Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

"Ergenekon"un ilk belgesi 2001'de bulundu

-Ergenekon Destanı Atalarımızın Şanlı Destanı’dır.
-Ergenekon Davası'nda Yargılanmaya çalışılan Türk Milleti ve Atatürk'tür. Bu yargılamayı yapan A.B.D'dir.
-1990'ların başından beri, Eşref Bitlis önderliğindeki T.S.K. Ortadoğu'da A.B.D.'nin bütün planlarını altüst eden tek güç idi.
Bu yüzden AKP döneminde T.S.K. asimetrik psikolojik savaşlarla itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor, “Mehmetçik düşmanlığı” tavan yaparken, başbakanlık koltuğunda oturan şahıs a.b.d. askerlerinin sağ sağlim evlerine dönmesi için dua ediyor.
-6. yüzyılda, Çin emperyalizmi yüzünden yokolma tehlikesiyle karşı karşıya olan ve tutsak edilen Aşina Hanedanlığı’nın hayatta kalan tek çocuğu, Ergenekon Destanı’nda dişi bir Kurt tarafından yetiştirilip büyütülmüştür. Bu çocuk yıllar sonra soyunu devam ettirip, bir Cihan Devleti olan ve Çin emperyalizmini mağlup edecek olan Gök Türk İmparatorluğu’nu kurmuştur.
-Aşina Aşireti, Türk Soyunun Karluk Boyundandır. Uygurlarda Karluk Boyundandırlar.
-Göktürkler döneminde Çin emperyalizmi, Göktürkleri yıkabilmek için, içten parçalama stratejisini uygulamıştır. Nitekim Gök Türkler’in yıkılışı Çin emperyalizminin kullandığı Uygurlar tarafından gerçekleştirilmiştir.
-Şimdi günümüzde olanlara bakarsak, Silivri’de, Hasdal’da, Metris’te tutsak edilen Kahramanlarımız, işte bu 6. yüzyılda hayatta kalmayı başaran tek Türk çocuğunun evlatlarıdır.
Günümüzdeki Gök Türk Hanedanlığını tarif edelim:
1. Türkiye Cumhuriyeti’nin Koruyucuları olan Oğuz Boyundan Atatürkçü’ler = Gök Türk İmparatorluğu’nu kuracak olan Karluk Boyundan Aşina Hanedanlığı’nın hayatta kalmayı başaran tek çocuğu.
2. Amerika = Gök Türk’leri entrikalarla içten yıkmaya çalışan Çin Emperyalizmi
3. A.B.D tarafından kullanılmakta olan ve Türkiye Cumhuriyet’ini yıkmayı hedefleyen Atatürk ve Cumhuriyet Düşmanı Yobaz AKP’li kitle(Oğuz Boyundan) = Çin Emperyalizminin Gök Türk İmparatorluğunu yıkmak için kullandığı Uygur Türkleri(Karluk Boyundan)
4. Türkiye Cumhuriyeti(Oğuz Boyundan) = Gök Türk İmparatorluğu(Karluk Boyundan)
5. SONUÇ: Türk Milleti elinde sonunda emperyalist devleti yıkacaktır, parçalayacaktır, darmadağan edecektir!
-Günümüzde yargılanan sözde Ergenekon Örgütü, aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin Tam Bağımsızlığını canları pahasına ebediyet için korumayı hedeflemiş olan Atatürk’ün Askerlerinden oluşan Milli bir Örgütlenmedir(herhangi yasa dışı bir faaliyette bulunmayan).
-Bu örgütlenme, 1980 darbesi sonrasında ayaklanan/özüne-dönen namuslu ve şerefli Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının önderliğinde başlamıştır. Yani, bu örgütlenme, Atatürkçü ve Anti-Emperyalist düşünceye sahip olan Eşref Bitlis Paşa’mız ve onun yolundan yürüyen Uğur Mumcu ve Doğu Perinçek’lerin A.B.D.’ye karşı verdikleri asil mücadeleler ile birlikte başlamıştır.
-AKP döneminde bu kutsal görevleri yürüten “D.Perinçek, T.Özkan, M.Balbay, E.Poyraz, Ç.Doğan, A.Uğur, E.Alan, V.Küçük, E.Gürses, İ.Selçuk, Ş.Eruygur, H.Tolon, L.Ersöz, S.Öztürk, D.Çiçek, H.Iğsız, S.Yalçın, B.Pehlivan, B.Terkoğlu, D.Yıldırım, V.Küçük, İ.Başbuğ, A.Yıldırım” gibi Atatürkçüler, “Ergenekon”, “Balyoz”, “Islak İmza”, “İnternet Andıcı”, “Kafes”, “ODATV”, “Spor’da Şike”, vs. gibi isimlerin verildiği ve hukukun çiğnendiği davalar ile birlikte zindanlara atılıp tutsak edinmişlerdir. Onların yokluğunda Asil Türk Milleti’miz ve Türkiye Cumhuriyet’i bölünme/yıkılma aşamasına getirilmiştir!!!!
-Ergenekon'daki Kahraman Bozkurtlar çıktı, Fethullahçılar yargılanıyor, ABD Suriye'de yenildi, Büyük bir Ekonomik Kriz yolda, SIRA AKP hükümetinin devrilip yargılanmasındadır, ondan sonra SIRA ABD'nin Orta Asya ve Orta Doğu'dan tamamı ile yokedilip tekmelenmesine GELECEK, BU GÜNLERİ GÖRECEĞİZ, ÇOK YAKIN! EN BÜYÜK HEDEF TÜRK BİRLİĞİ'DİR!

"Ergenekon"un ilk belgesi 2001'de bulundu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Kas 2010, 20:27

"Ergenekon"un ilk belgesi 2001'de bulundu

Tuncay Güney, önce Akşam gazetesinde muhabir olarak çalışıyordu. Sonra Samanyolu televizyonunda "Doruktakiler" adlı bir program hazırlamaya başladı. İlişkileriyle herkesi şaşırtan, istediği yere girebilen Tuncay'ın, adı Timur Büyükölmez'in Fatih Cumhuriyet Savcıhğı'na verdiği dilekçede "sahte belge düzenlemek, nüfuz kullanmak suretiyle teşekkül halinde dolandırıcılık yapmak" suçlamasında geçti. Tuncay, Asayiş Şubesi'nde sorgusu yapılırken, emekli General Veli Küçük'ün adını kullandı, işte bu açıklamalardan sonra olayın şekli değişmeye başladı. Emniyet, yeni bir "çete" yapılanmasıyla karşı karşıya bulunulduğunu değerlendirdi.

Asayiş Şubesi'ndeki sorgusundan sonra Tuncay Güney, istanbul Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şube Müdürlüğü'ne getirildi. Şubenin başında Dr. Adil Serdar Saçan bulunuyordu. Tuncay Güney, ciddi bir sorgudan geçeceğini biliyor ve muhtemel sorulara karşı neler söyleyeceğini de hesaplıyordu. Organize Suçlar Şube Müdürlüğü ekipleri 2 mart 2001'de Tuncay Güney ve Ümit Oğuztan'ın Taksim-Ferideye Caddesi'nde bulunan bürolarını bastı. Bir dizüstü bilgisayar, harddisk, 18 adet ayn parçalar halinde film negatifleri, 74 adet teyp kaseti, 5 adet küçük kamera kayıt kaseti, 6 adet küçük ses kayıt kaseti bulundu. Evinden silahlar ve sahte nüfus cüzdanları da çıktı Aynı gün, polis, Tuncay Güney'in İstanbul Gültepe'de bulunan evini bastı. Evde yok yoktu.

15 mart 2001 tarihinde istanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen yazıda şöyle deniliyordu:

- Bir çift 34 YSE 39, bir çift 34 MA 484 otomobil plakaları,
- Bir adet Beratta marka 9 milimetre çaplı ruhsatsız tabanca ve bir adet şarjörü,
- Bir adet marke ve seri numarası olmayan 6,35 milimetre çaplı ruhsatsız tabanca ve bir adet şarjörü,
- Bir adet üzerinde "LWGM-MOD 59" yazılı kuru sıkı tabanca, şarjörü ve 6 adet kurusıkı fişek,
- 30 adet değişik çapta fişek,
- 11 adet kaşe, stampa ve mürekkebi,
- Üzerlerinde Tuncay Güney'in fotoğrafı yapıştırılmış LOS 392420 seri numaralı Cavit Kaşık, L07 060810 seri numaralı Eyüp Yurtseven, P05 035331 seri numaralı Serhat Şahin Özgürbüz, C07 410917 seri numaralı Asım Sefa Özler, 828587 seri numaralı Adem Taşdemir adına düzenlenmiş nüfus cüzdanları, F02 234474 seri numaralı Gülhan Güney adına düzenlenmiş üzerinde fotoğraf yapıştırılmamış sahte nüfus cüzdanı,
- 9 adet yerli ve yabancı basın kuruluşlarına ait üzerinde kendi fotoğrafı bulunan Tuncay Güney adına düzenlenmiş basın kimlik kartları,
- Samanyolu televizyonuna ait 0038 numaralı fotoğrafsız kart,
- 95 adet bilgisayar disketi, 19 adet CD,
- Turgut Büyükdağ adına düzenlenmiş basın kartı,
- Üzerinde kendi fotoğrafı bulunan Tuncay Güney adına düzenlenmiş "Newyork" ibareli kart,
- 115 adet doldurulmamış Milli Eğitim Bakanlığı Meslek Lisesi diploması (seri numaralan yok)
- 4 çanta içerisinde çok sayıda belge ve dokümanlar, illegal oluşum ile ilgili olduğu değerlendirilen malzemeler, incelenmek üzere Müdürlüğümüzce muhafaza altına alınmıştır. Tuncay Güney, "cürüm işlemek üzere teşekkül oluşturmak, teşekküle liderlik yapmak, teşekkül halinde otomobile sahte plaka takmak suretiyle satışını yapıp haksız kazanç sağlamak, bu suretle dolandırıcılık sahtecilik yapmak, teşekkül halinde nüfuz kullanmak suretiyle köy arazisini sahte belgelerle ele geçirip satışını yapmak, birden fazla ruhsatsız silah bulundurmak, teşekkül adına birden fazla sahte kaşe-imza kaşesi, nüfus cüzdanı bulundurmak" suçlamasıyla 8 mart 2001 tarihinde hazırlık 2001/3305 sayılı soruşturma dosyasına göre tutuklandı. Güney, 9 mart 2001'de kefaletle tahliye edildi.

Raporda Veli Küçük'le ilgili çarpıcı bir bölüm var Bir örneği Veli Küçük'ün evinde bulunan "çok gizli" kayıtlı yazıda, Organize Suçlar Şube Müdürü Adil Serdar Saçan, Tuncay Güney'in kasete alınan açıklamalarından yola çıkıp General Veli Küçük hakkındaki iddiaları, DGM Başsavcılığına gönderdiği "çok gizli" kayıtlı raporunda şöyle aktarıyor:

Tuncay Güney'in kendi rızasıyla açıklamaları kameraya alındı. Güney tarihten 3-4 yıl kadar önce, Samanyolu televizyonunda çalışırken, 2000 47 yılı ağustos ayında emekli olan Tuğgeneral Veli Küçük ile tanıştığını, ilişkilerinin her geçen gün daha da artarak ilerlediğini, Veli Küçük ile ilişkileri arttıkça, Veli Küçük'ün çok geniş kapsamlı illegal bir oluşum içerisinde olduğunu fark ettiğini ve içerisinde bulunduğu illegal ortamı ve çevresini tanımaya başladığını belirtiyor. Tuncay Güney, zamanla Veli Küçük'ün istihbarat görevlisi olarak çalışmaya başladığını, Küçük'ün talimatları doğrultusunda istemiş olduğu bilgileri kendisine ilettiğini, onun talimatları doğrultusunda illegal işleri olan ve kamuoyu tarafından çok iyi tanınan işadamlarıyla görüşmeler yaptığını, bu şekilde kendisinin de Veli Küçük sözcülüğündeki oluşumun bir parçası olduğunu söylüyor.

Bu açıklamalarının ardından Şube Müdürü Adil Serdar Saçan raporunu şöyle sonlandırıyor: Tuncay Güney'in anlatımlarına göre Veli Küçük, uyuşturucudan akaryakıt kaçakçılığına, adam öldürmeden, kaçak silah sevkıyatına kadar çok geniş bir yelpazede faaliyet gösteren bir yapılanmanın liderlerinden olduğuna, organize suç örgütü liderleri ve uyuşturucu mafyası olarak bilinen kişilerle irtibat kurduğuna dair emareler elde edilmiştir. Gerek elde edilen belge ve dokümanlar, gerekse Tuncay Güney'in samimi beyanlarının kapsadığı iddiaların ciddiyetinden yola çıkılarak Veli Küçük liderliğindeki yapılanmanın araştırılarak ortaya çıkarılabilmesi, oluşumun üyeleri ile eylem ve faaliyetlerinin tespit edilebilmesi amacıyla, proje çalışma grubunun oluşturularak çalışmalara başlanması için gerekli iznin verilmesini arz ederim. "Kişi ve kurumların yıpratılmaması için titiz davranın" Tuncay Güney'in sorgulamasına 4 kişi katılmıştı. Susurluk'tan, adı Susurluk olayına karışan bazı kişilerle olan ilişkilerinden söz eden Tuncay Güney, Veli Küçük'ün adını ağzından hiç düşürmüyordu. Ele geçirilen belgeler arasında Ergenekon Lobi Örgütlenmesi ile ilgili iddialar da bulunuyordu. Emniyet, DGM Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği yazıda bu iddiaların araştırılması için "projeli çalışma" onayı istiyordu.

DGM Savcılığı döneminde Susurluk soruşturmasını, Malki soruşturmasını da yürüten ve titiz çalışmalarıyla bilinen Aykut Cengiz Engin, Emniyet'in yazısına bir gün sonra yani 16 martta gönderdiği "çok gizli" kayıtlı yazısında şunları yazıyordu: İlgi sayılı yazınız ve ekinde gönderilen kaset çözümleri incelendi.

Bir şahsın Fatih Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet dilekçesi ile başvurması sebebiyle 2 mart 2001 tarihinde Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü tarafından gözaltına alınan, oradaki ifadeleri sırasında "Susurluk Olayı" ve bir kısım organize suç örgütleri hakkında beyanda bulunduğunun tespiti üzerine, şube müdürlüğüne intikal ettirilen:

1- Tuncay Güney - Ali ve Ayşe oğlu 1972 doğumlu,
2- Ümit Oğuztan- Abdülmecit ve Ümmühan oğlu 1956 doğumlu, isimli kişilerin müdürlüğünüzde iddia ve beyanlarının kaydedildiği ve çözümlerinin yapıldığı anlaşılmıştır.

Ayrıca adı geçenlerin ikametlerinde yapılan aramalarda da bir kısım belge ve dokümanın ele geçirilerek zaptedildiği görülmüştür. Adı geçenlerin beyanlarına dair çözüm tutanaklarının incelenmesinde, önemli bir bölümünün duyumlara dayalı mücerret iddialar olduğu düşünülmektedir.

Bu beyan ve iddialar dikkate alınarak, olaylarla ilgili teknik ve fiziki takip, belge ve doküman toplama, zaptedilen tüm dokümanların çözümlerinin yaptırılıp mahiyetlerinin tespiti yönünde ÖN ÇALIŞMA yapılması, bu çalışmalar sırasında (haklarında delil bulunmayan ancak mücerret ve tahmine dayalı iddialara muhatap olan) kişi ve kurumların yıpratılmaması yönünde gerekli titizliğin gösterilmesi uygun görülmüştür. "Dinlemenin başlamasıyla baskılar da başladı" Soruşturmayı yürütmekle görevlendirilen Cumhuriyet Savcısı Muzaffer Yalçın'dan "projeli çalışma onayı" da alınmıştı. Organize Suçlar Şube Müdürü Adil Serdar Saçan, bu olayın içinde Fethullahçı bir grubun varlığından şüpheleniyordu. Dinlenmesi gerekenler arasında Fethullahçı bazı kişiler de yer alıyordu. Daha dinlemelerin başladığı günlerdi. Organize Suçlar Şube Müdürü Adil Serdar Saçan'ı arayan bir üst düzey yetkili "Ne oluyor, telefonu niçin dinliyorsunuz?" diye soruyordu.

Bir yandan da İstihbarat Şubesi Fethullahçı yapılanma konusunda çalışıyordu. Ancak, işler istenildiği gibi gitmiyor, Adil Serdar Saçan, "gizli-kişiye özel" kayıtlı 10 temmuz 2002 tarihli yazıyla durumu İstanbul DGM Başsavcısı Aykut Cengiz Engin'e şöyle aktarıyordu: Fethullah Gülen ve grubunun İstanbul ilindeki faaliyetlerinin izlenmesi için başvurumuz üzerine projeli çalışma izninin verildiği 23 temmuz 2001 tarihinden itibaren birkaç defa ilgili grubun izlenmesi için takip ve tarassut faaliyeti icra edilmeye çalışılmış ve inanılmaz baskı ve engellerle karşılaşılmıştır. Örneğin A.K'nın ikameti tespit edilmeye çalışılmış, ancak bunun duyulması üzerine bizzat tarafıma konunun ne olduğunun öğrenilmesi için ilin en üst düzey yöneticilerinden baskılar yapılmıştır. Fethullah Gülen grubunun Emniyet içerisindeki etkinliği, özellikle İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Daire Başkanlığı'nın teknik takip birimlerinde odaklanmaktadır. Bu nedenle, ilgili birimlerden habersiz dinleme ve izleme faaliyetlerinde bulunulması başlangıçta planlanmış, ancak 30 ekim 2001 tarihli talimatnamenin ilgili bentlerine göre bu birimlerden habersiz, yargı kararı da olsa teknik takip ya da izleme faaliyetlerinin yapılması imkansız hale getirilmiştir. Bu talimatnamenin de esasen bu grubun girişimleriyle çıkarıldığı kanaati tarafımızda mevcuttur.

Yine 2001 yılında yapılan idari düzenlemelerle İstanbul'da özellikle 50 cep telefonu dinlemelerinin İstihbarat, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlıkları üzerinden yapılması zorunluluğu getirilmiş, böylece tarafımızdan alınan dinleme kararlarının İstihbarat, Kaçakçılık ve Organize Suçlar Daire Başkanlıklarınca kontrol edildiği hatta adı geçen daire başkanlıklarınca dinlenmesi olanağı sağlanmıştır.

Şube Müdürü Adil Serdar Saçan, bu uyanlarda bulunduktan sonra sözlerini şöyle tamamlıyordu: Talimatınız ile Şube Müdürlüğümüze verilen görevin bugüne kadar yerine getirilmesinin olanaksız olduğu kanaati hasıl olmuştur. Bu nedenle ilgili çalışma talimatınızın yerine getirilmesi için teknik takip ve tarassut faaliyetlerinde bulunmak üzere uygun göreceğiniz Emniyet dışı birimlere talimat verilmesi ve operasyonun bu birimlerin desteğinde Şube Müdürlüğümüzce yapılması için gerekli görüş ve talimatlarınızı arz ederim. Böylece, Emniyet içindeki Fethullahçı yapılanma iddiasını araştırmak amacıyla başlatılan çalışma, başından itibaren kesintiye uğruyor, İstihbarat Şubesi de bir yıl sonra "Bir şey bulamadık" deyip dosyayı Kaçakçılık Şubesi'ne gönderiyordu. Böylece, Fethullahçı kadrolaşma araştırması da son buluyordu. Tuncay Güney'in iddialarından da 2001 ve 2002 yılında bir sonuç elde edilemeyince "projeli çalışma" da "rafa" kaldırılıyordu. Savcılığın bu kararından sonra el konulan belgeleri Tuncay Güney'e iade edilmek istendi. Ancak Tuncay, hakkında yurtdışına çıkış yasağı olmasına rağmen çoktan Türkiye'yi terk etmişti. Adil Serdar Saçan, AKP hükümetinin göreve gelmesinden kısa süre sonra meslekten atıldı. Göreve dönmek için açtığı davaları kazanınca yeni suç iddialarıyla karşılaştı.

Kaynakça
Kitap: Belgelerle Ergenekon
Yazar: Saygı Öztürk
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Ergenekon Davası, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Asil Türk Milleti

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir