Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Azeri gencin, Danıştay saldırganı olduğunu iddia ettiler

-Ergenekon Destanı Atalarımızın Şanlı Destanı’dır.
-Ergenekon Davası'nda Yargılanmaya çalışılan Türk Milleti ve Atatürk'tür. Bu yargılamayı yapan A.B.D'dir.
-1990'ların başından beri, Eşref Bitlis önderliğindeki T.S.K. Ortadoğu'da A.B.D.'nin bütün planlarını altüst eden tek güç idi.
Bu yüzden AKP döneminde T.S.K. asimetrik psikolojik savaşlarla itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor, “Mehmetçik düşmanlığı” tavan yaparken, başbakanlık koltuğunda oturan şahıs a.b.d. askerlerinin sağ sağlim evlerine dönmesi için dua ediyor.
-6. yüzyılda, Çin emperyalizmi yüzünden yokolma tehlikesiyle karşı karşıya olan ve tutsak edilen Aşina Hanedanlığı’nın hayatta kalan tek çocuğu, Ergenekon Destanı’nda dişi bir Kurt tarafından yetiştirilip büyütülmüştür. Bu çocuk yıllar sonra soyunu devam ettirip, bir Cihan Devleti olan ve Çin emperyalizmini mağlup edecek olan Gök Türk İmparatorluğu’nu kurmuştur.
-Aşina Aşireti, Türk Soyunun Karluk Boyundandır. Uygurlarda Karluk Boyundandırlar.
-Göktürkler döneminde Çin emperyalizmi, Göktürkleri yıkabilmek için, içten parçalama stratejisini uygulamıştır. Nitekim Gök Türkler’in yıkılışı Çin emperyalizminin kullandığı Uygurlar tarafından gerçekleştirilmiştir.
-Şimdi günümüzde olanlara bakarsak, Silivri’de, Hasdal’da, Metris’te tutsak edilen Kahramanlarımız, işte bu 6. yüzyılda hayatta kalmayı başaran tek Türk çocuğunun evlatlarıdır.
Günümüzdeki Gök Türk Hanedanlığını tarif edelim:
1. Türkiye Cumhuriyeti’nin Koruyucuları olan Oğuz Boyundan Atatürkçü’ler = Gök Türk İmparatorluğu’nu kuracak olan Karluk Boyundan Aşina Hanedanlığı’nın hayatta kalmayı başaran tek çocuğu.
2. Amerika = Gök Türk’leri entrikalarla içten yıkmaya çalışan Çin Emperyalizmi
3. A.B.D tarafından kullanılmakta olan ve Türkiye Cumhuriyet’ini yıkmayı hedefleyen Atatürk ve Cumhuriyet Düşmanı Yobaz AKP’li kitle(Oğuz Boyundan) = Çin Emperyalizminin Gök Türk İmparatorluğunu yıkmak için kullandığı Uygur Türkleri(Karluk Boyundan)
4. Türkiye Cumhuriyeti(Oğuz Boyundan) = Gök Türk İmparatorluğu(Karluk Boyundan)
5. SONUÇ: Türk Milleti elinde sonunda emperyalist devleti yıkacaktır, parçalayacaktır, darmadağan edecektir!
-Günümüzde yargılanan sözde Ergenekon Örgütü, aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin Tam Bağımsızlığını canları pahasına ebediyet için korumayı hedeflemiş olan Atatürk’ün Askerlerinden oluşan Milli bir Örgütlenmedir(herhangi yasa dışı bir faaliyette bulunmayan).
-Bu örgütlenme, 1980 darbesi sonrasında ayaklanan/özüne-dönen namuslu ve şerefli Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının önderliğinde başlamıştır. Yani, bu örgütlenme, Atatürkçü ve Anti-Emperyalist düşünceye sahip olan Eşref Bitlis Paşa’mız ve onun yolundan yürüyen Uğur Mumcu ve Doğu Perinçek’lerin A.B.D.’ye karşı verdikleri asil mücadeleler ile birlikte başlamıştır.
-AKP döneminde bu kutsal görevleri yürüten “D.Perinçek, T.Özkan, M.Balbay, E.Poyraz, Ç.Doğan, A.Uğur, E.Alan, V.Küçük, E.Gürses, İ.Selçuk, Ş.Eruygur, H.Tolon, L.Ersöz, S.Öztürk, D.Çiçek, H.Iğsız, S.Yalçın, B.Pehlivan, B.Terkoğlu, D.Yıldırım, V.Küçük, İ.Başbuğ, A.Yıldırım” gibi Atatürkçüler, “Ergenekon”, “Balyoz”, “Islak İmza”, “İnternet Andıcı”, “Kafes”, “ODATV”, “Spor’da Şike”, vs. gibi isimlerin verildiği ve hukukun çiğnendiği davalar ile birlikte zindanlara atılıp tutsak edinmişlerdir. Onların yokluğunda Asil Türk Milleti’miz ve Türkiye Cumhuriyet’i bölünme/yıkılma aşamasına getirilmiştir!!!!
-Ergenekon'daki Kahraman Bozkurtlar çıktı, Fethullahçılar yargılanıyor, ABD Suriye'de yenildi, Büyük bir Ekonomik Kriz yolda, SIRA AKP hükümetinin devrilip yargılanmasındadır, ondan sonra SIRA ABD'nin Orta Asya ve Orta Doğu'dan tamamı ile yokedilip tekmelenmesine GELECEK, BU GÜNLERİ GÖRECEĞİZ, ÇOK YAKIN! EN BÜYÜK HEDEF TÜRK BİRLİĞİ'DİR!

Azeri gencin, Danıştay saldırganı olduğunu iddia ettiler

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Kas 2010, 21:04

Azeri gencin, Danıştay saldırganı olduğunu iddia ettiler

Danıştay saldırısı gerçekleştirilmiş, emekli General Veli Küçük'ün adı da o günlerde basında daha çok yer almaya başlamıştı. 2008 yılının ocak ayı başlarında Veli Küçük'ü arayan dinci bir gazetenin muhabiri, "Sizin, Danıştay saldırganı Alparslan Arslan'la çekilmiş fotoğrafınız yarın bütün gazetelerde yayımlanacak" dediğinde bu sözlerin altında şantaj da yatıyordu. Emeldi General Veli Küçük ile Danıştay saldırganı Alparslan Arslan arasında ilişki olduğu iddiası Danıştay saldırısının hemen ardından gündeme gelmişti. Ocak 2008'de ise Küçük ile Arslan'ın birlikte gösteren fotoğraf basında yer almıştı.

Fotoğrafın, 20 mayıs 2005'te, isveç'in Stockholm kentinde düzenlenen Azeri Kongresi'nde çekildiği iddia ediliyordu. Bu fotoğraf, 1 ağustos 2005'te Kürtçe yayımlanan Azadiya Welat gazetesinde yayımlanmıştı. PKK ile ilişkili bu gazete aracılığıyla fotoğraf servis edilmişti.

Fotoğraf konusunu dinci basın sürekli işliyordu. Bunlar arasında 14 yaşındaki bir kıza tecavüzle suçlanan Hüseyin Üzmez de başta geliyordu. Hüseyin Üzmez'i, Alparslan Arslan'ın babası telefonla arıyor, "Yapmayın Hüseyin Bey, Veli Küçük'ün yanındaki kişi benim oğlum değil" diyor, ancak gazete bu konudaki ısrarından vazgeçmiyordu. Veli Küçük, mahkemeye çıkarıldığında da fotoğraf konusu soruldu.

Bu olay mahkeme zabıtlarına şöyle geçti:

Ben, Azerbaycan kökenli bir ailenin üyesi olmam dolayısıyla Dünya Azerbaycanlılar Kongresi (DAK) üyesiyim. Danıştay saldırısı sonrası dinci bir gazetenin muhabiri heyecanla beni aradı ve DAK kongresi sonrası çekildiğim bir fotoğrafla ilgili tüm gazetelerin beni birinci sayfalarından vereceklerini söyledi. Ben şantaj kokan bu görüşmeye tepki gösterdim ve telefonu kapattım. Merak edip konuyu araştırdım. DAK başkanı olan Cevat adlı arkadaşım, gazetede çıkan fotoğrafımda benimle birlikte görünen adının Alparslan Aslan olduğunu sonradan öğrendiğim kişiyi tanımadığını, böyle bir kişinin bizim kongremize gelmediğini söyledi. Alparslan Arslan'ın o toplantıda olmadığı Stockholm'deki tüm otel kayıtlarının incelenmesi sonucu da anlaşıldı. Fotoğraftaki diğer kişiler de Alparslan 102 Arslan'ı tanımadıklarını söylediler. O yüzden, bunun bir komplo ve fotoğrafın fotomontaj olduğunu düşünüyorum.

Fotomontaj değil Ergenekon soruşturmasının yürütüldüğü İstanbul'a gönderilen fotoğraf, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Kriminal Şubesi Laboratuvarı'nda incelendi. Fotoğrafın fotomontaj olmadığı belirlendi. Yani fotoğraf gerçekti. Peki bu durumda saldırganın babası emekli ilköğretim müfettişi İdris Arslan bu kitap için neler söyleyecekti?

Onu dinliyorum:

Fotoğrafın fotomontaj olmamasının bizim açımızdan bir önemi yok. Fotoğraf gerçek olabilir ve buna bir itirazım da yok. Ancak, oğlum da ben de aynı şeyi söylüyoruz. O fotoğraftaki kişi Alparslan Arslan değil. Oğlumu Ergenekon'a bulaştırmak istiyorlar. Oğlumla cezaevinde de konuştuk. O, isviçre'de yapılan toplantıya da katılmadığını, Veli Küçük'le fotoğraf da çektirmediğini belirtiyor. İdris Arslan bunları söylemekle yetinmiyor.

Konuşmasına devam ediyor:

Fotoğraftaki kişinin oğlum olmadığı konusunda hiçbir şüphem yok. Fotoğraftaki kişi karga burunlu, dişleri seyrek, üstelik de kulağında küpe var. Ne boyu, ne kilosu, ne de diğer özellikleri oğluma benziyor. Alparslan'ın altıma silah dayasanız bile ona küpe taktıramazsınız. İslamcı medya bir şeyler yapmak istiyor.

2 yıl değil, 12 yıl geçse de oğlumun Ergenekon örgütüyle ilişkisini bulamazlar. Alparslan'la ilgili yayınlan nedeniyle defalarca İslamcı medyanın yetkilileriyle konuştum, 'yapmayın, etmeyin' dedim. Ancak onlar yapmaya devam ediyorlar. Danıştay davası sırasında Alparslan Arslan'ın yurtdışına gidiş kayıtları da incelenmişti. Emniyet'in mahkemeye gönderdiği yazıda, Arslan'ın Danıştay saldırısından dört ay önce Bulgaristan'a gittiği bilgisi yer aldı.

Buna göre İstanbul Emniyeti'nden aldığı pasaportla 2006 yılı başında Kapıkule Sınır Kapısı'ndan yurtdışına çıkış yapan Arslan, sadece bir gün kaldığı bu ülkede rahatsızlandı. Bulgar makamlarınca ambulansla Kapıkule Sınır Kapısı'na kadar getirilen Arslan'ın pasaportu üzerinde yapılan araştırmada başka bir yurtdışı seyahati saptanamadı. "O fotoğraftaki Azeri genç, fotoğraf için para istiyor" Fotoğraftaki kişiyi bulmak için araştırma yaparken, Stockholm'den arayan ve adının Ali Genç olduğunu belirten kişiye ulaştım. Bu kişi "Fotoğrafta Veli Küçük'ün yanında olan ve Alparslan Arslan olduğu belirtilen kişi, Alparslan değil, burada yaşayan Azeri bir arkadaş. Küçük'ün yanındaki diğer kişiler de Azeri" dedi.

Azeri gencin fotoğraf çekildiği gün üzerinde bulunan kıyafetleri de giyerek fotoğraflarını çekip gönderebileceğini söyleyen Ali Genç'in, bir isteği vardı. "Arkadaşın hayatı tehlikede. O yüzden bunun için para istiyor" dedi. Aslında, bazı olaylan araştırdığımızda karşılaştığımız bir cümle bu. Ancak, hiçbir olayda olmadığı gibi bu olayda da o fotoğraf için para verilmesi, parayla haber alınması söz konusu olamazdı. Bu kişilerin Veli Küçük'ün yakınlarından da para istediklerini öğreniyorum.

Dinci basın ise kim olduğu belli olmayan kişiyi Alparslan Arslan diye yazmaya devam ediyor; mahkeme, Danıştay saldırısı ile Ergenekon arasında ilişki bulunmadığına karar vermesine rağmen "Bu fotoğraf niye görülmüyor?" diye konuyu manşetlere taşımaya devam ediyordu. Baba İdris Arslan'ın da Ergenekon soruşturmasını yürüten Cumhuriyet savcısına gönderdiği "Fotoğraftaki kişinin oğlum Alparslan Arslan'la uzaktan yakından bir ilgili bulunmamaktadır. Fotoğraftaki kişinin oğlum olmadığının araştırılıp sonucun tarafımıza bildirilmesini arz ederim" diyen dilekçesinden de habersizlerdi.

Kaynakça
Kitap: Belgelerle Ergenekon
Yazar: Saygı Öztürk
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Ergenekon Davası, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Asil Türk Milleti

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir