Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Paksüt dinleniliyor-izleniyor

Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Paksüt'ün dinlendiği-izlendiği şüphesini nasıl ortaya çıkardık?

-Ergenekon Destanı Atalarımızın Şanlı Destanı’dır.
-Ergenekon Davası'nda Yargılanmaya çalışılan Türk Milleti ve Atatürk'tür. Bu yargılamayı yapan A.B.D'dir.
-1990'ların başından beri, Eşref Bitlis önderliğindeki T.S.K. Ortadoğu'da A.B.D.'nin bütün planlarını altüst eden tek güç idi.
Bu yüzden AKP döneminde T.S.K. asimetrik psikolojik savaşlarla itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor, “Mehmetçik düşmanlığı” tavan yaparken, başbakanlık koltuğunda oturan şahıs a.b.d. askerlerinin sağ sağlim evlerine dönmesi için dua ediyor.
-6. yüzyılda, Çin emperyalizmi yüzünden yokolma tehlikesiyle karşı karşıya olan ve tutsak edilen Aşina Hanedanlığı’nın hayatta kalan tek çocuğu, Ergenekon Destanı’nda dişi bir Kurt tarafından yetiştirilip büyütülmüştür. Bu çocuk yıllar sonra soyunu devam ettirip, bir Cihan Devleti olan ve Çin emperyalizmini mağlup edecek olan Gök Türk İmparatorluğu’nu kurmuştur.
-Aşina Aşireti, Türk Soyunun Karluk Boyundandır. Uygurlarda Karluk Boyundandırlar.
-Göktürkler döneminde Çin emperyalizmi, Göktürkleri yıkabilmek için, içten parçalama stratejisini uygulamıştır. Nitekim Gök Türkler’in yıkılışı Çin emperyalizminin kullandığı Uygurlar tarafından gerçekleştirilmiştir.
-Şimdi günümüzde olanlara bakarsak, Silivri’de, Hasdal’da, Metris’te tutsak edilen Kahramanlarımız, işte bu 6. yüzyılda hayatta kalmayı başaran tek Türk çocuğunun evlatlarıdır.
Günümüzdeki Gök Türk Hanedanlığını tarif edelim:
1. Türkiye Cumhuriyeti’nin Koruyucuları olan Oğuz Boyundan Atatürkçü’ler = Gök Türk İmparatorluğu’nu kuracak olan Karluk Boyundan Aşina Hanedanlığı’nın hayatta kalmayı başaran tek çocuğu.
2. Amerika = Gök Türk’leri entrikalarla içten yıkmaya çalışan Çin Emperyalizmi
3. A.B.D tarafından kullanılmakta olan ve Türkiye Cumhuriyet’ini yıkmayı hedefleyen Atatürk ve Cumhuriyet Düşmanı Yobaz AKP’li kitle(Oğuz Boyundan) = Çin Emperyalizminin Gök Türk İmparatorluğunu yıkmak için kullandığı Uygur Türkleri(Karluk Boyundan)
4. Türkiye Cumhuriyeti(Oğuz Boyundan) = Gök Türk İmparatorluğu(Karluk Boyundan)
5. SONUÇ: Türk Milleti elinde sonunda emperyalist devleti yıkacaktır, parçalayacaktır, darmadağan edecektir!
-Günümüzde yargılanan sözde Ergenekon Örgütü, aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin Tam Bağımsızlığını canları pahasına ebediyet için korumayı hedeflemiş olan Atatürk’ün Askerlerinden oluşan Milli bir Örgütlenmedir(herhangi yasa dışı bir faaliyette bulunmayan).
-Bu örgütlenme, 1980 darbesi sonrasında ayaklanan/özüne-dönen namuslu ve şerefli Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının önderliğinde başlamıştır. Yani, bu örgütlenme, Atatürkçü ve Anti-Emperyalist düşünceye sahip olan Eşref Bitlis Paşa’mız ve onun yolundan yürüyen Uğur Mumcu ve Doğu Perinçek’lerin A.B.D.’ye karşı verdikleri asil mücadeleler ile birlikte başlamıştır.
-AKP döneminde bu kutsal görevleri yürüten “D.Perinçek, T.Özkan, M.Balbay, E.Poyraz, Ç.Doğan, A.Uğur, E.Alan, V.Küçük, E.Gürses, İ.Selçuk, Ş.Eruygur, H.Tolon, L.Ersöz, S.Öztürk, D.Çiçek, H.Iğsız, S.Yalçın, B.Pehlivan, B.Terkoğlu, D.Yıldırım, V.Küçük, İ.Başbuğ, A.Yıldırım” gibi Atatürkçüler, “Ergenekon”, “Balyoz”, “Islak İmza”, “İnternet Andıcı”, “Kafes”, “ODATV”, “Spor’da Şike”, vs. gibi isimlerin verildiği ve hukukun çiğnendiği davalar ile birlikte zindanlara atılıp tutsak edinmişlerdir. Onların yokluğunda Asil Türk Milleti’miz ve Türkiye Cumhuriyet’i bölünme/yıkılma aşamasına getirilmiştir!!!!
-Ergenekon'daki Kahraman Bozkurtlar çıktı, Fethullahçılar yargılanıyor, ABD Suriye'de yenildi, Büyük bir Ekonomik Kriz yolda, SIRA AKP hükümetinin devrilip yargılanmasındadır, ondan sonra SIRA ABD'nin Orta Asya ve Orta Doğu'dan tamamı ile yokedilip tekmelenmesine GELECEK, BU GÜNLERİ GÖRECEĞİZ, ÇOK YAKIN! EN BÜYÜK HEDEF TÜRK BİRLİĞİ'DİR!

Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Paksüt dinleniliyor-izleniyor

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Kas 2010, 20:46

Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Paksüt'ün dinlendiği-izlendiği şüphesini nasıl ortaya çıkardık?

Hürriyet yazan ve "hurriyet.com.tr" Genel Yayın Yönetmeni Fatih Çekirge, kalçasından ameliyat olmuştu. Yavaş yavaş iyileşiyor, ne olur ne olmaz diye yanında koltuk değneğini de eksik etmiyordu. Yemek saati gelmişti. Yemeğe Tenis Kulübü olarak bilinen Ankara Sosyal Kulübü'ne gitmeye karar verdik. Gazeteci-yazar Emin Çölaşan da yemeğe katılacaktı. Saat 13:15 civarında kulüpte buluşacaktık. Fatih Çekirge, kulübün yıllardır üyesi. Kulüp üyelerinin önemli bir kısmı da arkadaşı. İçeriye girdiğimizde yuvarlak bir masada Refo Color'un sahibi Selim Kulaksız, Yargıtay'ın bir daire başkanı ile emekli başkanlar sohbet ediyordu. Kulübün müdavimlerinden ANAP eski milletvekili Timur Demir birkaç arkadaşıyla birlikteydi. AKP Elazığ Milletvekili Fevzi İşbaşaran'ı da gördük. Fatih Çekirge'yle sohbet ederken, orada bulunanlardan birisi "Az sonra kıyamet kopacak" deyip ayrıldı.

Niçin öyle dediğini anlamadık. Emin Çölaşan da masaya geldikten birkaç dakika sonra bir hanım masaya geldi. "Aman dikkatli konuşun, sizleri de dinlerler. Bizi dinleyenleri, takip edenleri yakaladık. Biraz sonra Emniyet müdürü gelecek" dedi. Son derece gergin ve kızgındı. Gelen hanımın adı Ferda Paksüt'tü.

Yanımızdan ayrıldı. Anayasa Mahkemesi başkanvekili olan eşinin bulunduğu masaya gitti. Yanlarında AKP eski milletvekili Turhan Çömez vardı. Bu kez, ne olup bittiğini öğrenmek için üçümüz onların bulunduğu yere gittik. Orada da daha çok Ferda Hanım konuşuyor, "Otomobilin arka lastikleri de inikti. Orada bulunan polise bu araçtan şüphelendiğimizi söyledik. Aracı açtırmasını söyledik. Ama polis, Doblo marka aracın da polise ait olduğunu söyledi. Kendimizi tanıtmamıza rağmen arkayı açmadılar.

Çünkü orada dinleme aletlerinin olduğunu bildiğimizi anlamışlardı" diyordu. Açıkçası, böyle bir dinleme olduğuna inanmamıştık Masamıza geçtiğimizde, "Karum İş Merkezi'nin önüne her zaman içinde yük bulunan araçlar geliyor. Ferda Hanım, Bağdat'ta görev varlığı için her aracı bomba yüklü araç sanıyor" diye değerlendirdik. Fatih Çekirge'yle birbirimize bakıyor, "Yoksa haberin tam ortasına mı düştük?" diye geçiriyorduk. Emin Ağabey, "Arkadaşlar benim yazacak bir yerim yok" diyordu.

Biz de gerçekten Ferda Hanım'ın dediği gibi Emniyet Müdürü Ercüment Yılmaz gelecek mi diye merak ediyorduk. Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt, dinlendiği-izlendiği şüphesiyle Emniyet müdürünü ararsa, Emniyet müdürü de bunun üzerine Paksüt'ün yanına gelirse bu önemli bir haberdi. Biz kulübün girişindeki masadayız. Osman Paksüt, eşi ve eski milletvekili Turhan Çömez ise karşıda duvar dibinde. Bu sırada Emniyet Müdürü Ercüment Yılmaz girdi.

Fatih Çekirge, "Hayırdır Ercüment Bey?" diye sorduğunda, Yılmaz, "Geçiyordum şöyle bir uğrayayım. Anayasa Mahkemesi başkanvekilimiz de buradaymış, ona bir merhaba diyeceğim" karşılığını verdi. Yani, Ercüment Yılmaz, bizim, Paksüt'ün dinlendiği-izlendiği şüphesinden haberimiz olmadığını sanıyordu. Fatih'e, "Haberin başlığına dinleme-izleme bombası mı desek?" diye sordum. Biz üç gazeteci alabildiğine heyecanlıydık. Fatih, başlık için "hurriyet.com.tr" haber müdürü Oğuz Örnek'le, Ankara haberleri editörü Kürşat Özmen'le konuşurken, ben de dışarıda telefonla "dinleme-izleme bombası"nın haberini yazdırıyordum.

Osman Paksüt, eşi ve Turhan Çömez, Emniyet müdürüyle birlikte bizim görüş alanımız dışındaki köşeye çekilmişlerdi. Onlar görüşürken yanlarına Akşam gazetesi yüksek yargı muhabiri Ersin Bal geldi. Onlar sohbet ederken, biz olayı "hürriyet.com.tr"de patlatmış, büyük skandalı duyurmuştuk. Yalnız bununla yetinmeyip, olay yerinden ayrılan Doblo'nun Emniyet'e ait bir araç olduğunu da açıklamıştık. İş iyice karışıyordu. Ferda Paksüt, sinirli sinirli yanımıza yaklaştı. "Fatih Bey bir dakikanızı rica edebilir miyim?" dedi. Fatih'le birlikte eşinin bulunduğu masaya geçtiler. "Şimdi bizi arıyorlar, burada sizinle konuştuklarımızı Saygı Öztürk 'hurriyet.com.tr'ye yazmış.

Olur mu böyle şey?" diye sitem ediyordu. Fatih ise "Biz bu olayı sizden önce burada birisinden öğrenmiştik. Burada bulunan herkes böyle bir olayın meydana geldiğinden haberdar" karşılığını verdi. "hurriyet.com.tr"de yazdığım haber inanılmaz ölçüde ses getirdi, bütün gazetelerin manşeti, televizyonların ilk haberi oldu. Ertesi gün, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yapılan yazılı açıklamada, Doblo marka aracın Emniyet'e ait olduğu, Kaçakçılık ve Organize Suçlar Mücadele Dairesi'nin ekibinin bir uyuşturucu kaçakçılığıyla ilgili orada bulunduğu, araçta dinleme aygıtının da olmadığı belirtildi. Dahası, Paksüt'ün dinlenmesi, izlenmesi diye bir şeyin söz konusu olmadığı kaydedildi.

Sevda Paksüt, dinlenme-izlenme olayını anlatıyor Bir gün sonra. Emniyet'in, İçişleri bakanının ve diğer yetkililerin açıklamalarından sonra Ferda Paksüt'ün de, Osman Paksüt'ün de söyleyecekleri olacağını düşündüm. Yapılan açıklamalara bakılırsa neredeyse Ferda Hanım ve Osman Paksüt daha önce Bağdat'ta bulundukları için araçtan gereksiz bir biçimde şüphelenmişlerdi.

O gün Ferda Paksüt'le telefonla konuştum. Konuşmamızın ardından da "Saat 17:15 civarında Osman Bey gelir. Telefonda konuşmayı uygun bulursa kendisine veririm" dedi. Anayasa Mahkemesi Başkan Yardımcısı eski Büyükelçi Osman Paksüt'ün, kendisini Doblo marka bir araçla izlendiği, konuşmalarının dinlendiği şüphesiyle Ankara Emniyet Müdürü Ercüment Yılmaz'ı araması, Yılmaz'ın gelip olayla ilgili kendisine bilgi vermesi sırasında da eşi de yanında bulunuyordu.

Ferda Paksüt, yaşadıklarını bana telefonda şöyle anlattı:


Doblo peşimizdeydi Eşimle birlikte Anayasa Mahkemesi'ne ait konuttan, şoförün kullandığı makam aracıyla ayrıldık. Lojmanları çıkışımızın hemen ardından arkamızda Doblo marka araç belirdi.

Hızını da bize göre ayarlıyordu. Yurtdışı görevleri nedeniyle eşim bu konuda gerekli eğitimleri almış biridir. Doblo marka araç bizim geldiğimiz kulübün önünde önceden bekliyor değil, araç bizim bulunduğumuz aracın peşinden geldi. Bombalı saldırılar Biz bomba yemiş bir aileyiz. Eşim Osman Paksüt, 14 ekim 2003 tarihinde Bağdat'ta bombalı bir saldırıdan kurtuldu. Ardından silahlı çatışmalar yaşandı. Kritik görev yerlerine giden Dışişleri mensupları her türlü eğitimden geçirilir. Bunlar arasında takip edilip edilmediğini anlama, takipten kurtulma, silahlı bir saldın halinde neler yapması gerektiğini bilirler. Bu yalnız Dışişleri mensuplarına değil, eşlerine ve çocuklarına da öğretilir. Bağdat'ta bulunduğum dönemde ben de zırhsız bir araçla çıkmıştım. Hemen yakınımda bir ABD tankına dönük eylem gerçekleştirildi. Meydana gelen çatışmanın ortasında kaldım.

O anda ne yapmam gerektiğine ilişkin eğitim aldığım için kurtuldum. Benim dikkatimi çekmedi Otomobilde giderken, makyajımla ilgilendim. O yüzden başta takip edilip edilmediğimiz konusunda bilgim olmadı. Ancak Osman Bey, bu konuda daha deneyimli olduğu için ne olup bittiğinin farkına varmıştı. Özellikle Tenis Kulübü'ne yaklaştıkça da şüphesi iyice artmıştı. Aracın arka lastiklerinin de inik olduğunu fark etmiş ve şüpheleri daha da artmıştı.

Kollamaya alışığız Eşimin ve benim aldığımız eğitimler gereği arkamızda ne olup bittiğini, arkamızı kollamaya alışığız. O yüzden, bir aracın bizi takip edip etmediğini, o araçtan şüphelenip şüphelenilmemesi gerektiğini aldığımız eğitimler gereği biliriz. Teröre yabancı olmadığımız, ateş çemberleri içinde görev yaptığımız için nerede ne yapmamız gerekti konusunda deneyimlere de sahibiz. Tüm yaşadığımız olaylar bizlere arkamızı kollamayı öğretti. Asayiş ekibine söyledik Biz Tenis Kulübü'nün önünden araçtan çevremizi kollayarak indik. Evcimizin çıkışından kısa süre sonra bizi izlediğini düşündüğümüz Doblo marka araç da, Kanım İş Merkezi'nin önüne geldi. Araçtan inip yolun karşısına önce ben geçtim, orada bulunan resmi araçta bulunan polislere, önlerinde duran sivil plakalı aracın bizi izlediğini, bunda dinleme cihazları bulunduğundan şüphelendiğimizi söyledim. Bu sırada eşim de gelmişti.

Orada dikkatimizi çeken önemli bir ayrıntı da vardı. Plakasını aldığımız Doblo oraya bırakılmış ama o anda içinde şoförü yoktu. Arka lastikleri inikti Siyah Doblo marka aracın arka lastikleri inikti. Bu eğer polis aracıysa içinde ağır bir yük olduğunun işaretidir. Aynca camlan acayip bir filmle kaplı olduğundan içinde ne olduğu da görünmüyordu. Asayiş Şubesi polislerine, bu araçtan şüphelendiğimizi söyleyince, onlar "Biz bir şey yapamayız. Bu araç da polisin aracı" dediler. Bu arada aracın sürücüsü geldi. Kendisinden aracın arkasını açmasını istedik. Ancak o açmayacağını, araçta iddia edildiği gibi dinleme cihazı da bulunmadığını söyledi. Lastiklerinin niçin inik olduğunu sorduğumuzda, "Tesadüfen inmiş" cevabını aldık. Oradan eşim, dostumuz olan Ankara Emniyet Müdürü Ercüment Yılmaz'ı aradı ve yaşadıklarımızı aktardı.

Çömez'le orada karşılaştık AKP eski milletvekili Turhan Çömez'i, eşimin Bağdat'ta görev yaptığı dönemden beri tanıyorum. Iraklı çocuklara sakat arabası gönderilmesi, tedavileri konusunda çok büyük yardımları oldu. Kendisiyle zaman zaman görüşüyoruz da. Ancak, bu kez orada tesadüfen karşılaştık. Olayı kendisine de anlattım. O sırada, kulüpte AKP Milletvekili Fevzi İşbaşaran, ANAP eski milletvekili Timur Demir, Yargıtay daire başkanı, bazı emekli başkan ve üyeleri de bulunuyordu.

Ben, eşim ve Turhan Çömez otururken, Ankara Emniyet müdürü geldi. Olayı bizden dinledi. O da telefonla bazı yerleri arayıp bilgi aldı. Doblo'nun Kaçakçılık Organize Suçlar Şubesi'ne ait olduğunu, yürütülen bir çalışma nedeniyle orada bulunduğunu, bizimle ilgisinin olmadığını, aynca Emniyet'te dinleme cihazı olan araç olmadığını söyledi. 7S Siz tatmin oldunuz mu? Siz buna, verilen bilgilerden sonra tatmin olup olmadığımı soruyorsunuz. Siz şahsen tatmin oldunuz mu? Biz, devletimize güveniyoruz.

Yaşadığımız olayı da en üst kademede olan Emniyet Müdürü Ercüment Yılmaz Bey'e ayrıntılı olarak anlattık. Bunun için ayrıca şikayetçi olmamız söz konusu değil. Emniyet Müdürü Kaçakçılık Dairesi Başkanlığı'nda "Bu olay nedir?" diye sordu Emniyet Müdürü Ercüment Yılmaz, Osman Paksüt ve eşinden aldığı bilgiler üzerine olay yerindeki aracın Emniyet'in hangi birimine ait olduğunu öğrendi. Doblo marka araç, Emniyet Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığı'na aitti. Ercüment Yılmaz, Osman Paksüt ve eşiyle yaptığı konuşma sırasında, aldığı bilgileri değerlendiriyor ve bununla ilgili bazı birimlere telefon ediyordu. Yılmaz, Kaçakçılık Dairesi'nin Konun Sokak 40 numarada bulunan binasına gittiğinde, Daire Başkanı Ahmet Pek kendisini bekliyordu.

Daire Başkanı, "Paksüt'ün dinlenmesi-izlenmesi diye bir şey asla söz konusu değil" diyor, ekibin orada bulunma gerekçesini anlatıyordu. O gün basına her ne kadar bir lokantada bulunan kaçakçıların takip edildiği bilgisi verilmiş olsa da, araç o bölgede ring yapan, içinde önemli cihazlar bulunan bir araçtı. Bu haberle ilgili inanılmaz yorumlar yapılıyor, içine düştüğümüz olayın nasıl bu kadar çarptırıldığına bizler de şaşırıyorduk. Bu olay çıktıktan sonra Emniyet Müdürü Ercüment Yılmaz'ın bana küfürler ettiğini bir meslektaşımız hem de Emniyet koridorlarında anlatıyor, o kişiye, "böyle bir olayın asla olmadığını, bu şekilde konuşmaması gerektiğini" de zorunlu olarak söylemek durumunda bile kalıyorduk. Şunu da görüyorduk ki yazılanları okumadan ne yazık ki bazı köşe yazarları inanılmaz yorumlar yapıyordu...

Hemen akla, Osman Paksüt ile AKP karşıtlığıyla bilinen Turhan Çömez'in birlikte görüntülerinin çekilerek bunun AKP'ye yakınlığıyla bilinen yayın organlarına servis edilip AKP'nin kapatılmasına ilişkin davaya gölge düşürülebileceği geliyordu. Yani dinlemeden çok, bu tür ilişkilerin ortaya çıkarılmasının amaçlanmış olabileceğini daha ilk dakikalarda aklımızdan geçirmiştik. Osman Paksüt'ten müthiş iddialar Ferda Hanım'ın dediği gibi saat 17:15 civarında telefonla aradım.
Telefona Ferda Hanım çıktı. Aramızdaki kısa bir konuşmanın ardından eşi eski Büyükelçi, Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt'e telefonu uzattı.

Aramızda şu konuşma geçti:

- Saygı Öztürk: Osman Bey, açıklamaları duydunuz. Siz dinlenmediğinize, izlenmediğinize kanaat getirdiniz mi?
- Osman Paksüt: Bana herkes "Doblo marka aracın tesadüfen orada bulunduğuna inandınız mı?" diye soruyor.

Ben de "Polis öyle bir açıklama yaptı. Açıklamayı kabul ettim. Başka bir yorum yapma imkanım yok" diyorum. Çevremdeki insanların da kanaati dinlendiğim, izlendiğim görüşünde. Kimse, Emniyet'in açıklamasına inanmadı.

- Sizin kanaatiniz ne?

- Şöyle tabii, benim polis yetkililerine sorduğum bir soru daha vardı. Onun da cevabını herhalde bulurlar. Bu birdenbire durup dururken bir aracın böyle bir üstüne atılmadık. Bir öncesi var konunun. Aynı tip daha önce de benzer araçlar çevremizde dolaşmış, bunu tespit etmiştim.

- Anladım.

- Onların da plakasına baktığımızda işte kayıtsız çıkmıştı. Bir tane plaka var mesela, o kayıtsız çıkmıştı, işte ben dün o plakayı da verdim, Ercüment Yılmaz Bey'e de, Emniyet Genel Müdürlüğü'ne de...

- Anladım efendim.

- Onunla ilgili bir açıklama gelmedi. O da bize ait ve ya onun ne olduğunu bulamadık tarzında bir bana dönüş yapmadılar. Herhalde bulurlar.

- Anladım efendim.

- Bulurlar. Anlatabildim mi bilmiyorum. Yani işte böyle "Çok yersiz bir kuşku, adamların psikolojisi bozuk, baksana işte en ufak bir şeyden nem kapıyorlar" gibi bir algılama da olmaması iyi olur tabii. Boşuna olmadığını söylemek için sizinle paylaştım işte.

- Anladım, anladım efendim. Efendim başından şöyle bir bakarsak olaya bu araç nereden itibaren peşinizdeydi?

- Böyle bir çeşit işte böyle ticari araç görünümlü fakat ticari araç gibi üzerinde bir yazı, ilan telefonu, reklam filan hiçbir işaret olmayan bir araç... Bilmiyorum, herhalde iki aydır filan değişik zamanlarda genellikle Kavaklıdere Tenis Kulübü'ne gittiğimiz zamanlarda oraya gelip biz ayrıldıktan sonra ayrıldığını yani başkaları tespit etmiş, tik defa bana bu bilgiyi başkaları getirdi. Tekerrür eden bir durum olduğunu gördük. Tabii olabilir. Yine aynı bölgede bir görevle buradan bir polis aracı da olabilir şüphesiz.

- Ama şimdi daha önceki kuşkularınızı dikkate alıyorsunuz.

- Sahte plakalı birtakım araçların benim bulunduğum, gittiğim yere gidip o bölgede durup ben ayrıldıktan hemen sonra ayrıldığı şeklindeki tekrarlanan bir davranış şekli var. Ben de bu durumdan haberdarım; yoksa durup dururken yani kime ne, her araç her yerde durur. Yani yasak dahilinde değil ya da müdahale etmek de bize düşmez. Biz hukuk adamıyız. Böyle şeylerde kimseyi suçlamak, birtakım hayali işte suçlular yaratmak filan gibi bir şey, düşünce peşinde değilim.

- Evet. Şöyle bir soru izninizle sorayım efendim: Emniyet'in yaptığı son açıklamalar sizi tatmin etti mi?

- Yani, tabii işte polis aracını diyorsak gayet tabii ki bu tatmin etti. O anda görevinin de ne olduğunu sorgulama durumunda değilim. Yani kimi yakalayacakları gizli bilgilerdir şüphesiz ki, sormam da veremezler de... Yani aksini kanıtlayamam. "Biz görevdeydik" dediği zaman "Görevde değildiniz" diyemem ki. Dolayısıyla itimat ettik.

- Haklısınız. Polisin tutumunu nasıl buldunuz efendim? Yani yaklaşımı size karşı?

- Hassasiyetle, gayet ciddiyetle eğildiler. Ankara Emniyet Müdürü Ercüment Yılmaz olsun, sayın Vali Kemal Önal, Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Gülcü olsun ilgi gösterdiler, "Yapabileceğimiz bir şey var mı?" diye sordular.

- Sizinle röportaj için meslektaşlarımız herhalde çok aramışlardır?

- Aradılar yani ben böyle hiç kimseyle görüşmüyorum, bir tek sizinle görüşüyorum. Konuşmamızı yazabilirsiniz. Prensip olarak hem ben hem de Anayasa Mahkemesi'nin bütün üyeleri çok da basında yer almayı çok doğru bulmayan insanlarız. Fakat nedense benim belki önceki kimliğim; yani çok fazla tanıdığım olması her çevreden, her partiden hatta her siyasi görüşten dostlarımın da olması bunlar belki bazılarına çok tuhaf geliyor. Aslında bunlar çok doğal ve çok olağan şeylerdir bence, medeni ilişkilerin icabıdır. Önceden tanıdığımız insanlara sırtımızı dönmeyiz, merhabalaşırız, bir yerde karşılaştığımızda iki üç dakika sohbet ederiz. Yani yargı görevinin hele de böyle çok, son derece önemli bir konudaki yargı görevinin neticesi hakkında peşin hüküm anlamına gelecek bir ilişkiler şeysi, yani sistematiği kurup da yani sonuca varmaya çalışmak yanlış.

- Bu olaylara nasıl bakmak gerekiyor?

- Söylediğim gibi daha önce şüphelendiğim araçlar oldu.

Bunlarla ilgili de bir araştırma sonucu gelir, buna inanıyorum. Belki onlar da polis aracıydı, polisinse onlar da herhalde bir görevdeydiler. Öyle bir açıklama gelir ya da "Biz de bilemiyoruz, tamamen sahte" denir. O zaman da bunu yapanın kim olduğunu tabii bulmak, iyi niyetli miydi, kötü niyetli miydi, öğreneceğiz.

- Plakalar konusunda size bilgi verildi mi?

- Yok, şu ana kadar yok. Araştırıyorlardı eminim. Çok geçmeden Osman Paksüt bu kez Kara Kuvvetleri komutanıyla yaptığı görüşmeyle gündeme geldi. Paksüt'ün hangi plakalı araçla saat kaçta Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na gittiği, oradan saat kaçta ayrıldığı en ince ayrıntılarına kadar basına sızdırıldı; böylece dinlenen, izlenen yalnız Paksüt değil, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ da oluyordu. işte, Paksüt'ün dinlendiği izlendiği iddiasının üzerinden çok geçmeden Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanlığı'nın başvurusu üzerine ülke çapında telefonların, diğer haberleşme araçlarının izlenmesiyle ilgili mahkeme karan ortaya çıktı. Jandarma da aynı yetki için başvuruyor, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nın başvurusu üzerine Adalet Bakanlığı karara itiraz ediyordu. Jandarma'nın sadece kendi görev bölgesinde izleme yapabileceğine karar veriliyordu.

Konu Yargıtay'a gittiğinde ise Yargıtay, mahkemenin ülke çapında izleme yetkisi veremeyeceğine karar veriyor ve yıllardır gizli bir biçimde yürütülen izleme olayları da yeni bir tartışmanın konusu oluyordu. İşte bu olay ortaya çıktığında aralarında eski bakanların da bulunduğu çok sayıda milletvekili, TBMM kulislerinde "dinlenme anıları"nı anlatırken, dinlemeler de ülke gündemine tam anlamıyla oturmuş oluyordu. Yalnız TBMM'de değil, her kesimden telefonların dinlendiği kuşkusu yayılıyor, ilahiyatçı Profesör Zekeriya Beyaz da telefonlarını dinleyen kişiyle kavga ediyordu. Telefonunuzun dinlendiğini öğrenmek için yöntemi de açıklıyordu. Buna göre cep telefonunuzdan önce 2'ye basıyor, ardından sıfır tuşuna bastıktan sonra size ait cep telefonu numarasını çeviriyorsunuz. Karşınıza sizi dinleyen kişi çıkıyor ve onunla sohbet de ediyorsunuz... Merak edenler bunu deneyebilir...

Kaynakça
Kitap: Belgelerle Ergenekon
Yazar: Saygı Öztürk
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Ergenekon Davası, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Asil Türk Milleti

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir