Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

İşte o ünlü "Ergenekon" belgesi

-Ergenekon Destanı Atalarımızın Şanlı Destanı’dır.
-Ergenekon Davası'nda Yargılanmaya çalışılan Türk Milleti ve Atatürk'tür. Bu yargılamayı yapan A.B.D'dir.
-1990'ların başından beri, Eşref Bitlis önderliğindeki T.S.K. Ortadoğu'da A.B.D.'nin bütün planlarını altüst eden tek güç idi.
Bu yüzden AKP döneminde T.S.K. asimetrik psikolojik savaşlarla itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor, “Mehmetçik düşmanlığı” tavan yaparken, başbakanlık koltuğunda oturan şahıs a.b.d. askerlerinin sağ sağlim evlerine dönmesi için dua ediyor.
-6. yüzyılda, Çin emperyalizmi yüzünden yokolma tehlikesiyle karşı karşıya olan ve tutsak edilen Aşina Hanedanlığı’nın hayatta kalan tek çocuğu, Ergenekon Destanı’nda dişi bir Kurt tarafından yetiştirilip büyütülmüştür. Bu çocuk yıllar sonra soyunu devam ettirip, bir Cihan Devleti olan ve Çin emperyalizmini mağlup edecek olan Gök Türk İmparatorluğu’nu kurmuştur.
-Aşina Aşireti, Türk Soyunun Karluk Boyundandır. Uygurlarda Karluk Boyundandırlar.
-Göktürkler döneminde Çin emperyalizmi, Göktürkleri yıkabilmek için, içten parçalama stratejisini uygulamıştır. Nitekim Gök Türkler’in yıkılışı Çin emperyalizminin kullandığı Uygurlar tarafından gerçekleştirilmiştir.
-Şimdi günümüzde olanlara bakarsak, Silivri’de, Hasdal’da, Metris’te tutsak edilen Kahramanlarımız, işte bu 6. yüzyılda hayatta kalmayı başaran tek Türk çocuğunun evlatlarıdır.
Günümüzdeki Gök Türk Hanedanlığını tarif edelim:
1. Türkiye Cumhuriyeti’nin Koruyucuları olan Oğuz Boyundan Atatürkçü’ler = Gök Türk İmparatorluğu’nu kuracak olan Karluk Boyundan Aşina Hanedanlığı’nın hayatta kalmayı başaran tek çocuğu.
2. Amerika = Gök Türk’leri entrikalarla içten yıkmaya çalışan Çin Emperyalizmi
3. A.B.D tarafından kullanılmakta olan ve Türkiye Cumhuriyet’ini yıkmayı hedefleyen Atatürk ve Cumhuriyet Düşmanı Yobaz AKP’li kitle(Oğuz Boyundan) = Çin Emperyalizminin Gök Türk İmparatorluğunu yıkmak için kullandığı Uygur Türkleri(Karluk Boyundan)
4. Türkiye Cumhuriyeti(Oğuz Boyundan) = Gök Türk İmparatorluğu(Karluk Boyundan)
5. SONUÇ: Türk Milleti elinde sonunda emperyalist devleti yıkacaktır, parçalayacaktır, darmadağan edecektir!
-Günümüzde yargılanan sözde Ergenekon Örgütü, aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin Tam Bağımsızlığını canları pahasına ebediyet için korumayı hedeflemiş olan Atatürk’ün Askerlerinden oluşan Milli bir Örgütlenmedir(herhangi yasa dışı bir faaliyette bulunmayan).
-Bu örgütlenme, 1980 darbesi sonrasında ayaklanan/özüne-dönen namuslu ve şerefli Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının önderliğinde başlamıştır. Yani, bu örgütlenme, Atatürkçü ve Anti-Emperyalist düşünceye sahip olan Eşref Bitlis Paşa’mız ve onun yolundan yürüyen Uğur Mumcu ve Doğu Perinçek’lerin A.B.D.’ye karşı verdikleri asil mücadeleler ile birlikte başlamıştır.
-AKP döneminde bu kutsal görevleri yürüten “D.Perinçek, T.Özkan, M.Balbay, E.Poyraz, Ç.Doğan, A.Uğur, E.Alan, V.Küçük, E.Gürses, İ.Selçuk, Ş.Eruygur, H.Tolon, L.Ersöz, S.Öztürk, D.Çiçek, H.Iğsız, S.Yalçın, B.Pehlivan, B.Terkoğlu, D.Yıldırım, V.Küçük, İ.Başbuğ, A.Yıldırım” gibi Atatürkçüler, “Ergenekon”, “Balyoz”, “Islak İmza”, “İnternet Andıcı”, “Kafes”, “ODATV”, “Spor’da Şike”, vs. gibi isimlerin verildiği ve hukukun çiğnendiği davalar ile birlikte zindanlara atılıp tutsak edinmişlerdir. Onların yokluğunda Asil Türk Milleti’miz ve Türkiye Cumhuriyet’i bölünme/yıkılma aşamasına getirilmiştir!!!!
-Ergenekon'daki Kahraman Bozkurtlar çıktı, Fethullahçılar yargılanıyor, ABD Suriye'de yenildi, Büyük bir Ekonomik Kriz yolda, SIRA AKP hükümetinin devrilip yargılanmasındadır, ondan sonra SIRA ABD'nin Orta Asya ve Orta Doğu'dan tamamı ile yokedilip tekmelenmesine GELECEK, BU GÜNLERİ GÖRECEĞİZ, ÇOK YAKIN! EN BÜYÜK HEDEF TÜRK BİRLİĞİ'DİR!

İşte o ünlü "Ergenekon" belgesi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Kas 2010, 20:22

İşte o ünlü "Ergenekon" belgesi

1) GİRİŞ


Gelişen ve değişen siyasal, ekonomik, bilimsel ve toplumsal dünya koşullan ile bölgesel coğrafyasında ve kendi içinde Türkiye'nin özgür iradesi dışında ve ulusal çıkarlarına aykırı biçimde içine sürüklenmek istendiği çeşitli oluşumlar göz önüne alındığında; Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde faaliyet gösteren "Ergenekon"a bağlı olarak, "sivil unsurların" örgütlenmesi zorunluluğu kaçınılmaz bir gerçektir. Bu gerçekten hareketle hazırlanan ve "LOBİ" adı verilen bu "gizli örgütsel" çalışmanın amaçlan doğrultusunda şimdiye değin faaliyet gösterilmemiş olması, bize göre büyük bir talihsizliktir. İngiltere, Almanya, Fransa, Amerika Birleşik Devletleri, SSCB gibi ülkeler; kendi ideolojileri doğrultusunda, "sivil unsurlardan" sonuna değin yararlanmayı bilmişler, emperyalist emelleri adına tüm dünya ülkelerinde her alanda çeşitli faaliyetler sonucunda kültürel, siyasal ve ekonomik çıkarlar elde etmişlerdir. Günümüzde değişen değil, giderek daha da geliştirilen sivil unsur etkinlikleri ile sürdürülmekte olan bu çalışmalar; sayıları giderek artan "sivil toplum örgütleri", "vakıflar", insani yardım kuruluşları, P-2 Mason Locası, Bilderberg Grubu vb çeşitli gizli ve örtülü adlar altında, dünyanın dört bir yanında ideolojik, siyasal, ekonomik, kültürel ve bilimsel çalışmaları örgütsel olarak yürütmektedirler.

Türkiye ise bu alanlarda çalışmalar yapmak yerine, siyasi parti kuruluşları ile onlara bağlı örgütlerin şemsiyesi altında kalmakla yetinmiştir. Böylelikle yalnızca siyasi liderlerin sultası altındaki siyasal otorite gruplarının kısır iç hesaplaşmaları içinde tıkanıp kalmış, dünyaya ve sınır komşularına ideolojisini tanıtıp kabullendirememiştir. Toplum, Kemalist ideolojiyi gerçek anlamda özümseyememiş, emperyalist devletlerin "sivil unsurlarının" ve yerli işbirlikçilerinin çabalan sonucunda buna fırsat bulamamış kaçınılmaz olarak, yabancı ideolojilerin cazibesine kapılmıştır. Gelişen dünya ülkelerindeki geniş halk kitlelerinin erişebildiği koşulları göz önüne alan Türk toplumu; gerçekte siyasi liderler ve yandaşlarının çıkarları adına hareketlerinden kaynaklanan hatalardan ötürü, Kemalizm'i sorumlu tutarak yargılamaya yönelmiştir. Türk halkı, toplumsal geri kalmışlık, mutsuzluk ve umutsuzluğun kaynağı olarak

Kemalizm'i sorumlu tutar hale gelmiştir. Ve bugün, çeşitli ideolojiler doğrultusundan hareketle toplum; düşünsel ve inanç alanlarında parçalara bölünmüş, etnik ayrımcılık dünya platformunda kendisine yer edinebilmiş, toplum "yeni rejim" arayışlarının kaosuna sürüklenmiştir. Çeşitli siyasal ideolojilerin etkisinde kalarak kendilerince bir dünya görüşü geliştiren, sahiplenerek savunan gruplar ile birbirlerine tümüyle zıt görüşlere sahip gruplar arasında "konsensüs" oluşmuş ve birlikte hareketle mevcut Kemalist rejimin ortadan kaldırılabilmesi hedeflenerek çeşitli etkinliklere yönelinmiştir. Bu çabalar karşısında toplum üzerindeki baskıya dayalı uygulamaların artırılarak çözüm aranması ise toplumu, Kemalist rejimden kurtuluşun "sinsi" arayışlarına sürüklemiştir.

Türk toplumu bugün, koskoca bir ömür boyunca kendisini sosyal güvence ve manevi tatmine ulaştıramayan, mutlu edemediği gibi umut verileri de ortaya koyamayan rejime karşı yaşlı insanlar (50 yaş üzeri); tümden güvenini yitirmiş, düş kırıklığı içindedir. Orta kuşak (30-50 yaş arası) olarak ele alınacak nesil için de durum böyledir. Genç kuşak ise (18-30) kendilerinden önceki kuşakların yaşamak ve katlanmak zorunda kaldıkları koşullar ile gelişmiş ülke insanlarının eriştikleri koşullar arasında muhasebe yapmakta ve mevcut rejimin kendilerine bir gelecek sağlayabilecek güç ve dinamiğe sahip olmadığını peşinen görmektedir. Geniş halk kitleleri umutsuzluğun ivmesi ile kaosu yaşamaktadırlar. İşte bu kaos, ilk bakışta kendisini sorumsuz, adamsendeci, aymaz ve çıkarcı toplum imajı yaratıyorsa da gerçekte durum böyle olmayıp tam tersidir. Bu vizyon; sorumsuz, adamsendeci, aymaz ve çıkarcı yönetim kadrolarının fotoğrafını ortaya koymaktadır. Bu fotoğraf ise yıllar yılı geniş halk kitleleri tarafından her an gözler önünde olmuştur.

Alışılmış ama kesinlikle kanıksanmayan, kabullenilmeyen, sürekli ve her dönemde reddedilen bir fotoğraf olarak 1938 yılından günümüze kuşakların zihinlerde yer etmiştir. Bu gerçeğe karşın siyasi otorite grupları, bu fotoğrafı dayatma ve baskı ile "toplumun fotoğrafı" olarak kabullendirmeye çaba harcamakta direnmektedirler. Siyasi otorite gruplarının en büyük "aymazlık" ve "ihaneti" işte bu noktada gizli kalmıştır. Onca kötü ve adaletsiz eğitime karşın Türk insanı kendisini içinde bulunduğu kötü koşullara direnç gösterebilecek bir biçimde eğitebilmiştir. Bu nedenle -dış güçlerin onca emperyalist çabalarına karşın Türkiye Cumhuriyeti'nde geniş halk kitlelerine dayalı sosyal ve siyasal patlamalar bir türlü gerçekleştirilememiştir. Türk toplumu hangi görüş ve inanca sahip olursa olsun tarihsel birikim sonucu bilmektedir ki; ülke ayakta kalamadığında, birey olarak kendisi de var olamayacaktır. Bu nedenle bir yandan varlığının devamını sağlamak, diğer yandan "zulüm rejimi" olarak tanımlar hale geldiği mevcut düzeni değiştirmenin yollarını aramaktadır.

Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde faaliyet gösteren "Ergenekon"un kontrolünde, sivil unsur olarak çalışması planlanan Kemalist/sivil "L0Bİ"ye ve yapacağı çok yönlü yararlı faaliyetlere yeni yüzyılda gereksinim vardır. Aksi halde emperyalist güçler, özellikle orta ve genç kuşağın içinde bulunduğu arayış ve kaos ortamında, Türkiye'nin geleceğini büyük bir rahatlıkla kendi çıkarları doğrultusunda biçimlendirebilecektir. Bu gerçekten hareketle, pek çok ülkenin Türkiye'de faaliyette bulunan legal/sivil toplum örgütlerinin çeşitli çalışmalar yaptıkları bilinmektedir. Örneğin: Federal Alman Friedrich Eber Stıftung Vakfı ile Konrad Adenauer Vakfı'nın çalışmalarından yalnızca birkaçına bakılacak olduğunda, "Türk Gençliği 98Suskun Kitle Büyüteç Altında", "Avrupa Birliği'nin Akdeniz Politikası ve Türkiye", "Enformel Sektör ve Sosyal Güvenlik: Sorunlar ve Perspektifler", 'Türkiye'de Sendikacılık Hareketleri" ve 'Türk Medya Sektöründe Yoğunlaşma Hareketleri ve Beklenen Etkileri" gibi çeşitli araştırma raporları hazırladıkları görülür. Bu çalışmaların pek çok benzerlerinin Avrupa ve ABD'nin sivil unsurları tarafından gerçekleştiriliyor oluşu; Türk sivil toplum örgütleri içinde etnik, fundamentalist, kültürel, siyasal ve ekonomik faaliyetlerde belirleyen faktör olarak etkin ve yoğun bir biçimde yer alabilmeleri ise; küçümsenecek bir unsur olamaz. Neden sivil Kemalist "LOBİ?.." Başlangıçtan günümüze Kemalizm'e saldırıda en başta öne sürülen karşı faktör, Yüce Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün asker kişiliğidir.

Atatürk'ün doktirinel sivil devlet adamı olarak her alanda kazandığı başarılar görmezden gelinerek, hatta yok sayılarak hareketle "diktatör" imajı yaratılarak, Kemalizm yıpratılmak ve demokrasi ruhuyla bağdaşamayacağı görüşü dayatılmaktadır. Bu görüşten hareketle, XXI. yüzyıl Türkiyesi'nde Kemalizm'i sivil unsurların benimsemiş ve özümsemiş olarak savunmaları gereği vardır. Aksi halde yeryüzünün tek Kemalist Akademisi olarak görülen Harp Akademilerinden yetişen, yalnızca Silahlı Kuvvetler mensuplarının savunduğu ve dayatmaları ile ayakla tutmaya çalıştıkları bir rejim ve "izm" olarak gösterilmeye devam edilecektir. Bunun önüne geçilmesi gereği kaçınılmazdır. insanlarının "köşe dönücülüğe" koşullandırılarak, paraya ve çıkarlara endekslenmiş, tüm manevi değerleri yıpratılarak dejenere edilmiş bireylerden oluşan bir topluma dönüştürülen kitleleri, sivil unsurların etkinlikleri birleştirecek, özüne sarılması gereğini motive edecek, moral ve umut kaynağı olacaktır.

Aynca Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı sivil toplum örgütleri, önlerinde ilk kez bir sivil kontra hareketin direncini bulacaktır. Karşılaşacakları bu sivil direnç, etkinliklerini sıfır noktasına çekecektir. Yetişkin 34 ve yetişmekte olan gençlik, özüne uygun platformlarda kendisini ifade edebilecektir. LOBİ'nin faaliyetleri, siyasi otorite grupları ile dış kaynaklı, işbirlikçi, sözde sivil toplum örgütlerinin bölücü ve yıkıcı girişimlerini etkisiz kılacaktır. LOBİ'nin kontra direnci ile karşılaşan siyasi otorite grupları, doğal olarak Kemalist sivil "LOBİ" ile işbirliğine yönelme zorunluluğu duyacaklardır.

(Örneğin: benzer dış güç odaklan arasında yer alan Mason locası ve Bilderberg Grubu ile işbirlikçiliğe yönelinmesi gibi.) Aksi halde halkla bütünleşmeleri mümkün olamayacaktır. Mevcut medya yapılanması ise Kemalist sivil "LOBİ'nin faaliyetleri karşısında, çıkarlar adına, halkı siyasi otorite gruplarına yönlendirmeyi ve bütünleştirmeyi başaramayacaktır.

1/a) AMAÇ

XX. yüzyılın son dönemlerinde giderek sayılan artan, çalışmaları yoğunlaşarak, geniş halk kitlelerini hedef alan ve Türk sivil toplum örgütleri ile bütünleşerek, siyasi otorite grupları üzerinde etkin baskı unsuru haline dönüşen yabancı ülkelerin sözde sivil toplum örgütlerinin, gerçekte siyasi ve emperyalist ideolojik çalışmaların birer örtüsü olduğu bilinmektedir.

Yabancı ülkelerin Türkiye'de faaliyet gösteren sivil toplum örgütlerinin amacı:

Türkiye Cumhuriyeti'ni etnik / fundamentalist / siyasal / ekonomik faktörlerinden yararlanarak bölerek yıkmaya, başarılamaz ise de çıkarlara yönelik yönlendirmelerle bir anlamda yönetebilmeyi hedef almaktadır. İlk adımlarının kültürel ilişkiler düzeyinde atıldığı söz konusu kuruluşların bugün ulaştığı nokta, mevcut rejimi tümüyle kontrol altına alma aşamasına eriştiği gibi, ülkenin bölünmenin eşiğine getirilebilmiş olmasıyla da ne denli büyük sakıncalar yaratabilecekleri son 15 yılda yaşanılan olaylarla ortaya çıkmıştır. Her birinin ardında görünen sözde vakıf kuruluşlarının finanse ettiği söz konusu sivil toplum örgütleri, bilindiği üzere, gerçekte ait oldukları ülkelerin hazine kasalarından karşılanan milyarlarca dolarla finanse edilmektedirler. Atacakları her adım ise yine ait oldukları ülkelerin gizli istihbarat örgütlerinin son derece deneyimli araştırmacı teorisyenlerince planlanmaktadır. Türkiye'de faaliyet göstermekte olan yabancı sivil toplum örgütleri, kültürel, ekonomik, bilimsel ve siyasal olmak üzere her alanda her türden argümandan yararlanmaktadır. Yabancı sivil toplum örgütleri, Türk halkının demokratik haklarını kullanabilmek amacıyla kurdukları, sözde sivil toplum örgütleri, dernekler, vakıflar, medya ve benzer faaliyetlerini de finanse ederek, kendilerine yerli işbirlikçiler oluşturmaktadırlar.

Ülkeler arası pek çok anlaşmalar ve ait oldukları ülkelerin resmi misyonlarının koruma şemsiyesi altında rahatlıkla ve örtülü olarak "istihbarat", "provokasyon" ve "yıkıcı / bölücü faaliyetler" yürütebilen bu kuramların çeşitli alanlarda kendi ülke çıkarlarına uygun biçimde düzenledikleri raporlar, Türkiye'nin uluslararası platformlarda atacağı her adımın belirleyici etkeni haline gelmiştir. Siyasi otorite grupları, salt oy kaygısı ile -tarihsel süreç içinde"tarikat liderleri" ile işbirliğine yönelmişler, Cumhuriyet yasalarıyla men edilmiş olmasına karşın dergahların faaliyetlerine göz yummuşlardır. Çıkara dayalı bu sorumsuz tutum sonucunda ise, rejim karşıtı fundamentalist görüş iktidar olabilmiştir. Bu iktidara son veren koşulların oluşturulabilmesi için, büyük ve olağanüstü bir karşı çaba gereği doğmuş ve sonucunda dış ülke otoriteleri ile yerli işbirlikçilerinin tarih önünde "sivil darbe tezgahı", "Türk Silahlı Kuvvetleri dayatması" olarak tanımlama cüretini gösterebildikleri 28 Şubat süreci yaşanmıştır. Yine siyasi otorite grupları tarafından ülke kaynaklan, -üstelik onca güçlük içinde olunmasına karşın fundamentalist gruplara peşkeş çekilerek, fundamentalist görüş finanse edilerek, ülke ekonomisini ele geçirme operasyonu düzenlenmiştir. Bu operasyonlarla rejim karşıtı ekonomik güç odaklan yaratılarak suni ve yasadışı yollarla beslenmiştir. Siyasi otorite grupları, çıkarları adına MAFIA grupları oluşturmuş ve desteklemiştir. Bu yolla pek çok devlet ihalesi, bankalar, stratejik öneme sahip enerji üretim tesislerinin yanı sıra çeşitli üretim birimleri adeta "ele geçirme" operasyonları sonrasında, siyasi grupların yandaş kartellerinin eline geçmiştir. Uyuşturucu, silah ve kumar, her dönemde ve her grup tarafından finans kaynağı olarak kullanılmıştır. Kamuoyunu etkileyen, yönlendiren ve biçimlendiren medya organlan, ülke çıkarlarını hiçe sayarak, salt kendi çıkarlarına uygun hareket eden mekanizmalar haline getirilmiştir.

Direnenlerin ise önüne çeşitli setler çekilerek ayakta kalıp varlıklarını sürdürmeleri olanaksız kılınmıştır. Türkiye'de 1995 yılından 1999 yılına değin oldukça kısa bir süreçte, küçük ama bağımsız tek bir yayınevi kalmamıştır. Çünkü medya kartelleri ile banka sektörü kitap yayıncılığına -üstelik kar oranı çok düşük olmasına karşın yönelmiş, her türlü düşünce üretimine bu yolla çok kolayca, zahmetsizce ve topluma hissettirilmeksizin sözde kültür hizmeti gerçekleştirilerek son verilmiştir. 1950-1960 doğumlular ardından gelen kuşaklar arasında varlığından sözü edilebilecek tek bir yazar yetişmemiş olması, faaliyetlerin ne denli sindirici, yok edici ve zararlı olduğunun en belirgin kanıtı olarak, Türkiye Cumhuriyeti tarihi kayıtlarında yer almıştır. Gelişmiş ülkelerde yazar ve kitap sayısında patlamaların yaşandığı günümüzde, Türkiye'nin kitapçı dükkanlarının vitrinlerinde yalnızca yabancı yazarların kitaplarının sergilenip satılabildiği, azgelişmiş (ilkel-düşünce ve sanat eseri üretemeyen) ülkeler arasında yer alması sağlanmıştır. Kültürel alanda etkin ve stratejik faaliyetler uygulamaya konularak 36 sinema, tiyatro, yazılı basın, radyo ve televizyon yapımları halkın kültürel düzeyini gün geçtikçe giderek daha da aşağı düzeylere çekmiştir. Düzeysizlik sonucu, geniş halk kitlelerinin anlayış, kavrama ve sorgulama yeteneği ortadan kaldırılarak, çağını ve içinde bulunduğu koşullan algılamasının önüne geçilmiştir.

Örneğin:

çağdaş üniversite öğrenim sürecinden geçmiş, pozitif bilimle tanışmış Türk gençleri, 2000 yılının eşiğine gelindiği bir çağda, çeşitli tarikatların "dergah" tezgahlarının hammaddelerine dönüştürülebilmiştir. Öte yandan, özel sektörün geliştirilmesi için gösterilen tüm çabalar, her alanda devlet olanaklarının birer "arpalık" haline getirilmesiyle sonuçlanmıştır. Siyasetten, kültüre, kültürden eğitime, eğitimden ekonomiye, ekonomiden toplumsal huzur ve barışa değin uzayıp giden gelişmelerin göstergeleri tümüyle ulusal çıkarlara aykırı, olumsuzluklar, yolsuzluklar, toplumsal parçalanış zincirinin halkalarına dönüşmüştür. Türkiye içinde illegal olarak, çeşitli ekonomik / siyasal güç odaklan, terör, tehdit ve şantaj grupları oluşturulabilmiş ve bu oluşumların "başarı" olarak algılanması sağlanıp özendirilerek, toplumsal değerler çökertilmiş, "değer", "inanç" ve "ideolojik" anlayış altüst edilmiştir. Yukarıda çok özet olarak değinmeye çalışılan olumsuzluklar karşısında toplumsal olarak hiçbir tepki ve direnç sergilenmemiş olması ise oldukça düşündürücüdür. Oysaki tüm bu olumsuzluklar karşısında aydınlar, sivil toplum örgütleri, caydırıcı, aydınlatıcı, etkileyici ve belirleyici birer direnç unsuru olarak görev alabilmeliydiler. Sivil toplum örgütlerinin gerçek işlevlerini yerine getirmemiş olmaları ise; aymazlık ve yetersiz kalınmış olmasıyla tanımlanamaz. Değişen dünya koşulları (siyasal / ekonomik / enerji kaynaklan) içinde, Türkiye coğrafyasının ön plana çıkarak, öneminin daha da artmış olması sonucu uygulanagelen emperyalist senaryolara uyum sağlama görevini üstlenmiş bulunduklarının kanıtıdır. Türk sivil toplum örgütlerinin finans kaynakları, yabancı ortaklı karteller ve dış ülkelerin vakıf veya sivil toplum kuruluşlarıdır. Derneklerden başlayarak vakıf ve sivil hareket örgütleniş biçimlerinin her aşamasında ülke dışı kaynaklarca finanse edilerek, programlanan kamu örgütlenişinin, ulusal çıkarlara uygun olması beklenemezdi. Bu çalışma ile hayata geçirilmesi planlanarak önerilen "LOBİ" göstereceği faaliyetler ile yukarıda işaret edilen alanlarda çok daha kolay ve sağlıklı istihbarat toplayabilecek ve değerlendirme ile analizini gerçekleştirecektir. Kontra senaryolar üretebilecek, etkinlikler tasarlayarak uygulamaya koyacak, kamuoyunun Kemalist ideolojiye ve ulusal çıkarlara uygun sivil hareketi sahiplenerek katılımını sağlayabilecektir.

Kaosa sürüklenen gençliğin, siyasal gruplar, tarikatlar, MAFİA oluşundan, gerçekte dış ülke güç odakları ile istihbarat örgütlerinin uzantıları durumunda olan sivil toplum örgütlerinin etkinlikleri içinde yer almalarını sağlayan olanakları ortadan kaldırmaya yönelik faaliyetler uygulanmasını amaçlar. LOBİ'nin amaçlan arasında etnik / fundamentalist / bölücü / yıkıcı unsur ve oluşumlar içine çekilmek istenen gençliğin böylesi tuzaklara düşürülerek kullanılmasının önüne geçilmesini sağlamaktır.

Türk gençliğinin XXI. yüzyılda, Kemalizm'e ve ulusal çıkarlara uygun yeni hedeflere, Atatürk'ün işaret ettiği heyecanlara motive edilmeye, umutsuzluğun karanlığından kurtarılmaya ve en önemlisi parlak bir geleceği hak edebilmeye ihtiyacı vardır. Ve bu devletin sorumluluğudur. l/b) KAPSAM LOBl, geniş halk kitlelerine yönelik çalışmalarında özellikle gençlerin Kemalist ideoloji ve ülke çıkarları doğrultusunda yeniden örgütlenmelerini sağlamayı tasarlamaktadır. Dış ülke istihbarat örgütlerinin uzantıları olan kuruluşların, finans ve kontrolünde etkinlikler sergileyen, mevcut sivil toplum örgütlerinin ulusal çıkarlara aykırı faaliyetlerini sağlıklı biçimde belirleyerek, bu faaliyetlerin kamuoyunu etkilemesinin önüne geçilmesini sağlamak için gerekli önlemleri alıp kontra teori ve senaryolar üreterek uygulama alanlan yaratılması ve yaşama geçirilmesini sağlayacaktır. Bir merkezde toplanacak olan bilgiler ışığında analiz ve değerlendirme yapacak, teori ve senaryolar üreterek, iletişim ve propaganda yoluyla ulusal çıkarlara aykırılıklar karşısında sivil direnç odaklan oluşturacaktır. LOBİ'nin yapılanması ve tüm faaliyetleri mevcut hukuk platformu ile çerçevelenmiştir. Örgütlenme, yapılanma ve faaliyetlerinde legal sınırlar içinde kalacaktır. Böylece temiz toplumun özlemleri içindeki kamuoyu, özlemini duyduğu, kendi yapısına uygun sivil toplum örgütlerine kavuşmuş olacaktır. LOBİ'nin her girişimi kendi içinde oluşturulan hukuk birimi tarafından yasal koşullara uyumlu hale getirilecektir. LOBİ'nin Kemalist ideolojiye bağlılığı ve bağımsızlığı, kendi içinde uygulamaya koyacağı ticari faaliyetler ile sağlanacaktır.

LOBİ, çeşitli alanlarda kuracağı ticari şirketlerin faaliyetleriyle giderlerini karşılayacak, projelerini uygulama olanağına kavuşacak ve mevcut rejim karşıtı yapılanmaların oluşturduğu ekonomik güçlerin faaliyet gösterdikleri alanlarda rekabete yönelerek, ülke ekonomisinin rejim karşıtı güçlerin denetim ve kontrolüne geçirilmesi çabalarına engel olacaktır. Kültürel çalışmalarıyla öz kültürün ve Kemalist ideolojinin yeniçağda artık bir çözüm olmaktan çıkmış, eskimiş ve köhnemiş olduğu izlenimini uyandırma çabalarını boşa çıkartacaktır. Giderek güçlenmiş ve iki kutuplu hale gelmiş emperyalist düzenin gelişmiş ülkelerce zorlandığı ve başkaca kutuplar oluşturulması çalışmalarının yaşama geçirildiği çağda, Türkiye'nin Kemalizm'in önderliğinde varlığını korumakla kalmayıp gelişme sağlanabileceğinin örneklerinin temellerinin atılması ve çoğaltılması doğrultusunda girişimlerde bulunulacaktır.

Dış güçlerin emperyalist girişimlerinin önünün kesilmesi, etnik / fundamentalist / bölücü / yıkıcı unsurların tasfiye edilebilmesi, sosyal patlamaların önüne geçilebilmesi için, halkın kendisini ifade edebileceği demokratik platformlara gereksinimi vardır. Bu platformların oluşturulması, denetlenmesi ve yönlendirilmesi işlevini, "Ergenekon"un denetiminde faaliyet gösterecek olan "LOBİ" adı verilen "gizli örgütsel" yapının üstlenmesi tasarlanmıştır. Üniversite gençliğinin yanı sıra, büyük kentlerin varoşlarında ve Güneydoğu Anadolu'da boşluğa sürüklenmiş, sahipsiz gençliğin örgütlenerek, ulusal çıkarlar doğrultusunda toplumsal, siyasal, kültürel ve ekonomik alanlarda motive edilmeleri ve topluma kazandırabilmeleri sanıldığının tersine oldukça kolaydır. Burada sözü edilen kitlenin üretime yönlendirilmesi bile pek çok sorunun kendiliğinden ortadan kalkması için yeterlidir. Kendilerine belirli hedefler gösterilerek üretimci hale dönüştürülen halk kitlelerin ulusal çıkarlara aykırı unsurlar içinde yer aldıkları örneği tarih sahnesinde görülmemiştir.

BÖLÜM: II

3) POLİTİKA LOBİ:


tasarının, girişim ve uygulamalarında toplumun temiz toplum özlemi arayışına örnek sivil toplum örgütlenmelerinin oluşturulmasında önderlik edecektir. Girişimlerinin mevcut anayasal düzenin kurallarına uygunluğu ilkesi ön planda tutulacaktır. Sivil toplum örgütlerinin ulusal çıkarlara uygun tepkisel eylemlerde bulunması sağlanacak ve kitlesel tepkiler organize edilerek kontrolde tutulması sağlanacak. İşlev ve misyonunu tamamlamış çeşitli işçi sendikalarının, sivil toplum örgütlerinden etkilenmeleri sağlanarak, mevcut sendikaların tepkisel ve kitlesel eylemleri, endirekt metotlarla yönlendirilmesi sağlanacak. LOBl, prensip olarak hiçbir zaman doğrudan doğruya toplumsal eylemler içinde yer almamalı, oluşturacağı sivil toplum kuruluşlarının etkinlik ve eylemler düzenlemesini organize ve kontrol eden güçlü bir mekanizma olarak kalmalıdır. Aynı şekilde ticari ve kültürel faaliyetlerde de doğrudan doğruya girişim ve etkinlikler içinde yer almamalıdır. Tüm faaliyet alanlarında organizasyon çatısı altında oluşturduğu kuruluş ve örgütlerini, amaçlar doğrultusunda harekete geçiren bir mekanizma olarak kalmaya özen göstermelidir.

4) HEDEF:

Günümüz dünyasında tüm güçler ekonomik güçten kaynaklanan hareket ve yaptırım gücü elde edebilmektedir. Bu nedenle amaçlanan girişimlerin uygulanabilmesi ve sonuca ulaşılabilmesi için, ekonomik faaliyetler ön planda tutulmalıdır. LOBİ'nin amaçlarından saptırılamaması için, ekonomik olarak güçlü olabilmesi esastır. Faaliyete geçirilmesi planlanan LOBİ, öncelikle ticari şirketler aracılığı ile ekonomik güç kazanmalı, ardından kuracağı vakıf ile de ekonomik gücünü artırma çalışmalarına yönelmelidir. Bilginin para kaynağına dönüşebilirliği gözden kaçırılmamalı, mevcut istihbarat birikimlerinden ekonomik güç elde edebilmek için yararlanılmalıdır. Mevcut pek çok sivil toplum örgütü ile çeşitli alanlarda faaliyet gösteren pek çok vakıf bulunmaktadır. Bunların finans kaynaklan ve amaçları iyi saptanmalı, kontra faaliyetler ile önlerinde güçlü dirençler oluşturulmalıdır.

Mevcut sendikaların yönetim kadrolarının ilişkiler ağı yeniden gözden geçirilmeli, siyasi ve ekonomik güç odaklarıyla ilintileri ele alınmalı, tabanları bu ilişkiler hakkında bilgilendirilerek, işçi kitleleri üzerindeki etkinlikleri kırılmalı ve güçleri zayıflatılmalıdır. Böylece geniş işçi kitlelerinin siyasi ve ekonomik güç odakları üzerinde çıkar sağlama amaçlı, baskı unsuru olarak -suiistimal yoluyla kullanılmaları önlenmelidir. Ülke ekonomisini elinde tutan ve kişisel çıkarları adına ulusal çıkarları hiçe sayabilen, çokuluslu şirketler ile ortaklıkları olan güçlü holdinglerin faaliyetleri kontrol altına alınmalıdır. Bu türden holdinglerin faaliyet ve planlamaları hakkında istihbarat sağlanmalı, engelleyici kontra önlemler üretilmeli ve uygulamaya konulmalıdır. Gereğinde bu holdinglerin ihtiyaçlarına cevap verecek ticari şirketler kurularak, müşterek ilişkiler geliştirilmeli ve işbirliği içinde olunmalıdır.

İnsan kaynaklarına dayalı ticari bir danışmanlık ve hizmet şirketi kurularak, güçlü ticari kuruluşlarda kadrolaşma sağlanabilmelidir. Yine aynı amaçla bir güvenlik şirketi kurularak işadamlarının güvenliği sağlanabilmeli ve böylece her alanda kadrolaşma gerçekleştirilebilmelidir. MAFİA grupları tümüyle yeniden gözden geçirilmeli, deneyimli mevcut grupların karşısında yeni ve güçlü bir grup oluşturularak, denetim ve kontrol altına alınmaları sağlanmalıdır. LOBİ, çalışmalarında medya kuruluşları ile doğrudan temasta bulunmamaya azami özen gösterilmelidir. Daha çok organizasyonun şemsiyesi altında yer alacak sivil toplum örgütleri ile vakıfların faaliyetleri doğrultusunda kontak kurdurulması sağlanmalıdır.

5) YÖNTEM:

Yukarıda da ifade edildiği üzere; LOBl prensip olarak hiçbir girişim ve eylemin içinde yer almamalı ve tümüyle yasal düzenleme içinde hareket etmeli, toplumsal prensiplere saygılı olmalı, örnek bir sivil toplum kuruluşu olarak, siyasetten tümüyle uzak bir yapı olarak faaliyet göstermelidir. Merkez üyeleri dışındaki kadroları, ilişkide bulunacağı kişiler, kurum ve kuruluşlar LOBİ'nin bağlı olduğu merkez hakkında bilgi sahibi olmamalıdırlar. LOBİ'nin tüm çalışma ve faaliyetlerinde gizlilik prensiplerine sadık kalınmalıdır.

BÖLÜM: III

6) ORGANİZASYON PLANI LOBİ'nin organizasyon planı, aşağıdaki birimlerden oluşmaktadır:


1) Merkez
2) Araştırma ve Bilgi Toplama
3) Analiz ve Değerlendirme
4) Finans ve Ticaret
5) Kültür ve Bilim
6) Teori ve Senaryo
7) iletişim ve Propaganda
8) Hukuk
9) Uluslararası ilişkiler Bu dokuz departman örgütün tümünü oluşturmaktadır. Departmanlar Ergenekon tarafından örgütün merkez üyeliğine atanmış güvenilir, beş sivil yöneticiye doğrudan bağlı olarak yönetilecektir. Beş sivil yönetici personelin Ergenekon ile teması ise atanmış ve güvenilir iki sivil personel ile sağlanacaktır. Departman başkanları, merkezdeki beş yönetici tarafından seçilecek ve yönlendirilecektir.

6/1) Merkez LOBİ'nin merkezinde görev alması için, Ergenekon tarafından atanmış, güvenilir beş sivil yönetici bulunacaktır. Yönetici personelin görevi, elde edilen veriler ışığında organizasyonu gizlilik prensiplerine sadık kalarak sağlıklı biçimde yönetmek olduğu kadar, her alanda gelişim ve tekinliğini de artırmaktır. Bunun yanı sıra, birimlerin oluşturulması ve birimlerin sağlıklı, düzenli ve etkin biçimde işleyişini sağlamaktır.

6/2) Araştırma ve Bilgi Toplama Araştırma ve Bilgi Toplama Departmanı, merkez üyelerince seçilmiş bir başkan ve on kişilik bir yardımcı kadrodan oluşmaktadır. Görevi, LOBİ'nin amaçları doğrultusunda istihbarat verileri toplamak, arşivlemek ve merkeze sunmaktır.

6/3) Analiz ve Değerlendirme Analiz ve Değerlendirme Departmanı, bir başkan ve beş kişilik yardımcı bir kadrodan oluşmaktadır. Elde edilen istihbarat verilerinin analiz raporlarının hazırlanması çalışmalarını yürütmekle sorumludur.

6/4) Finans ve Ticaret Finans ve Ticaret Departmanı, bir başkan ve altı kişilik yardımcı personelden oluşmaktadır. Ticari koşullan yakından izlemek, ticari faaliyet ve yatırım alanlarının belirlenmesi çalışmalarının yürütülmesinden sorumludur. Ayrıca, ülkenin içinde bulunduğu ticari ve ekonomik koşulların belirlenmesi çalışmalarını yürütür. Bu birimin başkanı örgütün ticari şirketlerinin kuruluş, organizasyon ve denetimini kontrol eder.

6/5) Kültür ve Bilim Kültür ve Bilim Departmanı, bir başkan ve altı yardımcı personelden oluşmaktadır. Bilimsel ve kültürel gelişmeleri yakından izlemek ve yararlanılabilecek alanların tespiti çalışmalarını gerçekleştirir. Kültürel ve bilimsel faaliyetlerde bulunarak kamuoyunu ulusal çıkarlar doğrultusunda aydınlatıp yönlendirme çalışmalarını yürütür. Ülke çıkarlarına aykırı kültürel faaliyetleri tespit eder ve karşı argümanlar üreterek, kamuoyunu ve sivil toplum kuruluşlarını karşı bilinçlenme ile gereğinde karşı eylemlere yöneltir.

6/6) Teori ve Senaryo Teori ve Senaryo Departmanı, bir başkan ve beş senaristten oluşmaktadır. Bu departmanın görevi, ihtiyaç duyulması halinde elde edilen analiz raporlarından yararlanarak kontra teori ve senaryolar üretmektir. Ulusal çıkarlara aykırı teori ve senaryoların çürütülmesinde belirleyici rol oynar. Uygulamaya konulması düşünülen senaryoların sağlıklı sonuçlara ulaşmasını sağlamak amacıyla, karşılaşılabilecek kontra senaryoları belirleyerek önlem alınmasını sağlar. Kültürel, bilimsel senaryo kurguları ile kamuoyunun ajite edilmesinin önüne geçecek argümanlar üretir. Medya kuruluşlarını yönlendirme çalışmalarına katkıda bulunur.

6/7) İletişim ve Propaganda iletişim ve Propaganda Departmanı, bir başkan ve beş yardımcıdan oluşmaktadır. Bu departmanın görevi, amaçlara uygun olarak medya kuruluşlarını bilgilendirmek, yönlendirmek ve bu yolla kontrol altında tutmaktır. Aynca, faaliyetlerde amaçlara uygun kamuoyu oluşturulması ve kamuoyunun desteğinin sağlanması çalışmalarını yürütür. Bunların yanr sıra, organizasyonun ilişki kurmayı tasarladığı kişi, kuram ve kuruluşlar üzerinde etkileme çalrşmaları gerçekleştirerek, sağlıklı ilişkiler kurulabilmesinin altyapısını hazırlar.

6/8) Hukuk Hukuk Departmanı, bir başkan ve beş yardımcıdan oluşmaktadır. Organizasyonun girişim ve faaliyetlerinin mevcut yasaların hukuksal temeline dayandırılabilmesi çalışmalarını yürütür. Bu departmanda ver alacak personel hukukçulardan oluşacaktır. Organizasyonun hukuk işlerini üstlenecek olan bu departman, hukuksal kurallardan azami ölçüde yararlanılması çalışmalarını yürütecektir.

6/9) Uluslararası İlişkiler Uluslararası İlişkiler Departmanı, bir başkan ve altı yardımcısından oluşmaktadır. Bu departmanın görevi, organizasyonun uluslararası alanlardaki faaliyetlerini sağlıklı biçimde yürütülmesini sağlamaktır. Türkiye'de faaliyet göstermekte olan uluslararası kuruluşların çalışmalarını analiz etmek, bu kuruluşlar ile yakın ilişki kurulmasını sağlamak ve dış güç odaklan olan bu kuruluşların amaçlarının belirlenmesini sağlamaktır.

BÖLÜM: IV

7) KADRO:


Organizasyonunda yalnızca sivillerin yer alacağı bu örgütlenme, köprü eleman ile Ergenekon'a bağlı olarak faaliyet gösterecektir. Organizasyonun merkezinde görev alacak beş sivil personel ile köprü personel görevini üstlenecek iki sivil, Ergenekon tarafından belirlenerek atanmalıdır. Birim başkanları ile örgütün kuracağı vakıf ve ticari şirketlerin yöneticileri ve sahipleri ise merkezde yer alan yönetim personeli tarafından seçilmelidir. Böylelikle gizlilik esasının korunması sağlanmalıdır.

7/a) Eleman profili LOBİ örgütlenmesi içinde yer alacak elemanların çağa ayak uydurabilecek donanım, bilgi ve deneyime sahip olması esası aranacağı gibi, gereğinde her tür eleman profilinden yararlanılmasından kaçınılmamalıdır. Özellikle sistemle barışık olmayan, aradığını bulamamış yapıdaki kişilikler seçilmelidir. Çünkü bu türden kişiler sistemin boşluklarım, mekanizmanın işleyişini, oyunların kurallarını ve zaaflarım çok daha iyi bilmektedirler.

7/b) Birim başkanları Örgütlenme içinde departmanların işlev ve amaçlarına uygun yapıya sahip, konusunda deneyim sahibi kişiler tercih edilmelidir. Birim başkanları, LOBİ faaliyetlerinin tümüyle serbest girişimcilik sınırlan içinde kaldığı konusunda kuşkuya kapılmayacak şekilde yönlendirilmeli, ortak amaçlar, fikir birliği ve inançlar doğrultusunda çalıştırılmalıdır. İşbirliğinde organizasyonun kuruluş ve faaliyet amacı olarak esas, kar ve topluma yarar sağlanması olmalıdır.

7/c) Köprü personel Ergenekon tarafından atanacak iki sivil, mutlaka başka kuruluşlarda görevli olanlar arasından seçilmelidir. Böylece gizliliğin sağlanması korunmuş olacaktır. Bu kişilerin yeterli bilgi ve deneyim sahibi olmalarından sonra, organizasyonun merkez yönetiminde yer almaları sağlanmalı, organizasyonun merkez başkanı bu kişiler arasından seçilmelidir.

BÖLÜM: V

8) FİNANS LOBİ'nin faaliyetlerinin finansı başlangıç noktasında Ergenekon tarafından karşılanmalıdır. Ancak, organizasyon ilk ticari şirketini kurup faaliyete geçirmesinin ardından finansal desteğe son verilmeli ve örgütün kendisine finans kaynaklan oluşturması sağlanmalıdır.

8/a) Ticari şirket faaliyetleri Organizasyon, kısa süre içinde belirleyeceği alanlarda ardışık olarak ticari şirketler kurup yönetmeli ve giderek artan finans kaynaklarına sahip olabilmelidir. Bu gelişmenin süratle sağlanabilmesi için, ticaret hukuku içinde yararlanılabilecek pek çok argüman mevcuttur. Başlangıçta kurdurulacak şirketlerin sürekliliği değil, finans sağlaması dikkate alınarak hareket edilmelidir. Kalıcı ve alanında etkin güç olarak geliştirilecek şirket kuruluşları organizasyonlarına yeterli finans kaynağına ulaşılmasının ardından yatırım gerçekleştirilmelidir. Bu yatıranlar sonucunda giderek organizasyona ait holdingler oluşturularak, uluslararası ticari faaliyet girişimlerine geçilebilecektir. Finans dünyasında yer alarak, ekonominin kontrol edilebilir düzeye erişmesi ise, holdinglerin faaliyetleri sonucu hedefe ulaşılmasını sağlayacaktır.

8/b) Vakıf faaliyetleri Organizasyonun mutlaka birkaç vakıf oluşturması gereği vardır. Böylelikle gücü ve etkinliği artırılabileceği gibi, organizasyon şemsiyesi altında kuramlar oluşturulabilir. Oluşturulan bu kuramlar aracılığı ile uluslararası ilişkiler kurulacak ve her alanda çeşitli yararlar elde edilecektir. Organizasyon amaçlarını en sağlıklı şekilde perdeleyecek olan kuramlar vakıflar olabilir. Fundamentalist faaliyetler doğrultusunda kurulan çeşitli vakıfların yurtiçi ve yurtdışında halktan para toplayarak güçlenmesinin önüne geçilebilmesi için de aynı kulvarda kurulacak naylon bir vakıfla önlenebilmesi mümkün kılınacaktır.

BÖLÜM: VI

9) GENEL DEĞERLENDİRME:


XXI. yüzyılda ülkelerin kaderlerini, siyasal aktivitelerden daha çok ve kesin olarak ekonomik güçler belirleyecektir. Öyle ki, silahlı güçlerin hareket olanakları bile ekonomik koşulların kilitlenmesiyle kontrol altına alınabilecektir. Bu nedenle uygulanması planlanan LOBİ'nin ilk adımlarını ekonomik alanda atması ve ekonomik alanda giderek güç kazanıp denetleyici ve belirleyici unsura dönüşebilmesi en önemli ve birincil amaç olmalıdır. İkinci hedef olarak, Türk toplumunun Kemalizm ve ulusal çıkarlar doğrultusunda yeniden yapılandırılması çalışmalarına ağırlık verilmelidir. LOBİ'nin faaliyet alanları içinde Avrupa, Balkanlar, Ortadoğu, Kafkaslar ve tüm Türki cumhuriyetlerde çok önemli başarılar sağlanabilecektir. Çünkü kültürel, bilimsel, ekonomik ve senaryo çalışmaları ağırlıkta olduğu gibi faaliyet alanları çok yönlü ve çok geniş amaçlı tutulmuştur.

BÖLÜM: VII

10) SONUÇ VE ÖNERİLER:


Emre ve tensiplerinize sunulan bu çalışmamıza masonik Bilderberg örgütü, Alman Nazi örgütlenişi, İngiliz istihbaratının örtülü örgütlenme modelleri ve bazı Avrupa ülkelerinin sivil toplum örgütlenişleri ile Doğu kaynaklı bazı istihbarat ve siyasal örgütlenmeleri kaynaklık etmiş ise de yapılandırılmasının planlaması ile hiçbir benzerliği olmamasına özen gösterilmiştir. LOBİ'nin, Türk insanının ve toplumsal yapısının özellikleri ile doğabilecek her türden gereksinim dikkate alınarak tasarlanmasına özen gösterilmeye çalışılmıştır. Ayrıca, Türkiye'nin bugün içinde bulunduğu koşullar ile gelecekte içine sürüklenmek istendiği koşullar göz önüne alınarak projelendirilmiştir. Geleceğin dünyasında "sanal ortam" büyük önem ifade edecek olmakla birlikte, katı gerçekler belirleyici ve sonuçlandırıcı unsurlar olmaya devam edecektir. Bu nedenle Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde faaliyet gösteren Ergenekon'un LOBİ adını verdiğimiz örgütsel organizasyonun faaliyetlerine önümüzdeki zaman dilimi içinde çok daha fazla gereksinimi olacağı görüşünde haddimizin sınırlarını zorlayan ısrarcılıktaki ifade ve işaretlerimizin amacı, konunun öneminden kaynaklanmaktadır. Bu belge, yalnız internet sitesinde yayımlanmakla kalmıyor, "Ergenekon operasyonu" sırasında gözaltına alınanların ev ya da işyerlerinde de bulunuyordu.

Kaynakça
Kitap: Belgelerle Ergenekon
Yazar: Saygı Öztürk
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Ergenekon Davası, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Asil Türk Milleti

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir