkleri yanında Türkiye çarşılarında evlerinde sokaklarında renkleri en çok dalgalanan bir takımın adıdır.

Şunu herkes iyice öğrensin, şike bir sonuçtur, futboldaki krizin adı asla şike değildir, kriz, gidin Anadolu’ya binlerce kasaba takımının muhasebesini inceleyin, kaldırımı dahi olmayan ilçenin üç-beş trilyonluk takımı var. Futbol piyasası cin, müteahhit, kabadayı ve kötü politikacı gibi sivrilip kasabada mafyalaşıp hükmünü süren beş-on insan futbol takımı marifetiyle her yıl trilyon para çeviriyor. Neşter vurulması gereken yer burasıdır.

Tabii ki yüzlerce il ve ilçedeki bu feryatlar duyulmuyor, futbol basını anlaşmış gibi ölümcül şekilde görmezden geliyor… Ancak Fenerbahçe gibi Anadolu Ajansının kurulduğu ilk günden beri hemen her haber saatinde adı ilk sırada geçen bir takım söz konusu olunca şüphesiz haklıdırlar kıyamet kopacak.

KİMSE BU DURUMU FIRSAT BİLMESİN

Fenerbahçe’nin içine düştüğü bugünleri fırsat bilip kimsecikler burun kıvırıp küçümsemesin. Dedemizin babamızın ve bizim de çocukluklarından beri fırtınalar estirmiş bir takımla dalga geçmeye kimsenin gücü yetmez. Fenerbahçe kimsenin küçültemeyeceği yüksek bir tepede ve hala formasında onlarca yıldız binlerce madalyası olan en azından ülkemizde eşi benzeri olmayan bir takımdır.

Suçun birazı da bizim kardeşim, hepimiz her hafta kulüp yapılarını hiç eleştirmeden ya da bir sıfır olsun benim olsun diyerek ya da sırf iyi vakit geçirmek uğruna eğlencesine boğulup zevkini hayatımızın en merkezi meşguliyeti yapıp sustuğumuz için…

Sadece Fenerliler değil hepimiz haftalık keyfimiz uğruna vicdan sızısını hiç duymadığımız için bugün Fenerliler’den daha çok üzgün ve başımız yerde olmalı ya da Fenerbahçe bayrağını hayatımızda ilk defa Fenerliler değil soylu dersler çıkartarak bizlerin dalgalandırması gereken günler yaşıyoruz.

Trabzonspor ya da Beşiktaş yüz kere Sivas’ı bin kere Ankaragücü’nü yense ne olur, Trabzonspor ve Anadolu takımlarının yenip mutluluktan uçtukları takım Fenerbahçe’dir.

Birkaç istisna hariç Türkiye’de irili ufaklı her takım muhasebe oyunlarını iyi bilen birkaç kurnaz zenginin elinde yani bu ‘organize çete’ suçu sadece Fenerbahçe’yle sınırlı değil.

Fenerbahçe bu büyük oyunun sadece büyük bir parçası, bugün Fenerbahçeli yöneticileri kınıyorsak o halde hepimiz bugünden itibaren Türkiye’de mahalle arasından gelen ‘harbi futbolu’ yaşatmak için ‘taraftar’ kimliğimizi bu trajik günleri fırsat bilip sıkıca eleştirebilmeli. Ve yeşil sahaya dışarıdan müdahale eden menejerinden hakemine basınına kadar her şeyi yeşil sahadaki kıran kırana mücadeleden uzaklaştırmasını yasalarla futbol kültürüyle becerebilmeliyiz.

Fenerbahçe ayağa kalkmadan Türkiye’de ligler, futbol heyecanı, maçlar ayağa kalkmaz.

Fenerbahçe günahlarını temizlerken gençlerimize şunu öğreteceğiz: Rakip kardeşten de öndedir ve soylu bir rakip sizi ahlaken capcanlı tutar.

Ve bir de şunları öğreteceğiz, Fenerbahçe kirlenmişse bu sadece Fenerbahçe’nin suçu değil Türkiye’de çürümüş her tarafı sarmış kokuşmuşluk, kokuşmuş bir bünye irili ufaklı herkesi başarı için kanunsuzluğa zorluyor, zorladı, futbolun bu hiç sorgulanmayan kapalı kurumsal bünyesi herkesi ahlaksızlığa soktu sokuyor, sizleri bilmem ama, Cemil Turan’ın ceza sahası içinde dört kişiyi üst üste, kale sahası içinde üç kişiyi peşpeşe çalımlarını görmüş biri için bugünkü sahneler benim için dayanılmaz bir acıdır.

Tarihimizin en büyük sportif geleneklerinden biri Kırkpınar’da güreş öncesi peşrev töreninde güreşçiler sadece kendilerini değil birbirlerine sarılıp birbirlerinin vücuduna yağ sürerler, sanki birazdan birbirlerinin kolunu bacağını kopartıp kıracak olan onlar değilmiş gibi. Ekranlar ve gazetelerde binbir rezilliği izlerken aklımızdan çıkarmamız gereken yüzyıldır ülkemiz sahalarında hemen her takımın en büyük ‘rakip’i olmuş ve irili ufaklı her takıma en nefis çalımlar atmış bir takım olduğunu unutmayalım.

Bir de şunu unutmayalım, Fenerbahçe ‘kanaryaydı’, gözünüzün önünde canlandırın, karmakarışık dikenli çalıların içinden öterek uçarak geçen bir kanaryayı. Kurucuları Fener’in sağ ve solaçıklarını rakip bekleri öterek geçen Kanarya’ya benzetmeleri ilk kuruluş günlerine dair bir duygu değildir. Yüzyıldır Fenerbahçe karakteri hep ince ve seri çalımlar atan futbolcuları sevmiştir ve ülkemizin kanarya gibi uçup bekleri geçen futbolcuları hep Fenerbahçe’de olmuştur, bu biraz da haftalık yorgunluğunu atan bizler için, ağır stres ve sıkıntıların dikenli tellerinden kanarya gibi ötüşle uçarak geçerken hafiflediğimiz hazzın adıydı…

RAKİPLERİ DE OLSAK İTİRAF EDELİM Kİ

Kurulduğu günden beri milyonlarca çocuğu akla hayale sığmayan rüyalar içinde sevindirip kanarya gibi göklere uçuran Fenerbahçe’nin, itiraf edelim, rakipleri olsak ta hepimizi cezbeden esrarlı bir sihri var…

Futbol, spor, evet büyük maddi imkanlar, çim sahalar, büyük transferler ister, kabul. Ama bunların hepsini aşan bir büyük sihir. Hintlinin biri bahçesini İngilizler’in çim sahalarına özenip İngiliz çimi gibi kesilmesini istemiş, ne kadar uğraşsa becerememiş, bahçıvan sonunda dayanamayıp, bu İngiliz çimi, beşyüz yıl her gün sağdan sola yukardan aşağı beş yüz yıl biçilerek oldu…

Karşınızda yüz yılın her haftası sahaya çıkmış bir takım var, üstelik yüz yılın her haftası o sezonun en önemli en nefes kesen maçına…

Ve bu ülkede doğup büyüyen her insanın adını ezberden bildiği Lefterler Canlar Cemil Turanlar Rıdvanlar…

Bu muhteşem hatıranın büyük anısına, bu yüzden bugün Fener tribünleri susarken en azından bana düşen, SEN ÇOK YAŞA FENERBAHÇE diye bağırıp yarınlardaki enfes maçlar için soylu rakibimin hafızasını sıcak canlı ayakta tutmaya çalışmak.

(Not: Gündem bu şok gelişmeyle değişince asıl yazımı bir iki gün erteledim özür dilerim.)

Nihat Genç
Odatv.com
05.07.2011 11:02

Re: Diktatör AKP Devletine Doğru: Aziz Yıldırım Gözaltına Al

MesajGönderilme zamanı: 05 Tem 2011, 20:51
gönderen TurkmenCopur
FENERBAHÇE ERGENEKONUN TAM NERESİNDE

Resim

Klasik olan bir cümleyle başlayalım:

Futbol dünyasına yönelik operasyon bomba etkisi yarattı. Ve yine klasik olduğu gibi, soruşturma aşamasında zanlılar suçlu ilan edildi. Ne olduğu tam bilinmeyen bilgi kirliliği yine her yana saçıldı.bunları biliyorsunuz. Odatv bir ayrıntıya dikkat çekecek ve sorular –bilgiler ortaya atacak:

- Operasyon ligin son maçlarıyla sınırlı değil, çünkü Ergenekon eski savcısı Zekeriya Öz düğmeye Aralık 2010’da basmıştı.

- harekete geçmek için 14 Nisan 2011’de değişen futbol yasası mı beklendi?

Ergenekon sürecini iyi takip edenler bilirler ki, gerek yasal, gerekse savcı – hakim – polis değişiklikleri bu tür operasyonlar öncesi mutlaka yapılır.

- Operasyonu, Ergenekon dalgalarını gerçekleştiren İstanbul Organize şubesi yürütüyor. Ve özel yetkili savcı operasyonun başında.

- Futbol Federasyonu’nun yönetiminin de yeni değiştiğini anımsatalım.

- AKP kurmayları yine her daim olduğu gibi kamuoyunu etkilemek için demeç vermeye başladılar. Bülent Arınç, Mehmet Ali Şahin, Hüseyin Çelik gibi Ergenekon operasyonları hakkında demeç verenlerin yine başrolde olması ilginç bir tesadüf mü?

- Gözaltına alınanların hemen hepsinin CHP’li ve MHP’li olmasını nasıl değerlendirmek gerekir? Örneğin, Aziz Yıldırım, Ümit Karan CHP’li iken, Bülent Uygun, Yılmaz Vural, Mecnun Odyakmaz v.s MHP’liydi. Öyle ki Fenerbahçe Amatör Şubeler Koordinatörü Cemil Turan’ın çok önemli bir MHP’li olduğu bilinir. Amatör şubelerin şike, çete ile ne ilgisi vardı? Şampiyon olan Giresun, Mersin İdman Yurdu gibi takımların belediye başkanlarının CHP’li olmasıyla operasyonun bir ilgisi var mıydı?

- Operasyonu Ergenekon’a bağlamak için Sedat Peker’in akrabalarının gözaltına alınması arasında bir ilgi var mıdır?

- Star Gazetesi “Futbolun Ergenekon’u Açıldı” manşetini atarken, Fenerbahçe ile Ergenekon ilişkisini sürekli dile getiren Taraf bu konuda neden suskundu? Taraf, Fenerbahçe tribünlerinde Atatürk posteri açılmasını, ulusal marşlar okunmasını hep Ergenekon’la irtibatlandırıyordu.

- Temel soru: Emre Belözoğlu, Fenerbahçe- Ankaragücü maçı öncesi futbolcu Kağan’a “seni transfer edeceğiz, sıkma” diye mesaj attığı iddialarına rağmen neden gözaltına alınmadı?

- Operasyonun temel amacı nedir? Şikeyi mi ortaya çıkarmak; yoksa 800 milyon Euro’luk futbol pazarını bir cemaatin kontrolüne mi bırakmak?

- ve yine bazı polis muhabirleri görev başındadır; kamuoyunu etkilemek için harekete geçip, doğru, yanlış olduğuna bakmadan polisten aldıkları her “bilgiyi” yazıp, söylemektedirler.

- Sonuç: herkes kendi kişisel deneyimiyle başına gelince anlayacak, aslında Türkiye’nin nereye sürüklendiğini…

Odatv.com
05.07.2011 13:29


http://www.odatv.com/n.php?n=fenerbahce ... 0507111200

Re: Diktatör AKP Devletine Doğru: Aziz Yıldırım Gözaltına Al

MesajGönderilme zamanı: 05 Tem 2011, 20:52
gönderen TurkmenCopur
CÜNEYT ÜLSEVER: FUTBOLDA ŞİKE!

Resim

Türkiye pazar gününden beri süper ligde yapıldığı iddia edilen şike haberleri ile çalkalanıyor.
İddiaların merkezinde de 2010-11 dönemi lig şampiyonu Fenerbahçe ve onun başkanı Aziz Yıldırım var.
Fenerbahçe’nin elinden şampiyonluk alınabilir, Fener küme düşebilir, Aziz Yıldırım hapis cezasına çarptırılabilir!
İddialar bu kadar vahim sonuçlara yol açabilir!

Üç gündür TBMM’deki yemin krizini bile unuttuk, şike haberleri ile yatıp, kalkıyoruz.
Bütün gazeteler şike haberleri ile dolu.
***
Anında şike iddiaları ile Silivri Davaları arasında irtibat kuruldu. Kimi iddiaları birbirine benzetiyor, kimi ise futbolda şikenin ardında da kendisinin nerede olduğu, üyelerinin ve başkanının kimler olduğu bilinmeyen Ergenekon adlı örgütün olduğunu iddia ediyor.
Bugün ben de “futbolda şike iddialarını” ele alacağım.

Baştan belirteyim koyu bir Fenerbahçe taratarıyım. Ne kadar dikkat edersem edeyim, yazdıklarımı Fenerli gözlüğü ile yorumlayabilirim.
Ben konunun sadece hukuki yönüne bakmaya çalışacağım, tarafsız kalmaya elimden geldiğince dikkat edeceğim ama unutmayın, ben de insanım.
Yazımda birilerine haksızlık eder, bazı gerçekleri görmezden gelirsem uyarın beni. Aşırıya kaçarsam da açıkça kınayın!
***

Ben de şike iddiaları ile Silivri Davaları arasında bazı irtibatlar kuracağım ama galiba benim kuracağım rtibatlar daha çok teknik açıdan olacak.

1)Bazı gazeteler askeri generallerin dokunulmzlığı kalktıktan sonra şimdi futbol generallerinin dokunulmazlığı kalkıyor diye seviniyorlar.
Kimsenin dokunulmazlığının olmadığı bir ülke özlediklerini dile getiriyorlar.
Herkes eşit olsun!
Gönülden katılıyorum.
Ama, bu irtibatı kuran arkadaşların bugüne dek Recep Tayyip Erdoğan’ın can simidi gibi yapıştığı milletvekili dokunulmazlığı konusunda kalem oynattıklarını hiç görmedim.
Bu arkadaşlar bana George Orwell’in ünlü Hayvan Çiftliği (Animal Farm) adlı romanını hatırlatıyor.
Herkes eşittir ama bazıları daha çok eşittir!
Türkiye insanların önce eşitlendiği, sonra da bazılarının iyice dokulmaz hale geldiği bir ülke haline mi geliyor?
Benim korkum bu.
***
2)Şike konusunda savcıların gizli yürütmek zorunda olduğu soruşturma safhası ile ilgili detaylı, daha doğrusu pehlivan tefrikası kıvamında bilgiler/dedikodular çarşaf çarşaf sayfalarda. Aynı durum Ergenekon ve Balyoz Davaları’nda da geçerliydi. Bu seferki fark; eskiden bilgiler sadece bazı gazetelere servis edilirdi, şimdi hemen hepsinde var.
Yandaş ile candaş gazeteler arasında fark kalmadı mı? Magazinciliği ön plana çıkaran eski candaş gazeteler de “artık bizden” mi addediliyor?
Ancak, yine de Deniz Feneri Davası’ndan damla sızmadığını, gizlilik ilkesinin bu davada can siparene korunduğunu unutmayalım.
Tüm davalar eşittir ama bazı davalar daha eşittir!
***
3)Şu ana dek “futbolda şike” iddiaları ile ilgili basına sızan bilgilerin büyük çoğunluğu telefon dinlemeleri.
Silivri Davaları’nda da iddianameler büyük çapta telefon dinlemelerine takılmıştı. Şike dinlemeleri de, tıpkı Silivri Davaları’nda olduğu gibi, gizli muhbirlerin ihbarları ile başlamış.
***
4)Ergenekon ve Balyoz Davaları’nda disketlere-belgelere sonradan eklendiği intibaı veren bilgiler de yer alıyordu. Bu durumu da bazı arkadaşlar “olur o kadarcık, alt tarafı ala Turka bir iddianame ile karşı karşıyayız” diyerek hoş görmüşlerdi.
Şimdilik, şike iddiaları ile ilgili ortada, telefon dinlemeleri dışında, başka belge yok.
Bu açıdan bir benzetme yapamayacağım.
***
5)Başbakan şike iddiaları ortaya dökülmeden önce yetkililerden uzun bir brifing aldı. Başbakan Silivri Davaları’nın da detayına hakimdi. Bağımsız yargı bazı hassas davaları gün ışığına çıkarmadan önce Başbakan’a neden brifing verir ki?
***
6)İddiaların merkezine Fenerbahçe oturtuldu. Eğer şike yapıyorsa bir tek Fener mi yapıyor? Eğer öyle ise neden Tarbzon maçlarını çok kolay kazandı da, biz her Fener maçında öldük öldük dirildik. Kaç defa fenalaştığımı ben bile hatırlamıyorum.
Yine benzetmeden edemiyorum, Bu kadar general tutuklandı, esas darbeci Çevik Bir ile Yaşar Büyükanıt’a bir şeycik olmadı. Neden?
Tamam, asker ve futbol generallerinden dokunulmazlık zırhı koparılsın alınsın.
Ama bazı asker ve futbol generalleri daha çok mu eşit?
***
7)Şike iddiları ile ilgili olarak aklımın takıldığı en önemli konu ise Silivri Davaları için de aynen geçerlidir.
Telefon dinlemeleri başka deliller ile desteklenmedikçe delil kabul edilemez!
Neden konu hakkında türlü çeşitli fikir ile süren gazeteci arkadaşlar “diğer deliller nerede”, diye sormuyorlar?
14 Nisan 2011’de kabul edilen Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’un şike ve teşvik primi ile ilgili 11. maddesi aynen şöyle diyor:
“Belirli bir spor müsabakasının sonucunu etkilemek amacıyla bir başkasına kazanç veya sair menfaat temin eden kişi, beş yıldan oniki yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Kendisine menfaat temin edilen kişi de bu suçtan dolayı müşterek fail olarak cezalandırılır. Kazanç veya sair menfaat temini hususunda anlaşmaya varılmış olması halinde dahi, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.”
***
Kanuna göre, şike yapanın bir başkasına kazanç veya sair menfaat temin ettiğinin ispat edilmesi gerekiyor.
Bu bağlamda, telefon dinlemeleri kazanç veya sair menfaat temin edildiğini ispat etmez!
Savcılık makamı bizzat kazanç veya sair menfaat temin edildiğini ispat etmek zorundadır!
Şimdi bana “zaten futbolun kirliği biliniyordu”, “bu kadar çok toplanmış telefon dinleme belgesi yetmez mi?” diye sormayın.
Bu tip görüşler kanaatlerimizi etkiliyebilir ama hukuki kararları etkileyemez, daha doğrusu, etkilememelidir!
Benim derdim hukuku savunmak!
Herkese eşit hukuk!
***
Hamiş: Aziz Yıldırım’ın yerine Başbakan’ın Fenerbahçe’nin başına Sabri Ülker’i münasip gördüğü dedikodusu size de ulaştı mı?

Dr. Cüneyt Ülsever
Odatv.com
05.07.2011 15:00

Re: Diktatör AKP Devletine Doğru: Aziz Yıldırım Gözaltına Al

MesajGönderilme zamanı: 06 Tem 2011, 17:29
gönderen TurkmenCopur
HİÇ KİMSE FENERBAHÇE BELASINI BULACAK DİYE SEVİNMESİN

Resim

Futbol içinde milyarlarca doların döndüğü bir sektördür. Eninde sonunda bu sektörde büyük bir paylaşım savaşının çıkacağı belliydi.

“Sektörde hiç mi şike yok?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim.

Demek istediğim, bir süre sonra at iziyle it izi birbirine karışacaktır..

Bir süre sonra kimin şike yaptığının, kimin yapmadığının, kimin gerçekten suçlu olup olmadığının hiçbir önemi kalmayacaktır.

Bir süre sonra ortalık, suçsuz oldukları halde tutuklanan, gerçekten suçlu oldukları için tutuklanan, suçlu olduğu halde elini kolunu sallaya sallaya gezen kulüp yöneticileriyle ve futbol adamlarıyla dolup taşacaktır.

Gazeteler ve ekranlar, “Üzülmeyin canım, adalet yerini bulur, suçsuz olanlar beş, ya da bilemediniz en geç on vakte kadar özgürlüğüne kavuşur” diyen yandaş köşe yazarlarıyla ve futbol konusunda uzman(!) cemaat mensuplarıyla dolup taşacaktır.

Bir süre sonra, muhtemelen, “İmamın Futbolcuları” adında bir kitap yazılacak, kitabın yazarı muhtemelen derhal hapse atılacaktır.

Taraftarlar ve de futbol sektöründe hiç kimse, “Yaşasın, FB belasını bulacak” diye sevinmesin.

Futbol sektöründe hiç kimse, “Ben şikeye bulaşmadım, bana birşey olmaz” demesin.

Kimliği belirsiz bir kişinin Beşiktaş Adliyesi'ne göndereceği bir e-mail, ya da gizli bir tanık her hangi bir kulüp yöneticisinin, ya da şöhretli bir futbolcunun hayatını karartmaya yetecektir.

Hiçbir futbol adamı, “Ben korkmuyorum, çünkü benim telefonumda futbolla ilişkili hiçbir mafya üyesinin telefon numarası kayıtlı değil” demesin. Eğer gerekiyorsa o kişinin telefonuna onlarca mafya babasının telefon numarası itina ile yüklenecektir.

Beş on yıl sonra o kişi hakkında sahte delil üretildiği ortaya çıksa da, büyük bir ihtimalle Nazlı Ilıcak ekranlara fırlayacak, bastonunu sallayarak titrek bir sesle, “ama o kişi hakkında suçlu olduğunu gösteren başka deliller de var, aman ha, tutukluluk hali devam etsin” diyecektir.

Operasyon başarıyla tamamlanırsa büyük futbol kulüplerinin hemen hepsi cemaatten çok cemaatçilerin , ya da önce TMSF'nin, sonra badem bıyıklıların eline geçmiş olacaktır. Aynı Sabah Gazetesi'nin badem bıyıklıların eline geçişi gibi, aynı NTV'nin Cemaatçiden çok cemaatçi oluşu gibi...

Çok sayıda “kuru” yanacaktır, ama kurudan çok “yaş” yanacaktır.

Bana, “Bütün bunları nereden biliyorsun?” diye soruyorsanız, siz muhtemelen Ergenekon davalarını yakından takip etmiyorsunuz demektir.

Bu arada taraftar ne yapacaktır?

İşte o konuda benim de hiç fikrim yok. Ancak taraftarlara şöyle bir önerim var:

Önümüzdeki sezon hiçbir maça gitmesinler, hiçbir maçı televizyondan seyretmesinler, spor toto, ya da benzer ıvır zıvırlardan oynamasınlar.

Futbol milyarlarca doların döndüğü bir sektör olmaktan çıktığı an, zaten taraftarın arzu ettiği gibi tertemiz olacaktır.

A. Metin Akpınar
Odatv.com


http://www.odatv.com/n.php?n=hic-kimse- ... 0607111200

Re: Diktatör AKP Devletine Doğru: Aziz Yıldırım Gözaltına Al

MesajGönderilme zamanı: 06 Tem 2011, 17:32
gönderen TurkmenCopur
AYKUT KOCAMAN: FENERBAHÇE'NİN ŞAMPİYONLUĞU ELİNDEN ALINIRSA ALANLARIN KURSAĞINDA KALIR

Resim

Fenerbahçe Teknik Direktörü Aykut Kocaman, futbolda şike iddialarına yönelik soruşturmayla ilgili basın mensuplarına açıklamada bulundu.

Sarı-lacivertli takımın ikinci etap kamp çalışmalarını yaptığı Düzce'deki Topuk Yaylası Tesisleri'nde açıklama yapan Kocaman;

"Alnımızın akıyla şampiyonluğu hak ederek kazandık. Futbol bir bataklik ve kurutulmak isteniyorsa 1958 yılına kadar gidilmelidir. 1 takım seçilirse bu olmaz. Fenerbahçe'nin şampiyonluğu elinden alınırsa alanın kursagında kalır. Eğer bir takım oyunlar oynanıyorsa, oynayanların hevesi kursağında kalacak. Fenerbahçelilerin şu anda içi yanıyordur. Herkes Eskişehir maçını konuşuyor. O maçta Batuhan'ın kafası direkten döndü.Sivasspor maçında Mehmet Yıldız asist yaptı ve sadece 10 dakika oynadı. Buca maçında dageriden gelip maçı 5-3 kazandık. O karşılaşmada Musa bir gol bir asist yaptı. Uzun zamandır ilk kez oynayan Güiza gol attı. Kim Güiza'nın gol atacağını tahmin edebilirdi ki""dedi.

Alex De Souza ise;

"Alnımızın teriyle kazandığımız bir şampiyonluk. Bu emeklerimizi, başarımızı kimse gözardı edemez. Biz burada en güzel şekilde çalışacağız, antrenmanları her zaman yaptığımız gibi en iyi şekilde yapacağız. Olaylara, gelişmelere kulakları tıkayıp, burada sadece işimize bakacağız." dedi.

Odatv.com
06.07.2011 10:00


http://www.odatv.com/n.php?n=fenerbahce ... 0607111200

Re: Diktatör AKP Devletine Doğru: Aziz Yıldırım Gözaltına Al

MesajGönderilme zamanı: 06 Tem 2011, 17:42
gönderen TurkmenCopur
AZİZ YILDIRIM'IN GÖZALTI KARARI KALDIRILDI

Resim

Geçtiğimiz Pazar günü şike soruşturması kapsamında gözaltına alınan Aziz Yıldırım 3 gündür gözaltındaydı.

Tansiyon, şeker ve kalp rahatsızlığı nedeniyle sık sık hastaneye kaldırılan Aziz Yıldırım'ın gözaltı kararı savcılık kararıyla kaldırıldı.

Odatv.com
06.07.2011 17:17


http://www.odatv.com/n.php?n=aziz-yildi ... 0607111200

Re: Diktatör AKP Devletine Doğru: Aziz Yıldırım Gözaltına Al

MesajGönderilme zamanı: 08 Tem 2011, 14:20
gönderen TurkmenCopur
EL İNSAF! BU SPOR MÜDÜRÜ NE DİYOR BÖYLE

Resim

Adı bundan birkaç yıl önce bir şike olayında geçti. Hadi tam yılını da söyleyelim: 2001. Ağladı. Yalvardı. Suçsuz olduğunu söyledi. Hakkında ne soruşturma başlatıldı ne dava açıldı. Suçlu muydu? Yargı kararı olmadan bir hüküm verilebilir mi; o halde suçsuzdu.
Şimdi…

O spor müdürü sanki bunları hiç yaşamamış gibi, haklarında henüz hiçbir hukuki sonuç olmamış insanları canlı yayında çarmıha nasıl geriyor?
İnsan onu dinlerken, seyrederken utanıyor; sonra bu tez canlı kararına, kararlılığına bakıp şüpheleniyor! Yoksa bu spor müdürü suçsuz değil miydi? İnsan düşünür ki, bu derece taraf olunca bir şeylerin üzerini kapatmak istiyordur. Kendisine tutulan aynayı niye kırıp param parça etmek istesin? Bu agresif tutumun altında başka ne olabilir?

Ne mi dedi canlı yayında? Her gözaltına alınana “şikeci” dedi. Biz hiç mi hiç yakıştıramadık bu peşin hükümlü spor müdürüne.
Adı ne mi? “Bir spor müdürü” diyelim, ve Odatv’nin arşivinin geçmişi unutmayacağını bir kez daha hatırlatalım…

Odatv.com
07.07.2011 16:47


http://www.odatv.com/n.php?n=el-insaf-b ... 0707111200

Re: Diktatör AKP Devletine Doğru: Aziz Yıldırım Gözaltına Al

MesajGönderilme zamanı: 08 Tem 2011, 14:21
gönderen TurkmenCopur
ŞİKE OPERASYONUNUN İŞTE SİHİRLİ SÖZCÜĞÜ

Resim

Her dönem öyle olmuştur, bazı kelimeler TV’ye çıkanların ağzında sakız olur. Modadır bu.

Örneğin son dönemde hemen herkesin dilindeki sözcüklerin bazıları şunlar:

- Uzlaşma

- Vesayet

- Akıl tutulması

- Muktedir

- Empati

- Hoşgörü v.s.

Televizyon dili konusunda aslında Odatv okurları bir yazı kaleme almalıdır.

Polis muhabirlerinin dili üzerine master / doktora yapılır!

Her operasyonda gözleri parlayarak ekrana çıkan (örneğin Ekrem Açıkel) polis muhabiri cümlesine –sözüne şöyle başlıyor: İddialara göre…

“İddialara göre” diye başlayıp akla hayale gelmeyecek, doğruluğu yanlışlığı tespit edilemeyecek ne varsa söylüyor.

Öyle ya… “İddiaya göre…” kimin iddiası belli değil… Soyut! Fantastik!

Bir de altını özellikle çiziyorlar, “ama iddialara göre…” bu sihirli sözcüğü söyledikten sonra neler neler söyleniyor ve hepimiz şaşkınlıkla seyrediyoruz, “aaa, demek iddialara göre…” tam Aziz Nesin’lik bir öykü bu… “iddialara göre…”

Odatv.com
08.07.2011 01:51


http://www.odatv.com/n.php?n=sike-opera ... 0807111200