Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Ergenekon Şüphelileri Hakkında Doğu Perinçek'ten Yorumlar

22 Mart 2008, DOĞU PERİNÇEK: GÖZALTINDAN TÜRK MİLLETİ'NE AÇIKLAMALAR

-Ergenekon Destanı Atalarımızın Şanlı Destanı’dır.
-Ergenekon Davası'nda Yargılanmaya çalışılan Türk Milleti ve Atatürk'tür. Bu yargılamayı yapan A.B.D'dir.
-1990'ların başından beri, Eşref Bitlis önderliğindeki T.S.K. Ortadoğu'da A.B.D.'nin bütün planlarını altüst eden tek güç idi.
Bu yüzden AKP döneminde T.S.K. asimetrik psikolojik savaşlarla itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor, “Mehmetçik düşmanlığı” tavan yaparken, başbakanlık koltuğunda oturan şahıs a.b.d. askerlerinin sağ sağlim evlerine dönmesi için dua ediyor.
-6. yüzyılda, Çin emperyalizmi yüzünden yokolma tehlikesiyle karşı karşıya olan ve tutsak edilen Aşina Hanedanlığı’nın hayatta kalan tek çocuğu, Ergenekon Destanı’nda dişi bir Kurt tarafından yetiştirilip büyütülmüştür. Bu çocuk yıllar sonra soyunu devam ettirip, bir Cihan Devleti olan ve Çin emperyalizmini mağlup edecek olan Gök Türk İmparatorluğu’nu kurmuştur.
-Aşina Aşireti, Türk Soyunun Karluk Boyundandır. Uygurlarda Karluk Boyundandırlar.
-Göktürkler döneminde Çin emperyalizmi, Göktürkleri yıkabilmek için, içten parçalama stratejisini uygulamıştır. Nitekim Gök Türkler’in yıkılışı Çin emperyalizminin kullandığı Uygurlar tarafından gerçekleştirilmiştir.
-Şimdi günümüzde olanlara bakarsak, Silivri’de, Hasdal’da, Metris’te tutsak edilen Kahramanlarımız, işte bu 6. yüzyılda hayatta kalmayı başaran tek Türk çocuğunun evlatlarıdır.
Günümüzdeki Gök Türk Hanedanlığını tarif edelim:
1. Türkiye Cumhuriyeti’nin Koruyucuları olan Oğuz Boyundan Atatürkçü’ler = Gök Türk İmparatorluğu’nu kuracak olan Karluk Boyundan Aşina Hanedanlığı’nın hayatta kalmayı başaran tek çocuğu.
2. Amerika = Gök Türk’leri entrikalarla içten yıkmaya çalışan Çin Emperyalizmi
3. A.B.D tarafından kullanılmakta olan ve Türkiye Cumhuriyet’ini yıkmayı hedefleyen Atatürk ve Cumhuriyet Düşmanı Yobaz AKP’li kitle(Oğuz Boyundan) = Çin Emperyalizminin Gök Türk İmparatorluğunu yıkmak için kullandığı Uygur Türkleri(Karluk Boyundan)
4. Türkiye Cumhuriyeti(Oğuz Boyundan) = Gök Türk İmparatorluğu(Karluk Boyundan)
5. SONUÇ: Türk Milleti elinde sonunda emperyalist devleti yıkacaktır, parçalayacaktır, darmadağan edecektir!
-Günümüzde yargılanan sözde Ergenekon Örgütü, aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin Tam Bağımsızlığını canları pahasına ebediyet için korumayı hedeflemiş olan Atatürk’ün Askerlerinden oluşan Milli bir Örgütlenmedir(herhangi yasa dışı bir faaliyette bulunmayan).
-Bu örgütlenme, 1980 darbesi sonrasında ayaklanan/özüne-dönen namuslu ve şerefli Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının önderliğinde başlamıştır. Yani, bu örgütlenme, Atatürkçü ve Anti-Emperyalist düşünceye sahip olan Eşref Bitlis Paşa’mız ve onun yolundan yürüyen Uğur Mumcu ve Doğu Perinçek’lerin A.B.D.’ye karşı verdikleri asil mücadeleler ile birlikte başlamıştır.
-AKP döneminde bu kutsal görevleri yürüten “D.Perinçek, T.Özkan, M.Balbay, E.Poyraz, Ç.Doğan, A.Uğur, E.Alan, V.Küçük, E.Gürses, İ.Selçuk, Ş.Eruygur, H.Tolon, L.Ersöz, S.Öztürk, D.Çiçek, H.Iğsız, S.Yalçın, B.Pehlivan, B.Terkoğlu, D.Yıldırım, V.Küçük, İ.Başbuğ, A.Yıldırım” gibi Atatürkçüler, “Ergenekon”, “Balyoz”, “Islak İmza”, “İnternet Andıcı”, “Kafes”, “ODATV”, “Spor’da Şike”, vs. gibi isimlerin verildiği ve hukukun çiğnendiği davalar ile birlikte zindanlara atılıp tutsak edinmişlerdir. Onların yokluğunda Asil Türk Milleti’miz ve Türkiye Cumhuriyet’i bölünme/yıkılma aşamasına getirilmiştir!!!!
-Ergenekon'daki Kahraman Bozkurtlar çıktı, Fethullahçılar yargılanıyor, ABD Suriye'de yenildi, Büyük bir Ekonomik Kriz yolda, SIRA AKP hükümetinin devrilip yargılanmasındadır, ondan sonra SIRA ABD'nin Orta Asya ve Orta Doğu'dan tamamı ile yokedilip tekmelenmesine GELECEK, BU GÜNLERİ GÖRECEĞİZ, ÇOK YAKIN! EN BÜYÜK HEDEF TÜRK BİRLİĞİ'DİR!

Re: ERGENEKON ŞÜPHELİLERİ HAKKINDA DOĞU PERİNÇEK'TEN YORUMLA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Kas 2010, 20:03

Emin Gürses'in Gözaltına Alınması

Soruldu:


25.02.2008 günü saat 18.54 sıralarında Mehmet'le yaptığınız görüşmede; "Aytekin merhaba" dediğiniz, Mehmet'in "Merhaba başkanım, şimdi şeydeyiz hâlâ bekliyoruz, ben sayın ifadesine girmiştim, siz tam aradığınızda yeni çıkmıştım, hemen orada Emin Bey ardından girecekti, onunla çok kısa bir görüşme yaptım selamınızı falan ilettim" dediği, sizin "Ne diyor" dediğiniz, Mehmet'in "Şunu da teklif ettim, dedim ki yani avukat olarak savunmanıza da girebilirim", "Buralarda kural şu, bir avukat varsa ikinci olmuyor onun avukatı vardı yanında" dediği, sizin "Doğu Perinçek beni görevlendirdi dedin mi?" dediğiniz, Mehmet'in "Kesinlikle kesinlikle tabii tabii. Teşekkür etti kendisi, çok kısa görüşebildik", "Savcı hepsini mahkemeye sevk edecek tutuklanma istemiyle, bu kesin, bunu da söyleyeyim", "Ama öğrendiğim kadarıyla Emin beyin ev aramasında da işte herhangi bir şey çıkmamış, yani yarım klasörü hile doldurmayan şeyler, ifadesini de vermiş şu anda da savcılıktaki ifadesini siz aradığınızda 16.30 civarıydı halen devam ediyor" dediği, sizin "Nasıldı havası?" dediğiniz, "Mehmet'in "Ümit Sayın mesela, beni kahretti keşke bunun avukatı olmasaydım dediğim nokta oldu, böyle kızgın, dökülen mökülen bir pozisyon ama Emin Bey son derece diriydi" dediği tespit edilmiştir. Telefon görüşmesini açıklayınız.

Cevap:

Bu görüşme bütünüyle doğrudur . Mehmet diye anılan arkadaşım Avukat Mehmet Nuri Aytekin'dir . Emin Gürses benim çok değer verdiğim dostumdur . Onun gözaltına alınmasını izledim ve avukatım Mehmet Aytekin'den gerekirse onun avukatlığını üstlenmesini rica ettim. Arkadaşımızla ilgilenmek dostluk görevidir .
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ERGENEKON ŞÜPHELİLERİ HAKKINDA DOĞU PERİNÇEK'TEN YORUMLA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Kas 2010, 20:07

RTÜK Başkanı ve Deniz Feneri

Soruldu:


23.02.2008 günü saat 15.02'de Ferit İlsever'le yaptığınız telefon görüşmesinde; "Şimdi Cumhuriyet'ten iki tane muhabir bir telaşla koşa koşa geldiler", "Onlara dedim, Halil'e de tembih ettim, bizde yayınlanmamış fotoğraf verecek malzeme akışı sağlayacağız", "Ondan sonra sen Ali'yi yine ara. De ki bak arkadaş elimizde muazzam malzeme var, başlayın de manşetten başlayın de bunun arkasını getireceğiz elimizde malzeme var, buradan bunların ciğerini parçalayacağız de, çok kötü durumdalar burada de", "Tutuklanan da var. Zahit Akman de, ama şimdilik yazmayın de, en yakınlarına kadar geliyor, çok kötü durumdalar de", "Yani en önemli haberi yolluyorsun ya biz bunu üç sene evvel Doğu Perinçek'in bas... vermiştik de mesela", "O şeyi yaptıran", "Roma'daki kamp için falan", "Bir aramakta fayda var" dediğiniz tespit edilmiştir. Telefon görüşmesini açıklayınız.

Cevap:

Bu konuşma karışık, çözümde hatalar olduğu görülüyor. Konular birbirine karışmış, söyleyenler de birbirine karışmış, böyle bir konuşma olmuştu, ancak çözüm yanlış, Polisimizin emeğini bu şekilde, yurttaşların özel hayatını dinlemek için harcaması kanunsuzdur. Suçlamayla en küçük bir ilgisi yok. Görüşmede yazmayın diye bahsettiğimiz şey, Ergenekon'la ilgili değil . Yazmayın dememden kasıt , Zahit Akman'la ilgili haberin yayınlanmaması ricasıdır.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ERGENEKON ŞÜPHELİLERİ HAKKINDA DOĞU PERİNÇEK'TEN YORUMLA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Kas 2010, 20:15

Fethullahçı Polis Şefleri ve Ramazan Akyürek

Soruldu:


Ergenekon operasyonu sonrası Aydınlık dergisinin izlemiş olduğu yayın politikasına bakıldığında soruşturmayı saptırmaya yönelik, örgütün "Ergenekon" belgesinde de tarifi bulunan "Dezenformasyon" politikasını uyguladığı görülmektedir. Bu kapsamda 24.02.2008 tarihli Aydınlık dergisinin 14. sayfasında "Emniyetteki Gladyo'ya karşı mücadele. Fethullahçı polis listesi gündeme oturdu. Deşifre olan uzaklaştırılıyor, yerine aynı cemaatten bilinmeyen isimler getiriliyor" şeklinde haberler yer aldığı, Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek ve Necati Altıntaş'ın fotoğraflarının yer aldığı görülmüştür. Derginizde çıkan haberleri ne amaçla yaptınız? Bu bilgilere nasıl ulaştınız? Bu yayınlarla örgütün politikası olan dezenformasyon mu yapmak istiyorsunuz? Ve bu şekilde soruşturmayı saptırmayı mı amaçlıyorsunuz?

Cevap:

Ben Aydınlık yöneticisi değilim. Haberlerin nereden geldiğini bilemem, yalnız E. Emn Gnl. Md. V. Necati Altıntaş'ın polisteki Fethullahçı şefleri bir resmi yazıyla beş devlet makamına bildirdiği yönünde dergilerde ve gazetelerde yayınlar çıktı. Bu haberler yalanlanmadı. Biz de Ankara Başsavcılığına bu konuda bir suç duyurusunda bulunduk. Kaldı ki Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek'in sicilinde İstanbul Valisi Erol Çakır'ın imzasıyla "Emniyetteki irtica örgütlenmesine dahildir. Fethullahçıdır, dikkat edilmelidir" diye yazılıdır. Bu haber koskoca bir valinin sicil kaydıyla ispatlıdır. Ben Aydınlık'ın yalnızca başyazarıyım. Ancak bir hukukçu olarak şunu belirteyim, şu ana kadar yapı lan sorguda Bilecik toplantısı yalanıyla, Ergenekon programını Perinçek yazdı yalanıyla, diğer Ergenekon belgelerinin yazılmasına Perinçek katıldı yalanıyla, TSK Kuzey Irak'ta Barzani, Talabani ve PKK'ya silah teslim etti yalanıyla. Doğu Perinçek TSK'nin Kuzey Irak'ta ilişki kurması için referans verdi yalanıyla, burada sıralamakla bitmeyecek yukarıdaki sorgumda tek tek açıkladığım ve ispatladığım yalanlarla bütünüyle düzmece bir soruşturma yürütülmektedir. Ayrıca bu yalanlar kamuoyuna sızdırılarak görev kötüye kullanılmakta ve Türkiye'ye karşı tertiplerde görev yapılmaktadır. Türk Ordusu ve İşçi Partisi hedef alınmaktadır. İşte asıl bilgi kirletme ve görevi kötüye kullanma budur. Aydınlık'ın yaptığı ise ger çekleri kamuoyuna duyurmaktır. Yapılan yayınların hepsi doğrudur ve ispatlıdır.

PKK'dan Ergenekon Operasyonu na Destek

Soruldu:


3 Şubat 2008 tarihli Aydınlık dergisinin 14. ve 15. sayfasında "Fethullah sicilli Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek'ten ve yapılan Ergenekon operasyonundan bahsederek "Beş altı gündür yürütülen operasyon Gladyo'ya karşı operasyon değil, Gladyo'nun yaptığı operasyondur. Hedef tutuklananlar değil milli güçler ve Türk ordusudur. PKK da operasyona destek veriyor" şeklinde beyanların yer aldığı görülmüştür. Bahsi geçen operasyonu yürüten ilgili cumhuriyet savcılığı ve görevli emniyet güçleridir. Haberinizde geçen "Gladyo'nun yaptığı operasyon" tabiri savcılık ve emniyet güçleri midir? Henüz yargı aşamasında olan ve gizli yürütülen bir operasyonla ilgili neden bu şekilde haber yapmaktasınız?

Cevap:

Derginin tespitleri yürütülen yasadışı uygulamayı tam 12'den vurmuştur. Saptamalar ve teşhisler bütünüyle doğrudur. Türkiye bugün bunu konuşmaktadır. En çarpıcı olanı, PKK operasyonu, bütün yayın organlarıyla ve resmi açıklamalarıyla desteklemiştir. ABD yetkilileri operasyonun sonuna kadar götürülerek devletin içinden milliyetçilerin temizlenmesini istemiştir. Avrupa Parlamentosu'nun karar tasarısında daha bir hafta evvel Ergenekon Operasyonunun sonuna kadar götürülerek devlet içindeki milliyetçilerin temizlenmesi gerektiği talimatı yer almıştır. Bütün bunlar dış güdümlü Gladyo'nun seferber edildiğini ispatlamaktadır. Türk Emniyeti bizim emniyetimizdir. Türk Emniyeti ile Gladyo'yu özdeş göstermeye kalkanlar kendilerine Türk Emniyeti'nde sığınak arayan yasadışı unsurlar olabilir.

Not:

İfade alımı tamamlandıktan sonra yapılan kontrol sırasında Doğu Perinçek ekleme yapmak istediğini beyan etti ve ekledi: PKK'nın desteklediği operasyon Ergenekon Operasyonu'dur. PKK yönetimi Ergenekon Operasyonunu desteklediğini ilan etmiştir. PKK'nın kontrolündeki DTP de aynı yönde açıklamalar yapmıştır.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ERGENEKON ŞÜPHELİLERİ HAKKINDA DOĞU PERİNÇEK'TEN YORUMLA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Kas 2010, 20:18

Ergenekon Operasyonu ve TSK

Soruldu:


Aydınlık dergisinde yapılan birçok haberde Cumhuriyet savcısı ve görevli Emniyet güçlerince yürütülen Ergenekon terör örgütüyle ilgili haberlerde, Ergenekon örgütüne yönelik operasyonun Türk ordusuna karşı yapılmış bir operasyon olduğunu iddia etmektesiniz. Yapılan operasyonu, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne karşı yapılmış gibi göstererek neyi amaçlamaktasınız?

Cevap:

Gerçeği ifade ediyorum. 3 gün devam eden gözaltı sürecinde bu konudaki kanaatim iyice kesinleşmiştir. Zaten dava dosyasının her tarafından Türk Silahlı Kuvvetleri'ne karşı olumsuz amaçlar taşmaktadır. Kamuoyu ve devlet görevliler i bunu çok iyi değerlendirmelidir. (Şüpheli Doğu Perinçek'e ifadenin bu aşamasında Emniyet teşkilatı ve soruşturmayı yürüten savcılık birimini Türk Silahlı Kuvvetleri'ne karşı "operasyon yapmak" gibi zan altında bırakan ve suçlayan ifadelerinden dolayı uyarıda bulunuldu ve kendisi hakkında suç duyurusunda bulunulacağı hatırlatıldı.) (İfadenin devamında şüpheli Doğu Perinçek. "Ekleyecek bir şeyim yok, mahkemeler kararı verir" dedi.)

Zekeriya Öz-Tuncay Güney İşbirliği

Soruldu:


09.03.2008 tarihli Aydınlık dergisinin 5. sayfasında "Ergenekon soruşturmasıyla suç işlenmektedir, İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz 2000 yılında CIA'ya bağlanan Tuncay Güney'e verdirilen uydurma ifadeleri yedi yıl sonra soruşturma konusu haline getirmiştir. Böylece suç ve suçlu imal ederek tertibe bile bile alet olmakta, görevini kötüye kullanmakta ve suça ortak olmaktadır" şeklinde haber yaptığınız görülmüştür. Henüz yargı aşamasında olan ve soruşturması gizli devam eden bir dosyayla ilgili neden itham edici suçlamalarda bulunup hüküm vermektesiniz?

Cevap:

Ben Aydınlık dergisi sorumlusu değilim, bu sorunun muhatabı değilim, ancak Aydınlık dergisinin yazdıklarının gerçek olduğu da apaçık ortadadır.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ERGENEKON ŞÜPHELİLERİ HAKKINDA DOĞU PERİNÇEK'TEN YORUMLA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Kas 2010, 20:19

Soruldu:

16.03.2008 tarihli Aydınlık dergisinin 3. sayfasında, Ergenekon terör örgütüne yönelik operasyonlardan bahsederek "Şerefsizlik talimatının muhatabı kim? İktidar sahipleri mi, Büyük Ortadoğu Projesi eşbaşkanları mı, Gladyo savcısı rolüne soyunanlar mı, Fetullah sicilliler mi", "Cumhuriyetin polisi yok mudur, bağımsız yargısı, yargıcı, savcısı yok mudur" şeklinde haber yayınladığınız görülmüştür. Ergenekon terör örgütüne yönelik sürdürülen operasyonları ve operasyonda görev alanları Türkiye'ye ihanet etmekle suçlayarak ağır hakaretlerde bulunmaktasınız. Ergenekon terör örgütünü ve üyelerini neden bu derece savunma ihtiyacı duyuyorsunuz?

Cevap:

Aydınlık sorumlusu değilim, bu sorunun muhatabı değilim. Ancak sorgulamanın bir suç araştırmasından çıkıp Aydınlık dergisiyle mücadele haline getirildiğini de görüyorum.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ERGENEKON ŞÜPHELİLERİ HAKKINDA DOĞU PERİNÇEK'TEN YORUMLA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Kas 2010, 20:20

Almanya ADD Yöneticileri

Soruldu:


13.02.2008 günü saat 17.09 sıralarında Doğu Perinçek ile X şahıs arasında yapılan telefon görüşmesinde özetle: X şahsın "Yavuz Dedegil Türkiye'deymiş. 10-15 gün daha buradaymış galiba. Sen bir telefon eder misin, görüşün abi, Almanya'ya dönmeden", "Şu ADD'yi görüşmek lazım. Abdullah Coşkun konusunda galiba biraz kafası karışık, tereddütleri var" dediği, sizin "Olur görüşelim" dediğiniz, X şahsın "Ali'ler diyorum, buluşup anlatmaya çalıştılar da Yavuz Dedegil'e, buluşamadılar. Anlatmak lazım iyi bir şekilde", "Zaten olağanüstü kongreye gidecek ADD, Yavuz DEDEGİL'in tutumu çok önemli" dediği, sizin "Olur tabii ki ararım" dediğiniz tespit edilmiştir. Görüşmeyi yaptığınız kişi kimdir? Ne gibi bir ilişkiniz vardır?

Cevap:

Görüşmenin içeriği doğrudur. Kiminle görüştüğümü hatırlamıyorum. Ama bu görüşmenin Ergenekon suçlamasıyla bağlantısını, soru sorarken bana göstermeniz gerekir. Suçlamayla ilgisi yok ve bu şekilde insanlar arasındaki fikir alışverişlerinin izlenmesi ve böyle kayda geçirilmesi suçtur.

Soruldu:

Görüşmede ismi geçen kişiler kimdir? Ne gibi ilişkiniz vardır?

Cevap:

Bu şahıslar hakkındaki sorularınız tamamen kanunsuzdur. Size kanunsuzluğunuzu hatırlatmak için böyle hukuk dışı sorulara cevap vermiyorum.

Soruldu:

Görüşmede geçen konularla ilgili ifadenizi veriniz.

Cevap:

Görüşmenin içeriğinin suçlamayla hiçbir bağlantısı yok.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ERGENEKON ŞÜPHELİLERİ HAKKINDA DOĞU PERİNÇEK'TEN YORUMLA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Kas 2010, 20:20

Bismil Köylülerine Destek

Soruldu:


13.02.2008 günü saat 17.47 sıralarında Doğu Perinçek ile Nusret arasında yapılan görüşmede özetle; Nusret'in "Oradan da bilgi olur. 1 numaralı mahkemenin kararı geldi. Götürüyorum yarın, satışla ilgili de olumlu karar verdi" dediği, D. Perinçek'in "Ne kararı" dediği, Nusret'in "Köylülere toprak satışı" dediği, D. Perinçek'in "Onlar Danıştay'a gidecek değil mi şimdi?" dediği, Nusret'in "Danıştay'a gidecek. Danıştay'a gidecek ama epeyce masraf oldu. 30 küsur dava oldu şimdi. Bazı yerlerden para bulmamız lazım, destekçi bulalım köylülerin kaldıracağı gibi değil", "Evet ben bir iki yeri aradım yurtdışından arkadaşlardan falan destekçi bulun diye" dediği, D. Perinçek'in "Masraf ne kadar" dediği, Nusret'in "Valla beşten aşağı olmayacak, yani beş" dediği. D. Perinçek'in "Beş milyar mı? Bir şey değil" dediği, Nusret'in "Güneydoğu fonuna da bari bunu fırsat bilip bir şey yapalım. Kaynak bulalım" dediği tespit edilmiştir. Görüşmeyi yaptığınız Nusret kimdir? Ne gibi bir ilişkiniz vardır?

Cevap:

Bu görüşmenin içeriği doğru. Nusret Senem partimizin genel sekreteri ve aynı zamanda Diyarbakır Bismil ilçesi Arslanoğlu köyü çiftçilerinin avukatıdır. Köylülerin ağaya karşı davalarına bakmaktadır. Danıştay'a başvuru için köylülerin harç yatırması gerekiyordu. Köylülerin verecek parası olmadığı için Parti olarak onlara maddi yardımda bulunduk. Bu konunun suç atımıyla en küçük bir ilgisi yoktur. Kanunsuz sorular devam etmektedir.

Milli Egemenlik Hareketi

Soruldu:


13.02.2008 günü saat 18.46 sıralarında Doğu Perinçek ile Pınar arasında yapılan telefon görüşmesinde özetle; Pınar'ın "Başkanım Şule hanımla bir mektup göndermiştim. Milli Egemenlik Hareketi orada en üstte not kısmında. Açıklamaya ilişkin teyidinizi en geç 15 Şubat 2008 tarihine kadar bildirmeniz gerekiyordu" dediği tespit edilmiştir. Görüşmeyi yaptığınız Pınar kimdir? Ne gibi bir ilişkiniz vardır?

Cevap:

Görüşmeyi yaptığım Pınar Yavuz'dur. Benim İstanbul'daki basın sekreterimdir. Sözü geçen Milli Egemenlik Hareketinin bildirisine imzamın konması konusunda onay vermem talep edilmiş, bana bildiriyor. Konunun suçlamayla en küçük bir ilgisi yok.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ERGENEKON ŞÜPHELİLERİ HAKKINDA DOĞU PERİNÇEK'TEN YORUMLA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Kas 2010, 20:21

Ermeni Soykırımı Yalanına Karşı Mücadele

Soruldu:


18.02.2008 günü saat 18.19'da Doğu Perinçek ile Ferit İlsever arasında yapılan telefon görüşmede özetle; D. Perinçek'in "Valla dikkat et Mehmet telefon etti de hu sorulara cevap..." dediği, F. İlsever'in "Aldım onları ahi gördüm" dediği, D. Perinçek'in "Bir de Ankara'da Şükrü Elekdağ'dı, Onur Öymen'di, şimdi yüklenelim" dediği, F. İlsever'in "Erdoğan Özel, İzmir'de Talat Paşa Komitesi'nin işlerini yapıyor ya" dediği. D. Perinçek'in "Ankara'yı yapalım bak, hedef ne biliyor musun, Şükrü Elekdağ, Onur Öymen, Gündüz Aktan, bunları toplayıp önlerine koyalım, çok cephede mücadeleyle bu iş kazanılır, o meseleyi koyalım", "Bunlar [RTÜK kastediliyor] bizi reddetmeye karar vermiş. Bizi oyalıyorlar, bunlara ucunu göstermek lazım, başlıyoruz demek lazım. Çünkü CHP'liler olumlu olduğu sırada Zahit Akman falan olumsuz, bunlar hep kanunsuzlar yani çok açık. Biz çekelim kılıcı" dediği, F. İlsever'in "RTÜK Başkanı falan değil bunlar, kelepir mal kaçırıp bilmem ne yapmaya çalışıyor aynı zamanda", "Sadece bizi susturmak değil bir de elimizden alıp en ucuza nasıl kopartırım, bu kadar adi adamlar", "O kurulu etkilemek bakımından güçlü, kamuoyunda tanınmış bir iki hukukçudan bir iki görüş alabilirsek kablo davasında yaptığımız gibi", "Şimdi bunlar [Zahit Akman ve Deniz Feneri'yle ilişkili Kanal 7 yöneticileri kastediliyor] bir sürü ziyaret yaptılar peş peşe geldiler gittiler. Şimdi geçen gün de 1969 yılına ait arşivlerin hepsi değil de bazılarını gizli tutuyorlar, tutmaya devam ediyorlar, Türkiye'yle ilgili arşivleri", "Cumhuriyet gazetesi dün onu manşet yaptı, 'Anayasa Değişseydi Darbe Olacaktı', aynen böyle Cumhuriyet'in başlığı", "Bugün de Süleyman Demirel'le Fikret Bila bir röportaj yapıyor, Ben Önledim Yoksa Darbe Geliyordu, bu anayasa değişikliğini biz hazırladık ama Senato'da.kabul edilseydi darbe olacaktı, öğrendik ve parlamentoyu kurtardık, bugünlere ders olsun" dediği, D. Perinçek'in "Bugün darbe yapmak çok büyük yanlış, tam ekonomik çöküşe giderken çok büyük hata" dediği, F. ilsever'in "Darbe diye bir şey yok zaten, öyle bir şey söz konusu değil de ne yapıyorlar yani ne yapmak istiyorlar", "Ne darbesi, bir de kim yapacak" ".. .fakat birtakım tehditler savurdukları anlaşılıyor, bazı korkutmalar yaptıkları anlaşılıyor" dediği tespit edilmiştir. Görüşmeyi yaptığınız Ferit İlsever kimdir? Ne gibi ilişkiniz vardır?

Cevap:

Bu görüşme bölük pörçük kaydedilmiş , birçok konu var; ilk konu, oğlum Mehmet Perinçek Rusya'nın en büyük gazetelerinden birinin Ferit İlsever'Ie yapmak istediği röportajın sorularını İlsever'e göndermişti . O röportajda Ermeni soykırımı yalanı konusunda Rus kamuoyunu aydınlatıyor ve Türkiye'nin yanına kazanmaya çalışıyordu. Buna verilecek cevap üzerinde konuştuk. İkincisi gene Ermeni soykırımı yalanı konusunda CHP ve MHP'li milletvekilleri sayın Şükrü Elekdağ, sayın Onur Öymen ve sayın Gündüz Aktan'la birlikte çalışma konusu görüşülüyor. Üçüncüsü Türkiye'deki darbe tartışmaları konusunda bilgi veriliyor. Burada Ferit İlsever'in de Doğu Perinçek'in de darbeye karşı olduğu samimi açıklamalarla saptanıyor. Bütün bu belgeler ve özellikle telefon konuşmaları bizim kendi aramızdaki samimi fikir alışverişini yansıtmakta ve suçlamaları kökten çürütmektedir .

Soruldu:

18.02.2008 günü saat 18.54 sıralarında Doğu Perinçek ile X şahıs arasında yapılan telefon görüşmesinde özetle; X şahsın "1960 Devrimiyle ilgili, 27 Mayıs Devrimi'yle ilgili elimde Ak Devrim diye bir belge kitap var, bundan bazı şeylere temas etmek istiyorum", "Ben bunları da yazıma katmayı uygun buldum, hafta içinde yetiştirmeye çalışacağım size efendim", "Bir talimatınız var mı" dediği tespit edilmiştir. Görüşmeyi yaptığınız şahıs kimdir? Ne gibi bir ilişkiniz vardır?

Cevap:

Bu görüşmeyi yaptığım kişi Emekli Kurmay Albay Cemalettin Korkut tur. Kendisi İşçi Partisi Genel Başkan danışmanlarındandır. Hazırladığı yazı üzerinde fikirlerimi sormaktadır. Bu belgenin suçlamayla ilgisi yoktur.

Soruldu:

19.02.2008 günü saat 22.06 sıralarında Doğu Perinçek ile Ali arasında yapılan telefon görüşmesinde özetle; D. Perinçek'in "...yarın ben Dedegil'le buluşuyorum, partiye geliyor", "O konuda bana söyleyeceğin bir şey var mı?" dediği, Ali'nin "Başkan olmasın da şey olmasa bile diyelim", "Çünkü o Abdül hocanın yazdığı mektup falan filan Yavuz bey bunları kabul etmez ama biraz çekinceli gibi veya sanırım uğraşırlar benimle diye mi düşünüyor, bilmiyorum artık yorum yapmak istemiyorum" dediği, D. Perinçek'in "6 Nisan'da İsviçre'de güzel bir toplantı oluyor (anlaşılamadı) çıkıp kanunu çiğneyecek", "O da çok güzel oluyor, yani Normalston falan da çağıracağız oraya, yani bırakalım İsviçreliler özgürlük temelinde yapsınlar" dediği tespit edilmiştir. Görüşmeyi yaptığınız Ali kimdir? Ne gibi bir ilişkiniz vardır?

Cevap:

Bu görüşme İsviçre'deki Ermeni soykırımı yalanına karşı 6 Nisan'da gerçekleştirilecek toplantıyla ilgilidir. Bu toplantıya eski İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher'in başdanışmanı Prof. Dr. Norman Stone'un yanında İsviçreli bazı milletvekillerini ve bazı bilim adamlarını da katıyoruz. Türkiye devletinin Ermeni soykırım yalanını çürütmek için yapmadıklarını biz üstlenmiş bulunuyoruz. Görüşmedeki Ali Partimizin yurtdışı temsilcisi Ali Mercandır.

Soruldu:

19.02.2008 günü saat 22.49 sıralarında Doğu Perinçek ile Musa arasında yapılan telefon görüşmesinde özetle; Musa'nın "O istemiş olduğunuz kitapçık", "Biz bulduk" dediği, D. Perinçek'in "Ziynet Hanım'da mı buldun" dediği, Musa'nın "Evet şimdi arkadaş da burada, Deltayla beraber tekrar gözden geçiriyorlar size göndermeden evvel" dediği, D. Perinçek'in "10 üzeri Armania" dediği, Musa'nın "O ya bu gece ya yarın sabah elinizde olur" dediği, D. Perinçek'in "Broşür şeklinde de var mı ellerinde, Mafyokrasi ne var ne yok, hepsini Almancaya çevirdiği her şeyi yollayın" dediği, daha sonra Doğu Perinçek ile başka bir şahsın 45 dakika Almanca olarak görüşme yaptığı tespit edilmiştir. Görüşmeyi yaptığınız Musa kimdir? Ne gibi bir ilişkiniz vardır?

Cevap:

Görüştüğüm Musa, İsviçre'deki Parti yöneticilerimizden Musa Dursun'dur. Ermeni soykırımı yalanına karşı yayınladığımız Almanca kitaplarımızın CD kopyalarını yollamak için çevirmen arkadaşın evinden telefon etmiştir. Konuştuğum şahıs, çevirmenin eşi İsviçreli profesördür. Kendisi bizim Ermeni soykırımı yalanına karşı mücadelemizi desteklemektedir .

Soruldu:

22.02.2008 günü saat 10.45 sıralarında Doğu Perinçek ile Ceyhun Bozkurt arasında yapılan telefon görüşmesinde özetle; D. Perinçek'in "Sana yollamıştım geldi değil mi o belgeler" dediği, C. Bozkurt'un "Geldi onu bugünlerde ben tekrar gündeme getirmeyi düşünüyorum" dediği, D. Perinçek'in "Tamam o sana lazım olur, onu koy arşive" dediği tespit edilmiştir. Görüşmeyi yaptığınız Ceyhun Bozkurt kimdir? Ne gibi bir ilişkiniz vardır?

Cevap:

Ceyhun Bozkurt Yeni Çağ gazetesinin Ankara yöneticilerindendir. Açıklamalarımı istemişti, onları yolladım. Bunların suçlamayla hiçbir ilgisi yoktur.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ERGENEKON ŞÜPHELİLERİ HAKKINDA DOĞU PERİNÇEK'TEN YORUMLA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Kas 2010, 20:53

Arkadaşlar Arası Bilgi Alışverişi

Soruldu:


24.02.2008 günü saat 15.17 sıralarında Doğu Perinçek ile Ferit / Ufuk arasında yapılan telefon görüşmesinde özetle; Ferit'in "..Aslan Bulut niye benim haberim yok, niye bana göndermediniz, bir tanesi daha söyledi, keşke benim e-postama. Behiç Kılıç, biz bir kere bunların e-postalarını gönderelim" dediği, D. Perinçek'in "Fakat bunlar da acaba Tayyip Erdoğan'lar da kazanıyorlar mı, yani onların hükümeti zamanında oluyor falan, bir fikri var mı" dediği, Ferit'in "Bir rahatsızlık var, herkes her şeyin farkında, Abdullah Gül'ün imzalamasına müthiş bir tepki var" dediği, D. Perinçek'in "Arkadan vuruyor, iç cephe açıyor orduya karşı" dediği, Ferit'in "Biraz daha ileri giderlerse, bu Ergenekon hikâyesi daha nerelere varacak, nereye götürecekler bilmiyorum ama bunların amaçları belli, bunu yapan adamlar da, fakat Ergenekon'la ilgili, baktım şimdi Vatanda başka yerlerde de var, bazı okur yorumları var, nasıl tepkili biliyor musun, hepsi de Fethullahçıların tezgâhı bilmem nesi yalanı şusu busu diye büyük tepkiler var" dediği, D. Perinçek'in "Vatanda mı çıkmış" dediği, Ferit'in "Bir güç göstermesi, bir moral kazanması, tekrar şöyle bir silkelenmesi falan, hassas yönü de bu bence" dediği, D. Perinçek'in "Hayır bu Ergenekon'la ilgili diyorum, o konuda neler deniyor, o tür konularda Türk ordusunun bir tavrı yok" dediği, Ferit'in "Ümit Sayın gibi berbat adamlar var işin içinde", "Ona da dayanarak bir sürü şeyler var, internet ortamında şunu yapmış bunu yapmış gibi", "Bir tek Serdar Turgut dikkatimi çekti, şikâyetçi takımı var operasyonlardan, onların en açık ve net ifadesi olmuş onun yazısı" dediği, D. Perinçek'in "Şikâyetçi mi o?" dediği, Ferit'in "Operasyonlara karşı bir tavır almış, bir o var yani öyle net bir tavır içinde olan bir de Cumhuriyet imtiyazı" dediği tespit edilmiştir. Görüşmeyi yaptığınız Ferit kimdir? Ne gibi bir ilişkiniz vardır?

Cevap:

Görüşmeyi yaptığım Ferit, Ferit İlsever'dir. Bu görüşme iki arkadaş arasında bilgi alışverişidir. Suçlamayla bir ilgisi yoktur.

Karabüklü İşçi ile Görüşme

Soruldu:


24.02.2008 günü saat 22.20 sıralarında Doğu Perinçek ile X şahıs arasında yapılan telefon görüşmesinde özetle; X şahsın "Tamam Tuncay Özkan'la ben kavga ettim, çünkü canımı sıktı, Tolon'u, sizi, Esat'ı, Mahir Kaynak'ı, Emin Gürses'i, adam rest çekti" dediği, D. Perinçek'in "Evet" dediği, X şahsın "Mehmet Akkaya'ya ben bir şey demeyeceğim, çünkü ben emir değil, emir belki, şöyle diyeyim Mehmet Akkaya arkadır, Orhan ahinin dediğini ben yapıyorum da uyguluyorum da" dediği tespit edilmiştir. Görüşmeyi yaptığınız şahıs kimdir? Ne gibi bir ilişkiniz vardır?

Cevap:

Bu görüşme, ismini hatırlamadığım Karabük'ten İstanbul'a gelmiş eski bir işçiyle yapılmıştır. İçeriğinde suçla ilgili bir konu yoktur. Verdiği bilgilerin bu soruşturmayla hiçbir ilgisi bulunmuyor. Devrimden Vazgeçmek Şerefsizliktir!

Soruldu:

25.02.2008 günü saat 22.33 sıralarında Doğu Perinçek ile İhsan Atik arasında yapılan telefon görüşmesinde özetle; D. Perinçek'in "Kardeşim devrimle, rica ederim İhsan'cığım, devrimden vazgeçmek şerefsizliktir, alçaklar devrimden vazgeçer, öyle bir şey olur mu, öyle saçma şey. Bizim yaptığımız her şey devrime yönelik" dediği tespit edilmiştir. Görüşmeyi yaptığınız İhsan Atik kimdir? Ne gibi bir ilişkiniz vardır?

Cevap:

Bu görüşme doğrudur. Partimizin programında Milli Demokratik Devrim hedefi konmuştur. Bu devrim, Kemalist Devrim'i tamamlamak şeklinde tanımlanmıştır. Tekel de Yolsuzluklar

Soruldu:

26.02.2008 günü saat 00.43 sıralarında Doğu Perinçek ile X şahıs arasında yapılan telefon görüşmesinde özetle; X şahsın "Ben daha önce Philip Morris deposunda falan görev aldım", "Daha doğrusu telefonda konuşmak istemiyorum da, sen önümüzdeki günlerde İzmir'e gelecek misin, senle görüşebilir miyim?", "Hangi parti iktidara geçerse geçsin, Tekel'de mevcut olan yerlere sürekli kendi partilerinden bir müdür getiriyorlar", "Bunların müdürleri oraya almalarının sebebi, şimdi eğer bunu kontrol etme imkânın varsa" "Depolarda altı yedi sene önceden gelen mahsulü, kalkıp da içeriye imha veriyorlar", "Bundan müthiş, müthiş derecede yani büyük ton" dediği, D. Perinçek'in "Sen bunu git Halil Güleç'e anlat çabuk", "Hadi senden görev bekliyoruz" dediği, X şahsın "Anladım, o yüzden de pek konuşmak istemiyorum, fakat aktif bir şekilde görev aldım, müthiş derecede haksızlığa uğradım" dediği tespit edilmiştir. Görüşmeyi yaptığınız şahıs kimdir? Ne gibi bir ilişkiniz vardır?

Cevap:

Telefon eden şahıs İzmir'de tekel işçileriyle dostluğu olan bir arkadaşımızdır. Tekel'deki yolsuzlukları araştırmaktadır. Bu konuyu İzmir İl Başkanımız Halil Güleç'e iletmesini kendisinden rica etmiştim. Atılı suçla bir ilgisi yok.

İlyas Aydın Yaşıyor mu?

Soruldu:


26.02.2008 günü saat 12.28 sıralarında Doğu Perinçek ile Kamil Dede arasında yapılan telefon görüşmesinde özetle; D. Perinçek'in "Bu iddianamelerde şurada burada THKPIC var mıdır?" dediği, K. Dede'nin " Olabilir" dediği, D. Perinçek'in "Senin evde var mı onlar" dediği, K. Dede'nin "Ben de hiç yok onlar" dediği, D. Perinçek'in "Peki bunu bilen kim var?" dediği, K. Dede'nin "Anladım, bu Orakoğlu'nun kitabını okudunuz mu?", "İlyas Aydın için iddiası, ölmediğini söylüyor benim şahsi fikrim de ölmediği konusunda, bu konuyu daha aydınlatamadı kimse" dediği, D. Perinçek'in "Hâlâ yaşıyor mu sence?" dediği, K. Dede'nin "Bence kesinlikle yaşıyor, o şekilde ölmesi mümkün değil, bize iletildiği şekilde ölmesi mümkün değil, Türk devleti öldürdüyse onu bilmem, ama biliyorsunuz 'Filistin'e götürdük işkencede bilmem nerde öldü' diye çıkan şayia o biliyorsunuz, orada öldürmeleri mümkün değil, Muhaberat'ın kontrolü altında iş, Muhaberat bir Türk subayını öldürtecek üç tane çakala, mümkün mü bu?", "Bu niye ortaya çıkarıldı, hatta bize bir kaset gönderildi, ben biliyorum", "Boğuk sesler geliyor işte ölmeden evvel işkence sırasında konuşmaları falan diye niye bu kadar çok şey yaptılar" dediği tespit edilmiştir. Görüşmeyi yaptığınız Kamil Dede kimdir? Ne gibi bir ilişkiniz vardır?

Cevap:

Görüşme, Merkez Karar Kurulu Üyemiz Kamil Dedeyle yapılmıştır. Son zamanlarda yayımlanan Bülent Orakoğlu'nun kitabıyla ilgili, İlyas Aydın'ın yaşayıp yaşamadığı konusunda sorduğum sorulara cevap vermektedir. Atılı suçla bir ilgisini kuramadım. Kamil Dede'ye bu şekilde bir kaset göstermişler. Ancak varlığından bilgim yoktur.

Hürriyet Gazetesi ve 68 Hareketi

Soruldu:


26.02.2008 günü saat 21.51 sıralarında Doğu Perinçek ile Pınar arasında yapılan telefon görüşmesinde özetle; D. Perinçek'in "Ozkök'e bir mektup yazdım. Bu mektubu bir ön yazıyla Özkök'ün kendisine yollarsın, diğerlerine de aynen böyle bu şekilde yollarsın, zaten altında diyor, bu açıklamayı izninizle sabah toplantısına okuyarak gelmeleri için Hürriyet'in diğer yönetici kadrolarına da yolluyorum diyorum", "Sen bana yollamıştın Oktay Ekşi'yi de not al", "Hürriyet'in künyesinde yönetici olarak yazılı insanlar var, Doğan Ergünel zaten var orada. Hepsine şimdi e-postala ve takip et, aldınız mı Doğu Perinçek'in mektubunu diye, tamam mı?"dediği tespit edilmiştir. Görüşmeyi yaptığınız Pınar kimdir? Ne gibi bir ilişkiniz vardır?

Cevap:

Görüşme, sekreterim Pınar Yavuz'la yapılmıştır. Hürriyet gazetesine, Erdal Yavuz adlı profesörün 1969 yılına ait gerçek dışı açıklamalarını düzeltmek için bir yazı göndermiştim. O yazıyı Hürriyet gazetesi yöneticilerine ulaştırmasını rica ediyorum. Atılı suçla bir ilgisi bulunmuyor.

Fethullahçı Gladyo

Soruldu:


İşçi Partisi Genel Merkezinde yapılan aramada; Girişin karşısındaki sekreter odasının sağ tarafında bulunan masa üzerinde çok sayıda CD bulunarak el konulmuştur. Bu CD'lerle ilgili yapılan ön incelemede, üzerinde "Elba High Quality CD" yazan M4-C524-B-R2-09:40 seri numaralı CD'nin yapılan incelemesinde; içerisinde (3) adet klasör ve (1) adet word sayfası olduğu görüldü. "Fetullahçı Gladyo" isimli klasör açıldığında, içerisinde (4) adet word belgesi, (4) adet resim belgesi olduğu görüldü. Fotoğraf belgeleri tek tek açılıp incelendiğinde; birçok Emniyet mensubunun isimlerinin olduğu, bu kişilerle ilgili açıklamaların yazıldığı ve genel olarak isimleri belirtilen kişilerin Fetullahçı olduğunun ayrıntılı biçimde anlatıldığı görülmüştür. "Fetullahçı Gladyo'nun Gladyo Operasyonu" isimli word sayfası açılıp incelendiğinde, Emniyet Teşkilatı içerisinde Fetullahçı Gladyo kadrosunun olduğu ve ayrıntılı açıklamaların yazıldığı görülmüştür. "Polis, Fethullah Gülen, ABD" isimli word belgesi açılıp incelendiğinde, (Fethullah Gülen suç örgütünün polis içindeki yapılanması, Risale Çocukları-1) başlıklı (1) sayfadan oluşan yazı olduğu, yazının içerisinde Emniyet Teşkilatı'nda Fetullahçı yapılanma olduğunun yazıldığı, devamında çok sayıda Emniyet mensubunun isimlerinin yazıldığı, isimlerin karşısında değişik açıklamaların olduğu, açıklamalardan sonraki bölümde "Fetullahçı" ibaresinin yazdığı, bazı isimlerin karşısında ingilizce terimlerin yazdığı görülmüştür. CD'nin bulunduğu odayı kim ya da kimler kullanmaktadır?

Cevap:

Bu CD'nin altı katlı olan genel merkez binamızın hangi bürosunda bulunduğu anlaşılmıyor. Fakat bu tür bilgiler yaygın olarak ulaşmaktadır. Özellikle Emniyet Genel Müdür Vekili Necati Altıntaş tarafından yazıldığı söylenen Emniyet içerisindeki Fethullahçı faaliyetle ilgili listeler ve eskiden yazılmış çeşitli Emniyet raporları , bizim partimiz tarafından da arşivlere konmaktadır. Fakat o isimleri yayınlamayı doğru bulmadık. Bu bilgilerden bana da gelmiştir. Partideki görevli arkadaşlar getirdi. Fakat ben kendilerine bu isimlerin yayınlanmaması talimatını verdim. Nereden aldıklarını sormam. Soruldu: Emniyet Teşkilatı içerisinde iddia ettiğiniz şekilde Fetullahçı bir yapının ortaya çıkarılabilmesi için herhangi bir çalışma yaptınız mı?

Cevap:

Bu tür bilgileri toplarız, bir kenara koyarız. Gerektiğinde araştırırız. Nitekim bir ay kadar önce bu konuda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na bir suç duyurusunda bulunduk. Fakat isim listesini basına açıklamadık.

Soruldu:

İddia ettiğiniz Fetullahçı yapılanmayla ilgili elinizde herhangi bir şekilde somut veriler mevcut mudur?

Cevap:

Örneğin Yargıtay Başsavcılığının AKP hakkında açtığı kapatma davası iddianamesinde ve kapatma dosyasında da bu Fethullahçı yuvalanma konusunda bilgiler bulunmaktadır.

Soruldu:

"Elba High Quality CD" yazan M4-C524-B-R2-09:40 seri numaralı CD'nin yapılan incelemesinde; içerisinde (3) adet klasör ve (!) adet word sayfası olduğu görüldü. "Ümit Sayın" isimli klasör açıldığında, (9) adet word dosyasının olduğu, bu word dosyaları içerisinde "Ümit Sayın tarafından Kadıköy C. Başsavcılığı'na yapılan suç duyurusu" yazılarının olduğu görülmüştür. Ümit Sayın'a ait bu suç duyurusu yazılarını kim nereden temin etmiştir? Bu yazılar hangi maksatla bulunmaktadır?

Cevap:

Bunları bilemem ve bilmem de mümkün değil. Genel Merkezimizde binlerce CD var. Bunların tümünün içeriğini, hiç kimse bilemez. Bütün "Suç CD leri" Aynı Masada!

Soruldu:

"Elba High Quality CD" yazan M4C524-B-R2-09:40 seri numaralı CD'nin yapılan incelemesinde; içerisinde (3) adet klasör ve (1) adet word sayfası olduğu görüldü. "Yargı-Nusret Senem'den" adlı klasör açıldığında, içerisinde (4) adet word belgesi, (7) adet pdf belgesi olduğu görülmüştür. "Yargıtay" adlı pdf dosyası açıldığında, elle çizilmiş basit bir kroki olduğu görülmüş, kroki içersinde binanın bölümlerini gösterir şekiller olduğu, bu şekillerin üzerine A, B, C yazıldığı, binalara giriş çıkış olan noktalarının işaretlendiği ve bu noktaların üzerlerine değişik işaretler ve şekiller yapıldığı ve numaralandırıldıktan görülmüştür.

"Krokinin açılımı" isimli word belgesi açıldığında, aynen şu yazıların yazdığı görülmüştür:

KROKİNİN AÇILIMI


A: Yargıtay ana bina
B: Yargıtay bitişik ek bina
C: Yargıtay ek bina
1: Protokol kapısı (güvenlik çok sıkı)
2: Avukat giriş kapısı
3: Posta giriş kapısı
4: Vatandaş kapısı
5: Garaj kapısı (sürekli görevli bulunur, güvenlik yok)
6: Mutfak kapısı
7: A blok yan kapı
8: C blok yan kapı
9: C blok arka kapı
10: C blok ön yan kapı
11: C blok ana giriş kapı
12: C blok garaj kapısı
13: Başbakanlık güvenli girişi
14: A blok girişi
X Güvenlik var
X Polis var
X ray cihazı var
P polis noktası var

"Sarıyla işaretli bölgeler rahat, buralarda güvenlik, polis, görevli yok. 6 nolu kapı tünel bölgesinde kalıyor. Gece için uygun. 3 nolu kapı, kilitli ancak açılabilir. Buradan A blok zemin altına inilir. Burası Milli Eğitim Bakanlığı ile A blok arasında kalıyor ve araba park yeri. Tenha. C blok 8 nolu kapı çok müsait. Girince bazen kapı arasında bir güvenlik çıkabilir. Burada lavabolar var. Oraya geçilebilir. Her zaman yok. 9 nolu kapı kilitlidir. Ama açılabilir. Ön taraftaki ışıklar orayı görmüyor. 10 nolu kapı kullanılmaz, ön taraftaki ışıklar burayı iyi görüyor. Ön tarafta 2 kamera var. Ön taraftaki sarı alan ağaçların altında kalıyor. Işıktan da geriye kalıyor. Orayı güvenlik kulübesi görmüyor. Arkada camları yok. O nedenle kör bir nokta oluşuyor. Karargah kameraları görse de karanlık olduğundan sıkıntı olmaz. Ancak fazla beklememeli. Karargah önünden hemen ikaz gelebilir" şeklinde yazıların olduğu görülmüştür. Elde edilen kroki ve krokinin açılımını anlatan word sayfasındaki yazılar incelendiğinde; Yargıtay binasında bir suikast ya da bombalı saldırı düzenlenebilmesi için, binadaki güvenlik zafiyetlerinin de içinde bulunduğu tüm noktaların belirtildiği, dolayısıyla Yargıtay Başkanlığı'nda, üst düzeydeki yargı mensuplarından birisine yönelik eylem hazırlığı yapıldığı değerlendirilmektedir. Bu kroki ya da kroki açılımını kim ya da kimler hazırladı?

Cevap:

İşçi Partisi'nin 40 yıllık tarihinde ne bir suikast ne bir şiddet eylemi vardır. Ne bunların planı yapılır ne de beyinler, bizim anlayışlarımızla ilgisi olmayan bu tür yasa dışı ve zararlı faaliyetlerle meşgul olur. Bu CD'yi bilmiyorum, belgeyi de bilmiyorum. Araştırılınca ortaya çıkar.

Soruldu:

Klasörün üzerinde ismi yazan Nusret Senem kimdir? Böyle bir şahıs tanıyor musunuz? Tanıyorsanız bu şahısla nasıl bir ilişkiniz vardır?

Cevap:

Nusret Senem İşçi Partisi'nin Genel Sekreteri'dir. Avukattır. Kendisi 4. katın Genel Sekreter Salonu'nda kalır. İtibarlı bir insandır. Ne onun ne de başka görevlimizin böyle alçakça ve saçma sapan işlerle ilgisi vardır.

Soruldu:

Bu kroki ve açılımından sizin bilginiz var mı? Varsa Yargıtay'da kime eylem yapmayı planlıyordunuz?

Cevap:

Bu kroki ve açılımından bilgim yoktur, ama partimin terör eylemleriyle hiçbir ilgisinin olmadığını bilirim. Emniyet de bilir MİT de bilir, herkes bilir.

Soruldu:

Bilginiz yok ise, Partinizin Genel Merkezi'nde bu bilgileri kim ya da kimler hazırlamış olabilir?

Cevap:

Bilemem.

Soruldu:

Sizin bilginiz olmadan Parti içerisinde bu tür oluşum ya da eylem hazırlıkları yapılabilir mi?

Cevap:

Benim bilgim olmadan veya bilgim dahilinde bu şekilde planlamalar Partimizde kesinlikle olmaz. Bu konuda Türkiye'nin en sağlam partisi , İşçi Partisi'dir.

Soruldu:

"Elba High Quality CD" yazan m4-c524-b-r2-09:40 seri numaralı CD'nin yapılan incelemesinde; içerisinde (3) adet klasör ve (1) adet word sayfası olduğu görüldü. "Yargı-Nusret Senem'den" isimli klasör içerisinde "Yargıtay ile ilgili notlarım" isimli word sayfası incelendiğinde içeriğinde aynen şu bilgilerin yazdığı görülmüştür. Aynen aktarılmıştır. "Yarg. 8 Hamdi Yaver Aktan'a teşekkür edelim. (TV için Danıştay'daki çabalarına) Ancak Baskınla, Kaboğluyla iyi görüşüyor. Gümüşhane Baro Başkanının cinayet davasına bakılacak. I. Selçuk'un yemeği en son ne zaman oldu. Silahçıoğlu en son ne zaman katıldı. Sabih Bey, Yarsav başkanı katılıyor. Murat Özdil iş arıyor. Bakılsın, sıcak yaklaşalım. Yalova Adliye'den Ünal Karabeyoğlu ile görüşelim. AKP dosyasını Eminağaoğluna iletelim, görüşünü alalım. Limandaki yemeğe yetiştirelim. Yemeğe Eminağaoğlu dışında E. Poyraz'la Levent Ersöz Paşa da gelecek. Adliyeden Mahmut Kaya'ya fazla uğranılmasın. Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya'nın babasının durumuna bakılsın. Acil. Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanı hin babasının durumuna bakılacak. Acil.

Fetullahçılar Yarg.:

Haydar Erol (Fetullah'ı ABD'de ziyaret etti, ona yatırım yapılıyor. Uçuş bilgileri olacaktı.)
Şerafettin İste (Fetullah'ı İstanbul'da saldı. Dosyası hazırlanacak)
Osman Şirin (İstanbul'da çalışırken Fethullah lehine giderdi. Şimdi de yakın, iyi takiye yapar)

Nakşiler:

Fazlı Kadı (Eşi çarşaflı)
Muammer Ünsoy (Sivas olaylarında taraflı davrandı, Ağara yakın)
İzzet Karataş (Başkan)
Cengiz Erdoğan (YSK Başkanıyken Tayyip'le anlaştı. Şimdi başkan oldu.)

MHP'liler:

Hayrettin Cevheroğlu (lider durumunda, oğlu rüşvetçi avukat)
Nazım Kaynak (Üniversiteden beri Fikret Hocayı dinler)
Mehmet Ekmekçi (Menzil şeyhine bağlı-nakşidir.)
Erkan Ertürk
Divriği Sivas'tan bakılsın.
İbrahim Şahbaz (Doç) Ali Rıza Çınar (Doç) Kadir Özbek

Tunceli:

Hulusi Özek (Emekli olunca gidilsin)
Zeki Aslan (kızı Adana'da Tekfen'de mühendis. Duygusal ilişkileri var. Görüntü var, Çivrilli Paşa ile iyi görüşür.) Ali Erol Özgenç (Tunceli'den oldukları bilinmiyor)

Kürtler:

Nedim Baran, Metin Kaya, Uğur Gençan." Söz konusu belgeyi kim ya da kimler hazırladı?

Cevap:

Bu notları ilk defa görüyorum, hiçbir bilgim yok.

Soruldu:

Belgenin içeriğinden Yargıtay'da görevli kişilerin değişik isimler altında fişlendiği ve istihbari bilgiler toplandığı görülmektedir. Partiniz içinde bu şekilde istihbari çalışma yapanlar kimlerdir?

Cevap:

Hayır, yok.

Soruldu:

Bu bilgileri ne amaçla kullanmaktasınız? Bilgilerinizin kaynağı nedir?

Cevap:

Belge hakkında ben de ancak sizin kadar bilgi sahibiyim.

Soruldu:

"Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının babası araştırılacak, acil" derken ne kast edilmektedir.

Cevap:

Bilmiyorum.

Soruldu:

Şayet bu belgeden sizin bilginiz yoksa, partiniz içerisinde sizin bilginiz olmadan bu şekilde istihbari çalışmalar yapılabilir mi?

Cevap:

Yayın organlarının elbette haber toplama çalışmaları vardır. Toplanan haberler ille de yayınlanacak diye bir şey yok. Hatta ele geçen haberlerin ancak 30'da 40'da biri doğrulandıktan sonra kamuoyuna açıklanır.

Soruldu:

"Elba High Quality CD" yazan M4-C524-BR2-09:40 seri numaralı CD'nin yapılan incelemesinde; içersinde (3) adet klasör ve( 1) adet word sayfası olduğu görüldü. "Yargı-Nusret Senemden" isimli klasör içersinde, "Yargı tel notları" isimli word sayfası incelendiğinde, çok sayıda şahsın isminin yazdığı, isimlerin karşısında da telefon numaralarının yazdığı görülmüştür. Listedeki isimlerle ilgili yapılan ön çalışmada, listedeki isimlerin Yargı mensupları olduğu öğrenilmiştir.
Söz konusu belgeyi kim ya da kimler hangi maksatla hazırladı?

Cevap:

Bilmiyorum, fakat bizim Genel Merkezimizde görevli olan çok sayıda hukukçu ve avukat arkadaş bulunmaktadır. Bunlar meslektaşlarının telefon ve isimlerini muhafaza ederler. Ayrıca partimizin rehberinde, bilgisayar kayıtlarında Türkiye'nin bütün protokolünün devlet dairelerinin, üniversitelerinin, kitle örgütlerinin yöneticilerinin telefon ve adresleri bulunur. Ulaşmak için gerekir veya bayramlarda tebrik yollamak için gerekir. Bunlar her kurumun belleğinde yer alması gereken bilgilerdir.

Soruldu:

"Elba High Quality CD" yazan M4-C524-B-R2-09.40 seri numaralı CD'nin yapılan incelemesinde; içersinde (3) adet klasör ve (1) adet word sayfası olduğu görüldü. "Yargı Nusret Senem'den" isimli klasör içersinde bulunan "Muammer Aksoy" isimli pdf dosyası incelendiğinde, bir adet "ceset" resminin olduğu görülmüştür. (Resim gösterildi) Bu resmi nereden temin ettiniz ve hangi maksatla kullanmaktasınız?

Cevap:

Muammer Aksoy Türkiye'nin büyük bir hukukçusu ve bilim adamıdır. Şehit edilmiştir. Resimleri bütün yayın organlarında çıkmıştır. Bizim yayın organlarımızın fotoğraf arşivleri çok zengindir. Bu tür fotoğrafları oradan bulmak mümkündür.

Soruldu:

"Elba High Quality CD" yazan M40524BR209 numaralı CD'nin yapılan incelemesinde; içerisinde (3) adet klasör ve (1) adet word sayfası olduğu görüldü. "Yargı-Nusret Senem'den" isimli klasör içersinde bulunan "Turgut Özal" isimli pdf dosyası incelendiğinde, 18 Haziran 1986 tarihinde Ankara ilinde Atatürk Kapalı Spor Salonunda Anavatan Partisi'nin 2. Olağan Genel Kurul Toplantısı yapıldığı sırada. Başbakan Turgut Özal'a yönelik silahlı saldırı olayının soruşturma evraklarının olduğu görülmüştür. Bu evrakları nereden, ne şekilde temin ettiniz?

Cevap:

Bu evrakların nereden alındığını bilemem. Ama bizim yayın organlarımız bu konuyu araştırmış ve etraflı yayın yapmışlardır. Arşivlerimizde böyle binlerce belge bulunmaktadır.

Soruldu:

"Elba High Quality CD" yazan M4-C524-B-R2-09:40 seri numaralı CD'nin yapılan incelemesinde; içerisinde (3) adet klasör ve (1) adet word sayfası olduğu görüldü. "Yargı-Nusret Senemden" isimli klasör içerisinde bulunan "Tayyip Erdoğan" isimli pdf dosyası incelendiğinde; 1998 yılında Recep Tayyip Erdoğan hakkında Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi C. Başsavcılığı'nca düzenlenen iddianame olduğu görülmüştür. Bu evraktan bilginiz ya da ilginiz var mı ? Var ise bu evrakı nereden ne şekilde temin ettiniz? Hangi amaçla bulundurmaktasınız?

Cevap:

Bilgim yok ama bu tür iddianameleri Adliyeden her isteyen avukat alır. İşçi Partisi olarak bizim sürekli araştırma yaptığımız biliniyor. İki elimiz Tayyip Erdoğan'ın yakasındadır. Cumhuriyeti yıkmak peşinde olduğu kanaatindeyiz. Bu kanaatimiz son olarak Yargıtay C. Başsavcılığının iddianamesiyle en yüksek yargı makamı tarafından doğrulanmıştır. İfadenin bu aşamasında şüpheli Doğu Perinçek avukatıyla görüşmek istediğini beyan etmesi üzerine ifade işlemine saat: 20.10'da ara verilmiştir. İfade alma işlemine tekrar saat: 20.25'te başlanmıştır.

Soruldu:

"Elba High Quality CD" yazan M4-C524-B-R2-09:40 seri numaralı CD'nin yapılan incelemesinde; içerisinde (3) adet klasör ve (1) adet word sayfası olduğu görüldü. "Yargı-Nusret Senem'den" isimli klasör içersinde bulunan "Seyfettin Çilesiz" isimli word dosyasında bir resim olduğu görülmüş ve bu resim yazdırılmıştır (Söz konusu resim gösterildi). Resimdeki şahıslar kimlerdir? Bu resim nerden temin edildi? Resim hakkında bilginiz ya da ilginiz var mı?

Cevap:

Resimdekilerin hiçbirini tanımıyorum.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ERGENEKON ŞÜPHELİLERİ HAKKINDA DOĞU PERİNÇEK'TEN YORUMLA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Kas 2010, 21:01

Genelkurmay'ın Yalanladığı "Karargâh Evleri" Uydurması

Soruldu:


İşçi Partisi Genel Merkezi'nde yapılan aramada 4. katta çok gizli ibareli (5) sayfadan oluşan "Konu: İP! - Karargâh Evleri" başlıklı belgenin içeriğinde, "İşçi Partisi ve Alevi kesimin yanı sıra bazı TSK mensupları ve memurların da katılımıyla, emperyalistlerle, Cumhuriyet karşıtı yıkıcılarıyla mücadele amacıyla bir harekat başlatıldığı yönünde hassas kaynaktan bilgiler intikal etmiştir. Yürütülecek bu çalışmalarda hiçbir kurum ve oluşumun zarar görmemesi için 'karargah evleri' adı altında, çekirdek kadroların oluşturulmasının öngörüldüğü alınan bilgilerdendir" yazdığı, devamında karargah evleri hakkında bilgiler verildiği, yazının sonlarına doğru faaliyet içersinde yer alan şahısların değişik başlıklar altında isim listelerinin bulunduğu; son sayfasında ise "Karargah Evleri" başlığı altında bir şema yapıldığı, şemanın en üst kısmında İbrahim Aslan yazdığı, buna bağlı olarak (İ. Yaşar Hacısalihoğlu -Türkiyem Topluluğu), (Askeri kesim-Albay Cengiz Köylü), (Alevi kesim-Dede) yazdığı; askeri kesimin altında, iki ayrı ok çıkartıldığı, bunlardan birisinin Harp Akademisi ve diğerinin Hava Harp Okulu başlıklarına ayrıldığı, "Harp Akademisi" başlığı altında, Albay Cengiz Köylü, Albay Yavuz Göker, Albay Turan Toker, Fırat Kaymakçıoğlu, Hasan Günay Aktaş, Osman Şen, Mahmut Melih Başdemir, Turan, Kemal, Y. Selim Özmen. Rıza Okur yazdığı; "Hava Harp Okulu" başlığı altında Binbaşı Bülent yazdığı, bunun hemen altında; Öğrenciler başlığı altında Ozan Nizam, Gökhan Gülşen, Cihan Akyol, Alper Özkan, Emre Yılmaz, Çağdaş Doğan, Onur Sönmez, İbrahim Polat yazdığı; Hava Harp Okulu başlığı altında bir ok çıkartılmış olduğu, bunun altında "Destek Sağlayan" başlığı altında, Albay Sinan Kesici, Dr. Rıza Kurna yazdığı, bunun hemen altında "Memur Kesimi" başlığının olduğu ve Gönül Temiz, NesibeAkbulut isimlerinin yazdığı; İbrahim Aslan ismi altında bir ok uzantısında, "İşçi Partisi" başlığının olduğu, bu başlık altında, M. Bora Perinçek, M. Bedri GÜLTEKİN, Hikmet Çiçek ve Zerrin Öztürk yazdığı; İşçi Partisi başlığından uzatılan okun altında, "Bölge Sorumluları" başlığının olduğu, bu başlık altında Ali Doğan (İst / Bayrampaşa), Mevlüt Usta (İst / Bayrampaşa), Hıdır Hokka (İst IGOP), Zerrin Öztürk (İst / GOP), Mustafa Ozan (Tekirdağ), Sait Zorlu (Kırklareli), Abdurrahman Taşçı (Kurye) yazdığı, "Alevi Kesim" başlığı altında iki ayrı ok olduğu, bunlardan birisinde Yeni Bosna Cem Evi diğerinde Balaban aşireti yazdığı görülmüştür.

Belgede belirtilen karargah evleri nedir? Bu evler hangi amaçla oluşturulmuştur. Bu evler nerelerde bulunmaktadır ve kimler kalmaktadır? Karargah evleri şemasında bulunan isimler kimlerdir? Bu şahıslardan kimleri tanıyorsunuz ve aranızda nasıl bir ilişki vardır? Tek tek açıklayınız. Söz konusu karargah evlerinin İşçi Partisi'yle nasıl bir ilişkisi vardır?

Cevap:

Şüpheli bir belge, bizim teşkilatlanma ve diğer çalışmalarımızla en ufak bir ilgisi yok. Provokasyon amaçlı. İfadeler i bize benzemiyor. Bizim ruhumuza, çalışma tarzımıza, geleneklerimize aykırıdır.

- İbrahim Aslan'ı tanımam.
- İ. Yaşar Hacısalihoğlu değerli bir doçentimizdir. Türkiyem Topluluğu, Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Mustafa Özbek'in önderlik ettiği bir platformdur.
- Krokide isimleri geçen askeri şahısların hiçbirini tanımıyorum. Böyle şahısların olduğu da şüphelidir. Belki hiç yoktur. M. Bora Perinçek, benim oğlumdur.
- M. Bedri Gültekin, Partimizin Genel Başkan Yardımcısıdır.
- Hikmet Çiçek, Partimizin Basın Bürosu Sorumlusudur.
- Zerrin Öztürk, Partimizin İstanbul Öncü Kadın Başkanıdır.
- Bu dört ismin bir arada olması mümkün değildir. Saçma sapan bir şemadır.
- Krpkide bölge sorumluları başlığı altında yer alan Ali Doğan, bir üyemizdir. Mevlüt Usta, İstanbul İl Saymanı dır. Hıdır Hokka, Merkez Karar Kurulu üyemizdir. Zerrin Öztürk'ün Gaziosmanpaşa'yla hiçbir ilgisi yoktur. Mustafa Ozan Tekirdağ yöneticilerimizdendir. Sait Zorlu'yu tanımam. Abdurrahman Taşçı, İstanbul yöneticisidir, kurye falan olamaz.

Ancak bir akıl hastası böyle saçma sapan şemalar yapabilir. Zaman zaman bize bu tür mektuplar gelebiliyor. İnsanlar oturup böyle şemalar yapıyor. Provokasyon amaçlı da yapılmış olabilir. İşçi Partisini çok az tanıyan insanlar bile burada yazılanların bizim gerçeğimizle en küçük ilgisi olmadığını bilir. Hele ordu, Alevilik vs. gibi hassas konuların karıştırılması , bu belgelerin kışkırtıcı özellikler taşıdığını gösteriyor. Bilgilerin hassas kaynaktan elde edildiği söyleniyor. İşçi Partisi hangi hassas kaynaktan bilgi elde edecek...

Mehmet Zekeriya Öztürk un Kışkırtıcı Ajanlığı Soruldu:

Mehmet Zekeriya Öztürk, Ulusal Kanal ve Aydınlık dergisinde çalıştı mı? Çalıştı ise hangi yıllarda ve hangi görevlerde çalıştı? Bu şahsı kimin referansıyla işe aldınız?

Cevap:

Yukarıda belirttim. Mehmet Zekeriya Öztürk, kendisini emekli binbaşı diye tanıtarak, Ulusal Kanal'da çalışmak için başvurmuş, arkadaşlarımız yaptıkları mülakat sonunda subay emeklisi olmasına da güvenerek işe almış. Fakat çok sık yalan söylediği, binaya silahla girmek istediği, cebinde yedi sekiz ayrı kimlik taşıdığı ve geçmişte Hıristiyan olarak kiliselere gittiği tespit edilince, birkaç ay sonra işten atıldı. Binaya silahla girmek için birkaç teşebbüste bulunması da şüpheleri yoğunlaştırdı. Bir kışkırtıcı ajandır. Aydınlık dergisinde kapak yapılmıştır. Ordudan istifaya zorlandığı saptanmıştır.

Soruldu:

Siz ifadenizin başlangıcında Mehmet Zekeriya Öztürk'ün "ajan provokatör" olduğunu, Mehmet Eymür'e bağlı çalıştığını söylediniz. Siz yakalandıktan sonra ikametgahınızda yapılan aramada, kapağında "Masonik Bilderberg Çetesi" yazan (76) sayfadan oluşan kitapçık şeklinde belge ele geçirilmiş, bu belgenin kapağı üzerine el yazısıyla mavi tükenmez kalemle "30 Mart 2000", "Eroin trafiği s.60" ibaresinin yazılı olduğu, belge içersindeki bazı sayfalardaki satırların altlarının mavi tükenmez kalemle çizildiği görülmüştür. Ergenekon soruşturması kapsamında daha önceden yakalanan ve sizin ajan provokatör diye belirttiğiniz Mehmet Zekeriya Öztürk'ün ikametgahında yapılan aramada, aynı belge, yani kapağında "Masonik Bilderberg Çetesi" yazan (76) sayfadan oluşan, kitapçık şeklinde belge ele geçirilmiş, bu belgenin kapağı üzerinde de "30 Mart 2000", "Eroin trafiği s.60" yazdığı, yazı karakterinin aynı olduğu, fakat bunun fotokopi olduğu, ayrıca Mehmet Zekeriya Öztürk'den çıkan belgenin içeriğindeki sayfalardaki altı çizili satırların da sizdeki belgelerle birebir eşleştiği, fakat Zekeriya Öztürk'teki belgelerin fotokopi olduğu görülmüştür. Dolayısıyla Mehmet Zekeriya Öztürk'ten çıkan belgelerin, sizden çıkan belgelerden fotokopi edilerek temin edildiği anlaşılmaktadır. Diğer bir dikkat çekici husus da, yakalanan Veli Küçük'ün ikametgahında yapılan aramada da aynı belgenin bulunduğu, ancak belgenin üzerinde diğer iki belgede bulunan el yazısının olmadığı görülmüştür. ifadenizde Mehmet Zekeriya Öztürk'ü ajan provokatör olarak suçlamanıza rağmen, sizde aslı bulunan bir belgenin fotokopisinin bu şahısta çıkmasını nasıl açıklıyorsunuz?

Cevap:

Bahsettiğiniz metin fotokopiyle çoğaltılmış bir kitaptır. "Mafyokrasi" kitabımı hazırladığım sırada Aydınlık arşivinden mafyaya ilişkin diğer kitaplarla birlikte aldım. Şimdi hatırlamıyorum, fakat üzerindeki notlar ve altı çizilen yerler benim kalemimden çıkmış olabilir. Kitabı alırken bir nüshasının Aydınlık arşivinde kalması ve bir başvuru kitabı olarak yararlanılması için bıraktım. Nitekim mafya haberlerinde bu belge muhabirlere verilen başlıca kitaplar arasındadır. Zekeriya Öztürk konuya ilişkin bir haber yaptığı zaman kendisine verilmiş olması gerekir.

Soruldu:

Aynı belgenin Veli Küçük'te de bulunmasını nasıl açıklıyorsunuz?

Cevap:

Sözünü ettiğiniz belge, bugün konuyla ilgili bütün gazetecilerin kütüphanelerinde bulunmaktadır. Veli Küçük'ün bu belgeyi yayınladığını bilmiyorum, ama mümkündür. Bir generalin yaptığı yayını bulundurmak ve fotokopi yaptırmak suç değildir. Örneğin Mehmet Akif'in "Safahat" kitabı gibi çeşitli kitaplar, yüzlerce binlerce insanın kütüphanelerinde bulunmaktadır.

Soruldu:

Mehmet Zekeriya Öztürk, Danıştay saldırısı olayıyla ilgili alman ifadesinde; 2002 yılında sizinle tanıştığını, danışmanlığınızı yaptığını, iki yıl kadar yanınızda kaldığını, işçi Partisi'nin Rusya ve Çin başta olmak üzere diğer birçok sosyalist ülkenin etkisi ve kontrolünde olduğunu, ayrıca Doğu Perinçek'in, yani sizin, daha çok Rusya ve Çin istihbaratlarıyla yakın ilişki içersinde olduğunuzu, onlar tarafından yönlendirildiğinizi, ayrıca Alman ve ingiliz istihbaratlarıyla da diyaloglarınız olduğunu beyan etmiştir. Bu iddialarla ilgili ifadenizi veriniz.

Cevap:

Mehmet Zekeriya Öztürk hiçbir zaman benim danışmanım olmadı. Danışmanlarıma bakılırsa hangi nitelikte insanların bu işi yapabilecekleri görülür. Danışmanlarım üniversite hocaları , yüksek rütbeli subaylar, bürokraside yüksek görevler yapmış insanlar, emniyet müdürleri gibi seçkin şahsiyetlerdir. Başka devletlerle ilişkiler konusundaki iftiraların hepsi ancak kışkırtıcı ajanların görev üstlenerek yapabilecekleri suçlamalardır. Ben 40 yıldır ABD önünde boyun eğmeyen, Lozan'da, Paris'te, Berlin'de bu milletin başını dik tutmasına önderlik eden, vatanımızın ayrılmaz parçası olan Güneydoğu'da Türk bayrağını dalgalandıran Partinin başkanıyım. İşçi Partisi hiçbir devlet ve örgüt tarafından kontrol edilemez. Kendi karar organları vardır. Türk devleti dahi İşçi Partisini yönetemez. Hele yabancı devletler tarafından yönetilmek bizim için en ağır suçtur ve şerefsizliktir. Beni bütün Türkiye bilir, vatanımın ve devletimin bağımsızlığı ve bütünlüğü için en önde mücadele eden, 40 yıllık hayatımda karakter ve kişiliğimi ispatlamış bir adamım. Hiçbir devlet benim üzerimde etkili olamaz. Bu tür ilişkilerimin olmadığını en iyi Türkiye'nin güvenlik örgütleri bilir. Onlara sorarsanız gereken cevabı alırsınız.

Soruldu:

Mehmet Zekeriya Öztürk aynı ifadesinin devamında sizin son dönemlerde asker kanadına yakın görünmek için TSK'nin stratejilerine benzer bir politika ürettiğinizi, Doğu PERİNÇEK ve lider grubunun 2003 yılından itibaren TSK'nin yanında gözükmesinin gerçek sebebinin mevcut siyasi yapının dağıtılarak mecliste kendilerine birkaç sandalye edinmek olduğunu, bu nedenle 2003 yılından itibaren partinin bir askeri darbeyi dört gözle beklediğini, TSK darbe yapamadığı için ağır bir dille eleştirdiğinizi, İşçi Partisi ve Doğu Perinçek'in mevcut illegal orijinli altyapı kadrolarıyla bir eylem yaptırabileceğini, planlayabileceğim veya plan ve eyleme destek verebileceğini, Av. Alparslan Aslan'ın siyasi görüşünün Doğu Perinçek'in son dönem politik açılımlarına ters düşmediğini, Alparslan Aslan ve benzeri şahısların profil ve eylemsel yapılarının Perinçek için tercih sebebi olduğunu, Doğu Perinçek'in, istek ve amaçlarına ulaşmak için her yolu deneyebileceği bir yapıda olduğunu beyan etmiştir. Bu iddialara cevap veriniz.

Cevap:

Bütün bu suçlamaları Türk milleti, milletimizin önde gelen kurumları , Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet teşkilatı değerlendirecek birikim ve yeteneğe sahiptir. Jandarma Genel Komutanlığının Yalanladığı Belge

Soruldu:

İşçi Partisi Genel Merkezinde yapılan aramada, girişin karşısındaki sekreter odasının sağ tarafında bulunan masa üzerinde çok sayıda CD bulunarak el konmuştur. Bu CD'lerle ilgili yapılan ön incelemede, üzerinde "CD 3 PRINCO" yazdı P420281107130821 seri numaralı CD'nin yapılan incelemesinde; (3) adet klasör olduğu, çok sayıda word belgesi, çok sayıda pdf belgesi ve çok sayıda resim dosyasının olduğu görülmüştür. "Ergün Poyrazın JITEM'den aldığı para" isimli klasör içersinde (5) adet word belgesinin olduğu, bu belgeler ayrı ayrı incelendiğinde Ergün Poyrazın değişik tarihlerde ve değişik miktarlarda jandarma istihbarat başkanlığı kasasından paralar aldığına dair tutanakların olduğu, tutanak içersinde istihbarat başkanlığı kasasından verilen paranın miktarı ve tarihinin olduğu, alt kısmında teslim eden, hazır bulunan ve onaylayan jandarma görevlilerinin isimlerinin olduğu, ayrıca teslim alan bölümünde, "Ergün Poyraz araştırmacı-yazar" yazdığı görülmüştür. Söz konusu belgelere ait bilginiz ve ilginiz var mıdır? Bu belgeler nereden ne şekilde ve kimler tarafından temin edildi? Ergün Poyraz isimli şahsı tanıyor musunuz? Aranızda nasıl bir ilişki var? Bu belgeleri parti binanızda saklamanızın sebebi nedir? Bu belgeler hangi amaçla kullanılmak için temin edilmektedir?

Cevap:

Ergün Poyraz'ı gazetelerden tanıyorum. Bahsettiğiniz belgeyi görmedim, doğruluğu hakkında hiçbir şey söyleyemem. Ancak yayın organlarımız bulunduğu için her türlü istihbarat toplanır, bunlar tasnif edilir. Doğrulukları, gündeme geldiği zaman araştırılır. Bunların bir kısmı yalan dolandır , hatta çoğunluğu kirletici bilgidir. Önemli olan, kullanılan bilgilerdir. Yani yayımlamadığımız bilgilerin gerçekliği konusunda bir güvence veremeyiz. Bizim Partimizin yayın kuruluşu olarak Aydınlık dergisi vardır. Parti olarak doğrudan sahibi değiliz ama çalışanların bir kısmı Partilidir. Partinin görüşlerini büyük ölçüde yansıtır. Partimiz Türkiye'nin meseleleri için araştırmalar, incelemeler yapar, bilgi toplar. Ulusal Kanal partimizden bağımsız ayrı bir şirkettir. Aydınlık dergisinde olduğu gibi bir bağlantımız yoktur. Bağımsız bir şirkettir. Aydınlık dergisi ve Ulusal Kanal , kiraları müştereken ödemede kolaylık olması açısından bizimle aynı binada bulunmaktadırlar. Fakat onların katları ve büroları ayrıdır, kapıları ayrıdır. Ankara'daki genel merkezimizin bulunduğu binada birinci katta Ulusal Kanal ve Aydınlık dergisi bulunur. İkinci , üçüncü ve dördüncü katta Parti büroları bulunur. Parti katlarında dergi ya da televizyon çalışmalarına ait bir oda veya büro yoktur. Partinin Propaganda ve Basın Bürosu Türkiye'yle ve dünyayla ilgili her türlü bilgi ve haberi toplar. Bize her gün onlarca bilgi ve belge gelir, postayla gelir, kargoyla gelir, kapıya elden gelir. Bu bilgi ve belgeler geldiği zaman hiçbiri yırtılmaz ve reddedilmez, siz de getirseniz alınır ve ilgili büroya verilir. Mesela Sendika, Basın, Propaganda bürolarına verilir. Onlar hepsini ilgili klasörlere tasnif ederler. Bize gelen hiçbir belge atılmaz. Bir gün soruşturma açılacak da bu belgeler bize sorulacak diye bir şey kimsenin aklına gelmemiştir. Çünkü Partimiz bilgiye önem verir. Kapılarımızda "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" yazılıdır. Ergün Poyraz la ilgili belge dediğiniz kâğıt dijital olarak gelmiştir.

Soruldu:

Size dijital ortamdan bilgiler nasıl ulaşır?

Cevap:

İki şekilde ulaşır. Birisi Partinin, yöneticilerin ve görevlilerin internet adreslerine gönderilir. Eğer o bilgiyi saklamak istiyorsa çıktısını alır, muhafaza eder. İkinci yol CD'ye veya belleklere kayıt edilerek gelir. Ama önüme koyduğunuz bu kâğıt üzerindeki çıktının bize nasıl geldiğini bilmiyorum. Bu işin çözümü kolaydır. Siz devlet kuruluşusunuz ve İçişleri Bakanlığına bağlısınız. Jandarma Genel Komutanlığı da İçişleri Bakanlığı'na bağlıdır. Bir yazıyla bu belgenin aslının olup olmadığını araştırır ve doğrularsınız. Böyle bir belgenin bize gelmesi suç değildir ve suç kanıtı oluşturmaz, kaldı ki bu belgenin gelip gelmediği de belli değildir. 7 Jandarma Genel Komutanlığı , bu belgenin gerçek dışı olduğunu yazıyla açıkladı (D.P.'nin notu).

Soruldu:

"CD 3 PRINCO" yazdı P420281107130821 seri numaralı CD'nin yapılan incelemesinde; Fırat Üniversitesi-İrticai kadrolaşma'" isimli klasörün içersinde (14) adet resim belgesinin olduğu, bu resim belgelerinin içersinde Fırat Üniversitesi hakkında bilgilerin olduğu, üniversite görevlilerinin isimlerinin olduğu, bazı görevlilerle ilgili ayrıntılı açıklayıcı bilgilerin yazdığı, diğer sayfalarda liste şeklinde isim listesinin olduğu, isimlerin karşısında unvanların ve bölümlerin yazdığı, ayrıca her ismin karşısında "sağ görüşlü, muhafazakâr, nurcu, F.G. grubu, Süleymancı, ülkücü" şeklinde sınıflandırmalar yapıldığı görülmüştür. Söz konusu belgelerden bilginiz ve ilginiz var mıdır? Bu belgeler nereden, ne şekilde ve kimler tarafından temin edildi? Bu belgeleri parti binanızda saklamanızın sebebi nedir? Bu belgeler hangi amaçlarla kullanılmak için temin edilmektedir? Üniversite görevlileriyle ilgili bu çalışmayı kim ya da kimler hazırlamıştır?

Cevap:

İnternette her gün çeşitli kurumlardaki irtica örgütlenmesi veya farklı fikir akımlarının mensuplarıyla ilgili raporlar ve listeler devamlı dolaşıyor. Biz bunlara itibar etmeyiz. Etseydik Fethullah Hoca listesini yayınlardık. Bu tür raporların bize gelmesi suç oluşturmaz. Bütün partilere bu tür belgeler gitmektedir. Bu belgeyi hatırlamıyorum, bu belgenin sorumlusuyla ilgili bir tahmin yapamam. Kaldı ki burada suç diye bir şey yok.

Basına 2000'de Dağıtılmış Belgeler

Soruldu:


"CD 3 PRINCO" yazılı P420281107130821 seri numaralı CD'nin yapılan incelemesinde; içersinde bugüne kadar yakalanan şahıslardan ele geçirilen örgüt dokümanlarından "Devletin yeniden yapılandırılması", "Dinamikanti-tez", "Dinamik-ulusal güç birliği", "Birleşik komün", "İP Türk ve Kürdü Birlikte Örgütleme Tasarımı", "Lobi", "Oluşum", "Ulusal Medya 2001 "le şimdiye kadar sadece Tuncay Güney ve Veli Küçük'ten elde edilen "Ergenekon" isimli belge bulunmuştur.

Siz bu belgeleri nereden ne şekilde temin ettiniz? Bu belgeleri parti binanızda saklamanızın sebebi nedir? Bu belgelerin tamamı Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan, özellikle örgütün yönetici kadrosundaki şahıslardan bulunmuştur. Dolayısıyla sizin bu şahıslarla birlikteliğiniz ve ortak noktalarınız görülmektedir. Bu durumu açıklayınız.

Cevap:

Sorduğunuz Cd'yle ilgili benim bir bilgim yoktur. İçindeki belgelerden bazılarını 2000'l i yıllarda basına dağıtıldığı için gördüm. "Bilderberg" denen belgeyi "Mafyokrasi" kitabımı yazarken inceledim. Ergenekon'un anayasası dediğiniz "Ergenekon" belgesini bana iki yıl önce Sabah gazetesi yazan Aslı Aydıntaşbaş. Yavuz Donat'ın önünde, ricam üzerine Sabah gazetesinin Ankara bürosunda verdi. Bana kâğıt olarak verdiğini çok iyi hatırlıyorum, ancak dijital ortamda da ayrıca vermiş olabilir.

Ege Ordu Komutanlığı na Tertip

Soruldu:


İşçi Partisi Genel Merkezinde yapılan aramada; girişin karşısındaki sekreter odasının sağ tarafında bulunan masa üzerinde çok sayıda CD bulunarak el konulmuştur. Bu CD'lerle ilgili yapılan ön incelemede, üzerinde "Versatile" yazan 411509A102B4 seri numaralı CD'nin yapılan ön incelemesinde; içerisinde "Hikmet Çiçek'e ulaşanlar" isimli bir adet klasör olduğu, bu klasör açıldığında (2) adet klasör ve bir miktar word ve power point dosyalarının olduğu, klasörlerin açılımında, içerisinde çok sayıda klasörler altında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin değişik kurumlarıyla ilgili gizlilik dereceli belgelerin olduğu, özellikle Ege Ordu Komutanlığı'yla ilgili belgelerin olduğu görülmüştür. Siz bu belgeleri nereden ne şekilde temin ettiniz? Bu belgeleri parti binanızda saklamanızın sebebi nedir? Bu belgeleri kim nereden temin etmiştir? Hikmet Çiçek kimdir? Söz konusu belgelerle irtibatı nedir? Açıklayınız.

Cevap:

Bu belgeleri görmedim. Yine Aynı Masada Org. Büyükanıt'a Suikast CD'si!

Soruldu:

İşçi Partisi Genel Merkezi'nde yapılan aramada; Girişin karşısındaki sekreter odasının sağ tarafında bulunan masa üzerinde çok sayıda CD bulunarak el konulmuştur. Bu CD'lerle ilgili yapılan ön incelemede, üzerinde "Versatile" yazan 411509A102B4 seri numaralı CD'nin yapılan ön incelemesinde; 2005 yılı şubat ayı içersinde dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın İzmir ve Balıkesir illerine yapacağı ziyaretlerle ilgili koruma planını gösteren (9) sayfalık belge bulunmuştur. Siz bu belgeleri nereden, ne şekilde temin ettiniz? Bu belgeleri parti binanızda saklamanızın sebebi nedir? Yaşar Büyükanıt'a ait koruma planını hangi amaçla kullanmak için temin ettiniz? Bu planları başka herhangi bir kişi veya kişilere verdiniz mi?

Cevap:

Böyle kanun dışı, saçma sapan, vatana ve millete hıyanet anlamını taşıyan işlerle bizim hiç işimiz olmadığını , Genelkurmay Başkanı , Emniyet Genel Müdürü, MİT Müsteşarı bilir.

Soruldu:

Bu CD'lerin bulunmuş olduğu katın sorumluları kimlerdir?

Cevap:

Girişin karşısında böyle bir sekreterlik odası yok. Her katta ikişer adet sekretarya odası vardır. Bu odalarda çalışanların isimlerini şu anda bilmiyorum. Bu tür CD'leri aynı marka CD'lerle değiştirmek de mümkündür. Partimizin bu tür saçma sapan, alçakça işlerle işi yoktur.

Askeri Belgeler

Soruldu:


Parti binanızda yapılan aramada gerek kâğıt, gerekse dijital ortamda Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ait çok sayıda gizlilik dereceli bilgi ve belgenin bulunduğu görülmüştür. Ayrıca birçok kamu görevlisi hakkında (Emniyet Teşkilatı-Milli Eğitim Bakanlığı-Yargı Mensupları-Bazı Üniversiteler) bilgiler topladığınız, bu kişileri değişik tarikat, grup ya da siyasi görüşe göre sınıflandırdığınız görülmüştür. Bir siyasi parti ve parti lideri olarak Türk Silahlı Kuvvetlerine ait gizlilik dereceli belgeleri bulundurmaktaki amacınız nedir? Bu belgeleri parti teşkilatınızda kim ya da kimler toplamaktadır? Bu bilgiler hangi amaçla hazırlanmaktadır? Partiniz içerisinde bu şekilde istihbari çalışmalar yapan biriminiz ya da görevlileriniz var mıdır? Varsa kimlerdir? Bu bilgi ve belgeleri herhangi bir yerde kullandınız mı veya herhangi bir kişiye verdiniz mi? Gruplandırdığınız ya da sınıflandırdığınız kamu görevlileri hakkında elinizde somut bilgiler bulunmakta mıdır? Yoksa bu ayrımları neye göre yapmaktasınız? Bu tür bilgi ve belgeler özellikle parti binanızın (4.) katında ele geçirilmiştir. Şayet bu bilgi ve belgelerden sizin haberiniz yok ise parti binanızda bu belgelerden kimler sorumludur?

Cevap:

Bu belgelerin bizde olması , bu tür tarikat ve cemaatlerin, Atatürk Devrimi'ni yıkmaya yönelik faaliyetlerin bilgi ve belgelerinin bulunması çok normaldir. Çünkü Türkiye'nin her yerinden bu tür bilgi ve belgeler bize gelir. Kamu kurumlarından da gelir. Ancak yaygın bir iftira ve bilgi kirletme ortamı olduğu için bu belgelere itibar etmeyiz. Ancak günün birinde belki işimize yarar diye saklarız. Bunları sakladığımız için suçlanmayı hiçbir şekilde düşünmeyi z ve yine de düşünmüyoruz. Türkiye'de birçok ahlaksız insan ve gruplar, karşıtları hakkında iftira kampanyaları yürütmektedir. Biz siyasi karşıtlarımız için dahi hiçbir şekilde gerçek dışı bilgi yayınlamayız. Bunu ahlakımıza ve karakterimize yakıştırmayız. Türk Silahlı Kuvvetleriyle ilgili belgelerden bir kısmı rahmetli Genel Başkan Yardımcımız Suphi Karaman'ın kütüphanesindendir. Kendisi ölmeden önce kitaplarını ve bütün arşivini partiye bağışlamıştır. Bir kısmı dayım Emekli Tümgeneral Turhan Olcaytu'nun ölümünden sonra bize kalan dosyalar ve kitaplardır. Turhan Olcaytu 2003 yılında, Suphi Karaman ise 2004 yılında vefat etmişlerdir. Harp Akademilerinde ders vermiş olan Genel Başkan Yardımcımız E. General Servet Cömert 'in başında bulunduğu İstanbul Ulusal Strateji Merkezi'ndeki odasından da bu tür belgelerin alındığını ve sayın komutanımızın buna çok tepki gösterdiğini avukatım bana aktardı. Ayrıca bana Partimizde yönetici olan veya dostum olan çeşitli komutanlarımız, aydınlanmam ve bilgilenmem için bu tür kitaplar ve raporlar vermişlerdir. Bunlardan bir kısmı 1998 yılında Ankara 2 No'lu DGM'deki davada delil olarak getirilmiştir. Hepsi dava dosyasında deliller başlığı altında kayıtlıdır. Davanın sonucunda mahkeme beraatime karar vermiştir ve bunları bana iade etmiştir. Yargı Mensuplarının "Hukuk Çerçevesindeki" Kararlılığı

Soruldu:

13.02.2008 günü saat: 17.51'de Erkan Önsel ve Merdan Aslanlar isimli şahıslarla yaptığınız telefon görüşmesinde:


Doğu Perinçek: Efendim.
Erkan Önsel: Başkanım merhaba.
D.P.: Merhaba.
E.Ö.: Abi bizim Merdan Aslanlar.. Bu Danıştay Başkanı, Yargıtay Başsavcısı, Yargıtay Başkanı ve Anayasa Mahkemesi üyesiyle görüştü Ankara'da.
D.P.: Tamam.
Erkan Önsel: Bir iki bilgi verelim isterseniz, uygunsanız.
D.P.: Tabii tabii.
E.Ö.: Tamam (Yanında bulunan kişiye sesleniyor) Merdan
M.A.: Başkanım saygılar.
D.P.: Saygılar, iyi günler.
M.A.: Şimdi biz sivil toplum kuruluşları temsilcileri olarak beş kişilik-altı kişilik bir heyetle dün Ankara'da Erkan beyin saydığı şahsiyetlerle görüştük.
D.P.: Evet
M.A.: Sonuç (gülerek söylüyor) fazla vaktinizi almamak için..
D.P.: Yok yok, bunlar önemli.
M.A.: Son derece emin, son derece kararlı konuştular. Merak etmeyin bu iş, yani Cumhuriyet kazanımları. Biz de görüşlerimizi bildirdik, her biri için üç dört dakika da biz konuştuk, düşüncelerimizi belirttik.
D.P.: Evet.
M.A.: Son derece olumlu yanıtlar verdiler ve hukuk olarak, hukuk çerçevesinde, yargı olarak sonuna kadar direneceğiz ve kimse merak etmesin, bu işleri çözeceğiz dediler.
D.P.: Kim?
MA.: ikinci bir şey söylediler ama,
D.P.: Biri Yargıtay Başkanı, diğeri Anayasa...
M.A.: Mahkemesi Üyesi. D.P.: Anayasa Mahkemesi, başka....
M.A.: Anayasa Mahkemesi Başkan Yardımcısı toplantıdan çıkamadı, onunla görüşemedik. Selma Hanım diye bir bayanla görüştük ama çok akıllı, çok militan. (Selma hanımı kastediyor.) D.P.: Anayasa Mahkemesinde kiminle konuştunuz?
M.A.: Selma hanım.
D.P.: Üye mi?
M.A.: Üye evet. Ondan sonra Yargıtay Başsavcısı'yla , Yargıtay Başkanı'yla görüştük. Hasan Gerçeker geçenlerde seçildi. Son derece kararlılar, yani Cumhuriyet meselesinde hiç tavizleri yok. Bir şey istediler orası çok önemli. Her şeyinizle kitle desteğini, halk desteğini, toplum desteğini oluşturmanız gerekiyor. Bunu söylediler, doğru tabii. Bu bir büyük bileşke. Büyük bir toplum...
D.P.: Kim kim gittiniz siz?
M.A.: Ben, şurada isimler var, Cumok'tan ben gittim, dönem sözcümüz Avukat Ayten Ayderıiz var.
D.P.: Evet.
MA.: O dönem sözcümüz.
D.P.: Cumok mu?
M.A.: Yok hukuk, baroda Komisyon Başkanı ama bizim dönem sözcümüz şimdi o (Ayten Aydeniz kastediyor). Bir de Ankara'dan katıldı, Suay da vardı.
D.P.: Evet.
M.A.: Suay, biz epey görüştük, son derece sağlam iyi şeyler söyledi. Özellikle ADD konusunda da epey konuştuk.
D.P.: Evet..
M.A.: Gelişmeler son derece önemli. Ben vardım işte Cumok'tan, Mennan diye bir arkadaş vardı. Namık Kemal Boya, o gönderdi onu, o seçti. Böyle bir kadro bir de ADD'den tabii çok., onu konuşuyorum şimdi Erkan'la, Ali Ercan var şimdi biliyorsunuz.
D.P.: O da var mıydı o kadronun içinde?
M.A.: O geldi oraya ve onu çok kötü de bozdum.
D.P.: Evet.
M.A.: Çok kötü bozdum onu.
D.P.: Ne dedi?
M.A.: (Gülüyor) yani orda farklı bir şey, onu telefonda açıklamayayım size... (1 kelime anlaşılamıyor) söylerim, anlattım Erkan'a.
D.P.: Oldu, güzel.
M.A.: Davetiyenizi 68'liler için bıraktım Sekreter arkadaşa.
D.P.: Sağol kardeşim, çok teşekkür ederim.
M.A.: Gelirseniz son derece sevineceğim. Oldukça iyi geçeceğe benziyor.
D.P.: Geleceğim tabii, gelmez olur muyum.
M.A.: Tamam.
D.P.: Hatta o gün televizyon programını feda edeceğim.
M.A.: Tamam.
D.P.: Çıkış Yolu konuşması programına değil, oraya geleceğim.
M.A.: Belki yetişirsiniz de ona ya da biraz ertelersiniz.
D.P.: Kaçta başlıyor.
M.A.: 7'de başlıyor.
D.P.: iyi erken.
M.A.: Evet.
D.P.: Kaçta biter?
M.A.: Şimdi tabii sanatçılar var. Sadık Gürbüz var, koro var. Sürer, 12'yi bulur bitmesi.
D.P.: Evet.
M.A.: Oranın müdürü de bizim tanıdık. Vakfın üyesi.
D.P.: Evet.
M.A.: (Gülerek konuşuyor) O bakımdan geç saatlere kadar sürer.
D.P.: (Bir kelime anlaşılmıyor) Kim var?
M.A.: Mehmet Ali Özpolat geliyor, Ahmet Güryüz Ketenci geliyor.
D.P.: Kim geliyor?
M.A.: Mehmet Ali Özpolat milletvekili CHP'den. Ahmet Güryüz Ketenci, o da geleceğini söyledi. Yani katılım oldukça iyi olacak, politik seviyesi yüksek bir katılım olacak, öyle görünüyor. Yani sizin gelmenizde büyük fayda var.
D.P.: Geleceğim.
M.A.: Tamam başkanım.
D.P.: Sağol kardeşim.
M.A.: Bir şey söylüyor musunuz Erkan'a?
D.P.: Sağlığınız.
M.A.: Oldu iyi günler, saygılar, şeklinde konuşma yaptığınız tespit edilmiştir. Görüşmeyi yaptığınız Erkan Önsel ve Merdan Aslanlar kimdir? Aranızda nasıl bir ilişki var?

Cevap:

Böyle bir konuşma telefonda oldu. İçeriği esas olarak doğru. İsimler ve arada kesilmiş bölümler nedeniyle bazı anlam hataları ve eksikler bulunabilir. O nedenle bu konuşmanın bant çözümünün tamamen ve eksiksiz olarak yapılması gerekir. Bu konuşma bütün Atatürkçü aydınlar arasında bütün Türkiye'de yapılan görüş alışverişine bir örnektir. Türkiye Atatürkçü aydınıyla ayakta kalacaktır. Türkiye Cumhuriyeti'ni ve Atatürk Devrimi'ni korumak, Cumhurbaşkanı ve Başbakan koltuğunda oturan şahıslar şu an Cumhuriyeti yıkmakla yargıda sorumlu tutuldukları için saymıyorum, ama devletin bütün organlarının ve halkın görevidir. Böyle aydınlarımız olduğu için geleceğe güvenle bakıyoruz. Nitekim Yargıtay üyelerimiz pikniğe giderken bile otobüslerinin camına Atatürk resimlerini asarak görev bilinçlerini bütün millete iletmektedirler. Erkan Önsel Genel Başkan Yardımcımız ve İstanbul İl Başkanımızdır. Merdan Aslan, 68'liler Birliği Vakfının Genel Sekreteri'dir. Sanıyorum, şu sıra sivil toplum kuruluşlarının sözcülüğünü yapıyor. Telefon kayıt metninde belirtildiği gibi yargı organı sorumluları hukuk çerçevesi içerisinde sonuna kadar direneceklerini belirtmişlerdir. Cumhuriyeti savunmak açısından örnek alınması gereken bir tutumdur. Devletin bütün kurumlar ı aynı duyarlılığı ve görev aşkını paylaşmalıdır.

Fedakâr Arkadaşlarımın Suikastlara Karşı Önlemleri

Soruldu:


Yakalandığınız sırada parti binanızda bulunan Mahir Çayan Güngör, Aydın Gergin ve Yusuf Tuncer isimli şahısların yattıkları yatakların altında birer adet, yani toplamda (3) adet ruhsatsız tabanca bulunarak el konulmuştur. Ayrıca aynı odada bulunan Aykut Tokak isimli şahsın yatağının yanında çok sayıda CD ve dijital veriler bulunmuş ve bu şahısların da tamamı yakalanmıştır. Adı geçen şahıslar kimlerdir? Aranızda nasıl bir ilişki vardır? Bu şahıslar her zaman parti binasında mı kalırlar? Bu şahısların silahlarından bilginiz var mıdır?

Cevap:

Aydın Gergin ve Mahir Çayan Güngör, İşçi Partisi Genel Başkanı makam arabasının sürücüleridir. Yusuf Tuncer Genel Merkez çalışanlarındandır. Aykut'u görsem tanırım ama ismen bilmiyorum. Aydın Gergin ve Mahir Çayan Güngör , ikametgâhım İstanbul'da olduğu için İstanbul'da kirada oturmaktadırlar. Bana yönelik suikast ve tehditleri altı aydan beri İçişleri Bakanlığı'na, İstanbul Valiliği'ne ve İstanbul Emniyeti'ne bildiriyorum. Mevcut resmî koruma yanında ikametgâh koruması talep ediyorum.

İkametgâh koruması altında bulunduğum halde bu işin devriyelerle yapıldığı bana sürekli olarak bildiriliyor. Bu arada tehditler yoğunlaşıyor. Bu olguları gören arkadaşlarımın büyük fedakârlık yaparak, bu suikastlara karşı önlem aldıkları kanısındayım. Bu kadar tehdide ve saldırıya uğrayan bir partinin devlet tarafından gerekli koruma görevi yerine getirilmediği zaman bazı fedakâr personelin bu tür tedbirler almalarını hiçbir zaman kınamam. Ancak silah bulundurduklarını ben şahsen bilmiyorum. "Bana sormuş olduğunuz sorular hakkında, avukatım huzurunda, herhangi bir baskı altında kalmadan özgür iradem ile ifademi verdim" demesi üzerine alman ifadesi kendisine ve müdafisine okutturulup doğruluğu anlaşıldıktan sonra birlikte imzalandı: 03/2008
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Önceki

Dön Ergenekon Davası, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Asil Türk Milleti

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir