Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

İlhan Selçuk'un Ergenekon İfadesi

-Ergenekon Destanı Atalarımızın Şanlı Destanı’dır.
-Ergenekon Davası'nda Yargılanmaya çalışılan Türk Milleti ve Atatürk'tür. Bu yargılamayı yapan A.B.D'dir.
-1990'ların başından beri, Eşref Bitlis önderliğindeki T.S.K. Ortadoğu'da A.B.D.'nin bütün planlarını altüst eden tek güç idi.
Bu yüzden AKP döneminde T.S.K. asimetrik psikolojik savaşlarla itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor, “Mehmetçik düşmanlığı” tavan yaparken, başbakanlık koltuğunda oturan şahıs a.b.d. askerlerinin sağ sağlim evlerine dönmesi için dua ediyor.
-6. yüzyılda, Çin emperyalizmi yüzünden yokolma tehlikesiyle karşı karşıya olan ve tutsak edilen Aşina Hanedanlığı’nın hayatta kalan tek çocuğu, Ergenekon Destanı’nda dişi bir Kurt tarafından yetiştirilip büyütülmüştür. Bu çocuk yıllar sonra soyunu devam ettirip, bir Cihan Devleti olan ve Çin emperyalizmini mağlup edecek olan Gök Türk İmparatorluğu’nu kurmuştur.
-Aşina Aşireti, Türk Soyunun Karluk Boyundandır. Uygurlarda Karluk Boyundandırlar.
-Göktürkler döneminde Çin emperyalizmi, Göktürkleri yıkabilmek için, içten parçalama stratejisini uygulamıştır. Nitekim Gök Türkler’in yıkılışı Çin emperyalizminin kullandığı Uygurlar tarafından gerçekleştirilmiştir.
-Şimdi günümüzde olanlara bakarsak, Silivri’de, Hasdal’da, Metris’te tutsak edilen Kahramanlarımız, işte bu 6. yüzyılda hayatta kalmayı başaran tek Türk çocuğunun evlatlarıdır.
Günümüzdeki Gök Türk Hanedanlığını tarif edelim:
1. Türkiye Cumhuriyeti’nin Koruyucuları olan Oğuz Boyundan Atatürkçü’ler = Gök Türk İmparatorluğu’nu kuracak olan Karluk Boyundan Aşina Hanedanlığı’nın hayatta kalmayı başaran tek çocuğu.
2. Amerika = Gök Türk’leri entrikalarla içten yıkmaya çalışan Çin Emperyalizmi
3. A.B.D tarafından kullanılmakta olan ve Türkiye Cumhuriyet’ini yıkmayı hedefleyen Atatürk ve Cumhuriyet Düşmanı Yobaz AKP’li kitle(Oğuz Boyundan) = Çin Emperyalizminin Gök Türk İmparatorluğunu yıkmak için kullandığı Uygur Türkleri(Karluk Boyundan)
4. Türkiye Cumhuriyeti(Oğuz Boyundan) = Gök Türk İmparatorluğu(Karluk Boyundan)
5. SONUÇ: Türk Milleti elinde sonunda emperyalist devleti yıkacaktır, parçalayacaktır, darmadağan edecektir!
-Günümüzde yargılanan sözde Ergenekon Örgütü, aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin Tam Bağımsızlığını canları pahasına ebediyet için korumayı hedeflemiş olan Atatürk’ün Askerlerinden oluşan Milli bir Örgütlenmedir(herhangi yasa dışı bir faaliyette bulunmayan).
-Bu örgütlenme, 1980 darbesi sonrasında ayaklanan/özüne-dönen namuslu ve şerefli Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının önderliğinde başlamıştır. Yani, bu örgütlenme, Atatürkçü ve Anti-Emperyalist düşünceye sahip olan Eşref Bitlis Paşa’mız ve onun yolundan yürüyen Uğur Mumcu ve Doğu Perinçek’lerin A.B.D.’ye karşı verdikleri asil mücadeleler ile birlikte başlamıştır.
-AKP döneminde bu kutsal görevleri yürüten “D.Perinçek, T.Özkan, M.Balbay, E.Poyraz, Ç.Doğan, A.Uğur, E.Alan, V.Küçük, E.Gürses, İ.Selçuk, Ş.Eruygur, H.Tolon, L.Ersöz, S.Öztürk, D.Çiçek, H.Iğsız, S.Yalçın, B.Pehlivan, B.Terkoğlu, D.Yıldırım, V.Küçük, İ.Başbuğ, A.Yıldırım” gibi Atatürkçüler, “Ergenekon”, “Balyoz”, “Islak İmza”, “İnternet Andıcı”, “Kafes”, “ODATV”, “Spor’da Şike”, vs. gibi isimlerin verildiği ve hukukun çiğnendiği davalar ile birlikte zindanlara atılıp tutsak edinmişlerdir. Onların yokluğunda Asil Türk Milleti’miz ve Türkiye Cumhuriyet’i bölünme/yıkılma aşamasına getirilmiştir!!!!
-Ergenekon'daki Kahraman Bozkurtlar çıktı, Fethullahçılar yargılanıyor, ABD Suriye'de yenildi, Büyük bir Ekonomik Kriz yolda, SIRA AKP hükümetinin devrilip yargılanmasındadır, ondan sonra SIRA ABD'nin Orta Asya ve Orta Doğu'dan tamamı ile yokedilip tekmelenmesine GELECEK, BU GÜNLERİ GÖRECEĞİZ, ÇOK YAKIN! EN BÜYÜK HEDEF TÜRK BİRLİĞİ'DİR!

İlhan Selçuk'un Ergenekon İfadesi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Kas 2010, 23:01

İlhan Selçuk'un İfadesi

Şüpheli ifade tutanağı
(CMK MD. 147)
İfadenin Alındığı Yer: Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü
Soruşturma C. Başsavcılığı: C.M.K. 250. Maddesi ile Yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı
İfadenin Alındığı Tarih: 22/03/2008 İfadeye başlama saat 11:10
İfadeyi Alan: İbrahim Komiser - Turgay - Komiser Yrd.
İfade Vermede Müdafi: İstanbul Barosu 14407 sicilli Av. Akın ATALAY
Kimliğime ilişkin soruları doğru olarak cevaplamam gerektiği , doğru cevap vermemem veya yanlış bilgi verdiğim takdirde hakkımda cezai kovuşturma yapılabileceği söylendi . (147/1-a )

İfade Veren Kimliği: Kendi Beyanına Göre
ADI VE SOYADI: İlhan SELÇUK
TC Kimlik No:
Baba Adı: Kasım
Ana Adı-Anne Kızlık Soyadı: Hikmet - (SELÇUK)
Doğum Yeri ve Tarihi: Aydın - 1925
Nüfusa Kayıtlı olduğu İl-İlçe: Muğla - Milas
Cinsiyeti: Erkek
Devamlı İkamet Adresi ve Kültür Mah. - Tel: 212 -
Eğitim Durumu: Üniversite mezunu
Mesleği: Gazeteci - Yazar
Aylık Gelir Durumu (147/1-g): 6 000 YTL
İş Adresi ve Telefon No: Cumhuriyet Gazetesi / İST.
Medeni Hali: Evli: Dul: Bekar: X
Çocuk Sayısı:
Sabıka Durumu: Yok:
Alışkanlığı: Yok Olay Öncesinde Aldığı: Alkol Var

İfade alma işlemine başlamadan önce herhangi bir rahatsızlığını ve herhangi bir ihtiyacını bildirmesi halinde ifadeye ara verilebileceği hatırlatıldıktan sonra ifade alma işlemine geçildi. Özgeçmişinizi açıklayınız. Haklarım okundu ve anladım. 1925 yılında Aydın'da doğdum. Çeşitli okullarda okudum. Babam asker olduğu için çeşitli illeri dolaştık. Adana Erkek Lisesi'ni bitirdim. İstanbul Hukuk Fakültesi'nden mezun oldum. Üç sene serbest avukatlık yaptım.

Sonra basın mesleğine irtisab ettim. Önceleri Dolmuş isindi bir mizah dergisinde basın hayatına girdim. Sonra Yeni İstanbul, Tanın ve Vatan gazetelerinde çalıştım. 1962 yılında Cumhuriyet gazetesine yazar olarak geçtim ve halen bu gazetede görev yapmaktayım. 2001 yılı kasım ayından bu yana gazetenin imtiyaz sahibi ve başyazarım. Askerlik görevimi 1958 yılında Demirci Astsubay Okulu ve Burdur Topçu Eğitim Alayı'nda yaptım. Geçiminizi nasıl temin ettiğinizi açıklayınız. Geçimimi yukarıda belirttiğim gibi gazeteden aldığım 6 000 YTL ile sağlamaktayım. Başkaca bir geçim kaynağım yoktur. Daha önce herhangi bir suçtan ceza alıp almadığınızı, kolluk kuvvetlerince yakalanıp yakalanmadığınızı açıklayınız.

12 mart 1973'te İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından eski TCK 141'de ifade bulan komünizm propagandası ve komünist örgüte üye olma suçlamasıyla gözaltına alındım. 8 (sekiz) ay tutuklu kaldıktan sonra beraat ettim. Bundan başka herhangi bir gözaltım bulunmamaktadır. Kullanmış olduğunuz ve adınıza kayıtlı cep telefonlarınızı açıklayınız. Ben cep telefonu kullanmıyorum. Herhangi bir lakabınız, takma adınız veya kullandığınız ikinci bir isminizin olup olmadığını açıklayınız. Hayır, yoktur. Yazmış olduğunuz herhangi bir kitap var mıdır? Varsa isimleri nelerdir ve içeriğinde nelerden bahsetmektedir? Açıklayınız.

Yüzbaşı Selahattin'in Romanı, Japon Gülü, Düşünüyorum Öyleyse Vurun gibi pek çok kitabım bulunmaktadır. Kitaplarımın birçoğu Cumhuriyet gazetesinde yazdığım köşe yazılarının derlemesidir.

Üye olduğunuz dernek, parti, vakıf gibi herhangi bir kurum ya da kuruluş var mıdır? Varsa hangileridir açıklayınız. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'ne üyeyim. Ayrıca Cumhuriyet Vakfı'nın da başkanıyım. Yİ 6 12.0fi.2007 tarihinde (İmraniye ilçesinde ele geçirilen el bombaları ile alakalı olarak yapılan çalışmalarda elde edilen deliller doğrultusunda; 3713 saydı kanunun 1. maddesinde tarifi bulunan devleti ele geçirmek ve kamu düzenini zafiyete uğratmak amacıyla örgütlenen "ERGENEKON" adlı terör örgütü kapsamında gözaltına alındınız. Önceki tarihlerde düzenlenen operasyonlarda yakalanan 01- Oktay YILDIRIM 02- İhsan GÖKTAŞ 03- Mehmet DEMİRTAŞ 04- Ali YİĞİT 05- Mahmut ÖZTÜRK 06- Kuddusi OKKIR 07- Bekir ÖZTÜRK 08- Kemal ŞAHİN 09- Ergün POYRAZ ve 10- Vatan BÖLÜKBAŞOĞLU isimli şahıslardan kimleri ne şekilde, nereden tanıdığınızı, tanıdığınız şahıslarla en son ne zaman görüştüğünüzü (telefondan veya yüz yüze) açıklayınız. Bana sormuş olduğunuz şahısların hiçbirini tanımıyorum. İsimlerini ilk defa sizden duydum. Duymuş olabilirsen! de hatırlamıyorum. 22.01.2008 günü başlatılan operasyonda birlikte yakalanan 01- Veli KÜÇÜK 02- Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK 03- Sevgi ERENEROL 04- Güler KÖMÜRCÜ 05- Sami HOŞTAN 06- Ali YASAK 07- Erol ÖLMEZ 08- Hüseyin Gazi OĞUZ 09- Oğuz Alparslan ABDÜLKADİR 10-Raif GÖRÜM 11- Hüseyin GÖRÜM 12- Ümit OĞUZTAN 13- Erdal İRTEN 14-Kemal KERİNÇSİZ 15- Engin ZORBA 16- Asim DEMİR 17- Atilla AKSU 18- Murat ÖZKAN 19- Satılmış BALKAŞ 20- Mehmet BOĞAZKAYA 21- Emin Caner YİĞİT 22- Cemal YİĞİT 23- Yusuf GÖRÜM 24- Kahraman ŞAHİN 25- Müzeyyen ŞEN 26- Ayşe Ceylan GEÇYOL (KIYAK) 27- Yılmaz KARTAL 28- Anatoli MADJAR 29-Recep Gökhan SİPAHİOĞLU 30-Erkut ERSOY 31- Fuat TURGUT 32-Ahmet CEYHAN 33- Yaşar ARSLANKÖYLÜ 34- Tanju OKAN 35-Muhammet YÜCE 36- Abdullah ARAPOĞULLARI 37- Özer KORKMAZ 38- Ali KUTLU ve 39- İhsan GÖKTAŞ isimli şahıslardan kimleri ne şekilde, nereden tanıdığınızı, tanıdığınız şahıslarla en son ne zaman görüştüğünüzü (telefondan veya yüz yüze) açıklayınız. Bana sormuş olduğunuz şahısların hiçbirini tanımıyorum. İsimlerini ilk defa sizden duydum. Duymuş olabilirsen! de hatırlamıyorum. 22.02.2008 günü düzenlenen operasyonlarda yakalanan Habip Ümit SAYIN, Vedat YERENER, Hayrettin ERTEKİN, Orhan TUNÇ, Muammer KARABULUT, Hande EROL, Coşkun ÇALIK ve Emin GÜRSES isimli şahıslardan kimleri ne şekilde, nereden tanıdığınızı, tanıdığınız şahıslarla en son ne zaman görüştüğünüzü (telefondan veya yüz yüze) açıklayınız. Bana sormuş olduğunuz şahıslardan sadece Emin GÜRSES'in adını biliyorum. Diğerlerini tanımıyorum.

21.03.2008 günü yakalanan Doğu PERlNÇEK, Ferit İLSEVER, Serhan BOLLUK, Kemal Yalçın ALEMDAROĞLU, Yusuf BERİŞİK, İbrahim BENLİ, Adnan AKFIRAT, Yusuf TUNCER, Aydın GERGİN, Mahir Çayan GÜNGÖR ve Aykut TOKAK isimli şahıslardan kimleri ne şekilde, nereden tanıdığınızı, tanıdığınız şahıslarla en son ne zaman görüştüğünüzü (telefondan veya yüz yüze) açıklayınız. Doğu PERİNÇEK'i ilk kez 1968 yıllarında öğrenci hareketlerinde ismini duydum. Daha sonraki dönemde de bu şahıs, basın ve siyasal yaşamda yer aldığı için ismini duydum. Kendisi de siyasi parti lideri olduğu için benim ziyaretime ara sıra gelir. Bunun haricinde herhangi bir ilişkimiz yoktur. Kendisiyle herhangi bir tüzel kişilik içinde yer almadım. Ancak Doğu PERİNÇEK'in girişimini yaptığı Talat Paşa Komitesi'ne beni davet etmelerine rağmen ben kabul etmedim. Ferin İLSEVER'i 1990'lı yıllardan sonra Aydınlık dergisi ve İşçi Partisindeki faaliyetlerinden tanırım. Kendisiyle ara sıra görüşürüm. Kemal ALEMDAROĞLU'nu İstanbul Üniversitesi rektörü olduğu dönemden beri tanırım.

Kendisi rektör olarak gazetemize gelmişti. Biz de gazete temsilcileri olarak İstanbul Üniversitesine gittiğimizde görüşmüştük. Kendisinin rektörlüğü döneminden sonra da mesafeli de olsa dostluğumuz devam etti. Bana sorduğunuz diğer şahıslan tanımıyorum. Veli KÜÇÜK'ü tanıyor musunuz? Tanıyor iseniz nereden, nasıl ve ne kadar zamandır tanımaktasınız? Şahısla en son nerede, ne amaçla görüştünüz? Şahısla aranızda herhangi bir husumet veya ilişki var mıdır? Açıklayınız. Veli KÜÇÜK'ü basından bilmekteyim. Kedisini JlTEM başkanı olarak hatırlıyorum. Kendisiyle hiç görüşmüşlüğümüz yoktur. Herhangi bir ilişkimiz ve husumet de yoktur. Muzaffer TEKİN' i tanıyor musunuz? Tanıyor iseniz nereden, nasıl ve ne kadar zamandır tanımaktasınız? Şahısla en son nerede ne amaçla görüştünüz? Aranızda herhangi bir ilişki var mıdır, açıklayınız. Hayır, tanımıyorum ve ismini de hatırlamıyorum.

Mehmet Fikri KARADAĞ ve Taner ÜNAL'ı tanıyor musunuz? Tanıyor iseniz nereden, ııasıl ve ne kadar zamandır tanımaktasınız? Şahıslarla en son nerede ne amaçla görüştünüz? Aranızda herhangi bir ilişki var mıdır, açıklayınız. Sormuş olduğunuz şahıslan tanımıyorum. Kuvayi Milliye Derneği, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği veya 317 Ulusal Birlik hareketiyle herhangi bir irtibatınızın olup olmadığını açıklayınız. Herhangi bir irtibatım yoktur. Yakalanan şahıslardan el konulan "ERGENEKON" , "LOBİ", "Arenadaki Sanat", "USİAD", "Jitemci ve MİT'çi Gazeteciler", "Televizyon Analiz", "Dergi", "Ulusal Medya 2001", "MİT, Medya ve Ajan Gazeteciler" başlıklı belgelerden bilginiz var mı? Açıklayınız. Hayır, yoktur. Düzenlenen operasyonlarda yakalanan şahıslardan el konulan "ERGENEKON" isimli belgelerde, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde faaliyet gösteren "ERGENEKON" isimli asker ve sivillerden oluşan bir örgütün (oluşumun) varlığından bahsedildiği hatırlatılarak, söz konusu "ERGENEKON" isimli belge ve belge içeriğinde bahsedilen oluşum hakkında ilginizi ve bilginizi açıklayınız.

Herhangi bir bilgim yoktur. Yine düzenlenen operasyonlarda ele geçirilen "LOBİ " isimli belgelerde de, "LOBl " isimli yapının "ERGENEKON"a bağlı olarak hareket eden sivil yapılanma olarak anlatıldığı, bu yapının tamamen sivillerden oluşması gerektiğinden bahsedildiği ve medya, ekonomi gibi birçok alanda faaliyetlerde bulunacağından bahsedildiği hatırlatılarak söz konusu "LOBl " isimli belge ve belge içerisinde bahsedilen oluşum hakkında ilginizi ve bilginizi açıklayınız. Herhangi bir bilgim yoktur. Cumhuriyet gazetesinin şu anki hissedarlarını ve gazete yöneticilerinin kimler olduğunu açıklayınız. Cumhuriyet gazetesinin asli sahibi Cumhuriyet Vakfı'dır. Cumhuriyet Vakfı'nın iştiraki olan birden çok şirket vardır. Gazeteye finansman temin etmek amacıyla vakıf bünyesinde Yenigün Holding AŞ isimli şirket bu şirketlerden birisidir.

Bu şirketin hissedarları; Turgay ClNER'den, Mehmet Emin KARAMEHMET'e, Aydın DOĞAN'dan İnan KIRAÇ'a kadar yaklaşık 185 kişidir. Ancak bu şirketin söz ve yetki sahibi imtiyazlı ortağı Cumhuriyet Vakfı'dır. Cumhuriyet gazetesinin genel yayın müdürü İbrahim YILDIZ'dır. Cumhuriyet gazetesinde çalışmış olduğunuz süre içerisinde size gazetenin satılması veya herhangi bir medya kuruluşuyla birleştirilmesi konusunda herhangi bir teklif gelip gelmediğini açıklayınız. Bu konuda yıllardan beri pek çok dedikodu üretildi. Ancak resmi bir teklif gelmedi. Böyle bir teklif gelse de bir vakıf gazetesi olduğumuz için gazetenin satılması olanaksızdır.

Tuncay GÜNEY isimli şahsı tanıyor musunuz? Şahısla herhangi bir işyerinde birlikte çalıştınız mı veya ortak herhangi bir çalışmada görev aldınız mı? Şahısla olan irtibatınızı açıklayınız.

Tuncay GÜNEY isimli şahsı tanımıyorum. "LOBİ" faaliyetleri çerçevesinde çeşitli birimlerin oluşturulması gerektiğinden bahsedildiği, bu birimlerden "İletişim ve Propaganda " biriminin amaçlara uygun olarak medya kuruluşlarını bilgilendirmek, yönlendirmek ve bu yolla kontrol altında tutmak görevinin olduğu, ayrıca faaliyetlerde amaçlara uygun kamuoyu oluşturulması ve kamuoyunun desteğinin sağlanması çalışmalarını yürüteceği belirtilmiştir. Cumhuriyet gazetesinde görevli olduğu süre içerisinde size bu yönde herhangi bir kişi veya kurumdan teklif geldi mi? Açıklayınız. Böyle bir teklif gelmedi. Kimse de böyle bir şeye cesaret edemez. Yakalanan şahıslardan el konulan "Ulusal Medya 2001" başlıklı belgede "Cumhuriyet gazetesi, oluşturulması zorunlu 'Ulusal medyanın yazılı yayın kanadını oluşturmaya uygun bir isimdir. Görsel yayın kanadını ise PERİNÇEK grubunun henüz emekleme dönemindeki 'Ulusal TV' oluşturabilir.

Ancak bu televizyonun bünyesinde de ameliyat zorunluluğu vardır. Eğer gerekli ameliyat yapılmaz ise; ne Cumhuriyet ve ne de Ulusal TV, Türk halkının Kemalist ideoloji çerçevesinde birleştirilmesini gerçekleştiremez. Çünkü halkın gözünde her iki yayın grubu da 'objektif ve 'bağımsız' yayın organı olarak değerlendirilmemektedir" şeklindeki beyanlarla ilgili ifadenizi açıklayınız. Bu belgeyi hazırlayan şahıslar kendileri senaryo üretmişlerdir. Cumhuriyet gazetesi zaten ulusal ve Atatürk'ün kurduğu bir gazetedir. Böyle bir gereksinimi yoktur. Yine aynı belge içerisinde, "İlhan SELÇUK, donanımlı geniş bir kültürel birikime sahip, son derece mütevazı görünümlü bir portre olmakla birlikte, bencilliğe sarmalanmış büyük bir ihtiras olarak karşımıza çıkar. Cumhuriyet gazetesinin bugünlere ulaşmasında bügük ve değerli katkıları olduğu gibi, bugün içinde bulunduğu koşulların da sorumlusu olarak öne çıkan bir isimdir....

SELÇUK'un ellerinde can çekişme noktasında, bitkisel yaşama giren Cumhuriyet gazetesine SELÇUK'un, can verebileceği görüşünün öne sürülmesi akıl dışıdır" şeklinde beyanların bulunduğu görülmüştür. Size Cumhuriyet gazetesindeki görevinizi / hisselerinizi devretmeniz üzerine herhangi bir teklif yapıldı mı? Açıklayınız. Bu belgeyi yazan şahısların kimler olduğunu bilmiyorum. Kendi kendilerine senaryo üretmişlerdir. Fazla bir şey söyleme ihtiyacı da hissetmiyorum. Cumhuriyet gazetesinin herhangi bir yayın politikası var mıdır? Açıklayınız. Cumhuriyet gazetesinin yayın politikası, Cumhuriyet Vakfı'nın senedinde yazılıdır. Burada ise; Cumhuriyet gazetesini Atatürk kurmuştur.

Cumhuriyet gazetesi Yunus NADİ'den beri Laik Atatürk Cumhuriyeti'ni savunmak ve yüceltmek, demokratik düzeni savunmak için gerekli yayını yapar. Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığını korumak için de kendisini görevli sayar. Yine aynı belgenin devamında "İlhan Selçuk'suz Cumhuriyet Olmaz (mı?)-Cumhuriyet İlhan Selçuk'suz var olamaz (mı?)" başlığı altında; "Cumhuriyet gazetesi, 1940'lı yıllardan gelen bir geçmişe sahiptir. Savaş dönemi politikası üzerinde varlık bulan bir gazetedir. Bu özelliğinden ötürü de Türkiye'nin iç kargaşaya sürüklendiği dönemlerde öne çıkan bir gazete olmasıyla dikkat çeker. Cumhuriyet gazetesinin geniş halk kitlelerini kucakladığı her dönem, Türkiye'nin kaos ortamına sürüklendiği dönemleri içerir. Cumhuriyet gazetesi kadroları, uzlaşmacı ve ılımlı olmak yerine daima çıplak bir yalınlık içinde çarpıcı haberlerden yola çıkarak sert muhalefet üslubu sergilemişlerdir" şeklindeki beyanların olduğu görülmüştür. Cumhuriyet gazetesinin bu yönde yayın politikasının olup olmadığını açıklayınız. Bu bir suçlamadır.

Buna yanıt vermeyi yersiz buluyorum. Gürbüz ÇAPAN, Şevket SABANCI ve Mete AKYOL isimli şahısları tanıyor musunuz? Şahıslarla husumetiniz veya irtibatınız var mıdır? Açıklayınız. Gürbüz ÇAPAN'ı uzun yıllar önce belediye başkanı olarak tanıdım. Kendisiyle belediye başkanlığı döneminde bir dostluk ilişkimiz oldu. Hatta kendisi az önce bahsettiğim Yenigün Holding AŞ'nin hissedarlanndandır. Şevket SABANCI işadamı olarak dostumdur. Mete AKYOL'u gazeteci olarak uzun yıllardır tanırım, dostluk ilişkimiz vardır. Ben uzun yıllardır gazetecilik yaptım. Ayrıca bugün bulunduğum konum ve işlevimle pek çok kişiyi tanırım. Pek çok kişiyle tanışmış görüşmüş olabilirim.

Dostluk yelpazem çok geniştir. 2001 yılında yakalanan Tuncay GÜNEY de Veü KÜÇÜK'ün Cumhuriyet gazetesini ERGENEKON bünyesinde kullanabilmek amacıyla satın almayı çalıştığını, bu çerçevede Ulusal Sanayiciler İş Adamları Derneği USİAD ile Çırağan Sarayı'uda kapalı kapılar ardında bir toplantı yaptığını, bu toplantıda Veli Paşa'nın LOBİ yapılanmasını anlattığını ve bir gazete ile bir televizyona ihtiyaç olduğunu söylediğini, bu noktada da Cumhuriyet gazetesini almayı düşündüklerini söylediğini, daha sonraki günlerde konuyla ilgili ENKA tesislerinde Veli KÜÇÜK, Gürbüz ÇAPAN, Ferit İLSEVER, Kemal ÖZDEN ve Ümit ÜLGEN ile bir toplantı yapıldığını beyan etmiştir. Konuyla ilgili Veli KÜÇÜK ifadesinde ENKA tesislerinde yapılan toplantıyı doğrulamış, kendisinin de bu toplantıya katıldığını söylemiştir. Bugüne kadar Cumhuriyet gazetesini satın almaya çalışan kişiler oldu mu? Bu konuda sizinle herhangi bir kimse görüşme yaptı mı? Yaptıysa nasıl bir görüşme oldu? Tuncay GÜNEY'in bu iddiaları hakkında bilginiz var mı? Açıklayınız. Cumhuriyet gazetesinin satılamayacağını beyan etmiştim. Zaten toplantıya katıldığını beyan ettiğiniz şahıslarda Cumhuriyet gazetesini satmaya yetkili değildir. Bunlardan sadece Gürbüz ÇAPAN'ın Yenigün Holding'de bir miktar hissesi vardı.

O hissesini satmaya çalışmış olabilir. Ancak bu Cumhuriyet gazetesinin satılması anlamına gelmez. Belirttiğim gibi o holdingi sadece Cumhuriyet gazetesine finansman desteği sağlamak amacıyla kurulmuştur. Cumhuriyet gazetesinin yayın politikasında bir etkisi yoktur. Cumhuriyet gazetesini yayınlayan başka bir şirkettir. Ayrıca Gürbüz ÇAPAN'ın bu şirketle de herhangi bir irtibatı yoktur. Bugüne kadar düzenlenen operasyonlarda, örgütün yönetici kadrosundan elde edilen "Ulusal Medya 2001" başlıklı belge içerisinde, bir bölümde, "İlhan SELÇUK kimdir?" başlığının olduğu ve altında sizinle ilgili bilgilerin bulunduğu, devamında "Gürbüz ÇAPAN-İlhan SELÇUK-Doğu PERİNÇEK ve Cumhuriyet gazetesi" başlığı altında, "... PERİNÇEK, İlhan SELÇUK ve Gürbüz ÇAPAN'ı bir araya getirerek, finansal sorunların da üstesinden gelinebileceğini düşünmüştür. Ancak PERİNÇEK'in hesabı tutmamış, kendisinden çok daha deneyimli olan İlhan SELÇUK, PERİNÇEK'i devre dışı bırakarak Gürbüz ÇAPAN ile anlaşmayı bırakmıştır. Bu anlaşmaya göre ÇAPAN hisselerin yüzde 40'ını satın almıştır.

Daha sonra yüzde 60 hisseyi de satın alan ÇAPAN, Cumhuriyet gazetesinin sahibi olmuştur" şeklinde yazdığı görülmüştür. Aynı belgenin içeriğinde, Cumhuriyet gazetesinde gerçekleştirilecek kadro hareketinin ardından, yayın politikasının yeniden belirlenmesi gerektiğinin yazıldığı görülmüştür. Ayrıca gazeteci patronlar hakkında yazılar olduğu görülmüştür. Yazıda iddia edildiği gibi Gürbüz ÇAPAN ile aranızda bir ilişki oldu mu? Yazı içersindeki iddialar doğru mudur? Gürbüz ÇAPAN'la ilişkimi yukarıda belirttim. Şahıs sadece Yenigün Holding'in 185 hissedarının arasındadır. Bunun dışında bahsettiğiniz belgedeki iddiaların tümü uydurmadır. 27.02.2008 günü saat 10:04'te Server ...? isimli şahısla yaptığınız telefon görüşmesinde; Server'in "Ben bu pazar günü geliyorum. Ondan sonra Bursa'ya gidiyorum, ordan İstanbul'a geldiğimde gazeteye geleyim ve bol bol konuşuruz.

Ama öyle bir Türkiye'ye geliyorum ki. Korkunç korkunç yani" dediği; sizin de "Ee bu şeye yani büyük bir çalkantı ve istikrarsızlık var tabii. Bir anlamda da iyidir, çünkü her şeyi kabullenen bir Türkiye olmadığı da ortaya çıkıyor" dediğiniz; Server'in "Öyle diyorum ben bunlar yönetecek insanlar değil bunlar sokak adamları. Bir konu kafama takıldı Ordu birçok... verin izin gidim münasip iklimlerde bunlar en son da orduyu şey ettiler ve de kışta kıyamette" dediği; sizin cevaben "Evet evet evet bakalım bu Amerika ne yapmak istiyor, onu da öğrenecez ama ilginç" dediğiniz; Server'in "Ben de bunun içinde orduyu böyle bir iş içinde yemek gibi bir şey var. Onu da hissediyorum. Ellerinden öpüyorum" dediği tespit edilmiştir. Telefon görüşmesini yaptığınız kişi kimdir? Görüşmeyi açıklayınız. Telefon görüşmesindeki şahıs Anayasa Hukukçusu Prof. Server TANILLl'dir.

Strasbourg'da yaşar. Aynı zamanda Cumhuriyet'in köşe yazandır. Strasbourg'dan her gelişte Cumhuriyet gazetesine uğrar ve ülke sorunları tartışılır. Görüşmede iki dost olarak ülke sorunları hakkında bilgi alışverişinde bulunduk. Başkaca bir amacı yoktur. 03.03.2008 günü saat 10:56'da Alev ...? isimli şahısla yaptığınız telefon görüşmesinde; sizin "Biliyorsun Doğu PERİNÇEK, bi de Kemal ALEMDAROĞLU yeldiler bana" dediğiniz; Alev'in de bundan haberdar olduğunu, bunu Kemal isimli şahıstan öğrendiğini belirttikten sonra, sizin "Bu HABERAL ile BALBAY'ın arası iyi değilmiş galiba, birileri söyledi" dediğiniz; Alev'in "Önemli değil şimdi" şeklinde cevap vermesi üzerine, sizin de "Şimdi önemli" diyerek konunun önemine dikkat çektiğiniz; Alev'in de "BALBAY koordinasyonu sağlayacak" şeklinde cevap verdiği; görüşmenin devamında sizin Kemal ALEMDAROĞLU'nu yemeğe davet ettiğiniz ve Kemal ALEMDAROĞLU'nu kastederek "Şimdi uçak ücretini verelim mi yoksa gerekmez mi Kemal ALEMDAROĞLU'na? Yani durumu nedir onun?" diyerek Kemal ALEMDAROĞLU'na uçak bileti ayarlama konusuna değindiğiniz; Alev'in de bu konu hakkında Kemal ALEMDAROĞLU'na bir çıtlatmaktan bahsettiği, sizin de "Demek bu işler o zaman senin üstüne vazife" dediğiniz; devamında Alev'in cevaben "Yani ben zaten aldım o işi BALBAY ile de konuştum, onları koordine ettiriyorum" diyerek görüşmenin sona erdiği tespit edilmiştir. Telefon görüşmesini yaptığınız kişi kimdir? Görüşmeyi açıklayınız. Görüşme yaptığım kişi Alev COŞKUN'dur. Cumhuriyet Vakfı başkan yardımcısıdır. Biz Cumhuriyet Vakfı olarak bir televizyon kurmak istiyorduk. Hatta ondan önce de çeşitli kanallarda Cumhuriyet adına Cumhuriyet markalı yayın yapmak istiyorduk. Bunun değişik temaslarda bulunduğumuz bir dönemde yapılan görüşmedir. Bu temaslardan bir tanesi Ulusal Kanal'ın sahibi Doğu PERİNÇEK, diğeri ise Kanal B'nin sahibi Mehmet HABERAL iledir. Ankara temsilcimiz Mustafa BALBAY'ın Mehmet HABERAL ile arası iyi olmadığı için aracı olabilecek birisini düşündük. Kemal ALEMDAROĞLU hem Doğu PERİNÇEK hem de Mehmet HABERAL ile iyi ilişkiler içinde olduğunu bildiğimiz için bizim adımıza bu girişimde bulunmasını istedik.

Kaynakça
Kitap: Belgelerle Ergenekon
Yazar: Saygı Öztürk
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: İlhan Selçuk'un Ergenekon İfadesi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Kas 2010, 23:02

Kemal ALEMDAROĞLU'nun girişimlerinden bir sonuç çıkmadı. 19.03.2008 günü saat 17:25'te Asım ...? ile yapmış olduğunuz telefon görüşmesinde; Asım'ın "... işte dün saat 4 gibi şeye gittim bu Emine Hanım'ın avukatı" "Buranın satış işleriyle uğraşan mimar" "Bi toplantı yaptık işte biz onlara demiştik ki kardeşim biz siz burayı satmanıza bizim payımızı ve fiyatta onayımızı almak koşuluyla şey yapmayız engel olmayız mirasçıların çoğu böyle düşünüyorsa biz de engel olmayız ama burayı satmanız için önce bu vakfın tereke davalarının şunların bunların bitmesi lazım... önümüzdeki 10-15 gün içinde yapacaklar, ondan sonra bu mimar arkadaşımızın söylediğine göre de ciddi bir abcı alma niyeti olan bir alıcı varmış, işte bu önümüzdeki günlerde onlarla görüşülecekmiş işte dedi ki fiyat işte biz 10 milyon avro olarak bildirdik... mal sahiplerine 10 milyon avro kalacak şekilde görüşüyoruz zaten 10'un altında pazarlık falan olursa o bizim ilk konuşmamıza göre de bizim onayımız olmadan öyle bir yetkisi yok aracı olanın, işte genel olarak böyle bir mutabakata vardık... işte hem Elmadağ'daki vakfın yerini hem Cağaloğlu'ndaki yer dörtte biri Cağaloğlu'ndaki yerin vakfın adına tapuda tescil edilmiş..." dediği; kendisinin "Çok güzel biraz adama dönmüşler yani" dediği;

ASIM'ın "... ordan şimdi baya ciddi bi para alacak onlar da sonuçta yani 3,5-4 milyon dolar..." "...bu yolun sonuna kadar bu girişimlerin yapılması içinde avantajlı bir konjonktürdeyiz diyorlar, satışı kolaylaştıracak bir şeydir bu diyorlar" dediği; kendisinin "O zaman bazı şeylerin de parası çıkabilir" "Peki Asımcım başka bir şey var mı?" dediği; ASIM' m "... İlhan Bey bana bu konuda tam yetki verdi her şey belgeli usulüne ve şeyine uygun olarak yürüyecektir biz bu konuda Cumhuriyet gazetesi olarak her türlü şaibeden uzak kalmak isteriz hem zorundayız... Muhatabımız Cumhuriyet Vakfı'dır Cumhuriyet Vakfı'nı da şimdilik aracı olarak ben temsil ediyorum bilginize dedim" dediği; kendisinin "Valla çok iyi olmuş

Asım onun dışında ne oluyor valla efendim millet çıldırmış değil mi?" dediği, ASIM'ın "Ya abi işte böyle olacağı belliydi, bence bu kadar cepheleşme hayırlı sonuçlar üretecektir diye düşünüyorum" dediği; kendisinin "Bana da öyle geliyor" dediği; ASIM' m "Yani işte ak koyun kara koyun hikâyesi..." "Yani bol malzeme var hele bunları sistematik ve sağlıklı bir şekilde derleyip yapabilecek bir kadro olursa valla demokrasi hukuk vesaire adına baya önemli bir şey görmüş olur işlev görmüş olur" "Ben birçok kişinin ayaklarını yere basacağına inanıyorum İlhan Abi bu süreçte" dediği; kendisinin "... bilmiyorum öbür gazeteleri görüyor musun, ben bütün gazeteleri alıyorum, çıldırmış vaziyette bu dinci AKP'li gazeteler" "Şeyler de öyle o liberal liboşlar da öyle tam böyle bir AKP'ye falan tavır alırken bu olayın olması onları" dediği tespit edilmiştir. Telefon görüşmesini yaptığınız kişi kimdir? Görüşmeyi açıklayınız. Görüşmeyi yaptığım kişi Cumhuriyet gazetesinde hukuk bürosunda görevli ve şu anda ifademde hazır bulunan avukatım Akın ATALAY'dır.

Asım değildir. Telefon görüşmesinin isim bölümü yanlış anlaşılmış olabilir. Avukatım gazetemizin eski binasının bulunduğu, Cağaloğlu'ndaki gazete binasında hak sahibi olan Yunus NADİ torunlarından Emine UŞAKLIGİL, avukatı ve mimarı ile Emine Haninim avukatının bürosunda adı geçen Cağaloğlu'ndaki binanın satışına ilişin görüşmeye gitmişti. Cağaloğlu'ndaki binanın dörtte bir hissesini Cumhuriyet Vakfı'nın kurucusu olan Berin NADİ Cumhuriyet Vakfı'na bağışlamıştı. Fakat tereke halen devam ettiği için tapu işlemleri yapılamamıştı. Kalan yüzde 75 hisse ise dediğim gibi Yunus NADİ'nin torunlarına aittir. İşte bu mirasçılar binayı bir mimar aracılığıyla satmak istemekte ve dörtte bir hissenin sahibi gördükleri vakfın da buna rıza göstermesini istemekteydiler. Bu bağlamda yapılan hissedarlar arası bir görüşmenin avukatımız tarafından bana aktarılmasıdır.

Görüşmenin sonralarına doğru da o günlerde gündemde olan siyasi ve hukuki konularla ilgili kısa bir sohbet edilmiştir. 05.03.2008 günü saat 16:50'de Emre KONGAR ile yaptığınız telefon görüşmesinde; gazetenin genel durumundan bahsettiğiniz, sizin yazmış olduğunuz bir yazı hakkında görüştüğünüz, sizin en hızlı taraf olarak "Kemalistler ve askerleri" gösterdiğiniz, gazetenizde bulunan Hikmet...? isimli bir şahıs hakkında görüştüğünüz ve Hikmet...? isimli şahsın kendi kendini tasfiye ettiğinden bahsettiğiniz, Hikmet isimli şahıs hakkında Mustafa BALBAY'ın bu şahsa karşı bir tedbir almaktan bahsettiği, görüşmenin devamında Cumhuriyet gazetesini Ankara'ya taşımaktan bahsettiğiniz ve bu konuyla ilgili olarak sizin "Efendim şimdi o parayı biz Cumhuriyet ödemeyecek anlatabildim mi yani şeyin Aydın DOĞAN'ın verdiği ile şeyin vereceği ÇANKAYA BELEDİYESİ'nin onun yüzde 90'ını hallediyor" dediğiniz tespit edilmiştir.

Telefon görüşmesini yaptığınız kişi kimdir? Görüşmeyi açıklayınız. Bu görüşmede önce gazetemizde bulunan Hikmet ÇETlNKAYA isimli yazar arkadaşımız hakkında görüştük. Bu konu gazetenin iç işidir. Daha sonra gazetenin Ankara'nın Çankaya ilçesinde Ankara temsilciliği için yeni kiraladığımız binanın restorasyonu ve eski binadan tanışma masrafları için sponsorlar üzerine yaptığımız görüşmedir. Şu an bulunduğumuz binanın sahibi Aydın DOĞAN'dır. Aydın DOĞAN taşınmamız karşılığında, taşınmadan kaynaklanan giderlerimiz konusunda bize yardımcı olacaktı. Yine yeni taşınacağımız bina Çankaya Belediyesi sınırlarında olduğundan Çankaya Belediyesi'nin restorasyonda desteği olacaktı. 14.03.2008 günü saat 13:17'de Mustafa BALBAY'la yaptığınız telefon görüşmesinde; Mustafa BALBAY'ın halkın kıpırdamaya ve eylem yapmaya başladığından bahsettiği, yapılan bir eylemin en son 1991 yılında denendiğini, aynı konuyu kastederek

"Bakalım yani Mustafa ÖZBEK aradı diyor ki Türk-İş yönetimine de ben hani perde gerisinde de biraz o var zaten sürekli dürtüyor eylem yapalım şey yapalım bu yalancı sözcüğünü yalatacağız ona diyor başbakana" dediği; görüşmenin ilerleyen bölümlerinde Cumhuriyet gazetesinin durumu hakkında görüşmeler yaptığınız, Hüseyin isimli bir şahsın yazmış olduğu bir kitaptan bahsettiğiniz, Mustafa BALBAY'ın Hüseyin isimli şahsı kastederek "O Hüseyin o ilk mayası da bizden" dediği; sizin de "İyi iyi seçmişiz" dediğiniz ve gazete hakkında konuşmalar ile görüşmenin sona erdiği tespit edilmiştir. Telefon görüşmesini yaptığınız kişi kimdir? Görüşmeyi açıklayınız. Görüşmeyi yaptığımız kişi gazetemizin Ankara temsilcisi Mustafa BALBAY'dır.

Kendisiyle hükümetin yeni çıkartmayı planladığı Sosyal Güvenlik Yasa tasarısıyla ilgili görüştük. Mustafa'nın "Halk kıpırdanıyor ve eylem yapmaya başladı" derken, bu yasaya tepki olarak sendikaların eylem yapmasından bahsetmektedir. Görüşmede geçen Hüseyin isimli şahıs gazetemizde idare müdürü olan Hüseyin GÜRER olabilir. Çünkü Ankara'daki büromuzla o ilgileniyordu. Bu konuda yaptığımız bir görüşme olabilir. 17.03.2008 günü saat 10:38'de Ezgi ...? ile yaptığınız telefon görüşmesinde; EZGİ'nin "Bugün saat 4'te Enver AYSEVER gelecek, 5'te Tolga YARMAN gelecek" "Yarın saat 4'te Fırat gazetesindeki Feto ile Apo yazısını yazan bey gelecek ve akşam 9'da da CananMehmet BARLAS'ın evlilik yıldönümü toplantısı gideceksiniz" dediği tespit edilmiştir. Telefon görüşmesini yaptığınız kişi kimdir? Görüşmeyi açıklayınız. Görüşmedeki Ezgi isimli şahıs Ezgi TOK'tur. Benim gazetedeki sekreterimdir. Benim gün boyu yapacağım görüşmelerimi hatırlatmaktadır. Düzenlenen operasyonda, Adnan AKFIRAT isimli şahsın, Fatih ilçesi ... Mahallesi ... Caddesi No: 5/9 sayılı adresinde yapılan aramada; (8) sekiz sayfalık bir belge ele geçirilmiştir. Söz konusu belge içeriğinde; Çevik BİR-Erol ÖZKASNAK ekibinin Amerikancı darbe girişimi yapacaklarının açıklandığı, bu darbenin sivil toplum darbesi olacağının belirtildiği, yönetime el konulunca değişik makamlara gelecek kişilerin isimlerinin yazıldığı, ayrıca darbe sonrası kurucu meclis oluşturulacağı, kurucu mecliste Yargıtay, Danıştay'ın başkan ve kimi daire başkanları, bir kısım sendika ve dernek yöneticilerinin olacağı, bu kurucu meclis içerisinde, İlhan SELÇUK gibi Cumhuriyet gazetesi yazarlarının bulunacağı belirtilmiştir.

Yazının devamında, 28 şubatta darbe yapılmak istendiği, ancak Orgeneral KARADAYI'nın bu darbeyi önlediği, devamında "1998 mayısta tutuklanacakların listesinin hazırlandığı" başlığı altında, yapılacak darbe sonrası yurt çapında tutuklanacak ve görevlendirilecekler Üstesinin hazırlanmaya başladığının yazıldığı, devamında 1998 yılında yapılması planlanan darbe ile ilgili bilgilerin olduğu görülmüştür. Belgenin 8. sayfasında "örgüt şeması" başlığı altında, bir listenin olduğu, bu listelerin "Asker, MİT, Polis, Sivil, Emekli Subay" başlıkları altında yazılan isimlerden oluştuğu, Asker başlığı altında Orgeneral Çevik BİR, Korgeneral Çetin SANER, Koramiral Atilla KIYAT, Tümgeneral Erol ÖZKASNAK, MİT başlığı altında, Mikdat ALPAY, Mehmet EYMÜR, Polis başlığı altında, Cevdet SARAL, Osman AK, Sivil başlığı altında, Yekta Güngör ÖZDEN, İlhan SELÇUK, Çetin YETKİN, Emekli Subay başlığı altında, Kemal YAVUZ, Orhan KABİBAY ve İlhan BAŞ yazdığı görülmüştür. Adnan AKFIRAT isimli şahsı tanıyor musunuz? Tanıyorsanız aranızda nasıl bir ilişki vardır? (Şahısta ele geçirilen tamamı yüzüne karşı okundu ve soruldu). Adnan AKFIRAT'ı tanımıyorum. Belge içerisindeki ilgili darbe girişimiyle konulardan bilginiz var mıdır? Bu konuda herhangi bir toplantı veya görüşme yaptınız mı?

Söz konusu böyle bir oluşumun içersinde bulundunuz mu? Örgüt şeması içersinde isimleri geçen şahıslardan kimleri tanıyorsunuz? Sizin isminiz bu listeye nasıl yazılmıştır? Açıklayınız. Benim yazıda bahsi geçen Çevik BİR liderliğindeki bir darbe girişimi V5/ hakkında bilgini yoktur. Belgedeki örgüt şemasında beni de sivil kanadın bir sorumlusuymuş gibi göstermişler. Bu tamamen saçmalıktır. Ben Çevir BİR'le muvazzaf askerken görüşmedim. Ancak emekli olduktan sonra kendisiyle tanışıklığımız oldu. Bazen görüşürdük. Ancak bahsettiğim gibi bu darbe iddiası konusunda ben de normal bir vatandaş gibi kamuoyundaki iddialar dışında bir şey bilmiyorum. Bu belge tamamen saçmalıktır. Belgede bahsi geçen Doğu PERİNÇEK'in beni Çevik BİR konusunda uyarması da başka bir saçmalıktır. Bu saçma iddialar hakkında daha fazla bir şeyler söylemek istemiyorum. SAAT 14:30 SIRALARINDA YEMEK VE DİĞER İHTİYAÇLAR İÇİN ARA VERİLDİ. 22.03.2008 GÜNÜ SAAT 15:30 SIRALARINDA İFADE ALMA İŞLEMİNE TEKRAR BAŞLANDI. 02.03.2008 günü saat 10:59'da Perihan ...? isimli bayanla konuşma yaptığınız tespit edilmiştir. Görüşmeyi yaptığınız Perihan... isimli bayan kimdir? Perihan isimli şahıs bir aile dostumuzdur. Doktor Gürbüz BARLAS'ın baldızı ve Mehmet BARLAS'ın akrabasıdır. Görüşme içerisinde "çatışmanın yükselmesi, büyümesi lazım" derken hangi çatışmadan bahsediyorsunuz? Ülkemizin ılımlı bir İslam cumhuriyetine dönüştürülmesi için ABD tarafından organize edilen beynelmilel bir proje vardır. Bu projeye karşı halkın direniş göstermesini olumlu buluyorum. Burada çatışma derken kast ettiğim iki fikir arasındaki çatışmadır.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: İlhan Selçuk'un Ergenekon İfadesi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Kas 2010, 23:02

Buradaki çatışma sözcüğü ile hukuksal anlamda sivil toplum örgütleriyle örgütlenerek muhalefet etmeyi kastediyorum. Yoksa kastettiğim hukuk dışı bir çatışma değildir. Hukuk dışı bir çatışma hiçbir zaman amaca hizmet edemez. Görüşmenin içeriğiyle ilgili ayrıntılı ifadenizi veriniz. Bugün Türkiye'de Atatürk Cumhuriyeti'nin yok olacağına yönelik ciddi bir korku ve kuşku vardır. Bazen dostlarım beni arayarak bu korku ve kuşkularını dile getirirler. Bu görüşmede bu bağlamda yapılmış bir görüşmedir. 07.02.2008 günü saat 12:51'de İbrahim YILDIZ isimli şahısla telefon konuşması yaptığınız tespit edilmiştir. Görüşmeyi yaptığınız İbrahim YILDIZ kimdir? Gazetemizin genel yayın müdürüdür. KOÇ ailesiyle nasıl bir İlişkiniz vardır? Bu aileden kimlerle görüşürsünüz? Hangi sıklıkla görüşürsünüz? Rahmi KOÇ benim dostumdur. Sırası geldiğinde buluşur konuşuruz. Bu görüşmelerimiz çok sık değildir.

Ama benim için bu görüşmeler önemlidir. Türkiye'de o konumda bulunan bir insanın görüşlerini öğrenmek bir gazeteci için öğrenmek benim açımdan önemlidir. Görüşmede de Rahmi KOÇ'un yanına gideceğimden bahsediyorum. Kendisiyle dünyanın ve Türkiye'nin ahvali hakkında görüşüyoruz. Gazeteci olmam nedeniyle Turgay CİNER, Mehmet Emin KARAMEHMET, Şevket SABANCI, Aydın DOĞAN gibi şahıslarla da ara sıra görüşürüm. Görüşme içerisinde, "Yalnız 2 tane şey var, eğer kapatma davası açılırsa..." "Bir de üstüne ekonomik kriz gelirse, Türkiye biraz karışırsa belki bi umutlar doğabilir" "Çünkü normal yollardan bunları mümkün değil yani" demektesiniz. Ülkemizin karışması ve ekonomik kriz çıkması kimin için, nasıl bir umut olacağını beklemektesiniz? Kapatma davası derken neyi kastediyorsunuz? Belirttiğim gibi Atatürk Cumhuriyeti tehlike altındadır, iki tane kırmızı çizgimiz vardır. Bir bölünmezlik, birisi laikliktir. Bunları çiğnetmemeyi biz Atatürkçüler kendimize görev biliyoruz. Görüşmedeki ekonomik kriz beklentimi de izah etmek istiyorum. Türkiye'de her ne kadar ekonomi iyi idare ediyor gibi görünse de esasında yüksek faiz borçlanma ve dışa bağımlılık devam etmektedir. Yine ülkenin limanları, yollan, köprüleri, bankaları yani her şeyi satılmaktadır.

Yani sata sata yiyoruz. Halkımızın bu ekonominin iyiye gittiği hayalinden uyanması için bir ekonomik bulanıma ihtiyacı olduğuna inanıyorum. "Türkiye biraz daha karışırsa" derken de neyi kast ettiğimi izah edeyim. Türkiye zaten hali hazırda çok karışık bir durumdadır. Ama halkın yeterli tepkiyi verdiğini düşünmüyorum. Türkiye biraz daha karışırsa derken halkın hükümete yeterli tepkiyi vermesini kastediyorum. Yani burada da yine hukuk dışı bir karışıklıktan bahsetmiyorum. Tekrar edeyim. Hukuk dışı karışıklık hiçbir zaman olumlu sonuç vermez. 08.02.2008 günü saat 0:20'de Mehmet...? isimli şahısla yaptığınız telefon görüşmesiyle ilgili ayrıntılı ifadenizi veriniz. Görüşenin ilk kısımlarında ruhen problemleri olan halazadem Mehmet BENLİ isimli şahısla Cumhuriyet1 i geleceğe nasıl devir edeceğim konusunu görüştüm. Mehmet BENLİ yalnız bir insandır. Ben onun bu yalnızlığını gidermek için Cumhuriyet ten ve dünyadan haber veriyorum. Umutsuzluğunu ve moral kırgınlığını gidermek için de gerçek dışı bazı şeyler söylemiş olabilirim. Amaç, ona gelecek konusunda umut vermektir.

Zaten konuşmanın tümünden de anlaşılan budur. Cumhuriyet gazetesinin gelişmesi ve gerektiğinde diğer medya sektörlerine girebilmesi ve rekabet ortamına uyum sağlayabilmesi için ben Cumhuriyet Vakfı'nın açılmasını, künyesinin zenginleşmesini düşündüm. Î39 Bu kapsamda (ilkemizin laik Atatürkçü işadamlarından destek arıyoruz. İlhan KIRAÇ Vakıf Danışma Kurulu başkanımız oldu. Ayrıca Koç Grubu'ndan Hakan GÖREN isimli şahıs da Vakıf Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi. Biz Vakıf Yönetim Kurulu'nu ismen de daha da zenginleştirmeye çalışıyoruz. Bu görüşmeler genel anlamda bununla ilgilidir. Görüşmede Mehmet'in "Hayır yani bu herifleri berheva etmek lazım, Türkiye olduktan sonra neye yarar yani?

Ama artık iç savaştan başka bi şey de temizlemiyicek bu işi öyle görünüyor yani" dediği; kendisinin "İç savaş olmaz da gani bir noktada eğer ortalık karışırsa, hem ekonomik hem siyasi olarak belki asker gelirse bir şey olabilir" dediği; Mehmet'in "Asker gelebilir mi artık İlhan?" dediği; İlhan'ın "E mecbur olacak" dediği; Mehmet'in "Hayır yani gelirse becerebilirler mi, bu adamlar çok şey yav" dediği yönündeki beyanlarıyla neyi kastetmektesiniz? Açıklayınız. Bu görüşmeler hasta olan halazademi dünyaya katmak için söylenmiş beyanlardır. Benim görüşlerim bellidir. Her gün gazetemdeki köşemde ifade ederim. Başyazılarımda dile getiririm. Yayın kurulunda arkadaşlara söylerim. Yayın kurulunda aldığımız kararlarla gazete siyasetini belirler. Telefon konuşmalarımdaki ileri geri söylemler o anki hissiyatımdır. Benim gerçek görüşlerim yazılarımdadır. Görüşmede "Şöyle olacak galiba, Anayasa Mahkemesi son olarak kendisini tasfiye edilmeden bu AKP hakkında partinin kapatılması kararını verirse o zaman ortalık büsbütün birbirine karışır" dediğiniz tespit edilmiştir. Konuyla ilgili ifadenizi açıklayınız.

Zaten Yargıtay başsavcısının iddianameyi hazırlamasıyla ülke karıştı. Gazete manşetlerine de bu olay yansımıştır. Anayasa Mahkemesi ne karar verirse versin ortalık daha da karışacaktır. Çünkü iktidar, Anayasa Mahkemesi'ni tanıma niyetinde değildir. Bu benini bir durum tespitimdir. 08.02.2008 günü İbrahim YILDIZ'la yaptığınız telefon konuşmasının içerisinde, "Yargı kapatma kararına doğru gidiyor, haberini de verdiler" demektesiniz. Size bu bilgi nereden geldi? Görüşmenin içeriğiyle ilgili ayrıntılı ifadenizi veriniz. Gazetemizin Ankara'da istihbarat kaynakları vardır. Bu kaynaklar tahminlerde de bulunurlar. Biz de kendi aramızda bu bilgileri değerlendiririz. Zaten Yargıtay başsavcısı da dava açmadan önce AKP'yi uyarmıştı. Davanın açılacağını bilmek için bu bilgiler yeterlidir. Görüşmenin devamında "Atatürk devrimleri aslında toplumda yerleşmiş de, bu pezevenkler türban üzerinden yürüyorlar.

Yani, 340 ve, sanıyorum çok zor, çok zor. Dün işte orada, toplantıda konuşulan ve, yine, söylediği, RAHMİ Bey'in söylediği, acaba, yani, sınır aşıldı mı? Geriye dönüş artık olanaksız mı diye?" demektesiniz. Görüşmede geçen toplantının nerede olduğunu, kimlerin katıldığını ve ne konuşulduğunu açıklayınız? Görüşmede geçen toplantı tarihten birkaç ay önce Rahmi KOÇ'un Nakkaştepe'deki holding binasında verdiği ve dostlarını çağırdığı sohbet toplantısıdır. Toplantıya Sabancı Üniversitesi Rektörü Tosun TERZlOĞLU, Koç Üniversitesi Rektörü, Ömer KOÇ ve ismini şu an hatırlayamadığım bir ilahiyat profesörü ve birkaç kişi daha katıldı. Bu görüşme esnasında Rahmi KOÇ, "Bu halka İslam dinini nasıl doğru anlatabiliriz?" diye bir konu ortaya attı. Bu konu bağlamında arkadaşlar fikirlerini söylediler. Rahmi KOÇ'un "Sınır aşıldı mı?" demesi kendisine özgü deyim değildir.

Türkiye'de birçok çevre ve kişi bu sınırın aşıldığını ve Atatürk Cumhuriyeti'nde işin bittiğini, geriye dönülemeyeceğini düşünmektedir. 10.02.2008 günü saat 16:14'te İbrahim YILDIZ'la yaptığı telefon konuşmasında kendisinin "Vallaha Anayasa Mahkemesi eğer radikal bir karar alır da siyasal iktidar partisini kapatırsa" "Türban bir yana Türkiye başka bir sürece girer. Kapatması da gerekir bana sorarsan" "Yani başka bir çıkış yolu görmüyorum" "Ne olacak o zaman hemen başka bir parti kuracaklar iktidardakiler ama gayrimeşru duruma düşmüş olacaklar" dediği hatırlatılarak ifadesi soruldu. Bu görüşmeler gazetenin yönetimi için genel yayın müdürüyle yaptığım görüşmelerdir.

Ben o dönemde Yargıtay başsavcısının AKP'yi kapatma davasını açacağını ve Anayasa Mahkemesi'nin de AKP'yi kapatabileceğini tahmin ediyordum. Fakat bu fikir gelişen olaylara göre değişebilir. Bana sormuş olduğunuz telefon konuşmasında bunun dışındaki görüşmelerimiz tamamen işimizle alakalı İbrahim YILDIZ Bey'le yaptığımız görüşmelerdir. 10.02.2008 günü saat 10:41'de X Bayan ve sonrasında Gürbüz ...? ile bir görüşme yaptığınız tespit edilmiştir. Görüşmedeki Gürbüz isimli şahıs kimdir?

Bu şahıs İsmail Hakkı KARADAYI ile nasıl bir toplantıya nerde katılmıştır? Bu toplantıdaki diğer şahıslar hakkında bilginiz var mı? AKP'nin kapatılması durumunda askerin neden hakem olacağını düşünmektesiniz? Açıklayınız. Görüşmeyi yaptığım kişi Doktor Gürbüz BARLAS'tır. Telefon görüşmesinin başlangıcında sizin ismini tespit edemediğiniz X Bayan ise Gürbüz BARLAS'ın eşi Ferhan BARLAS'tır. Ben bu şahsın bana bahsettiği toplantının ayrıntılarını sormadım. Bu toplantının nerede yapıldığını bilmiyorum. Gürbüz Bey yapılmış bir sempozyuma katılmış olabilir. Ben bir gazeteci yazar olarak ülkenin gün geçtikçe daha istikrarsız bir ortama doğru gittiğini düşünüyorum ve yazıyorum ve bir yazar olarak istikrarsızlığın karışıklık getireceğini söylüyorum. Bu fikrimde yalnız değilim. Çok geniş bir halk kitlesi de böyle düşünüyor. Kuşku ve korku büyüyor.

Ne olacak sorusu hep gündemde. Böyle bir istikrarsızlık ortamında hakem olarak Türk Silahlı Kuvvetlerimizin devreye girip istikrarsız ortamı yatıştırabilmesini değerlendirmem normaldir. Kaldı ki ben bu konuda ülkenin istikrarsızlaşmaması için iktidarı uyaran çok sık yazılar yazıyorum. 14.02.2008 günü saat 12:59'da İbrahim YILDIZ'la yaptığınız telefon görüşmesinde; ART, Kanal B, Ulusal TV ve Kanal Türk televizyonlarının birleştirilmesi yönünde konuştuğunuz tespit edilmiştir. Kemal ALEMDAROĞLU bu teşebbüsün neresindedir? Konuyla ilgili ifadenizi veriniz. Biz Cumhuriyet Televizyonu kurmak istedik. Bu kanal için de Tuncay ÖZKAN'ın sahibi bulunduğu Euro Türk isimli kanalın frekansı üzerinden yapmayı düşündük. Fakat olmadı. Televizyon konusundaki teşebbüslerimizden vazgeçmiş değiliz.

Bu çabamız durmadı. Adı geçen televizyonlarda program saati almayı düşündük. Kemal ALEMDAROĞLU Kanal B televizyonunun sahibi Mehmet HABERAL'a yakın olduğu için bize yardım etmeyi vaat etti. Eğer bu televizyonlarda program saati alabilseydik bu bir bağımsız televizyon kadar etkili olacaktı. Ve Cumhuriyet Televizyonu gibi olacaktı. Görüşmede bahsettiğiniz, Mustafa BALBAY'ın Amerikan büyükelçisi ile dar çerçevede yaptığı yemekli toplantının konusu neydi?

Görüşmenin içeriğiyle ilgili ayrıntılı ifadenizi veriniz. Büyükelçilerle Ankara temsilcilerinin sık sık buluşup konuşmaları doğaldır. Mustafa BALBAY da gazetenüzin Ankara temsilcisidir. Bu kapsamda katılmıştır. Görüşmenin içeriği konusunda pek bir bilgim yoktur. Görüşmede bahsettiğiniz Amerika muhabiriniz Elçin POYRAZLAR isimli şahsın Diek CHENEY ile yapacağı görüşme neyle ilgiliydi? Neden Elçin POYRAZLAR'ın Başbakan ERDOĞAN'a rakip bir aday konusunu Dick CHENEY ile görüşmesini istiyorsunuz? İfadenizi veriniz. Elçin POYRAZLAR bizim Washington temsilcimizdir. Kendisi Dick CHENEY'ye yakın çevrelerle haber temin etmek amacıyla temaslarda bulunmaktadır. Yalnız Dick CHENEY değil Washington'da gereken şekilde gazeteciliğini yapmaktadır. Elçin POYRAZLAR, Dick CHENEY ile bizzat hiç görüşmemiştir.

Ancak yakın kaynaklarla görüşmüş olabilir. ERDOĞAN'a rakip bir aday konusunda Dick CHENEY ile görüşmesi mümkün değildir. Dick CHENEY Türkiye için önemli bir kişidir. Ankara'ya gelip gider ve bugünkü iktidara rakip bir iktidar için Cumhuriyet'in Washington temsilcisiyle teması düşünülemez. 14.02.2008 günü saat 11:40 sıralarında Bülent...? isimli kişiyle yaptığınız telefon görüşmesinde;

Aydın DOĞAN ile ilgili "Bu genel okura işin püf noktasını koyuyor, efendim bir yerde iki görüş var, birileri diyorlar ki bu Aydın DOĞAN alacağını aldıktan sonra anlaşacak, kimileri de öyle diyorlar ki; Yok bu öyle bir olay ki Ağdın DOĞAN'ın ipi çekilmiştir, onu hissettiği için efendim bunu yapıyor falan gibi" şeklindeki değerlendirmeleriniz hakkında ifadenizi veriniz. Görüşmeyi yaptığım şahıs rektör Bülent TANLA'dır. Türkiye'de dinci sermaye dinci medya laik sermaye ve laik medyayı ele geçirmeye çalışıyor. Bu Türkiye'yi ılımlı İslam devleti haline sokmanın bir yöntemidir. Bu kapsamda Aydın DOĞAN'ın da "ipinin çekildiğini" düşünüyorum. Bülent Bey'e konuyla ilgili fikirlerimi ifade ettim. Görüşmede "Bazı şeyler var konuşacak çünkü dün gece bu rektörler beni bir yere götürdüler falan filan Borsa Lokantası'na" ve "orada bir baskı kurdular üstümde" derken ne kastettiği soruldu.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: İlhan Selçuk'un Ergenekon İfadesi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Kas 2010, 23:02

Bahsi geçen yemekte Kemal ALEMDAROĞLU, Tonguç GÖRKER ve eski rektör Bülent BERKARDA vardı. Benden Türkiye'de pek çok kesim sol muhalefeti birleştirebileceğim yönünde bir beklenti içerisindedir. Bu yıllardır böyledir. O akşam yemeğinde de ismini saydığını arkadaşlarım bana bu konuda telkinlerde bulundular. Bu muhalefetin kapsamında Halk Partisi ve Demokratik Sol Parti vardır. Bunların uzlaşmasını ancak benim yapabileceğimi düşündükleri için bana baskı yapıyorlar. 15.02.2008 günü saat 12:36 sıralarında İbrahim YILDIZ ile yaptığınız telefon konuşmasının başlarında, İbrahim'in sorması üzerine, Mustafa BALBAY'ın Amerikan büyükelçisi ile yaptığı yemekli toplantı konusunda, Mustafa BALBAY ile konuştuğunuzu söylediğiniz anlaşılmaktadır. Mustafa BALBAY bu yemekli toplantı ile ilgili size neler anlattı? Toplantıda hangi konular konuşulmuş?

Bu görüşmeyle ilgili ayrıntılı ifadenizi veriniz. Mustafa BALBAY, Ankara temsilcisi olduğu için Ankara'da olan biten her şeyden haberdar olmak ister. Ve gazetecilik kokusu burada egemendir. Bu kapsamda Amerika büyükelçisiyle görüşmesi normaldir. Cumhuriyet gazetesi olarak Amerika politikaları hakkında sert muhalefet yaptığımız için bir dönem Amerikan Büyükelçiliği ile aramız pek sıcak değildi. Bu temas bir dönüşümün habercisidir. 343 15.02.2008 giinü saat 11:50 sıralarında Alev ...? isimli şahısla yaptığınız telefon görüşmesinde; Alev'in, "Şimdi bugün bu Talat Paşa o gece söylediler ya, Talat Paşa Komitesi bilmem ne falan..." "Bizi de davet etmişler, ama ben pek bu İşçi Partisi'nin şeylerine fazla..." dediği tespit edilmiştir. Görüşmeyle ilgili ifadenizi veriniz. Görüşmeyi yaptığını şahıs Alev COŞKUN'dur. Kendisi Cumhuriyet Vakfı başkan yardımcısıdır.

Rauf DENKTAŞ'ın başkanlığında olan Talat Paşa Komitesi bir toplantı tertip etmiş ve bu toplantıya Cumhuriyet gazetesi olarak bizi de davet etmişti. Ben gidemeyeceğimi söyledim. Ancak başkan yardımcısı Alev COŞKUN'a gitmesini tavsiye ettim. 16.02.2008 günü Mehmet ...? isimli şahısla yaptığınız telefon görüşmesiyle ilgili açıklama yapınız. ifademde belirttiğim gibi Mehmet BENLİ, yalnız ve ruhen sıkıntıda olan halazademdir. Kendisiyle böyle uzun görüşmeler yaparak kendisini rahatlatmayı, yalnızlığını ve ümitsizliğini yok etmeyi amaçlamaktayım. Konuşmalar bu bağlamda değerlendirilmelidir. 22.02.2008 giinü Murtaza ÇELİKEL ile yaptığınız telefon görüşmesinde Murtaza ÇELlKEL'in "Aysel Hanım sizi evinde yemeğe çağırıyor, elçiye zeval yoktur. Osman BERKMEN, Mehmet Emin KARAMEHMET, bir de Sanayi Odası başkanı gelecek" dediği tespit edilmiştir. Görüşmeyi yaptığınız Murtaza ÇELÎKEL kimdir? Murtaza ÇELİKER bir işadamıdır. Bülent ECEVİT'in yakın dostuydu. Sizi yemeğe davet eden Aysel Hanım kimdir?

Aysel Hanım da Murtaza Bey'in eşidir. Kendisi Hukuk Fakültesi dekanıdır. Yemeğe katılacak olan Osman BERKMEN, Mehmet Emin KARAMEHMET ve Sanayi Odası başkanı ile aranızda nasıl bir ilişki vardır? Yemeğe katıldınız mı? Yemekte hangi konular konuşuldu? Açıklayınız. Osman BERKMEN, Mehmet KARAMEHMET'in çok güvendiği bir işadamıdır. Benim de dostumdur. Mehmet Emin KARAMEHMET, holdingdeki ortağımızdır. Aynı zamanda medya grubu başkanıdır.

Sanayi Odası başkanı da Tanıl KÜÇÜK'tür. Kendisini toplantıda ilk kez gördüm. İsmini saydığım şahıslar memleketin durumundan kaygı duyuyorlar, bu konu üzerinde akşam yemeğinde sohbet ettik. 19.02.2008 günü saat 12:36'da Mustafa BALBAY ile yaptığınız telefon görüşmesini açıklayınız. Görüşmeyi hatırladım. Görüşmeyi Ankara Temsilcimiz Mustafa BALBAY ile yapıyorum. İfademde daha önce belirttiğim bir Cumhuriyet Televizyonu kurulması ve 4 ayrı televizyonda program yapılması konularını görüşüyoruz. Ayrıca günlük siyasi gelişmeler üzerine yorumlar yapıyoruz.

Görüşmede Mustafa BALBAY'ın size "Çankaya Belediyesi artık onlar ile ilişkimiz bitti bizim, böyle hani iki resmi kurum gibi artık değil gani falan, yani o tür şeyler var İlhan Abi ama benim çok büyük bir şikâyetim yok doğrusunu isterseniz yani bu tür gıcık diyebileceğim gereksiz şeyler abi yani mesela diyelim ki belediyeden böyle bir gelir geliyor, böyle bir kalem yok zaten gazetede, yani böyle bir gelir kalemi yok, sıfırdan geliyor gazeteye; ama bu nasıl gelecek? Bunun muhasebesini şöyle yapalım siz elden para almayın, bizim hesabımıza geçsin, şimdi ben başkana başkan bize bunu yapıyorsun ama bunu resmi kayda geçir bilmem ne şimdi" derken ne kastettiği soruldu.

Çankaya Belediyesi ile Cumhuriyet gazetesi arasında nasıl bir finansal ilişki vardır? Çankaya Belediyesi ve İzmir Belediyesi gazetemizin Ankara ve Ege eklerinin sponsorlarındandır. Çankaya Belediyesi reklam vermektedir. Bu reklam maliyeti olarak çok büyük bir para gelmemektedir. Bizim İstanbul büromuz ve Ankara-lzmir bürolarımız arasında sürekli sıkıntı vardır. Merkez muhasebe, Ankara ve İzmir'i harcamalar konusunda serbest bırakmak istemez.

Bizini Ankara ve İzmir'de bulunan tüm personele ödemeler banka kanalıyla yapılır. Burada Mustafa BALBAY Ankara'daki muhabir çocuklara günlük avans işlemlerinde kullanılmak için merkezin onayına gerek olmadan kimi sponsorluk gelirlerini tahsil etmek istemektedir. Kendisi merkez muhasebesinden yana olan şikâyetlerini bana iletmektedir. Bu da bu kapsamda yapılan görüşmedir. 20.02.2008 günü saat 12:12'de İbrahim YILDIZ ile yaptığınız telefon görüşmesinde; kendisinin size "Şimdi abi Elçin'le konuştum Elçin'in yaptığı görüşme 3 kişilik bir görüşme. Amerika bu Cheney'nin iki danışmanı birinci ve iki numaralı danışmanları ile bir de siyasi işler komisyonundan biri, isimlerini verdi kız, ama 3 kişiyle görüşmüşler. Görüşmenin içeriği biraz karşılıklı bilgi alışverişi şeklinde ve bundan sonra da ilişkilerin bu şekilde gitmesi ama en çok merak edilen mesele AKP'ye karşı bir muhalefet Türkiye'de var mı yok mu? Ilımlı İslam meselesi, El Kaide meselesi..." "...Türkiye'nin en eski gazetesi olduğunu, her şeyi biliyorlar" diyor. Böyle karşılıklı bir fikir alışverişi ve daha çok AKP'den sonra ne olabilir, kim çıkabilir karşısına gibi sorular şeklinde geçmiş..." dediği tespit edilmiştir. Telefon görüşmesini açıklayınız. Bu görüşmeyi İbrahim YILDIZ ile yaptım.

Kendisi genel yayın müdürü olduğu için her gün kendisiyle işimiz gereği görüşme yaparız. Elçin POYRAZLAR isimli Washington temsilcimiz Dick Cheney'nin 3 danışmanı ile habercilik bağlamında görüşmüş, bu görüşme ile ilgili İbrahim YILDIZ bana bilgi verdi. Dick Cheney'nin danışmanlarının Elçin POYRAZLAR'a neden "AK Parti'ye karşı kim çıkabilir?" diye sorduklarını bilmiyorum. Fakat Amerika, Türkiye'de tüm gelişmelerini takip eden ve Türkiye'nin yazgısına egemen olmak isteyen, bölgeyi de bu kapsamda elinin altında bulundurmak isteyen büyük bir devlettir, bu sondajları tüm çevreler ve gazeteler ile yapmaktadır.

23 ocak 2008 tarihli köşe yazınızda "İktidar Partisi Zanlı" başlıklı bir yazı yazdığınız, yazının içeriğinde "Savcı kırmızı çizgiyi çiğneyip bölücülük ya da dincilik yapan siyasi partiye dava açmasın görür gününü" şeklinde bir yazı yazdığınız görülmektedir. Sizin 05.02.2008 günü yaptığınız telefon görüşmelerinde de AK Parti'ye kapatma davası açılmasının ülkede ekonomik kriz çıkmasının ve biraz da karışıklık çıkmasının umut olacağını söylediğiniz görülmektedir. Sizin bu görüşmenizden yaklaşık bir hafta sonra yani 13.02.2008 günü Doğu PERİNÇEK ile Merdan ARSLAN'la yapılan telefon konuşmasında Merdan ASLAN'nın sivil toplum kuruluşları temsilcileri olarak 5-6 kişilik bir heyet şeklinde Danıştay başkanı, Yargıtay başsavcısı, Yargıtay başkanı ve Anayasa Mahkemesi üyesi ile görüştüklerini, son derece kararlı olduklarını, kendilerinden toplum desteği oluşturmalarını istediklerini söylemiştir. Bütün bu veriler birlikte değerlendirildiğinde söz konusu dava açılmadan uzun bir süre önce sizin bilginiz olduğu, hatta yazınızda tehdit eder şekilde "Cumhuriyet başsavcısı gerekli davayı açmazsa görür gününü" dediğiniz anlaşılmıştır. Sizin söz konusu yargı makamları ile görüşülmesi konusunda bir yönlendirmeniz oldu mu?
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: İlhan Selçuk'un Ergenekon İfadesi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Kas 2010, 23:02

Bu konular ile ilgili Doğu PERİNÇEK ya da başka şahıslarla bir görüşme yaptınız mı? Merdan ARSLAN ile Doğu PERİNÇEK'in kendi aralarında yapmış olduğu telefon görüşmesinde bahsedilen 5-6 kişilik sivil toplum kuruluşu temsilcisi arasında ben yokum. Bu şahısların bu adli makamları ziyaret etmesinden de bilgim ve ilgini yoktur. Yargıtay başsavcısı hakkında "görür gününü" derken, görevini yapmayan bir savcının yasalarca belirtilen sınırlarda gereken yaptırımı alacağını kastetmekteyim. Fıkra dilinde yazıyı okutmak için bazı deyimler deyişler kullanın/.. "Görür gününü" deyimi de bu kapsamda kullanılmıştır. Gözaltına alınmadan önceki son yazımbu sorunun cevabıdır. Ekonomik ve kriz ve kargaşa ortamını umut etmeyle ilgili sorularınızı da ifademde daha önce cevapladım. Beşiktaş'taki ikametinizde yapılan aramada, el yazısıyla yazılmış notlar bulunduğu, bu notun içeriğinde alt alta, "M. PAMUKOĞLU, Erol MÜTERCİMLER, Erdal Avukat, Mustafa HAS" yazdığı, devamında "M. PAMUKOĞLU bir ekip kurdum. Sana yardımcı olacak. Büyük Kulüp'te PAMUKOĞLU, M. HAS ve.... var. Erol MÜTER CİMLER sonradan Gölcük'te buluşacağım. Erdal'la birlikte.... Erol MÜTERCİMLER de geliyor.

Oral ÇELİK de birlikte, İzmit Gölcük'te toplandınız. M. PAMUKOĞLU o toplantıda yok. Erol MÜTERCİMLER, Erdal'a kalk gidelim, Erol MÜTERCİMLER'le arada beş yüz bin dolar verirsen bu işi yaparız" yazdığı görülmektedir. Bu not kâğıdını siz mi yazdınız? (yazının sureti kendisine gösterildi) bu yazılar size mi aittir? Not kâğıdındaki yazılar bana aittir. Bu not kâğıdında yazan isimler kimlerdir? Bu şahıslarla aranızda nasıl bir ilişki vardır?

M. PAMUKOĞLU, Mustafa PAMUKOĞLU'dur. Yeminli mali müşavirimizdir. Erol MÜTERCİMLER, yazardır. Kendisini eskiden beri tanırım, samimi değilim. Oral ÇELİK'i medyadan Abdi iPEKÇÎ'nin faillerinden olarak bilirim. Bu şahısla bir ilişkimiz olamaz. Notlarda geçen Büyük Kulüp, Caddebostan'da bulunan siyasetçilerin, gazetecilerin gittiği bir lokaldir. "Bir ekip kurdum, sana yardımcı olacak" derken ne kastedilmektedir? Bunu derken ne kastettiğimi hatırlamıyorum. Almış olduğum eski notlardır. Şu an hatırlayamıyorum. Gölcük'teki buluşmaya siz katıldınız mı? Not kâğıdında yazan 500 000 dolar konusu nedir? Açıklayınız.

Gölcük'teki buluşma konusu ile bilgim yok. Şu an hatırlamıyorum. Notlarda geçen 500 000 dolar konusu nedir? Bu konuyu hatırlamıyorum. Eski tarihli almış olduğum notlardır. 05-10-11 mayıs 2006 tarihlerinde, gazetenizin Şişli'deki merkez binasına el bombası atılmıştı. Yapılan çalışmalar sonucunda olay 147 failleri yakalandı. Yapılan yargılama sonucunda, ayrı ayrı hapis cezalarına çarptırıldı. Gazetenize yönelik yapılan bombalı saldırı olaylarını kim ya da kimlerin yaptığını biliyor musunuz? Bu olaylarla ilgili bir değerlendirmeniz oldu mu? Bu olayla ilgili benim bilgilerim Danıştay dava dosyasında mevcut olan bilgilerdir.

Yürütülmekte olan soruşturma kapsamında, örgüt üyesi Güler KÖMÜRCÜ'nün telefonları dinlenmiş, Güler KÖMÜRCÜ'nün 27.12.2007 tarihinde Hikmet isimli bir şahısla yaptığı telefon görüşmesinde; İbrahim BENLİ'ye yemek davetine gittiğini, bu yemekte Doğu PERİNÇEK, Kemal ALEMDAROĞLU, Yaşar HACISALİ HOĞLU, Ercan Hoca ve isimlerini saymadığı çok sayıda kişinin bulunduğunu anlatmıştır. Siz bu toplantıya katıldınız mı? Ya da böyle bir toplantıdan haberiniz var mı? Açıklayınız. Güler KÖMÜRCÜ'yü gıyaben tanırım. Yazılarını okurum. İbrahim BENLİ'yi tanımam. Bu yemek toplantısından herhangi bir bilgim ve ilgim yoktur. "Konu ile ilgili söyleyeceklerim bunlardan ibarettir" dedi ve alınan ifadesini okuduktan sonra doğruluğunu imzasıyla tasdik etti, edildi. 22.03.2008 Saat 18:40.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Ergenekon Davası, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Asil Türk Milleti

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir