Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Emin Gürses'in Ergenekon İfadesi

-Ergenekon Destanı Atalarımızın Şanlı Destanı’dır.
-Ergenekon Davası'nda Yargılanmaya çalışılan Türk Milleti ve Atatürk'tür. Bu yargılamayı yapan A.B.D'dir.
-1990'ların başından beri, Eşref Bitlis önderliğindeki T.S.K. Ortadoğu'da A.B.D.'nin bütün planlarını altüst eden tek güç idi.
Bu yüzden AKP döneminde T.S.K. asimetrik psikolojik savaşlarla itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor, “Mehmetçik düşmanlığı” tavan yaparken, başbakanlık koltuğunda oturan şahıs a.b.d. askerlerinin sağ sağlim evlerine dönmesi için dua ediyor.
-6. yüzyılda, Çin emperyalizmi yüzünden yokolma tehlikesiyle karşı karşıya olan ve tutsak edilen Aşina Hanedanlığı’nın hayatta kalan tek çocuğu, Ergenekon Destanı’nda dişi bir Kurt tarafından yetiştirilip büyütülmüştür. Bu çocuk yıllar sonra soyunu devam ettirip, bir Cihan Devleti olan ve Çin emperyalizmini mağlup edecek olan Gök Türk İmparatorluğu’nu kurmuştur.
-Aşina Aşireti, Türk Soyunun Karluk Boyundandır. Uygurlarda Karluk Boyundandırlar.
-Göktürkler döneminde Çin emperyalizmi, Göktürkleri yıkabilmek için, içten parçalama stratejisini uygulamıştır. Nitekim Gök Türkler’in yıkılışı Çin emperyalizminin kullandığı Uygurlar tarafından gerçekleştirilmiştir.
-Şimdi günümüzde olanlara bakarsak, Silivri’de, Hasdal’da, Metris’te tutsak edilen Kahramanlarımız, işte bu 6. yüzyılda hayatta kalmayı başaran tek Türk çocuğunun evlatlarıdır.
Günümüzdeki Gök Türk Hanedanlığını tarif edelim:
1. Türkiye Cumhuriyeti’nin Koruyucuları olan Oğuz Boyundan Atatürkçü’ler = Gök Türk İmparatorluğu’nu kuracak olan Karluk Boyundan Aşina Hanedanlığı’nın hayatta kalmayı başaran tek çocuğu.
2. Amerika = Gök Türk’leri entrikalarla içten yıkmaya çalışan Çin Emperyalizmi
3. A.B.D tarafından kullanılmakta olan ve Türkiye Cumhuriyet’ini yıkmayı hedefleyen Atatürk ve Cumhuriyet Düşmanı Yobaz AKP’li kitle(Oğuz Boyundan) = Çin Emperyalizminin Gök Türk İmparatorluğunu yıkmak için kullandığı Uygur Türkleri(Karluk Boyundan)
4. Türkiye Cumhuriyeti(Oğuz Boyundan) = Gök Türk İmparatorluğu(Karluk Boyundan)
5. SONUÇ: Türk Milleti elinde sonunda emperyalist devleti yıkacaktır, parçalayacaktır, darmadağan edecektir!
-Günümüzde yargılanan sözde Ergenekon Örgütü, aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin Tam Bağımsızlığını canları pahasına ebediyet için korumayı hedeflemiş olan Atatürk’ün Askerlerinden oluşan Milli bir Örgütlenmedir(herhangi yasa dışı bir faaliyette bulunmayan).
-Bu örgütlenme, 1980 darbesi sonrasında ayaklanan/özüne-dönen namuslu ve şerefli Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının önderliğinde başlamıştır. Yani, bu örgütlenme, Atatürkçü ve Anti-Emperyalist düşünceye sahip olan Eşref Bitlis Paşa’mız ve onun yolundan yürüyen Uğur Mumcu ve Doğu Perinçek’lerin A.B.D.’ye karşı verdikleri asil mücadeleler ile birlikte başlamıştır.
-AKP döneminde bu kutsal görevleri yürüten “D.Perinçek, T.Özkan, M.Balbay, E.Poyraz, Ç.Doğan, A.Uğur, E.Alan, V.Küçük, E.Gürses, İ.Selçuk, Ş.Eruygur, H.Tolon, L.Ersöz, S.Öztürk, D.Çiçek, H.Iğsız, S.Yalçın, B.Pehlivan, B.Terkoğlu, D.Yıldırım, V.Küçük, İ.Başbuğ, A.Yıldırım” gibi Atatürkçüler, “Ergenekon”, “Balyoz”, “Islak İmza”, “İnternet Andıcı”, “Kafes”, “ODATV”, “Spor’da Şike”, vs. gibi isimlerin verildiği ve hukukun çiğnendiği davalar ile birlikte zindanlara atılıp tutsak edinmişlerdir. Onların yokluğunda Asil Türk Milleti’miz ve Türkiye Cumhuriyet’i bölünme/yıkılma aşamasına getirilmiştir!!!!
-Ergenekon'daki Kahraman Bozkurtlar çıktı, Fethullahçılar yargılanıyor, ABD Suriye'de yenildi, Büyük bir Ekonomik Kriz yolda, SIRA AKP hükümetinin devrilip yargılanmasındadır, ondan sonra SIRA ABD'nin Orta Asya ve Orta Doğu'dan tamamı ile yokedilip tekmelenmesine GELECEK, BU GÜNLERİ GÖRECEĞİZ, ÇOK YAKIN! EN BÜYÜK HEDEF TÜRK BİRLİĞİ'DİR!

Emin Gürses'in Ergenekon İfadesi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Kas 2010, 22:08

Emin Gürses'in ifadesi

ŞÜPHELİ İFADE TUTANAĞI (CMK MD. 147)

İfadenin Alındığı Yer: Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Soruşturma C. Başsavcılığı: C.M.K. 250.

Maddesi ile Yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ifadenin Alındığı Tarih: 24/02/2008

İfadeye başlama saat 21: 30

İfadeyi Alan: Turgay - Komiser Yardımcısı ifade Vermede Müdafi: İstanbul Barosu 20612 sicilli Av. Mehmet TAŞDELEN Kimliğime ilişkin soruları doğru olarak cevaplamam gerektiği , doğru cevap vermemem veya yanlış bilgi verdiğim takdirde hakkımda cezai kovuşturma yapılabileceği söylendi.

(147/1-a) ifade Veren Kimliği: Kendi Beyanına Göre ADI VE SOYADI: Emin GÜRSES

TC Kimlik No: 6397616.... Baba Adı: Sabri

Ana Adı-Anne Kızlık Soyadı: Hatice (YARDIMCI )

Doğum Yeri ve Tarihi: Rize

03/061957 Nüfusa Kayıtlı olduğu İlçe: Rize - Merkez -

Cinsiyeti: Erkek.

Devamlı ikamet Adresi ve Kadıköy İstanbul.

Telefonu: Tel: 216 - - Cep: 532 -

Eğitim Durumu: Doktora

İşi-Mesleği: Sakarya Üniversitesi Öğretim Üyesi

Aylık Gelir Durumu (147/1-g): 1 600 YTL

İş Adresi ve Telefon No: Sakarya Üniversitesi Uluslararası ilişkiler Bölümü

Medeni Hali: Evli: Bekâr:

Sabıka Durumu: Yok:

Alkol - Uyuşturucu Maddeye Alışkanlığı: Yok: x Tedavi Gördü: Görmedi:

Olay Öncesinde Aldığı: Alkol Var: Uyuşturucu Yok:

"Suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, gönüllü olarak teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi halinde, hakkında örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçundan dolayı cezaya hükmolunmayacağı, ayrıca kişinin bu bilgileri yakalandıktan sonra vermesi halinde, hakkında bu suçtan dolayı verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim yapılacağı" hususları, şüpheli Emin GÜRSES'e hatırlatıldı. Özgeçmişi soruldu. 1957 yılında Rize ilinde doğdum. İlk, orta ve lise öğrenimimi Rize'de tamamladım.

Daha sonra hatırladığım kadarıyla 1975 yılında Rize Eğitim Enstitüsü'nü kazandım. 1977'de mezun oldum. Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi'ne dikey geçiş yaptım. Terör olayları nedeniyle okulu bırakıp 1978 aralık ayında askere gittim. Tuzla Piyade Okulu'na katıldım. 1980 haziran ayında Karadeniz Bölge Komutanlığı'ndan deniz piyade teğmen olarak terhis oldum. Aynı yıl Şişli Siyasal Bilimler Fakültesi'ne (Marmara Üniversitesi) girdim. 1984 yılında mezun oldum. 1985 yılında İstanbul Üniversitesi'nde Siyasal Bilimler Fakültesi'nde yüksek lisansa başladım. Aynı yıl içersinde Londra'ya gittim. Londra'da dil eğitiminin yanında, Kuzey Londra Politeknik'te ekonomi yüksek lisansı, Londra Üniversitesi'nde siyaset bilimi yüksek lisansı yaptım. 1991 yılında Boğaziçi Üniversitesi ve Londra Ekonomi Okulu'nda doktora programına başladım. 1995-1996 yılında doktor unvanını aldım. 1997- 1998 akademik döneminde İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi'nde mastır ve doktora dersleri verdim. 1998 yılından bu yana Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde öğretim üyesi olarak görev yapmaya devam etmekteyim. Hiç evlendim. Annem sağdır, babam vefat etmiştir. Toplam (6) kardeşiz. Yeşil pasaportum vardır. Çok defa yurtdışına gidip geldim. Geçimini nasıl temin ettiği soruldu. Geçimimi yukarıda beyan ettiğim gibi öğretim üyesi olarak sağlamaktayım. Başkaca bir geçim kaynağım yoktur. Daha önce herhangi bir suçtan ceza alıp almadığı, kolluk kuvvetlerince yakalanıp yakalanmadığı soruldu. Hayır, yoktur. Kullanmış olduğu ve adına kayıtlı cep telefonları soruldu. 0532 206.... numaralı telefon hattı benim adıma kayıtlıdır ve yaklaşık (10) yıldır kullanmaktayım.

Başkaca kullandığım veya benim adıma kayıtlı cep telefonu yoktur. I 173 Herhangi bir lakabı, takma adı veya kullandığı ikinci bir ismi olup olmadığı soruldu. Hayır, yoktur. 12.06.2007 tarihinde Ümraniye ilçesinde ele geçirilen el bombaları ile alakalı olarak yapılan çalışmalarda elde edilen deliller doğrultusunda; 3713 sayılı kanunun 1. maddesinde tarifi bulunan devleti ele geçirmek ve kamu düzenini zafiyete uğratmak amacıyla örgütlenen "ERGENEKON" adlı terör örgütünün üyesi olma şüphesi ile gözaltına alındığı hatırlatıldı. Önceki tarihlerde düzenlenen operasyonlarda yakalanan 01- Oktay YILDIRIM 02- İhsan GÖKTAŞ 03- Mehmet DEMİRTAŞ 04- Ali YİĞİT 05- Mahmut ÖZTÜRK 06- Kuddusi OKKIR 07- Bekir ÖZTÜRK 08- Kemal ŞAHİN 09- Ergün POYRAZ ve 10- Vatan BÖLÜKBAŞOĞLU isimli şahıslardan kimleri ne şekilde, nereden tanıdığı, tanıdığı şahıslarla en son ne zaman görüştüğü (telefondan veya yüz yüze) soruldu. Oktay YILDIRIM' ı medyadan tanımaktayım. Ergün POYRAZ isimli şahsı bir defa Sevgi ERENEROL'un patrikhanesinde gördüm. Sevgi Hanım bana şahsın bir beyanatım hakkında sitemlerde bulunması için tanıştırdı. Başkaca hiçbir görüşmem olmadı. Bana sorulan diğer şahıslan tanımıyorum. İbrahim Bilgehan TAŞDELEN ve Alper TOKAT isimli şahısları tanıyıp tanımadığı soruldu. Sormuş olduğunuz şahıslan tanımıyorum. 22.01.2008 günü başlatılan operasyonda birlikte yakalanan 01- Veli KÜÇÜK 02- Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK 03- Sevgi ERENEROL 04- Güler KÖMÜRCÜ 05- Sami HOŞTAN 06- Ali YASAK 07- Erol ÖLMEZ 08- Hüseyin Gazi OĞUZ 09- Oğuz Alparslan ABDÜLKADİR, 10- Raif GÖRÜM 11- Hüseyin GÖRÜM 12- Ümit OĞUZTAN, 13- Erdal İRTEN 14- Kemal KERİNÇSİZ 15- Engin ZORBA 16- Asim DEMİR 17- Atilla AKSU 18- Murat ÖZKAN 19- Satılmış BALKAŞ 20- Mehmet BOĞAZKAYA 21- Emin Caner YİĞİT 22-Cemal YİĞİT 23- Yusuf GÖRÜM 24- Kahraman ŞAHİN 25- Müzeyyen ŞEN 26- Ayşe Ceylan GEÇYOL (KIYAK) 27- Yılmaz KARTAL, 28- Anatoli MADJAR 29- Recep Gökhan SİPAHİOĞLU 30-Erkut ERSOY 31-Fuat TURGUT 32- Ahmet CEYHAN 33- Yaşar ARSLANKÖYLÜ 34-Tanju OKAN 35- Muhammet YÜCE 36- Abdullah ARAPOĞULLARI 37- Özer KORKMAZ 38- Ali KUTLU ve 39- İhsan GÖKTAŞ isimli şahıs- lardan kimleri ne şekilde, nereden tanıdığı, tanıdığı şahıslarla en son ne zaman görüştüğü (telefondan veya yüz yüze) soruldu.

Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK, yakalanan bombalardan sonraki bir beyanatımla ilgili beni telefonla aradı. Telefonda bana demecim hakkında tekzip gönder diye tehditvari bir görüşme yaptık. Bir defa da şahıs bir açılışta Orgenaral Necati ÖZGEN'le görüşürken yanımıza geldi. Mehmet Zekeriya böyle kaba saba konuştuğu için Necati ÖZGEN Paşa bu şahsı yanından kovdu. Ben şahsı burada gördüm ve tanıdım. Daha sonradan da bu şahıs hakkında medyadan bazı bilgiler edindim. Sevgi ERENEROL'u vatansever bir milliyetçi olarak tanırım. Zaman zaman telefonla görüşmüşlüğümüz olmuştur. Patrikhanede düzenlenen kutlama tarzı programlara katıldım. Bir de İstanbul Üniversitesi önündeki Milli Şehit Kaymakam Kemal Bey'in idam edildiği yerde düzenlenen anma toplantılarında bir defa gördüm ve görüştüm. Güler KÖMÜRCÜ'yü medyadan tanırım. Herhangi bir samimiyetim yoktur. Sami HOŞTAN'ı medyadan tanırım. Ali YASAK'ı medyadan tanırım. Kemal KERİNÇSiZ'i ilk olarak 3-4 sene önce Beyazıt'taki anma töreninde gördüm ve yanıma gelerek orada kendini tanıttı.

Bir defa beni TV programına davet etti ve katıldım. Bir defa da bana avukatım olmayı teklif etti. Bana avukatım olması yönünde ısrarcı oldu, ancak ben istemedim. Fuat TURGUT'u TV'den tanımaktayım. Herhangi bir ilişkim yoktur. Bana sorulan diğer şahısları tanımıyorum. 22.02.2008 günü düzenlenen operasyonlarda yakalanan Habip Ümit SAYIN, Vedat YERENER, Hayrettin ERTEKİN, Orhan TUNÇ, Muammer KARABULUT, Hande EROL ve Coşkun ÇALIK isimli şahıslardan kimleri ne şekilde, nereden tanıdığı, tanıdığı şahıslarla en son ne zaman görüştüğü (telefondan veya yüz yüze) soruldu. Habip Ümit SAYIN'ı tarihten yaklaşık on yıl kadar önce Ulusal Kanal'da tanıdım. Doktor olduğunu bilmekteyim. Şimdi Adli Tıp'ta çalıştığını biliyorum. Telefonla ve karşılaştığımızda da yüz yüze görüşürüz. Vedat YENERER' i medyadan tanırım. Bir defa da TV programına katıldım. Ondan sonra tanıştım. Telefonla arar ve görüşürüm. Hande EROL'u tanırım. Hem arkadaşım hem de tez danışmanını olur. Bana sorulan diğer şahıslan tanımıyorum. Veli KÜÇÜK isimli şahsı tanıyıp tanımadığı, tanıyor ise nereden, nasıl ve ne kadar zamandır tanıdığı, birlikte ortak herhangi bir iş yapıp yapmadığı, en son nerede ve ne zaman görüştüğü soruldu. Veli KÜÇÜK'ü öncelikle görevlerinden dolayı tanımaktayım. Tarihten yaklaşık 6 yıl kadar önce Kaymakam Kemal Bey'i anma törenlerinden tanırım. Ancak daha önce basından tanıyordum. Zaten bu şahıslarla genel olarak tanışmamın kaynağı ve başlangıç noktası bu olmuştur. Veli KÜÇÜK'ü vatansever bir asker olarak tanımaktayım. Herhangi ortak bir ticaretimiz olmadı. En son ne zaman görüştüğümü tam olarak hatırlamıyorum.

Ancak ara sıra beni arardı. Bende telefonu yoktu. Ancak o benim telefonumu bulur ve arardı. Birkaç defa beni Sakarya Üniversitesi'ndeki birkaç öğrenciye burs ve yurt konusunda yardım için aramıştır. Muzaffer TEKİN isimli şahsı tanıyıp tanımadığı, tanıyor ise nereden, nasıl ve ne kadar zamandır tanıdığı, birlikte ortak herhangi bir iş yapıp yapmadığı, şahısla en son nerede ve ne zaman görüştüğü, şahsı cezaevinde ziyaret edip etmediği soruldu. Muzaffer TEKİN' i Kıbrıs'taki kahramanlığından dolayı vatansever bir asker olarak bilirim. Bıçaklanması olayından sonra benimle görüşmek istedi. Bir arkadaşım vasıtasıyla bana ulaştı ve Kadıköy'de bir yerde görüştük. Yanında ağabeyi olduğunu söylediği, ismini hatırlamadığım bir şahıs da vardı. Bende iyi bir izlenim bırakmıştı. TV görüşmelerimde de bu nedenle vatansever biri olarak bildiğimi söyledim. Cezaevinde ziyaret etmedim. Bir defa Sevgi'nin görevli olduğu patrikhanede bir kokteylde Ergün POYRAZ'ı gördüğüm gün gördüm. Telefonla görüştüğümüzü hatırlamıyorum. Ortak herhangi bir ticaretimiz olmadı. Veli KÜÇÜK veya Muzaffer TEKİN'in kendisini herhangi bir kişi veya grupla tanıştırıp tanıştırmadığı soruldu. Hayır, kesinlikle olmadı. Mehmet Fikri KARADAĞ isimli şahsı tanıyıp tanımadığı, Kuvayı Milliye Derneği'ne üye olup olmadığı, dernek hakkında ilgisi ve bilgisi soruldu. Mehmet Fikri KARADAĞ'ı medyadan tanırım. Bir defa da Aydınlar Ocağı'ndaki konferansımda benim yanıma geldi ve kendini tanıttı. Ancak herhangi bir samimiyetimiz yoktur. Taner ÜNAL isimli şahsı tanıyıp tanımadığı, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği ile irtibatı soruldu. Hayır, tanımıyorum. Sedat PEKER, Semih Tufan GÜLALTAY ve Ertuğrul YILMAZ isimli şahısları tanıyıp tanımadığı, tanıyor ise ilişkisi soruldu. Sedat PEKER' i basından tanımaktayım. Diğer şahısları tanımıyorum. 187 Kendisine ait ruhsatlı veya ruhsatsız herhangi bir silahının olup olmadığı, var ise bulundurmasındaki amacı soruldu. Kendime ait adıma taşıma ruhsatlı silahım vardır. İstanbul Valiliği'nce adıma teröre karşı koruma karan çıkartılmış, bu nedenle silah almam tavsiye edildi.

Ben de Ankara MKE'den silah aldım. Yapılan aramalarda da bu silaha el konuldu. Bu silahı güvenliğim için acil olarak geri istiyorum. Herhangi legal veya illegal bir oluşuma, örgüte, partiye, derneğe, vakfa vb üye olup olmadığı soruldu. Hayır, hiçbir üyeliğim yoktur. Tuncay GÜNEY isimli şahsı tanıyıp tanımadığı, tanıyor ise aralarındaki ilişki soruldu. Hayır, tanıyorum. Düzenlenen operasyonlarda yakalanan şahıslardan el konulan "Ergenekon" isimli belgelerde, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde faaliyet gösteren "Ergenekon" isimli asker ve sivillerden oluşan bir örgütün (oluşumun) varlığından bahsedildiği hatırlatılarak, söz konusu "Ergenekon" isimli belge ve belge içeriğinde bahsedilen oluşum hakkında ilgisi ve bilgisi soruldu. "Ergenekon"u 1997 yılında Can DÜNDAR tarafından yapılan programda duydum ve orada izledim. Yine düzenlenen operasyonlarda ele geçirilen "Lobi" isimli belgelerde de, "Lobi" isimli yapının "Ergenekon"a bağlı olarak hareket eden sivil yapılanma olarak anlatıldığı, bu yapının tamamen sivillerden oluşması gerektiğinden bahsedildiği ve medya, ekonomi gibi birçok alanda faaliyetlerde bulunacağından bahsedildiği hatırlatılarak söz konusu "Lobi" isimli belge ve belge içerisinde bahsedilen oluşum hakkında ilgisi ve bilgisi soruldu. Herhangi bir bilgim ve ilgim yoktur. 2001 yılında Şube Müdürlüğümüzce yakalanan Tuncay GÜNEY isimli şahıstan da söz konusu belgelerin ele geçirildiği, şahısla yapılan mülakatta bu belgeleri kendisine Veli KÜÇÜK'ün yazdırdığını beyan ettiği hatırlatılarak, konu hakkında bilgi ve ilgisi soruldu. Hiçbir bilgim yoktur. Veli KÜÇÜK isimli şahısla ortak herhangi bir programa katılıp katılmadığı, katıldı ise ne amaçla katıldığı, katıldığı programların içeriğinin ne olduğu ve kimlerin ne konuştuğu soruldu. Hayır, katılmadım. Ben yukarıda da beyan ettiğim gibi kendisini Bayazıt'ta yapılan anma töreninde gördüm. Tespit edilen birçok telefon görüşmesinde kendisinin Türk Ortodoks Patrikhanesi'nde birçok toplantıya katıldığını beyan ettiği, hatta gizli yapılan toplantılara bile katıldığından bahsettiğinin tespit edildiği hatırlatıldıktan sonra; Söz konusu toplantıların içeriğinin ne olduğu, gizli yapıldığı belirtilen toplantıların ne amaçla yapıldığı, kimlerin katıldığı ve ne tür konuların konuşulduğu soruldu. Ben Sevgi Hanım'ın orda yapılan ve memleket meselelerinin konuşulduğu, kapalı olarak yapılan, herkesin katılmadığı bir sohbete katıldım. O toplantıya Kırım Meclis Başkanı Mustafa CEMlLOĞLU da katılmıştı. Bu nedenle o programa herkes çağrılmadı. Gizli olarak tabir edilen toplantı bu olabilir. Ancak herkese açık olan programlara birkaç defa katıldım. 22.01.2008 günü saat 11:55'te X Şahıs (Sebahattin İSLAMOĞLU adına kayıtlı) ile yapmış olduğu telefon görüşmesi yüzüne karşı okunduktan sonra; Görüşmede Veli KÜÇÜK ve diğer şahısların yakalanmasından bahsettikten sonra "Birçok toplantıya ben gittim.

Hiçbir zaman Güler KÖMÜRCÜ'yü orda görmedim. 'Bunlar gizli toplanıyorlar' diyor. Gizli toplantılarda bile görmedim Güler KÖMÜRCÜ'yü" dediği hatırlatılarak, "gizli toplantı" olarak bahsettiği konunun ne olduğu, kimlerin katıldığı ve nelerin konuşulduğu soruldu. Gizli olarak bahsettiğim toplantıyı yukarıda size açıklamıştım. Ancak şivem nedeniyle çoğul ifadesini kullanıp toplantılar demiş olabilirim. Görüşmeden de anlaşıldığı üzere bu tür toplantıları eleştiren bir yaklaşımım vardır. 22.01.2008 günü saat 11:52'de X Şahıs (Necmi ÇELENK) ile yapmış olduğu telefon görüşmesi yüzüne karşı okunduktan sonra; Görüşme yaptığı şahsın kim olduğu soruldu. Görüşme yaptığını kişi Nazmi ÇELENK'tir. Gazetecidir. TV programlarından tanırım. Nazmi'yi milliyetçi cemaatte olan herkes tanır. TV programı yapar. Beni çağırırsa katılırım. Erol MÜTERCİMLER isimli şahsın kim olduğu ve kendisine neden bahsettiği soruldu. Erol MÜTERCİMLER'i TV'den tanırım. TV programcısıdır. Birçok programına katıldım. İyi bir emekli asker olarak bilirim. Uluslararası ilişkiler üzerinde doktora yapmış birisidir. Görüşmede X şahsın "Tuncay ÖZKAN'ı da bu işin içine katabilirlermiş" dediği; kendisinin ise "Tuncay'ı katsınlar, siktir et ya" dediği hatırlatılarak konuyla ilgili ifadesi soruldu. Nazmi bu şekilde yorum yapmaktadır. Ben de geçiştirmek için bu şekilde beyanlarda bulundum. Görüşmede bahsi geçen armatörlerden rüşvet alınması konusunun ne olduğu soruldu. isminin burada geçmesini istemediğim ve armatör olan bir yakınım bana kendilerinden para (haraç) istenildiğinden ve bu olayda Veli KÜÇÜK isminin de geçtiğinden bahsetti. Ben de bu olayı başka biri aracılığıyla Veli KÜÇÜK'e ilettim. Benim iletim sonrasında bu olay çözüldü. Olayın çözülmesi sonrasında teşekkür amaçlı Veli KÜÇÜK'ün yanına gittim. Görüşmemizde Veli KÜÇÜK bana adının kullanıldığını söyledi. Hatta bu şahıslara küfür bile etti. Olay bu şekilde sonuçlandı. 22.01.2007 günü saat 17:25'te Erol MÜTERCİMLER isimli şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesi yüzüne karşı okunduktan sonra;

Görüşmede "Şimdi Muzaffer Yüzbaşı'nın o astsubayla, bombacı astsubayla hiçbir ilişkisi yok. Muzaffer Yüzbaşı'yı ben çok iyi tanırım. Muzaffer Yüzbaşı'ya herkes gider gelir. Muzaffer Yüzbaşı'nın Veli Paşa'yla da arası açıktı. Hep gazetede resimleri gösteriyorlar elini öperken." "Ama araları açıktı. Çünkü Veli Paşa Muzaffer Yüzbaşı için dedi ki, Adam olsaydı kafasına sıkardı"' "Bunun üzerine Muzaffer Yüzbaşı bize dedi ki; 'Benim için nasıl böyle bir şey söyler?' Yani araları iyi değildi..." dediği hatırlatılarak Veli KÜÇÜK'ün neden bu şekilde beyanlarda bulunduğu, bu beyanı kendisinin nerede ve ne zaman duyduğu soruldu. Beyanlarımı bizzat Veli KÜÇÜK'ten duymadım. Ancak bir ortamda ya da basından duymuş olabilirim. Veli ve Muzaffer'in aralarının bu olaydan dolayı bozuk olduğunu herkes biliyor. Görüşmede de bahsettiği şekilde Veli KÜÇÜK-Sedat PEKER-Güler KÖMÜRCÜ arasındaki ilişkinin ne olduğu, şahısların aralarındaki irtibatları hakkında bilgisi soruldu. Güler KÖMÜRCÜ'nün gizli örgütlenmeler ve mafya gibi konularda gazetelerde yazılan çıkmaktadır. Güler'in bu bilgileri alabilmek için bu şahıslarla görüşmüş olabileceğini kastederek bu şekilde beyanlarda bulundum. Güler KÖMÜRCÜ'nün Sedat PEKER'le görüştüğü gazetelerde haber olarak çıkmıştı. Görüşmede "... Kemal bana çok iyi şey etti. Bana da 'Davaları ver ben bakayım' diye. Adama tam sonunda veriyordum bir şey yetki zaman olmadı.

Çünkü Kemal bana dedi ki; 'Talimat geldi, senin Yeniçağ televizyonuna çıkmana izin vermiyorlar'" dediği hatırlatılarak; Yeniçağ TV'ye çıkmaması için kim ya da kimlerin ne şekilde bir talimat verdiği soruldu. Görüşmeden bu beyanın bana Kemal tarafından aktarıldığı anlaşılmaktadır. Ancak bu beyanı bana Sevgi söylemişti. Sevgi bana, "Yeniçağ TV'ye çıkman yasaklanmış. Bunu Kemal'den öğrendim" dedi. Kimin neden yasakladığını bilmiyorum. Yeniçağ'ın sahibi Devlet BAHÇELl'ye muhalif birisiydi. Ben de Devlet BAHÇELl'nin aleyhinde konuşmadığım için benim TV'ye çıkmama engel olduğunu düşünmüştüm. Kemal KERİNÇSİZ'in olaydaki konumunun ne olduğu yani söz konusu talimatı kendisine hangi sıfatla neden ilettiği soruldu. Söylediğim gibi bu beyanı bana Sevgi iletti. Kemal'in benimle bir samimiyeti yoktur. Böyle bir olayı Sevgi ile samimi olması ve Sevgi ile benim görüştüğümü bildiği için Sevgiye ilettiğini düşünüyorum. Görüşmede Erol'un "Emin burda ilginç olan nokta, bu Ergenekon terör örgütü diye bir örgütü Emniyet'in tanımlamış olması" dediği; kendisinin "...Bunların zaten resmi olarak güvenlik şeyi kurmuşlar güvenlik birimi Narkotik üstüne..." dediği hatırlatılarak, resmi olarak kurulduğunu beyan ettiği konunun ne olduğu soruldu. Medyadan duyduğum kadarıyla vali, eski Narkotik Şube müdürü ve Veli KÜÇÜK'ün ortak bir güvenlik şirketi yapmışlar. Görüşmede bundan bahsetmekteyim. Burada beyanlarım anlaşılmamış olabilir. Görüşmede Narkotik üstüne derken burada şirketin üç kişinin üzerine (adına) yapıldığını söylüyorum. Harp Akademilerinde ders verip vermediği, verdi ise hangi dersleri verdiği, ders vermesi konusunu kimin talep ettiği ve herhangi bir ücret alıp almadığı soruldu. Harp Akademilerinde ders vermekteyim. Birçok Emniyet biriminde de konferanslar veriyorum.

Harp Akademilerinde globalleşme ve güvenlik dersi vermekteyim. Talep Harp Akademilerinden Sakarya Üniversitesi'ne gelmiştir. Harp Akademilerinde yüksek lisans ve doktora dersleri vardır. Bu konularda ders vermekteyim. Sakarya Üniversitesi'yle resmi olarak bir ücret sistemi vardır. Kesintilerden sonra bu ücretin bir kısmı bana verilmektedir. 23.01.2008 günü saat 17:49 sıralarında Erman DUR adına kayıtlı telefondan X şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesinde bir süre konuştuktan sonra; "...Şimdi ben komutanlara Harp Akademisi'nde söyledim. Ben olsam başörtüsü maşörtüsü serbest, ister .ötünüzü açın ister .mınızı açın başınızı ne ederseniz edin serbest. Ondan sonra derim ki ekiplere, kardeşim kavgayı başlatın. Millet birbirini yesin, bir bunu yaparım. Bak tam zamanıdır. Bırakacaksın birbirini yesin millet" şekilde beyanlarda bulunduğu hatırlatılarak; Bu konuşmayı Harp Akademilerinde ne zaman ve neden yaptığı soruldu. Yaşanan olaylarla ilgili Harp Akademilerinde bazı şahıslar bana bu tür sorular sormuş olabilir. Ben de bununla ilgili bu şekilde bir cevap verdim. Burada komutan diye bahsettiğim kişiler ders verdiğimiz resmi veya sivil kişiler olabilir. Burada kavgayı başlatmasını söylediği ekiplerin kimler olduğu ve bu ekiplerin nerde olduğu soruldu. Harp Akademilerinde ders verdiğim zamanlarda derslerine katıldığım bazı öğrencilerim gelip gündemle ilgili sorular sormaktadır. Öğrenciler bana PKK sorununun nasıl düzeltileceğini sordular. Ben de Abdullah ÖCALAN'ın ifadesinde vermiş olduğu yöntemi örnek göstererek çözüm yolunu gösterdim. Aynı uygulamayı yapmalarını kastettim. Burada bahsi geçen ekip konusu da budur. Yani Türk Silahlı Kuvvetleri'nin PKK'ya karşı uygulayacağı strateji hakkında yapmış olduğum beyanlarımdır. Başkaca bir kasıt yoktur. Milleti birbirine düşürtmekle neyi amaçladığı ve neden böyle bir yöntem izlediği soruldu. Bu konuyla ilgili yukarıda size cevap verdim. Ben TSK mensuplarına PKK ile mücadelede, PKK'nın uygulamış olduğu taktiği örnek verdiğim için bu şekilde beyanlarda bulundum. 23.01.2008 günü saat 17:49 sıralarında Erman DUR adına kayıtlı telefondan X şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesinde; Harp Akademilerindeki konuşması ile ilgili açıklamalarından hemen önce "...Öcalan ifadesinde bize bir gün dedi ki. 'Yav' dedi 'siz' dedi 'bilmiyorsunuz bir şey. Ben köylere giderim, Kürtlerin bana tabi olmasını sağlamak için o köyden birkaç tane adam bulurum. Böyle yiğit, onları öldürtürüm, der ondan sonra bütün köy bana tabi olur tapar. Çünkü bizimkiler güçten anlar'" şekilde beyanlarda bulunduğu hatırlatılarak; Abdullah ÖCALAN ile ne zaman, nerde nasıl ve neden görüştüğü soruldu.

Görüşmede biz olarak kastettiğim devlet yetkilileri ve onların düzenlemiş olduğu raporlardır. ÖCALAN'ın bu beyanlarını karşısındaki kendisine anlatmasının sebebi soruldu. Abdullah ÖCALAN bu beyanları şahsıma değil, yetkililere anlatmıştır. 192 23.01.2008 günü saat 17:49 sıralarında Erınan DUR adına kayıtlı telefondan X şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesinde; "Beni aradılar bugün. Hoca seni almadılar mı içeriye. Alanın da amına koyayım almayanın da amına koyayım. Ama' dedim 'beni alırlarsa içeriye biliyorlar ki Amerikan ve İsrail büyükelçilerini havaya uçurmak için bizimkiler her şeyi yapacak, dedim 'telefonlarım dinlensin' dedim. 'Bunu da kayıt etsinler' dedim" dediği hatırlatılarak, kendisinin alınması halinde neden bu şekilde eylem yapılacağından bahsettiği soruldu. Tam olarak hatırlamıyorum, ancak kızgınlıkla söylenmiş bir beyandır. Herhangi bir ciddiyeti yoktur. Söz konusu eylemleri gerçekleştirecek olan ve "bizimkiler" diyerek bahsettiği kişilerin kimler olduğu soruldu. Görüşmede gündemdeki olayların arkasında Amerika ve israil'in olduğu geçmişse bu şekilde sinirle söylenmiş sözlerim olabilir. Bizimkiler olarak kastedilen herhangi bir kimse yoktur. Aynı görüşmede "... Muzaffer Yüzbaşı'yı içerden çıkarmak için biz bir girişimde bulunduk. Çıkaracaktık. Muzaffer Yüzbaşı'yı içerden tam çıkarma girişiminin içine girdik, bu operasyon patladı" dediği hatırlatılarak, Muzaffer TEKİN'i çıkarmak için kimlerle nasıl bir girişimde bulunacakları soruldu. Muzaffer TEKÎN'in avukatları Muzaffer'in suçunun olmadığını ve Muzaffer' i çıkaracaklarını söylemişti. Ben de bu beyanları görüşme yaptığı şahsa aktarmışım. Yoksa herhangi bir girişimde bulunmanı söz konusu değildir. Muzaffer TEKİN'i çıkartmak için girişimde bulunmaktaki amaçlarının ne olduğu soruldu. Muzaffer TEKİN'in dosyasında herhangi bir şey olmadığı için avukatları çıkacağını söylemişti. Ben de bu şekilde beyanlarda bulundum. Ancak herhangi bir girişimde bulunmam söz konusu değildir. Aynı görüşmede bir süre yakalanan el bombalarıyla ilgili tutuklu bulunan astsubayla ilgili görüştükten sonra "Bunun arkasındaki güç başka biri. O ekibe hiç dokunmuyorlar. Geliyorlar bu astsubayı Sevgilerle bağlantılı kılıyorlar. Ya bu astsubayın Sevgilerle ne işi var? Bu astsubayın bağlı olduğu ekip Sevgilerin eski arkadaşıydı. Sevgi bunları kovdu şeyden kiliseden " dediği hatırlatılarak; Söz konusu astsubayın Oktay YILDIRIM olup olmadığı, Oktay YILDIRIM ise şahsın arkasında olduğunu beyan ettiği ekibin kimler olduğu soruldu. Ben Hanifi ALTAŞ'ın Oktay YILDIRIM'ın samimi arkadaşı olduğunu duydum. Benim ekip olarak bahsettiğim kişi Hanifi ALTAŞ ve diğer şahıslardır.

Ben sadece Hanifi ALTAŞ'ı tanımaktayım. Yine görüşmede astsubayın Sevgi ERENEROL'la bir irtibatının olmadığından, arkasındaki ekipte bulunan şahısların Sevgi ERENEROL'la irtibatlı olduğundan, ancak daha sonra Sevgi'nin bu şahısları kiliseden kovduğundan bahsettiği hatırlatılarak, konuyla ilgili ifadesi soruldu. Burada bahsettiğim kişiler de yine Hanifi ALTAŞ'tır. Bildiğim kadarıyla Hanifi ile Sevgi'nin bir ara aralan bozuldu. Bu nedenle Sevgi'nin Hanifı'yi Patrikhane'den uzaklaştırdığını, ortamdaki konuşmalardan algıladım. Görüşmede "Cumhuriyet gazetesine bomba atan Danıştay'a gidip bomba atanların ekiplerin bir ucu burada Üsküdar'da bulundu. Çocuklar dediler ki 'Biz gidip ifade verelim.' Bize 20'şer bin dolar para teklif ettiler diye savcı ifadelerini almadılar ya" diyerek bahsettiği konunun ne olduğu soruldu. Avukatım Mehmet TAŞDELEN bana bu konuyu anlatmıştır. Avukatım Danıştay konusuna da baktığı için, o dosyada Üsküdar'da bulunan bir çocuğu şahit olarak dinlettirmek istedi. Ancak mahkeme bunu kabul etmedi. Avukatımın beyanlarını görüşme yaptığım şahsa aktardım. Olay bundan ibarettir. 28.01.2008 günü saat 20:59 sıralarında Mustafa ...? isimli şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesi yüzüne karşı okunduktan sonra; Görüşme yaptığı Mustafa ...? isimli şahsın kim olduğu soruldu. Görüşme yaptığım kişi Genelkurmay'da görevli Mustafa Yarbay'dır. Mustafa Yarbay'ın soyismini şu an tam olarak hatırlayamıyorum.

Kendisi vatansever bir arkadaştır. Sakarya'da tugayda vermiş olduğum konferanslardan tanırım. Halen dostluğumuz devam etmektedir. Bir süre telefon dinlemeleri hakkında görüştükten sonra Mustafa'nın "Bunlar geçecek ya" dediği, kendisinin "Sen başkasın. PERİNÇEK ile konuşuyordum. Mesaj başka şimdi" diyerek bahsettiği konunun ne olduğu soruldu. Burada PERİNÇEK olarak bahsedilen kişi Doğu PERlNÇEK'tir. Doğu PERİNÇEK ile yapılan operasyon hakkında görüşmelerimiz oldu. PERİNÇEK bana bu operasyonunun millicilere karşı yapılan bir operasyon olduğunu; özelleştirmeler, vakıflar kanunu, bor maddelerinin satılması, Türk ordusunun İran'a karşı kullanılması gibi başka bir şeyleri gizlemeyi amaçladığını söylemişti. Ben de bu beyanları Mustafa'ya aktarmıştım. Görüşmede Zekeriya ÖZTÜRK'ün çok sayıda kimliğinin olduğundan bahsettiği hatırlatılarak konuyla ilgili ifadesi soruldu. Zekeriya'nın farklı kimlikler taşıdığını, onu iyi tanıyanlar konuşurdu. Bu konuyu bu görüşmelerden hatırlıyorum. Zekeriya hakkında "şüpheli şahıstır" ifadesini çok duyardım. Görüşmede "Yalnız şeyi unutma eğer imkân varsa ADD Başkanı Şener ERUYGUR Paşa'ya haber gönderin." "Emniyet Teşkilatı'nda onla ilgili dosya hazırlanıyor." "Bunu telefonda söylüyorum. duysunlar diye" dediği hatırlatılarak bu bilgiyi nereden elde ettiği soruldu. Bu bilgim duyumlardan ibarettir. Herhangi bir kamu görevlisinden almadım. Görüşmede "...Yıllardır yani fikir öğrendiğimiz bir insan diyor ki, 'Ya komutan artık emekli paşalar mı... darbe yapıyor' diyor yani herkes tiye alıyor artık yani şeyleri." "Hocam asker yapmayacak. Asker mesela PERİNÇEK'ten hep uzak durdu. Kardeşim, PERİNÇEK gibi bu konularda profesyonel bir adam bu işte bu örgütlenmede... Oy vereceksin. Ben niye bu böyle adamları harcayayım? Ben işin içinde olmam ama bu işte önünü açarım. Öyle bir sürü örgütlenmeler var. Türkiye'de silah üzerine o tür yemin edenler değil PERİNÇEK gibi örgütlenmesi güçlü tavrı da sert." "Onların üzerine gelemiyorlar. PERİNÇEK dün meydan okudu.

Dedi ki 'Burda istihbaratçılar var' dedi. 'Onlardan rica ediyorum, bizden birini tutuklasınlar da göreyim' dedi. 'Onlara zindan ederim İstanbul'u' diyor, bak böyle konuşuyor" diyerek neyi kastettiği soruldu. Beyanlarım PERİNÇEK'in beyanlarından ibarettir. PERİNÇEK'ten bizzat duyduğum veya basından takip ettiğim beyanları Mustafa'ya aktarmıştım. Görüşmede "yıllardır fikir öğrendiğimiz bir insan " olarak bahsettiği kişinin kim olduğu soruldu. Görüşmede bahsettiğim bir bilim adamı olabilir. Ancak şu an kim olabileceğini hatırlamıyorum. Herhangi özel bir durumu söz konusu değildir. Yapılan teknik takip çalışmalarında yoğun bir şekilde "Gladio"nun Türk Silahlı Kuvvetleri içersinden çıktığından ve Emniyet Teşkilatı içerisine yerleştiğinden bahsettiği hatırlatılarak, neden bu şekilde bir ithamda bulunduğu, "Gladio" olarak neyi kastettiği ve bu yapının Emniyet Teşkilatı içerisinde yerleşmesi konusunda ifadesi soruldu. Emniyet Teşkilatı'nın son zamanlarda çok geliştiğini bilmekteyim. Bu nedenle dış güçlerin emri altında hareket eden bir oluşumun daha etkili faaliyet göstermek için Emniyet'in içerisine geçtiği yönünde yorumlarımı yapmıştım. Beyan ettiğim gibi Gladio'nun dış güçlerin emrinde hareket ettiğini düşünmekteyim. Bunlar benim yorumlarımdan ibarettir.

Kaynakça
Kitap: Belgelerle Ergenekon
Yazar: Saygı Öztürk
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Emin Gürses'in Ergenekon İfadesi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Kas 2010, 22:08

Böyle bir sızmayı önlemek için Emniyet Teşkilatı'nı uyarmak amacıyla bu şekilde beyanlarım oldu. Trabzon olayında bu suçu Emniyet'e yüklemeye çalışmaları buna bir örnek olarak verilebilir. Yine yapılan çalışmalarda "ÇÖREGANİ " isimli bir şahıstan bahsettiği, ÇÖREGANİ'nin Azerbaycan asıllı bir İranlı olduğundan ve Veli KÜÇÜK'le irtibatlığı olduğundan bahsettiği hatırlatılarak, ÇÖREGANİ'nin kim olduğu ve Veli KÜÇÜK ile irtibatı hakkında bilgisi soruldu. ÇÖREGANİ, İran Azerbaycanı'nda yaşayan Azeri bir profesördür. Veli KÜÇÜK'le aralarının iyi olduğunu biliyorum. Ancak son zamanlarda şahsın CIA ile bağlantılı olduğu bilinmektedir. Şahısın, İran Azerbaycanı'nda bağımsız bir Azerbaycan devleti kurma faaliyeti içinde oldukları her yerde konuşulmaktadır. Aynca şahsın Amerikan destekli olduğu da söylentiler arasındadır. Bunun da Azerbaycan'daki Azeri Türkleri için sıkıntı olacağım her yerde söylemekteyim. Veli KÜÇÜK de Azerbaycan meselesiyle yakından ilgilendiği için Veli KÜÇÜK'le irtibat kurmuş, ancak son zamanlarda aralarının açık olduğu herkes tarafından bilinmektedir. 29.01.2008 günü saat 09:50 sıralarında Devrim ...? (SEVİMAY) isimli şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesi yüzüne karşı okunduktan sonra; Görüşme yaptığı şahsın kim olduğu soruldu. Görüşme yaptığım Milliyet gazetesinde görevli Devrim SEVİMAY'dır. Görüşmede bir süre Zekeriya ÖZTÜRK hakkında bahsettikten sonra "...bu adam PERİNÇEK'le ilgili bir ifadesi var, onu okudum. Valla bir kâğıt verdiler bana okudum onu. Kâğıt iki saat sonra silindi. Valla neler diyor biliyor musun? Türkiye'deki bütün terör eylemlerinin arkasında PKK bağlantılı Doğu PERİNÇEK var' diyor.

Böyle ifade verilir mi? Emniyet bu Savcılık bu ifadeyi almış dosyaya koymuş şimdi" diyerek bahsettiği konunun ne olduğu soruldu. Mehmet Zekeriya'nın PERİNÇEK hakkında ifade verdiğini duydum. Ben Ulusal Kanal'ın PERİNÇEK'e yakın bir kanal olduğunu bildiğim için, Ulusal Kanal'ı aradım ve ifadeyi Ulusal Kanal'dan bana göndermesini istedim. İfadeyi aldım ve okudum. Mehmet Zekeriya'nın ifadesinde görüşmede bahsettiğim gibi yapılan tüm eylemlerin PERİNÇEK bağlantılı okluğu yönünde ifade vermiş. Ben de bunun haksız bir şey olduğunu söyleyerek görüşmemde beyan etmişim. Konuyla ilgili okuduğu kâğıt hakkında "İki saat sonra silindi" diyerek neyi kastettiği soruldu.

Yazı faks olarak geldiği için bir süre sonra bu yazı silinmişti. Ben de görüşmede bundan bahsettim. Aynı görüşmede Devrim'in "Mehmet AĞAR'ı bu işe nasıl sokuyorlar, hangi dosya ile?" dediği; kendisinin "Şu anda borsadaki paralarla bağlantısı olduğu söyleniyor. Yani bu Sedat PEKER'in parası, ÇAKICI'nın parası, bunların paraları nerde?" "Biri idare ediyor. Mesela hatırla, bundan bir süre önce bir başkomiserin hesabından 22 trilyon para çıktı." "Yani başkomiser hesabına 22 trilyonu koyacak kadar aptal mı? Demek o kadar güvenlik korkmuyor ki adam yani çok önemli birileri var arkamda, diye düşünüyor. 22 trilyon. Kapatıldı olay..." dediği;

Devrim'in "Peki sen Mehmet AĞAR'a bunu söylediğinde ne tepki verdi?" diye sorduğu; kendisinin ise "Ben haber gönderdim, direkt söylemem" dediği hatırlatılarak, ÇAKICI'ya ve Sedat PEKER'e ait olduğunu beyan ettiği para konusunun ne olduğu soruldu. Bunlar da yine çevreden ve medyadan edindiğim duyumlardan ibarettir. Bu duyumlarda borsada çok miktarda para olduğu, bu parayı bazı şahısların kullandığı veya yönettiği konusunda söylemler vardır.

Görüşme de bunlardan ibarettir. Mehmet AĞAR'a söz konusu bilgileri neden kendisinin söylemediği ve Mehmet AĞAR'ın konuyla irtibatı soruldu. Ben çevreden duyduğum haberleri Mehmet AĞAR'ın yanındaki şahıslardan bir tanesi aracılığıyla Mehmet AĞAR'a ilettim. O da bana haberi olduğu yönünde tekrar bilgi gönderdi. Olay bundan ibarettir. Mehmet AĞAR'la ülke konularında ve bazı siyasi konularda görüş alışverişlerimiz olmuştur, irtibatımız bundan ibarettir. Görüşmede Devrim'in Doğu PERİNÇEK'in neden gözaltına alınmadığını sorması üzerine kendisinin "Neden Doğu PERİNÇEK'i alsınlar. kıyamet kopacak. Doğu PERİNÇEK açıkça pazar günü meydan okudu.

Burada konferansı vardı. Mutluyla... olanları içeri alırlar diyor. 'İçeri alanlar içeri aldıklarına pişman oluyorlar' diyor. Sonra Mehmet EYMÜR örneğini veriyor" şeklinde beyanlarda bulunduğu soruldu. Ben görüşmede Doğu PERlNÇEK'in konuşmasını şahsa aktardım. PERlNCEK bu konferansında temiz bir insan olduğunu, herhangi bir sorununun olmadığını beyan ederek, bu beyanlarına istinaden kendisini alan adamların haksızlık yapacağını, bu nedenle kendisini alan adamların alnını karışlayacağı yönünde söylemlerde bulunmaktadır. 22.01.2008 günü saat 23:08 sıralarında Bülent ...? isimli şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesi yüzüne karşı okunduktan sonra; Görüşmede " PERİNÇEK aradı." "Bu şerefsizler bi hesap yapıyolar diyo bi başka bi şey yapacaklar bu dikkatleri o tarafa çekiyorlar diyo." "... madenler falan satılacak ya. Onun anlaşmasını yapacaklar herhalde" diyerek bahsettiği olayın ne olduğu, PERİNÇEK'in konuyla ilişkisi soruldu. PERÎNÇEK'in buna benzer bir beyanatını yukarıda anlatmıştım. PERlNÇEK yapılan operasyonun öne çıkartılarak, başka işlerin, mesela bazı kanunların geçirileceğinden bahsediyordu. Beyanlarım bundan ibarettir. 27.01.2008 günü saat 23:17 sıralarında Bülent..? isimli şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesi yüzüne karşı okunduktan sonra; Görüşmede "PERİNÇEK'in bi toplantısı vardı Kadıköy'de" diyerek bir toplantıdan bahsettiği, söz konusu toplantının ne olduğu, kimlerin katıldığı ve hangi konuların görüşüldüğü soruldu. Söz konusu toplantı Uğur MUMCU'yu anma toplantısıdır.

Bu toplantıda iki tane resmi polis memuru bile vardı. Orada MİT ve istihbarat görevlileri de bulunuyordu. Konu bunlardan ibarettir. Söz konusu toplantıda PERİNÇEK'in kendisine "Sakarya bölgesinde operasyon yapabilirler" şeklindeki beyanlarıyla neyi kast ettiği soruldu. Sakarya'da teröristlere yönelik düzenlenen bir operasyon vardı. Bu operasyonu PERİNÇEK bana söylemişti. Bu operasyon yapıldı. Sakarya Emniyeti'nden bu konu araştırılabilir. 10.02.2008 günü saat 16:44'te Nazmi ...? isimli şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesi yüzüne karşı okunduktan sonra; Görüşmede bir süre düzenlenen operasyonlar ve yakalanan şahıslarla ilgili görüştükten ve yakalanan şahıslardan bazılarının çeşitli pis işlere bulaştıklarından bahsettikten sonra; Nazmi'nin "Bunlar Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin menfaatine hareket etmediler Hocam kanaatimce, yani büyük konuşmuş olmayayım da" dediği; kendisinin ise "Büyük bi çoğunlukla, mesele bu Kemal'in yaptığı operasyonlar, bir sonuç vermedi yani. Hep Türkiye'nin aleyhine sonuçlandı" dediği hatırlatılarak, söz konusu operasyonların ne olduğu ve sözde operasyonların kimin talimatıyla kimler tarafından gerçekleştirildiği soruldu. Burada "Kemal'in yaptığı operasyonlar" diyerek, Kemal KERİNÇSİZ'in çeşitli şahıslar hakkında açmış olduğu davalar sonrasında şahısların Batı'da reklam edilmesini sağladı. Açılan davalardan sonra da yaşanan bu olaylar Türkiye'nin dünyadaki imajını kötü etkiledi. Açılan davaların Türkiye'ye herhangi bir katkısı olmadı. Kemal'in üslubunu da tasvip etmedim. Aynı görüşme içerisinde kendisinin avukatı olduğundan bahsedilen Mehmet TAŞDELEN hakkında bir süre görüştükleri, daha sonra Nazmi'nin "Şey de Mehmet'in yanındaydı.

Danıştay saldırısını yapan" dediği; kendisinin ise "Mehmet'in adamıydı tabii" dediği hatırlatılarak, Danıştay saldırısını gerçekleştiren Alparslan ARSLAN ve irtibatları hakkında bilgisi soruldu. Beyanlarımı avukatını Mehmet TAŞDELEN'in bana aktardığı konulardır. Ben Alparslan ARSLAN'ı avukatını Mehmet TAŞDELEN'in arkadaşı olduğunu kendinden duydum. Görüşmede de bu konudan bahsettim. 13.02.2008 günü saat 11:56'da Mehmet TAŞDELEN isimli şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesinde, Mehmet'in "Hocam, şimdi bu Alparslan'ın babası aradı. Dedi ki 'Mehmet Bey, tutuklu sanıklardan birisi yeni ifade verecekmiş' dedi. Dedim 'Valla haberim yok.' Şunu diyecekmiş; Danıştay saldırısından önce gasteci aramış söylemiş. Taraf gazetesinden. Danıştay saldırısından 20 gün önce Ataşehir'de toplantı yaptık, toplantı yapıldı. Danıştay saldırısının talimatını Veli Küçük verdi" dediği hatırlatılarak, Danıştay saldırısı sanıklarının verecekleri ifadelerle neden ilgilendikleri soruldu. Avukatını Mehmet TAŞDELEN, Danıştay saldırısı davasında da avukatlık yapmaktadır.

Gündemde olan bu konuyla ilgili yaşamış olduğu bu olayı benimle paylaştı. 17.02.2008 günü saat 23:53 sıralarında Hande EROL isimli şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesi yüzüne karşı okunduktan sonra; Görüşmede Halide'nin "Daha sakin, anladım mı daha sakin" "Kapatma adamı öyle. O kadar şey sorar adam. Sorarsa 'İstihbaratçı mısınız?' diye. Ya bir daha örgüt adı geçirmeden konuş ya" dediği hatırlatılarak, Hande EROL'un hangi konudan bahsettiği ve neden örgüt adının geçmemesini istediği soruldu. Hande burada beni dostça uyarmak amacıyla böyle bir görüşme yaptı. Hande görüşmede konuşurken bahsettiğim örgütlerin bana zarar verebileceği düşüncesiyle beni uyarma ihtiyacı hissetmiştir. 18.02.2008 günü saat 00:23 sıralarında Hande EROL'un telefonuna göndermiş olduğu mesajlar yüzüne karşı okundukta sonra; "Ya sen ne yapıyorsun yasaklıyorum tv programlarına çıkmana. Milletcik konuş istiyo, güvenliğini benden başka düşünen yok. Söylediklerinin yüzde sekseni gizli bilgi. Genel bilgi ver lütfen " dediği hatırlatılarak, Hande'nin neden bu şekilde beyanlarda bulunduğu soruldu. Hande benim öğrencim olur ve beni sever. Beyanlarımın ileride benim için sıkıntı olmaması açısından beni uyarmak istedi. 18.02.2008 günü saat 02:42'de Hande EROL isimli şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesi yüzüne karşı okunduktan sonra; TV programındaki beyanları hakkında bir süre görüştükten sonra kendisinin "Teşkilattan aradılar. Dediler ki, 'İran meselesini de konuş.' Arada onu da sıkıştırdım" dediği; Hande'nin ise "Onlar zaten her şeyi söyletiyor. Güvenliğe gelince sağlamıyorlar..." dediği hatırlatarak, "Teşkilat" olarak bahsettiği konunun ne olduğu soruldu.

Bir istihbarat birimde görevli arkadaşım beni program esnasında aradı. İran'a gittiklerini söyledi. İran'da kadınların Türkiye'de başörtüsü konuşulduğunu duyduklarını, Türk kadınlarının başörtüsünün üzerine bu kadar gitmemelerini söylediklerini, Humeyni'den sonra kendilerinin çok perişan olduğunu söylediklerini bana aktardı ve konuşmamda örnek olarak göstermemi istedi. Ben de bunu programda anlattım; konu bundan ibarettir. Aynı bölümde Hande'nin kendisinin güvenliğinin sağlanması konusunda neden endişe duyduğu ve bu şekilde beyanlarda bulunduğu soruldu. Benim bütün öğrencilerim benim devletle yakın olduğumu düşünüp sorarlar ve söylerler. 18.02.2008 günü saat 12:21 sıralarında Erman DUR adına kayıtlı telefondan Mustafa ...? isimli şahısla yapmış olduğu görüşme yüzüne karşı okunduktan sonra; Bir süre düzenlenen operasyonlar hakkında görüştükten sonra, Mustafa'nın "Yalnız yeni bir oluşumda bunlar. Bunu yapanlar hakikaten ağır ödemeli yani ve öder de. Yani çok acı ve bundan sonra da belki de dünyanın en derin devleti Türkiye'de olabilir ha" dediği hatırlatılarak, bu şekilde beyanlarda bulunmalarındaki amaçlarının ne olduğu soruldu. Ben Türkiye'de derin bir devlet olduğunu biliyorum. Ancak bu derin devletin milletin derin devleti olmadığını biliyorum.

Burada yeniden bir oluşumla derin devletin kurulmasını milletin derin devleti olması konusunda istemekteyim. Başkaca bir niyetim yoktur. 18.02.2008 günü saat 14:45'te Metin KÜLÜNK isimli şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesi yüzüne karşı okunduktan sonra; 200 Metin KÜLÜNK'ün kendisini seyrettiğinden bahsettiği, kendisinin ise "İnşallah yanlış bir şey demedik" "Tayyip Bey'i de koruduk elimizden geldiğince. O kadar yapıyoruz, daha ne yapalım Hocam" "Konuştuklarımızı Tayyip Bey'e iletin de dikkat etsin." "Onları gazetecilerin önüne karşı konuşması değil, kendini hedef göstermesin" dediği ve Emniyet'in hazırlamış olduğu dosyaları Tayyip ERDOĞAN'ın hazırlattırdığı gibi göründüğünden bahsettiği hatırlatılarak, neden bu şekilde beyanlarda bulunduğu ve Tayyip ERDOĞAN'I dikkat etmesi için neden uyarmaya çalıştığı soruldu. Herkesin düşündüğü kadar ben de başbakanı düşündüm. Kendisine herhangi bir konuda zarar gelmemesi için böyle beyanlarda bulundum. 20.02.2008 günü saat 15:41'de Vedat YERENER ile yaptığı telefon görüşmesi yüzüne karşı okunduktan sonra; Görüşmede bahsettiği ödülün ne olduğu, kendisinin ödül verip vermeyeceği sorusu üzerine Vedat'ın neden "Maddi yetersizliklerden dolayı. Terör listesine girerler başlarına sıkıntı gelir diye de.

O konuda biraz rahatsız oldum, vermedim" şeklinde beyanlarda bulunduğu soruldu. Vedat her sene Kuvayı Milliye Ödülü vermektedir. Bu sene vermemişti. Ben de sebebini sordum. Ancak ne dediğini ve görüşmenin içeriğini tam olarak hatırlamıyorum. Görüşmede "Mesela Mehmet AĞAR'ın hakkında dosya hazırlıyorlar." "Mehmet AĞAR'a ben 10 gün evvelden haber verdim. Mehmet AĞAR restini çekti ki 'buyursunlar' dedi. 'Sonuna kadar varım' dedi..." diyerek bahsettiği konunun ne olduğu soruldu. Yukarıda da beyan ettiğim gibi Mehmet AĞAR'la birçok konuda fikir alışverişinde bulunuruz. Yaşanan olaylarla ilgili olarak da Mehmet AĞAR hakkında duyduğum konuları kedisine yanındaki bir kişi aracılığıyla ilettim. Hatta Mehmet AĞAR TV'de bu konuyla ilgili açıklama yaptı. Ben de o açıklamaya atfen bu şekilde beyanlarda bulundum. 22.02.2008 günü saat 00:51'de Bülent ...? isimli şahısla yapmış olduğu görüşme yüzüne karşı okunduktan sonra; Görüşmede Bülent'in Veli KÜÇÜK'ün on numaralı adam olduğundan bahsettiği, bir numaranın Şener ERUYGUR olduğunu, listede Abdullah ÖCALAN'ın da bulunduğunu, Mehmet AĞAR'ın da listede üç veya dördüncü şahıs olduğunu, "... yalnız bunları topyekün çıkartsınlar, Doğu PERİNÇEK'in anasını ağlatacaklar" şeklinde beyanlarda bulunduğu hatırlatılarak, Bülent'in bu bilgileri nereden 201 teinin ettiği, neden kendisine bildirdiği, ismi geçen şahısların operasyon kapsamında irtibatları hakkında bilgisi soruldu.

Görüşme yaptığım kişi Bülent AKKAR'dır. Şahsın Sakarya Otobüs Terminalinde büfesi vardır. Öğrenci olan çocuğuna burs bağladığım bir kişidir. Şahısla bu şekilde tanıştım. Şahıs bu bilgileri Mehmet AĞAR'ın yanındaki, hatırladığım kadarıyla Mustafa...? isimli şahıstan almış olabilir. Ancak bu bilgileri nereden aldığını bilmiyorum. Bülent, Doğu PERlNÇEK'i seven bir adamdır. Ergenekon'la ilgili bütün suçların Doğu PERlNÇEK'e yüklenebileceği, bu şekilde Doğu PERÎNÇEK'e zarar verilebileceği düşüncesiyle bu şekilde beyanlarda bulunmaktadır. 22.01.2008 günü saat 11:38, 11:48 ve 11:49 sıralarında Necmi ÇELENK adına kayıtlı telefondan X şahısla yapmış olduğu telefon görüşmeleri yüzüne karşı okunduktan sonra; Görüşme yapan şahsın kim olduğu soruldu. Görüşme yaptığım kişi Nazmi ÇELENK'tir. Nazmi MHP il başkan yardımcısıdır. Görüşme yaptığı şahsın bu bilgilerin kimden öğrendiği soruldu. Nazmi, çevresi geniş olan birisidir. Bu bilgileri kimden öğrendiğimi bilmiyorum. Görüşmelerden X şahsın bir şahısla görüşerek düzenlenen operasyonla ilgili bilgi aldığı ve telefonla görüşmeyerek akşam buluşma teklifi verdiğinin anlaşıldığı hatırlatılarak, konuyla ilgili ifadesi soruldu. Konuyla ilgili bilgim yoktur. Görüşmede geçen X şahsın Veli KÜÇÜK ve diğer şahısların yakalanması sebep olarak gösterdiği, "Enver ALTAYLI" konusunun ne olduğu soruldu. Enver ALTAYLI, MİT'çi olduğu söylenen bir şahıstır. Bu şahsın Kafkasya ve Orta Asya'daki operasyonlarda bulunduğunu TV programında kendi ağzından duydum. Şahıs uzun zamandır ortada yoktu. Birden ortaya çıkmasıyla bu olayların başlaması arasında bir irtibat olabileceğini düşündüm.

15.02.2008 günü saat 10:50 sıralarında Hüseyin ...? isimli şahısla yapmış olduğu görüşme yüzüne karşı okunduktan sonra; Görüşmede bir konuyla ilgili Servet ...? isimli şahsın bastırdığından, ancak kararı Tayyip Bey'in verdiğinden, ayrıca Tayyip Bey'in kontenjanından faydalanılacağından bahsedildiği hatırlatılarak konunun ne olduğu soruldu. Görüşme yaptığım kişi Hüseyin BUYURUCU'dur. Akrabam olur. Bu görüşme aile içi bir görüşmedir. Başkaca herhangi bir anlamı yoktur. 202 22.02.2008 günü saat 00:51'de Bülent...? isimli şahısla yapmış olduğu görüşme yüzüne karşı okunduktan sonra; Görüşmede Bülent'in "Burada bir amcık var. Töbe estağfurullah, bir memur.

Onlarla çok içli dışlı; bir kustursam ibneyi" dediği, Kendisinin "Aman aman onlarla iyi geçin, onlardan bilgi alalım" dediği; Bülent'in "Yok, ibneyi çektim, çay may söyledim yavşağa... Bu şeyini de birader söyledi, bu işi, bu isim işini. 'Önce uyar' dedi. 'Bak' dedi 'resim patlatacaklar ortaya' dedi. Bi şey yaptı, yani kıyak yaptı ibne. 'Onu birader uyardı' dedi, 'uyar' dedi 'bak' dedi 'bi şey patlatacaklar' dedi bu ibneler ve işin başında kim var biliyor musun kesin Fethullah GÜLEN başka hiç kimse yok." "Kesin tamam olay bitti yani zaten Fethullah grubu ve burda bizi takip eden de Emniyet'in içine yerleştirilmiş." "Fethullahçılar ama işin garip tarafı Emniyetçi değil yani bizleri takip eden, Doğu PERİNÇEK'i takip eden tamam mı değil yani şey değil Emniyet tam direkt nasıl yapıyorlarsa, nasıl organize olmuşlarsa yalnız..." şeklideki beyanları hatırlatılarak; Bülent isimli şahsın görüşme yaptığı ve hakaret ettiği memurun kim olduğu soruldu. Bülent otogarda çalışan bir insandır. Bu nedenle görüşme yaptığı kişinin kim olduğunu bilmiyorum. Bahsedilen memurun kendilerine ne amaçla ne tür bilgiler verdiği soruldu. Bülent'in söylediğine göre bahsi geçen memur, liste olduğunu ve operasyonların devam edeceğini söylemiş. Bülent de bunları bana söyledi. Ayrıca şunu da belirtmek istiyorum. Bülent'le konuşan şahsın polis olduğundan emin de değiliz. Bu şahsı bu bilgileri gazetelerden öğrenerek değişik şekilde aktarılmış olabilir. Eğer herhangi bir bilgi atamıyorlarsa, kendisinin Bülent'ten bahsettikleri memurla iyi geçinmesini neden istediği soruldu. Bunun herhangi bir sebebi yoktur. Ben gece vakti Bülent'i susturmak için bu şekilde bir beyanda bulunmuş olabilirim.

Düzenlenen operasyonlarla ilgili Bülent'in Fethullah GÜLEN isimli şahsı neden sorumlu tuttuğu, şahsın yaşanan olaylarla irtibatı hakkında bilgisi soruldu. Basında bu konular çokça bahsedildiği için Bülent de laf olsun diye bu şekilde konuşmuş olabilir. İrtibatla ilgili herhangi bir bilgi edinebileceğini de zannetmiyorum. Görüşmenin ilerleyen bölümlerinde Bülent'in "Yalnız bu liste kesin yani. Aldım akşam onu memurdan" dediği ve Şener Paşa'nın, Veli Paşa'nın, Mehmet AĞAR'ın ilk onda bulunduğundan bahsettikten sonra, "... Bu PKK ile ilgili resimlerde Abdullah ÖCALAN ile ilgili resimlerde tamam mı? Yine aynı grup servis yapacak, anladın mı Hocam?" dediği hatırlatılarak, söz konusu listenin nerede olduğu, Bülent'in "listeyi aldım" dediği memurun kim olduğu ve bahsi geçen resim konusu soruldu. Polis olduğunu söyleyen sivil bir şahsın Bülent'le yapmış olduğu bir görüşmeleri Bülent bana aktardı.

Memur konusu bundan ibarettir. PERİNÇEK'in Abdullah ÖCALAN'la çekilmiş resimleri medyada yayınlandı. PERİNÇEK bunların MlT tarafından servis yapıldığını söyledi. Bülent de bir general hakkında da bu şekilde bir olayın yaşanabileceğinden bahsetmektedir. Bu şekilde beyanlarda bulunmuş olabilir. Aynı görüşmenin başka bir bölümünde Bülent'in "Bu ibne polis bi gelse bana, uzaklaştı bana. Manyak bu ibne şeye de TANTAN'a da uyuz bu polis." "Uyuz Sadettin TANTAN'a da uyuz. Ona da uyuz, Mehmet AĞAR'a da uyuz. Yalnız benim anladığım Fethullah GÜLEN'e çok yakın " diyerek bahsettiği kişinin kim olduğu soruldu. Bahsi geçen kişinin bildiğimiz kadarıyla kim olduğunu yukarıda size anlattım. Ancak şahsın polis mi ve ya başka bir görevli mi olduğunu bilmemekteyiz. 22.01.2008 günü saat 15:49'da Abdurrahim Fahimi AYDIN adına kayıtlı telefonla X şahsın yapmış olduğu telefon görüşmesi yüzüne karşı okunduktan sonra; Görüşmede "... Bana haber verdiler. 'Seni de alırlar ortadan kaybol' diye. Alanın da anasını almayanın da anasını' dedim.

Anıına koyduğumun herifleri..." dediği hatırlatılarak ifadesi soruldu. Ben masum bir insan olduğumu düşündüğüm için benim yakalanmam konusunda bu şekilde bir beyanda bulundum. Benim alınmam talimatını Amerikan, İngiliz ve israil büyükelçiliklerinin verdiklerini düşündüğüm için bu şekilde küfürlü konuşmuş olabilirim. 22.01.2008 günü saat 21:43'te Nejat ESLEN adına kayıtlı telefondan X şahısla yapmış olduğu görüşme yüzüne karşı okunduktan sonra; Görüşmede fazla yorum yapmamasını, aksi takdirde kendisinin de alınacağını söyleyerek şaka yaptığını beyan ettiği savcının kim olduğu soruldu. Görüşme yaptığım kişi emekli Tuğgeneral Nejat ESLEN'dir. Beni arayan birçok savcı bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi bana şaka mahiyetli takılmıştı. Ben de görüşmede bundan bahsettim. 29.01.2008 günü saat 19:01 sıralarında Metin KÜLÜNK isimli şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesi yüzüne karşı okunduktan sonra; Metin KÜLÜNK isimli şahsın kim olduğu soruldu. Metin KÜLÜNK'ün kim olduğunu yukarıda size açıkladım.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Emin Gürses'in Ergenekon İfadesi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Kas 2010, 22:08

Görüşmede "Beni dün aradı bi emniyet müdürü. Bugün 6-7 kişi aradı. 'Sen hala dışarıda mısın?' diye. Emniyet müdürü arıyo beni. Dedim ki 'Sayın Müdürüm, sen kimden talimat alıyosan, sen ona söyle, ben buradayım, kaçtığım bi yer yok. Gelsin savcı mavcı. Ama bu işlerin zamanı gelirse, dönerse sonra üzülmeyin' dedim ona ben. Emniyet müdürüne ben arattırıyorlar, zavallı adam " dediği hatırlatıldıktan sonra, kendisini arayan Emniyet müdürü olarak bahsettiği şahsın kim olduğu soruldu. Beni arayan birçok Emniyet müdürü vardır. Bahsi geçen kişi de bu şekilde beni iyi niyetli olarak uyaran bir kişidir. Ancak kim olduğunu şu an hatırlamıyorum. Aynı kısım içerisinde "Ama bu işlerin zamanı gelirse, dönerse sonra üzülmeyin' dedim ona ben" şeklinde beyanlarda bulunarak neyi kastettiği soruldu. Ben bu operasyonların yapılmasında dış güçlerin etkisinin olduğunu düşünmekteyim. Bu nedenle bu operasyonun tekrar dönüşünün olacağı ve Türkiye'ye zarar vereceği yönündeki düşüncelerimi aktardım. Görüşmede "... DİLİPAK beni arıyor.... Bana diyor ki, 'Ben' diyo 'size çalışıyorum' diyo. 'Devlet baktı bana, koruma polisi vermişti.' 'Ben bütün aldığım bilgileri size aktarıyorum.' 'Siz' dedim 'kimdir?' 'İşte teşkilatlara, sizin istihbarat teşkilatlarına.' 'Ben' dedim 'sikerim teşkilat meşkilat' dedim. 'Ben' dedim 'teşkilat... ben Rizeliyim' dedim. Ben öyle istihbaratla mistihbaratlan bi işim yok, kim dediyse ona" şeklinde görüşme yaptığı hatırlatılarak, "DİLİPAK" olarak bahsi geçen kişinin kim olduğu, bu şahsın kendisine neden bu şekilde beyanlarda bulunduğu soruldu. Görüşmede geçen kişi Abdurrahman DlLlPAK'tır. Ben TV'de Abdurrahman DÎLÎPAK'ın faaliyetleri hakkında açıklama yapmıştım. DİLİPAK da benim bu beyanlarımı duymuş ve beni arayarak bu şekilde beyanlarda bulundu. Ben de görüşmeden de anlaşıldığı üzere şahsa gerekli cevabı verdim.

29.01.2008 günü saat 14:03'te Ahmet AKER adına kayıtlı telefonu kullanan X şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesi yüzüne karşı okunduktan sonra; Görüşmede "Emniyet müdürü arıyor bir tane emniyet müdürü. 'Konuşursan' diyor 'alırız seni içeriye' diyor.' 'Veli Paşa'nın şeyinde telefonunda adın var' diyor" dediği, bu bilgileri verdiğini 205 söylediği Emniyet müdürünün kim olduğu soruldu. Burada Emniyet müdürü olarak bahsedilen şahsın ismini hatırlamıyorum. Telefon görüşmesi yaptığım şahıs, Ahmet AKER, Genelkurmay Strateji Araştırmalar Merkezi'nde öğretim üyesi yarbaydır. Yapılan operasyon ve gündemle ilgili konuştuk. 16.02.2008 günü saat 14:15 sıralarında Nazmi ÇELENK isimli şahısla yapmış olduğu görüşme yüzüne karşı okunduktan sonra; Görüşmede Nazmi'nin "Hocam şeyi unuttun söylemeyi, şimdi bu hani birinin yerinde buluşuyorlar dedim ya. "Malum şahıs yani." "Hatırladın değil mi?" "Şimdi yaklaşık altı ay içersinde bu operasyonda dört yüz tane evre gitmişler bir gecede." "... şimdi bundan sonrası operasyon gene aynı şey. Akademisyen tipleri ve o dediğim yerlere" diyerek düzenlenen operasyonlar hakkında bu bilgileri kimden nasıl temin ettiği soruldu. Nazmi ÇELENK, Yeniçağ da köşe yazarıydı.

Şu anda Vatan televizyonun da haftalık program yapmaktadır. Yukarıda bu konuyla ilgili açıklama yaptım. Ancak konuşmanın içeriğini tam olarak hatırlayamadım. Görüşmenin devamında kendisinin "...bana dediler 'İşte senin üzerini çizmişler ama yani listede varmışın.' Sonra biri herhalde 'listeden bunu çıkarın' demiş." "Yeni bir dalga geliyor" dediği hatırlatılarak, beyanlarında geçen bilgileri nereden ve nasıl temin ettiği soruldu. Tanı olarak görüşmeyi hatırlamıyorum ancak Ergenekon operasyonuyla ilgili benim ismimin geçtiği ve sonrasında, tekrar benim yakalanmam için listeye eklendiğimi anlatmaya çalışmış. Görüşmenin başka bir bölümünde ise "Yani akademisyenlere ne yapacaklar? Kim var ki orta yerde? Tuncay ÖZKAN'ı alamıyorsun" diyerek, Tuncay ÖZKAN isimli şahsı bu olayla neden ve nasıl ilişkilendirdiği soruldu.

Tuncay ÖZKAN'ın televizyonlardan, hükümete küfür ettiği ve bu şahsa dava açılmadığı, buna bir şey söylenmediğini anlatarak, akademisyenleri neden alacaklarını sordum. 28.01.2008 günü saat 13:02'de Nemci...? isimli şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesi yüzüne karşı okunduktan sonra; mart ayı sonuna kadar neden tüm konferanslarını iptal ettiği ve bahsettiği güvenlik nedeninin ne olduğu soruldu. Marsiyat'ın ne olduğunu hatırlayamadım ancak, beni konferans için çağırmış olabilirler. Necmi isimli şahsı da hatırlayamadım. Toplantılar benim çalışmalarımı aksattığı için, beni arayıp konferansa çağıran bir-206 çok kişiye, "Güvenlik sorunu var, bu yüzden toplantıları, konferansları erteliyorum" dedim. Güvenliği nedeniyle kendisine bir yere gidilmesini kim ya da kimlerin ne amaçla yasakladığı soruldu. Beyan ettiğim gibi toplantılar benim çalışmalarımı engellemektedir. Bunun için arayan şahıslan kırmamak için uydurduğum bir bahanedir. 16.02.2008 günü saat ll:02'de Cevdet ERALP adına kayıtlı telefondan X şahısla yapmış olduğu görüşme yüzüne karşı okunduktan sonra;

Görüşme yaptığı şahsın kim olduğu soruldu. Cevdet ERALP isimli şahsı hatırlayamadım. X şahsın işgal sonrası Ortadoğu ile ilgili olarak düzenlenecek olan bir sempozyumdan bahsettiği, kendisinin ise "Valla ne güzel olurdu ya. Ben, bana şubat ve martta sokağa çıkma yasağı var" "Bizimkiler 'sızmalar var' dediler. İsrailliler ortalarda dolaşıyor" dediği hatırlatılarak, neden bu şekilde beyanlarda bulunduğu soruldu. Bu görüşmeyi yaptığım şahıs Eralp ALIŞIK isimli şahıstır. Kendisi bir dönem Londra Üniversitesi'nde akademisyen olarak çalıştı. Kendisini de orada tanıdım. Daha sonra Türkiye'ye döndü. Kerkük ve Kafkasyayla ilgili toplantılara katılır. Benim de Ortadoğu'yla ilgili bir sempozyuma katılmamı söyledi, ben de derslerim yoğun olduğu ve işim engellediği için, bahane olarak, sokağa çıkma yasağım olduğunu söyleyip güvenlik sorunu olduğunu anlattım. Bu da sempozyuma gitmemek için uydurduğum bir bahanedir. 22.01.2008 günü saat 16:21'de Tamer KUMUŞOĞLU adına kayıtlı telefonu kullanan X şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesi yüzüne karşı okunduktan sonra; Görüşmede bahsi geçen kendisine mektup gönderen Hakan ÇİLLİOĞLU isimli şahsın kim olduğu soruldu. Hakan ÇiLLİOĞLU, bir dönem cezaevine girdi, şu anda dışarıda bulunmaktadır.

Dayımın vefatı dolayısıyla bana mektup yazmış. Hakan ÇİLLİOĞLU ile uzun zaman öncesinden tanışmaktayım. Hakan ÇİLLİOĞLU'nun kendisine göndermiş olduğu mektupta, "Hocam biraz kızgınım. Belli bir adamsın ama yapılan haksızlara müdahale etmedin. Biliyorsun, cezaevinde suikast şahsıma yapıldı, yine yoktun" diyerek anlatmak istediği konunun ne olduğu, kendisinin konuyla ilişkisi soruldu. Hakan ÇİLLİOĞLU, cezaevine atılmış olduğundan dolayı bu şekilde sitemde bulunmuş olabilir. Benim kendisiyle herhangi bir bağlantım yoktur. 11.01.2008 günü saat 21:51'de Ümit SAYIN ile yapmış olduğu görüşmesi yüzüne karşı okunduktan sonra, görüşmeyle ilgili ifadesi soruldu. Ümit SAYIN bu konularda Amerika'da çalışmış ve bu konularda uzmandır. "Teketek" programında Aselsan'daki mühendislerin intiharları konusu gündeme getirilmek istendi. Fatih ALTAYLI'nın sekreteri beni aradı, ben de bu işin uzmanının Ümit SAYIN olduğunu söyledim. Bunun üzerine Ümit SAYIN'ı aramışlar, o da beni aradı. Bu konuşma onun üzerine yapıldı. Programın yapılıp yapılmadığını bilemiyorum. 23.01.2008 günü saat 18:27'de Y. ile yapmış olduğu telefon görüşmesi yüzüne karşı okunduktan sonra; Bir süre Sevgi ERENEROL ile Sami HOŞTAN'ın medyada fotoğraflarının yan yana konulması olayından bahsettikten sonra, yaşanan bu olayın sorumlusu olarak gösterilen Emniyet Teşkilatı mensupları için Yalçın BAYER'in "Artık bu ibne polis her numarayı yapabilir" dediği hatırlatılarak konu hakkında ifadesi soruldu. Sözünü ettiğiniz kişi köşe yazarıdır. Yapılan operasyonla ilgili, Sami HOŞTAN mafya elemanı olduğu herkesçe bilinir. Sevgi ERENEROL ile bu mafya liderinin basında yan yana konulmasına ben sinirlenmiştim. Bu konuyu söyledim.

O da yanlış anlamış olabilir ve konuyu tam anlayamadığı için, basına değil de polise böyle bir küfürde bulunmuştur. İnternet ortamında yapılan araştırmada Hülya OKUR isimli bir kişiyle röportaj yaptığınız, bu röportajda ihtilalci olduğunuzu, imkanınız olsa ihtilal yapacağınızı söylediğiniz görülmüştür. Aynı röportaj içersinde "YÖK PKK'lıya burs verir. Ahlaksızı korur. Benim kuvvetim olsa ihtilal yaparım" başlığı altında sizin bunları mahkemeye verdiğinizi, savcının bu davayı YÖK'e gönderdiğini, idari dava olduğunun iddia edildiğini, ama ihtilal yaptığınızın ilk günü o savcının ipe gidecek adamlardan birisi olduğunu söylediğiniz görülmüştür. Bu röportajı hatırlayıp hatırlamadığı ve röportajın içersindeki konularla ilgili ifadesi soruldu. Röportajı hatırlıyorum. YÖK, PKK'lıya burs vermiştir. Gerekli yerlere bildirdim ancak işlem yapılmamıştır. Bana hakaret ve saldırı olduğu halde savcı bunu "Memurla memur arasındaki ilişkidir. Buna YÖK karar verir" şeklinde YÖK'e gönderdiği. Ben de "Saldırıya uğrayan, hakarete uğrayan benim. Benim haklarım ne olacak?" diye itiraz ettim ancak dikkate alınmadı. Sinirle bu beyanları kullandım. Savcının ipe gitmesi konusunu, savcının sorgulanmasını kastettim. Danıştığım bazı 208 savcı arkadaşlar da bana burada taraflı davranıldığını söylediler. ihtilalcilik meselesine gelince; ihtilal, olumlu yönde sosyal bir değişimdir. Bu anlamda bütün Atatürkçüler ihtilalcidir. Bunun darbeyle bir ilişkisi yoktur. Darbeler Türkiye'nin anasını ağlatmıştır. Yapılan aramalarda elde edilen tabancayı ne zaman, nereden ve kimden aldığı soruldu. Bu benim yaklaşık 2 yıldır ruhsatlı silahımdır. İstanbul Emniyeti terörle mücadele konusunda koruma karan çıkarttığı için bu silahı aldım.

Adıma taşıma ruhsatlıdır. Yapılan aramalarda elde edilen mail çıktısı yüzüne karşı okuduktan sonra ifadesi soruldu. Kardeşim Mustafa'nın vefat etmesi sonrasında cenaze törenine katılan şahısların isim listesi Zümrüt Rize gazetesi tarafından bana maille bildirildi. Sedat PEKER cenaze törenine katılmadı. Ancak Veli KÜÇÜK ve Sevgi ERENEROL cenaze törenine katılmışlardı. Yapılan aramalarda İbrahim YILMAZ Diyanet İşleri Başkanlığı müfettişi tarafından hazırlanmış "Mezhepler Tarikatler Cemaatler" "İrtica Nedir? İrtica ile Mücadele Stratejisi Nasıl Olmalıdır" başlıklı kitapçıkları nereden temin ettiği soruldu. Ben akademisyen olduğum için bana herhangi bir yerden gelmiş olabilir. Ancak şu an nereden geldiğini hatırlamıyorum. Müdafi Mehmet TAŞDELEN'e eklemek istediği herhangi bir husus olup olmadığı soruldu. Şüpheliye yöneltilen soruların tamamı gözaltına esas olan suçlamayla alakası yoktur.

Müvekkile sorulan sorular, her vatandaşın ilgilendiği ve konuştuğu kadar gündemde olan konularla ilgilidir. Müvekkilim uluslararası ilişkiler ve terör uzmanıdır. Akademisyen kişiliği nedeniyle tanıyan tanımayan pek çok insan, arayıp görüş alabilir ve soru sorabilir. Suçlamalarla alakalı somut bir delil elde edilememiştir. Bilakis sorulardan anlaşılan suça konu örgütle (varsa ki böyle bir örgüt) mesafeli olduğu anlaşılmaktadır. Söylemek istediklerimiz şimdilik bunlardan ibarettir. "Bana sormuş olduğunuz sorular hakkında, 20612 sicil sayılı Avukat Mehmet TAŞDELEN'in huzurunda "Herhangi bir baskı altında kalmadan özgür iradem ile ifademi verdim" demesi üzerine alınan ifadesi kendisine ve müdafisine okutturulup doğruluğu anlaşıldıktan sonra altı birlikte imzalandı.

25/02/2008 Saat 03:10.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Ergenekon Davası, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Asil Türk Milleti

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir