Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Doğu Perinçek'in Ergenekon Sorgusu

-Ergenekon Destanı Atalarımızın Şanlı Destanı’dır.
-Ergenekon Davası'nda Yargılanmaya çalışılan Türk Milleti ve Atatürk'tür. Bu yargılamayı yapan A.B.D'dir.
-1990'ların başından beri, Eşref Bitlis önderliğindeki T.S.K. Ortadoğu'da A.B.D.'nin bütün planlarını altüst eden tek güç idi.
Bu yüzden AKP döneminde T.S.K. asimetrik psikolojik savaşlarla itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor, “Mehmetçik düşmanlığı” tavan yaparken, başbakanlık koltuğunda oturan şahıs a.b.d. askerlerinin sağ sağlim evlerine dönmesi için dua ediyor.
-6. yüzyılda, Çin emperyalizmi yüzünden yokolma tehlikesiyle karşı karşıya olan ve tutsak edilen Aşina Hanedanlığı’nın hayatta kalan tek çocuğu, Ergenekon Destanı’nda dişi bir Kurt tarafından yetiştirilip büyütülmüştür. Bu çocuk yıllar sonra soyunu devam ettirip, bir Cihan Devleti olan ve Çin emperyalizmini mağlup edecek olan Gök Türk İmparatorluğu’nu kurmuştur.
-Aşina Aşireti, Türk Soyunun Karluk Boyundandır. Uygurlarda Karluk Boyundandırlar.
-Göktürkler döneminde Çin emperyalizmi, Göktürkleri yıkabilmek için, içten parçalama stratejisini uygulamıştır. Nitekim Gök Türkler’in yıkılışı Çin emperyalizminin kullandığı Uygurlar tarafından gerçekleştirilmiştir.
-Şimdi günümüzde olanlara bakarsak, Silivri’de, Hasdal’da, Metris’te tutsak edilen Kahramanlarımız, işte bu 6. yüzyılda hayatta kalmayı başaran tek Türk çocuğunun evlatlarıdır.
Günümüzdeki Gök Türk Hanedanlığını tarif edelim:
1. Türkiye Cumhuriyeti’nin Koruyucuları olan Oğuz Boyundan Atatürkçü’ler = Gök Türk İmparatorluğu’nu kuracak olan Karluk Boyundan Aşina Hanedanlığı’nın hayatta kalmayı başaran tek çocuğu.
2. Amerika = Gök Türk’leri entrikalarla içten yıkmaya çalışan Çin Emperyalizmi
3. A.B.D tarafından kullanılmakta olan ve Türkiye Cumhuriyet’ini yıkmayı hedefleyen Atatürk ve Cumhuriyet Düşmanı Yobaz AKP’li kitle(Oğuz Boyundan) = Çin Emperyalizminin Gök Türk İmparatorluğunu yıkmak için kullandığı Uygur Türkleri(Karluk Boyundan)
4. Türkiye Cumhuriyeti(Oğuz Boyundan) = Gök Türk İmparatorluğu(Karluk Boyundan)
5. SONUÇ: Türk Milleti elinde sonunda emperyalist devleti yıkacaktır, parçalayacaktır, darmadağan edecektir!
-Günümüzde yargılanan sözde Ergenekon Örgütü, aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin Tam Bağımsızlığını canları pahasına ebediyet için korumayı hedeflemiş olan Atatürk’ün Askerlerinden oluşan Milli bir Örgütlenmedir(herhangi yasa dışı bir faaliyette bulunmayan).
-Bu örgütlenme, 1980 darbesi sonrasında ayaklanan/özüne-dönen namuslu ve şerefli Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının önderliğinde başlamıştır. Yani, bu örgütlenme, Atatürkçü ve Anti-Emperyalist düşünceye sahip olan Eşref Bitlis Paşa’mız ve onun yolundan yürüyen Uğur Mumcu ve Doğu Perinçek’lerin A.B.D.’ye karşı verdikleri asil mücadeleler ile birlikte başlamıştır.
-AKP döneminde bu kutsal görevleri yürüten “D.Perinçek, T.Özkan, M.Balbay, E.Poyraz, Ç.Doğan, A.Uğur, E.Alan, V.Küçük, E.Gürses, İ.Selçuk, Ş.Eruygur, H.Tolon, L.Ersöz, S.Öztürk, D.Çiçek, H.Iğsız, S.Yalçın, B.Pehlivan, B.Terkoğlu, D.Yıldırım, V.Küçük, İ.Başbuğ, A.Yıldırım” gibi Atatürkçüler, “Ergenekon”, “Balyoz”, “Islak İmza”, “İnternet Andıcı”, “Kafes”, “ODATV”, “Spor’da Şike”, vs. gibi isimlerin verildiği ve hukukun çiğnendiği davalar ile birlikte zindanlara atılıp tutsak edinmişlerdir. Onların yokluğunda Asil Türk Milleti’miz ve Türkiye Cumhuriyet’i bölünme/yıkılma aşamasına getirilmiştir!!!!
-Ergenekon'daki Kahraman Bozkurtlar çıktı, Fethullahçılar yargılanıyor, ABD Suriye'de yenildi, Büyük bir Ekonomik Kriz yolda, SIRA AKP hükümetinin devrilip yargılanmasındadır, ondan sonra SIRA ABD'nin Orta Asya ve Orta Doğu'dan tamamı ile yokedilip tekmelenmesine GELECEK, BU GÜNLERİ GÖRECEĞİZ, ÇOK YAKIN! EN BÜYÜK HEDEF TÜRK BİRLİĞİ'DİR!

Re: Doğu Perinçek'in Ergenekon Sorgusu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Kas 2010, 22:34

Silahla binaya girmek için birkaç teşebbüste bulunması da şüpheleri yoğunlaştırdı. Bir kışkırtıcı ajandır. Aydınlık dergisinde kapak yapılmıştır. Ordudan istifaya zorlandığı saptanmıştır. Siz ifadenizin başlangıcında, Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK için "ajan provokatör olduğunu, Mehmet EYMÜR'e bağlı çalıştığını" söylediniz. Siz yakalandıktan sonra ikametgâhınızda yapılan aramada, kapağında "Masonik Bilderberg Çetesi" yazan (76) sayfadan oluşan kitapçık şeklinde belge ele geçirilmiş, bu belgenin kapağı üzerine el yazısı ile mavi tükenmezkalemle "30 mart 2000" "eroin trafiği s. 60" ibaresinin yazılı olduğu, belge içersindeki bazı sayfalardaki satırların mavi tükenmezkalemle altlarının çizildiği görülmüştür.

ERGENEKON soruşturması kapsamında daha önceden yakalanan ve sizin ajan provokatör diye belirttiğiniz Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK'ün ikametgâhında yapılan aramada, aynı belge yani kapağında "Masonik Bilderberg Çetesi" yazan, (76) sayfadan oluşan, kitapçık şeklinde belge ele geçirilmiş, bu belgenin kapağı üzerinde de "30 mart 2000" "eroin trafiği s.60" yazdığı, yazı karakterinin aynı olduğu fakat bunun fotokopi olduğu, ayrıca Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK'ten çıkan belgenin içeriğindeki sayfalardaki altı çizili satırların da sizdeki belgelerle birebir eşleştiği, fakat Zekeriya ÖZTÜRK'teki belgelerin fotokopi olduğu görülmüştür. Dolayısıyla Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK'ten çıkan belgeler, sizden çıkan belgelerden fotokopi edilerek temin edildiği anlaşılmaktadır. Diğer bir dikkat çekici husus da, yakalanan Veli KÜÇÜK'ün ikametgâhında yapüan aramada da aynı belgenin bulunduğu, ancak belgenin üzerinde diğer iki belgede bulunan el yazısının olmadığı görülmüştür. İfadenizde Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK'ü ajan provokatör olarak suçlamanıza rağmen, sizde aslı bulunan bir belgenin, fotokopisinin bu şahısta çıkmasını nasıl açıklıyorsunuz?

Bahsettiğiniz metin fotokopi ile çoğaltılmış bir kitabıma hazırladığım Aydınlık kitaplarla birlikte aldım. Şimdi hatırlamıyorum, fakat üzerindeki notlar ve altı çizilen yerler benim kalemimden çıkmış olabilir. Kitabı alırken bir nüshasının Aydınlık arşivinde kalması ve bir başvuru kitabı olarak yararlanılması için bıraktım. Nitekim mafya haberlerinde bu belge muhabirlere verilen başlıca kitaplar arasındadır. Zekeriya ÖZTÜRK konuya ilişkin bir haber yaptığı zaman kendisine verilmiş olması gerekir.

Aynı belgenin Veli KÜÇÜK'te de bulunmasını nasıl açıklıyorsunuz? O sözünü ettiğiniz belge bugün İstanbul gazetelerinin konuyla ilgili bütün muhabirlerinin kütüphanelerinde bulunmaktadır. Veli KÜÇÜK'ün bu belgeyi yayınladığını bilmiyorum, ama mümkündür. Bir generalin yaptığı yayını bulundurmak ve fotokopi yaptırmak suç değildir. Mehmet Akif in Sefahat kitabı gibi çeşitli kitaplar yüzlerce binlerce insanın kütüphanesinde bulunmaktadır. Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK Danıştay saldırısı olayıyla ilgili alınan ifadesinde; 2002 yılında sizinle tanıştığını, danışmanlığınızı yaptığını, 2 yıl kadar yanınızda kaldığını, İşçi Partisi'nin Rusya ve Çin başta olmak üzere diğer birçok sosyalist ülkenin etkisi ve kontrolünde olduğunu, ayrıca Doğu PERİNÇEK'in yani sizin daha çok Rusya ve Çin istihbaratlarıyla yakın ilişki içerisinde olduğunuzu, onlar tarafından yönlendirildiğinizi, ayrıca Alman ve İngiliz istihbaratlarıyla da diyaloglarınızın olduğunu beyan etmiştir. Bu iddialarla ilgili ifadenizi veriniz. Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK hiçbir zaman benim danışmanım olmadı.

Danışmanlarıma bakılırsa hangi nitelikte insanların bu işi yapabilecekleri görülür. Danışmanlarım üniversite hocaları, yüksek rütbeli subaylar, bürokraside yüksek görevler yapmış insanlar, emniyet müdürleri gibi seçkin şahsiyetlerdir. Başka devletlerle ilişkiler konusundaki iftiraların hepsi ancak kışkırtıcı ajanların görev üstlenerek yapabilecekleri suçlamalardır. Ben 40 yıldır Amerika önünde boyun eğmeyen, Lozan'da, Paris'te, Berlin'de bu milletin başının dik tutmasına önderlik eden, vatanımızın ayrılmaz parçası olan güneydoğuda Türk bayrağını dalgalandıran partinin başkanıyım. İşçi Partisi hiçbir devlet ve örgüt tarafından kontrol edilemez. Kendi karar organları vardır. Türk devleti dahi İşçi Partisi'ni yönetemez. Hele yabancı bir devlet tarafından yönetilmek bizim için en ağır suçtur ve şerefsizliktir. Beni bütün Türkiye bilir, vatanımın ve devletimin bağımsızlığını ve bütünlüğü için en önde mücadele eden ve 40 yıllık hayatımda karakter ve kişiliğimi ispatlamış bir adamım.

Hiçbir devlet benim üzerimde etkili olamaz. Bu tür ilişkilerimin olamadığını en iyi Türkiye'nin güvenlik örgütleri bilir. Onlara sorarsanız gereken cevabı alırsınız. Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK aynı ifadesinin devamında Doğu PERİNÇEK'in yani sizin son dönemlerde asker kanadına yakın görünmek için TSK'nın stratejilerine benzer bir politika ürettiğini , Doğu PERİNÇEK ve lider grubunun 2003 yılından itibaren TSK'nın yanında gözükmesinin gerçek sebebinin mevcut siyasi yapının dağıtılarak Meclis'te kendilerine birkaç sandalye edinmek olduğunu, bu nedenle 2003 yılından itibaren partinin bir askeri darbeyi dört gözle beklediğini, TSK'nın darbeyi yapamadığı için ağır bir dille eleştirildiğini, İşçi Partisi ve Doğu PERİNÇEK'in mevcut illegal orijinali altyapı kadrolarıyla bir eylem yaptırabileceğini, planlayabileceğim veya plan ve eyleme destek verebileceğini , Av. Alparslan ARSLAN'ın siyasi görüşünün Doğu PERİNÇEK'in son dönem politik açılımlarına ters düşmediğini, Alparslan ARSLAN ve benzeri şahısların Perinçek için profil ve eylemsel yapılarının tercih sebebi olduğunu, Doğu PERİNÇEK'in istek ve amaçlarına ulaşmak için her yolu deneyebileceği bir yapıda olduğunu beyan etmiştir.

Bu iddialara cevap veriniz. Bütün bu suçlamaları Türk milleti, milletimizin önde gelen kurumları, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Teşkilatı değerlendirecek birikim ve yeteneğe sahiptir. İşçi Partisi Genel Merkezi'nde yapılan aramada, girişin karşısındaki sekreter odasının sağ tarafında bulunan masa üzerinde çok sayıda CD bulunarak el konmuştur. Bu CD'lerle ilgili yapılan ön incelemede, üzerinde "CD 3 PRINCO" yazılı P420281107130821 seri numaralı CD'nin yapılan incelemesinde; (3) adet klasör olduğu, çok sayıda Word belgesi, çok sayıda PDF belgesi ve çok sayıda resim dosyasının olduğu görülmüştür. "Ergin POYRAZ'ın-Jitem'den aldığı para" isimli klasör içerisinde (5) adet Word belgesinin olduğu, bu belgeler ayrı ayrı incelendiğinde Ergün POYRAZ'ın değişik tarihlerde ve değişik miktarlarda Jandarma İstihbarat Başkanlığı kasasından paralar aldığına dair tutanakların olduğu, tutanak içerisinde istihbarat başkanlığı kasasından verilen paranın miktarı ve tarihinin olduğu, alt kısmında teslim eden, hazır bulunan ve onaylayan jandarma görevlilerinin isimlerinin olduğu, ayrıca teslim alan bölümünde "Ergün POYRAZ araştırmacı-yazar" yazdığı görülmüştür. Söz konusu belgelerden bilginiz ve ilginiz var mıdır? Bu belgeler nerden ne şekilde ve kimler tarafından temin edildi?

Ergün POYRAZ isimli şahsı tanıyor musunuz? Aranızda nasıl bir ilişki var? Bu belgelerin parti binanızda saklamanızın sebebi nedir? Bu belgeler hangi amaçla kullanılmak için temin edilmektedir? 2HH Ergün POYRAZ'ı gazetelerden tanıyorum. Bahsettiğiniz belgeyi görmedim. Doğruluğu hakkında hiçbir şey söyleyemem. Yalnız bizde yayın organları bulunduğu için her türlü istihbarat toplanır, bunlar tasnif edilir. Doğrulukları gündeme geldiği zaman araştırılır. Bunların bir kısmı yalan dolandır. Hatta çoğu bilgi kirletici haberlerdir. Önemli olan kullanılan bilgilerdir. Yani yayınlamadığımız bilgilerin gerçekliği konusunda bir güvence veremeyiz. Bizim partimizin yayın kuruluşu olarak Aydınlık dergisi vardır. Parti olarak doğrudan sahibi değiliz. Ama çalışanların bir kısmı partilidir. Partinin görüşlerini büyük ölçüde yansıtır. Partimiz Türkiye'nin meseleleri için araştırmalar, incelemeler yapar, bilgi toplar. Ulusal Kanal partimizden bağımsız ayrı bir şirkettir. Aydınlık dergisinde olduğu gibi bir bağlantımız yoktur. Bir şirkettir. Aydınlık dergisi ve Ulusal Kanal kiralan müştereken ödemede kolaylık olması açısından bizimle aynı binada bulunmaktadırlar. Fakat onların katları ve büroları ayrıdır, kapılan ayrıdır. Ankara'daki genel merkezimizin bulunduğu binada (1.) katta Ulusal Kanal ve Aydınlık dergisi bulunur. 2., 3. ve 4. katta parti büroları bulunur. Parti katlarında dergi ya da televizyon çalışmalarına ait bir oda veya büro yoktur. Partinin propaganda ve basın bürosu Türkiye ile ilgili ve dünya ile ilgili her türlü bilgi ve haberi toplar.bize her gün onlarca bilgi ve belge postayla gelir.

Kargoyla gelir. Kapıya elden gelir. Bu bilgi ve belgeler geldiği zaman hiçbiri yırtılmaz ve siz de getirseniz alınır ve ilgili büroya verilir. Mesela sendika, bürolara verilir. Onlar hepsini ilgili klasörlere atılmaz. Bir gün soruşturma açılacaksa bu belgelerden bize aklına bir şey gelmemiştir. Çünkü partimiz bilgiye önem verir. Kapılarınızda "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" yazılıdır. Ergün POYRAZ'la ilgili belge dediğiniz kâğıt dijital ortamdan gelmiştir. Size dijital ortamda gelen bilgiler nasıl ulaşır? İki şekilde ulaşır. Birisi partinin, yöneticilerin ve görevlilerin internet adreslerine gönderilir. Eğer o bilgiyi saklamak istiyorsa çıktısını alır. Muhafaza eder. İkinci yol CD'ye veya belleklere kayıt edilerek gelir. Ama bu önüme koyduğunuz kâğıt üzerindeki çıktının bize nasıl geldiğini bilmiyoruz. Bu işin çözümü kolaydır. Siz devlet kuruluşusunuz ve İçişleri Bakanlığı'na bağlısınız. Jandarma Genel Komutanlığı da İçişleri Bakanlığı'na bağlıdır. Bir yazı ile bu belgenin aslının olup olmadığı araştırır ve doğrularsınız. Böyle bir belgenin bize gelmesi suç değildir ve suç kanıtı oluşturmaz. Kaldı ki bu belgenin gelip gelmediği de belli değildir.

"CD 3 PRINTO" yazılı P420281107130821 seri numaralı CD'nin yapılan incelemesinde; "Fırat Üniversitesi irticai kadrolaşma" isimli klasörün içerisinde (14) adet resim belgesinin olduğu, bu resim belgelerinin içerisinde Fırat Üniversitesi hakkında bilgilerin olduğu, üniversite görevlilerinin isimlerinin olduğu, bazı görevlilerle ilgili ayrıntılı açıklayıcı bilgilerin yazdığı, diğer sayfalarda liste şeklinde isim listesinin olduğu, isimlerin karşısında unvanların ve bölümlerin yazdığı, ayrıca her ismin karşısında "sağ görüşlü, muhafazakâr, nurcu, F.G. grubu, Süleymancı, ülkücü" şeklinde sınıflandırmalar yapıldığı görülmüştür. Söz konusu belgelerden bilginiz ve ilginiz var mıdır? Bu belgeler nerden, ne şekilde ve kimler tarafından temin edildi?
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Doğu Perinçek'in Ergenekon Sorgusu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Kas 2010, 22:34

Bu belgelerin parti binanızda saklamanızın sebebi nedir? Bu belgeler hangi amaçlarla kullanılmak için temin edilmektedir? Üniversite görevlileri ile ilgili bu çalışmayı kim ya da kimler hazırlamıştır? internette her gün çeşitli kurumlarda irtica örgütlenmesini veya farklı fikir akımlarının mensupları bu konularda raporlar ve listeler devamlı dolaşıyor. Biz bunlara itibar etmeyiz. Etseydik Fethullah Hoca listesini yayınlardık. Bu tür raporların bize gelmesi suç oluşturmaz, bütün partilere bu tür belgeler gitmektedir. Bu belgeyi hatırlamıyorum. Bu belgenin sorumlusuyla ilgili bir tahmin yapamam. Kaldı ki burada suç diye bir şey yok. "CD 3 PRINTO" yazılı P420281107130821 seri numaralı CD'nin yapılan incelemesinde; İçerisinde bu güne kadar yakalanan şahıslardan elde geçirilen örgüt dokümanlarından "devletin yeniden yapılandırılması", "dinamikantitez", "dinamik ulusal güç birliği", "birleşik komün", "İP Türk ve Kürdü Birlikte Örgütleme Tasarımı". "Lobi". "Oluşum", "Ulusal Medya 2001" ile şimdiye kadar sadece Tuncay GÜNEY ve Veli KÜÇÜK'ten elde edilen "Ergenekon" isimli belge bulunmuştur. Siz bu belgeleri nereden ne şekilde temin ettiniz?

Bu belgeleri parti binanızda saklamanızın sebebi nedir? Bu belgelerin tamamı ERGENEKON soruşturması kapsamında gözaltına alınan özellikle örgütün yönetici kadrosundaki şahıslardan bulunmuştur. Dolayısıyla sizin bu şahıslarla birlikteliğiniz ve ortak noktalarınız görülmektedir. Bu durumu açıklayınız. Bu sorduğunuz içerisindeki belgelerden bazılarını 2000'li yıllarda basına dağıtıldığı için gördüm. Bilderberg denen belgeyi Mafyokrasi kitabımı yazarken inceledim. ERGENEKON'un anayasası dediğiniz ERGENEKON belgesini bana iki yıl önce Sabah gazetesi yazarı Aslı AYDINTAŞBAŞ, Yavuz DONAT'ın önünde ricam üzerine Sabah gazetesinin Ankara bürosunda verdi. Bana kâğıt olarak verdiğini çok iyi hatırlıyorum.

Ancak dijital ortamda da aynca vermiş olabilir. İşçi Partisi Genel Merkezi'nde yapılan aramada; Girişin karşısındaki sekreter odasının sağ tarafında bulunan masa üzerinde çok sayıda CD bulunarak el konulmuştur. Bu CD'lerle ilgili yapılan ön incelemede, üzerinde "VERSATİLE" yazan 411509A102B4 seri numaralı CD'nin yapılan ön incelemesinde; İçerisinde 'HİKMET ÇİÇEK'e ulaşanlar" isimli bir adet klasör olduğu, bu klasör açıldığında (2) adet klasör ve bir miktar Word ve Power Point dosyalarının olduğu, klasörlerin açılımında, içerisinde çok sayıda klasörler altında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin değişik kurumlarıyla ilgili gizlilik dereceli belgelerin olduğu, özellikle Ege Ordu Komutanlığı'yla ilgili belgelerin olduğu görülmüştür. Siz bu belgeleri nereden ne şekilde temin ettiniz? Bu belgeleri parti binanızda saklamanızın sebebi nedir? Bu belgeleri kim nereden temin etmiştir? Hikmet ÇİÇEK kimdir? Söz konusu belgelerle irtibatı nedir?

Açıklayınız. Bu belgeleri görmedim. İşçi Partisi Genel Merkezi'nde yapılan aramada; Girişin karşısındaki sekreter odasının sağ tarafında bulunan masa üzerinde çok sayıda CD bulunarak el konulmuştur. Bu CD'lerle ilgili yapılan ön incelemede, üzerinde "VERSATİLE" yazan 411509A102B4 seri numaralı CD'nin yapılan ön incelemesinde; 2005 yılı şubat ayı içerisinde dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar BUYUKANIT'ın İzmir ve Balıkesir illerine yapacağı ziyaretlerle ilgili koruma planını gösteren (9) sayfalık belge bulunmuştur. Siz bu belgeleri nereden ne şekilde temin ettiniz? Bu belgeleri parti binanızda saklamanızın sebebi nedir? Yaşar BUYUKANIT'a ait koruma planını hangi amaçla kullanmak için temin ettiniz? Bu planları başka herhangi bir kişi veya kişilere verdiniz mi? Böyle kanun dışı saçma sapan, vatana ve millete hıyanet anlamını taşıyan işlerle bizim hiç işimiz olmadığını, Genelkurmay başkanı, Emniyet genel müdürü, MİT müsteşarı bilir. Bu CD'lerin bulunmuş olduğu katın sorumluları kimlerdir? Girişin karşısında böyle bir sekreterlik odası yok.

Her katta ikişer adet sekretarya odası vardır. Bu odalarda çalışanların isimlerini şu anda bilmiyorum. Parti binanızda yapılan aramada gerek kâğıt, gerekse dijital ortamda Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ait çok sayıda gizlilik dereceli bilgi ve belgenin bulunduğu görülmüştür. Ayrıca birçok kamu görevlileri hakkında (Emniyet Teşkilatı, Milli Eğitim Bakanlığı, yargı mensupları, bazı üniversiteler) bilgiler topladığınız, bu kişileri değişik tarikat, grup ya da siyasi görüşüne göre sınıflandırdığınız görülmüştür. Bir siyasi parti veya parti lideri olarak Türk Silahb Kuvvetleri'ne ait gizlilik dereceli belgeleri bulundurmaktaki amacınız nedir? Bu belgeleri parti teşkilatınızda kim ya da kimler toplamaktadır? Bu bilgiler hangi amaçla hazırlanmaktadır? Partiniz içerisinde bu şekilde istihbari çalışmalar yapan biriminiz ya da görevlileriniz var mıdır? Varsa bunlar kimlerdir? Bu bilgi ve belgeleri herhangi bir yerde kullandınız mı veya herhangi bir kişiye verdiniz mi? Gruplandırdığınız ya da sınıflandırdığınız kamu görevlileri hakkında elinde somut bilgiler bulunmaktadır? Yoksa bu ayrımları neye göre yapmaktasınız?

Bu tür bilgi ve belgeler özellikle parti binanızın (4. ) katında ele geçirilmiştir. Şayet bu bilgi ve belgelerden sizin haberiniz yok ise parti binanızda bu belgelerden kimler sorumludur? Bu belgelerin bizde olması, bu tür tarikat cemaat Atatürk devrimini yıkmaya yönelik faaliyetlerin bilgi ve belgelerinin bulunması çok normaldir. Çünkü Türkiye'nin her yerinde bu tür bilgi ve belgeler bize gelir. Kamu kurumlarından da gelir. Ancak yaygın bir iftira ve bilgi kirletme ortamı olduğu için bu belgelere itibar etmeyiz.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Doğu Perinçek'in Ergenekon Sorgusu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Kas 2010, 22:34

Ancak günün birinde belki işimize yarar diye saklarız. Bunları sakladığımız için suçlanmayı hiçbir şekilde düşünmeyiz ve yine de düşünmüyoruz. Türkiye'de birçok ahlaksız insan ve gruplar karşıtları hakkında iftira kampanyaları yürütmektedir. Biz siyasi karşıtlarımız için dahi hiçbir şekilde gerçek dışı bilgi yayınlamayız. Bunu ahlakımıza ve karakterimize yakıştırmayız. Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilgili belgelerden bir kısmı rahmetli genel başkan yardımcımız Suphi KARAMAN'ın kütüphanesindendir. Kendisi ölmeden önce kitaplarını, bütün arşivini partiye bağışlamıştır. Bir kısmı dayım emekli Tümgeneral Turhan OLCAYTU'nun ölümünden sonra bize kalan dosyalar ve kitaplardır.

Turhan OLCAYTU 2003 yılında, Suphi KARAMAN ise 2004 yılında vefat etmişlerdir. Harp Akademilerinde ders vermiş olan Genel Başkan Yardımcımız emekli General Servet CÖMERT'in başında bulunduğu İstanbul Ulusal Strateji Merkezi'ndeki 292 odasından da bu tür belgelerin alındığını ve sayın komutanımızın buna çok tepki gösterdiğini avukatım bana aktardı. Ayrıca bana partimizde yönetici olan veya dostum olan çeşitli komutanlarımız aydınlanmam ve bilgilenmem için bu tür kitaplar veya raporlar vermişlerdir. Bunlardan bir kısmı 1998 yılındaki Ankara DGM 2. Mahkemesi'ndeki davada delil olarak getirilmiştir. Hepsi dava dosyasında deliller başlığı altında kayıtlıdır.

Davanın sonucunda mahkeme beraatıma karar vermiştir. Ve bana iade etmiştir. 13.02.2008 günü saat 17:51'de Erkan ÖNSEL ve Merdan ASLANLAR isimli şahısla yaptığınız telefon görüşmesinde; Erkan ÖNSEL'in "Abi bizim Merdan ASLANLAR .... Danıştay Başkanı Yargıtay Başsavcısı Yargıtay başkanı ve Anayasa Mahkemesi üyesi ile görüştüler Ankara'da" dediği; sonra telefonu verdiği Merdan ASLANLAR'ın "Şimdi biz bu sivil toplum kuruluşları temsilcisi olarak 5 kişilik -6 kişilik bir heyetle dün Ankara'da bu Erkan Bey'in saydığı isim... şahsiyetlerle görüştük." "Son derece emin, son derece kararlı konuştular ve u...merak etmeyin bu iş, yani Cumhuriyet kazanından, biz de görüşlerimizi konuş... görüştük yani her biri için 3-4 dakka da biz konuştuk, yani düşüncelerimizi belirttik. " "Son derece olumlu yanıtlar verdiler ve 'hukuk olarak, hukuk çevresinde, yargı olarak sonuna kadar direneceğiz ve kimse merak etmesin' dedi 'bu işleri çözeceğiz.' " "Bir şey istediler, orası çok önemli. "Siz" dediler, "bizim her şeyimizle.... Kitle desteğini, halk desteğini, toplum desteğini oluşturmanız gerekiyor" dediği tespit edilmiştir. Görüşmeyi yaptığınız Erkan ÖNSEL, Merdan ASLANLAR kimdir? Aranızda nasıl bir ilişki var? Böyle bir konuşma oldu.

İçeriği kesilmiş bölümler nedeniyle bazı anlam hataları ve eksikler bulunabilir. O nedenle bu konuşmanın bant çözümünün tamamı ve eksiksiz olarak yapılması gerekir. Bu konuşma bütün Atatürkçü aydınlar arasında bütün Türkiye'de yapılan görüş alışverişine bir örnektir. Türkiye Atatürkçü aydınıyla ayakta kalacaktır. Türkiye Cumhuriyetini ve Atatürk Devrimi'ni korumak, cumhurbaşkanı ve başbakan koltuğunda oturan şahıslar şu an Cumhuriyet'i yıkmaktan yargıda sorumlu tutuldukları için saymıyorum, ama devletin bütün organlarının ve halkın görevidir. Böyle aydınlarımız olduğu için geleceğe güvenle bakıyoruz.

Nitekim Yargıtay üyelerimiz pikniğe giderken bile otobüslerinin camına Atatürk resimlerini asarak görev bilinçlerini bütün millete iletmektedirler. Erkan ÖNSEL genel başkan yardımcımız ve İstanbul il başkanımızdır. Merdan ASLAN, 68'liler Birliği Vakfı'nın genel sekreteridir. Ve sanıyorum şu ara sivil toplum kuruluşları sözcüsü olabilir.

Cumhuriyeti savunmak açısından örnek alınması gereken bir tutumdur. Devletin bütün kurumlan aynı duyarlılığı ve görev aşkım paylaşmalıdır.
Yakalandığınız sırada parti binanızda bulunan Mahir Çayan GÜNGÖR, Aydın GERGİN ve Yusuf TUNCER isimli şahısların yattıkları yatakların altında birer adet yani toplamda (3) adet ruhsatsız tabanca bulunarak el konulmuştur. Ayrıca Aykut TOKAK isimli şahsın yatağının yanında çok sayıda CD ve dijital veriler bulunmuş ve bu şahısların da tamamı yakalanmıştır. Adı geçen şahıslar kimlerdir? Aranızda nasıl bir ilişki vardır? Bu şahıslar her zaman parti binasında mı kalırlar?

Bu şahısların silahlarından bilginiz var mıdır? Aydın GERGİN ve Mahir Çayan GÜNGÖR İşçi Partisi genel başkanı makam arabasının sürücüleridir. Yusuf TUNCER, genel merkez çalışanlarındandır. Aykut'u görsem tanırım, ama ismen bilmiyorum. Aydın GERGİN ve Mahir Çayan GÜNGÖR ikametgâhım İstanbul'da olduğu için İstanbul'da kirada oturmaktadırlar. Bana yönelik suikast ve tehditleri altı aydan beri İçişleri Bakanlığı na, İstanbul Valiliği'ne ve İstanbul Enıniyeti'ne bildiriyorum. Mevcut resmi koruma yanında ikametgâh koruması talep ediyorum. İkametgâh koruması altında bulunduğum halde bu işin devriyelerle yapıldığı bana sürekli olarak bildiriliyor.

Bu arada tehditler yoğunlaşıyor. Bu olguları gören arkadaşlarımın büyük fedakârlık yaparak, bu suikastlara karşı önlem aldıkları kanısındayım. Bu kadar tehdide ve saldırıya uğrayan bir partinin devlet tarafından gerekli koruma görevi yerine getirilmediği zaman, bu tür tedbirler almalarını hiçbir zaman kınamam. Ancak silah bulundurduklarını ben şahsen bilmiyorum. "Bana sormuş olduğunuz sorular hakkında, avukatım huzurunda, herhangi bir baskı altında kalmadan özgür iradem ile ifademi verdim" demesi üzerine alınan ifadesi kendisine ve müdafisine okutturulup doğruluğu anlaşıldıktan sonra altı birlikte imzalandı. 23.03.2008.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Önceki

Dön Ergenekon Davası, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Asil Türk Milleti

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir