Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Doğu Perinçek'in Ergenekon Sorgusu

-Ergenekon Destanı Atalarımızın Şanlı Destanı’dır.
-Ergenekon Davası'nda Yargılanmaya çalışılan Türk Milleti ve Atatürk'tür. Bu yargılamayı yapan A.B.D'dir.
-1990'ların başından beri, Eşref Bitlis önderliğindeki T.S.K. Ortadoğu'da A.B.D.'nin bütün planlarını altüst eden tek güç idi.
Bu yüzden AKP döneminde T.S.K. asimetrik psikolojik savaşlarla itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor, “Mehmetçik düşmanlığı” tavan yaparken, başbakanlık koltuğunda oturan şahıs a.b.d. askerlerinin sağ sağlim evlerine dönmesi için dua ediyor.
-6. yüzyılda, Çin emperyalizmi yüzünden yokolma tehlikesiyle karşı karşıya olan ve tutsak edilen Aşina Hanedanlığı’nın hayatta kalan tek çocuğu, Ergenekon Destanı’nda dişi bir Kurt tarafından yetiştirilip büyütülmüştür. Bu çocuk yıllar sonra soyunu devam ettirip, bir Cihan Devleti olan ve Çin emperyalizmini mağlup edecek olan Gök Türk İmparatorluğu’nu kurmuştur.
-Aşina Aşireti, Türk Soyunun Karluk Boyundandır. Uygurlarda Karluk Boyundandırlar.
-Göktürkler döneminde Çin emperyalizmi, Göktürkleri yıkabilmek için, içten parçalama stratejisini uygulamıştır. Nitekim Gök Türkler’in yıkılışı Çin emperyalizminin kullandığı Uygurlar tarafından gerçekleştirilmiştir.
-Şimdi günümüzde olanlara bakarsak, Silivri’de, Hasdal’da, Metris’te tutsak edilen Kahramanlarımız, işte bu 6. yüzyılda hayatta kalmayı başaran tek Türk çocuğunun evlatlarıdır.
Günümüzdeki Gök Türk Hanedanlığını tarif edelim:
1. Türkiye Cumhuriyeti’nin Koruyucuları olan Oğuz Boyundan Atatürkçü’ler = Gök Türk İmparatorluğu’nu kuracak olan Karluk Boyundan Aşina Hanedanlığı’nın hayatta kalmayı başaran tek çocuğu.
2. Amerika = Gök Türk’leri entrikalarla içten yıkmaya çalışan Çin Emperyalizmi
3. A.B.D tarafından kullanılmakta olan ve Türkiye Cumhuriyet’ini yıkmayı hedefleyen Atatürk ve Cumhuriyet Düşmanı Yobaz AKP’li kitle(Oğuz Boyundan) = Çin Emperyalizminin Gök Türk İmparatorluğunu yıkmak için kullandığı Uygur Türkleri(Karluk Boyundan)
4. Türkiye Cumhuriyeti(Oğuz Boyundan) = Gök Türk İmparatorluğu(Karluk Boyundan)
5. SONUÇ: Türk Milleti elinde sonunda emperyalist devleti yıkacaktır, parçalayacaktır, darmadağan edecektir!
-Günümüzde yargılanan sözde Ergenekon Örgütü, aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin Tam Bağımsızlığını canları pahasına ebediyet için korumayı hedeflemiş olan Atatürk’ün Askerlerinden oluşan Milli bir Örgütlenmedir(herhangi yasa dışı bir faaliyette bulunmayan).
-Bu örgütlenme, 1980 darbesi sonrasında ayaklanan/özüne-dönen namuslu ve şerefli Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının önderliğinde başlamıştır. Yani, bu örgütlenme, Atatürkçü ve Anti-Emperyalist düşünceye sahip olan Eşref Bitlis Paşa’mız ve onun yolundan yürüyen Uğur Mumcu ve Doğu Perinçek’lerin A.B.D.’ye karşı verdikleri asil mücadeleler ile birlikte başlamıştır.
-AKP döneminde bu kutsal görevleri yürüten “D.Perinçek, T.Özkan, M.Balbay, E.Poyraz, Ç.Doğan, A.Uğur, E.Alan, V.Küçük, E.Gürses, İ.Selçuk, Ş.Eruygur, H.Tolon, L.Ersöz, S.Öztürk, D.Çiçek, H.Iğsız, S.Yalçın, B.Pehlivan, B.Terkoğlu, D.Yıldırım, V.Küçük, İ.Başbuğ, A.Yıldırım” gibi Atatürkçüler, “Ergenekon”, “Balyoz”, “Islak İmza”, “İnternet Andıcı”, “Kafes”, “ODATV”, “Spor’da Şike”, vs. gibi isimlerin verildiği ve hukukun çiğnendiği davalar ile birlikte zindanlara atılıp tutsak edinmişlerdir. Onların yokluğunda Asil Türk Milleti’miz ve Türkiye Cumhuriyet’i bölünme/yıkılma aşamasına getirilmiştir!!!!
-Ergenekon'daki Kahraman Bozkurtlar çıktı, Fethullahçılar yargılanıyor, ABD Suriye'de yenildi, Büyük bir Ekonomik Kriz yolda, SIRA AKP hükümetinin devrilip yargılanmasındadır, ondan sonra SIRA ABD'nin Orta Asya ve Orta Doğu'dan tamamı ile yokedilip tekmelenmesine GELECEK, BU GÜNLERİ GÖRECEĞİZ, ÇOK YAKIN! EN BÜYÜK HEDEF TÜRK BİRLİĞİ'DİR!

Doğu Perinçek'in Ergenekon Sorgusu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Kas 2010, 22:31

Doğu Perinçek'in sorgusu

Doğu Perinçek, polisi, sorguyu bilir. Geçmiş dönemlerde cezaevinde de yattı. Sorgu sırasında alabildiğine rahattı. Bir ara sorgucuların yönelttiği sorulara verdiği cevaplar nedeniyle sorgu odasında gerginlik yaşandı, işte bu gerilim sırasında sorgucu, "Siz, sorulan sorulara cevap vermekten çok, soruşturmayı yürüten kamu görevlilerine 'CIA, MOSSAD ajanı' ithamlarıyla hakaret ediyorsunuz. Bu hakaretleriniz yüzünden ilgili makamlara suç duyurusunda bulunacağız" dedi.

O gerilim sırasında, "soruşturmanın tamamen yasal çerçeveler içerisinde yürütüldüğünü, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin hiçbir şekilde soruşturmanın hiçbir aşamasında suç örgütü olarak gösterilmediğini, fakat Perinçek'in bu şekilde beyanlarda bulunarak, soruşturmayı yürüten kamu görevlilerine ağır hakaret ve iftiralarda bulunduğunu ve hiç olmamasına rağmen Türk Silahlı Kuvvetleri ile Emniyet Teşkilatı arasında, bir çekişme varmış gibi gösterdiğini" öne süren sorgucu, söylediklerini de ifade tutanağına geçirtti. Sorgucu, Perinçek'ten "sadece sorulan sorulara ve iddialara cevap vermesini" bir kez daha istedi.

İşte Perinçek'in sorgusu:

Özgeçmişinizi anlatınız.

17 haziran 1942'de Gaziantep'te doğdum. Ankara Sarar ilkokulu, Ankara Atatürk Lisesi ve Ankara Bahçelievler Deneme Lisesi'nde orta öğrenimimi tamamladım. 1960-64 arasında hukuk fakültesini Ankara'da okudum. 1964'te Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Kürsüsü'ne asistan oldum. 1968 martında hukuk doktoru, 1968 yılında FKF (Dev-Genç) genel başkanı olarak Türkiye'nin en büyük gençlik hareketine önderlik ettim.

972 yılında 141. madde yani sınıf esasına dayalı örgüte önderlik etmek suçundan tutuklandım ve hüküm giydim. 1974 affıyla serbest kaldım. 1978'de Türkiye işçi Köylü Partisi genel başkanlığını ve Aydınlık dergisi başyazarlığını yaptım.

1980 12 Eylül askeri darbesinden sonra yine 141. madde nedeniyle tutuklandım ve hüküm giydim. 1985'te serbest kaldım. 1987 yılında Cemal Süreya, Melih Cevdet Anday, Necati Cumalı, Hasan Yalçın ve Türkiye'nin seçkin yazar ve gazetecileriyle 210 birlikte 2000'e Doğru dergisini yayımladım. Genel yayın yönetmenliğini ve başyazarlığını yaptım. 1991 yılında Sosyalist Parti genel başkanı oldum. Sosyalist Parti'nin kapatılmasından sonra 1992'de İşçi Partisi genel başkanlığına seçildim Geçiminizi nasıl temin ediyorsunuz? Herhangi bir ticari şirketiniz var mı? İşçi emeklisiyim ve kitaplarımdan elde ettiğim telif gelirleriyle geçimimi sağlanın. Ticari şirketim yoktur, aylık gelirim 3 000 YTL civarındadır. Daha önce herhangi bir suçtan cezaevine girdiniz mi? Herhangi bir suç kaydınız var mı? 1972-74, 1980-85, 1990'da üç ay, 1998 yılında bir yıl cezaevinde bulundum. Tutuklanmalarının hepsi siyasi içeriklidir. Kullanımınızda bulunan telefon hatlarını açıklayınız. Cep telefonum yoktur. 0 212 288 .. .. numaralı sabit ev telefonunu kullanırım.

12.06.2007 tarihinde Ümraniye ilçesinde ele geçirilen el bombalarıyla alakalı olarak yapılan çalışmalarda elde edilen deliller doğrultusunda; 3713 sayılı kanunun 1. maddesinde tarifi bulunan devleti ele geçirmek ve kamu düzenini zafiyete uğratmak amacıyla örgütlenen "ERGENEKON" adlı terör örgütünün üyesi olma şüphesiyle gözaltına alındığı hatırlatıldı. 22.01. 2008 günü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nce başlatılan operasyonlarda yakalanan Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK, Sevgi ERENEROL, Güler KÖMÜRCÜ, Sami HOŞTAN, Ali YASAK, Mehmet Fikri KARADAĞ, Hüseyin Gazi OĞUZ, Oğuz Alparslan ABDÜLKADİR, Raif GÖRÜM, Hüseyin GÖRÜM, Ümit OĞUZTAN, Erdal İRTEN, Kemal KERİNÇSİZ, Engin ZORBA, Asim DEMİR, Atilla AKSU, Murat ÖZKAN, Satılmış BALKAŞ, Mehmet BOĞAZKAYA, Erol ÖLMEZ, Emin Caner YİĞİT, Cemal YİĞİT, Yusuf GÖRÜM, Kahraman ŞAHİN, Müzeyyen ŞEN, Ayşe Ceylan GEÇYOL (KIYAK), Yılmaz KARTAL, Anatoli MADJAR, Recep Gökhan SİPAHİOĞLU, Erkut ERSOY, Fuat TURGUT, Ahmet CEYHAN, Yaşar ARSLANKÖYLÜ, Tanju OKAN, Muhammet YÜCE, Abdullah ARAPOĞULLARI, Özer KORKMAZ, Ali KUTLU, İhsan GÖKTAŞ isimli şahısları tanıyor musunuz? Aranızdaki ilişkiyi açıklayınız. Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK; ajan provokatördür, Mehmet EYMÜR'e bağlı olarak çalışır; eskiden Hıristiyan yapılmış, kiliselere sokulmuş. ajan olarak kullanılmış; cebinde 7-8 ayrı kimlik taşır, devamlı yalan söyler. "Ordudan istifaya zorlanmış ve çıkartılmış emekli subayını" diyerek 3-4 sene evvel bir süre Ulusal Kanal'da çalıştı.

Karışık işler çevirdiği, cebinde farklı kimlikler bulunduğu, geçmişte Hıristiyan olduğu, Ulusal Kanal'a birkaç kez silahlı girmeye çalışması nedeniyle birkaç ay çalıştıktan sonra işten atıldı. Sevgi ERENEROL'u gazetelerden tanırım. Türk Ortodoks Patrikhanesi sözcüsü olarak bilirim. Mitinglerde görürüm. Kitle örgütü yöneticileri bir grup bayanla iki yıl kadar öncesi ziyaretime geldiler. Güler KÖMÜRCÜ'yü gazeteci olarak tanırım.

Bir görüşmüşlüğüm yoktur. Sami HOŞTAN'ı gazetelerden yasadışı bazı faaliyetlere karışması nedeniyle ismini duydum, görüşmüşlüğüm yoktur. Mehmet Fikri KARADAĞ'ı Kuvvai Milliye adlı örgütün liderleri arasında basında ismini duydum. Yazılarımda bu örgütün adını da vererek bu tür örgütlerin "başıbozuk" örgütler olduğunu ve halkın bunlara güvenmemesi gerektiğini, bu tür başıbozuk örgütlerle Türkiye'nin hiçbir meselesinin çözülemeyeceğini vurgulayarak birkaç kez belirttim. Ümit OĞUZTAN' ı gazeteci olarak hatırlıyorum, bir görüşmüşlüğüm yoktur. Kemal KERİNÇSİZ'i avukat olarak gazetelerdeki faaliyetleriyle tanıyorum.

Kendisiyle hiç görüşmedim. Fikren beraberliğimiz yoktur. Fuat TURGUT'u Apo davasında avukat olarak gazetelerden tanırım, internetten sık sık açıklamaları dolaşır. Partimize üye olmak için izmir'de başvurdu. Başvurusu reddedildi. Diğer bütün sormuş olduğunuz şahıslardan hiçbirini tanımıyorum. Habip Ümit SAYIN, Hayrettin ERTEKİN, Vedat YENERER, Emin GÜRSES, Orhan TUNÇ, Muammer KARABULUT, Coşkun ÇALIK, Ayhan ÇELİK, Kaan DUT, Abdulınüttalip TONÇER'i tanıyor musunuz? Aranızdaki ilişkiyi açıklayınız. Habip Ümit SAYIN İstanbul Üniversitesi doçentidir. Kendisini tanırım, birkaç kez ziyaretime geldi. Bir ara Adnan Hocacılarla ilişki kurdu, tutarsız davranışlarını gördüm. Vedat YENERER' i gazeteci olarak biliyorum. Emin GÜRSES'i çok iyi tanırım, değer verdiğim bir bilimadamıdır.

Türkiye'nin toprak bütünlüğünü, bağımsızlığını, Atatürk devrimini kararlı olarak savunur. Aydınlık dergisinin yazandır. Uluslararası ilişkiler alanında Türkiye'nin yetiştirdiği parlak zekâlardan biridir. Bana sormuş olduğunuz diğer şahıslan tanımıyorum. Önceki tarihlerde düzenlenen operasyonlarda yakalanan İhsan GÖKTAS. Mehmet Demirtaş Ali Yiğit Mahmut Öztürk Kuddusi OKKIR, Bekir ÖZTÜRK, Kemal ŞAHİN, Ergün POYRAZ ve Vatan BÖLÜKBAŞOĞLU isimli şahısları tanıyor musunuz? Ergün POYRAZ'ı kitaplarından tanıyorum. Ama bir görüşmüşlüğüm yoktur. Bana sormuş olduğunuz diğer şahıslan tanımıyorum. 21.03.2008 günü yapılan operasyonla, Ferit İLSEVER, Serhan BOLLUK, Kemal Yalçın ALEMDAROĞLU, Yusuf BERİŞİK, İbrahim BENLİ, Adnan AKFIRAT, Yusuf TUNCER, Aydın GERGİN, Mahir Çayan GÜNGÖR ve Aykut TOKAK, İlhan SELÇUK isimli şahıslar yakalanmıştır. Adı geçen şahıslardan hangilerini tanıyorsunuz? Ferit İLSEVER, İşçi Partisi genel başkan yardımcısıdır, sonuna kadar güvendiğim, Türkiye'nin yüz aklarından siyaset adamı ve basın yöneticisidir. Serhan BOLLUK'u 30 yıldır tanırım. Şu anda Aydınlık dergisi genel yayın yönetmeni, IP Merkez Karar Kurulu üyesi, Türkiye'nin en güvenilir yurtseverlerinden ve aydınlarındandır. Kemal Yalçın ALEMDAROĞLU, Türkiye cumhurbaşkanı olacak nitelikte bir bilimadamı ve aydınımızdır. Yusuf BEŞİRiK, İşçi Partisi üyesidir. İbrahim BENLİ, bölge milletvekili adayıdır.

Tersane işçiliğinden beri tanırım. Vatansever, güvenilir bir işadanumızıdır. Adnan AKFIRAT, TUCEM (Türkiye Çin İş Ortaklığı Örgütü) yöneticisi, işçi Partisi Merkez Karar Kurulu üyesidir. 30 yıldır tanırım. Gazeteci, yurtsever, güvenilir bir aydınımızdır. Özellikle Türkiye ile Çin arasında Türk devleti ve Ticaret Bakanlığı'yla işbirliği halinde Türkiye ekonomisinin gelişmesine ve içine girdiği krizden kurtulmasına katkıda bulunacak çalışmalarını gözlemliyorum.

Yusuf TUNCER, işçi Partisi Ankara Genel Merkezi'nde çalışanlardandır. Güvenilir bir gençtir. Aydın GERGİN, işçi Partisi genel başkan makam şoförüdür. Değerli bir gencimizdir. Mahir Çayan GÜNGÖR, işçi Partisi genel başkan makam arabası sürücülerindendir, değerli bir gençtir. Aykut TOKAK, işçi Partisi gençlerindendir. Yakından tanımıyorum. ilhan SELÇUK, Türkiyemizin son yüzyılın değerli aydın ve yazarlarından, 45 yıldır tanırım. Türkiye'nin bütün aydınlan ve Atatürkçüleri gibi kendisine çok değer veririm. Muzaffer TEKİN, Semih Tufan GÜLALTAY, Oktay YILDIRIM, Alparslan ASLAN' ı tanıyor musunuz? Aranızdaki ilişkiyi açıklayınız. Muzaffer TEKİN ismini gazetelerden biliyorum. Emekli subay, bir kez ziyaretime geldi, atılgan ruhlu bir emekli subay olarak tanıyorum. Semih Tufan GÜLALTAY' ı gazetelerden faaliyetleri nedeniyle tanıyorum.

Bir kez bir telefon görüşmemiz oldu. Bana yönelik suikast ve tertiplerle ilgili olarak kendisinden bilgi sordum. Bana yönelik suikastta Semih Tufan GÜLALTAY'a görev verildiği yönünde bir ihbar aldık, bu ihbara değer vermemekle birlikte onu da ilgilendiren bir kışkırtma ve tertip kurulabileceği düşüncesiyle kendisine sordum. O da aynı kanıda olduğunu belirtti. Alparslan ASLAN'ı Danıştay suikastçısı olarak tanırım. Herhangi bir ilişkim ve görüşmüşlüğüm yoktur. Zaten olamaz da, kendisinin belirttiği üzere Fethullahçı örgütlenmelere bağlı. Herhangi bir sendika, dernek ve benzeri kuruluşa üyeliğiniz var mı? Türk Hukuk Kurumu yöneticiliği yaptım dört yıl, Türk Siyasi İlimler Derneği yöneticiliği yaptım. Başkanı olduğunuz İşçi Partisi hakkında bilgi veriniz. İşçi Partisi, Türkiye'de ABD'nin en fazla korktuğu partidir. Türkiye'nin Atatürk Cumhuriyeti'yle, millet ve vatan bütünlüğüyle savunmasında en ön cephedeki partidir. Halka dayanır, hiçbir güç tarafından denetlenemez ve yönlendirilemez; Türkiye'nin sorunlarını çözecek milli hükümet programı ve Türkiye'nin en seçkin idare ve orduda görev almış yöneticilerinden, devrimcilerinden, emekçi önderlerinden oluşan kadrosuyla Türkiye'nin önümüzdeki vatan savunması döneminde bu savunmanın başına geçerek iktidar olacak ...

Kuvva-i Milliye Derneği'yle bir bağlantınız var mı? Bağlantım yoktur. Başıbozuk bir örgütlenmedir...

Abdullah ÇATLI, İbrahim ÇİFTÇİ, Mahmut YILDIRIM (Yeşil) ve Sedat PEKER isimli şahısları tanır mısınız? Abdullah ÇATLI'yı tanımam, gazetelerden bilirim. İbrahim ÇlFTÇl, Mamak Cezaevi'nde hücre komşumdu, bir kez televizyonda sert tartışmamız oldu, en sevdiğim arkadaşım değerli Savcı Doğan ÖZ'ün katlinden yargılandı. Mahmut YILDIRIM'ı Yeşil olarak gazetelerden duydum. Hiç tanımıyorum. Sedat PEKER'i gazetelerden duydum, tanımam. Tüncay GÜNEY'i tanıyor musunuz? Tuncay GÜNEY'in, 2000 öncesinde Ulusal Kanal'a ve Aydınlık.'a gelip gittiği olurdu. Birkaç kez merdivende rastladım. Bir kez bile karşılıklı oturup konuşmuşluğum yoktur. 2000 yılında Veli KÜÇÜK emekli olurken veya olduktan sonra İstanbul'da CIA görevlileri tarafından ele geçirildiğini ve kendisine 10 yıl ABD'de oturma olanağı sağlandığını, ABD vizesi verildiğini o zaman öğrendim. O tarihte araba dolandırıcılığı nedeniyle İstanbul Organize Suçlar Müdürlüğü'nde sorguya çekildi, ancak Emniyet'e istihbarat Şubesi'nce getirildi; sorgudan sonra Aydınlık dergisinde hatırladığıma göre nisan 2001 tarihlerinde onun sorgusuyla ilgili iki önemli yazı yayımlandı. Ve o yazılarda Tuncay GÜNEY'in düzmece ifadelerine dayanılarak Türk ordusuna karşı bir tertip yürütülmek istendiği belirtiliyordu.

Tuncay GÜNEY hakkında yürütülen soruşturmada suç bulunmadığını, bu nedenle DGM başsavcısının talimatıyla dosyanın kapatıldığını ve el konan belgelerin iade edildiğini o zamanın Organize Suçlar Şubesi Müdürü Adil Serdar SAÇAN Hürriyet gazetesine açıkladı. Tuncay GÜNEY'in bu olaydan sonra ABD'ye götürüldüğü, orada New York Institutes adlı CIA'ya bağlı paravan kuruluşta ve Kanada'da Türkiye düşmanı Ermeni soykırımını savunan, Müslümanlığa saldıran ve Yahudilik ile Hıristiyanlığı savunan yayınlar yaptığını öğrendik. Bu yayınlar onun yabancı devlet kontrolüne girdiğini bir kere daha belgelemiş oldu. Bu yayınlarda ordu düşmanlığı ve Türk düşmanlığı, islam düşmanlığı hezeyan ölçülerinde ve imzalı olarak sergilenmektedir. Tuncay GÜNEY'in kişiliği Ergenekon adlı soruşturmanın hangi kaynaklardan beslendiğini, hangi devletler tarafından tetiklendiğini ortaya koyan çok önemli bir kanıttır. Bu konularda Aydınlık dergisinin Ergenekon soruşturmasını konu alan sayılarında çarpıcı ve ibret verici belgeler yayımlanmıştır. Herkes için uyarıcıdır.

Veli KÜÇÜK'ü tanır mısınız? Tanıyorsanız, ne zamandır tanımaktasınız? Aranızdaki ilişki nedir? Veli KÜÇÜK emekli general, bir kez 2003 kışında istanbul'daki Kıbrıs mitinginde karşılaştım, hal hatır sorduk, bunun dışında yüz yüze görüşmüşlüğüm yoktur. 2003 yılı temmuz ayında AKP iktidarı Meclis'ten ikiz ihanet sözleşmelerini geçirdiği zaman beni İstanbul II Merkezi'nden 45 dakika içinde dört kez arayarak bu yasalarla ilgili bilgi istedi. Emekli generallerle toplantı halinde olduklarını belirtti. Benim o zaman Çankaya'da cumhurbaşkanıyla görüşerek bu yasalarla ilgili kendisine sözlü açıklama yaptığımı ve bir dosya verdiğimi okuduklannı söyledi. Değerlendirmemi sordu, bunların Türkiye'de etnik gruplara ve cemaatlere ayrı devlet kurma, ayrı eğitim sistemi kurma gibi Türkiye'yi bölmeye yönelik haklar tanıdığını anlattım.

Cumhurbaşkanına verdiğim dosyanın bir örneğini kendisine gönderdim. Bu olayda olduğu gibi gazetelerden de izleyerek General Veli KÜÇÜK'ü Türkiye'nin toprak bütünlüğünü ABD ve AB devletlerine karşı savunan konumlarda gördüm. Aydınlık dergisinin 25 ağustos 1996 tarihli sayısının kapağında, "bir yetkili generalin" açıklamasına yer verilmiştir.

O açıklamada generalin iki albay önünde ve üniformalı olarak Aydınlık dergisinin yazılı sorularına şu cevabı verdiği yer alır:

"Eşref BİTLİS'İ ABD öldürttü." Bu generalin Veli KÜÇÜK olduğunu 10 yıl kamuoyuna açıklamadık. Eşref BİTLlS'i ... komutanların emri olmadan yapılmayacağını biliyorduk. Açıklama, çeşitli televizyonlarda ısrarla dile getirmeme rağmen Genelkurmay tarafından yalanlanmadı. Bu olgu da açıklamanın üst komutanların bilgisi dahilinde yapıldığını gösteriyordu. Bu nedenle Atlantik devletleri tarafından mimlenen generallerden biri olduğu kanısındayım.

Basında ABD ve AB yanlısı kiralık kalemlerin sürekli ona saldırmaları dikkatimi çekti. Bunun dışında Veli KÜÇÜK'le hiçbir görüşmem, ilişkim olmamıştır. Bir kez de babam, Adalet Partisi eski genel başkan yardımcısı ve Yargıtay eski başsavcı yardımcısı Sadık PERİNÇEK 13 eylül 2000 günü hayata veda ettiği zaman başsağlığı dileyen bir telefon araması yaptı. Ergenekon yapılanması 22.01.2008 günü başlatılan operasyonla, Veli KÜÇÜK isimli şahıs yakalanmıştır. İkametinde yapılan aramada ERGENEKON isminde bir doküman bulunarak el konulmuştur. Bahsedilen doküman hakkında bilginiz var mı? İki sene önce Sabah Gazetesi Ankara Bürosu Şefi Yavuz DONAT beni Sabah gazetesinin yeni tesislerine davet etti ve gezdirdi. Bu arada Sabah gazetesi yazarlarından Aslı AYDINTAŞBAŞ bana sözünü ettiğiniz ERGENEKON belgesini gösterdi ve "Bu belgeyi sizin yazdığınız söyleniyor" dedi. Bunun üzerine belgeye şöyle bir baktım, ilk bir iki sayfasına göz gezdirdim. Bu belgenin içeriğinin ve üslubunun benimle ilgisi olmadığını, benim İşçi Partisi genel başkanı olduğumu, böyle belgeler yazmamın mümkün olmadığım ve üslubundaki hamlık ve bazı çok yanlış fikirlerin her zaman mücadele ettiğim görüşler olduğunu kendisine belirttim.

Ama bu arada belgede bütün yurtseverlerin savunduğu Atatürk devrimini koruma, ülke ve millet bütünlüğü gibi fikirlerin bulunduğunu kendisine söyledim. AYDINTAŞBAŞ bunlan Sabah gazetesinde bir yazı konusu yaptı ve ayrıca ricam üzerine bana bir adet fotokopisini de verdi. Ayrıca CD'sini de vermiş olabilir. Yavuz DONAT ve şimdi hatırlayamadığım bir başka seçkin şahsiyet de bu görüşmemiz sırasında Sabah gazetesi yönetiminin bürosundaydı. Oradan da anladım ki, 2001 yılında CLA işbirliğiyle kurulan tezgâh ısıtılarak Türkiye'nin gündemine getiriliyordu. Sanıyorum bu Danıştay suikastı sonrasıydı. Veli KÜÇÜK'ün ikametinde bulunan ERGENEKON isimli dokümanın aynısı, 2001 yılında şubemizce yakalanan Tuncay GÜNEY isimli şahsın ikametinde de bulunarak el konulmuştur.

Belgelerin incelenmesinde; TSK bünyesinde faaliyet gösterdiği iddia edilen ve ERGENEKON ismi verilen gizli bir örgütlenmenin olduğu, politikaları arasında:

- Naylon terör örgütü oluşturulması,
- Ülke çıkarları ve mevcut rejim ilkelerine aykırı ideolojilere sahip siyasilere suikast yapılması ya da dezenformasyon yöntemlerinin kullanılması,
- Türkiye'de faaliyet gösteren sivil toptum örgütlerinin kontrol altında tutulması,
- Ergenekon'un medya kuruluşlarını kontrol altına alması ve kendi medya kuruluşlarını oluşturması,
- Uyuşturucu ticaretinin kontrol altına alınması,
- Örgüte gelir temin etmek için naylon şirketler kurulması ve uluslararası banka dolandırıcılığı yapılmasının gerektiği belirtilmiştir.

ERGENEKON belgesi içerisinde belirtilen bu politikaları kim ya da kimler hangi amaçla belirledi? Belgenin kimler tarafından yazıldığını biliyor musunuz? Siz bu belgenin yazımı aşamasında yer aldınız mı? Öncelikle şunu belirteyim; ben o tür örgütlerle ilişkili olsaydım beni buraya getiremezdiniz. Süper Nato veya İtalya'daki adıyla Gladio denen örgütler, ABD tarafından NATO devletleri içinde örgütlenmiştir. Bu örgütlerin yöneticileri ve hele programını yazanlar gözaltına alınamazlar, tutuklanamazlar, vurulamazlar, kınlamazlar. O Gladio 40 yıldan beri Türkiye'nin içinde istikrarsızlaştırma operasyonları tezgâhlamış, on binlerce insanımızın ve en değerli aydınlarımızın kanına girmiş, bana defalarca işkence yapmış ve hapislere koymuştur. Bana karşı tezgâhlanan suikastlan da o Gladio örgütlemiştir. Ben Türkiye'de kontrgerillanın içini dışını çıkaran, kendi deyişleriyle o örgütü "felç eden" partinin başkanıyım.

Gladio'nun Türkiye'deki bir numaralı hedeflerinden biriyim ve ben de Gladio'nun düşmanıyım. Gelelim özetlediğiniz ERGENEKON programına; Naylon terör örgütleri kurmak bizim bazı istihbarat örgütlerimizin ABD ve CIA ve MOSSAD'dan öğrendiği vahim uygulamalardır. PKK'yı 1975 yılında acıdır ki MİT kurmuştur. Ve yine acıdır ki Hizbullah denen örgütü kullandıklarını MİT müsteşarı kamuoyu önünde açıklamıştır ve basında yer almıştır. Peki, nerede kullanmışlardır? Bu örgütlere binlerce insanımızı öldürtmüşlerdir. PKK, 1975-1980 arasında benim Güneydoğu bölgesindeki en değerli il başkanlarımı ve yöneticilerimi şehit etmiştir, yine Hizbullah benim en değerli arkadaşlarımı şehit etmiştir.

Bu Amerikan icatlarını onaylamak ihanet anlamına gelir. Belgenin kimler tarafından yazıldığını bilmiyorum. Tuncay GÜNEY bu belgelerle ilgili samimi beyanlarda bulunmuş ve bu çerçevede Ergenekon'un yeniden yapılandırılması için söz konusu ERGENEKON belgesinin Veli KÜÇÜK'ün talimatıyla Doğu PERİNÇEK, Hasan YALÇIN, Deniz BİLGE, emekli Albay Suphi KARAMAN tarafından Bilecik'te hazırlandığını beyan etmiştir. Belgeyi kimlerle birlikte, ne şekilde hazırladınız? Böyle bir yapılanmayla neyi amaçlamaktasınız? Bu yapının kurucuları ve yöneticileri kimlerdir? Samimi beyan diye soru sorulması, soruyu hazırlayanların bu CIA tertibinin içinde bulunduklarını gösterir.

Bile bile işçi Partisi'ne karşı bir Amerikan senaryosunda rol almışlardır. Ben, 27 Mayıs Devrimi lideri, tabu senatör ve işçi Partisi genel başkan yardımcısı rahmetli Suphi KARAMAN ve genel başkan yardımcım rahmetli Hasan YALÇIN hiçbir zaman Bilecik'te buluşmadık. Benim her zaman Emniyet tarafından tahsis edilmiş resmi korumalarım vardı ve izlenen bir genel başkanım, böyle bir buluşmanın olmadığını soruyu hazırlayanlar da bilir. Kaldı ki Deniz diye bir şahsı da tanımam, hatta böyle bir şahsın bulunduğu da şüphelidir. Bu uydurma, Ergenekon adı verilen operasyonun IP ile ilgili bölümlerinin düzmece olduğunu gösteren en önemli kanıtlardandır.

Not: İfade tamamlandıktan sonra kontrol edilirken Doğu PERİNÇEK şu düzeltmeyi yaptı:

"İmzalamadan önce ilk cümleyi değiştirmek istedim, tutanağı yapan görevliler bunu kabul etmedi. Cevabın ilk cümlesini imzalamıyorum.

Kontrol sırasında düzeltiyorum." Siz ifadeniz alınırken belirtilen cümleleri söylediniz mi? Evet, söyledim, fakat ifadeyi alan memurun incinmesi üzerine değiştirmeyi talep ettim ve şimdi değiştiriyorum. Samimi beyan diye sorulması, sorulan hazırlayanların önyargı içinde olduklarını ve tarafsız olmadıklarını gösteriyor. Soruşturma kapsamında yakalanan Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK, Muzaffer TEKİN, Sevgi ERENEROL, Oktay YILDIRIM gibi şahıslardan, LOBİ isimli belge bulunarak el konulmuştur. Belgenin içeriği incelendiğinde, LOBİ'nin ERGENEKON'a bağlı olarak faaliyet gösteren sivil unsurların örgütlenmesi olduğu belirtilmiştir.

Söz konusu örgütün politikaları içerisinde ise:

- Ülke ekonomisini elinde tutan ve kişisel çıkarları adına ulusal çıkarları hiçe sayabilen, çokuluslu şirketlerle ortaklığı olan güçlü holdinglerin kontrol altında tutulması,
- Güçlü ticari kuruluşlarda kadrolaşma sağlanması,
- Mafya gruplarının yeniden gözden geçirilmesi ve deneyimli mevcut grupların karşısında yeni ve güçlü grupların oluşturularak denetim ve kontrol altına alınmalarının sağlanması,
- Medya kuruluşları aracılığıyla faaliyetler ve amaçlar doğrultusunda kamuoyu oluşturulması gerektiği belirtilmiştir. Lobi belgesi içerisinde belirtilen bu politikaları kim ya da kimler hangi amaçla belirledi? Belgenin kimler tarafından yazıldığını biliyor musunuz? Siz bu belgenin yazım aşamasında yer aldınız mı? Ben İşçi Partisi'nin genel başkanıyım, işçi Partisi'nin en temel ilkesi; devletin, ordunun, polisin içinde örgütlenmez. İkinci ilkesi; devlet, ordu, polis ve MİT'in işçi Partisi içinde örgütlenmesine izin vermez. Bu tür sizin lobi diye bahsettiğiniz karanlık faaliyetlerin en uzağında olan kuruluş Türkiye'de işçi Partisi'dir. Ne yazık ki Türk devleti içinde yuvalanan Süper Nato adı verilen o örgüt, bu tür karanlık örgütlenmelerle işlerini yürütmüştür ve her zaman karşısında işçi Partisi'ni bulmuştur. Bunu bütün Türkiye ve bütün dünya bilir. Bana böyle bir soru sorulması bütünüyle psikolojik savaş kapsamı içindedir. Ergenekon soruşturması bu boyutuyla işçi Partisi ve genel başkanına karşı psikolojik savaş kampanyalarına hizmet etmekte ve bu açıdan suç işlenmektedir.

Bu suçlarla ilgili başvurularımızı yapacağız. Tuncay GÜNEY "LOBİ " isimli belgenin, Veli KÜÇÜK'ün talimatıyla Doğu PERİNÇEK, Ümit OĞUZTAN, Adnan AKFIRAT ve kendisi tarafından hazırlandığını, son şeklinin ise Veli KÜÇÜK tarafından verildiğini beyan etmiştir. Belgeyi kimlerle birlikte ne şekilde hazırladınız? Siz böyle bir yapılanmayla neyi amaçlamaktasınız? Bu yapının kurucuları ve yöneticileri kimlerdir? Bu soru, karanlık örgütlerin psikolojik savaş öğretilerinden ilham alınarak hazırlanmıştır. Tuncay GÜNEY gibi bir insanla oturup bir kez bile görüşmüşlüğüm yoktur. Yine Ümit OĞUZTAN'la hiç görüşmüşlüğüm yoktur. Adnan AKFIRAT pırıl pırıl değerli bir aydındır. Öbür ikisiyle hiçbir şekilde görüşmemin olmayacağım soruyu hazırlayanlar da bilir. Sizin de içinde bulunduğunuz bir grup tarafından hazırlandığı iddia edilen ERGENEKON ve LOBİ belgelerinin amacının; TSK mensubu ve sivil şahısları kullanarak, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün adını, ilke ve inkılaplarını maskeleme yaparak, illegal kazanç, gizli istihbarat, legal ve illegal faaliyetler, naylon terör örgütü kurmak, naylon şirketler oluşturma, suikast ve propaganda gibi yöntemler vasıtasıyla bir örgütlenme oluşturup, gizlilik prensipleri altında Türkiye Cumhuriyeti'nin tüm devlet kademelerini ele geçirip, örgütün amaçları doğrultusunda bir devlet yapısı kurmak olduğu belirtilmiştir. 220 Bu konuda ifadenizi veriniz. Benim hayatımda yukarıda sayılan faaliyetlere benzeyen nokta büyüklüğünde bir leke dahi yoktur. Böyle düzmece suçlamalar karanlık örgütlerin işidir. Bu suçlamaların uygulamada örnekleri ve yansımaları bulunmadığı zaman yapılan iş, psikolojik savaştır.

Terör bağlantısı Aydınlık dergisi ve gazetesi hakkında bilgi veriniz. Gazete ve derginin finansmanını ne şekilde sağladınız? Aydınlık dergisi, Türk milletinin aydınlanmasında ve Türkiye'nin savunulmasında özel bir basın görevi yapar. Derginin parasal kaynakları yasaldır ve muhasebe kayıtlanndadır. Benim bildiğim, çeşitli kez denetimden geçirilmiştir ve Maliye Bakanlığının resmi görevlileri hayatlarında bu kadar berrak ve düzgün tutulmuş yasal kayıtlara çok az rastladıklarını belirtmiş ve dergi yöneticilerini kutlamışlardır. Tuncay GÜNEY Aydınlık dergisinde çalıştı mı? Tuncay GÜNEY Aydınlık dergisine bir yıl kadar bir süre gider gelirdi. Daha önce Akşam, Milliyet gazetesinde çalışmış bir haberci olarak çeşitli çevrelerle ilişkisi olduğu ve dergiye haber taşıdığı arkadaşlarım tarafından bana belirtilmiştir. Gelip gittiği sırada kendi yönetiminde bizden tamamen ayn Strateji adı altında bir dergi çıkarıyordu. Dergi çalışanı olarak görev yaptığım bilmiyorum. Görev yaptıysa haberlerde imzası vardır. Tuncay GÜNEY, Veli KÜÇÜK'le birlikte olduğu dönemde, Doğu PERİNÇEK'in referansıyla Aydınlık dergisinden bazı muhabirlerle Kuzey Irak'a gittiklerini, Habur'da JİTEM'den subayların da yanlarına geldiğini, gümrükte Veli KÜÇÜK'ün de tanıdığı Ali Balkan METE, Cemal ... 'in (KAHRAMAN) bulunduğunu, gümrük geçişlerini Müdür Cemal... 'in yaptığını JİTEM subayları ve gazeteci arkadaşlarıyla birlikte Kuzey Irak'a geçtiklerini beyan etmiştir. Ali Balkan METE ve Cemal KAHRAMAN'ı tanıyor musunuz? Tuncay GÜNEY sizin referanslarınızla mı Kuzey Irak'a gitti? Bu konu doğruysa amacınız neydi? JİTEM'den subaylarla Kuzey Irak'a silah götürülmesi konusundan ne şekilde haberiniz var? Bu ne amaçla yapıldı? Bu soru Ergenekon operasyonu denen tertibin hedeflerini sergilemektedir.

Emniyet'te çeşitli Emniyet mensuplarıyla görüşmelerde ve el konan belgelerle ilgili çuvalların açılmasında bu soruda olduğu gibi soruşturmayı yürüten ekibin şöyle yönlendirildiklerini gördüm:

Türk ordusunu ve İşçi Partisi'ni bir suç örgütü olarak göstermeye çalışmak, ordunun içinde suç arama ...

Bu ifade mantıktan ve en ilkel bilgilerden yoksun olanları bile kandıramaz. Türk ordusunu Kuzey Irak'a BARZANİ ve TALABANl'ye silah götürmek... PKK'ya silah götürmek için Doğu PERİNÇEK'in... Tuncay GÜNEY beyanında, arkalarında silah yüklü araçlarla Kuzey Irak'a geçtikten sonra BARZANİ'ye 12 000, TALABANÎ'ye 12 000 adet silah verildiğini, bu silahların içinden 6 000 adedinin ayrılarak TALABANİ'nin adamları ve Binbaşı Tamer ...? ile birlikte Kale Dizar isimli Komünist Parti binasında PKK'lı Cemal BAYIK'a teslim edildiğini beyan etmiştir. Sizin bu olaydan haberiniz oldu mu? Silahların ne şekilde teslim edildiğini biliyor musunuz? İddialar hakkında ifadenizi veriniz. Silah götürme olayı uydurulmuştur ve tertibi ortaya koyan iddiadır. Gazetelerden okuduğuma göre götürülen silah 24 000 adet. Bir general arkadaşımla hesabını yaptık, 120 ton ediyor; silahların aralıklı olduğu dikkate alınırsa 12 TIR bu silahları taşıyabilir. Üstelik bu silahların bir binanın içinde teslim edilmiş olması Tuncay GÜNEY'e ifade yazdıranların hazırlıksız olduklarını ve tertibi iyi düzenlediklerini gösteriyor. Bu konu derhal Türk Silahlı Kuvvetlerinden sorulmalıdır. Burada, TSK'nın PKK'ya silah götüren bir kurum olarak suçlamak gibi ancak CIA ve MOSSAD türünden kuruluşlara yakışan ve TSK'yı sırtından hançerleyen bir amaç sırıtmaktadır. Doğu PERİNÇEK ve İşçi Partisi'nin 40 yıllık hayatlarında terörle ilgili hiçbir suçlamayla karşılaşmadıkları en başta kamu makamları tarafından bilinir. Bu konuda çok sayıda Emniyet raporu vardır. Takdim ederiz. Devletimizin güvenlik güçlerinin mücadele verdiği PKK-KONGRA GEL terör örgütünü bir terör örgütü olarak görüyor musunuz? Bölücü bir terör örgütüdür.

Vatanımıza, milletimize karşı hain bir mücadele içindedir. 1975'te MİT tarafından kurulmuş, 1980'de Suriye Muhaberatı kontrolüne geçmiş 1990'da ABD'nin Irak'ı bölmesi sonucunda bir kesimi Kuzey Irak'ta ABD'nin kontrolüne geçmiş ve iki başlı hale gelmiş, 1998'de Apo'nun Türkiye'ye CIA marifetiyle teslim edilmesinden sonra bütünüyle ABD'nin avucuna girmiştir. ABD tarafından eğitilmekte, silahlandırılmakta ve Türkiye'nin üzerine sürülmektedir. Soruşturma kapsamında gözaltına alınarak tutuklanan Emin GÜRSES'in 29.01.2008 günü saat 09:50 sıralarında Devrim SEVİMAY isimli şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesinin bir bölümünde, Zekeriya ÖZTÜRK hakkında bahsettikten sonra "... bu adamın PERİNÇEK'le ilgili bir ifadesi var, onu okudum. Valla bir kanıt verdiler bana okudum onu. Kâğıt iki saat sonra silindi. Valla neler diyor biliyor musun? 'Türkiye'deki bütün terör eylemlerinin arkasında PKK bağlantılı Doğu PERİNÇEK var' diyor. Böyle bir ifade verilir mi? Emniyet bu savcılık bu ifadeyi almış dosyaya koymuş şimdi" dediği anlaşılmıştır. Söz konusu telefon görüşmesinde bahsedilen konunun ne olduğu Emin GÜRSES'e 24.02.2008 tarihinde İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nde alınan ifadesinde sorulduğunda; "Mehmet Zekeriya'nın PERİNÇEK hakkında ifade verdiğini duydum. Ben Ulusal Kanal'ın PERİNÇEK'e yakın bir kanal olduğunu bildiğim için Ulusal Kanal'ı aradım ve ifadeyi Ulusal Kanal'dan bana göndermesini istedim. İfadeyi aldım ve okudum. Mehmet Zekeriya ifadesinde, görüşmede de bahsettiğim gibi yapılan tüm eylemlerin PERİNÇEK bağlantılı olduğu yönünde ifade vermiş. Ben de bunun haksız bir şey olduğunu söyleyerek görüşmede beyan etmişim " şeklinde açıklama getirdiği anlaşılmıştır. Terör örgütü PKK bağlantınızı açıklayınız. Zekeriya ÖZTÜRK'ün ifadesini ben de duydum, ama görmedim. Emin GÜRSES'in anlattıkları doğrudur. Bugün siyasal çözüm adı altında Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan Abdullah GÜL, PKK'nın temsilci olarak atadığını belirttiği DTP yöneticileriyle Çankaya'da görüşmeler yapmaktadır.

Tayyip ERDOĞAN, Büyük Ortadoğu Projesi'nin eşbaşkanı olduğunu 11 ayrı konuşmada itiraf etmiştir. BOP haritasında Türkiye bölünmüş gösterilmektedir. Bu harita, NATO toplantılarında duvara yansıtılmış ve Türk komutanları toplantıyı terk etmişlerdir. Ve şu anda patronluğunda Türkiye'de iktidar koltuğunda oturanlar türban ve diğer konularda PKK ile aynı cephede yer alarak Türkiye'yi federasyona götürme ve bölme planlan içinde yer almaktadırlar.

Bu uygulama yürütülürken Türk ordusu ve İşçi Partisi gibi bu planlara direnen askeri ve sivil örgütlenmelere karşı tertipler düzenlenmekte, psikolojik savaş faaliyeti yürütülmektedir. Soru bütünüyle bu kapsamdadır ve kamu görevinin kötüye kullanılmasıdır. Tuncay GÜNEY'den el konulan 03.04.1998 tarihli "İşçi Partisi Genel Başkanı Sayın D. PERİNÇEK'e" şeklinde başlayan ve parti önderliği adına "Garzan Eyaleti Karargâh Komutanlığı" şeklinde biten terör örgütünün mührü bulunan el yazısıyla yazılmış belge içeriğinde; "öncelikle parti önderliğimizin size karşı duyduğu güvenin içtenliğini belirterek önderliğimizin devrimci selamlarını iletmek isteriz. Gerçekten de zorlu dava inanç ve mücadelemiz içerisinde sizin göstermiş olduğunuz özveri ve gerek silahlı gerek siyasi gerekse de ekonomik yönden partimize yapmış olduğunuz katkıları kelimelerle ifade etmek mümkün değildir. Yıllardır sömürülen ve faşist TC ordusunun katliamlarına maruz bırakılan Kürt halkının sizin gibi insan haklarına saygılı, cesur ve bağımsızlık mücadelesini yürüten, partimize çekinmeden destek çıkan yiğit fertlere ihtiyacı vardır. Zaten sergilemiş olduğunuz pratiksel icraatlarınız parti önderliğimiz ve Garzan Eyaleti Karargâh Komutanlığımız tarafından da büyük memnuniyetle takdir edilmiştir. Bundan sonraki dönemlerde de partimiz sizinle sırt sırta çalışmaktan şeref duyacaktır. Partimiz adına çalışmalarınızda başarılar diler saygılarımızı sunarız... Devrimci selamlar" yazdığı tespit edilmiştir.

Okunan belge size ne şekilde geldi? PKK terör örgütüne silahlı, siyasi, ekonomik yönden nasıl destek vermektesiniz? Bu belgeyle ilgili olarak 1998 yılında Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılandım. Bu belgenin düzmece olduğu adli ekspertiz raporlarıyla saptandı. Devlet Güvenlik Mahkemesi belgenin sahte olduğunu belirterek hakkımda aklama karan verdi. Daha sonra bu belgeyi düzenleyenler televizyonlara çıkarak sahte belge yaptıklarını kamuoyuna ilan ettiler. Kendilerine böyle sahte belge yapmaya bazı kamu görevlilerinin yönlendirdiğini söylediler. Bu şahıslar hakkında suç duyurusunda bulundum, kendileri hapis cezasıyla cezalandırıldılar.

Tuncay GÜNEY'in o tarihlerde o belgeyi düzenleyenlerle ilişkide olduğu da daha sonra ortaya çıktı. Mektuplan düzenleyenler hatırınıda kaldığıma göre Sami DEMİRKIRAN, diğeri ismi dava dosyasında ve benim Bir Devlet Operasyonu kitabımda var. Daha önce mahkeme tarafından ifadeleri alındı. Ve orada da bu sahte belgeleri tanzim ettiklerini söylediler ve tutanaklara geçti. Biz 1998'deki duruşmadan sonra bu belgeleri ve yapılan tertibi anlatmak için çok sayıda basıp kamuoyuna dağıttık.

Tuncay GÜNEY'in eline nasıl geçtiğini bilemem. Yakalanmanız sonrası İşçi Partisi Genel Merkezi'nde yapılan aramada "gizli" ibareli 1987/1988 "1988/1989 yılı kış tertiplenmesi 21. J. Sınır Tugay K.Lığının Kış Tertiplenmesi" başlığı bulunan bir harita olduğu, bu haritanın Gürpınar, Başkale gibi bölgeleri kapsadığı, askeri yerleşim yerlerinin yerini gösterdiği tespit edilmiştir. Askeri amaçlı kullanılan belgeyi ne amaçlı bulundurmaktasınız? Bu belgeyi başka kimlere verdiniz? Bu belgeden haberim yoktur. Bu sorunun bana atılan suçla bir ilgisi yoktur. Genel Merkezimiz yedi katlıdır, 50'nin üzerinde oda ve salon vardır. Bana belgenin nerede bulunduğu söylenirse araştırır, cevap veririm. Şu anda böyle bir belgeyi hatırlamadım. 1998 yılındaki yargılamada buna benzer belgeler suç kanıtı gösterilmişti; biz bu belgeleri savunmamız sırasında mahkeme dosyasından kopya ederek aldık ve muhafaza ettik.

Zaten mahkeme bu belgelerin bulundurulmasının suç olmadığına karar verdi. Tuncay GÜNEY, 2001 yılında yakalandığında ikametinde yapılan aramada sizin PKK terör örgütü kamplarında Abdullah ÖCALAN ve terör örgütü üyeleriyle çekilmiş fotoğraflarınız bulunmuştur. Şahıs beyanında kendisinin bir dönem Suriye'ye gittiğini, Kilis Öncüpınar kapısından girerken polislerin kendisine ait çantayı aradıklarını ve Doğu PERİNÇEK ile Abdullah ÖCALAN'ın birlikte çekilmiş. fotoğraflarını bularak aldıklarını, daha sonra bu görüntülerin gazetelerde yayımlandığını beyan etmiştir. Sizin o resimlerinizi kim çekmişti? Tuncay GÜNEY çekmiş olabilir mi?

Bu konuda ifade veriniz. PKK Başkanı Abdullah ÖCALAN'la, bütün basının en önde gelen gazetelerinin genel yayın yönetmeni ve başyazarları gibi ben de 2000'e Doğru dergisi genel yayın yönetmeni olarak görüşme yaptım. O zaman partinin yöneticisi veya üyesi değildim. Bu görüşmeyle ilgili olarak 4 ayrı dava açıldı. Dördünden de aklandım. Görüşmeleri fotoğraflı olarak kendi dergimde 4 sayı yayımladım. O görüşmelerde Tuncay GÜNEY yoktu ve bulunamaz da, çünkü tarih 1990 öncesi ve Tuncay GÜNEY karanlık kimliği dolayısıyla benim yanında bulunabilecek bir kimse değildir. PKK görevlileri de fotoğraf çekti, bu fotoğrafların PKK ile MİT arasında bir anlaşma sonucu MİT'e verildiğini, İsveç'te bulunan Mahmut BASKt'den öğrendim.

O da o sırada PKK kampında bulunan kız kardeşinden öğrenmiş. Fotoğrafların MİT adına Tuncay GÜNEY tarafından PKK yöneticilerinden Lübnan'da teslim alındığını, Tuncay GÜNEY'in gevezeliklerini nakleden arkadaşlarından öğrenmiştim. Bu fotoğraflar gizli değil, zaten ben yayınlamışım, ancak MİT ve Tuncay GÜNEY'i oraya gönderen kuruluşun bu fotoğraflar karşılığında ne verdiği bir soru konusudur ve Doğu PERİNÇEK'e karşı bazı kuruluşların ortak psikolojik savaş yürütmeleri dikkat çekicidir. Tuncay GÜNEY beyanında Doğu PERİNÇEK'in adamı olan muhabir Halit GÜNGÖR'ün Jandarma da (Diyarbakır) Hizbullahçılarının eğitilmesiyle ilgili fotoğraf çekerek Doğu PERİNÇEK'e gönderdiğini, ancak fotoğrafların yayımlanmadığını, daha sonra Halit GÜNGÖR'ün öldürüldüğünü beyan etmiştir. İddialar hakkında ifade veriniz. Medyanın ele geçirilmesi Ulusal Kanal hakkında bilgi veriniz?

Soruda Ulusal TV deniyordu, adını bile yanlış bilenler bu soruyu hazırlamış, Ulusal Kanal adı üzerinde milletin kanalıdır. Milletin ve milletin en güvenilir kesimi olan emekçilerin sesidir. Ulusal Kanal'ın kurulmasında finansman nasıl ve nereden sağlandı? Halktan ortaklar bulmak ve gönüllü katkılarla kaynağı sağlanmıştır, Maliye Bakanlığı'nın görevli denetçileri tarafından birkaç kez denetim yapılmış ve kaynaklan berrak olarak gösterilen, bütün gelir ve giderleri yasallığa titiz bir şekilde dikkat edilerek hesap defterlerine işlenmiş düzgün muhasebesi nedeniyle kutlanmıştır. Yasadışı hiçbir ilişkisi ve hiçbir gelir gideri yoktur. Tuncay GÜNEY anlatımlarında, Doğu PERİNÇEK'in Ulusal Kanal için Avrupa'dan 500 milyar para getirdiğini, bu paranın bulunabilmesi için Doğu PERİNÇEK, Ferit İLSEVER, Haluk ŞAHİN ("ARENA" programından) gibi şahısların, Almanya-Fransa gibi ülkelere iki kere tur yaptığını, Avrupa'da PKK ve İslami kesimin para toplayabileceğini, ancak Doğu PERİNÇEK'in toplayamayacağını, bu parayı nasıl toplattıklarını bilmediğini, bu şekilde Ulusal TV'nin deneme yayınlarına başladığını beyan etmiştir. İddialar konusunda ifadenizi veriniz. Ben Ulusal Kanal yöneticisi değilim. Avrupa'da birçok emekçi ve işadamı Ulusal Kanal'a ortak olmuştur, bunların hepsi ortaklar kapsamında bellidir.

Miktarın toplam olarak ne kadar olduğunu bilmiyorum. Kaynağın büyük kısmı Türkiye'dendir, küçük kısmı da Avrupa'daki Türk yurttaşlarımızdandır. Kaldı ki Ulusal Kanal belirtilen miktarın bugünkü rayiçle çok üzerinde kaynağı Avrupa'dan bulacak güçtedir. Haluk ŞAHİN'in böyle bir para toplama faaliyetine katılması düşünülemez bile, Tuncay GÜNEY'in hangi amaçla bu ismi vermesi ayrıca ilginçtir. Kaynak bulma faaliyetine ben de katılmış değilim. Ancak Ulusal Kanal'ın yöneticisi olarak Ferit İLSEVER bu çalışmaların içinde olmuştur. İFADENİN BU AŞAMASINDA DOKTOR RAPORU İŞLEMLERİ İÇİN SAAT 10:37'DE İFADEYE ARA VERİLDİ. SAAT 11:05 SIRALARINDA İFADE ALMA ÎŞLEMÎNE YENİDEN BAŞLANMIŞTIR. Ulusal Sanayiciler İş Adamları Derneği (USİAD) hakkında bilginiz var mı? Bu dernekle herhangi bir irtibatınız var mı? Ulusal sanayicileri bir araya getiren bir dernek. Rahmetli başkanı Kemal ÖZDEN'di. Tanıdığım yöneticileri var. Ulusal çıkarlar için çalışmaktadır. Herhangi bir ilişkim yoktur. Sadece Kemal ÖZDEN'le bir dostluğum vardır. Tuncay GÜNEY anlatımlarında, Ergenekon-Lobi faaliyetleri çerçevesinde, bazı medya kuruluşlarının alınması, ele geçirilmesiyle ilgili Veli KÜÇÜK'ün çalışmalarının olduğunu, bu çerçevede Ulusal Sanayiciler İş Adamları Derneği'yle Çırağan Sarayı'nda gizli bir toplantı yaptığını, bu toplantıda, Kemal ÖZDEN ve Veli KÜÇÜK'ün konuşma yaptıklarını, Veli KÜÇÜK'ün medyanın önemine vurgu yaparak, televizyon kanalı ve gazete alınması gerektiğini, Doğu PERİNÇEK'in kanalını "Ulusal TV"yi alacaklarını anlattığını beyan etmiştir. Veli KÜÇÜK veya USİAD üyeleri ile bu konuda görüşmeniz oldu mu? Oldu ise bunu ne amaçla yaptınız? Hayır, Veli KÜÇÜK veyahut USİAD ile görüşmemiz olmadı. Fakat hatırladığıma göre Kemal ÖZDEN Ulusal Kanal'm yüzlerce ortağından biriydi. Ulusal Kanal'ın sahipleri Ulusal Kanal'ı satmaz ve kontrolünü de kimseye vermez. Çırağan Sarayı toplantısını bilmiyorum, duymadım. Yakalanan şahıslardan el konulan "Ulusal Medya 2001" başlıklı belgede "Cumhuriyet gazetesi, oluşturulması zorunlu Ulusal Medya'nın yazılı yayın kanadını oluşturmaya uygun bir isimdir. Görsel yayın kanadını ise; PERİNÇEK grubunun henüz emekleme dönemindeki 'Ulusal TV' oluşturabilir. Ancak bu televizyonun bünyesinde de ameliyat zorunluluğu vardır. Eğer gerekli ameliyat yapılmaz ise; ne Cumhuriyet ve ne de Ulusal TV, Türk halkının Kemalist ideoloji çerçevesinde birleştirilmesini gerçekleştiremez. Çünkü halkın gözünde her iki yayın grubu da 'objektif ve 'bağımsız' yayın organı olarak değerlendirilmemektedir" şeklinde yazdığı tespit edilmiştir. "Ulusal Medya 2001" başlıklı belgeyi kim yazmıştır? Belge hangi proje kapsamında yazılmıştır? Neyi amaçlamaktadır? Eğer bu doğruysa ameliyat yapılmasını düşünenler, ameliyat yapamadıklarına göre amaçlarına ulaşamamışlardır. ... Bu ameliyat düşüncesi bile Ulusal Kanal ile ameliyat düşünenler arasında bir bağ olmadığını ispatlamaya yeter... Cumhuriyet gazetesiyle herhangi bir bağınız var mı?

Cumhuriyet gazetesi bizim değer verdiğimiz sayın İlhan SELÇUK'un yönettiği, Türkiye'nin aydınlanmasına hizmet eden bir gazetedir. Başarılı olmasını isterim, bunun ötesinde aramızda organik bir bağ yoktur. Cumhuriyet gazetesi ile Ulusal Kanal arasında reklam takas anlaşması var, aynı anlaşma Tercüman ve Yeniçağ gazeteleri ile Ulusal Kanal arasında da var. Yayın organları birbirlerine destek amaçlı anlaşma yaparlar. 1998 yılında sayın İlhan SELÇUK, o zaman Esenyurt belediye başka-227 ıu olan sayın Gürbüz ÇAPAN, sayın Ferit İLSEVER ve ben birlikte İstanbul'da Armada Oteli'nde yemek yedik. Yemekte ortak bir televizyon yapmayı görüştük. Ulusal Kanal, elindeki frekans ve yayın lisansını koyacaktı. ilhan SELÇUK ve Gürbüz ÇAPAN da çevrelerinden sermaye bulacaklardı ve ortak bir televizyon kurulacaktı. Biz 10 (on) milyon dolarlık bir televizyon projesi önerdik. Onlar ise çok büyük sermayeli bir televizyon düşündüler. Sonra bu birlikte girişim olmadı. Biz başardık, ancak Cumhuriyet ve Gürbüz ÇAPAN makine ve teçhizatlarını aldıkları halde o girişimi sürdüremediler. Tuncay GÜNEY anlatımlarında, Ulusal Sanayiciler İş Adamları Derneği ile Çırağan Sarayı'nda yapılan gizli toplantıda, Kemal ÖZDEN ve Veli KÜÇÜK'ün Cumhuriyet gazetesinin alınacağını konuştuklarını beyan etmiştir. Cumhuriyet gazetesinin alınmasıyla ilgili ayrıca ENKA tesislerinde Gürbüz ÇAPAN, Ümit ÜLGEN ile toplantı yapıldığı, Veli KÜÇÜK'ün anlatımlarından da tespit edilmiştir. Sizin bu girişimden haberiniz oldu mu? Bu amaçla herhangi bir toplantıya katıldınız mı? Ferit İLSEVER bana o zaman Kemal ÖZDEN'in davetiyle birlikte yemek yediklerini anlattı. Hatta bir sürpriz olarak toplantıya General Veli KÜÇÜK'ün de geldiğini söyledi, tabii bıma memnun olmuşlar. Bu görüşmede Kemal ÖZDEN, Cumhuriyet gazetesine yönelik birtakım mali baskılar olduğunu, bu gazeteye ortak bulmak için çalıştıklarını, hatta 100 kadar ortak bulduklarını söylemiş. Kendisi de Cumhuriyet gazetesini destekliyordu. Olay bundan ibarettir. Bunun ötesinde bir şey olsa benim mutlaka bilgim olurdu. Çünkü Ferit İLSEVER benim çok yakın arkadaşımdır. Gazetelerdeki yayınlar üzerine o yemeğe katılan Ümit ÜLGEN Bey rastladığım Kemaliye Derneği'nde o zaman Cumhuriyete çok sayıda ortak bulduklarını ve gazetelerde yazılanların yalan olduğunu anlattı.

Ümit OĞUZTAN isimli şahıstan el konulan, 10 mart 2000 tarihli ve "Sayın Perinçek" şeklinde başlayan belgede, "Doğu PERİNÇEK ve Aydınlık grubunun Türk siyasi yaşamında varlığını koruması ve gelişme gösterebilmesi ulusal çıkarların gereği olarak değerlendirilegelmiştir. Bu doğrultuda her dönemde örtülü / açık faaliyetlerle pek çok destek çalışması uygulamaya konmuştur" "...Aksiyonlar karşısında çok daha reaksiyoner faaliyetlere yönelinmesi ise önerimizdir" "PERİNÇEK ve Aydınlık grubu ile USİAD'ın dayanışma prensipleri çerçevesinde gerçekleştirmeleri beklenen bağış, yardımlar için, başvuruda bulunabilecekleri makam belirlenmiş ve bu vesile ile kendilerine bildirilmesi uygun görülmüştür" şeklinde yazı olduğu tespit edilmiştir. Bu belge kim tarafından gönderilmiştir? Yazıda geçen "Örtülü / açık faaliyetlerle pek çok destek çalışması uygulamaya konmuştur" derken ne kastedilmektedir? USİAD ile sizin nasıl bir özel ilişkiniz bulunmaktadır? Bahsedilen bağış, yardımlar ne amaçla, kimler tarafından toplanmaktadır? Bana böyle bir yazı gelmedi. Zaten böyle imzasız, karaktersiz yazılara değer vermem. Yazının uydurma olduğu hemen anlaşılıyor, çünkü yazı bana hitap ettiği halde yazının içinde benden üçüncü bir şahıs olarak söz ediliyor. Uydurma bir yazının üzerine "Sayın Perinçek" hitabı yine uydurma olarak konulmuş, ama hitap ile yazı birbirini tutmuyor, içeriği ise bana hiçbir zaman söylenemeyecek sözler. Bana kimse böyle bir yazı yazmaya cesaret edemez. Bugüne kadar düzenlenen operasyonlarda, örgütün yönetici kadrosundan elde edilen "Ulusal Medya 2001" başlıklı belge içerisinde, bir bölümde, "İlhan SELÇUK kimdir" başlığının olduğu ve altında sizinle ilgili bilgilerin bulunduğu, devamında "Gürbüz ÇAPAN İlhan SELÇUK Doğu PERİNÇEK ve CUMHURİYET gazetesi" başlığı altında "...PERİNÇEK, İlhan SELÇUK ve Gürbüz ÇAPAN'ı bir araya getirerek, finansal sorunların üstesinden gelinebileceğini düşünmüştür. Ancak PERİNÇEK'in hesabı tutmamış, kendisinden çok daha deneyimli olan İlhan SELÇUK, PERİNÇEK'i devre dışı bırakarak Gürbüz ÇAPAN ile anlaşmayı başarmıştır. Bu anlaşmaya göre ÇAPAN hisselerin yüzde UO'ını almıştır. Daha sonra yüzde 60 hisseyi de satın alan ÇAPAN, Cumhuriyet gazetesinin sahibi olmuştur" şeklinde yazdığı görülmüştür. Aynı belgenin içeriğinde, Cumhuriyet gazetesinde gerçekleştirilecek kadro hareketinin ardından, yayın politikasının yeniden belirlenmesi gerektiğinin yazıldığı görülmüştür.

Kaynakça
Kitap: Belgelerle Ergenekon
Yazar: Saygı Öztürk
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Doğu Perinçek'in Ergenekon Sorgusu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Kas 2010, 22:32

Ayrıca gazeteci patronlar hakkında yazılar olduğu görülmüştür. Siz Cumhuriyet gazetesiyle ilgili ne gibi çalışmalar yaptınız? Gürbüz ÇAPAN ve İlhan SELÇUK'u bir araya getirmenizin sebebi nedir? Amacınız Cumhuriyet gazetesini kontrol altına almak mıydı? Yazı, istihbarat raporu kokusu taşıyor. Bizim Armada Oteli'ndeki görüşmemizi izlemiş veya dinlemiş olabilirler, ancak burada kullanılan ifadeler bizim İlhan SELÇUK ve Gürbüz ÇAPAN arasındaki dostluk ilişkileriyle bağdaşmayan kaba ifadelerdir. Bu tür sorularla vatan milleti savunan medya birliktelikleri tehdit edilmiş oluyor. Birleşmesi gereken yurtsever yayın organları birbirinden korkar hale getirilmek isteniyor. Ergenekon operasyonunun hedeflerinden biri de böylece ortaya çıkmış bulunuyor. İşçi Partisi'nde bulunan dokümanlar arasında; "Sayın İlhan SELÇUK" diye başlayan 6 kasım 2002 tarihli bir mektup yazdığınız, mektubun içeriğinde "Biz birlikte başına geçeceği ve kurulmakta olan mafya=tarikat yönetimini kesinlikle başına yıkacağız" "Eğer kararlı bir muhalefet çizgisi izlersek, Cumhuriyet gazetesinin satışı 3 ay içerisinde yüz bine yaklaşır ve çok etkili olur" yazdığı görülmektedir. Bu mektupta başına yıkmayı belirttiğiniz yönetim nedir? Neden Cumhuriyet gazetesinin satışıyla ilgilenmektesiniz? Türkiye'deki mafya tarikat yönetimini kastettim. Bu yönetimin yasadışı olduğu, Cumhuriyet yıkıcısı olduğu Yargıtay başsavcısı tarafından da saptanmıştır. Bu nedenle bu mektuptaki değerlendirmeler önemlidir. .... milleti olarak elbette yasal yollardan .... ve bildirimde bu ifadeler aynen yer almıştır. Parti organlarının kararlarında da vardır. Bu mektup aktardığınız kadarıyla bana aittir.

Aynı görüşümü 6 kasım 2002 günü Cumhurbaşkanı Sayın SEZER'e yazdığım mektupta da aynı ifadelerle belirttim. Örneğini sunacağım. Aynı tarihler demek ki aynı günde hem sayın cumhurbaşkanına hem de ilhan SELÇUK'a fikirlerimi yazmışım. Tuncay GÜNEY beyanlarında, Akşam gazetesinde çalıştığı dönemde, Adnan AKFIRAT, Ferit İLSEVER, Ankara'da da Hasan YALÇIN, Paris'te Özcan ...? isimli şahısların, Akşam gazetesinin mutemet elemanları gibi çalıştıklarını, bu şahısların Doğu PERİNÇEK'le birlikte hareket ettiklerini, Hasan YALÇIN'ın istihbarat genel başkan yardımcısı, Ferit İLSEVER'in Aydınlık'ın ve Ulusal TV'nin genel yayın yönetmeni, Adnan AKFIRAT'ın partinin disiplin kurulu üyesi olduğunu, Özcan ...? isimli şahsın da Paris muhabiri olduğunu beyan etmiştir. Tuncay GÜNEY, Akşam gazetesine Veli KÜÇÜK'ün talimatıyla başladığını, orada Mehmet Ali ILICAK'ın Veli KÜÇÜK'ün elinde olduğunu, gazetede bir kadrolaşmaya gittiklerini beyan etmiştir. Akşam gazetesinde böyle bir çalışmanız oldu mu?

Oldu ise bunu ne amaçla yaptınız? Bütünüyle uydurma. Bizim Akşam gazetesine yönelik hiçbir faaliyetimiz olmadı ve hiçbir gazeteyi bu tür faaliyetlerin konusu olarak düşünmeyiz. Kaldı ki İşçi Partisi'nde istihbarat genel başkan yardımcılığı diye bir görev yoktur. Özcan isimli şahsı da tanımam. Tuncay GÜNEY beyanlarında Tuncay ÖZKAN'ın Doğu PERİNÇEK'in adamı olduğunu ve bu şahsı Doğu PERİNÇEK'in yönlendirdiğini, Enis BERBEROĞLU gibi birçok şahsın Veli KÜÇÜK'ün de dostu olduğunu beyan etmiştir. İddialar hakkında ifadenizi veriniz. Tuncay ÖZKAN benim hemşerimdir. Etkili ve işini iyi bilen bir gazetecidir. Benim yönlendirmeme ihtiyacı yoktur. Gerçek dışı bu ifadeler, 2014 yılında tasarlanan CIA ODerasvonunun kimlere bulaştırılmak istendiğini ve bütünüyle basın özgürlüğünü hedef aldığını göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Tuncay GÜNEY beyanında, Veli KÜÇÜK ve ekibinin Doğu PERİNÇEK'i rahatlıkla kullandığını, Doğu PERİNÇEK'in yanında emekli Deniz Binbaşısı Erol BİLBİLİK, Erol MÜTERCİMLER gibi subay ve albayların bulunduğunu beyan etmiştir. Veli KÜÇÜK'ün talimatıyla Aydınlık dergisi, gazetesi veya Ulusal TV'de herhangi bir haber yaptınız mı? Erol BlLBİLİK, şahsiyetli emekli bir deniz subayıdır. Partimizde Başkanlık Kurulu üyeliği yapmıştır. Kimse taralından görevlendirilemez. Başı dik bir insandır. Erol MÜTERCİMLER söylenen tarihlerde Fethullah Hoca'nın denetimindeki Samanyolu TV'de görev yapıyordu. Bizimle hiçbir ilişkisi olmamıştır. İşçi Partisi ve genel başkam Türkiye'de denetlenemeyen, kendi kararlarını kendi alan belki de tek partidir. Veli KÜÇÜK ile aramızda hiçbir görüşme olmamıştır ki böyle bir yönlendirme düşünülebilsin. Tuncay GÜNEY beyanında Kırıkkale Silah Fabrikası'nda meydana gelen büyük patlamayla ilgili Veli KÜÇÜK'ün kendisine haber yapmasını söylediğini, onun talimatıyla "Çevik BİR Paşa'nın grubunun fabrikaya sabotaj yaptığını" haber yaptıklarını, bu yöndeki haberlerin Aydınlık ve Hürriyet gazetesinde çıktığını beyan etmiştir. İddialar hakkında ifadenizi veriniz. Hatırlamıyorum. Aydınlık dergisinin o zamanki sayılarına bakmak gerekir. Ancak Kırıkkale de sabotaj yapıldığını Aydınlık dergisi yazmıştı. Bununla birlik General Çevik BİR'e yönelik böyle bir suçlama yapılmış olamaz. ERGENEKON ve LOBİ politikalarına bakıldığında, medya kuruluşlarının kontrol altına alması ve kendi medya kuruluşlarının oluşturmasının amaçlandığı anlaşılmıştır.

El konulan belgeler ve anlatımlarda, bu yöne yürütülen faaliyetleri doğrulamaktadır. Ergenekon örgütlenmesi medyada bu şekilde yer alarak neyi amaçlamaktadır? Bunu Ergenekon örgütünün varsa yöneticilerine sormak gerekir. Fakat İşçi Partisi'ni yönlendirebilecek bir kuvvet anasından doğmamıştır. Bunu bütün dünya bilir. Susurluk kazası Susurluk kazası konusunda bildiklerinizi anlatınız. Kazada ölen Hüseyin KOCADAĞ, Abdullah ÇATLI ve kazada yaralanan Sedat BUCAK'ı tanır mısınız? Aranızda ne gibi bir ilişki vardı? Bu şahısları tanımam. Susurluk kazasıyla ilgili açıklamalarım arşivlerde bulunmaktadır. Susurluk'ta Türkiye'deki ABD güdümlü Gladio'nun bağırsakları patlamıştır. Bizim Susurluk denen mafya ve Gladio faaliyetini bütün yönleriyle açığa çıkartmamız, Gladio karşıtı faaliyetlerimizin son örneklerindendir. Tüncay GÜNEY beyanında, Susurluk olayından sonra, Radikal gazetesinin Veli KÜÇÜK hakkında "Nerede Faili Meçhul Orda Veli KÜÇÜK" diye manşet attığını, bunun üzerine Veli KÜÇÜK'ün "Doğu PERİNÇEK gitsin, Aydın DOĞAN'la görüşsün" dediğini, Doğu PERİNÇEK'in Aydın DOĞAN ile bu konuda görüştüğünü, Aydın DOĞAN'ın bundan sonra "Milliyet gazetesinde falan haber yapmamaya gayret edeceğini, Radikal'i de damadıyla görüşüp etkileyeceğini" anlatarak "Veli Paşa'ya söyleyin Hürriyet gazetesi her ne kadar bende görünse de Hürriyet gazetesi benim değil Koç'un dediğini" beyan etmiştir. Bahsedildiği şekilde, Veli KÜÇÜK'ün talimatıyla Aydın DOĞAN'ın yanına giderek görüşme yaptınız mı? Yaptı iseniz ne şekilde karar alındı? Veli KÜÇÜK bana talimat veremez. Hiç kimse bana talimat veremez.

Benim Aydın DOĞAN'a böyle bir aracı olmam ne kişiliğimle ne de karakterimle bağdaşır... Uyuşturucu bağlantısı Tuncay GÜNEY beyanında, Doğu PERİNÇEK'ten Sami HOŞTAN'ın hap işi yaptığını öğrendiğini, Doğu PERİNÇEK'in isteği üzerine bu konuyu Veli KÜÇÜK'e anlattığını, onun da "Ben her zaman bunun dosyasını tenıizleyemem, Sami'yi Ömer Lütfü TOPAL'm yerine koyarak biz hata yaptık " dediğini beyan etmiştir. Sami HOŞTAN'ın uyuşturucu işi yapması konusunda bildikleriniz nelerdir? Bu konunun Veli KÜÇÜK'le ilgisi nedir? Neden Sami HOŞTAN'la ilgili Veli KÜÇÜK'ü uyarma ihtiyacı duydunuz? Benim Sami HOŞTAN'la en küçük bir dolaylının dolaylısı bir ilişkim olamaz. Bu ifadeler yürütülen operasyonun bir tertipten ibaret olduğunu ispatlamaktadır. Tuncay GÜNEY beyanında, Veli KÜÇÜK'ün bilgisi dahilinde, Sami HOŞTAN'la ilgili olarak, Fransız istihbaratı (OJD) Türkiye sorumlusuyla görüştüğünü, görüşme talebinin OJD'den geldiğini, Doğu PERİNÇEK, Doğan DUYAR (Hasan YALÇIN'ın yardımcısı ve Paris muhabiri) vasıtasıyla Palas Oteli'nde bir görüşme yaptıklarını, Fransız istihbarat sorumlusunun, "Sami HOŞTAN'ın uyuşturucu işi yaptığı, Veli KÜÇÜK'ün de uzun zamandır buna Diyarbakır'da düzenlenen mitingin içeriği neydi?

Bu mitingi Vatansever Güç Birliği ile mi hazırladınız? Diyarbakır'da Türk bayrağıyla miting yapan tek parti İşçi Partisi'dir. 29 haziran 2007 günü gerçekleştirilen bu miting muhteşem olmuştur. Diyarbakır'dan Türkiye'ye göz dikenlere Türk bayrağı gösterilmiştir. Diyarbakır halkı Türk bayrağını ve İşçi Partisi'ni bağrına basmıştır. Daha önceden 2004 yılında ve 2005 yılı 29 Ekim'de Diyarbakır ilinde ve köylerinde İşçi Partisi olarak Türk bayraklı ve Atatürk posterli muhteşem mitingler gerçekleştirdik. Diyarbakır Emniyeti'nin yöneticileri gözyaşlarını tutamayarak İşçi Partisi'ni kutladılar. Ve "20 yıldır Diyarbakır'da Türk bayrağı göremiyorduk, sağ olun" diye kutladılar. Bir emekli general, o bölgede tugay komutanlığı yaptığını ve insanların eline Türk bayrağı veremediklerini ama İşçi Partisi'nin binlerce insanı Türk bayrağıyla yürüttüğünü bizzat bana söylemiştir.

Bu miting her yurttaşa açık olmuştur. Miting faaliyetinin bildirileri, afişleri, çağrılan, basın toplantıları ortadadır. İşçi Partisi dışında yalnızca Türk-lş'in adı birkaç basın toplantısında bulunmaktadır. Söylediğiniz örgüt ile İşçi Partisi hiçbir zaman yan yana gelmez. Ergenekon soruşturmasını yürütenlerin Diyarbakır'da Türk bayraklı bir mitingi suç olarak kabul etmeleri, ABD ve AB ile Türkiye'ye bölmek isteyenlerle bazı ortak duygular içinde olduğunu gösterir. 06.06.2007 günü saat 17:37'de Taner ÜNAL ile yaptığınız telefon görüşmesinde Taner'in "Diyarbakır'daki mitinginize biz katılacağız efendim. Bütün gücümüzle destek vereceğiz" dediği tespit edilmiştir. Telefon görüşmesini açıklayınız. Bana miting öncesinde çok sayıda heyecan dolu tebrik ve katılma telefonları gelmiştir. Bu telefonlar bizi sevindirir. Telefonlarda karşı tarafta kimin olduğunu şu anda herkesi hatırlayacak anımsamıyorum. İşadamları bağlantısı İbrahim BENLİ isimli şahsı tanıyor musunuz? Yukarıda bu soruya cevap verdim. 09.12.2007 günü saat 19:24'te Güler KÖMÜRCÜ ve Erol...? isimli şahıs arasında yapılan telefon görüşmesinde Güler KÖMÜRCÜ'nün bir işadamının çiftlik evinde verdiği elli-elli beş kişilik davete katıldığından bahsettiği, bu davete işadamları ve değişik kesimlerden kişilerin katıldığından bahsettiği ve "... Bomba başhekim vardı biliyor musun" "Doğu PERİNÇEK" dediği tespit edilmiştir. Telefon görüşmelerinden Güler KÖMÜRCÜ'nün bahsettiği davetin işadamı İbrahim BENLİ tarafından verildiği anlaşılmaktadır. Bahsedilen toplantıya katıldınız mı? İbrahim BENLİ'yle nasıl bir ilişkiniz bulunmaktadır? Toplantı ne amaçla yapılmıştı ve neler görüşüldü? Ayıptır, milletin birbiriyle buluşmasını, yemek yemesini suç göstermek bu operasyonun kanun dişiliğinin vardığı boyutları sergilemektedir. O yemekte Türkiye'nin seçkin opera sanatçıları, keman ustası, profesörler, sanatçılar yer almış şarkılar ve türküler söylenmiştir. Güler KÖMÜRCÜ'nün değişik kişilerle 09.12.2000 günü saat 19:44, 22.12.2007 günü saat 09:09 tarihlerinde yaptığı telefon görüşmelerinde; İbrahim BENLİ'nin Çatalca'daki davetine birçok işadamı, savcı, emniyet müdürünün katıldığı, ayrıca bu toplantıda Yarbay Bahadır BERK isminde biriyle tanıştığını, İbrahim BENLİ için "Doğu PERİNÇEK'in şeylerinden, sponsorlarından" dediği tespit edilmiştir. İbrahim BENLİ size maddi destek mi sağlamaktadır? Davete katılan savcı, emniyet müdürü kimdir? Savcı Yarbay Bahadır BERK ile sizin ne gibi ilişkiniz vardır?

İbrahim BENLİ, bizim İstanbul 3. Bölge milletvekili adayımızdır. Seçimlerde parti üyesi olduğu için aidat, ödenti ve bağışlan olmuştur. Hepsi makbuzludur, ancak sponsor tabir edilebilecek bir katkısı olmamıştır. Yarbay Bahadır BERK'i tanımam. Emniyet Müdürü Adnan KONUKMAN bizim Merkez Karar Kurulu üyemizdir. Davette var mıydı, tam hatırlamıyorum. Savcı ise şu anda avukatlık yapan Mehmet Sait TÜRER olabilir, ancak onu da tam hatırlamıyorum. Beni Emniyet müdürleri polisevlerinde misafir etmiştir. Örgüt üyelerinde bulunan belgeler Operasyon kapsamında yakalanan şahıslardan bulunan belgeler arasında "Ümit SAYIN" başlıklı 4 mart 1997 tarihli size hitaben yazılmış yazıda, sizin yazdığınız yazıları İngilizceye çevirerek ABD'deki bazı demokratik kurumlara yolladığını, Cumhuriyet devrimlerinin uygulanmasıyla "Yeni Kemalist bir devrim yapılması gerektiğine ve bu yeni Kemalist ideolojinin aksiyonlarının ve teorisinin bir an önce yazılı hale getirilmesi gerektiğine inanıyorum " şeklinde yazdığı tespit edilmiştir. Bu belge kim tarafından gönderilmiştir? Ümit SAYIN'ın öğretim görevlisi olduğu bilinmektedir. "Yeni bir Kemalist devrim yapılması gerektiği" sözüyle neyi kastetmektedir? Bu devrimi kim yapacaktır? Böyle bir devrim neden gerekli görülmektedir? Bunun için ne gibi hazırlık yapmaktasınız? 234 Kemalist ideolojinin aksiyonlarının ve teorisinin çıkartılması konusu nedir? Bu soru, Kemalist devrimi de suç olarak görmektedir. Kemalist devrimi suç olarak görenler, Atatürk'ü yıkamayacaklardır ve girişimlerinin altında kalacaklardır. Bu soru Ergenekon operasyonunun Atatürk düşmanı yönelişini ele vermektedir. Ümit SAYIN'ın bana yazmış olduğu tam olarak hatırlamıyorum, ancak içeriğinde herhangi bir suç yoktur. Kutlanacak bir tavır vardır. Abdülhamid dönemine mi döndük? Aydınlar birbirine mektup yazamayacak duruma geldi. 2001 yılında yakalanan Tuncay GÜNEY'den el konulan 19 mayıs 2000 tarihli "Sayın Doğu Perinçek" başlıklı belgede "Dayanışma prensipleri gereği size iletilen 3 ana konu üzerinde yoğunlanılarak işbirliği sağlanmak istenmiştir. 1-Mektup, 2-Gazete, 3-Finans, ancak ne yazık ki bu üç konuda da isteksiz kalınmış, karşılıklı dayanışma prensiplerine aykırı bir tutum sergilenmiştir" "... önderi Mustafa Kemal Atatürk; tarih sahnesinde görülen en kararlı motivatör idi, onun bu özelliği karşısında manüpilatör politika uygulayıcılarının elde edebildikleri tek şey ise yalnızca yenilgi olmuştur" şeklinde yazdığı tespit edilmiştir.

Bu belge kim tarafından, ne amaçla gönderilmiştir? Mektup, gazete, finans konusunda ne gibi isteklerde bulunulmuştur? Siz bu konuda neler yaptınız? Böyle bir belgeyi ben hiç okumadım. Kaldı ki belge İşçi Partisi'ne yönelik girişimlerin lüçbir yankı yal atmadığım ve ters çevirdiğini ispatlamaktadır. Bu da Ergenekon uydurmasının bizzat bu kanıtlarla çürütülmesidir. Operasyon kapsamında yakalanan şahıslardan bulunan belgeler arasında 13 kasım 2000 tarih ve "Sayın Doğu Perinçek" başlıklı belgede, "Grubumuza bağlı Öncü Gençlik teşkilatına provokasyona yönelik sızma ve tertip girişimlerinin açığa çıkartılmış olması ve konunun Başbakanlığa bildirilmesi dikkat ve kararlılığınızın en belirgin örnekleri arasında yer almış ve pozitif bir gelişme olarak değerlendirmeye alınmıştır" şeklinde devam eden ve NATO konseptinden bahsedilen yazı olduğu anlaşılmıştır. Bu belge kim tarafından ne amaçla gönderilmiştir? Bu yazıyı bilemem ama beni tebrik eden yüzlerce internet mektubu, mektup ve telefon alıyorum. Bunların hepsini hatırlamama imkân yok. Suçla ilgisi bulunmamaktadır.

Operasyon kapsamında yakalanan şahıslardan bulunan belgeler arasında 11 haziran 2003 tarihli İşçi Partisi Genel Başkanlığı amblemli belge içeriğinde "Sayın E.Tuğ. Gen. Veli Küçük" "sayın komutanımız" "ikiz sözleşmeleri onaylayan kanun konusundaki görüşlerimi içeren Sayın Cumhurbaşkanımıza arz ettiğim mektup ve ekindeki hukuki açıklamayı bilgilerinize sunarım." "Kanun henüz cumhurbaşkanımız tarafından imzalanmamıştır; Meclis'e iadesi hukuken mümkündür." "saygılarımla" "Doğu Perinçek İşçi Partisi Genel Başkanı" şeklinde yazı olduğu tespit edilmiştir. Yazıda bahsettiğiniz konu nedir? Bu konuyu neden Veli KÜÇÜK'e sunma ihtiyacı duydunuz? Bu şekilde gelişmelerden sürekli Veli KÜÇÜK'e bilgi verir misiniz? Bu yazı doğrudur. Yukarıda ifademin başında kendim de bu yazıdan bahsettim. Bu yazıyı yalnız Veli KÜÇÜK'e değil Genelkurmay başkanına, bütün kuvvet komutanlarına ve ordu komutanlarına aynı içerik ve ekleriyle birlikte gönderdim. Oralardan teşekkür yazıları alınmıştır. 22.01.2008 tarihinde Veli KÜÇÜK'ün ikametinde bulunan dokümanlar arasında tarafınızdan Veli KÜÇÜK'e hitaben "arz ederim" ibaresiyle son bulan faks çıktısı dokümanlar elde edilmiştir. Veli KÜÇÜK'e göndermiş olduğunuz yazılarda "arz ederim" ibaresini kullandığınız görülmüştür.

Veli KÜÇÜK'e neden bu kadar doküman gönderme ihtiyacı duyduğunuzu, aranızdaki hiyerarşik yapıyı anlatınız. Ben hiçbir zaman Veli KÜÇÜK'le bir hiyerarşik yapı içerisinde olmadım ve olmam; İşçi Partisi Genel Başkanlığı üzerinde hiçbir hiyerarşi yoktur. Cumhurbaşkanı da, başbakan da benim üzerimde değildir. Ama Genelkurmay Başkanlığı Ordu Komutanlığı'na yazdığım yazılarda ve kamu makamlarına yazdığım yazılarda her zaman saygılı ifadeler kullanırım. Bu belgeyi görme talebim, belge Emniyet'te bulunmadığı için karşılanamamıştır. Benim ikiz ihanet yasalarıyla ilgili mektubum dışında Veli KÜÇÜK'e hitaben yazılmış bir yazım yoktur. Ergenekon terör örgütü soruşturması kapsamında yakalanan Ümit OĞUZTAN'ın bilgisayarında yapılan incelemede ERGENEKON terör örgütüne ait Microsoft Office Word belgesi "Gözlem Analiz" isimli belgenin incelemesinde, "1) Giriş, Amaç ve Kapsam Bu çalışma Doğu PERİNÇEK ve Aydınlık grubunun siyasal kültürel ve ekonomik anlamda 'açık faaliyetleri' gözlemlenerek elde edilen veriler ışığında; objektif değerlendirme prensiplerine sadık kalınmaya özen gösterilerek hazırlanan bir analizdir. Örtülü çalışmalar ve amaçları konumuz dışında tutulmuştur. Ancak, açık faaliyetler örtülü çalışma ve amaçların belirlenmesine sınırlı da olsa yardımcı olabilecek durumdadır" denilmektedir. "Ergenekon" örgütünün oluşumunda kullanılmak üzere, faaliyetlerinizin izlendiği ve rapor haline getirildiği tespit edilmiştir; gözlem ve analiz belgesini kim yazdı? Rapor kimlere sunulmuştur ve hangi amaçların gerçekleşmesinde etkili, yönlendirici olmuştur? Belgede bahsi geçen örtülü faaliyetleriniz, devletin hangi birimlerinin bilgisi ve kontrolü altındadır? Faaliyetlerin kararları kimler tarafından alınmaktadır? Hangi alanlarda uygulamaya konulmaktadır ve uygulayıcılar kimlerdir?

Şu ana kadar yaptığınız faaliyetlerle ilgili tüm bildiklerinizi anlatınız. Ben bu belgeyi görmedim, ancak bizim tahlillerimizden bırakalım Ümit OĞUZTAN'ı dünyanın büyük devletleri yararlanmaktadır. Türkiye'de tahlil yeteneği ve program yapma yeteneği üstün olan bir parti olarak ... tarafından kabul ediliriz. Herkes bizim tahlillerimizden yararlanabilir. Bundan kıvanç duyarız. Kamu kurumlan da bizim tahlillerimize çok geniş yer vermektedir, ancak buradaki üslup bizim tahlilimizin edep, usul ve adabına uygun görülmemektedir. Burada sözü edilen açık faaliyet örtülü faaliyet gibi çabalar, açıkça belirtildiği gibi bizimle ilgili değildir. Onlara aittir.

Belgenin devamında; "Bu gözlem ve analiz çalışmamızın hazırlanmasında uygulanan yöntem ve açığa çıkmış verilere dayanmaktadır. Çalışmamızda Doğu PERİNÇEK ve Aydınlık grubunun 'Uzun Yürüyüş' tanımlamasıyla andıkları amaçlarına ulaşabilmek içim; uygulama, yöntem ve prensipleri belirlenerek işaret edilmeye çalışılmaktadır." "Uzun Yürüyüş" nedir? Bunun neticesinde nasıl bir amaca ulaşmayı planlıyorsunuz? "Uzun Yürüyüş"ün modelleme olarak seçilmesinde, uyguladığınız yöntem ve prensiplerinizin etkili olduğu tespit edilmiş olup, bu yöntem ve prensipler hakkında detaylı bilgi veriniz. Soruyu soranların belgeyi dikkatli okumadıkları veya kasıtlı olarak tahrif ettikleri görülmektedir. Bu sorular bizi ilgilendirmez ve tanımlanan suçla bağlantılı değildir. Belgenin devamında; "Türkiye'deki faaliyet gösteren pek çok siyasi parti içinde ayrı bir özelliğe sahip olan Doğu PERİNÇEK liderliğindeki eski Türkiye İşçi Köylü Partisi, yeni oluşumuyla Türkiye İşçi Partisi, TBMM'de grubu bulunmayan siyasi bir parti olmakla birlikte, faaliyetlerinde yeğlediği yöntemler açısından toplumun yönelişlerinde giderek eriyen siyasal bir yapı gibi görünmüşse de her dönemde sesini duyurmayı, legal ve illegal güç odakları arasında yer almayı başarmıştır. Bu bağlamda legal siyasi partiler içinde dikkat çekici ayrıcalıklı bir özelliğe sahip olduğu açıktır." Parti faaliyetleri altında uygulamış olduğunuz yöntemler neticesinde illegal güç odakları arasında yer almayı başardığınız" şeklinde bir tespit olduğu görülmüş olup bu faaliyetlerinizi ayrıntılı olarak anlatınız. işçi Partisi'nin illegal hiçbir faaliyeti yoktur. Emniyet Genel Müdürlüğü raporları bunu doğrular.

Belgenin devamında; "Türkiye İşçi Partisi ve Aydınlık grubu materyalist bir anlayışla komünist ideoloji doğrultusunda faaliyet göstermekte ve örgütlenmektedir. Ancak, Kemalizm karşıtı olmamaya özen gösterilmesi ve Kemalizm'in siyasal platformlarda savunulması misyonunu üstlenmeye çaba gösteriyor oluşuyla da ayrıca dikkate değer bir gelişme sergilemektedir. Özellikle son on yıldır hiçbir siyasal partinin savunmadığı oranda Kemalizm'i savunma misyonunu üstlenen, komünist ideolojiyi materyalizm anlayışını ilke edinen siyasi bir partinin amaçları, yöntemleri ve 'Uzun Yürüyüş'teki hedeflerinin sağlıklı bir biçimde belirlenmesi zorunluluğu vardır. Ayrıca faaliyetlerini sürdürebilme ve geleceğe yönelik yatırımlarını gerçekleştirebilme açısından finansal kaynaklarının örtülü olması yine dikkate değer bir husustur" denilmektedir. Yürütmüş olduğunuz faaliyetlerin finansal kaynakları nelerdir? Partinizin finansal kaynağını açıklayınız. Bu yazı, bu yazıyı yazanların işçi Partisi'ni tamamen kendi dışlarında gördüğünü ispatlamaktadır.

Yukarıdaki diğer alıntılar da bunu doğruluyordu. Finansal kaynaklarının örtülü olduğu yönündeki görüş yanlıştır. Bizim hakkımızda Türkiye'de her ay yüzlerce hatta binlerce sayfa yazı yazılmakta, kitaplar çıkarılmakta, bu da onlardan biridir. Belgenin devamında,

a) Faaliyetler ve Uygulama Yöntemleri:

Türkiye İşçi Partisi, her türden faaliyet için, Doğu PERİNÇEK'in belirlediği yöntemlerle faaliyet göstermektedir. PERİNÇEK'in yöntemleri ise; 'Uzun Yürüyüş' olarak tanımlanan, uzun vadeye yayılmış planlamalar olarak özetlenebilir. Nihai hedefin belirlenebilmesini engelleyici olan bu yöntem, her türden örtülü faaliyete zemin hazırlayıcı bir metottur.

b) Siyasi Faaliyetler:

Doğu PERİNÇEK, 1961'de üniversite birinci sınıfta öğrenimini sürdürürken 'Yeni Türkiye Partisi'nin gençlik kollarına girerek başladığı siyasi faaliyetlerini sürdüregetmiştir. Legal bir siyasi parti olarak faaliyetlerini sürdüren Türkiye İşçi Partisi, diğer siyasal yapılanmalardan çok farklı bir yöntemle çalışmakta, tavandan tabana yayılan biçimlendirme, etkileme ve yönlendirme girişimleri 'provokasyon yöntemleri' ile gerçekleştirilmektedir. Yarar sağlayabilme amacı güdülerek her türden güç odağıyla işbirliği içinde olunması en belirgin özellik olarak ortaya çıkmaktadır." Partinizin faaliyetlerini diğer siyasi partilerden ayıran özellikler nelerdir? Partinizin işleyiş sisteminin şekillendirilmesinde nasıl bir yöntem izlenmektedir, bu konuda tabanınızın etkisi var mıdır?

Bizimle ilgili Türkiye'de yazılan yüzlerce değerlendirmeden biri. Biz bunları okuyup yararlanacak noktalan değerlendiririz. Suçla hiçbir ilgisi yoktur. Yazar partimizin adını bile bilmemektedir. Partimiz İşçi Partisi'dir. Türkiye işçi Partisi değildir. Partimizin adını bilmeyen bir şahısla bizim daha önceki sorularda ortak faaliyette bulunduğumuzun ileri sürülmesi, soruların ciddi bir çalışmada hazırlanmadığını ortaya koymaktadır.

Yazan tanımam. Belgenin devamında:

c) Doktiriner Teorik Çalışmalar:


Doktiriner teorik çalışmalarda her kesimden, her görüşten ve her inançtan aydınlardan azami olarak yararlanılmakta, böylelikle çeşitli kesimlerle iletişim kurularak geliştirilen ilişkiler sağlanmaktadır; bu bir anlamda her alanda işe yarayacak teoriler hazırlanmasında 'hazır'dan yararlanma alışkanlığını geliştirmiştir. Yaratıcı olmak yerine elverişli olanı kullanma yöntemi benimsenmiştir.

Örneğin:

Yalçın KÜÇÜK ve İsmail BEŞİKÇİ'den bu anlamda büyük ölçüde yararlanılmaktadır." Benimle ilgili bir yazı değildir. Aynca belirtilen isimler ve yukarıda benimle ilgili yazılanlar bu belgede ve bu ilişkilerin ele alınamadığını, ama Türkiye'de tahlil yapan kimselerden yararlanma niyetinin var olduğunu kanıtlamaktadır. Belgenin devamında;

d) Provokasyon Faaliyetleri:

Toplumun duyarlı olduğu her konuda provokasyonların oluşumuna zemin hazırlanmasının sağlanması, her şey olup bittikten sonra da provokasyonu gerçekleştirenlerin deşifre edilmesi yöntemi ana prensipler arasındaki değişmez yerini korumaktadır.

e) Gençliğin Örgütlenmesi:

Pek çok ve her kesimden genç yalnızca kültürel çalışmalara yönlendirilerek toplumdan soyutlanmakta ve amaçlar doğrultusunda biçimlendirilmektedir.

Toplumdaki soyutlanan gençlerin değerlendirme ve karşılaştırma yöntemlerinden yararlanabilmesi olanaksız kılınmaktadır. Gençliğe verilen eğitim dışındaki tüm veriler ve değerler 'karşı devrim' ürünü olarak peşinen kabullendirilebilmektedir." Suçla ilgisi yoktur. Belgenin devamında;

f ) Kadro Oluşturması ve Örgütlenme:

Siyasal, kültürel ve ekonomik faaliyetler için kadro oluşturulmasında 'Uzun Yol' prensibi esas alınmaktadır. Siyasal oluşum içinde etkin yer alabilmek çok geniş bir zamana yayılmakta, böylelikle kişilerin bir başka dünyada yer edinebilme şansları tümüyle ortadan kaldırılmaktadır. Uzun yıllar sonra güven duyulan kadrolardan oluşturulan örgütler, yalnızca gereğinde işlevsel hale dönüştürülmektedir.

g) Arşiv:

Özellikle kişilere yönelik ciddi bir arşiv bulunmaktadır. Bu arşivde yer alan her türden malzeme genellikle provokasyona yönelik faaliyetler için bitimsiz bir kaynak durumundadır. Ve salt provokasyon amaçlı arşiv tutulmaktadır. Bilimsel, kültürel ve sanatsal faaliyetler ile Türkiye'nin ulusal sorunlarını içeren hiçbir arşiv çalışması yapılmadığı ve bu anlamda bir çalışmanın gereksiz görülmüş olması, arşivcilik faaliyetlerinin hangi amaçlar doğrultusunda hareket edildiğini ortaya koymaktadır." Benimle ve suçla ilgili tek satır yok. Bu tür sorular Ergenekon operasyonunu hazırlayanların hiçbir ciddi çalışma içinde olmadıklarını ispatlamaktadır. Belgenin devamında "2) Dış İlişkiler: Doğu PERİNÇEK ve grubunun dış ilişkileri gereği biçiminde dikkate alınmamıştır. Komünist ideolojiye sahip olması, Türkiye'nin ulusal çıkarlarına aykırı olarak en büyük tehlikenin komünizmden geleceği endişeleri, PERİNÇEK'in komünist bloklar dışında kalan diğer ülkeler ve bunlara bağlı istihbarat örgütleriyle kurduğu ilişkilerin örtüsü olmuştur. ...PERİNÇEK'in özellikle Çin'le olan ilişkileri dikkate değer durumdadır. Finansal anlamda da destek gördüğü bir ülke olan Çin, Türki Cumhuriyetler üzerinden de finansal destek sağlayıcı ticari ilişkiler kurulmasını sağlamıştır."

Sizin ve partinizin Çin'le ne tür bir ilişkisi bulunmaktadır? Çin'den ne şekilde finansal destek görmektesiniz? Bunu yazanların bırakalım bizle aynı örgütte olmasını, bize düşman oldukları ve bize karşı tertipler içerisinde bulundukları apaçık ortaya çıkmıştır. Soruşturmayı yapanlar bu belgeyi buraya aldıkları için kendilerine teşekkür ederiz. Bizim bu tür Ergenekon adı altında çaba gösterdikleri kabul edilen Gladio kafalı kimselerle bırakalım örgüt kurmayı, yüz yüze gelip konuşmamız bile düşünülemez. İşçi Partisi hiçbir ülkeden parasal destek almaz ve hiçbir ülke ve örgütle bağlantılı faaliyet yapmaz. Bu bizim gurur kaynağımızdır.

Bu konuda bugüne kadar hiçbir iddia ileri sürülmemiştir ve sürülemez. 22.01.2008 tarihinde Veli KÜÇÜK'ün ikametinde görevlilerce yapılan aramada, "Televizyon Analiz Yönetim ve Geliştirme Projesi Türkiye'de Televizyon Yaşlılar İçin Çok Yeni, Gençler İçin Çok Eskidir İstanbul/Temmuz 2000" başlıklı 39 sayfalık bir doküman elde edilmiş olup bu dokümanın da Tuncay GÜNEY isimli şahıstan elde edilen dokümanlarla aynı konularda benzerlik gösterdiğini tespit edilmiştir.

Dokümanın incelemesinde: SUNUŞ kısmında:

- Cumhuriyet gazetesi ile Ulusal TV'nin hisselerini elinde bulunduracak olan yeni bir anonim şirket kurulmalıdır. Bu şirketin Yönetim Kurulu başkanlığına ve Yönetim Kurulu üyeliğine getirilecek olan kişiler önemlidir ve özenli bir seçim yapılmalıdır. Genel Değerlendirme ve Öneriler kısmında;
- Mevcut kurumun yeniden düzenlenmesi, kamuoyundaki imaj ve düşünce değişiminin sağlanması, yayın hayatına yeni atılan Ulusal TV'nin yeniden yapılandırılması gereklidir.
- Ulusal TV ile Cumhuriyet gazetesinin bir anonim şirket çatısı altında birleştirilmesi hedeflenen başarıya ulaşmasını sağlayacağı gibi mevcut medya kuruluşlarıyla rekabet olanağının sağlanacağı,
- Bu analizi hazırlayan araştırma grubumuzun ortak görüşü ise bir başka çözüm yolu olmadığı görüşünde birleşmesi, konularını içerdiği tespit edilmiştir. El konulan doküman Veli KÜÇÜK'e sorulduğunda, kesin olmamakla beraber bu dokümanı Mehmet PERİNÇEK'in getirdiğini beyan etmiştir. Söz konusu dokümanı kim ne amaçla hazırladı? Bu doküman neden Veli KÜÇÜK'e verilmiştir? Bu yazı eğer doğru ise ve eğer örgütlü bir gruba ait ise Ulusal Kanal ve Cumhuriyet gazetesini ele geçirmek için bir tertibin içinde olduklarını, ama bunu başaramadıklarını ispatlar. Mehmet PERİNÇEK böyle bir yazı eline geçseydi mutlaka bana verirdi. Sayın Veli KÜÇÜK yanlış hatırlamaktadır. Kaldı ki Veli KÜÇÜK anladığıma göre içini okumadan "kesin olmamakla beraber" diyerek böyle bir ifade vermiştir. 22.01.2008 tarihinde Veli KÜÇÜK'ün ikametinde,

"Kanal 6 Analiz" başlıklı 34 sayfalık doküman elde edilmiştir. Bu doküman Veli KÜÇÜK'e sorulduğunda, dokümanı Mehmet PERlNÇEK'in getirdiğini beyan etmiştir. Söz konusu dokümanı kim ne amaçla hazırlamıştır? Bu doküman neden Veli KÜÇÜK'e verilmiştir? Mehmet PERİNÇEK'in bu konularla hiçbir ilgisi yoktur. Mehmet PERlNÇEK yıllardan beri Rus ve Ermeni arşivlerinden, Ermeni soykırım yalanını çürüten belgeleri çıkarmakta ve yayınlamaktadır. Bunun üzerinde yoğunlaşmaktadır. Veli KÜÇÜK ya yanlış hatırlamakta veya gerçekdışı konuşmaktadır. işyerinden bulunan belgeler İşçi Partisi'nde yapılan aramada bulunan kişisel bilgisayarınızda yapılan incelemede; (15) sayfadan oluşan, "Milli Anayasa Bildirgesi" başlıklı yazı olduğu, içeriğinde "AKP hazırladığı sivil Anayasa Taslağı ile Türkiye'ye ve Türk milletine karşı yürüttüğü karşı devrim sürecini son hedefine ulaştırmak peşindedir" "Ulusal Strateji Merkezi'nde bilim insanları ve uzmanların katıldığı çalışmalarla bir milli anayasa taslağı hazırlanmaktadır. Ulusal Strateji Merkezi (USMER) bu çalışmalar sırasında hazırlanmış olan ekteki milli anayasa bildirgesini kamuoyumuza en kusa sürede sunmak üzere imzaya açmaya karar vermiştir" şeklindeki beyanların bulunduğu; Belgede siyasetçiler, emekli generaller, öğretim üyeleri, yüksek bürokratlar, emekli subaylar, emekli Emniyet müdürleri, kitle örgütü yöneticileri, sanatçı-yazar-sporcular, şeklinde başlıklar altında birçok isimlerin yazılı olduğu tespit edilmiştir. Belge ve içeriği hakkında bilgi veriniz.

Bu belge doğrudur. Bildirgenin içeriği doğrudur. Yargıtay Başsavcılığı AKP hakkında kapatma davası iddianamesiyle en yüksek savcılık makamı olarak AKP yönetiminin yasadışı ve Cumhuriyet yıkıcısı olduğunu saptamıştır. Bu açıdan bildirge tarihi önemdedir. Bu bildirgeyi Sabih KANADOĞLU ve Mustafa AKAYDIN'a gönderdiğiniz tespit edilmiştir. Doğru. Yalnız adı belirtilen değerli hukukçu ve bilimadamlarımıza değil, Türkiye'nin bütün seçkin aydınlarına bu bildirge gönderilmiş, çoğu imzalamıştır. Başkanı olduğunuz İşçi Partisi'nde yapılan aramada Ergenekon terör örgütü soruşturması kapsamında yakalanarak tutuklanan Veli KÜÇÜK ve Ümit OĞUZTAN'ın yanı sıra Tüncay GÜNEY'de de ele geçirilen örgüte ait "Kemalist Model-Ulusal Gençlik Hareketi-Dinamik" adlı doküman ele geçirilmiştir. Söz konusu dokümanlar kimler tarafından, ne amaçla hazırlanmıştır?

Ergenekon terör örgütü üyelerinde de bu belgelerin aynısının çıkmasını nasıl açıklıyorsunuz? Başka kimlere bu dokümanı verdiniz? Ulusal Kanal ve Aydınlık'ın arşivi Türkiye'nin en zengin arşivlerindendir. içinde on binlerce cilt kitap, sayfa, belge ve yazı bulunmaktadır. Nerede, hangi odada, hangi gözde bulunduğu belirtilmeyen bu sorular titiz bir yargılamanın konusu olamaz, kaldı ki her belge saklanır ve değerlendirilir. Birçok gazetecinin resimlerinin ve bu gazetecilerinin hain olduklarını içeren el yazısının bulunduğu, başında ise "Hurşit TOLON Paşamız için yapılmıştır" ibareli dokümanı kim ve ne amaçla hazırlamıştır? Bu kâğıdın üzerinde 3. sayfa belirlemesi olduğuna göre bir başka evrakın parçası olduğu veya bana postayla yollanmış binlerce mektuptan biri olabilir. Çünkü masamın üzerinde çok sayıda cevap yazılmamış mektup dosyalan da bulunuyordu.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Doğu Perinçek'in Ergenekon Sorgusu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Kas 2010, 22:32

Yazı benim yazım değil, tanıdığım bir yazı da değil, üzerindeki fotoğraflar basın mensuplarına ait içlerinde benim değer verdiğim dostlarım da var; bana gelen mektuplardan biri olduğunu düşünüyorum. Atılı suçla hiçbir bağlantısı yok. Bu kâğıttan Ergenekon örgütü nasıl ispatlanacak, bilemiyorum. Çanakkale Ulusal Bağımsızlık Birlik Hareketi ve birçok kişinin imzasının bulunduğu "Değerli Kurayı Milliye Gönüllüleri" başlıklı, içeriğinde "Milli karargâh kurma vakti gelip de geçmekte" tabiri bulunan belgeyi açıklayınız. Bana her gün yüzlerce e-posta ve onlarca mektup gelir. Burada da altı imzalı bir mektup görülmektedir. 12 imza var, suçla bir bağlantısı yok. Ergenekon terör örgütü kapsamında gözaltına alınan şahıslarla ilgili ifade sorgu tutanakları ve Kemal KERÎNÇSİZ'e ait savcılık ifadesini nasıl ve ne maksatla temin ettiniz? Ben Ulusal Kanal sorumlusu değilim. Kaldı ki o binada 20 000 adet kitap, binlerce klasör ve yüz binlerce sayfa belge var. On bin yıllık bir araştırmada bile bu kadar belgeleri incelemek mümkün değildir. ... Fakat her partinin bulunduğu katlardaki her belgenin siyasi sorumluluğunu üstlenirim. Kaldı ki belgede suç unsuru söz konusu değil. İşçi Partisi'nde bulunan dokümanlar arasında "Eski Genelkurmay Başkanlarından İsmail Hakkı Karadayı'yla Telefon Görüşmesi (10 Eylül 2002)" başlıklı yazıda İsmail Hakkı KARADAYI'nın sizi aradığı ve sizi çalışmalarınızdan dolayı takdir ettiği, ABD'nin Tayyip ERDOĞAN ve BAYKAL'lı hükümet projesi hakkında konuşmalar yaptığınız yönünde bilgiler bulunmaktadır.

Bu görüşme gerçekleşmiş midir? İfadenizi veriniz. Bu telefon görüşmesi doğrudur. İçeriği de doğrudur. Bunu suç kanıtı olarak önümüze getirenler, Türk ordusuna suç yükleme konusunda her türlü ölçüyü bir kenara bırakan bir tutum içine girdiklerini göstermektedirler. O bakımdan bu soru, bu soruşturmayı yürütenlerin suç kanıtıdır. Beni Lozan mücadelesinden sonra eski genelkurmay başkanlarımız Doğan GÜNEŞ, Orgeneral KARADAYI ve birçok emekli komutanımız aramış ve kutlamışlardır. İşçi Partisi'nde bulunan dokümanlar arasında, "Başarılarımız" başlıklı bir belge bulunduğu, bu belgede özetle Öncü Gençlik isimli İşçi Partisi'nin gençlik kollarından bahsedildiği; alt başlıkta ise "Öncü Gençlik 5. Genel Kongresi'nde Türkiye'nin genel gündemine ilişkin örgütlerimizin militan eylemler yapması kararını almıştık. Bu kararı hayata geçirdik.

Böylece Öncü Gençlik tarihinin en fazla eylem yapılan ve bu açıdan en verimli dönemini yaşadık" yazdığı görülmüştür. Bahsedilen militan eylemler hakkında ifadenizi veriniz? Bu belge sanıyorum Öncü Gençlik'e aittir. İfade onlarındır. Öncü Gençlik'i tebrik ediyorum. Vatan savunmasında, Mehmetçik yürüyüşlerinde, şehit cenazelerinde, PKK'nın Dağlıca'yı basması ve Mehmetçiklerimizi şehit etmesinden sonra üniversiteyi ayağa kaldıran gençlik hareketlerinde gösterdiği başarı tarihe geçmiştir. Alman militan eylem karan yukarıda saydığım eylemlerdir. Zaten Öncü Gençlik'in faaliyeti onları vatan ve Cumhuriyet'i savunmada gösterdiği militan tutumu yansıtmaktadır. İşçi Partisi'nde bulunan dokümanlar arasında; daha önce pek çok örgüt mensubunda bulunmuş "Osmanlı'dan Günümüze Masonik Bilderberg Çetesi" ve "Örtülü Faaliyetler Bir" isimli belgeler bulunmuştur.

Bu belgeleri ne şekilde temin ettiğinizi ve neden pek çok örgüt mensubunda bu belgelerin çıktığını açıklayınız. Bu belgeleri hatırlıyorum. Mafyokrasi adlı kitabımı yazarken Aydınlık arşivinde bulunan mafyayla ilgili birçok kitap ve belgeyi topladım. Bunlardan yararlandım. O belgeyi de o kapsamda hatırlıyorum. İşçi Partisi'nde bulunan dokümanlar arasında; 17.12.199. tarihli "kişiye özel" ibareli dönemin başbakanına yazılmış Susurluk kazasıyla ilgili hazırlanmış 39 sayfalık MİT Müsteşarlığı belgesi bulunmuştur. "Kişiye özel" bu gizli belge sizin elinize nasıl geçmiştir? Açıklayınız. Hatırlamıyorum. Belki de basın yoluyla geldi. İşçi Partisi'nde bulunan dokümanlar arasında; el yazısıyla yazılmış "X İlindeki TEM Şubesindeki İşkenceci ve İnfazcı Tim" başlıklı belgede bazı polis memurlarının isimleri ve siyasi görüşleri yazdığı görülmüştür. Belge hakkında ifadenizi veriniz. Hatırlamıyorum, ancak yedi katlı İstanbul binasının ve gene yedi katlı Ankara binasının bütün belgelerini suçla ilgisi olsun olmasın bana sormanın hukuki bir yönünü göremiyorum. Vatandaşların buna benzer yüzlerce şikâyeti olmaktadır.

Polisimiz bizim polisimizdir, ancak suç işleyen memurlar olduğu zaman bunu takip etmek bir siyasal parti olarak görevimizdir. Mutlaka şikâyet olmuştur ve takip edilmiştir. İşçi Partisi'nde bulunan dokümanlar arasında; "Görüşme Notları İşadamı (21 şubat 2007)" başlıklı belgede Semih Tufan GÜLALTAY hakkında bilgilerin olduğu, belgenin içeriğinde Semih Tufan GULALTAY'ın DP'ye yönelik bir eylem planlarından bahsedilmektedir. Semih Tufan GÜLALTAY'la tanışıklığınız hangi boyuttadır? Bu belgeyi ne zaman ve nasıl yazdınız? Semih Tufan GÜLALTAY'ın yapmayı planladığı suikast hakkında bilgi veriniz. Belgeyi hatırlamıyorum. 7 katlı bir binada bulunan belgeleri bir kişinin on binlerce yıl yaşasa bile okuma ve öğrenme olanağı yoktur. Bu nedenle iki binada çıkan her belgeyi bana sormanız suçla ilgili değildir. Semih Tufan GÜLALTAY'la ilgili bilgimi en yukarıda kişiler bölümünde anlatmıştım. Bana yönelik bir suikastla ilgili kendisinin bilgisine başvurulmuştur. İşçi Partisi'nde bulunan dokümanlar arasında; "Son Bilgi (Sağlam)" başlıklı yazıda "İsmail PAKER ve Zekeriga ÖZTÜRK, Baltalimanı'nda Doğa Balık Restoranı'na (eski Şaziye Bar'ın bitişiği) sıkça birlikte gidiyorlar. Orada bir Dr yüzbaşı, bir üsteğmen ve başka subaylarla birlikte MİT mensuplarıyla da birlikte oluyorlar. Restoranın sahibi (adı bilinmiyor öğrenilecek) ve işletmecisi Ahmet adlı şahıs yeraltı dünyasıyla ilişkili. Ahmet ve adamları Sedat PEKER'le silahlı çatışmaya girmiş (bu olay gazetelere de yansımış).

Ahmet artık restoranda çalışmıyor. Söz konusu subaylardan biri, restoran sahibine bir adet Glock satmış. İsmail PAKER'in çocukları Alparslan ASLAN'a amca diyor (M. TEKİN tanık olmuş). İsmail PAKER'in Bulgar uyruklu Osman adında çok yakın bir arkadaşı var. 18 mart kapsamında Çanakkale'ye yapılan bu geziye (bu yıl), İsmail PAKER, Zekeriya ÖZTÜRK ve M. TEKİN birlikte katılıyorlar. Çanakkale garnizon komutanı ya da etkinlikleri yöneten kişi olan albay, üçlüye çok yakın ilgi gösterip birçok kolaylık sağlıyor. Nedeni İsmail PAKER'i tanıması. PAKER bu durumu 'Asteğmenken komutanımdı' diye açıklıyor. M. TEKİN, PAKER'in verdiği bilginin doğruluğundan şüphelenip, sonradan albayı arıyor ve '1985'te Güneydoğu'da aynı birlikteydik' yanıtını alıyor." Bu belgeyle ilgili ifadenizi veriniz. Bunlar olsa olsa Aydınlık'ın haber kaynaklarının verdiği doğruluğu saptanmamış bilgiler olabilir. Ben İşçi Partisi'nin genel başkanıyım. Aydınlık veya Ulusal Kanal'ın haber müdürü veya muhabiri değilim. Bu bilgilerin benimle bir ilgisi yoktur. İşçi Partisi'nde bulunan dokümanlar arasında; elle yazılmış "Teoman'dan Gelen Bilgi" başlığı altında bilgisayar çıktısı halinde yazılmış "Yaklaşık 2 ay önce Sirkeci'de bir kebap restoranında önemli bir yemek yendi.

Yemeğe çok önemli bazı önemli generaller ve çeşitli Kuvvayı Milliye derneklerinin yöneticileri katıldı. Kemal KERİNÇSİZ, Veli KÜÇÜK, Muzaffer TEKİN, Taner ÜNAL gibi isimlerin eski generallerle birlikte Türkiye'nin içinde bulunduğu son durumu görüşmek üzere yemek yedikleri belirtiliyor. Yemek bir komutanın doğum günü nedeniyle verilmiş. En çok tartışılan konu ise İşçi Partisi'nin Milli Hükümet Çağrısı olmuş. İsmini öğrenemediğimiz bir orgeneral, İşçi Partisi'nin çağrısını olumlu bulduklarını ve parti programında yazılı olan bazı fikirlere karşı eleştirilerini Doğu PERİNÇEK'e sunacaklarını belirtmiş. Aynı orgeneral, geleneklerin bile dışına çıkarak iki üç orgeneralin ortak bir eleştiriyi kaleme alacaklarını ve İşçi Partisi'yle müşterek uzlaşma noktaları bulduktan sonra partiye katılacaklarını belirtmiş. Bunun üzerine Kemal KERİNÇSİZ ve arkadaşları İşçi Partisi'ne katılma fikrine karşı çıkmışlar... Bu bilgiyle örtüşen bir başka bilgiyi ise Kornikov verdi. Kornikov, Galadio'nun 1-2 yıldır ulusalcılara sızmaya çalıştığını, ancak bunun tam başaramadığını belirtti.

Bunun için Gladio kendi ulusalcılarını yarattı. Bunun başında daha önce duyulmamış bazı dernekler ve isimler var. Gladio bu iş için hatırı sayılır paralar da harcıyor. Hatta Gladio'nun ulusalcıları yeni bir televizyon kanalı kuracak paraya ulaştılar. VTV adı altında yayın yapacak olan Vatan TV, Gladio'nun ulusalcılarının yayın organı olacak." Bu belge hakkında ifade veriniz. Belgeyi bilmiyorum. Bunlar Aydınlık ve Ulusal Kanal'a gelen binlerce doğrulanmamış, bazen dezenformasyon denen bilgi bozma faaliyetlerinin ürünleri de olabiliyor. Kaldı ki eğer verilen bilgi doğru ise Kemal KERİNÇSİZ'lerin İşçi Partisi'ne sıcak bakmadıkları görülüyor. Esasen partimizi tutmadıkları ve hatta karşı olduklarını biz de biliyoruz. Herkesin eğilimine saygılıyız, ama bütün bu bilgiler aynı örgütte toplanmak istenen insanlar arasında fikir beraberliği olmadığını kanıtlamaktadır.

Gladio ile ilgili bilgi ulusalcı güçlerin içine birtakım örgütler kurularak burada kışkırtıcı faaliyet yürütüldüğünü göstermektedir. Benim ve partimin gözlemleri de bu yöndedir. Bütün bunlar benim atılan suçla hiçbir ilgimin kurulmadığını ispatlar. Bu bilgiler eğer Aydınlık ve Ulusal Kanal'da yayınlanmadı ise ki ben yayınlandığını görmedim, o zaman bilgiler doğrulanmamış ve şüpheli bulunmuş demektir. Yapılan aramalarda el konulan belgelerden; "Öncü Gençlik, 30 Ocak 2000 İst." ile başlayan el yazısıyla alınmış notların bulunduğu, notların içeriğinde; "İtirazlara" "Eğitimlerde göstereceğiz" "Devrimden sonra hatıra" "Basın işliyor (Akşam, 1.10.1997)" "Genel Başkana TEM'de soruluyor (Eylül 1998)" "Eylül 1998" "Evdeki özel şeyleri getir, saklayalım." "Geçmişe döndük baktık" "P'den ayrı örg. ... Gökçe" "Hiçbir arkadaşın kolektif iradenin dışına çıkacağını düşünmüyorum (G, s.4)" "Sadık'a = ÖG'in iradesini dışlamaya başladım (s.4)" "AYRI ÖRGÜT" "Sadık, Gökçe ye" "Başbakanlıktan ayrı bir MİT oluşturmuşsunuz. (Sadık, s.l)" "ÖG merkezine (G. s.2), ÖG Anadolu, İst'da bölücü" "Araştırma" "Sorgu" "İzah yok Beşiktaş" "Vahim hatalar" (sayfa 32) "İstifa" "P disiplini alışı" "Görevi ret" "Gizli toplantı vb." "MK rica ettim" "Disiplini ret" "MK iki yol" "Disipline (sayfa 32)" "Defol-Çatlak" "Pazarlık" "Özsoy: Gelecekte de P ile birlikte olmak istiyorum." "İSTEMİYORUZ! EĞİTECEĞİZ!" "DÖRT DENEY" "Erdal Gökyüzü, Fehmi E???Ş" "Nahit TÖRE; Deniz GEZMİŞ, Atilla SARP, Cihan ALPTEKİN, Doğan ÖZ öldürüldü!!!" "Muzaffer KÖKLÜGİLLER" "Olumlu örnek = MK" "Talimat, Sonuç / Kararlar" "Artık Gökçe değil" "GÖKÇE: Soruşturma bitecek, kazanılacak tekrar P'ye eğitilecek." "TEBLİGAT: Gökçe ile Kes toplanma, birleşmeliği dağıtın!" "G ile P görüşecek!!!" "P ile birleş Disipline uy" "MZD" "R'i değil M'i uygulayın" "Bölünmeyin, birleşin" "Hile ve tertiplerle uğraşmayın, açık yürekli ve dürüst olun" "MK'ya götürdüler İst'a gelip HİZİP" "P. tarihinde ilk" Şeklinde notların yazılı olduğu görülmüştür. Söz konusu notlar size mi aittir? Size aitse bu notları nerede, ne zaman ve ne amaçla yazdınız? Notların içeriğinde geçen konuları açıklayınız.

Bu belgenin benimle bir ilgisi yok. Olasıdır ki Öncü Gençlik'e ait olan odada bulunmuştur. Ancak içeriğinde suçla ilgili bir husus görülmemiştir. "İşçi Partisi Vurdu mu Deviriyor" başlıklı içeriğinde ise "Çiller Özel Örgütü Şeması" başlıklı şema kendisine gösterildi. Söz konusu şemayı kim, ne zaman ve nereden aldığı bilgilerle hazırlanmıştır? Açıklayınız. Bahse konu şemayı Aydınlık yazı kurulu yüzlerce bilgiyi değerlendirerek yapmıştır. Benim 1997'de basılan ve yedi basımı yapılan Çiller Özel Örgütü adlı kitapta yayımlanmıştır ve hiçbir dava açılmamıştır. Suçla bağlantısı yoktur. "Milli Hükümet Bakanlar Kurulu" başlıklı "Doğu PERİNÇEK Başbakan, Ferit İLSEVER-Başbakan Yardımcısı..." gibi başbakanlık ve bakanlık kadrosunun oluşturduğu belge kendisine okundu. Söz konusu belgeyi kim ne amaçla hazırlamıştır? Açıklayınız. Bu bakanlar kurulu listesini seçimden önce halkımıza sunduk. İktidar amacıyla mücadele ettiğimiz için Türkiye'yi hangi yetenekli kadrolarla yöneteceğimizi halkımıza açıkladık. Ayrıca Milli Hükümet programını da Türk milletine sunduk.

Bu program Türkiye'yi kurtaracak programdır. Kadro da Türkiye'nin en birikimli kadrolarının bir parçasıdır. Bu sorunun suçla ilgisi yoktur. Ümit SAYIN'la olan ilişkiniz nedir? Ümit SAYIN kendisini askerlerin çeşitli kesimleriyle ilişkili gösteren beyanlarda bulunur. Ben kendi tecrübelerimden bu beyanların çoğunun gerçek dışı olduğunu gördüm. Telefon görüşmeleri 03.02.2008 günü saat 23:15 sıralarında — 3226659 numaralı telefonu kullanan ve Bursa Gemlik'ten aradığı anlaşılan X şahısla yaptığınız telefon görüşmesinde; bir süre türban konularından ve çıkan kararlarından bahsettikten sonra, X şahsın "Yasamanın yani hükümetin şüpheli hareketleri uzunca bir zamandır... Müdahale edilecek konumlara gelmiştir. Defalarca" dediği; sizin de "evet" dediğiniz, hukukun dışına çıkıldığından bahsettiğiniz; X şahsın "... Burada Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bekasını koruma gücünü kaybetmiş gibi gözüküyor" dediği; sizin de "Devlet düşmanın eline geçti artık. Kaybetmeyi bırak..." "Devleti yeniden kurmak lazını" dediğiniz; X şahsın da "...Türkiye Cumhuriyeti, bağımsızlığını tüm dünyaya karşı yeniden ilan etmek zorunda." "... ben bunu Turhan ÇÖMEZ'e de, ... anlatmaya çalıştım" dediği; ilerleyen görüşmenizde ise hükümeti kastederek, sizin "... Ordu bunlardan yana değil karşılarında.

Bunlar çok ağır darbeler yiyecekler" dediğiniz, yerel seçim öncesinde hükümete karşı bir yapı oluşturulması gerekliliğinden bahsettiğiniz; X şahsın da "... İşte bu yapı oluşup kısa zamanda oluşup varlığını bu millete göstermesi lazım. Benim yani şeyim, aciliyetim paniğim bu. Seçimlerden önce olmalı" dediği; sizin de "Bütün gücümüzle onun için uğraşıyoruz" dediğiniz tespit edilmiştir. Telefon görüşmesini açıklayınız. Telefon görüşmesi doğrudur. Bir köylüyle yapılmıştır. Ancak ben hiçbir telefon görüşmesinde ve görüşmem de askeri darbeyi onaylamam, tersine askeri müdahalenin çözüm olmadığını belirtirim. Bunun dışında devleti yeniden kurmak gerektiği doğrudur. Biz bunu partimizin bütün kararlarında açıklıyoruz. Devleti Atatürk Devrimi temelinde yeniden kurmadan Türkiye bu karanlıktan çıkış yolu bulamaz. 04.02.2008 günü saat 13:58 sıralarında —5947450 numaralı telefonu kullanan ve Başkent Üniversitesi'nden aradığı anlaşılan X şahısla yaptığınız telefon görüşmesinde; sizin "Sayın Hocam, saygılar" dediğiniz; X şahsın da "... yeni bir metin verdiler bana, onu sizler mi hazırladınız bu Ulusal Strateji Merkezi dediği; sizin de "Evet, burada bir grup eee hocamızla ve siyasetçimizle böyle bir 2,5 ay kadar bir çalışma yapıldı, ben de katıldım. Bunun sonucunda da çok ince tartışılarak aşağı yukarı 12-13 toplantı sonucunda o hale getirildi Hocam" dediğiniz; X şahsın da "... onu bana İzmir'de verdiler Ege Koop çağırmıştı beni orda Ulusal Strateji Merkezi'nden bir hanımefendi verdi" dediği; sizin de "...

Mehmet HABERAL toplantılar yapıyor, ona sizde katılın Hocam" dediğiniz; X şahsın da "... rektör yardımcısı bizim Korkut ERSOY var, ben de ondan öğrendim, bir liste vermişti ondan sonra İzmir'de verince ben de kendi payıma düşeni yapmaya başladım." "... ben imzaladım bildirgeyi zaten imzaladım" dediği; sizin "O ayrı, bir de bütün milli kuvvetleri bir araya getirip bir siyasal çözüm o bakımdan" dediğiniz anlaşılmaktadır.

Görüşmeyi yaptığınız ve "Hocam" diye hitap ettiğiniz şahıs kimdir? Bahsedilen Ulusal Strateji Merkezi kimlerden oluşmaktadır? Bu merkezin görevleri nedir? Sizin de katılımınızla Ulusal Strateji Merkezinizin hazırladığı belge neyi içermektedir? Bu görüşme doğrudur. Görüştüğüm hoca, Prof . Dr. Unsal YAVUZ'dur. Ulusal Strateji Merkezi, İşçi Partisi'nin tüzüğünde yer alan bir kurumdur. İşçi Partisi'nin yan organlarındandır. Başında İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı emekli General Servet CÖMERT bulunmaktadır. Faaliyetleri yasaldır ve ışık tutucudur. 249 06.02.2008 Küllü saat 14:59'da Emcet ...? isimli şahısla yaptığınız telefon görüşmesinde; Emcet'in Adil Bey (Adil SAÇAN) dediği bir şahısla görüşme yapacağını söylediği, sizin de "Adi l Bey'e selam söyle, Levent TEMİZ'in de onunla görüşmek istediğini belirtiver" "çünkü onda bazı bilgiler var, gani şey Adil Bey'i içeriden tekrar almayı düşünebilirler diye, ben ihtimal vermiyorum da" "Ben hiç ciddiye almıyorum ama ben bak şunu söyle bak, arkadaş bu Güler KÖMÜRCÜ söylemiş, 'bunu onu içeri alabilirler haber yolla' diye gözaltına aldıkları zaman" "... çıksın aslanlar gibi, olayı en iyi göğüslemek öyle olur, çıkıp bi açıklama yaptığı zaman bi daha içeri alma falan filan hiçbir şey ihtimal kalmaz yani" "... akıllılık yapıp çıkıp bu çatır çatır...

Açıkladığı zaman biz bu gözaltına aldık o zaman bu savcının emriyle takipsizlik kararı verdik, hatta belgeleri bile iade ettik, bunları açıkladığı falan zaman her çöker yani" dediğiniz tespit edilmiştir. Adil Serdar SAÇAN ile Emcet ve Levent TEMİZ'in röportaj yapacağı ve Adil Serdar SAÇAN'ın Ergenekon operasyonu ile Tuncay GÜNEY hakkında açıklama yapmasını istediğiniz anlaşılmaktadır. Neden bu şekilde açıklama yapmasını istemektesiniz? Telefon görüşmesini açıklayınız. Bu görüşme doğrudur. Adil Serdar SAÇAN'dan Organize Suçlarla Mücadele Şubesi müdürü olduğu zaman yaptığı bu uygulamayı ve sonuçlarını kamuoyuna açıklamasını istedim. Şimdi de istiyorum. Kendisini tanık gösteriyorum. Çünkü Hürriyet gazetesinde çıkan açıklamasında, 2001 yılında yürütülen soruşturma sonucunda Başsavcılığın belgeleri ciddiyetsiz bularak soruşturmayı kapattığını açıklamıştı.

Şu an yürütülen Ergenekon soruşturması, bana sorulan sorularda da görüldüğü gibi Türk ordusunu ve yasal İşçi Partisi'ni hedef alan bir soruşturmadır. ABD, Kuzey Irak üzerinden Türk ordusunu tehdit ederken ve ordu bölücülüğe karşı uygulamalarda bulunurken, TSK'yı dışardan ve içerden yıpratma ve savaş gücünü zayıflatma çabaları yoğunlaşmıştır. Ergenekon soruşturmasının da bütünüyle bu çabalarla ilişkili olduğu kanaatim hele son gözaltı süremde iyice güçlenmiştir. Çünkü soruşturmayı yürütenler, Türk ordusunu gördükleri her yerde suç var anlayışıyla yüklenmekte, TSK ile ilgili her belgeyi bir suç bağlantısı olarak değerlendirmekte, generallerle merhabalaşmayı, yazışmayı bir suç belgesi olarak görmektedirler. Bunların kanunsuz olmanın ötesinde Türkiye'nin savunma gücünü kırmaya katkıda bulunan bilinçli bilinçsiz çabalar olduğu apaçık ortadadır.

Bu durumda Ergenekon soruşturmasının düzmece ve uydurma olduğunun ortaya çıkarılması bir vatan görevidir. 2001 yılında uydurulan ifadelerin hiçbir değer taşımadığı o zaman DGM başsavcısı tarafından saptanmıştır. Bu gerçeğin ortaya çıkması Türkiye'nin birliği, bütünlüğü ve ordumuzun saygınlığı açısından hayati önemdedir. 07.02.2008 günü saat 17:53'te 0212 245 .. .. numaralı telefonu kullanan X şahıs ile yaptığınız telefon görüşmesinde; X şahsın "Ankara'nın önerisi şu" "Bedri Abi işte Mehmet Cengiz, ... toplanmışlar" "şeyi kapak yapalım diyorlar" "AKP kapatılsın" dediği; sizin de "Olmaz öyle şey... Bu tamamen halka güvenmeyen çizgiyi besliyo yani." "Bu bu AKP'yi çok daha güçlü getirir" "AKP'yi ancak halk şeyiyle ihtilaliyle devirmek lazım" dediği; X şahsın da "Olay da oraya gidiyor göstere göstere yani." "...Şimdi Rafet buradaydı da" "Bir B Planı var diyo" "Sokağı bekliyolar diyo" "Komuta kademesinde çok tepki var diyo" "B Planı'nı yapanlar da" dediği; sizin de B planını kimin yaptığını sorduğunuz, X şahsın da "ordu yapıyo" dediği tespit edilmiştir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Doğu Perinçek'in Ergenekon Sorgusu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Kas 2010, 22:32

Görüşmeyi yaptığınız şahıs kimdir? Bu şahıs ve yanındakiler, hükümeti yargı yoluyla kapatılması için bir çalışma mı yapmaktadır? Bahsettiğiniz ve hükümetin halk devrimi ihtilaliyle devrilmesi konusu nedir? Bunun için ne gibi çalışmalarınız bulunmaktadır? Konuşmada bahsedilen ve ordunun B planı olarak geçen konu nedir? Ben görüşmeyi yapan şahsı hatırlayamadım. Böyle bir görüşme yaptım. Fakat iki ayrı görüşme birbirine karıştırılmış sanıyorum. Benim "AKP kapatılsın" diye bir kapak yapılmasına karşı olduğum doğrudur. Çünkü yargıya talimat gibi algılanacaktır. B planı hatırladığıma göre bir başka konuşmada ABD'nin Türkiye'yi ilişkin B planı olarak konuşuldu. Ordunun B planından söz edildiğini hatırlamıyorum. Bantların ve kayıt metinlerinin kontrol edilmesi gerekir. 09.02.2008 günü saat 14:30'da 312 235 .. .. numaralı telefonu kullanan Fikret ARTAN'la yaptığınız görüşmede hükümetten konuştuğunuz, MHP'nin durumu ve başörtüsü konularından bahsettiğiniz; Fikret ARTAN'ın Abidin isimli bir şahıstan bahsederek "Onun TRT'deki sorununa da epey bi yardımcı oldum ..." "Abidin Bey seçim anketi çalışmasını SESAM'daki çalışmalarını falan da biraz Genelkurmayca dirsek teması içinde yürütüyo" dediği, ayrıca AKP'nin çıkartmaya çalıştığı Kamu Yönetimi Temel Kanunu'ndan bahsederek, bu konuda "Askeri Ateşe Paşa vasıtasıyla bi 4 sayfalık rapor hazırlamıştım; Paşa hem Genelkurmay'a hem de sayın cumhurbaşkanına gönderdi, o zamanki Ahmet Necdet SEZER Bey'e" "Benim gerekçelerimle sayın cumhurbaşkanı iptal etmişti" dediği tespit edilmiştir. Telefon görüşmesini açıklayınız. Bu görüşme doğrudur. Cumhuriyet düşmanlarından kurtulmamız gerektiğini Yargıtay başsavcısı da hukuki iddianamesiyle saptamıştır. Ben bu görüşü 6 yıldır savunuyorum. Kamu Yönetimi Temel Kanunu Ue ilgili saptamaların bana bildirilmesi de doğrudur. Bu görüşmelerin hiçbir suç kanıtı değeri taşımadığı halde niçin sorguya alındığını bilemiyorum.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınarak tutuklanan Emin GÜRSES'in 28.01.2008 günü saat 20:59 sıralarında Mustafa Yarbay isimli şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesinin bir bölümünde, bir süre telefon dinlemeleri hakkında görüştükten sonra Mustafa'nın "Bunlar geçecek ya" dediği, kendisinin "Sen başkasın. PERİNÇEK ile konuşuyordum. Mesaj başka şimdi'' dediği anlaşılmıştır. Söz konusu telefon görüşmesinde bahsedilen konunun ne olduğu Emin GÜRSES'e sorulduğunda "Burada PERİNÇEK olarak bahsedilen kişi Doğu PERİNÇEK'tir. Doğu PERİNÇEK ile yapılan operasyon hakkında görüşmelerimiz oldu. PERİNÇEK bana bu operasyonun millicilere karşı yapılan bir operasyon olduğunu; özelleştirmeler, vakıflar kanunu, bor maddelerinin satılması, Türk ordusunun İran'a karşı kullanılması gibi başka bir şeyleri gizlemeyi amaçladığını söylemişti.

Ben de bu beyanları Mustafa'ya aktarmıştım" şeklinde açıklama getirdiği anlaşılmıştır. Ergenekon operasyonunun yukarıda belirttiğiniz "bir şeylerin gizlenmesi" amacı uğruna mı yapıldığını düşünüyorsunuz? Emin GÜRSES'le yaptığınız görüşmeyi açıklayınız. Emin GÜRSES çok doğru söylemiş. Vatanseverlerin bu ülkeyi korumak için nasıl duyarlı oldukları herkes tarafından görülmelidir. Türkiye düşmanı güçler, kuvvetlerinin ötesinde bir işe kalkıştıklarını bilmelidir. Aynı telefon görüşmesinde... "Yıllardır yani fikir öğrendiğimiz bir insan diyor ki, ya komutan yani emekli paşalar mı... darbe yapıyor diyor yani herkes tiye alıyor artık şeyleri."

Hocam asker yapmayacak. Asker mesela PERİNÇEK'ten hep uzak durdu. Kardeşim PERİNÇEK gibi bu konularda profesyonel bir adam bu işte, bu örgütlenmede... oy vereceksin. Ben niye böyle adanılan harcayayım? Ben işin içinde olmam ama bu işte önünü açarım. Öyle bir sürü örgütlenmeler var. Türkiye'de silah üzerine o tür yemin edenler değil PERİNÇEK gibi örgütlenmesi güçlü tavrı da sert." "Onların üzerine gelemiyorlar. PERİNÇEK dün meydan okudu.

Dedi ki 'burda istihbaratçılar var' dedi. 'Onlardan rica ediyorum, bizden birini tutuklasınlar da göreyim' dedi. 'Onlara zindan ederim İstanbul'u' diyor, bak böyle konuşuyor" dediği anlaşılıyor. Söz konusu telefon görüşmesinde bahsedilen konunun ne olduğu Emin GÜRSES'e sorulduğunda; "Beyanlarım PERİNÇEK'in beyanlarından ibarettir. PERİNÇEK'ten bizzat duyduğum veya basından takip ettiğim beyanları Mustafa'ya aktarmıştım" şeklinde açıklama getirdiği anlaşılmıştır. Şahsın ifadesinden de anlaşılacağı gibi mevcut düzeni değiştirecek bir darbeyi TSK yapmayacağı, ancak sizin yapabileceğiniz belirtiliyor. Bu konuyla ilgili ifadenizi anlatınız.

Ayrıca devletin kolluk kuvvetlerini tehdit ettiğiniz anlaşılmıştır. Konuyla ilgili ifade veriniz. Sayın GÜRSES benim Türkiye karşıtı güçlere karşı kararlılığımı anlatmaya çalışmış, kendisine teşekkür ederim.
Soruşturma kapsamında gözaltına alınarak tutuklanan Emin GÜRSES'in 27.01.2008 günü saat 23:17 sıralarında Bülent...? isimli şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesinin bir bölümünde, "PERİNÇEK'in bir toplantısı vardı Kadıköy'de, söz konusu toplantıda PERİNÇEK'in kendisine Sakarya bölgesinde operasyon yapabilirler" dediği anlaşılmıştır. Emin GÜRSES'in 24.01.2008 tarihinde İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nde alınan ifadesinde neyi kastettiği sorulduğunda; "Sakarya'da teröristlere düzenlenen bir operasyon vardı. Bu operasyonu PERİNÇEK bana söylemişti. Bu operasyon yapıldı. Sakarya Emniyeti'nden bu konu araştırılabilir" şeklinde açıklama getirdiği anlaşılmıştır. Bu konuyla ilgili ifade veriniz. Emin GÜRSES doğruyu söylemektedir. 14.01.2008 günü saat 18:11'de Güler KÖMÜRCÜ ile İbrahim Hakkı AŞKAR arasındaki telefon görüşmesinde; bir toplantıdan çıktığı anlaşılan Güler KÖMÜRCÜ'nün "Çıktım, şimdi bir başka yere geçmek zorundayım canım orda patlarım artık..." "Şimdi bak Doğu PERİNÇEK, Mehmet HABERAL, ondan sonra Yaşar OKUYAN işe ne biliyim Anıl ÇEÇEN daha sayayım bir sürü isim böyle." "Bunlar şimdi Güler KÖMÜRCÜ'de katılımcı diyalog grubu oluşturmuşuz.

Ben ve adamlar Bismillah dakka bir başında parti kuralım parti kuralım ... geldim ve 'Ne parti kurması?' dedim" dediği; İbrahim'in "Doğu PERİNÇEK demedi mi ki 'benim parti var işte buyrun gelin burda'..." dediği; Güler KÖMÜRCÜ'nün "... o da öyle dedi zaten 'bizim partimiz var'..." dediği tespit edilmiştir. Telefon görüşmesinde ismi sayılan şahıslarla bir toplantı yapıldığı ve yeni bir parti kurulmasıyla ilgili görüşler konuşulduğu, sizin de "Bizim partimiz var" dediğiniz anlaşılmaktadır. Bu toplantıyı kimlerle ve ne amaçla yaptınız? Toplantı neticesinde hangi kararlar alındı. Bu toplantılar, eski bakanlarımızdan Kamuran İNAN, eski ekonomiden sorumlu devlet bakanı Ufuk SÖYLEMEZ, Başkent Üniversitesi Prof. Dr. Mehmet HABERAL ve Prof. Dr. Hasan EREN'in insiyatifıyle başlayan ve basına açık yapılan Milli Egemenlik Hareketi (MEH) toplantılarıdır.

Çeşitli partilerden şahsiyetler, üniversite öğretim üyeleri, orgeneraller, kitle örgütleri yöneticileri katılmaktadır. Bir eşgüdüm kurulu oluşmuştur. Çalışmalar yasaldır ve kamuoyu önündedir. Ayrıca basına yansımıştır. Milli güçlerin birleşmesi Türkiye'yi bölmek isteyen ABD ve Haçlı İrtica tarafından kaygıyla karşılanmaktadır. 05.02.2008 günü saat 16:27'de Bedri ...? isimli bir şahısla yaptığınız telefon görüşmesinde; sizin "Cumartesi günü yapılıyor mu?" diye sorduğunuz, Bedri'nin "Bu CHP valiliğe çevresinde şey önerisi varmış yani bu cumartesiye bir şey yapalım da ama asıl ondan sonra Anayasa Mahkemesi'ne götürelim ve 16'sında Anayasa Mahkemesi'nde görüşülmeden önce ona destek amacı ile büyük eylem yapalım diye" "çok büyük bir talep var bu çok büyük bir şey olabilir, zaten yani çok önemli gelişmeler olabilir" "... biraz sonra toplantı oluyor abi partiler de katılıyor" dediği; sizin de "Kim bizden katılıyor?" dediğiniz; Bedri'nin de "Hüseyin KARANLIK" dediği; ilerleyen görüşmede sizin "Baksana Ertuğrul ÖZKÖK Bey bizim tarafa geçti" dediğiniz; Bedri'nin "Evet abi TÜSİAD abi, TÜSİAD bu tarafa geçti" dediği tespit edilmiştir. Telefon görüşmesini açıklayınız. Telefon görüşmesini yaptığım şahıs bizim Genel Başkan Yardımcımız Bedri GÜLTEKİN'dir. Görüşmenin aralarından bölümler alındığı için benim üslubum değişmiş oluyor, ancak görüşmenin özü doğrudur. Fakat suçla bir ilgisi yoktur. Anayasa Mahkemesi'nde görüşülecek olan konu türban konusudur, bahsedilen eylem de yasal mitingdir. Hüseyin KARANLIK, Merkez Karar Kurulu üyesidir. Görüşmede "bizim taraf ' diye bahsettiğim Türkiye tarafıdır.

Karşı taraf ise ABD ve onun güdümündeki Haçlı irtica'dır. 07.02.2008 günü saat 17:11'de Gönenç ...? ile yaptığınız telefon görüşmesinde; Gönenç'in "... vermiş olduğunuz dilekçeyi takip için savcılığa gittim, hazırlık numarası vesaire alacaktım" "Müracaat savcısı da açıkçası bizi arıyormuş, zaten beni hemen başsavcı vekiline yönlendirdi" "... hatta bu konuda bir telgraf aldıklarını da söylediler" dediği; sizin de "ı yukarıdan herhalde" "Savcıların eğilmesi bak bu ikinci dilekçe de şeyi de ben sizden ayrı bi kaynaktan askeri kaynaklardan bize bildirdiler" "Araştırmalar bize ikisini de şeyi İstanbul Emniyeti'nin şeyi olduğunu hatta hatta bizim gri dediğimiz mavi" "kapalı kasa falan diye araştırmışlar numarayı da tereddüt vardı düzgün numarayı yazmışlar ve kesin olarak İstanbul Emniyeti'ne bağlı olduğunu ve şeyi bildirdiler; 'kimler vardı bunun içinde ne amaçla izliyorlardı falan bunun üzerinde durulması gerekir' de diyorlar bu da çok ilginç" dediğiniz tespit edilmiştir.

Telefon görüşmesini açıklayınız. Telefon görüşmesini yaptığım şahıs Avukatım Gönenç LAÇlN'dir.

Görüşme doğrudur, içeride bahsedilen konu, evimizin önünde iki araba bizi izliyordu ve koruma niyetli değil, tehdit ve rahatsız edici tavırları olduğunu gördük. Arkadaşlarımız takip etti, Gayrettepe'de üç arabanın buluştuklarını tespit ettik. Bunları araştırdık, İstanbul Emniyeti'ne bağlı araçlar olduklarını tespit ettik. Bu arada Aydınlık dergisinde konu yayımlandığı için orada görmüşler, bazı askeri kaynaklar bizim tespitlerimizin doğru olduğunu arkadaşlarımıza söylemişler. Karanlıkta gri olarak gördüğümüz aracın mavi olduğunu tespit etmişler. Bu konuda suç duyurusunda bulunduk, içişleri Bakanlığı'na da şikâyet ettik. Bakanlık telgrafla savcılığa emir vermiş, savcılar ise konuya eğilmişler. Aynca bu konuda İstanbul Emniyet Müdürü Sayın Celalettin CERRAH'ı aradım, istanbul valisini de aradım. Onlara da durumu anlattım.

Onlar da ilgileneceklerini söylediler. 11.02.2008 günü saat 21:56'da Şule ...? ile yaptığınız telefon görüşmesinde; yaptığınız bir toplantının bittiğinden bahsederek "... gelince anlatırım, Hurşit TOLON'un selamı var sana" dediğiniz; Şule'nin de "... Mehmet'ten de yeniden yazı istemişler" dediği; sizin de "Bence kendisi yazmasın yani o böyle fazla, araştırma görevlisi yani suçlanacağı böyle Fethullah Hoca bilmem ne polemiklerine fazla girmesin" dediğiniz tespit edilmiştir. Telefon görüşmesini açıklayınız. Görüşme doğrudur. Sözü edilen toplantı, biraz önce sorduğunuz Milli Egemenlik Hareketi toplantısıdır. Orada sayın emekli Orgeneral Hurşit TOLON da bulunuyordu. Eşim Şule'ye de selam söyledi.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Doğu Perinçek'in Ergenekon Sorgusu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Kas 2010, 22:32

Diğer konu oğlum Mehmet PERİNÇEK ile Moskova'da Rus gazeteleri Fethullah Hoca hakkında röportaj talep etmişler. Üniversitede çalışan ve Dışişleri Bakanlığı tarafından 6 aylığına Rus arşivlerinde çalışma için gönderilen oğlum Mehmet PERİNÇEK'in Rus gazetelerine uzun boylu röportaj vermesini yararlı bulmadığımı bildirdim. Bunların suçla hiçbir ilişkisi yoktur. Soruşturma, suçun tanımı yapılmadan insanların her türlü ilişkisini, görüşmesini araştıran kanun dışı bir çizgidedir. 27.02.2008 günü saat 21:07'de Süleyman ...? isimli şahısla yaptığınız telefon görüşmesinde; sizin "... ben konuştum Akkaya'yla" dediğiniz; Süleyman'ın "... Emin Abi'yi aldılar" "Şimdi Doğu Abi biz bir şeyler düşündük" "Haftaya muhtemelen biz 6 kişi size geleceğiz" "Altı özel kişi" "Ankara'dan Akkaya var" "Orhan Abi'yi düşünüyoruz Orhan Abi gelecek" "Karabük'ten bi arkadaş var, Trabzon'dan bi arkadaş var" "Biz size geleceğiz işte onun haricinde bu şey var belki bilirsin Çağlayan Mitingi" "Onda konumumuz ne olacak bizim?" dediği; ilerleyen görüşmede "...bakalım Emin GÜRSES için bir şey yapabilirsek yapacağız" dediği tespit edilmiştir. 2 55 Telefon görüşmesini açıklayınız. Görüşme tamamen doğrudur. Süleyman adında, İstanbul'da oturan, soyadını bilmediğim bir gençle yapılmıştır. Çevresi bulunmaktadır. Beni ziyaret etmek istemişlerdir. Gerçekten de bir heyet halinde gelip beni partide ziyaret etnüşlerdir. Bu olayların Ergenekon suçuyla bir ilişkisi yoktur. Çağlayan Mitingi'ni bir grup kitle örgütü düzenlemiştir. Bana bu mitinge katılmanın yararı olup olmadığını sormuştur. Ben de katılmalarını teşvik etmişimdir. 05.03.2008 günü saat 21:47'de Teoman ...? isimli şahısla yaptığınız görüşmede; Ulusal Kanal'ı aradığınız ve Teoman ile görüşmenizde "Şimdi bu bizim hani CIA Ajanı Tuncay ile ilgili bir kapağımız olmuştu ya" "Onu bana e-postalar mısın?" dediğiniz tespit edilmiştir. Telefon görüşmesini açıklayınız. Görüşme tamamen doğru.

Bu konulan incelemek, araştırmak bir siyasi parti başkanı olarak görevimdir ve isterse cumhurbaşkanı olsun kimse bana bu konuda soru yöneltemez. 07.03.2008 günü saat 10:35'te de Bedri ...? ile yaptığınız görüşmede Bedri'nin "... şimdi o bir biri geçen güne öbür önceki akşam" "TÜMEP bir yemekli toplantıya davet etti" dediği; sizin de "Kemal ALEMDAROĞLU seni görmüş orda ..." "Senin yanında kim vardı?" dediğiniz;

Bedri'nin "Bizim partide Karanlık vardı. Nusret'le gidecektik, söyledim ben Nusret'e hafta sonu bana telefon açmıştı." "Ya şimdi aslında çok benim beklemediğim bir katılımdı, herkes vardı orda." "İlhan SELÇUK, Hurşit TOLON, Şener ERUYGUR, YARSAV başkanı, bu Danıştay, Yargıtay, üniversitelerden bayağı seçkin bir topluluktu, 70 kişi vardı, Şener ERUYGUR, bayağı da uzun sürdü yedide başladı on birde bitti, dört saat süren toplantı oldu" "Şener ERUYGUR yani 'Bir araya gelmek gerekir ulusalcıların birleşmesi gerekir diye özeti bu olan biraz da halkı suçlayan 'bu Cumhuriyet mitinglerinde toplandı bu kadar kalabalıklar ne oldu bir şey çıkmadı' öyle bir konuşma yaptı" dediği; sizin "Keşke şeyi esas söyleseydin o gün indirmek ve milli bir hükümet kurmak mümkündü, ona yanaşmadı Şener ERUYGUR'lar. Cumhurbaşkanı istifaya davet etseydi..." dediğiniz tespit edilmiştir. Telefon görüşmesini açıklayınız. Bu konuşma doğrudur. Aynen bu şekilde cereyan etmiştir. Ben mayıs 2007'de cumhurbaşkanına bir mektupla başvurdum ve başbakan koltuğunda oturan Tayyip ERDOGAN'ı Büyük Ortadoğu Projesi eşbaşkanı olduğu için istifaya davet etmesi gerektiğini, ilgili anayasa maddelerini de göstererek arz ettim. Gerekçe olarak Türkiye'nin başbakanının bir başka devletin proje görevlisi olamayacağını, bir ast-üst ilişkileri içinde yer alamayacağını, başka bir devletten emir alır konumda bulunamayacağını belirttim.

Bu mektubun Milli Güvenlik Kurulu'nun bütün üyelerine, bakanlara ve basına verdim. Eğer cumhurbaşkanı, Tayyip ERDOĞAN'I istifaya davet etseydi hükümet o günkü koşullarda orada oturamayacaktı. Çünkü bozgun halindeydi AKP Cumhurbaşkanına istifa daveti yapabilmesi için kuvvet vermek gerekiyordu. Bu konuda Sayın Deniz BAYKAL, Sayın Zeki SEZER ve emekli Orgeneral Şener ERUYGUR dahil birçok kitle örgütü yöneticisine de öneride bulundum. Sözünü ettiğim konu budur. Basında çıkmıştır. Cumhurbaşkanı genel sekreteri telefon edip öneriyi aldığını, partimiz sekreterliğine bildirmiştir. AKP'l i bakanlara da mektup aynen gitmiştir. Eğer o mektuptaki tutum uygulansaydı Türkiye bugün bu iç kargaşaya ve çatışma ortamına belki de sürüklenmeyecekti. 06.03.2008 günü saat 16:26'da Yıldız AKDEMİR'le yaptığınız telefon görüşmesinde; Doğu PERİNÇEK'in "bizim bir Almanya ziyareti var martın sonunda felan, orda birtakım bulanıklıklar var, o neticelensin o zaman şey yapalım." "ADD Bandırma çağırıyo Kemal ALEMDAROĞLU ... geldiği zaman" dediği; Yıldız AKDEMİR'in "Balıkesir merkezdeki ADD Kongresi tamamlandı. Genel baş şube yardımcısı bizim arkadaşımız, 7 delegenin 6'sı bizimle hareket ediyor. Genel merkez delegesi" dediği; Doğu PERİNÇEK'in "Şimdi biz Ergenekon operasyonu ile ilgili basın toplantısı yaptık" "İlk basın toplantısı biraz ham sistematiği zayıftı, şimdi daha düzeltilmiş son halini şimdi hemen size yolluyorum" "onu bir basın toplantısıyla, yarın bir basın toplantısıyla Balıkesir'de açıklayın" dediği tespit edilmiştir. Telefon görüşmesini açıklayınız. Bu görüşme doğrudur. Yıldız AKDEMİR, Balıkesir il başkanımızdır. Siyasal parti çalışmalarının bu şekilde mercek altına alınması sınırsız bir kanunsuzluktur. Türkiye'yi bu zihniyet karanlıklara ve acımasız bir diktatörlüğe sürükler. Ayrıca telefonların bu şekilde her türlü insani ve siyasi ilişkiyi gözlemek amacıyla dinlenmesi, AKP iktidarının ve onların emriyle uygulamada bulunanları hangi hukuk dışı noktalara geldiğini göstermektedir. 06.03.2008 günü saat 22:13'te Fikret...? ile yaptığınız telefon görüşmesinde;

Doğu PERİNÇEK'in "Kim olsa yıpratacaklar, Türk ordusuna karşı bir savaş başladı, kim gelse yıpratacaklar maalesef. Onun için korumak lazım bunları. Bizim sağ kol ne diyor?" dediği Fikret'in "Sol kol da şey fakat bu yani bir şey yaratmış asker içinde" "Yani Irak konusunda da sürprizler olacak diyorlar" dediği, Doğu PERİNÇEK'in "Tabii olacak canım. Çok sürpriz var da ne oldu?" "yani her harekât karşı harekât" "Peki iyi bizim açımızdan 257 gelişmeler çok iyi" "orduyu koruyun, orduyu savunun, bizim açıklamalar ulaşıyor mu acaba oralara?" dediği; Fikret'in "Gidiyor gidiyor, biz de burdan yolluyoruz" dediği tespit edilmiştir. Telefon görüşmesini açıklayınız. Görüşmeyi yaptığım Fikret isimli şahıs Ankara Aydınlık Temsilcisi Fikret AKFIRAT'tır. içerik doğrudur. Orduyu korumanın suç olarak anlaşılması vahimdir. Görüşmede geçen "SAĞKOL" Ankara'daki bir arkadaşımızın soyadıdır. Sol kol diye bir şey yoktur.

Görüşme çözümünde hata olduğunu düşünüyorum. 13.03.2008 günü saat 12:59'da İbrahim Fikret AKFIRAT'la yaptığınız telefon görüşmesinde Doğu PERİNÇEK'in "Bugün Zaman 17. sayfaya baktın değil mi? Avrupa Parlamentosu'nun emri" "Ergenekon'un üzerine sonuna kadar gidilsin diye Türkiye raporu yazmışlar" dediği; İbrahim'in "Bu bizim ahilerin ... Haziran darbesi ve bir sayıda yani 1 nisan 2001 ve 8 nisan 2001 tarihli sayıda Ergenekon tertibiyle ilgili ayrıntılı haber yapmışız biz" "Yani orda bunun bütün teferruatı var, işte Kuzey Irak'ta ordunun Kuzey Irak'ta yaptığı ekonomik faaliyet hakkında yalan ifade vermesi istendi Ş... heyetinin BARZANİ'ye yaptığı Aydınlık gazetesinde yayımlanan ziyaretin bu faaliyette bağlantıların korunması yönünde ifadeler talep edildi falan diye, Tuncay GÜNEY geçmiyor içinde ama" "Yani bu bütün her şeyi biz o zaman yazmışız, Ergenekon dedikoduları piyasaya sürülüyor filan diye" dediği; Doğu PERİNÇEK'in "Bu adamlar diyorlar ki Türk ordusu subayları 12 000 silahı getirdi TALABANİ, BARZANİ, PKK'ya verdi" dediği tespit edilmiştir. Telefon görüşmesini açıklayınız.

Bu görüşme doğrudur, içerik aynen doğrudur. Bu bizim samimiyetimizi ve Ergenekon denen tertibin düzemece senaryolar üzerine kurulduğunu yansıtmaktadır. 20.02.2008 günü saat 18:54 sıralarında Mehmet ...? ile yaptığınız görüşmede; D. PERİNÇEK'in "Aytekin merhaba" dediği; Mehmet'in "Merhaba başkanım, şimdi şeydeyiz, hâlâ bekliyoruz, ben SAYIN'ın ifadesine girmiştim siz tam aradığınızda, yeni çıkmıştım hemen orada Emin Bey ardından girecekti, onunla çok kısa bir görüşme yaptım, selamınızı falan ilettim" dediği; D. PERİNÇEK'in "Ne diyor?" dediği; Mehmet'in "Şunu da teklif ettim dedim ki yani avukat olarak savunmanıza da girebilirim" "Buralarda kural şu bir avukat varsa ikinci olmuyor, onun avukatı vardı yanında" dediği D. PERİNÇEK'in "Bizim onunla ilgili yani 'Doğu PERİNÇEK beni görevlendirdi' dedin mi?" dediği; Mehmet'in "Kesinlikle kesinlikle, tabii tabii" "Teşekkür etti kendisi, çok kısa görüşebildik..." "Savcı hepsini mahkemeye sevk edecek tutuklanma istemiyle bu kesin, bunu da söyleyim" "Ama öğrendiğim kadarıyla Emin Bey'in ev aramasında da işte, herhangi bir şey çıkmamış, yani yarım klasörü bile doldurmayan şeyler işte ifadesini de vermiş şu anda da savcılıktaki ifadesini işte saat siz aradığınızda 16:30 civarıydı, halen devam ediyor" dediği I). PERİNÇEK'in "Nasıldı hava falan?" dediği; Mehmet'in "Ümit SAYIN mesela beni kahretti, 'Keşke bunun avukatı olmasaydım dediğim nokta oldu, böyle kızgın dökülen mökülen bir pozisyon, ama Emin Bey son derece diriydi..." dediği tespit edilmiştir. Telefon görüşmesini açıklayınız.

Bu görüşme bütünüyle doğrudur. Mehmet diye anılan arkadaşım Avukat Mehmet Nuri AYTEKİN'dir. Emin GÜRSES benim çok değer verdiğim dostumdur. Onun gözaltına alınmasını izledim ve avukatım Mehmet AYTEKİN'den gerekirse onun avukatlığını üstlenmesini rica ettim. Arkadaşımızla ilgilenmek dostluk görevidir. 05.03.2008 günü saat 18:31 sıralarında Emcet OLCAYTU ile yaptığınız telefon görüşmesinde; Doğu PERİNÇEK'in "Yarın pazartesi sabahleyin buluşalım da" "Çünkü Yüksek Hâkim ve Savcılar Kurulu'na bu savcıyı şikâyet edeceğim" dediği; E. OLCAYTU'nun "Zekeriya ÖZ müydü?" dediği; D. PERİNÇEK'in "Evet, Zekeriya ÖZ. Sen 8 yıldır nerdeydin, ondan sonra da bunları bilmem ne yapıyorsunuz? Kalkıyorsunuz alet oluyorsunuz Fethullah Hocalara, efendim Ramazan AKYÜREK'lere Tayip ERDOĞAN'lara. Lan aklınız nerdeydi 8 yıldır" "... Bilecik'te toplantı var ne benim Veli KÜÇÜK ile bi elini sıktığım var" dediği; E. OLCAYTU'nun "Bunu bilgiye mi belgeye mi dayanarak yapacağız?" dediği; D PERİNÇEK'in "Belgesi şu soruları sormuş bunu Veli KÜÇÜK'e" "Emniyet ifadesi" dediği; E. OLCAYTU'nun "He o ifadeye dayanacak mıyız?" dediği; D. PERİNÇEK'in "tabii dayanacağız" dediği; E. OLCAYTU'nun "He çok güzel var yani elimizde tamam" dediği; D. PERİNÇEK'in "İfade elimizde yok ama öğrendik, ifade metnini de bulacağız birkaç gün içinde" "Gerekirse 'sorgularında bu soru Veli KÜÇÜK'e soruda bunlar sorulmuştur' diyeceğiz 'belgeleridir' diyeceğiz ondan sonra da 'sen' diyeceğiz 'bunları nasıl sorarsın bir tertibin içindesin'; 8 yıl evvel yani Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkacak bi darbe hazırlığı yapılıyor, 8 yıl siz bunun üstüne yatıyorsunuz üstelik hepsi baştan sona yalan" "... ben burada Zekeriya ÖZ'ün üzerine duraca..." "Ve görevinizi kötüye kullanıyorsunuz" "... hem tazminat davası açacam hem Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu'na şikâyet edeceğim" "Sen Yüksek Savcılar Hâkimler Kurulu'nun şeyini bi internetten girip bakar mısın 25 2 hangi maddeye dayanacağımızı falan" dediğiniz tespit edilmiştir. Telefon görüşmesini açıklayınız. Telefon görüşmesi tamamen doğrudur. Bugün de aynı görüşleri aynen savunuyorum ve gereği yapılmıştır. Zekeriya ÖZ şikâyet edilmiştir. Yalnız "lan" sözcüğünün bana ait bir ifade olmadığını belirtiyorum. Çözümde hata olduğu kanısındayım.

05.03.2008 günü saat 18:39 sıralarında sizin Emcet OLCAYTU'yla yaptığınız telefon görüşmesinde; D. PERİNÇEK'in "Şimdi basın toplantısına Adil Serdar SAÇAN'ı da davet etmeyi düşünüyorum 'gel beraber yapalım' diye, ne diyorsun?" dediği; E. OLCAYTU'nun "Yani o şimdi orda ne söyleyeceğine bağlı olarak farklı olabilir yani gelebilir belki" dediği; D. PERİNÇEK'in "Şimdi sen ne ise doğruları söyle ben kalkacam diyecem ki '8 sene evvel bilmem ne olan bi toplantı sen de burada kamuoyuna neyse doğrusu eğer eğer doğrusu neyse onu söyle' diyecem 'biz senden şöyle şöyle böyle böyle diye bi şey istemiyoruz' diyecem" "Ben arayayım diyorum kendim arayayım davet edeyim" dediği; E. OLCAYTU'nun "Olur" dediği; D. PERİNÇEK'in "Ha biz vazifemizi yapalım da onlar yapmıyorsa yapsın ayıptır ya, insanlar bu derece şey olur mu ya?" dediği tespit edilmiştir. Telefon görüşmesini açıklayınız.

Görüşme tamamen doğru ve bu operasyonun getirildiği nokta benim bu kaygılarımı doğrulamıştır. 11.03.2008 günü saat 18:40 sıralarında sizin ile Y şahıs arasında yaptıkları görüşmesinde özetle; Y şahsın "İyiyim sağ olun ben sayın BAYKAL ileydim. Deniz Bey'e konuyu aktardım kendisine ilgilendi çok hayret etti ya dedi 'Bu inanılmaz bi şey, Hürriyet'ten Enis BERBEROĞLU'na telefon etti" "... çok büyük bi olay bunu büyük yapın, büyük ilgilenin bununla; bana da sen dedi basın toplantısını yap ondan sonra biz de Meclis'in gündemine getirelim" dediği D. PERİNÇEK'in "çok güzel" dediği; Y şalısın "Konuyu bunları söyledi bana Doğu Bey" dediği; D. PERİNÇEK'in "... o zaman Enis BERBEROĞLU' nu ara de ki işte böyle böyle Hürriyet zaten benle şu şöyle yapmıştı işte Mahmut Bey'den soruyorlar tabi normal soracaklar de haberle ilgilenirseniz ben yazı işleri müdürü Doğaner GÖNEN Bey'le görüştüm de o Enis BERBEROĞLU'na gider Doğaner GÖNEN'İ desteklerse bu iş büyür" dediği, Y şahsın "... Şimdi Enis BERBEROĞLU'nu arayayım" dediği; D. PERİNÇEK'in "Sen ne zaman basın toplantısı yapıyorsun, yarın mı?" "... Hürriyet ... verirse başka gazete Vatan gazetesinden ses seda yok değil mi?" dediği; Y şahsın "Vatan gazetesi Bilal telefon etti dedi ki 'bizim yaptığımız haberden İstanbul ekibi hoşlanmadı' dedi 'onun için vermeyecekler' dedi" de-260 «ligi; D. PERİNÇEK'in "evet, peki o zaman sen Enis BERBEROĞLU'nu ara de ki Doğaner GÖNEN ile ilgilenmesi hiç benden bahsetme ama" "benden bahsetme çünkü Enis bizi sever de... BAYKAL'ın söylemesi yeter" "sen benden Enis'e bahsetme, de ki işte sen Doğaner GÖNEN Bey'e falan filan anlattım zaten Hürriyet ilgili bilgi ver ona" " Ondan sonra bi bilgi ver o birbirlerini destekler, onlar Doğan'la birbirlerini desteklerse iyi olur" dediği; Y şahsın "Tamam oldu" dediği tespit edilmiştir. Telefon görüşmesini açıklayınız. Bu görüşme doğrudur.

Bu görüşmeye Birleşmiş Milletler Kalkınma Projesi Müdürü Sayın Bartu SORAL ile yaptım. SORAL orada 37 milyon dolarlık Birleşmiş Milletler fonunun Kemal DERVİŞ yönlendirmesi ile Diyarbakır'daki birtakım bölücülere aktarılmasına karşı kendi makamımı ve yüksek maaşım feda ederek kahramanca bir mücadele verdi. Birleşmiş Milletler'in bölücülüğe alet olması ve PKK bölücülüğünü desteklemesi elbette İşçi Partisini ilgilendirir. Bu nedenle konuyu kamuoyuna duyurmak için Bartu SORAL'a yardımcı olmaya çalıştım. Bu milli görevimi yaptım. Kayıt sıra no:... "de kayıtlı, 12.03.2008 günü saat 15:25 sıralarında Doğu PERİNÇEK ile Emcet OLCAYTU arasında yaptıkları görüşmede özetle; D. PERİNÇEK'in "... okudum Orakoğlu'nun kitabını" "20 sayfası bizden bahsediyor, aslında bütün kitap adamların bütün şifrelerini ve hedeflerini ortaya koyuyor, çok önemli" "Şimdi Ergenekon kitabını yazmadan onu bi mutlaka okumam lazım" "Evet evet, hızb çıkartmak lazım çünkü ortalık bugün Yeni Şafak''ı gördün mü?" "O Yeni Şafak manşet PKK'ya silah yollamışız" dediği; E. OLCAYTU'nun "he he o şeyi diyorsun, başka şeyler de var" dediği; D. PERİNÇEK'in "Evet evet, peki bu aralara uğrayacan nıı?" dediği tespit edilmiştir. Telefon görüşmesini açıklayınız.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Doğu Perinçek'in Ergenekon Sorgusu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Kas 2010, 22:32

Evet bu görüşme bütünüyle doğrudur. Yeni Şafak ve Radikal gazetesinde çıkartılan yalan haberler konuşulmuştur. Bu haberler gizli tutulması kanun emri olan soruşturma dosyalarından çıkartılıp basma sızdırılmıştır. Basına sızdıranlar hakkında soruşturma açılmasını İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından talep ediyorum. Burada da görülmektedir ki Ergenekon soruşturmasını yürüten Savcı Zekeriya ÖZ görevini kötüye kullanarak kanun dışı uygulamalar yapmakta, basma yalan haber sızdırarak soruşturmayı olumsuz yöne sevk etmekten sorumludur. Kayıt sıra no:...'de kayıtlı, 12.03.2008 günü saat 16:04 sıralarında Nusret...? ile yaptığınız görüşmede; D. PERİNÇEK'in "... Mehmet beni anlamamış, bak bu onun gibi bi adam için önemli bir zaaf, neyse o köşe yazarı değil ki yani eyleme dönük, mücadeleye dönük bi tavrı yok..." "abi birleştirilecek bu merkez karar kuruluna da bunu anlatacağız, derhal örgüt bürosuyla şeyi birleştiriyoruz zaten örgüt bürosu gidip şeylerle dolaşıyor dağda taşta yani Tokat, Amasya falan yani alakası olmayan yerler bi yıldan beri bu arada yer yerinden oynuyor işçi hareketleri falan filan orda Mehmet AKKAYA'ya bırakmışız, bu hatayı düzeltelim ama şimdi iki gün sonra eylemler başlıyor. Bütün partiyi bu eylemlerin içine sokalım ve örgütü büyütün emri verildi" "Paketsen kayış... 17 kişi üye oldu kaliteli insanlar Kayışdağ'da 17 kişi üye çıktığına göre kaliteli Türkiye'nin her yerinden çıkması lazım" "... Sen örgütlenme bürosunun içinde oturacaksın, beraber hareket edeceksin, işçi hareketinin içine gireceğiz ve oradan örgüt çıkaracağız, örgüt demek mutlak bina değil o yanlısı" dediği tespit edilmiştir.

Telefon görüşmesini açıklayınız. Telefon görüşmesi doğru. İçeriği, doğru parti örgütlenme çizgisiyle ilgili polisin veya hükümetin bu çizgiyi kontrol etme, dinleme hakkı yok. Bu uygulama telefon dinlemelerinin artık faşist ülkelerdekine benzer bir özellik kazandığını düşündürmektedir. Kayıt sıra no;.... 'de kayıtlı, 13.03.2008 günü saat 15:48 sıralarında Doğu PERİNÇEK ile Adnan arasında yaptıkları görüşmesinde özetle; D. PERİNÇEK'in "İbrahim BENLİ ile söyleştin değil mi?" dediği; Adnan'ın "sözleştim" dediği; D. PERİNÇEK'in "İyi güzel tamam artık halledersin o işi, ben gelmiyorum gelmeyim dedim abi iş görüşmesi... ben gerek yok tamam" dediği; D. PERİNÇEK'in "Ben talep ettim ama şimdi bu iş görüşmesine döndü sizin olmanız yeter, benim hiç bulunmama gerek yok, merkezinde siz olun o temelde gitsin" "Çok enteresan çok açık yani o Şemdinli, Şemdinli'den başlayan operasyon devam ediyor" "Doğrudan Genelkurmay başkanını hedef alıyor" dediği; Adnan'ın "O şeyi yolladı mı elinize ulaştı mı Tuncay Güney'in ifadesi?" dediği; D. PERİNÇEK'in "Yok o şey şey ifadesi Serhan söyledi ama o şeymiş yani o şeyden dolandırıcılık ifadesiymiş o öbürüne..." "o ifadeler bu şeyler falan var mı o Kuzey Irak" "Yani onlar gece tutulan diğer ifadeler" dediği; Adnan'ın "Evet yani orda da bir suç var, bunun için söylüyorum" dediği tespit edilmiştir. Telefon görüşmesini açıklayınız Bu görüşme doğru, insanlar arasındaki yemek, dostluk, iş siyaset ilişkileri, devlet ve polis tarafından gözetlenemez. Kanunsuzluk had safhadadır.

Tuncay GÜNEY'in ifadelerinin gazetelere sızdırılarak yasadışı bir kampanyaya dönüştürülmesi ve Türk ordusu ile İşçi Partisi'nin hedef alınması karşısında, ben de arkadaşlarımla ortalıkta dolaşan bu ifadeleri bulmalarını rica ettim. Aslında bu ifade daha 2001 yılında bizim elimize gelmiş ve bu konuda 2001 yılında Aydınlık dergisinde yayınlar yapılmıştı. Ancak arşivde araştırma yapan arkadaşlarımız bu ifadeyi bulamamışlardır. 23.03.2008 günü saat 15:02'de Ferit İLSEVER'le yaptığınız telefon görüşmesinde; D. PERİNÇEK'in "Şimdi Cumhuriyetten iki tane muhabir bir telaşla koşa koşa geldiler" "Şeyin sonunda" "

Ondan sonra ben onlara dedim işte Halilde bir yere tembih ettim bizde yayınlanmamış fotoğraf ' "Falan filan verecek malzeme akışı sağlayacağız" "Ondan sonra sen Ali'yi yine bi ara" "De ki 'bak arkadaş elimizde muazzam malzeme var, başlayın' de, 'manşetten başlayın' de, 'bunun arkasını getireceğiz, elimizde malzeme var 'buradan' de 'bunların ciğerini parçalayacağız' de" "çok kötü durumdalar burada' de" '"Tutuklanan da var' de 'Zait AKMAN, ama şimdilik yazmayın' de, onda sonra ..." "en yakınlarına kadar geliyor' de, çok kötü durumdalar falan, yeniden şey yapmak" "yani en önemli haberi yolluyorsun ya biz bunu üç sene evvel Doğu PERİNÇEK'in bas... vermiştik de mesala..." " o şeyi yaptıran" "Roma'daki kamp için falan" "bi aramakta fayda var bi" dediğiniz tespit edilmiştir. Telefon görüşmesini açıklayınız. Bu konuşma karışık, çözümde hatalar olduğu görülüyor. Konular birbirine karışmış, söyleyenler de birbirine karışmış, böyle bir konuşma olmuştu, ancak çözüm yanlış. Polisimizin emeğini bu şekilde yurttaşların özel hayatını dinlemek için harcaması kanunsuzdur. Suçla en küçük bir ilgisi yok.

Görüşmede "yazmayın" diye bahsettiğimiz şey Ergenekon ile ilgili bir konuşma yok, "yazmayın"dan kasıt Zahit AKMAN'la ilgili haberin yayımlanmaması ricasıdır. 26.02.2008 günü saat 14:17'de Yusuf BEŞİRİK ve Ferit İLSEVER arasında yapılan görüşmede; Yusuf un "Ferit Abi toplantı başlamıştı ben söyledim" dediği; Ferit'in "tamam bi şey yap ver, toplantı bitince kimler var dedin Kemal ALEMDAROĞLU" dediği; Yusuf un "Kemal ALEMDAROĞLU, Erkan ÖNSEL, ibran ÖZGÜR" "Serhan BOLLUK var, toplantı bitince bana bilgi ver" ver dediği tespit edilmiştir. Telefon görüşmesini açıklayınız.

Bu toplantı soruşturmacıları ilgilendirmez, insanların her türlü toplantısını araştırmaya kalkmak kanunsuzluğun son aşamasıdır. Bize yaptığımız toplantıları sormaya hakkınız yoktur. Türkiye bölünme tehdidiyle karşı karşıyayken, bunca şiddet eylemi varken, polisin siyasi partileri ve seçkin aydınları izleyerek yasadışı işlerle uğraşması önemli bir sorunmudur ve kanunsuzdur. 26.02.2008 günü saat 19:34'te Ferit İLSEVER'le yaptığınız görüşmede; D. PERİNÇEK'in "Şimdi Emin GÜRSES" "Dün gördün Hürriyet çok güzel haber yapmış" "Ondan sonra çok güzel moral veren falan bi tutum içindeymiş" "Ondan sonra Ümit SAYIN da tam rezalet..." "Yaltaklanma yavşak zaten provokatör" "özel olarak sokulmuş bir adam" "Neyse o konularda uyardım" "Onun üzerinden herif hep yalan söylüyordu" "Tespit etmiştik aslında" "Neyse oturduk epey konuştuk bu bütün gazetelerde Yeni Şafak'tan bilmem Yeni Zaman' kadar Aksiyon'& kadar falan heriflerin planları falan hepsi ortaya düştü" "Bunlarla konuştuk ne yapabiliriz falan yarın saat 16:00'da şeyle konuşacağım İlhan SELÇUK'la" dediği; Ferit'in "çok güzel" "Nasıl havası iyimi yani?" dediği; D. PERİNÇEK'in "ALEMDAROĞLU mu?" "ALEMDAROĞLU çok iyi ya" "Düşün beş saat kaldı ya tam beş saat ordan ayrılmadı, orda oturduk" dediğiniz tespit edilmiştir.

Görüşmeyle ilgili ifadesi soruldu. Böyle bir görüşme... Bu iki insan arasında yapılan özel değerlendirmelerdir. Ve bana isnat edilen suçla ilgili hiçbir yönü yoktur. Bu tür özel görüşmeleri yayınlamak ancak insanlar arasındaki ilişkileri zedelemek amacıyla olur. Yine aynı görüşmenin devamında; DOĞU'nun "Erdoğan TEZİÇ'in seyi geldi mi sana yolladım" "evet Erdoğan TEZİÇ, Ramazan AKYÜREK çalışıyor abi tüm generallerin istihbarat daire başkanlarının harekâttan iki gün önceki konuşmalarını yayınlayıp harekâtı ihbar ettiler, şimdi de Erdoğan TEZİÇ'in rektör bazı rektörlerle konuşmalarını yayınlıyorlar, işte korgeneral görüştüm bunla şöyle olacak böyle olacak Abdullah GÜL seçilsin de Çankaya'ya giderken abrasına bir şey olacak, kaza olacak falan böyle laflar, Ramazan AKYÜREK tanı devletin bütün imkânlarıyla böyle YÖK başkanını şunu bunu dinleyip şimdi, yani tam rezalet içindeler, yani hıyanet yani" dediğiniz tespit edilmiştir. Görüşmeyle ilgili ifadesi soruldu. Böyle bir konuşma oldu. iki kişi arasındaki değerlendirmedir. 26.02.2008 günü saat 19:50'de Nusret...? ile yaptığınız görüşmede;

D. PERİNÇEK'in "Ha ne oldu Diyarbakır Nusretcim?" dediği; Nusret'in "Abi söyle oldu ağır ceza malıkemesindeki dava savcı mütalaa veremediği için okumamış, yeni gelen bu savcı bir celse daha ertelemiş, 8 mayısa kaldı" "Fakat o davadaki gelişme çok iyi yani şey değil iyi netice alacağız ordan, kesin güzel görünüyor" "Şeyleri diğer köylülerin şeylerine de yaptım tamamını işte davalarını falan açtık köylülerle görüştük, yani orda da durum iyi işte tamamı şimdi Danıştay'a toplanmış oldu, aslında biz özel olarak bu davayla ilgili bu olayla ilgili bir program yapmakta büyük fayda var, cumartesi yapacaksınız herhalde, sana kararı falan göndereyim" dediği tespit edilmiştir.

Görüşmeyle ilgili ifadesi soruldu. Bu görüşme doğrudur. İçerik doğrudur. Nusret SENEM, İşçi Partisi genel sekreteridir. Diyarbakır Bismil Arslanoğlu köylülerinin avukatıdır. Köylülerin ağalara karşı dava takip etmektedir. Burada bilgi alıyorum, ancak bu soruşturmayı yürütenler niçin Diyarbakır'da yürütülen bu davayı soruşturma dosyasına koymaktadırlar. Hukuken açıklaması olanak dışı. "Aydınlık" dergisi haberleri Ergenekon operasyonu sonrası Aydınlık dergisinin izlemiş olduğu yayın politikasına bakıldığında soruşturmayı saptırmaya yönelik örgütün "Ergenekon" belgesinde de tarifi bulunan dezenformasyon politikası uyguladığı görülmektedir.

Bu kapsamda 24.02.2008 tarihli Aydınlık dergisinin 14. sayfasında "Emniyetteki Gladio'ya karşı mücadele. Fethullahçı polis listesi gündeme oturdu. Deşifre olan uzaklaştırılıyor, yerine aynı cemaatten bilinmeyen isimler getiriliyor" şeklinde haberler yer aldığı, Emniyet Müdürü Ramazan AKYÜREK ve Necati ALTINTAŞ'ın fotoğraflarının yer aldığı görülmüştür. Derginizde çıkan haberleri ne amaçla yaptınız? Bu bilgilere nasıl ulaştınız? Bu yayınları yaparak örgütün politikası olan dezenformasyon mu yapmak istiyorsunuz? Ve bu şekilde soruşturmayı saptırmayı mı amaçlıyorsunuz? Ben Aydınlık yöneticisi değilim. Haberlerin nereden geldiğini bilemem, yalnız Emn Gnl. Md. V. Necati ALTINTAŞ'ın polisteki Fethullahçı şefleri bir resmi yazı ile devlet makamına bildirdiği yönünde dergilerde ve gazetelerde yayınlar çıktı. Bu haberler yalanlanmadı. Biz de Ankara Başsavcılığına bu konuda bir suç duyurusunda bulunduk. Kaldı ki Emniyet istihbarat Dairesi Başkanı Ramazan AKYÜREK'in sicilinde İstanbul Valisi Erol ÇAKIR'ın imzasıyla "Emniyet'teki irtica örgütlenmesine dahildir.

Fetullahçı dikkat edilmelidir" diye yazılıdır. Bu haber koskoca bir valinin sicil kaydıyla ispatlıdır. Ben Aydınlık'ın yalnızca başyazarıyım. Ancak bir hukukçu olarak şunu belirteyim, şu ana kadar yapılan sorguda Bilecik toplantısı yalanı ile, Ergenekon programını PERİNÇEK yazdı yalanı ile, TSK Kuzey Irak'ta BARZANİ ve PKK'ya silah teslim etti yalanı ile, Doğu PERİNÇEK TSK'nın Kuzey Irak'ta ilişki kurması için referans verdi yalanı ile, burada sıralamakla bitmeyecek yukarıdaki sorgumda tek tek açıkladığım ve ispatladım yalanlarla bütünü ile düzmece bir soruşturma yürütülmektedir. Ayrıca bu yalanlar kamuoyuna sızdırılarak görev kötüye kullanılmakta ve Türkiye'ye karşı tertiplerde görev yapılmaktadır.

Türk ordusu ve İşçi Partisi hedef alınmaktadır, işte asıl bilgi kirletme ve görevi kötüye kullanma budur. Zhl Aydınlık'ın yaptığı ise gerçekleri kamuoyuna duyurmaktır. Yapılan yayınların hepsi doğrudur ve ispatlıdır. 3 şubat 2008 tarihli Aydınlık dergisinin 14. ve 15. sayfasında "Fethullah sicilli Emniyet Müdürü İstihbarat Daire Başkanı Ramazan AKYÜREK"ten ve yapılan Ergenekon operasyonundan bahsederek "Beş altı gündür yürütülen operasyon Gladio'ya karşı operasyon değil. Gladio'nun yaptığı operasyondur. Hedef tutuklananlar değil milli güçler ve Türk ordusudur. PKK da operasyona destek veriyor" şeklinde beyanların yer aldığı görülmüştür.

Bahsi geçen operasyonu yürüten ilgili Cumhuriyet Savcılığı ve görevli Emniyet güçleridir. Haberinizde geçen Gladio'nun yaptığı operasyon tabiri savcılık ve Emniyet güçleri midir? Henüz yargı aşamasında olan ve gizli yürütülen bir operasyonla ilgili neden bu şekilde haber yapmaktasınız? Derginin tespitleri, yürütülen yasadışı uygulamayı tam 12'den vurmuştur. Saptamalar ve teşhisler bütünüyle doğrudur. Türkiye bugün bunu konuşmaktadır. En çarpıcı olanı, PKK, operasyonu bütün yayın organlarıyla ve resmi açıklamalarıyla desteklemiştir. ABD yetkilileri operasyonun sonuna kadar götürülerek devletin içinde milliyetçilerin temizlenmesini istemiştir.

Avrupa Parlamentosu karar tasarısı daha bir hafta evvel Ergenekon operasyonunun sonuna kadar götürerek devlet içindeki milliyetçilerin temizlenmesi gerektiği talimatı yer almıştır. Bütün bunlar dış güdümlü Gladio'nun seferber edildiğini ispatlamaktadır. Türk Emniyeti bizim emniyetimizdir. Türk Emniyeti ile Gladio'yu özdeş göstermeye kalkanlar kendilerine Türk Emniyeti'nde sığınak arayan yasadışı unsurlar olabilir.

İFADE ALIMI TAMAMLANDIKTAN SONRA YAPILAN KONTROL SIRASINDA DOĞU PERİNÇEK EKLEME YAPMAK İSTEDİĞİNİ BEYAN ETTİ VE EKLEDİ:

"PKK'NIN DESTEKLEDİĞİ OPERASYON ERGENEKON OPERASYONUDUR. PKK YÖNETİMİ ERGENEKON OPERASYONUNU DESTEKLEDİĞİNİ İLAN ETMİŞTİR. PKK'NIN KONTROLÜNDEKİ DTP İLE AYNI YÖNDE AÇIKLAMALAR YAPMIŞTIR." 27.01.2008 tarihli Aydınlık dergisi 2. sayfasında "Gladio'nun operasyon merkezi polisin içine taşındı" "Fethullahçı Gladio'nun Gladio operasyonu" şeklindeki beyanlarla, Ergenekon terör örgütüne yönelik yürütülen operasyonları Süper Nato'nun ABD'nin yaptırdığı şeklinde yorumlar geçtiği anlaşılmaktadır. Savcıyı ve görevli Emniyet Teşkilatı'nı zan altında bırakan bu tür ithamlarınızın amacı nedir? Dikkat edilirse Gladio'nun merkezinin Emniyet içine taşındığı belirtilmektedir. Yoksa Emniyet Teşkilatımız Gladio'dur diye suçlanmamaktadır.

Çünkü böyle bir kanaatimiz yoktur ve böyle bir haksızlığı da kesinlikle yapmayız. Ancak bu soruşturmada bir Gladio aranıyor ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ne parmaklar gösteriliyor. Şemdinli'den beri bir tertipler zinciri devam ediyor. Ordu bir suç örgütü gibi gösteriliyor. Ne ordumuz ne emniyetimiz suç örgütüdür. Ancak ABD tarafından Türk devletinin içinde bir ur gibi Gladio denen teşkilat 1950'lerin ortalarından beri örgütlenmiştir.

6-7 Eylül 1955 faciasını o örgüt düzenlemiştir. 12 Mart 1971 öncesinde yine o Gladio birçok bombalama ve cinayet işlenmiştir. Daha sonra 1977 1 Mayıs olayından başlayarak Gladio 1980'e kadar gençleri birbirine kırdırmış, binlerce insanı öldürtmüş, kendi deyişleriyle Türkiye'yi istikrarsızlaştırmışlardır. 1990'larda Uğur MUMCU'dan Eşref BİTLİS'e kadar Atatürkçü aydınlarımızı ve komutanlarımızı da öldürten aynı Gladio'dur.

1970'ten 1990'a kadar Gladio'nun bu faaliyetlerini ortaya çıkaran ve toplumumuza anlatan partinin genel başkanıyım. Ama çok önemli bir değişiklik oldu. 1993 bir dönüm noktasıdır. Jandarma Genel Komutanımız Orgeneral Eşref BİTLİS, ABD'nin Ortadoğu planlarına ve özellikle Kuzey Irak'ta ikinci bir İsrail devleti kurmasına karşı uygulamalara giriştiği için ABD tarafından şehit edilmiştir. Bu tarihten sonra Türk ordusu özellikle Irak'ın kuzeyinden gelen dikkate alarak cephesine ABD'nin ve AB'nin yıkıcı faaliyetlerine döndürmüştür, işte bu tarihi gelişme sonucu ABD, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne karşı psikolojik savaşı şiddetlendirmiş ve Emniyet'in içinde Fethullah GÜLEN bağlantılı bir grubu örgütlemiş ve harekete geçirmiştir. Türkiye bu tarihi süreci ve 1990-1993'ten sonraki kopuş ve Gladio'nun odak merkezinin değişmesine saptamadan huzur ve barışa kavuşamaz.

Nitekim 2 gündür basında çıkan haberlerde, "AKP kendi derin devletini kuruyor" diye manşetler atılmaktadır. Demek ki Aydınlık'ın o sayısı kamuoyunu aydınlatmış ve yeni gelişmeyi saptamıştır. 27.01.2008 tarihli Aydınlık dergisinin 11. sayfasında Adil Serdar SAÇAN ile yapılan bir röportaja yer verildiği ve derginin "Her yıl yüz yüz elli bin öğrenci cemaat üyesi olarak polis okulundan mezun oluyor" şeklinde başlık halinde yayımlandığı görülmüştür. Tüm Emniyet Teşkilatı 150-200 bin kadarken her yıl 150 000 Fethullahçı polisin polis okulundan mezun olduğu gibi hayal mahsulü bir iddiayı dezenformasyon faaliyetleriniz çerçevesinde mi başlık haline getirdiniz?

Emniyet ve savcılık sorgulamalarında yorum yaparak soru sorulmaz. 267 Daha önceki sorularınız da yorum ürünüydü. Bu sorgulama hukukuna aykırıdır. Bununla birlikte eğer rakamda bir yanlış veya yazım hatası varsa o Aydınlık'ın sorumluluğudur. Benimle ilgili değildir. Ancak Emniyet Teşkilatı'nın içinde Amerika'da ikamet etmekte olan Fethullah Hoca cemaatine bağlı bir grubun yuvalandığı bütün kamuoyunca saptanmaktadır. En önemli delil bu konuda bugüne kadar saptanmış olan devlet raporlarıdır. İFADENİN BU AŞAMASINDA ŞÜPHELİ DOĞU PERİNÇEK'E EMNİYET TEŞKİLATI'NI ZAN ALTINDA BIRAKTIĞI SÖYLENEREK KENDİSİ UYARILDI, BUNUN HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULACAĞI SÖYLENDİ. Devam eden ifadesinde, dikkat edilirse ben Emniyet Teşkilatımızı bir bütün olarak zan altında bırakan açıklamalarda bulunmamaya özen gösteriyorum ve sürekli olarak Emniyet içerisinde olan yuvalanmalardan ve odaklaşmalardan söz ediyorum. Benim bunları belirtmem siyasi parti lideri olarak görevimdir. Hem de Atatürk devrimcisi olarak hepimizin ortak görevimiz ve sorumluluğumuzdur. Emniyetimizin bu tür ABD güdümlü cemaat yuvalanmalarında temizlenmesi Emniyetimizin sağlıklı çalışması ve kamu hizmeti yapması bakımından şarttır, aynı zamanda Emniyet mensuplarımızın huzurlu ve çağdaş anlayış içinde çalışmalarının da gereğidir. Aydınlık dergilerinde birçok haberde Cumhuriyet savcısı ve görevli Emniyet güçlerince yürütülen Ergenekon terör örgütüyle ilgili haberlerde, Ergenekon örgütüne yönelik yapılan operasyonun Türk ordusuna karşı yapılmış bir operasyon olduğunu iddia etmektesiniz.

Yapılan operasyonu, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yapılmış gibi göstererek neyi amaçlamaktasınız? Gerçeği ifade ediyorum. 3 gün devam eden gözaltı sürecinde bu konudaki kanaatim iyice kesinleşmiştir. Zaten dava dosyasının her tarafından Türk Silahlı Kuvvetleri'ne karşı olumsuz amaçlar taşımaktadır. Kamuoyu ve devlet görevlileri bunu çok iyi değerlendirmelidir. ŞÜPHELİ DOĞU PERİNÇEK'E İFADENİN BU AŞAMASINDA EMNİYET TEŞKİLATI VE SORUŞTURMAYI YÜRÜTEN SAVCILIK BİRİMİNİN TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ'NE KARŞI "OPERASYON YAPMAK" GİBİ ZAN ALTINDA BIRAKAN VE SUÇLAYAN İFADELERİNDEN DOLAYI UYARIDA BULUNULDU VE KENDİSİ HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULACAĞI HATIRLATILDI. İFADENİN DEVAMINDA ŞÜPHELİ DOĞU PERİNÇEK, "EKLEYECEK BİR ŞEYİM YOK, MAHKEMELER KARARI VERlR" DEDİ. 257 09.03.2008 tarihli Aydınlık dergisinin 5. sayfasında "Ergenekon soruşturması ile suç işlenmektedir.

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya ÖZ, 2000 yılında CIA'ya bağlanan Tuncay GÜNEY'e verdirilen uydurma ifadeleri 7 yıl sonra soruşturma konusu haline getirmiştir. Böylece suç ve suçlu imal ederek tertibe bile bile alet olmakta görevini kötüye kullanmakta ve suça ortak olmaktadır" şeklinde haber yaptığınız görülmüştür. Henüz yargı aşamasında olan ve soruşturması gizli devam eden bir dosya ile ilgili neden itham edici suçlamalarda bulunup hüküm vermektesiniz? Ben Aydınlık dergisi sorumlusu değilim, bu sorunun muhatabı değilim, ancak Aydınlık dergisinin yazdıklarının gerçek olduğu da apaçık ortadadır. Tüncay GÜNEY'in CIA ajanı olduğunu nereden biliyorsunuz?

Tuncay GÜNEY'in CIA'ya bağlı sitelerde imzalı yazı yazdığı biliniyor. Ancak öncesi var. 2000 yılında İstanbul'da devşirilerek CIA'ya bağlandı. 10 yıllık ABD pasaportu cumhurbaşkanlarına bile verilmez. ABD'ye gittikten sonra Mehmet EYMÜR ile faaliyetini sürdürdü. Kendi imzasıyla Türkiye'ye karşı Ermeni soykırımı yalanlarını saldırgan bir üslupla yazdı. Müslümanlığa karşı kendi imzasıyla hayâsız yazılar yayınladı. Yine CIA sitelerinde Hıristiyanlığı ve Yahudiliği öven, Müslümanlığı karalayan yayınlar yaptı. Bütün bunlar CIA faaliyeti değil de nedir? En son kendisinin Levi adıyla bir Yahudi ibadet merkezinde, yani sinagogda haham cüppesiyle çalıştığı, vatanından sonra dinini de, milliyetini de değiştirdiği saptanmış bulunuyor.

Ayrıca Tuncay GÜNEY ABD'ye götürülmeden önce 2001 yılında çevresine istanbul ABD Konsolosluğu ile görüşmeler yaptığını ve kendisine ABD'de lüks yaşam vaat edildiğini söyledi. Yakında bu konudaki bilgilerin basında yayımlanacağını öğrenmiş bulunuyorum. 16.03.2008 tarihli Aydınlık dergisinin 3. sayfasında, Ergenekon terör örgütüne yönelik yapılan operasyonlardan bahsederek "Şerefsizlik talimatının muhatabı kim?" "iktidar sahipleri mi, Büyük Ortadoğu Projesi eşbaşkanları mı, Gladio savcısı rolüne soyunanlar mı, Fethullah sicilliler mi?" "...Cumhuriyetin polisi yok mudur, bağımsız yargısı, yargıcı, savcısı yok mudur?" şeklinde haber yayımladığınız görülmüştür. Ergenekon terör örgütüne yönelik sürdürülen operasyonları ve operasyonda görev alanları Türkiye'ye ihanet etmekle suçlayarak ağır hakaretlerde bulunmaktasınız. Ergenekon terör örgütünü ve üyelerini neden bu derece savunma ihtiyacı duyuyorsunuz?

Aydınlık sorumlusu değilim, bu sorunun muhatabı değilim. Ancak sorgulamanın bir suç araştırmasından çıkıp Aydınlık dergisiyle mücadele haline getirildiğini de görüyorum. 269 Kayıt sıra no: ...'de kayıtlı, 13.02.2008 günü saat 17:09 sıralarında Doğu PERİNÇEK ile X şahıs arasında yaptıkları görüşmesinde özetle, X şahsın "Ha bu Yavuz DEDEGİL Türkiye'deymiş" "Ha bu 1015 gün daha buradaymış galiba" "Ee sen bi telefon eder misin görüşün abi. Şeye dönmeden Almanya'ya dönmeden" "Şu ADD'yi görüşmek lazım. Aa Abdullah konusunda falan onun biraz" "Abdullah COŞKUN konusunda galiba biraz kafası karışık, biraz tereddütleri var" dediği; D. PERİNÇEK'in "Olur ..." X şahsın "Ali'ler diyorum. Bi buluşup anlatmaya çalıştılar da Yavuz DEDEGİL'e bulaşamadılar" "Bi anlatmak lazım iyi bi şekilde" "Zaten olağanüstü bi kongreye gidecek ADD, bu Yavuz DEDEGİL'in tutumu çok önemli" dediği; D. PERİNÇEK'in "Olur tabii ki ararım" değdi tespit edilmiştir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Doğu Perinçek'in Ergenekon Sorgusu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Kas 2010, 22:33

Görüşmeyi yaptığınız kişi kimdir? Ne gibi bir ilişkiniz vardır? Görüşmenin içeriği doğdur. Kimle görüştüğümü hatırlamıyorum. Ama bu görüşmenin Ergenekon suçuyla bağlantısını soru sorarken bana göstermeniz gerekir. Suçla ilgisi yok ve bu şekilde insanlar arasındaki fikir alışverişlerinin izlenmesi ve böyle kayda geçirilmesi suçtur. Görüşmede ismi geçen kişiler kimdir? Ne gibi ilişkiniz vardır? Bu şahıslar hakkındaki sorularınız tamamen kanunsuzdur. Size kanunsuzluğunuzu hatırlatmak için böyle hukuk dışı sorulara cevap vermiyorum.

Görüşmede geçen konularla ilgili ifadenizi veriniz. Görüşmenin içeriğinin suçla hiçbir bağlantısı yok. Kayıt sıra no:...'de kayıtlı, 13.02.2008 günü saat 17:47 sıralarında Doğu PERİNÇEK ile Nusret arasında yaptıkları görüşmesinde özetle; NUSRET'in "Ordan da bilgi olur. Şey geldi mahkemenin 1 numaralı mahkemenin kararı geldi. Götürüyorum yarın orda, satışla ilgili de olumlu karar verdi..." dediği; D. PERİNÇEK'in "Ne kararı?" dediği; NUSRET'in "...toprak köylülere toprak satışı" dediği; D. PERİNÇEK'in "Onlar şeye gitcek değil mi? Şimdi" dediği; NUSRET'in "Danıştay'a gidecek. Danıştay'a gidecek ama epeyce bi masraf oldu. 30 küsur dava oldu şimdi. Bazı yerlerden para bulmamız lazım, sponsor yapalım, köylülerin kaldıracağı gibi değil" "Evet, ben bir iki yeri aradım, yurtdışından arkadaşlardan falan sponsor bulun diye" dediği; D. PERİNÇEK'in "Ne kadar masraf?" dediği; NUSRET'in "Valla yani beşten aşağı olmayacak bi kere yani beş" dediği; Doğu PERİNÇEK'in "Beş milyar mı?" "Bi şey değil" dediği; NUSRET'in "...Güneydoğu fonuna da bari yani bunu fırsat bilip bi şey yapalım." "Kaynak bulalım" dediği tespit edilmiştir.

Görüşmeyi yaptığınız Nusret kimdir? Ne gibi bir ilişkiniz vardır? Bu görüşmenin içeriği doğru. Nusret SENEM, partimizin genel sekreteri ve aynı zamanda da Diyarbakır Bismil ilçesi Arslanoğlu köyü çiftçilerinin avukatıdır. Köylülerin ağa ile davalarına bakmaktadır. Danıştay'a başvuru için köylülerin harç yatırması gerekiyordu. Köylülerin bunu verecek parası olmadığı için parti olarak onlara maddi yardımda bulunduk. Bu konunun suç atıntıyla en küçük bir ilgisi yoktur.

Kanunsuz sorular devam etmektedir. Kayıt sıra no: ...'de kayıtlı, 13.02.2008 günü saat 18:46 sıralarında Doğu PERİNÇEK ile Pınar arasında yaptıkları görüşmesinde özetle; PINAR'ın "Başkanım Şule Hanım'la bir mektup göndermiştim işte Milli Egemenlik Hareketi şimdi orda en üste not kısmında." "Açıklamaya ilişkin teyidinizi en geç 15 şubat 2008 tarihine kadar bildirmeniz gerekiyordu" dediği tespit edilmiştir. Görüşmeyi yaptığınız Pınar kimdir? Ne gibi bir ilişkiniz vardır?

Görüşmeyi yaptığım Pınar YAVUZ'dur. Benim İstanbul'daki basın sekreterimdir. Sözü geçen Milli Egemenlik Hareketi'nin bildirisini imzamın konması konusunda onay vermem talep edilmiş, bana ...suçla en küçük bir ilgisi yok. Kayıt sıra no: ...'de kayıtlı 18.02.2008 günü saat 18:19 sıralarında Doğu PERİNÇEK ile Ferit İLSEVER arasında yaptıkları görüşmesinde özetle; D. PERİNÇEK'in "Valla dikkat et bu Mehmet telefon etti de bu sorulara cevap..." dediği; F. İLSEVER'in "Aldım onları abi gördüm, alo" dediği, D. PERİNÇEK'in "Bi de Ankara'da bu Şükrü ELEKDAĞ'dı, bu Onur ÖYMEN'di carttı curttu şimdi yüklenelim" dediği; F. İLSEVER'in "Erdoğan ÖZEL bizim yani İzmir'de bu" "Talat Paşa'nın işlerini yapıyo ya" dediği; D. PERİNÇEK'in "Bu Ankara'yı yapalım abi bak, Ankara hedef ne biliyor musun? Şükrü ELEKDAĞ, Onur ÖYMEN, Gündüz AKTAN falan bunları toplayıp önlerine koyalım, çok cephede mücadeleyle bu iş kazanılır o meseleyi koyalım" "...bunlar bizi reddetmeye karar vermiş" "Bizi oyalıyorlar tamam mı ve bunlara ucunu göstermek lazım, başlıyoruz demek lazım" "Çünkü CHP'liler olumlu olduğu sırada bilmem Zahit AKMAN'ın falan olumsuz falan bunlar hep kanunsuzlar yani çok açık" "Biz çekelim kılıcı abi hiç.." dediği;

F. İLSEVER'in "Namussuzlar, RTÜK başkanı falan değil bunlar şeyden kelepir mal kaçırıp bilmem ne yapmaya çalışıyo aynı zamanda" "Namussuz herifler ya sadece bizi susturmak değil bi de elimizden alınıp şeyi biliyor musun en ucuza nasıl kopartırım, bu kadar adi adamlar ya" "...o kurulu etkilemek bakımından ben dedim bi güçlü bi iki hukukçudan böyle yani güçlü derken şey tanınmış kamuoyunda işte bilmem isim yapmış falan bi iki şey alabilirsek şeyde yaptığımız gibi" "Ya şimdi bunlar bu şeylerden sonra bir sürü ziyaret yaptılar peş peşe geldiler gittiler bilmem ne yaptılar falan, şimdi geçen gün de bir 1969 yılına ait arşivlerin bazılarını dediler bi bölümü hepsi değil de bazılarını gizli tutuyorlar, tutmaya devam ediyorlar, Türkiye ile ilgili arşivleri" " ...Cumhuriyet gazetesi dün onu manşet yaptı 'Anayasa Değişseydi Darbe Olacaktı' başlık aynen böyle Cumhuriyetin başlığı..." "O zaman siyasi şeylerin tanınması üzerine, bunun üzerine şimdi bugün de Süleyman DEMİREL'le bir Fikret BİLA bir röportaj yapıyo yayınlıyo işte 'Ben Önledim Yoksa Darbe Geliyodu', bu anayasa değişikliğini biz hazırladık ama senatoda kabul edilseydi darbe olucaktı öğrendik ve parlamentoyu kurtardık işte bugünlere ders olsun..." dediği;

D. PERİNÇEK'in "...bugün darbe yapmak çok büyük yanlış tam ekonomik çöküşe giderken çok büyük hata yani" dediği; F. İLSEVER'in "Darbe diye bi şey yok zaten abi öyle bi şey söz konusu değil de " "Napıyorlar yani ne yapmak istiyorlar" "Bugün darbe falan ne darbesi ya bi de kim yapacak yani" "...fakat şey yaptıkları anlaşıhyo bi takım tehditler savurdukları anlaşılıyo bazı korkutmalar yaptıkları anlaşılıyo" dediği tespit edilmiştir. Görüşmeyi yaptığınız Ferit İLSEVER kimdir?

Ne gibi ilişkiniz vardır? Bu görüşme bölük pörçük kaydedilmiş, birçok konu var, ilk konu, oğlum Mehmet PERİNÇEK Rusya'nın en büyük gazetelerinden birinin Ferit İLSEVER ile yapmak istediği röportajın sorularını İLSEVER'e göndermişti. O röportaj da Ermeni soykırımı yalanı konusunda Rus kamuoyunu aydınlatıyor ve Türkiye'nin yanına kazanmaya çalışıyordu. Buna verilecek cevap üzerinde konuştuk. İkincisi gene Ermeni soykırımı yalanı konusunda CHP'li ve MHP'li milletvekilleri sayın Şükrü ELEKDAĞ, sayın Onur ÖYMEN ve sayın Gündüz AKTAN ile birlikte çalışma konusu görüşülüyor. Üçüncüsü Türkiye'deki darbe tartışmaları konusunda bilgi veriliyor. Burada Ferit İLSEVER'in de Doğu PERİNÇEK'in de darbeye karşı olduğu samimi açıklamalarla saptanıyor.

Bütün bu belgeler ve özellikle telefon konuşmaları bizim kendi aramızdaki samimi fikir alışverişini yansıtmakta ve suçlamaları kökten çürütmektedir. Kayıt sıra no: ...'de kayıtlı 18.02.2008 günü saat 18:54 sıralarında Doğu PERİNÇEK ile X Şahıs arasında yaptıkları görüşmesinde özetle; X şahsın "1970-1960 devrimi ile ilgili 27 Mayıs devrimi ile ilgili elimde bi AKDEVRİM diye bi belge var benim, belge kitabı var, bundan bazı şeylere temas etmek istiyorum" "Ben bunları da yazılmak katmayı uygun buldum" "...hafta içinde yetiştirmeye çalışıcam size efendim" "Bi talimatınız var mı?" dediği tespit edilmiştir. Görüşmeyi yaptığınız şahıs kimdir? Ne gibi bi ilişkiniz vardır? Bu görüşmeyi yaptığım kişi emekli Kurmay Albay Cemalettin KORKUT'tur; kendisi İşçi Partisi genel başkan danışmanlarındandır.

Hazırladığı yazı üzerinde fikirlerimi sormaktayım. Bu belgenin suçla ilgisi yoktur. Kayıt sıra no: ...'de kayıtlı, 19.02.2008 günü saat 22:06 sıralarında Doğu PERİNÇEK ile ALİ arasında yaptıkları görüşmesinde özetle; D. PERİNÇEK'in "...yarın ben DEDEGİL'le buluşuyorum" "Partiye geliyo" "O konuda bana söyleyeceğin bi şey var mı?" dediği; ALİ'nin "Ya başkan olmasında şey olmasa bile diyelim" "Çünkü o Abdul Hoca'nın yazdığı mektup falan filan ya onlar Yavuz Bey bunları kabul etmez, ama biraz çekinceli gibi veya sanırım uğraşırlar benimle diye mi düşünüyo bilmiyorum artık ya yorum yapmak istemiyorum" dediği; D. PERİNÇEK'in "...6 nisanda İsviçre'de güzel bi toplantı oluyo bu (anlaşılamadı) çıkıp kanunu çiğneyecek" "O da çok güzel oluyo yani o Normalston falan da çağıracaz oraya yani bırakalım İsviraliler özgürlük temelinde yapsınlar" dediği tespit edilmiştir. Görüşmeyi yaptığınız ALİ kimdir?

Ne gibi bir ilişkiniz vardır? Bu görüşme İsviçre'deki Ermeni soykırımı yalanına karşı 6 nisanda gerçekleştirilecek toplantıyla ilgilidir. Bu toplantıya eski İngiltere başbakanı Margeret Thecher başdanışmanı Prof. Dr. Norman Stone yanında İsviçreli bazı milletvekilleri ve bazı bilimadamlarını da katıyoruz. Türkiye devletinin Ermeni soykırım yalanını çürütmek için yapmadıklarını biz üstlenmiş bulunuyoruz. Görüşmedeki Al i bizim partimizin yurtdışı temsilcisi Ali MERCAN'dır. Kayıt sıra no: ...'de kayıtlı, 19.02.2008 günü saat 22:49 sıralarında Doğu PERİNÇEK ile MUSA arasında yaptıkları görüşmesinde özetle; MUSA'nın "O istemiş olduğunuz kitapçı" "Biz bulduk" dediği; D. PERİNÇEK'in "Ziynet Hanım'da mı buldun?" dediği, MUSA'nın "Evet, şimdi arkadaş da burada Deha'yla beraber tekrar bi gözden geçiriyorlar size göndermeden evvel" dediği; D. PERİNÇEK'in "10 üzeri Armania" dediği; MUSA'nın "O ya bu gece ya yarın sabah elinizde olur" dediği; D. PERİNÇEK'in "Broşür şeklinde de var mı ellerinde?" dediği; daha sonra 45 (Kırk beş) saniye Doğu PERİNÇEK ile başka bir şahsın Almanca olarak görüşmesi vardır. Görüşmeyi yaptığınız MUSA kimdir?
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Doğu Perinçek'in Ergenekon Sorgusu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Kas 2010, 22:33

Ne gibi bir ilişkiniz vardır? Görüştüğüm Musa, İsviçre'deki parti yöneticilerimizden Musa DURSUN'dur. Ermeni soykırımı yalanına karşı yayınladığımız Almanca kitaplarımızın CD kopyalarını yollamak için çevirmen arkadaşın evinden telefon etmiştir. Konuştuğum şahıs, çevirmenin eşi İsviçreli profesör-273 dür. Kendisi bizim Ermeni soykırımı yalanma karşı mücadelemizi desteklemektedir. Kayıt sıra no: ...'de kayıtlı, 22.02.2008 günü saat 10:45 sıralarında Doğu PERİNÇEK ile Ceyhun BOZKURT arasında yaptıkları görüşmesinde özetle; D. PERİNÇEK'in "O sana yollamıştım geldi dimi o şeyleri" dediği; C. BOZKURT'un "Geldi, onu bugünlerde ben tekrar gündeme getirmeyi düşünüyorum" dediği; D. PERİNÇEK'in "Tamam o sana lazım olur, onu koy arşive" dediği tespit edilmiştir. Görüşmeyi yaptığınız Ceyhun BOZKURT kimdir? Ne gibi bir ilişkiniz vardır?

Ceyhun BOZKURT Kayıt sıra no: ...'de kayıtlı, 24.02.2008 günü saat 15:17 sıralarında Doğu PERİNÇEK ile Ferit / Ufuk arasında yaptıkları görüşmesinde özetle; FERİT'in "...Aslan BULUT niye benim haberim yok niye bana göndermediniz bi bir tanesi daha söyledi keşke benim epostama şey Behiç KILIÇ ya biz bir kere bunların şeylerine gönderelim abi" dediği; D. PERİNÇEK'in "Fakat bunlar da acaba Tayyip ERDOĞAN'larda kazanıyorlar mı yani onların hükümeti zamanında oluyor falan bir fikri var mı?" dediği; FERİT'in "...bir rahatsızlık var, herkes şeyin farkında Abdullah GÜL'ün ee imzalama şeyine müthiş bir tepki var" dediği; D. PERİNÇEK'in "Arkadan vuruyor ya" "İç cephe açıyor orduya karşı" dediği; FERİT'in "biraz daha şey olursa bu Ergenekon hikâyesi daha nerelere varacak nereye götürecek bilmiyorum ama bunların amaçları belli, bunu yapan adamlar da" "Fakat bu Ergenekon'la ilgili daha evvelden baktım şimdi Vatan 'da bilmem nerede gene şeyler var bazı okur yorumları nasıl tepkili biliyor musun hepsi de bizim şey yani Fethullahçıların tezgâhı bilmem nesi yalanı şusu busu falan filan diye büyük tepkilerle" dediği; D. PERİNÇEK'in "Vatan'da mı çıkmış?" dediği; FERİT'in "...burda bir gösteri alması bir güç gösterisi bir moral kazanması tekrar şöyle bir silkelenmesi falan şeyin hassas yönünde bu bence" dediği; D. PERİNÇEK'in "Hayır bu Ergenekon'la ilgili diyorum" "Ergenekon'la ilgili" "...o konuda neler deniyor o tür konularda Türk ordusunun o konuda bir tavrı yok" dediği; FERİT'in "Ümit SAYIN gibi berbat berbat adamlar var işin içinde" "Ona da dayanarak bir sürü şeyler var internet ortamında, şunu yapmış bunu yapmış gibi" "...bir tek Serdar TURGUT'un, dikkatimi çekti bu şeylerin eeee yani birtakım şikâyetçi takımı var operasyonların onların en açık net ifadesi olmuş onun yanı sırası" dediği; D. PERİNÇEK'in "Şikâyetçi mi o?" dediği; FERİT'in "Operasyonlara karşı bir tavır almış" "Bir o var yani öyle net bir tavır içinde olan bi de Cumhuriyet imtiyazından ..." dediği tespit edilmiştir. Görüşmeyi yaptığınız FERİT kimdir?

Ne gibi bir ilişkiniz vardır? Görüşmeyi yaptığım Ferit, Ferit İLSEVER'dir. Bu görüşme iki arkadaş arasında bilgi alışverişidir. Suçla bir ilgisi yoktur. Kayıt sıra no:...'de kayıtlı, 24.02.2008 günü saat 22:20 sıralarında Doğu PERİNÇEK ile X şahıs arasında yaptıkları görüşmesinde özetle; X şahsın "Tamam Tuncay ÖZKAN'la ben kavga ettim ama doğal olarak siktir çektim çünki canımı sıktı TOLON'u, sizi, Esat'ı, Mahir KAYNAK'ı, Emin GÜRSES'i adam rest çekti" dediği; D. PERİNÇEK'in "Evet " dediği; X şahsın "Mehmet AKKAYA'ya ben bir şey demiceın çünki ben emir değil ya emir belki şöyle diyim Mehmet AKKAYA arkadır Orhan Ab'nin dediğini ben yapıyorum da uyguluyorum da" dediği tespit edilmiştir. Görüşmeyi yaptığınız şahıs kimdir? Ne gibi bir ilişkiniz vardır? Bu görüşme ismini hatırlamadığım Karabük'ten İstanbul'a gelmiş eski bir işçiyle yapılmıştır. İçeriğinde suçla ilgili bir konu yoktur. Verdiği bilgilerin bu soruşturmayla hiçbir ilgisi bulunmuyor. Kayıt sıra no: ...'de kayıtlı 25.02.2008 günü saat 22:33 sıralarında Doğu PERİNÇEK ile İhsan ATİK arasında yaptıkları görüşmesinde özetle; D. PERİNÇEK'in "Kardeşim devrimle rica ederim İhsancığım devrimden vazgeçmek şerefsizliktir, alçaklar devrimden vazgeçer öyle bir şey olur mu öyle saçma şey" "Bizim yaptığımız her şey devrime yönelik" dediği tespit edilmiştir. Görüşmeyi yaptığınız İhsan ATİK kimdir? Ne gibi bir ilişkiniz vardır? Bu görüşme doğrudur. Partinin programında milli demokratik devrim konmuştur. Bu devrim, Kemalist devrimi tamamlamak diye tanımlanmıştır. Kayıt sıra no: ...'de kayıtlı, 26.02.2008 günü saat 00:43 sıralarında Doğu PERİNÇEK ile X şahıs arasında yaptıkları görüşmesinde özetle; X şahsın "Şimdi ben daha önce Philip Morris deposunda falan görev aldım" "Daha doğrusu telefonda konuşmak istemiyorum da, sen önümüzdeki günlerde İzmir'e gelecek misin, senle görüşebilir miyim?" "Tekel'de, hangi parti iktidara geçerse geçsin mevcut olan yerlere sürekli kendi partilerinden bir müdür getiriyorlar" "Bunların müdürleri oraya almalarının sebebi şimdi eğer bunu kontrol etme imkânın varsa" "Depolarda 6-7 sene önceden gelen mahsulü" "Kalkıp da içeriye imha veriyorlar"

"Bundan müthiş, müthiş derecede yani büyük ton" dediği; D. PERİNÇEK'in "Hı hı, sen bunu git Halil GÜLEÇ'e anlat çabuk" "Hadi senden görev bekliyoruz" dediği; X şahsın "Anladım, o yüzden de pek konuşmak istemiyorum fakat aktif bir şekilde görev aldım, müthiş derecede haksızlığa uğradım" dediği tespit edilmiştir. Görüşmeyi yaptığınız şahıs kimdir? Ne gibi bir ilişkiniz vardır? Telefon eden şahıs İzmir'de Tekel işçileriyle dostluğu olan bir arkadaşımızdır. Tekel'deki yolsuzlukları araştırmaktadır. Bu konuyu İzmir İl Başkanımız Halil GÜLEÇ'e iletmesini kendisinden rica etmiştim. Atılı suçla bir ilgisi yok. Kayıt sıra no: ...'de kayıtlı, 26.02.2008 günü saat 12:28 sıralarında Doğu PERİNÇEK ile Kamil DEDE arasında yaptıkları görüşmesinde özetle; D. PERİNÇEK'in "Bu şeyde iddianamelerde şurda burada THKP/C var mıdır?" dediği; K. DEDE'nin " Olabilir" dediği; D. PERİNÇEK'in "Senin evde var mı onlar?" dediği; K. DEDE'nin "Bende hiç yok onlar abi" dediği; D. PERİNÇEK'in "Peki bunu bilen kim var?" dediği; K. DEDE'nin "Anladım, bu ORAKOĞLU'nun kitabını daha çıkmak üzere galiba şey yaptınız mı?" "İlyas AYDIN için iddiası, ölmediğini söylüyo, benim şahsi fikrim de ölmediği konusunda, bu konuyu daha ayrıntılamadı kimse" dediği; D. PERİNÇEK'in "Hâlâ yaşıyo mu sence?" dediği;

K. DEDE'nin "Bence kesinlikle yaşıyo, ölmesi mümkün değil abi ya da ha pardon o şekilde ölmesi mümkün değil, bize iletildiği şekilde ölmesi mümkün değil Türk Devleti öldürdüyse onu bilmem ama biliyorsunuz Filistin'e götürdük işkencede bilmem ne de öldü diye esas çıkan şey o biliyorsunuz, orda öldürmeleri mümkün değil, Muhabbarat'ın iş kontrolü altında, Muhabbarat bir Türk subayını bilmem ne öldürttürecek üç tane çakala mümkün mü bu?" "Bu niye ortaya çıkarıldı hatta bize bir kaset gönderildi, ben biliyorum" "Boğuk sesler geliyo işte ölmeden evvel işte işkence sırasında konuşmaları falan diye niye bu kadar çok şey yaptılar?" dediği tespit edilmiştir. Görüşmeyi yaptığınız Kamil DEDE kimdir? Ne gibi bir ilişkiniz vardır? Görüşme Merkez Karar Kurulu üyemiz Kamil DEDE ile son zamanlarda yayınlanan Bülent ORAKOĞLU'nun kitabı ile İlyas AYDIN'ın yaşayıp yaşamadığı konusunda sorduğum sorulara cevap vermektedir. Atılı suçla bir ilgisini kuramadım. Kamil DEDE'ye bu şekilde bir kaset göstermişler. Ancak varlığından bilgim yoktur. Kayıt sıra no: ...'de kayıtlı, 26.02.2008 günü saat 21:51 sıralarında Doğu PERİNÇEK ile PINAR arasında yaptıkları görüşmesinde özetle; D. PERİNÇEK'in "Pınarcım ÖZKÖK'e bi şey mektup yazdım" "Bu mektubu bi ön yazıyla ÖZKÖK'ün kendisine yollarsın diğerlerine de aynen böyle bu şekilde yollarsın, zaten altında diyo not bu açıklamayı izninizle sabah toplantısına okuyarak gelmeleri için Hürriyetin diğer yönetici kadrolarına da yolluyorum diyorum" "Sen bana yollamıştın Oktay EKŞÎ'yi de not al" "Hürriyetin o şeyinde bulunan künyesinde yönetici olarak yazılı insanlar var ya Doğan ERGÜNEL zaten var orda" "Hepsine şimdi e-postala" "Ve takip et onda 'Aldınız mı Doğu PERİNÇEK'in şeyini?' diye tamam mı?" dediği tespit edilmiştir. Görüşmeyi yaptığınız PINAR kimdir? Ne gibi bir ilişkiniz vardır? Görüşme sekreterim Pınar YAVUZ Ue yapılmıştır. Hürriyet gazetesinde Erdal YAVUZ adlı profesörün 1969 yılına ait gerçekdışı açıklamalarını düzeltmek için bir yazı göndermiştim. O yazıyı Hürriyet gazetecisi yöneticilerine ulaştırmasını rica ediyorum.

Atılı suçla bir ilgisi bulunmuyor. işçi Partisi Genel Merkezi'nde yapılan aramada; Girişin karşısındaki sekreter odasının sağ tarafında bulunan masa üzerinde çok sayıda CD bulunarak el konulmuştur. Bu CD'lerle ilgili yapılan ön incelemede, üzerinde "ELBA HIGH QUALITY CD" yazan M4-C524-B-R2-09:40 seri numaralı CD'nin yapılan incelemesinde; içerisinde (3) adet klasör ve (1) adet Word sayfası olduğu görüldü. "Fethullahçı Gladio" isimli klasör açıldığında, içerisinde (4 ) adet Word belgesi, (4) adet resim belgesi olduğu görüldü. Fotoğraf belgeleri tek tek açılıp incelendiğinde; birçok Emniyet mensubunun isimlerinin olduğu ve bu kişilerle ilgili açıklamaların yazıldığı ve genel olarak isimleri belirtilen kişilerin Fethullahçı olduğu ayrıntılı olarak anlatılarak yazdığı görülmüştür. "Fethullahçı Gladio'nun Gladio Operasyonu" isimli Word sayfası açılıp incelendiğinde, Emniyet Teşkilatı içerisinde Fethullahçı Gladio kadrosunun olduğu ve ayrıntılı açıklamaların yazıldığı görülmüştür. "Polis, Fethullah GÜLEN, ABD" isimli Word belgesi açılıp incelendiğinde, (Fethullah GÜLEN suç örgütünün polis içindeki yapılanması, risale çocukları-1) başlıklı (1) sayfadan oluşan yazı olduğu, yazının içerisinde Emniyet Teşkilatı'nda Fethullahçı yapılanma olduğunun yazıldığı, devamında çok sayıda Emniyet mensubunun isimlerinin yazıldığı, isimlerin karşısında değişik açıklamaların olduğu, açıklamalardan sonraki bölümde "Fethullahçı" ibaresinin yazdığı, bazı isimlerin karşısında İngilizce terimlerin yazdığı görülmüştür. CD'nin bulunduğu odayı kim ya da kimler kullanmaktadır? Bu CD'nin 6 katlı olan genel merkezimizin hangi bürosunda bulunduğu anlaşılmıyor. Fakat bu tür bilgiler yaygın olarak ulaşmaktadır. Özellikle Emniyet Genel Müdür Vekili Necati ALTINTAŞ tarafından yazıldığı söylenen Emniyet içerisindeki Fethullahçı faaliyetle ilgili listeler ve eskiden yazılmış çeşitli Emniyet raporları, bizim partimiz tarafından da arşivlere konmaktadır. Fakat o isimleri yayınlamayı doğru bulmadık. Bu bilgilerden bana da gelmiştir. Partideki görevli arkadaşlar getirdi. Fakat ben kendilerine bu isimlerin yayınlanmaması talimatını verdim.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Doğu Perinçek'in Ergenekon Sorgusu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Kas 2010, 22:33

Nereden aldıklarını sormam. Emniyet Teşkilatı içerisinde iddia ettiğiniz şekilde Fethullahçı bir yapının ortaya çıkarılabilmesi için herhangi bir çalışma yaptınız mı? Bu tür bilgileri toplarız. Bir kenara koyarız. Gerektiğinde araştırırız. Nitekim ay kadar önce bu konuda Ankara Başsavcılığına bir suç duyurusunda bulunduk. Fakat isim listesini basına açıklamadık. İddia ettiğiniz Fethullahçı yapılanmayla ilgili elinizde herhangi bir şekilde somut veriler mevcut mudur? Örneğin Yargıtay Başsavcılığının AKP hakkında açtığı kapatma davası iddianamesinde ve kapatma dosyasında da bu Fethullahçı yuvalanma konusunda bilgiler bulunmaktadır. "ELBA HIGH QUALITY CD" yazan M4-C524-B-R2-09:40 seri numaralı CD'nin yapılan incelemesinde; içerisinde (3) adet klasör ve (1) adet Word sayfası olduğu görüldü. "Ümit SAYIN" isimli klasör açıldığında, (9) adet Word dosyasının olduğu, bu Word dosyaları içerisinde "Ümit SAYIN tarafından Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan suç duyurusu" yazılarının olduğu görülmüştür. Ümit SAYIN'a ait bu suç duyurusu yazılarını kim nerden temin etmiştir? Bu yazılar hangi maksatla bulunmaktadır?

Bunları bilemem ve bilmem de mümkün değil. Genel merkez de binlerce CD var. Bir sürü insan bu CD'lerin içeriğini bilemez. "ELBA HIGH QUALITY CD" yazan M4C524-B-R2-09:40 seri numaralı CD'nin yapılan incelemesinde; içerisinde (3) adet klasör ve (1) adet YVord sayfası olduğu görüldü. "Yargı-Nusret Senem'den" adlı klasör açıldığında, içerisinde (4) adet Word belgesi, (7) adet PDF belgesi olduğu görülmüştür. "Yargıtay" adlı PDF dosyası açıldığında, elle çizilmiş basit bir kroki olduğu görülmüş, kroki içerisinde binanın bölümlerini gösterir şekiller olduğu, bu şekillerin üzerine A, B, C yazıldığı, binalara giriş çıkış olan noktaları işaretledikleri ve bu noktaların üzerlerine değişik işaretler ve şekiller yaptıkları ve numaralandırdıkları görülmüştür. 278 "Krokinin açılımı" isimli Word belgesi açıldığında, aynen şu yazıların yazdığı görülmüştür; KROKİNİN AÇ İLMİ A: Yargıtay ana bina B: Yargıtay bitişik ek bina C: Yargıtay ek bina 1: Protokol kapısı (güvenlik çok sıkı) 2 avukat giriş kapısı 3 Posta giriş kapısı 4 Vatandaş kapısı 5 Garaj kapısı (sürekli görevli bulunur, güvenlik yok) 6 Mutfak kapısı 7 A blok yan kapı 8 C blok yan kapı 9 C blok arka kapı 10 C blok ön yan kapı 11 C blok ana giriş kapı 12 C blok garaj kapısı 13 Başbakanlık güvenli girişi 14 A blok giriş X Güvenlik var X Polis var x ray cihazı var P polis noktası var "Sarı ile işaretli bölgeler rahat, buralarda güvenlik, polis, görevli yok. 6 nolu kapı tünel gölgesinde kalıyor. Gece için uygun. 3 nolu kapı, kilitli ancak açılabilir. Buradan A blok zemin altına inilir. Burası Milli Eğitim Bakanlığı ile A blok arasında kalıyor ve araba park yeri. Tenha. C blok 8 nolu kapı çok müsait.

Girince bazen kapı arasında bir güvenlik çıkabilir. Burada lavabolar var. Oraya geçilebilir. Her zaman yok. 9 nolu kapı kilitlidir. Ama açılabilir. Ön taraftaki ışıklar oraya görmüyor. 10 nolu kapı kullanılmaz, ön taraftaki ışıklar burayı iyi görüyor. Ön tarafta 2 kamera var. Ön taraftaki sarı alan ağaçların altında kalıyor. Işıktan da geriye kalıyor. Orayı güvenlik kulübesi görmüyor. Arkada camları yok. O nedenle kör bir nokta oluşuyor. Karargâh kameraları görse de karanlık olduğundan sıkıntı olmaz. Ancak fazla beklememeli. Karargâh önünden hemen ikaz gelebilir" şeklinde yazıların olduğu görülmüştür. Elde edilen kroki ve krokinin açılımını anlatan Word sayfasındaki yazılar incelendiğinde; Yargıtay binasında bir suikast ya da bom-Z7V balı saldırı düzenlenebilmesi için, binalardaki güvenlik zafiyetlerinin de içinde bulunduğu tüm noktaların belirtildiği, dolayısıyla Yargıtay Başkanlığı'nda, üst düzeydeki yargı mensuplarından birisine yönelik eylem hazırlığı yapıldığı değerlendirilmektedir. Bu kroki ya da kroki açılımını kim ya da kimler hazırladı? işçi Partisi'nin 40 yıllık tarihinde ne bir suikast ne bir şiddet eylemi vardır. Ne bunların planı yapılır ne de beyinler bu tür bizim anlayışlarımızla ilgisi olmayan yasa dışı ve zararlı faaliyetlerle meşgul olur. Bu CD'yi bilmiyorum, belgeyi de bilmiyorum. Araştırılınca ortaya çıkar. Klasörün üzerinde ismi yazan Nusret SENEM kimdir?

Böyle bir şahıs tanıyor musunuz? Tanıyorsanız bu şahsa nasıl bir ilişkiniz vardır? Nusret SENEM, işçi Partisi'nin genel sekreteridir. Avukattır. Kendisi 4. katın genel sekreter salonunda kain, İtibarlı bir insandır. Ne onun ne de başka görevlimizin böyle alçakça ve saçma sapan işlerle ilgisi yoktur. Bu kroki ve açılımında sizin bilginiz var mı? Varsa Yargıtay'da kime eylem yapmayı planlıyordunuz? Bu kroki ve açılımından bilgin yoktur ama partimin terör eylemleriyle hiçbir ilgisinin olmadığını bilirim. Emniyet de bilir, MİT de bilir. Herkes bilir. Bilginiz yok ise partinizin genel merkezinde bu bilgileri kim ya da kimler hazırlamış olabilir? Bilemem. Sizin bilginiz olmadan parti içerisinde bu tür oluşum ya da eylem hazırlıkları yapılabilir mi?

Benim bilgim olmadan veya bilgim dahilinde bu şekilde planlamalar bizim partide kesinlikle olmaz. Bu konuda Türkiye'nin en sağlam partisi İşçi Partisi'dir. "ELBA HİGH QUALİTY CD" YAZAN m4-c524-b-r2-09:40 seri numaralı CD'nin yapılan incelemesinde; içerisinde 3 adet klasör olduğu (3) adet klasör ve (1) adet Word sayfası olduğu görüldü. "Yargı-Nusret Senem'den" isimli klasör içersinde "Yargıtay ile ilgili notlarım " isimli Word sayfası incelendiğinde içeriğinde aynen şu bilgilerin yazdığı görülmüştür. Söz konusu aynen aktarılmıştır. Yarg. 8 Hamdi Yaver Aktan'a teşekkür edelim. (TV için Danıştay'daki çabalarına) Ancak Baskın'la, Kaboğlu'yla iyi görüşüyor. Gümüşhane Baro başkanının cinayet davalarına bakılacak.

Selçuk'un yemeği en son ne zaman oldu. Silahçıoğlu en son ne zaman katıldı? Sabih Bey, Yarsav başkanı katılıyor. Murat Özdil iş arıyor. Bakılsın, sıcak yaklaşalım. Yalova Adliye'den Ünal Karabeyoğlu ile görüşelim. AKP dosyasını Eminağaoğlu'na iletelim, görüşünü alalım. Limandaki yemeğe yetiştirelim. Yemeğe Eminağaoğlu dışında E. PoyrazTa Levent Ersöz Paşa da gelecek. Adliyede Mahmut Kaya'ya fazla uğranılmasın. Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya'nın babasının durumuna bakılsın. Acil. Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu başkanının babasının durumuna bakılacak. Acil. Fethullahçılar Yarg. Haydar Erol (Fethullah ABD ziyaret etti, ona yatırını yapılıyor. Uçuş bilgileri olacaktı.) Şerafettin İste (Fethullah İstanbul'da saldı. Dosyası hazırlanacak) Osman Şirin (İstanbul'da çalışırken Fethullah lehine giderdi. Şimdi de yakın, iyi takiye yapar) Nakşiler Fazlı Kadı (Eşi çarşaflı) Muammer Ünsoy (Sivas olaylarında taraflı davrandı, Ağar'a yakın) İzzet Karataş (Başkan) Cengiz Erdoğan (YSK başkanıyken Tayyip'le anlaştı. Şimdi başkan oldu.) MHP'liler Hayrettin Cevheroğlu (lider durumunda, oğlu rüşvetçi avukat) Nazını Kaynak (Üniversiteden beri Fikret Hoca'yı dinler) Mehmet Ekmekçi (Menzil şeyhine bağlı-Nakşi'dir.) Erkan Ertürk Divriği Sivas'tan bakılsın. İbrahim Şahbaz (Doç) Ali Rıza Çınar (Doç) Kadir Özbek Tunceli Hulusi ÖZEK (emekli olunca gidilsin) Zeki ASLAN (kızı Adana'da Tefken'de mühendis. Duygusal ilişkileri var. Görüntü var, Çivrilli Paşa ile iyi görüşür.) Ali Erol ÖZGENÇ (Tunceli'den oldukları ) Kürtler Nedim BARAN, Metin KAYA, Uğur GENÇAN Söz konusu belgeyi kim ya da kimler hazırladı?

Bu notları ilk defa görüyorum, hiçbir bilgim yok. Belgenin içeriğinden Yargıtay'da görevli kişilerin değişik isimler altında fişlendiği ve istihbari bilgiler toplandığı görülmektedir. Partiniz içinde bu şekilde istihbari çalışma yapanlar kimlerdir? Hayır. Bu bilgileri ne amaçla kullanmaktasınız? Bilgilerinizin kaynağı nedir? Belge hakkında ben de sizin kadar fikir sahibiyim. "Yargıtay Cumhuriyet başsavcısının babası araştırılacak acil" derken ne kastedilmektedir? Bir şey bilmiyorum. Şayet bu belgeden sizin bilginiz yoksa partiniz içerisinde sizin bilginiz olmadan bu şekilde istihbari çalışmalar yapılabilir mi? Yayın organlarının elbette haber toplama çalışmaları vardır. Toplanan haberler ille de yayınlanacak diye bir şey yok.

Hatta ele geçen haberlerin anca 30'da 40'ta biri doğrulandıktan sonra kamuoyuna açıklanır. "ELBA HIGH QUALİTY CD" yazan M4-C524-5R2-09:40 seri numaralı CD'nin yapılan incelemesinde, içersinde (3) adet klasör ve (1) adet Word sayfası olduğu görüldü. "Yargı -Nusret Senem'den" isimli klasör içersinde, "Yargı tel notları" isimli Word sayfası incelendiğinde, çok sayıda şahsın isminin yazdığı, isimlerin karşısında da telefon numaralarının yazdığı görülmüştür. Listedeki isimlerle ilgili yapılan ön çalışmada, listedeki isimlerin yargı mensupları olduğu öğrenilmiştir.

Söz konusu belgeyi kim ya da kimler hangi maksatla hazırladı? Bilmiyorum. Fakat bizim genel merkezimizde görevli olan çok sayıda hukukçu ve avukat arkadaş bulunmaktadır. Bunlar meslektaşlarının telefon ve isimlerini muhafaza ederler. Ayrıca partimizin rehberinde bilgisayar kayıtlarında Türkiye'nin bütün protokolünün, devlet dairelerinin, üniversitelerin, kitle örgütlerinin yöneticilerinin telefon ve adresleri bulunur. Ulaşmak için gerekir veya bayramlarda tebrik yollamak için gerekir. Bunlar her kurumun belleğinde yer alması gereken bilgilerdir. "ELBA HÎGH QUALİTY CD" yazan M4-C524-B-R2-09:40 seri numaralı CD'nin yapılan incelemesinde; içerisinde (3) adet klasör ve (1) adet Word sayfası olduğu görüldü. "Yargı-Nusret Senem'den" isimli klasör içerisinde bulunan "Muammer AKSOY" isimli PDF dosyası incelendiğinde, bir adet "ceset" resminin olduğu görülmüştür, (resim gösterildi)

Bu resmi nereden temin ettiniz ve hangi maksatla kullanmaktasınız? Muammer AKSOY Türkiye'nin büyük bir hukukçusudur... Şehit edilmiştir. Resimleri bütün yayın organlarında çıkmıştı .... bizim yayın organlarımızın fotoğraf arşivleri çok zengindir. Bu tür fotoğrafları bulmak mümkündür. "ELBA HIGH QUALITY CD" yazan M4-C524-B-R2-09 numaralı CD'nin yapılan incelemesinde; içerisinde (3) adet klasör ve (1) adet Word sayfası olduğu görüldü. "YargıNusret Senem'den" isimli klasör içerisinde bulunan "Turgut ÖZAL" isimli PDF dosyası incelendiğinde 18 haziran 1986 tarihinde Ankara ilinde Atatürk Kapalı Spor Salonu'nda Anavatan Partisi'nin 2. olağan genel kurul toplantısı yapıldığı sırada Başbakan Turgut Özal'a yönelik yapılan silahlı saldırı olayının soruşturma evraklarının olduğu görülmüştür. Bu evrakları nereden, ne şekilde temin ettiniz? Bu evrakların nereden alındığını bilemem.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Doğu Perinçek'in Ergenekon Sorgusu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Kas 2010, 22:33

Ama bizim yayın organlarımız bu konuyu araştırmış ve etraflı yayın yapmışlardır. Arşivlerimizde böyle binlerce belge bulunmaktadır. "ELBA HIGH QUALITY CD" yazan M4-C524-B-R2-09:40 seri numaralı CD'nin yapılan incelemesinde; içerisinde (3) adet klasör ve (1) adet Word sayfası olduğu görüldü. "Yargı-Nusret Senem'den" isimli klasör içerisinde bulunan "Tayyip ERDOĞAN" isimli PDF dosyası incelendiğinde; 1998 yılında Recep Tayip ERDOĞAN hakkında Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianame olduğu görülmüştür. Bu evraktan bilginiz ya da ilginiz var mı? Var ise bu evrakı nerden ne şekilde temin ettiniz? Hangi amaçla bulundurmaktasınız? Bilgim yok ama bu tür iddianameleri adliyeden her isteyen avukat alır'. Bizim İşçi Partisi olarak sürekli araştırma yaptığımız biliniyor.

İki elimiz Tayyip Erdoğan'ın yakasındadır. Cumhuriyet'i yıkmak peşinde olduğu kanaatindeyiz bu kanaatimiz en son Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iddianamesiyle en yüksek yargı makamı tarafından doğrulanmıştır. İFADENİN BU AŞAMASINDA ŞÜPHELİ DOĞU PERİNÇEK AVUKATI İLE GÖRÜŞMEK İSTEDİĞİNİ BEYAN ETMESİ ÜZERİNE İFADE İŞLEMİNE SAAT 20:10'DA ARA VERİLMİŞTİR. İFADE ALMA İŞLEMİNE TEKRAR SAAT 20:25'TE BAŞLANMIŞTIR. "ELBA HIGH QUALITY CD" yazan M4-C524-B-R2-09:40 seri numaralı CD'nin yapılan incelemesinde; içerisinde (3) adet klasör ve 283 (1) adet Word sayfası olduğu görüldü. "Yargı-Nusret Senem'den" isimli klasör içerisinde bulunan "Seyfettin ÇİLESİZ" isimli Word dosyasında bir resim olduğu görülmüş ve bu resim yazdırılmıştır. (söz konusu resim gösterildi) Resimdeki şahıslar kimlerdir? Bu resim nerden temin edildi? Resim hakkında bilginiz ya da ilginiz var mı? Resimdekilerin hiçbirini tanımıyorum.

İşçi Partisi Genel Merkezi'nde yapılan aramada 4. katta "çok gizli" ibareli (5) sayfadan oluşan belgenin "Konu: İP/Karargâh evleri" başlıklı yazının içeriğinde, "İşçi Partisi ve Alevi kesimin gani sıra bazı TSK mensupları ve memurların da katılımıyla, emperyalistlerle Cumhuriyet karşıtları yıkıcıları ile mücadele amacıyla bir harekât başlatıldığı yönünde hassas kaynaktan bilgiler intikal etmiştir. Yürütülecek bu çalışmalarda hiçbir kurum ve oluşumun zarar görmemesi için 'karargâh evleri' adı altında, çekirdek kadroların oluşturulmasının öngörüldüğü alınan bilgilerdendir" yazdığı, devamında karargâh evleri hakkında bilgiler verildiği yazının sonlarına doğru faaliyet içerisinde yer alan şahısların değişik başlıklar altında isim listelerinin yazdığı, Son sayfasında ise "karargâh evleri" başlığı altında bir şema yapıldığı, şemanın en üst kısmında İbrahim ASLAN yazdığı, buna bağlı olarak (1. Yaşar HACISALİHOĞLU-Türkiyem Topluluğu), (askeri kesim Albay Cengiz KÖYLÜ), (Alevi kesim-Dede) yazdığı, Askeri kesimin altında, iki ayrı ok çıkartıldığı, bunlardan birisinin Harp Akademisi ve diğerinin Hava Harp Okulu başlıklarına ayrıldığı, Harp Akademisi başlığı altında, Albay Cengiz KÖYLÜ, Albay Yavuz GÖKER, Albay Turan TOKER, Fırat KAYMAKÇIOĞLU, Hasan Günay AKTAŞ, Osman ŞEN, Mahmut Melih BAŞ DEMİR, ...Turan, Kemal..., Y. Selim ÖZMEN, Rıza OKUR yazdığı; Hava Harp Okulu başlığı altında, Binbaşı Bülent... yazdığı, bunun hemen altında; Öğrenciler başlığı altında; Ozan NİZAM, Gökhan GÜLŞEN, Cihan AKYOL, Alper ÖZKAN, Emre YILMAZ, Çağdaş DOĞAN, Onur SÖNMEZ, İbrahim POLAT yazdığı, Hava Harp Okulu başlığı altında; bir ok çıkartılmış olduğu, bunun altında destek sağlayan başlığı altında, Albay Sinan KESİCİ, Doktor Rıza KURNA yazdığı, bunun hemen altında memur kesimi başlığının olduğu ve Gönül TEMİZ, Nesibe AKBULUT isimlerinin yazdığı, İbrahim ASLAN ismi altında bir ok uzantısında, İşçi Partisi başlığının olduğu, bu başlık altında, M. Bora PERİNÇEK, M. 2H4 Bedri GÜLTEKİN, Hikmet ÇİÇEK ve Zerrin ÖZTÜRK yazdığı; İşçi Partisi başlığından uzatılan okun altında, bölge sorumluları başlığının olduğu, bu başlık altında, Ali DOĞAN (İst/Bayrampaşa), Mevlüt USTA (İst/Bayrampaşa), Hıdır HOKKA (İst/GOP), Zerrin ÖZTÜRK (Ist/GOP), Mustafa OZAN (Tekirdağ), Sait ZORLU (Kırklareli), Abdurrahman Taşçı (Kurye) yazdığı; Alevi kesim başlığı altında; iki ayrı ok olduğu, bunlardan birisinin Yenibosna Cemevi diğerinin Balaban aşireti yazdığı görülmüştür.

Belgede belirtilen karargâh evleri nedir? Hangi amaçla bu evler oluşturulmuştur? Bu evler nerelerde bulunmaktadır ve kimler kalmaktadır? Karargâh evleri şemasında bulunan isimler kimlerdir? Bu şahıslarda kimleri tanıyorsunuz ve aranızda nasıl bir ilişki vardır? Tek tek açıklayınız. Söz konusu karargâh evlerinin İşçi Partisi ile nasıl bir ilişkisi vardır? Şüpheli bir belge; bizim teşkilatlanma ve çalışmalarımızla en ufak bir ilgisi yok provokasyon amaçlı. İfadeleri bize benzemiyor.

Bizim ruhumuza çalışma tarzımıza geleneklerimize aykırıdır. İbrahim ASLAN'ı tanımam. Yaşar HACISALİHOĞLU değerli bir doçentimizdir. Türkiyem Topluluğu, Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Mustafa ÖZBEK'in önderlik ettiği bir platformdur. Krokide isimleri geçen askeri şahısların hiçbirini tanımıyorum. Böyle bir şahısların da olduğu şüphelidir. Belki hiç yoktur. M. Bora PERİNÇEK, benim oğlumdur. M. Bedri GÜLTEKİN, partimizde genel başkan yardımcısıdır. Hikmet ÇİÇEK, partimizin basın bürosu sorumlusudur. Zerrin ÖZTÜRK, partimizin İstanbul öncü kadın başkanıdır. Bu dört ismin bir arada olması mümkün değildir. Saçma sapan Krokide bölge sorumluları başlığı altında yer alan Ali DOĞAN bir üyemizdir. Mevlüt USTA İstanbul il saymanıdır. Hıdır OKKA merkez karar kurulu üyemizdir. Zerrin ÖZTÜRK'ün Gaziosmanpaşa ile hiçbir ilgisi yoktur. Mustafa Tekirdağ yöneticilerimizdendir. Sait ZORLU yöneticisidir. Kurye felan olamaz. Ancak bir akıl hastası böyle saçma sapan şemalar yapabilir. Zaman zaman bize bu tür mektuplar gelebiliyor. İnsanlar oturup böyle şemalar yapıyor. Provokasyon amaçlı da yapılmış olabilir. İşçi Partisi'ni çok az tanıyan insanlar bile burada yazılanların bizim gerçeğimiz ile en küçük bir ilgisinin olmadığını bilirler. Hele ordu, Alevilik vs gibi hassas konuların karıştırılması bu belgelerin kışkırtıcı özellikler taşıdığını gösteriyor. Bilgilerin hassas kaynaktan elde edildiği söyleniyor. İşçi Partisi hangi hassas kaynaktan bilgi elde edecek? Mehmet Zekeriya Öztürk Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK, Ulusal Kanal ve Aydınlık dergisinde çalıştı mı? Çalıştı ise hangi yıllarda ve hangi görevlerde çalıştı? Bu şahsı kimin referansı ile aldınız? Yukarıda belirttim. Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK emekli binbaşı diye kendini tanıtarak, Ulusal Kanal'da çalışmak için başvurmuş, arkadaşlarımız yaptıkları mülakat sonunda subay emeklisi olmasına da güvenerek işe almışlar, fakat çok kısa bir zamanda çok sık yalan söylediği binaya silahla girmek istediği ve cebinde 7-8 ayrı kimlik taşıdığı ve geçmişte Hıristiyan olarak kiliselere gittiği tespit edilince birkaç ay sonra işten atıldı.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Sonraki

Dön Ergenekon Davası, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Asil Türk Milleti

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir