Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Ergenekon Şüphelileri Hakkında Doğu Perinçek'ten Yorumlar

22 Mart 2008, DOĞU PERİNÇEK: GÖZALTINDAN TÜRK MİLLETİ'NE AÇIKLAMALAR

-Ergenekon Destanı Atalarımızın Şanlı Destanı’dır.
-Ergenekon Davası'nda Yargılanmaya çalışılan Türk Milleti ve Atatürk'tür. Bu yargılamayı yapan A.B.D'dir.
-1990'ların başından beri, Eşref Bitlis önderliğindeki T.S.K. Ortadoğu'da A.B.D.'nin bütün planlarını altüst eden tek güç idi.
Bu yüzden AKP döneminde T.S.K. asimetrik psikolojik savaşlarla itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor, “Mehmetçik düşmanlığı” tavan yaparken, başbakanlık koltuğunda oturan şahıs a.b.d. askerlerinin sağ sağlim evlerine dönmesi için dua ediyor.
-6. yüzyılda, Çin emperyalizmi yüzünden yokolma tehlikesiyle karşı karşıya olan ve tutsak edilen Aşina Hanedanlığı’nın hayatta kalan tek çocuğu, Ergenekon Destanı’nda dişi bir Kurt tarafından yetiştirilip büyütülmüştür. Bu çocuk yıllar sonra soyunu devam ettirip, bir Cihan Devleti olan ve Çin emperyalizmini mağlup edecek olan Gök Türk İmparatorluğu’nu kurmuştur.
-Aşina Aşireti, Türk Soyunun Karluk Boyundandır. Uygurlarda Karluk Boyundandırlar.
-Göktürkler döneminde Çin emperyalizmi, Göktürkleri yıkabilmek için, içten parçalama stratejisini uygulamıştır. Nitekim Gök Türkler’in yıkılışı Çin emperyalizminin kullandığı Uygurlar tarafından gerçekleştirilmiştir.
-Şimdi günümüzde olanlara bakarsak, Silivri’de, Hasdal’da, Metris’te tutsak edilen Kahramanlarımız, işte bu 6. yüzyılda hayatta kalmayı başaran tek Türk çocuğunun evlatlarıdır.
Günümüzdeki Gök Türk Hanedanlığını tarif edelim:
1. Türkiye Cumhuriyeti’nin Koruyucuları olan Oğuz Boyundan Atatürkçü’ler = Gök Türk İmparatorluğu’nu kuracak olan Karluk Boyundan Aşina Hanedanlığı’nın hayatta kalmayı başaran tek çocuğu.
2. Amerika = Gök Türk’leri entrikalarla içten yıkmaya çalışan Çin Emperyalizmi
3. A.B.D tarafından kullanılmakta olan ve Türkiye Cumhuriyet’ini yıkmayı hedefleyen Atatürk ve Cumhuriyet Düşmanı Yobaz AKP’li kitle(Oğuz Boyundan) = Çin Emperyalizminin Gök Türk İmparatorluğunu yıkmak için kullandığı Uygur Türkleri(Karluk Boyundan)
4. Türkiye Cumhuriyeti(Oğuz Boyundan) = Gök Türk İmparatorluğu(Karluk Boyundan)
5. SONUÇ: Türk Milleti elinde sonunda emperyalist devleti yıkacaktır, parçalayacaktır, darmadağan edecektir!
-Günümüzde yargılanan sözde Ergenekon Örgütü, aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin Tam Bağımsızlığını canları pahasına ebediyet için korumayı hedeflemiş olan Atatürk’ün Askerlerinden oluşan Milli bir Örgütlenmedir(herhangi yasa dışı bir faaliyette bulunmayan).
-Bu örgütlenme, 1980 darbesi sonrasında ayaklanan/özüne-dönen namuslu ve şerefli Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının önderliğinde başlamıştır. Yani, bu örgütlenme, Atatürkçü ve Anti-Emperyalist düşünceye sahip olan Eşref Bitlis Paşa’mız ve onun yolundan yürüyen Uğur Mumcu ve Doğu Perinçek’lerin A.B.D.’ye karşı verdikleri asil mücadeleler ile birlikte başlamıştır.
-AKP döneminde bu kutsal görevleri yürüten “D.Perinçek, T.Özkan, M.Balbay, E.Poyraz, Ç.Doğan, A.Uğur, E.Alan, V.Küçük, E.Gürses, İ.Selçuk, Ş.Eruygur, H.Tolon, L.Ersöz, S.Öztürk, D.Çiçek, H.Iğsız, S.Yalçın, B.Pehlivan, B.Terkoğlu, D.Yıldırım, V.Küçük, İ.Başbuğ, A.Yıldırım” gibi Atatürkçüler, “Ergenekon”, “Balyoz”, “Islak İmza”, “İnternet Andıcı”, “Kafes”, “ODATV”, “Spor’da Şike”, vs. gibi isimlerin verildiği ve hukukun çiğnendiği davalar ile birlikte zindanlara atılıp tutsak edinmişlerdir. Onların yokluğunda Asil Türk Milleti’miz ve Türkiye Cumhuriyet’i bölünme/yıkılma aşamasına getirilmiştir!!!!
-Ergenekon'daki Kahraman Bozkurtlar çıktı, Fethullahçılar yargılanıyor, ABD Suriye'de yenildi, Büyük bir Ekonomik Kriz yolda, SIRA AKP hükümetinin devrilip yargılanmasındadır, ondan sonra SIRA ABD'nin Orta Asya ve Orta Doğu'dan tamamı ile yokedilip tekmelenmesine GELECEK, BU GÜNLERİ GÖRECEĞİZ, ÇOK YAKIN! EN BÜYÜK HEDEF TÜRK BİRLİĞİ'DİR!

Ergenekon Şüphelileri Hakkında Doğu Perinçek'ten Yorumlar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Kas 2010, 18:44

DOĞU PERİNÇEK: GÖZALTINDAN TÜRK MİLLETİ'NE AÇIKLAMA

22 Mart 2008

Gladyocu Fethullah timi soruşturmada var gücüyle Türk Silahlı Kuvvetleri'ne suç atmaya çalışıyor.

Dün gece üç saat konuşma oldu:

Nereden leke süreriz, yara açarız ve oradan işleriz çabası içindeler. Soruşturmayı yürütenler Amerika'yı savunuyor ve Ordu'ya karşı konumdalar. Yaptıkları girişim Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ikinci kez çuval geçirme girişimidir. Birinci kez Amerikan Ordusu, TSK mensuplarına çuval geçirmişti, şimdi de bu operasyonla çuval geçirme peşindeler. Kuşkusuz girişim düzeyinde kalacak ve altında kalacaklardır.

Amerika, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne dışarıdan set çekiyor ve yıpratıyor. Bunlar da TSK'yı içerden hançerliyor. Özellikle TSK'nin Kuzey Irak'ta Özel Kuvvetlerle harekat yeteneğini yok etmek için milli olan Özel Kuvvetler i yıpratmak ve savaşamaz hale getirmek gayretindeler.

Bugünkü ve geçmiş komuta kademesine suç atmak için özel çaba içindeler. Bu görevi aldıkları, sorularından ve araştırmalarından ortaya çıkıyor. Ordu'yu suçlu gösterecek kanıtlar üretme peşindeler. Açıklamalarımda Gladyo'nun adresinin Büyük Ortadoğu Projesi olduğunu belirttim. Gladyo'nun merkezi BOP'tur. BOP'un Eşbaş kanı Tayyip Erdoğan'dır. Abdullah Gül "ABD ile 2 sayfa 9 maddelik" bir hizmet sözleşmesi yaptığını itiraf etmiştir. PKK'yı meclise sokanlar ve PKK'yı temsil ettiğini açıkça belirten DTP üzerinden PKK'yla Çankaya'da sözüm ona 'Siyasal Çözüm' adı altında BOP gereği Türkiye'yi bölme yollarını konuşanlar ; Türkiye'nin birliğini savunan Ordu'ya ve Milli Kuvvetler'e karşı bu Ergenekon Operasyonu'nu yürütmektedirler. Bu operasyon, BOP Eşbaşkanlığı tarafından yürütülmektedir. Ordu'yu hedef alma talimat ı açıkça ABD yetkilileri tarafından ve Avrupa Parlamentosu Karar Tasarısında belirtilmiştir. Yine, Avrupa Parlamentosunun Talat Paşa Komitesi'ni etkisiz hale getirme kararı (Şubat 2006) uygulanmaktadır. Gözaltına alınmama itiraz ettim. Orada bunları özetle belirttim. İtirazım reddedildi. Savcı Zekeriya Öz, bir Cumhuriyet Savcısı sorumluluğu ile görev yapmıyor. Ordu'ya suç yükleme görevini yerine getiriyor. Bu nedenle, Yüksek Hakimler ve Savcılar Kuruluna yeniden şikayet edeceğim. Dün akşam, Savcı Zekeriya Öz, Aydınlık'ın bundan sonraki sayısında yer alacak haberleri sekiz polisin önünde ağzından kaçırdı. "Sizi izliyoruz" dedi. O çalışma, telefonlarda konuşulmamıştı. Aydınlık ve Ulusal Kanal'ın duvarlardan kanunsuz olarak izlendiği görülüyor ve savcı suç işlemeye devam ediyor. BOP Eşbaşkanlığı ve Fethullahçı Gladyo suçlarını büyütmektedir. Türkiyemizi ve Atatürk Cumhuriyeti'ni hedef alan bu düşmanca girişimin altında kalacaklardır.

EMNİYET İFADEM
ERGENEKON OPERASYONU CIA TERTİBİDİR
Özgeçmişim

Soruldu:

Özgeçmişinizi anlatınız.

Cevap:

17 Haziran 1942'de Gaziantep'te doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Ankara Sarar İlkokulu, Ankara Atatürk Lisesi ve Ankara Bahçelievler Deneme Lisesi'nde tamamladım. 1960-64 arasında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde okudum. 1964'te bu fakültenin Kamu Hukuku Kürsüsü'nde asistan, 1968 Mart'ında da hukuk doktoru oldum. 1968 yılında FKF (Dev-Genç) Genel Başkanı olarak Türkiye'nin en büyük gençlik hareketine önderlik ettim. 1972 yılında TCK'nın 141. maddesinden, yani sınıf esasına dayal ı örgüte önderlik etmek suçundan tutuklandım ve hüküm giydim. 1974 affıyla serbest kaldım. 1978'de Türkiye İşçi Köylü Partisi'nin Genel Başkanlığına seçildim ve Aydınlık dergisinin Başyazarlığını yaptım. 1980'de 12 Eylül askeri darbesinden sonra yine 141. madde nedeniyle tutuklandım ve hüküm giydim. 1985'te serbest kaldım. 1987 yılında Cemal Süreya, Melih Cevdet Anday, Necat i Cumalı, Hasan Yalçın ve Türkiye'nin diğer bazı seçkin yazar ve gazetecileriyle birlikte 2000'e Doğru dergisini yayınladım, Genel Yayın Yönetmenliğini ve başyazarlığını yaptım. 1991 yılında Sosyalist Parti Genel Başkanı oldum. Sosyalist Partinin kapatılmasından sonra 1992'de İşçi Partisi Genel Başkanlığı'na seçildim.

Halen İşçi Partisi Genel Başkanıyım. 35 kitabım, binlerce bilimsel yazım var. Uluslararası alanda kendisine en çok gönderme yapılan Türk bilim adamlarındanım.

Soruldu:

Geçiminizi nasıl temin ediyorsunuz? Herhangi bir ticari şirketiniz var mıdır?

Cevap:

İşçi emeklisiyim ve geçimimi kitaplarımdan elde ettiğim telif gelirleriyle sağlarım. Ticari şirketim yoktur.

Soruldu:

Daha önce herhangi bir suçtan cezaevine girdiniz mi? Herhangi bir suç kaydınız var mı?

Cevap:

1972-74, 1980-85 yılları arasında, 1990'da üç ay, 1998 yılında bir yıl cezaevinde bulundum. Tutuklanmalarımın hepsi siyasi içeriklidir.

Soruldu:

Kullanımınızda bulunan telefon hatlarını açıklayınız.

Cevap:

Cep telefonum yoktur. Sabit ev telefonu kullanırım.

Kaynakça
Kitap: Gladyo ve Ergenekon
Yazar: Doğu Perinçek
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ERGENEKON ŞÜPHELİLERİ HAKKINDA DOĞU PERİNÇEK'TEN YORUMLA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Kas 2010, 18:55

Ergenekon Şüphelileri

12.06.2007 tarihinde Ümraniye İlçesinde ele geçirilen el bombalarıyla alakalı olarak yapılan çalışmalarda elde edilen deliller doğrultusunda; 3713 sayılı kanunun 1. maddesinde tarifi bulunan devleti ele geçirmek ve kamu düzenini zafiyete uğratmak amacıyla örgütlenen "Ergenekon" adlı terör örgütünün üyesi olma şüphesiyle gözaltına alındığı hatırlatıldı.

Soruldu:

22.01.2008 günü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce başlatılan operasyonlarda yakalanan Mehmet Zekeriya Öztürk, Sevgi Erenerol. Güler Kömürcü, Sami Hoştan, Ali Yasak, Mehmet Fikri Karadağ, Hüseyin Gazi Oğuz, Oğuz Alpaslan Abdülkadir, Raif Görüm, Hüseyin Görüm, Ümit Oğuztan, Erdal Irten, Kemal Kerinçsiz, Engin Zorba, Asim Demir, Atilla Aksu, Murat Özkan, Satılmış Balkaş, Mehmet Boğazkaya, Erol Ölmez, Emin Caner Yiğit, Cemal Yiğit, Yusuf Görüm, Kahraman Şahin, Müzeyyen Şen, Ayşe Ceylan Geçyol (Kıyak), Yılmaz Kartal, Anatoli Madjar, Recep Gökhan Sipahioğlu, Erkut Ersoy, Fuat Turgut. Ahmet Ceyhan. Yaşar Arslanköylü, Tanju Okan, Muhammet Yüce, Abdullah Arapoğulları, Özer Korkmaz, Ali Kutlu, ihsan Göktaş isimli şahısları tanıyor musunuz? Aranızdaki ilişkiyi açıklayınız.

Cevap:

Mehmet Zekeriya Öztürk, ajan provokatördür , Mehmet Eymür'e bağlı olarak çalışır, eskiden Hıristiyan yapılmış, kiliselere sokulmuş , ajan olarak kullanılmış, cebinde yedi sekiz ayrı kimlik taşır, devamlı yalan söyler. Ordudan istifaya zorlanmış ve çıkartılmış. "Emekli subayım" diyerek üç dört sene evvel bir süre Ulusal Kanal'da çalıştı. Karışık işler çevirdiği , cebinde farklı kimlikler bulunduğu, geçmişte Hıristiyan olduğu, Ulusal Kanala birkaç kez silahlı girmeye çalıştığı için birkaç ay çalıştıktan sonra işten atıldı .

Sevgi Erenerol'u gazetelerden tanırım. Türk Ortodoks Patrikhanesi Sözcüsü olarak bilirim. Mitinglerde görürüm. Kitle örgütü yöneticisi bir grup bayanla iki yıl kadar önce ziyaretime geldi . Güler Kömürcü'yü gazeteci olarak tanırım. Bir görüşmüşlüğüm yoktur .

Sami Hoştan'ın ismini, yasadışı bazı faaliyetlere karıştığı nedeniyle gazetelerden bilirim, görüşmüşlüğüm yoktur. Ali Yasak'ı Drej Ali olarak gazetelerden tanırım. Yasadışı faaliyetlere karıştığı şeklinde gazete haberleri okumuştum.

Mehmet Fikri Karadağ'ın ismini, Kuvvai Milliye adlı örgütün liderleri arasında basından duydum. Yazılarımda bu örgütün de adını vererek, bu tür örgütlerin "başıbozuk" örgütler olduğunu, halkın bunlara güvenmemesi gerektiğini , bu tür başıbozuk örgütlerle Türkiye'nin hiçbir meselesinin çözülemeyeceğini vurgulayarak birkaç kez belirttim.

Ümit Oğuztan'ı gazeteci olarak hatırlıyorum, bir görüşmüşlüğüm yoktur.

Kemal Kerinçsiz'i avukat olarak gazetelere yansıyan faaliyetleriyle tanıyorum. Kendisiyle hiç görüşmedim. Fikren beraberliğimiz yoktur.

Fuat Turgut'u Apo davasında avukat olarak gazetelerden tanırım, internette sık sık açıklamaları dolaşır. Partimize üye olmak için İzmir'de başvurdu. Başvurusu reddedildi .

Sormuş olduğunuz diğer şahısların hiçbirini tanımıyorum.

Soruldu:

Hahip Ümit Sayın, Hayrettin Ertekin, Vedat Yenerer, Emin Gürses, Orhan Tunç, Muammer Karabulut, Coşkun Çalık, Ayhan Çelik, Kaan Dut, Abdulmüttalip Tonçer'i tanıyor musunuz? Aranızdaki ilişkiyi açıklayınız.

Cevap:

Habip Ümit Sayın, İstanbul Üniversitesi'nde doçenttir. Kendisini tanırım, birkaç kez ziyaretime geldi . Bir ara Adnan Hocacılarla ilişki kurdu, tutarsız davranışlarını gördüm.

Vedat Yenerer'i gazeteci olarak biliyorum.

Emin Gürses'i çok iyi tanırım, değer verdiğim bir bilim adamıdır. Türkiye'nin toprak bütünlüğünü, bağımsızlığını , Atatürk Devrimi'ni kararlı olarak savunur. Aydınlık dergisinin yazarıdır. Uluslararası ilişkiler alanında Türkiye'nin yetiştirdiği parlak zekâlardan biridir. Sormuş olduğunuz diğer şahısları tanımıyorum.

Soruldu:

Önceki tarihlerde düzenlenen operasyonlarda yakalanan İhsan Göktaş, Mehmet Demirtaş, Ali Yiğit, Mahmut Öztürk, Kuddusi Okkır, Bekir Öztürk, Kemal Şahin, Ergün Poyraz ve Vatan Bölükbaşoğlu isimli şahısları tanıyor musunuz?

Cevap:

Ergün Poyraz'ı kitaplarından tanıyorum. Ama bir görüşmüşlüğüm yoktur. Sormuş olduğunuz diğer şahısları tanımıyorum.

Soruldu:

21.03.2008 günü yapılan operasyonla, Ferit İlsever, Serhan Bolluk, Kemal Yalçın Alemdaroğlu, Yusuf Beşirik, İbrahim Benli, Adnan Akfırat, Yusuf Tuncer, Aydın Gergin, Mahir Çay an Güngör, Aykut Tokak ve İlhan Selçuk isimli şahıslar yakalanmıştır. Adı geçen şahıslardan hangilerini tanıyorsunuz?

Cevap:

- Ferit İlsever İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı'dır, sonuna kadar güvendiğim, Türkiye'nin yüzaklarından siyaset adamı ve basın yöneticisidir.
- Serhan Bolluk'u 30 yıldır tanırım. Şu anda Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni, İP Merkez Karar Kurulu Üyesi, Türkiye'nin en güvenilir yurtseverlerinden ve aydınlarındandır.
- Kemal Yalçın Alemdaroğlu, İstanbul Üniversitesi'nin eski rektörüdür. Çok değer veririm. Türkiye'ye Cumhurbaşkanı olacak nitelikte bir bilim adamı ve aydınımızdır .
- Yusuf Beşirik, İşçi Partisi üyesidir. Benim parti içindeki günlük işlerimin yürütülmesinde yardımcılarım arasındadır.
- İbrahim Benli , eski tersane işçisi, tekstil sanayicisi iş adamı , İşçi Partisi İstanbul 3. Bölge milletvekili adayıdır. Tersane işçiliğinden beri tanırım. Vatansever, güvenilir bir iş adamımızdır.
- Adnan Akfırat , TUCEM (Türkiye Çin Eşleştirme Merkezi ) yöneticisi, İP Merkez Karar Kurulu Üyesi . 30 yıldır tanırım. Gazeteci, yurtsever, güvenilir bir aydınımızdır . Özellikle Türkiye ile Çin arasında, - Türk Devleti ve Ticaret Bakanlığı'yla işbirliği halinde Türkiye ekonomisinin gelişmesi ve içine girdiği krizden kurtulmasına katkıda bulunacak çalışmalarını gözlemliyorum.
- Yusuf Tuncer, Ankara'da, İşçi Partisi Genel Merkezi çalışanlarındandır. Güvenilir bir gençtir.
- Aydın Gergin, İP Genel Başkanı makam şoförüdür . Değerli bir gencimizdir .
- Mahir Çayan Güngör, İP Genel Başkanı makam arabası sürücülerindendir, değerli bir gençtir.
- Aykut Tokak, İşçi Partisi ne üye gençlerdendir . Yakından tanımıyorum.
- İlhan Selçuk, Türkiye'mizin son yüzyılının değerli aydın ve yazarlarından. , 45 yıldır tanırım. Türkiye'nin bütün aydınları ve Atatürkçüleri gibi kendisine çok değer veririm.

Soruldu:

Muzaffer Tekin, Semih Tufan Gülaltay, Oktay Yıldırım, Alparslan Aslan'ı tanıyor musunuz? Aranızdaki ilişkiyi açıklayınız.

Cevap:

- Muzaffer Tekin ismini gazetelerden biliyorum. Emekli subay, bir kez ziyaretime geldi , atılgan ruhlu bir emekli subay olarak tanıyorum.
- Semih Tufan Gülaltay'ı gazetelerden yasadışı faaliyetler i nedeniyle tanıyorum. Bir kez telefon görüşmemiz oldu. Bana yönelik suikast ve tertiplerle ilgili olarak kendisinden bilgi sordum. Bana yönelik suikastta Semih Tufan Gülaltay'a görev verildiği yönünde bir ihbar aldık, bu ihbara değer vermemekle birlikte onu da ilgilendiren bir kışkırtma ve tertip kurulabileceği düşüncesiyle kendisine sordum. O da aynı kanıda olduğunu belirtti .
- Alparslan Aslan'ı Danıştay suikastçısı olarak tanırım. Herhangi bir ilişkim ve görüşmüşlüğüm yoktur. Zaten olamaz da, kendisinin belirttiği üzere Fethullahçı örgütlenmelere bağlıdır.

Soruldu:

Herhangi bir sendika, dernek ve benzeri kuruluşa üyeliğiniz var mı?

Cevap:

Dört yıl Türk Hukuk Kurumu yöneticiliği yaptım, ayrıca beş yıl kadar Türk Siyasi İlimler Derneği yöneticiliğinde de bulundum.

Soruldu:

Başkanı olduğunuz İP hakkında bilgi veriniz.

Cevap:

İşçi Partisi Türkiye'de ABD'nin en fazla korktuğu partidir. Türkiye'nin Atatürk Cumhuriyetiyle , millet ve vatan bütünlüğüyle savunmasında en ön cephedeki partidir. Halka dayanır , hiçbir güç tarafından denetlenemez ve yönlendirilemez. Türkiye'nin sorunlarını çözecek Milli Hükümet Programı ve idare ve orduda görev almış Türkiye'nin en seçkin yöneticilerinden, devrimcilerinden, emekçi önderlerinden oluşan kadrosuyla önümüzdeki vatan savunması döneminde bu savunmanın başına geçerek iktidar olacak partisidir.

Soruldu:

Kuvva-i Milliye Derneği'yle bir bağlantınız var mı?

Cevap:

Bağlantım yoktur. Başıbozuk bir dernek olduğunu yazılarımda ismini belirterek vurguladım.

Soruldu:

Abdullah Çatlı, İbrahim Çiftçi, Mahmut Yıldırım (Yeşil) ve Sedat Peker isimli şahısları tanır mısınız?

Cevap:

- Abdullah Çatlı'yı tanımam, gazetelerden bilirim. İbrahim Çiftçi Mamak Cezaevinde hücre komşumdu, bir kez bir televizyon kanalında sert tartışmamız oldu, en sevdiğim arkadaşım değerli savcı Doğan Öz un katlinden yargılandı.
- Mahmut Yıldırım'ı "Yeşil" olarak gazetelerden duydum. Hiç tanımıyorum.
- Sedat Peker'i gazetelerden duydum, tanımam.

Tuncay Güney

Soruldu:

Tuncay Güney'i tanıyor musunuz?

Cevap:

Tuncay Güney'in 2000 yılı öncesinde Ulusal Kanal ve Aydınlık'a gelip gittiği olurdu. Birkaç kez merdivende rastladım. Bir kez bile karşılıklı oturup konuşmuşluğum yoktur. 2000 yılında Veli Küçük emekli olurken veya olduktan sonra, İstanbul'da CIA görevlileri tarafından ele geçirildiğini ve kendisine 10 yıl ABD'de oturma olanağı sağlandığını , ABD vizesi verildiğini o zaman öğrendim. O tarihte araba dolandırıcılığı nedeniyle İstanbul Organize Suçlar Müdürlüğü'nde sorguya çekildi , ancak Emniyete İstihbarat Şubesince getirildi . Sorgudan sonra Aydınlık dergisinde, hatırladığıma göre Nisan 2001 tarihlerinde onun sorgusuyla ilgili iki önemli yazı yayımlandı . O yazılarda Tuncay Güney'in düzmece ifadelerine dayanılarak Türk Ordu'suna karşı bir tertip yürütülmek istendiği belirtiliyordu. Tuncay Güney hakkında yürütülen soruşturmada suç bulunmadığını , bu nedenle DGM Başsavcısı'nın talimatıyla dosyanın kapatıldığını ve elkonan belgelerin iade edildiğini o zamanın Organize Suçlar Şubesi Müdürü Adi l Serdar Saçan Hürriyet gazetesine açıkladı . Tuncay Güney'in bu olaydan sonra ABD'ye götürüldüğünü, orada New York İnstitute adlı CIA'ya bağlı paravan kuruluşta çalıştığını ve Kanada'da Türkiye düşmanı Ermeni soykırımı iddialarını savunan, Müslümanlığa saldıran ve Yahudilik ile Hıristiyanlığı savunan yayınlar yaptığını öğrendik. Bu yayınlar onun yabancı devlet kontrolüne girdiğini bir kere daha belgelemiş oldu. Bu yayınlarda ordu düşmanlığı ve Türk düşmanlığı , İslam düşmanlığı hezeyan ölçülerinde ve imzalı olarak sergilenmektedir . Tuncay Güney'in kişiliği Ergenekon adlı soruşturmanın hangi kaynaklardan beslendiğini , hangi devletler tarafından tetiklendiğini ortaya koyan çok önemli bir kanıttır. Bu konularda Aydınlık dergisinin Ergenekon soruşturmasını konu alan sayılarında çarpıcı ve ibret verici belgeler yayımlanmıştır . Herkes için uyarıcıdır.

Veli Küçük

Soruldu:


Veli Küçük'ü tanır mısınız? Tanıyorsanız ne zamandır tanımaktasınız? Aranızdaki ilişki nedir?

Cevap:

Veli Küçük emekli general, bir kez 2003 kışında İstanbul'daki Kıbrıs Mitinginde karşılaştım, hal hatır sorduk, bunun dışında yüz yüze görüşmüşlüğüm yoktur. 2003 yılı Temmuz ayında AKP iktidarı meclisten İkiz İhanet Sözleşmeleri'ni geçirdiği zaman, beni İP İstanbul İl Merkezi'nden 45 dakika içinde dört kez arayarak bu yasalarla ilgili bilgi istedi . Emekli generallerle toplantı halinde olduklarını belirtti. Benim o zaman Çankaya'da Cumhurbaşkanıyla görüşerek bu yasalarla ilgili sözlü açıklama yaptığımı ve bir dosya verdiğimi okuduklarını söyledi . Değerlendirmemi sordu. Bunların ülkemizdeki etnik gruplara ve cemaatlere ayrı devlet , ayrı eğitim sistemi kurma gibi Türkiye'yi bölmeye yönelik haklar tanıdığını anlattım. Cumhurbaşkanına verdiğim dosyanın bir örneğini kendisine gönderdim. Bu olayda olduğu gibi gazetelerden de izleyerek General Veli Küçük'ü Türkiye'nin toprak bütünlüğünü ABD ve AB devletlerine karşı savunan konumlarda gördüm. Aydınlık dergisinin 25 Ağustos 1996 tarihli sayısının kapağında "Yetkili bir generalin" açıklamasına yer verilmiştir.

O açıklamada generalin iki albay önünde ve üniformalı olarak Aydınlık dergisinin yazılı sorularına şu cevabı verdiği yer alır:

"Eşref Bitlis'i ABD öldürttü." Bu generalin Veli Küçük olduğunu 10 yıl kamuoyuna açıklamadık. Eşref Bitlis'i kimin şehit ettiğini içeren açıklamanın komutanların emri olmadan yapılmayacağını biliyorduk. Çeşitli televizyonlarda ısrarla dile getirmeme rağmen bu açıklama Genelkurmay tarafından yalanlanmadı. Bu olgu da açıklamanın üst komutanların bilgisi dahilinde yapıldığını gösteriyordu. Bu nedenle Atlantik devletleri tarafından mimlenen generallerden biri olduğu kanısındayım. Basında ABD ve AB yanlısı kiralık kalemlerin sürekli ona saldırmaları dikkatimi çekti . Bunun dışında Veli Küçük'le hiçbir görüşme, ilişkim olmamıştır . Bir kez de babam eski Adalet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Yargıtay Başsavcısı Yardımcısı Sadık Perinçek 13 Eylül 2000 günü hayata veda ettiği zaman başsağlığı dilemek için telefonla aradı.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ERGENEKON ŞÜPHELİLERİ HAKKINDA DOĞU PERİNÇEK'TEN YORUMLA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Kas 2010, 19:04

"Bilecik Toplantısı" Uydurması

Soruldu:


Tuncay Güney bu belgelerle ilgili samimi beyanlarda bulunmuş ve bu çerçevede Ergenekon'un yeniden yapılandırılması için söz konusu Ergenekon belgesinin Veli Küçük'ün talimatıyla Doğu Perinçek, Hasan Yalçın, Deniz Bilge, Emekli Albay Suphi Karaman tarafından Bilecik'te hazırlandığını beyan etmiştir. Belgeyi kimlerle birlikte ne şekilde hazırladınız? Böyle bir yapılanma ile neyi amaçlamaktasınız? Bu yapının kurucuları ve yöneticileri kimlerdir?

Cevap:

"Samimi beyan" diye soru sorulması , soruyu hazırlayanların bu CIA tertibinin içinde bulunduklarını gösterir. Bile bile İşçi Partisi'ne karşı bir Amerikan senaryosunda rol almışlardır. Ben, 27 Mayıs Devrimi önderlerinden Tabii Senatör ve İP Genel Başkan Yardımcısı rahmetli Suphi Karaman ve Genel Başkan Yardımcım rahmetli Hasan Yalçın hiçbir zaman Bilecik'te buluşmadık. Benim Emniyet tarafından tahsis edilmiş resmi korumalarım vardı ve her zaman izlenen bir genel başkanım. Böyle bir buluşmanın olmadığını soruyu hazırlayanlar da bilir. Kaldı ki Deniz Bilge diye bir şahsı da tanımam, hatta böyle bir şahsın bulunduğu da şüphelidir. Bu uydurma, Ergenekon adı verilen operasyonun İP'le ilgili bölümlerinin düzmece olduğunu gösteren en önemli kanıtlardandır.

Not: ifade tamamlandıktan sonra kontrol edilirken Doğu Perinçek şu düzeltmeyi yaptı: imzalamadan önce ilk cümleyi değiştirmek istedim, tutanağı yapan görevliler bunu kabul etmedi. Cevabın ilk cümlesini imzalamıyorum. Kontrol sırasında düzeltiyorum.

Soruldu:

Siz ifadeniz alınırken belirtilen cümleleri söylediniz mi?

Cevap:

Evet söyledim, fakat ifadeyi alan memurun incinmesi üzerine değiştirmeyi talep ettim ve şimdi değiştiriyorum. "Samimi beyan" diye sorulması , soruları hazırlayanların önyargı içinde olduklarını ve tarafsız olmadıklarını , bir CIA elemanının ifadelerine dayanmaktan çekinmediklerini gösterir. Zaten şu anda Ergenekon operasyonu bir İşçi Partisi ve TSK operasyonuna dönüştürülmüştür. İlk tutuklananların hedefe ilerlemek için seçildikleri açıkça görülmektedir.

"Lobi" Belgesi

Soruldu:


Soruşturma kapsamında yakalanan Mehmet Zekeriya Öztürk, Muzaffer Tekin, Sevgi Erenerol, Oktay Yıldırım gibi şahıslardan, Lobi isimli belge bulunarak el konulmuştur.
Belgenin içeriği incelendiğinde, Lobi'nin Ergenekon'a bağlı olarak faaliyet gösteren sivil unsurların örgütlenmesi olduğu belirtilmiştir.

Söz konusu örgütün politikaları içersinde ise:

- Ülke ekonomisini elinde tutan ve kişisel çıkarları adına ulusal çıkarları hiçe sayabilen, çok uluslu şirketlerle ortaklığı olan güçlü holdinglerin kontrol altında tutulması
- Güçlü ticari kuruluşlarda kadrolaşma sağlanması
- Mafya gruplarının yeniden gözden geçirilmesi ve deneyimli mevcut grupların karşısında yeni ve güçlü grupların oluşturularak denetim ve kontrol altına alınmalarının sağlanması
- Medya kuruluşları aracılığıyla faaliyetler ve amaçlar doğrultusunda kamuoyu oluşturulması gerektiği belirtilmiştir.
Lobi belgesi içerisinde belirtilen bu politikaları kim ya da kimler hangi amaçla belirledi? Belgenin kimler tarafından yazıldığını biliyor musunuz? Siz bu belgenin yazım aşamasında yer aldınız mı?

Cevap:

Ben İşçi Partisi Genel Başkanı'yım. İşçi Partisi'nin en temel ilkesi devletin, ordunun, polisin, içinde örgütlenmez. İkinci ilkesi , devlet , ordu, polis ve MİT'in İşçi Partisi içinde örgütlenmesi ne izin vermez. Bu tür sizin Lobi diye söz ettiğiniz karanlık faaliyetlerin en uzağında olan kuruluş, Türkiye'de İşçi Partisi'dir. Ne yazık ki Türk devlet i içinde yuvalanan SüperNATO adı verilen o örgüt , işlerini bu tür karanlık örgütlenmelerle yürütmüştür ve her zaman karşısında İşçi Partisi'ni bulmuştur. Bunu bütün Türkiye ve bütün dünya bilir. Bana böyle bir soru sorulması , bütünüyle psikolojik savaş kapsamı içindedir. Ergenekon Soruşturması bu boyutuyla İşçi Partisi ve Genel Başkanına karşı psikolojik savaş kampanyalarına hizmet etmekte ve bu açıdan suç işlenmektedir. Bu suçlarla ilgili başvurularımızı yapacağız.

Soruldu:

Tuncay Güney, Lobi isimli belgenin. Veli Küçük'ün talimatıyla Doğu Perinçek, Ümit Oğuztan, Adnan Akfırat ve kendisi tarafından hazırlandığını, son şeklini ise Veli Küçük'ün verdiğini beyan etmiştir. Belgeyi kimlerle birlikte ne şekilde hazırladınız? Siz böyle bir yapılanmayla neyi amaçlamaktasınız? Bu yapının kurucuları ve yöneticileri kimlerdir?

Cevap:

Bu soru. karanlık örgütlerin psikolojik savaş öğretilerinden ilham alınarak hazırlanmıştır. Tuncay Güney gibi bir insanla oturup bir kez bile görüşmüşlüğüm yoktur. Yine limit Oğuztan'la hiç görüşmüşlüğüm yoktur. Adnan Akfırat pırıl pırıl değerli bir aydındır. Öbür ikisiyle hiçbir şekilde görüşmemin olmayacağını soruyu hazırlayanlar da bilir.

Soruldu:

Sizin de içinde bulunduğunuz bir grup tarafından hazırlandığı iddia edilen Ergenekon ve Lobi belgelerinin amacının; TSK mensubu ve sivil şahısları kullanarak, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün adını, ilke ve inkılaplarını "maskeleme" yaparak, illegal kazanç, gizli istihbarat, legal ve illegal faaliyetler, naylon terör örgütü kurmak, naylon şirketler oluşturma, suikast ve propaganda gibi yöntemler vasıtasıyla bir örgütlenme oluşturup, gizlilik prensipleri altında Türkiye Cımhuriyeti'nin tüm devlet kademelerini ele geçirip, örgütün amaçları doğrultusunda bir devlet yapısı kurmak olduğu belirtilmiştir.

Bu konuda ifadenizi veriniz

Cevap:


Benim hayatımda yukarıda sayılan faaliyetlere benzeyen, nokta büyüklüğünde bir leke dahi yoktur. Böyle düzmece suçlamalar karanlık örgütlerin işidir. Bu suçlamaların uygulamada örnekleri ve yansımaları bulunmadığı zaman, yapılan iş, psikolojik savaştır.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ERGENEKON ŞÜPHELİLERİ HAKKINDA DOĞU PERİNÇEK'TEN YORUMLA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Kas 2010, 19:25

Ulusal Kanal

Soruldu:


Ulusal Kanal hakkında bilgi veriniz.

Cevap:

Soruda Ulusal TV deniyordu, bu soruyu adını bile yanlış bilenler hazırlamış. Ulusal Kanal , adı üzerinde milletin kanalıdır. Milletin ve milletin en güvenilir kesimi olan emekçilerin sesidir.

Soruldu:

Ulusal Kanal'ın kurulmasında finansman nasıl ve nereden sağlandı?

Cevap:

Kaynağı , halktan ortaklar bulmak ve gönüllü katkılarla sağlanmıştır. Maliye Bakanlığı'nın görevli denetçileri tarafından birkaç kez denetim yapılmış ve kaynakları berrak biçimde gösterilen, bütün gelir ve giderleri yasallığa titiz bir şekilde dikkat edilerek hesap defterlerine işlenmiş, düzgün muhasebesi nedeniyle kutlanmıştır. Yasadışı hiçbir ilişkisi ve hiçbir yasadışı gelir gideri yoktur.

Soruldu:

Tuncay Güney anlatımlarında, Doğu Perinçek'in Ulusal Kanal için Avrupa'dan 500 milyar lira getirdiğini, bu paranın bulunabilmesi için Doğu Perinçek, Ferit İlsever, Haluk Şahin (Arena programından) gibi şahısların, Almanya-Fransa gibi ülkelere iki kere tur yaptığını, Avrupa'da PKK ve İslami kesimin para toplayabileceğini, ancak Doğu Perinçek'in toplayamayacağını, bu parayı nasıl toplattıklarını bilmediğini, bu şekilde Ulusal TV'nin deneme yayınlarına başladığını beyan etmiştir. İddialar konusunda ifadenizi veriniz.

Cevap:

Ben Ulusal Kanal yöneticisi değilim. Avrupa'da birçok emekçi ve işadamı Ulusal Kanal'a ortak olmuşlardır , bunların hepsi ortaklar kapsamında bellidir. Miktarın toplam olarak ne kadar olduğunu şu an bilmiyorum, ama kaynağın esas büyük kısmı Türkiye'dendir, küçük kısmı da Avrupa'daki Türk yurttaşlarımızdandır . Kaldı ki Ulusal Kanal belirtilen miktarın bugünkü rayiçle çok üzerinde kaynağı Avrupa'dan bulacak güçtedir . Haluk Şahin in böyle bir para toplama faaliyetine katılması düşünülemez bile, Tuncay Güney'in hangi amaçla bu ismi verdiği ayrıca ilginçtir. Ben de kaynak bulma faaliyetine katılmış değilim. Ancak Ulusal Kanal'ın yöneticisi olarak Ferit İlsever bu çalışmaların içinde olmuştur . İfadenin bu aşamasında doktor raporu işlemleri için saat 10.37'de, ifadeye ara verildi. Saat 11.45 sıralarında ifade alma işlemine yeniden başlanmıştır.

USİAD

Soruldu:


Ulusal Sanayiciler İş Adamları Derneği (USİAD) hakkında bilginiz var mı? Bu dernekle herhangi bir irtibatınız var mı?

Cevap:

Ulusal sanayicileri bir araya getiren bir dernek. Rahmet li başkanı Kemal Özden'di. Tanıdığım yöneticileri var. Ulusal çıkarlar için çalışmaktadır . Herhangi bir ilişkim yoktur. Sadece Kemal Özden'le bir dostluğum vardı .

Soruldu:

Tuncay Güney anlatımlarında, Ergenekon-Lobi faaliyetleri çerçevesinde, bazı medya kuruluşlarının alınması, ele geçirilmesiyle ilgili Veli Küçük'ün çalışmalarının olduğunu, bu çerçevede Ulusal Sanayiciler İş Adamları Derneği ile Çırağan Sarayı'nda gizli bir toplantı yaptığını, bu toplantıda, Kemal Özden ve Veli Küçük'ün konuşma yaptıklarını. Veli Küçük'ün medyanın önemine vurgu yaparak, televizyon kanalı ve gazete alınması gerektiğini, Doğu Perinçek'in kanalı Ulusal TV'yi alacaklarını anlattığını beyan etmiştir. Veli Küçük veya USİAD üyeleri ile bu konuda görüşmeniz oldu mu? Oldu ise bunu ne amaçla yaptınız?

Cevap:

Hayır Veli Küçük ya da USİAD'la görüşmemiz olmadı . Fakat hatırladığıma göre Kemal Özden Ulusal Kanal'ın yüzlerce ortağından biriydi. Ulusal Kanal'ın sahipleri Ulusal Kanal'ı satmaz ve kontrolünü de kimseye vermez. Çırağan Sarayı toplantısını bilmiyorum, duymadım.

Soruldu:

Yakalanan şahıslardan el konulan "Ulusal Medya 2001" başlıklı belgede "Cumhuriyet Gazetesi, oluşturulması zorunlu Ulusal Medyanın yazılı yayın kanadını oluşturmaya uygun bir isimdir. Görsel yayın kanadını ise; Perinçek grubunun henüz emekleme dönemindeki Ulusal TV oluşturabilir. Ancak bu televizyonun bünyesinde de ameliyat zorunluluğu vardır. Eğer gerekli ameliyat yapılmaz ise; ne Cumhuriyet ve ne de Ulusal TV, Türk halkının Kemalist ideoloji çerçevesinde birleştirilmesini gerçekleştiremez. Çünkü, halkın gözünde her iki yayın grubu da 'objektif ve 'bağımsız' yayın organı olarak değerlendirilmemektedir" şeklinde yazdığı tespit edilmiştir. "Ulusal Medya 2001" başlıklı belgeyi kim yazmıştır? Belge hangi proje kapsamında yazılmıştır, neyi amaçlamaktadır?

Cevap:

Eğer bu doğruysa ameliyat yapmayı düşünenler, ameliyat yapamadıklarına göre amaçlarına ulaşamamışlardır. Kaldı ki bu ameliyat düşüncesi bile Ulusal Kanal ile ameliyat düşünenler arasında bir bağ olmadığını ispatlamaya yeter. Bu belgeyi geçmişte 2000'li yıllarda gördüm. Yaygın olarak dağıtıldı. Hatta ben isimlerini hatırlamadığım iki gazetecinin bana karşı açtıkları davada bu belgeyi mahkemede kanıt olarak kullandım.

Cumhuriyet Gazetesi

Soruldu:


Cumhuriyet gazetesiyle herhangi bir bağınız var mı?

Cevap:

Cumhuriyet gazetesi , bizim değer verdiğimiz, sayın İlhan Selçuk'un yönettiği , Türkiye'nin aydınlanmasına hizmet eden bir gazetedir . Başarılı olmasını isterim, bunun ötesinde aramızda organik bir bağ yoktur . Cumhuriyet gazetesi ile Ulusal Kanal arasında reklam takas anlaşması var, aynı anlaşma Tercüman ve Yeniçağ gazeteleri ile Ulusal Kanal arasında da var. Yayın organları birbirlerine destek amaçlı anlaşma yaparlar. 1998 yılında sayın İlhan Selçuk, o zaman Esenyurt Belediye Başkanı olan sayın Gürbüz Çapan, sayın Ferit İlsever ve ben birlikte İstanbul'da Armada Otelinde yemek yedik. Yemekte ortak bir televizyon yapmayı görüştük. Ulusal Kanal , elindeki frekans ve yayın lisansını koyacaktı . İlhan Selçuk ve Gürbüz Çapan da çevrelerinden sermaye bulacaklardı ve ortak bir televizyon kurulacaktı . Biz 10 milyon dolarlık bir televizyon projesi önerdik. Onlar ise çok büyük sermayeli bir televizyon düşündüler . Sonra bu birlikte girişim olmadı . Biz başardık, ancak Cumhuriyet ile Gürbüz Çapan makine ve teçhizatlarını aldıkları halde o girişimi sürdüremediler .

Soruldu:

Tuncay Güney anlatımlarında, Ulusal Sanayiciler İş Adamları Derneği ile Çırağan Sarayı'nda yapılan gizli toplantıda, Kemal Özden ve Veli Küçük'ün Cumhuriyet gazetesinin alınacağını konuştuklarını beyan etmiştir. Cumhuriyet gazetesinin alınmasıyla ilgili ayrıca Enka tesislerinde Gürbüz Çapan, Ferit İlsever, Kemal Özden ve Ümit Ülgen'le toplantı yapıldığı, Veli Küçük'ün anlatımlarından da tespit edilmiştir. Sizin bu girişimden haberiniz oldu mu? Bu amaçla herhangi bir toplantıya katıldınız mı?

Cevap:

Ferit İlsever bana o zaman Kemal Özden'in davetiyle, birlikte yemek yediklerini anlattı. Hatta bir sürpriz olarak toplantıya General Veli Küçük'ün de geldiğini söyledi, tabii buna memnun olmuşlar. Bu görüşmede Kemal Özden, Cumhuriyet gazetesine yönelik birtakım mal i baskılar olduğunu, bu gazeteye ortak bulmak için çalıştıklarını, hatta 100 kadar ortak bulduklarını söylemiş. Kendisi de Cumhuriyet gazetesini destekliyordu. Olay bundan ibarettir. Bunun ötesinde bir şey olsa benim mutlaka bilgim olurdu. Çünkü Ferit İlsever benim çok yakın arkadaşımdır. Gazetelerdeki yayınlar üzerine o yemeğe katılan Ümit Ülgen bey, Kemaliye Derneği'nde rastladığımda o zaman Cumhuriyet'e çok sayıda ortak bulduklarını ve gazetelerde yazılanların yalan olduğunu anlattı.

Soruldu:

Ümit Oğuztan isimli şahıstan el konulan, 10 Mart 2000 tarihli ve "Sayın Perinçek" şeklinde başlayan belgede, "Doğu Perinçek ve Aydınlık Grubunun Türk siyasi yaşamında varlığını koruması ve gelişme gösterebilmesi ulusal çıkarların gereği olarak değerlendirilegelmiştir. Bu doğrultuda her dönemde örtülü/açık faaliyetlerle pek çok destek çalışması uygulamaya konmuştur", ".. .Aksiyonlar karşısında çok daha reaksiyoner faaliyetlere yönelinmesi ise önerimizdir", "Perinçek ve Aydınlık Grubu ile USİAD'ın dayanışma prensipleri çerçevesinde gerçekleştirmeleri beklenen bağış, yardımlar için başvuruda bulunabilecekleri makam belirlenmiş ve bu vesileyle kendilerine bildirilmesi uygun görülmüştür" şeklinde yazılar olduğu tespit edilmiştir. Bu belge kim tarafından gönderilmiştir? Yazıda geçen "Örtülü/açık faaliyetlerle pek çok destek çalışması uygulamaya konmuştur" derken ne kast edilmektedir? USİAD'la aranızda nasıl bir özel ilişki bulunmaktadır? Bahsedilen bağış ve yardımlar ne amaçla, kimler tarafından toplanmaktadır?

Cevap:

Bana böyle bir yazı gelmedi . Zaten böyle imzasız, karaktersiz yazılara değer vermem. Yazının uydurma olduğu hemen anlaşılıyor, çünkü yazı bana hitap ettiği halde yazının içinde benden üçüncü bir şahıs olarak söz ediliyor. Uydurma bir yazının üzerine "Sayın Perinçek" hitabı yine uydurma olarak konulmuş ama hitap ile yazı birbirini tutmuyor. İçeriği ise bana hiçbir zaman söylenemeyecek sözler. Bana kimse böyle bir yazı yazmaya cesaret edemez.

Soruldu:

Bugüne kadar düzenlenen operasyonlarda, örgütün yönetici kadrosundan elde edilen "Ulusal Medya 2001" başlıklı belge içerisinde bir bölümde, "İlhan Selçuk kimdir" başlığının olduğu ve altında sizinle ilgili bilgilerin bulunduğu, devamında "Gürbüz Çapan-İlhan Selçuk-Doğu Perinçek ve Cumhuriyet Gazetesi" başlığı altında", ".. .Perinçek, İlhan Selçuk ve Gürbüz Çapan'ı bir araya getirerek, finansal sorunların da üstesinden gelinebileceğini düşünmüştür.

Ancak Perinçek'in hesabı tutmamış, kendisinden çok daha deneyimli olan İlhan Selçuk, Perinçek'i devre dışı bırakarak Gürbüz Çapan'la anlaşmayı bırakmıştır:

Bu anlaşmaya göre Çapan hisselerin yüzde 40'ını satın almıştır. Daha sonra yüzde 60 hisseyi de satın alan Çapan, Cumhuriyet gazetesinin sahibi olmuştur" şeklinde yazdığı görülmüştür. Aynı belgenin içeriğinde, Cumhuriyet gazetesinde gerçekleştirilecek kadro hareketinin ardından, yayın politikasının yeniden belirlenmesi gerektiğinin yazıldığı görülmüştür. Ayrıca gazeteci patronlar hakkında yazılar olduğu görülmüştür. Siz Cumhuriyet gazetesiyle ilgili ne gibi çalışmalar yaptınız? Gürbüz Çapan ve İlhan Selçuk'u bir araya getirmenizin sebebi nedir? Amacınız Cumhuriyet gazetesini kontrol altına almak mıydı?

Cevap:

Yazı, istihbarat raporu kokusu taşıyor. Bizim Armada Oteli'ndeki görüşmemizi izlemiş veya dinlemiş olabilirler, ancak burada kullanılan ifadeler, bizim ile İlhan Selçuk ve Gürbüz Çapan arasındaki dostluk ilişkileriyle bağdaşmayan kaba ifadelerdir. Bu tür sorularla vatan milleti savunan medya birliktelikleri tehdit edilmiş oluyor. Birleşmesi gereken yurtsever yayın organları birbirinden korkar hale getirilmek isteniyor. Ergenekon Operasyonunun hedeflerinden biri de böylece ortaya çıkmış bulunuyor .

Soruldu:

İşçi Partisi'nde bulunan dokümanlar arasında; "Sayın İlhan Selçuk" diye başlayan 6 Kasını 2002 tarihli bir mektup yazdığınız, mektubun içeriğinde "Biz birlikte başına geçeceği ve kurulmakta olan Mafya-Tarikat yönetimini kesinlikle başına yıkacağız. Eğer kararlı bir muhalefet çizgisi izlersek. Cumhuriyet gazetesinin satışı üç ay içerisinde 100 bine yaklaşır ve çok etkili olur" yazdığı görülmektedir. Bu mektupta "Başına yıkmaktan" söz ettiğiniz yönetim nedir? Neden Cumhuriyet gazetesinin satışıyla ilgilenmektesiniz?

Cevap:

Türkiye'deki mafya-tarikat yönetimini kast ettim. Bu yönetimin yasadışı olduğu, Cumhuriyet yıkıcısı olduğu Yargıtay Başsavcısı tarafından da saptanmıştır. Bu nedenle bu mektuptaki değerlendirmeler tarihi önemdedir . Biz bu yönetimi Türk milleti olarak elbette yasal yollardan yıkacağız ve yıkıyoruz. Benim en az 100 yazımda ve bildirimde bu ifadeler aynen yer almıştır. Parti organlarının kararlarında da vardır. Bu mektup aktardığınız kadarıyla bana aittir. Aynı görüşümü 6 Kasım 2002 günü Cumhurbaşkanı Sayın Sezer'e yazdığım mektupta da aynı ifadelerle belirttim. Örneğini sunacağım. Aynı tarihler. Demek ki aynı gün hem sayın Cumhur başkanına hem de İlhan Selçuk'a fikirlerimi yazmışım.

Akşam Gazetesi

Soruldu:


Tuncay Güney beyanlarında, Akşam gazetesinde çalıştığı dönemde, Adnan Akfırat, Ferit İlsever, Ankara'da Hasan Yalçın, Paris'te Özcan isimli şahısların, Akşam gazetesinin mutemet elemanları gibi çalıştıklarını, bu şahısların Doğu Perinçek'le birlikte hareket ettiklerini, Hasan Yalçının İstihbarat Genel Başkan Yardımcısı, Ferit İlsever'in Aydınlık'm ve Ulusal TV'nin Genel Yayın Yönetmeni, Adnan Akfırat'ın Partinin disiplin kurulu üyesi olduğunu, Özcan isimli şahsın da Paris muhabiri olduğunu beyan etmiştir. Tuncay Güney, Akşam gazetesine Veli Küçük'ün talimatıyla başladığını, orada Mehmet Ali Ilıcak'ın Veli Küçük'ün elinde olduğunu, gazetede bir kadrolaşmaya gittiklerini beyan etmiştir. Akşam gazetesinde böyle bir çalışmanız oldu mu? Oldu ise bunu ne amaçla yaptınız?

Cevap:

Bütünüyle uydurma. Bizim Akşam gazetesine yönelik hiçbir faaliyetimiz olmadı ve hiçbir gazeteyi bu tür faaliyetlerin konusu olarak düşünmeyiz. Kaldı ki İşçi Partisinde istihbarat genel başkan yardımcılığı diye bir görev yoktur. Özcan isimli şahsı da tanımam.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ERGENEKON ŞÜPHELİLERİ HAKKINDA DOĞU PERİNÇEK'TEN YORUMLA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Kas 2010, 19:28

Tuncay Özkan ve Enis Berberoğlu

Soruldu:


Tuncay Güney beyanlarında Tuncay Özkan'ın Doğu Perinçek'in adamı olduğunu ve bu şahsı Doğu Perinçek'in yönlendirdiğini, Enis Berberoğlu gibi birçok şahsın da Veli Küçük'ün dostu olduğunu beyan etmiştir. İddialar hakkında ifadenizi veriniz.

Cevap:

Tuncay Özkan benim hemşerimdir. Etkili ve işini iyi bilen bir gazetecidir. Benim yönlendirmeme ihtiyacı yoktur. Gerçek dışı bu ifadeler, 2001 yılında tasarlanan CIA operasyonunun kimlere bulaştırılmak istendiğini ve bütünüyle basın özgürlüğünü hedef aldığını göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Erol Bilbilik ve Erol Mütercimler

Soruldu:

Tuncay Güney beyanında, Veli Küçük ve ekibinin Doğu Perinçek'i rahatlıkla kullandığını, Doğu Perinçek'in yanında emekli Deniz Binbaşısı Erol Bilbilik, Erol Mütercimler gibi subay ve albayların bulunduğunu beyan etmiştir. Veli Küçük'iin talimatıyla Aydınlık dergisi, gazetesi veya Ulusal TV'de herhangi bir haber yaptınız mı?

Cevap:

Erol Bilbilik şahsiyetli emekli bir deniz subayıdır. Partimizde Başkanlık Kurulu Üyeliği yapmıştır. Kimse tarafından görevlendirilemez. Başı dik bir insandır. Erol Mütercimler söylenen tarihlerde Fetulah Hocanın denetimindeki Samanyolu TV'de görev yapıyordu. Bizimle hiçbir ilişkisi olmamıştır. İşçi Partisi ve genel başkanı Türkiye'de denetlenemeyen, kendi kararlarını kendi alan belki de tek partidir. Veli Küçük'le aramızda hiçbir görüşme olmamıştır ki böyle bir yönlendirme düşünülebilsin.

Çevik Bir ve Kırıkkale Sabotajı

Soruldu:


Tuncay Güney beyanında Kırıkkale silah fabrikasında meydana gelen büyük patlamayla ilgili Veli Küçük'ün kendisine haber yapmasını söylediğini, onun talimatıyla "Çevik Bir paşanın grubunun fabrikaya sabotaj yaptığı" yönünde haber yaptıklarını, bu yöndeki haberlerin Aydınlık ve Hürriyet gazetesinde çıktığını beyan etmiştir, iddialar hakkında ifadenizi veriniz.

Cevap:

Hatırlamıyorum. Aydınlık dergisinin o zamanki sayılarına bakmak gerekir. Ancak Kırıkkale'de sabotaj yapıldığını Aydınlık dergisi yazmıştı . Bununla birlikte General Çevik Bir'e yönelik böyle bir suçlama yapılmış olamaz.

Anasından Doğmadı

Soruldu:


Ergenekon ve Lobi politikalarına bakıldığında, medya kuruluşlarının kontrol altına alınması ve kendi medya kuruluşlarının oluşturulmasının amaçlandığı anlaşılmıştır. El konulan belgeler ve anlatımlar da, bu yönde yürütülen faaliyetleri doğrulamaktadır. Ergenekon örgütlenmesi medyada bu şekilde yer alarak neyi amaçlamaktadır?

Cevap:

Bunu Ergenekon örgütünün, varsa yöneticilerine sormak gerekir. Fakat İşçi Partisi'ni yönlendirebilecek bir kuvvet anasından doğmamıştır. Bunu bütün dünya bilir.

Susurluk Kazası

Soruldu:


Susurluk kazası konusunda bildiklerinizi anlatınız. Kazada ölen Hüseyin Kocadağ, Abdullah Çatlı ve kazada yaralanan Sedat Bucak'ı tanır mısınız? Aranızda ne gibi bir ilişki vardı?

Cevap:

Bu şahısları tanımam. Susurluk kazasıyla ilgili açıklamalarım arşivlerde bulunmaktadır . Susurluk'ta Türkiye'deki ABD güdümlü Gladyo'nun bağırsakları patlamıştır. Bizim Susurluk denen mafya ve Gladyo faaliyetini bütün yönleriyle açığa çıkartmamız, Gladyo karşıtı faaliyetlerimizin son örneklerindendir.

Aydın Doğan ve Veli Küçük

Soruldu:


Tuncay Güney beyanında, Susurluk olayından sonra. Radikal gazetesinin Veli Küçük hakkında "Nerede Faili Meçhul Orda Veli Küçük" diye manşet attığını, bunun üzerine Veli Küçük'ün "Doğu Perinçek gitsin Aydın Doğan'la görüşsün" dediğini, Doğu Perinçek'in Aydın Doğanla bu konuda görüştüğünü, Aydın Doğanın bundan sonra Milliyet gazetesinde falan haber yapmamaya gayret edeceğini, Radikal'i de damadıyla görüşüp etkileyeceğini söylediğini anlatarak "Veli Paşa'ya söyleyin Hürriyet gazetesi her ne kadar bende görünse de benim değil Koç'un" dediğini beyan etmiştir. Bahsedildiği şekilde. Veli Küçük'ün talimatıyla Aydın Doğan'ın yanına giderek görüşme yaptınız mı? Yaptıysanız ne şekilde karar alındı?

Cevap:

Veli Küçük bana talimat veremez. Hiç kimse bana talimat veremez. Benim Aydın Doğan'a bu şekilde aracı olmam ne kişiliğimle ne de karakterimle bağdaşır. Demek ki 20()1 yılında planlanan CIA operasyonunda Aydın Doğana dahi uzanmayı veya üzerinde baskı kurmayı düşünenler varmış. Bugün Hürriyet gazetesinin manşetinde "Susturamayacaklar" yazıyor. Onlar da operasyona kendi cevaplarını veriyorlar.

Uyuşturucu

Soruldu:


Tuncay Güney beyanında, Doğu Perinçek'ten Sami Hoşlanın hap işi yaptığını öğrendiğini. Doğu Perinçek'in isteği üzerine bu konuyu Veli Küçük'e anlattığını, onun da "Ben her zaman bunun dosyasını temizleyemem, Sami'yi Ömer Lütfü Topalın yerine koyarak hata yaptık" dediğini beyan etmiştir. Sami Hoştan'ın uyuşturucu işi yapması konusunda bildikleriniz nelerdir? Bu konunun Veli Küçük'le ilgisi nedir? Neden Sami Hoştan'la ilgili Veli Küçük'ü uyarma ihtiyacı duydunuz?

Cevap:

Benim Sami Hoştan'la dolaylının dolaylısı en küçük bir ilişkim olamaz. Bu ifadeler yürütülen operasyonun bir tertipten ibaret olduğunu ispatlamaktadır.

Soruldu:

Tuncay Güney beyanında, Veli Küçük'ün bilgisi dahilinde, Sami Hoştan'la ilgili olarak, Fransız istihbaratı (OJD) Türkiye sorumlusuyla görüştüğünü, görüşme talebinin OJD'den geldiğini, Doğu Perinçek, Doğan Duyar (Hasan Yalçın'in yardımcısı ve Paris muhabiri) vasıtasıyla Palas Oteli'nde bir görüşme yaptıklarını, Fransız istihbarat sorumlusunun, "Sami Hoştan'ın uyuşturucu işi yaptığı, Veli Küçük'ün de uzun zamandır buna sahip çıktığı, askerlerin uyuşturucu işine yıllardır yol verdiği, JlTEM'in uyuşturucu trafiğinde yer aldığını anlatarak Sami Hoştan'la görüşmek istediğini, Veli Küçük'ün talimatıyla Drej Ali'nin Bakırköy'deki bürosunda Sami Hoştan'la buluştuklarını ve konuyu anlattığını, bu arada Veli Küçük'e bilgi verdiğini, Veli Küçük'ün de Sami Hoştan'a görüşme yapmamasını söylediğini, kendisine de "Doğu'ya söyle Fransız istihbaratından gelenleri yönlendirsin (oyalasın), askerler yapmıyor desin" dediğini beyan etmiştir. Sami Hoştan, JITEM ve Veli Küçük arasındaki uyuşturucu bağlantısı hakkında ne biliyorsunuz? Fransız istihbarat servisi elemanlarıyla görüşülmesinde siz neden aracı oldunuz. Görüşme ne şekilde gerçekleşti?

Cevap:

Rahmetli Hasan Yalçın bu tür insanlarla görüşmez, toplanmaz. Bu ifadelerde benim ve Hasan Yalçının isminin geçtiği bölümler bütünüyle uydurmadır ve kişiliğimizle bağdaşmaz.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ERGENEKON ŞÜPHELİLERİ HAKKINDA DOĞU PERİNÇEK'TEN YORUMLA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Kas 2010, 19:32

Vatansever Kuvvetler Güçbirliği

Soruldu:


Vatansever Kuvvetler Güç Birliği'yle bir bağlantınız var mı ?

Cevap:

Bu örgüt, başıbozuk örgütlerden biridir. Yaptıkları işler karışıktır. Yazılarımda, bu örgütlerden uzak durulması gerektiğini , isimlerini de sayarak yurttaşlarıma öğütledim.

Soruldu:

Zihni Çakır'ın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nda 25.02.2008 tarihinde tanık olarak alınan beyanında; VKGB Başkanı Taner Ünal'ın kendisine "2003 yılı Nisan ayında Dikmende, önceki bürosuna yakın bir yerde kiraladığı ofisinde Türkeli dergisini çıkaracağını, ofisin altındaki deponun bir amfiye dönüştürüldüğünü, dinleyici ve konuşmacı yerlerinin olduğunu, bu mekânda bir oluşum için toplantılar yaptıklarını anlattığını, Taner Ünal'ın bu oluşum içerisinde yer alması için kendisine de teklifte bulunduğunu, oluşumda birçok paşanın olduğunu, Hasan Kundakçı, Veli Küçük gibi isimlerin yer aldığını, Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek'in de solcu olmalarına rağmen bu oluşuma destek verdiklerini, hiçbir maddi sıkıntısının olmayacağını, istediği kadar maaş verebileceklerini söyleyerek, oluşuma katılması yönünde telkinlerde bulunduğunu beyan etmiştir. Zihni Çakıı 'ın beyanlarında geçen oluşum nedir? Bu oluşuma ne şekilde destek verdiniz?

Cevap:

Vatansever Kuvvetler Güç Birliği'ne hiçbir destek vermedim ve vermem. Böyle başıbozuk örgütleri milletin başına bela etmek büyük sorumluluktur. General adları verilmesi , ta 2001 'de tasarlanan fakat çöpe atılan operasyonun Türk Ordusu'nu bir suç örgütü gibi gösterme çabalarının kanıtıdır.

Soruldu:

06.06.2007 günü saat 17.19'da Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Derneği Başkanı Taner Ünal ve Mesut Sezer arasındaki telefon görüşmesinde; Diyarbakır'da İşçi Partisi'nin düzenlediği bir mitingle ilgili Doğu Perinçek'le irtibata geçilmesinden bahsedilerek, Taner Ünal'ın "Şimdi aradım, beni temsilen Mesut Bey katılıyor diyeceğim" dediği tespit edilmiştir. Diyarbakır'da düzenlenen mitingin içeriği neydi? Bu mitingi Vatansever Güçbirliği'yle mi hazırladınız?

Cevap:

Diyarbakır'da Türk bayrağıyla miting yapan tek parti İşçi Partisi'dir. 29 Haziran 2007 günü gerçekleştirilen bu miting muhteşem olmuştur. Türkiye'ye göz dikenlere Diyarbakır'dan Türk bayrağı gösterilmiştir. Diyarbakır halkı Türk bayrağını ve İşçi Partisi'ni bağrına basmıştır. Daha önce de 2004 yılında ve 2005 yılının 29 Ekim'inde Diyarbakır ilinde ve köylerinde İşçi Partisi olarak Türk bayraklı ve Atatürk posterli muhteşem mitingler gerçekleştirdik. Diyarbakır Emniyeti'nin yöneticileri gözyaşlarını tutamayarak İşçi Partisi'ni kutladılar ve "20 yıldır Diyarbakır'da Türk bayrağı göremiyorduk sağ olun" dediler. Bir emekli general bana o bölgede tugay komutanlığı yaptığını ve insanların eline Türk bayrağı veremediklerini ama İşçi Partisi'nin binlerce insanı Türk bayrağıyla yürüttüğünü, bizzat bana söylemiştir. Bu miting her yurttaşa açık olmuştur. Miting faaliyetinin bildirileri, afişleri , çağrıları, basın toplantıları ortadadır. İşçi Partisi dışında yalnızca Türk-İş'in adı birkaç basın toplantısında bulunmaktadır . Söylediğiniz örgüt ile İşçi Partisi hiçbir zaman yan yana gelmez. Ergenekon soruşturmasını yürütenlerin Diyarbakır'da Türk bayraklı bir mitingi suç olarak kabul etmeleri, ABD ve AB ile Türkiye'ye bölmek isteyenlerle bazı ortak duygular içinde olduklarını gösterir.

Soruldu:

06.06.2007 günü saat 17.37'de Taner Ünal'la yaptığınız telefon görüşmesinde, Ünal'ın "Diyarbakır'da ki mitinginize katılacağız efendim. Bütün gücümüzle destek vereceğiz" dediği tespit edilmiştir. Telefon görüşmesini açıklayınız.

Cevap:

Bana miting öncesinde çok sayıda heyecan dolu, tebrik ve katılma telefonları gelmiştir. Bu telefonlar bizi sevindirir. Telefonlarda karşı tarafta kimin olduğunu, şu anda herkesi hatırlayacak kadar anımsamıyorum.

İşadamları

Soruldu:


İbrahim Benli isimli şahsı tanıyor musunuz?

Cevap:

Yukarıda bu soruya cevap verdim.

Soruldu:

09.12.2007 günü saat 19.24'te Güler Kömürcü ve Erol isimli şahıs arasında yapılan telefon görüşmesinde, Güler Kömürcünün, bir işadamının çiftlik evinde verdiği 50-55 kişilik davete katıldığından bahsettiği, bu davete işadamları ve değişik kesimlerden kişilerin katıldığını söylediği ve "... Bomba Başhekim vardı biliyor musun, Doğu Perinçek" dediği tespit edilmiştir. Telefon görüşmelerinden, Güler Kömürcünün bahsettiği davetin işadamı İbrahim Benli tarafından verildiği anlaşılmaktadır. Bahsedilen toplantıya katıldınız mı? İbrahim Benli'yle nasıl bir ilişkiniz bulunmaktadır? Toplantı ne amaçla yapılmıştı ve neler görüşüldü?

Cevap:

Ayıptır, milletin birbiriyle buluşmasını , yemek yemesini suç gibi göstermek, bu operasyonun kanun dişiliğinin vardığı boyutları sergilemektedir. O yemekte Türkiye'nin seçkin opera sanatçıları, keman ustası profesörler, sanatçılar yer almış, şarkılar ve türküler söylenmiştir.

Soruldu:

Güler Kömürcü'nün değişik kişilerle 09.12.2007 günü 19.44, 22.12.2007 günü saat 09.09 tarihlerinde yaptığı telefon görüşmelerinde, İbrahim Benli'nin Çatalca'daki davetine birçok işadamı, savcı, emniyet müdürünün katıldığı, ayrıca bu toplantıda Savcı Yarbay Bahadır Berk isminde biriyle tanıştığını, İbrahim Benli için "Doğu Perinçek'in şeylerinden, sponsorlarından" dediği tespit edilmiştir. İbrahim Benli size maddi destek mi sağlamaktadır? Davete katılan savcı ve emniyet müdürleri kimlerdir? Savcı Yarbay Baltadır Berk'le sizin ne gibi ilişkiniz vardır?

Cevap:

İbrahim Benli bizim İstanbul 3. Bölge milletvekil i adayımızdır. Parti üyesi olduğu için seçimlerde aidat, ödenti ve bağışlar yapmıştır. Hepsi makbuzludur , ancak sponsor tabir edilebilecek bir katkısı olmamıştır . Yarbay Bahadır Berk i tanımam. Emniyet Müdürü Adnan Konukman bizim Merkez Karar Kurulu üyemizdir. Davette var mıydı tam hatırlamıyorum. Savcı ise şu anda avukatlık yapan Mehmet Sait Türer olabilir ancak onu da tam hatırlamıyorum. Beni emniyet müdürleri , polis evlerinde misafir etmiştir.

Kemalist Devrim Suçu!

Soruldu:


Operasyon kapsamında yakalanan şahıslardan bulunan belgeler arasında Ümit Sayın başlıklı 4 Mart 1997 tarihli size hitaben yazılmış yazıda, sizin yazdığınız yazıları İngilizceye çevirerek ABD'deki bazı demokratik kurumlara yolladığını, Cumhuriyet Devrimleri'nin uygulanmasıyla "Yeni Kemalist bir devrim yapılması gerektiğine ve bu yeni Kemalist ideolojinin aksiyonlarının ve teorisinin bir an önce yazılı hale getirilmesi gerektiğine inanıyorum" denildiği tespit edilmiştir. Bu belge kim tarafından gönderilmiştir? Ümit Sayının öğretim görevlisi olduğu bilinmektedir. "Yeniden Kemalist bir devrim yapılması gerektiği" sözüyle neyi kast etmektedir? Bu devrimi kim yapacaktır? Böyle bir devrim neden gerekli görülmektedir? Bunun için ne gibi hazırlıklar yapmaktasınız? Kemalist ideolojinin aksiyonlarının ve teorisinin çıkartılması konusu nedir?

Cevap:

Bu soru Kemalist Devrim' i de suç olarak görmektedir. Kemalist Devrim'i suç olarak görenler, Atatürk'ü yıkamayacaklardır ve girişimlerinin altında kalacaklardır. Bu soru Ergenekon Operasyonu'nun Atatürk düşmanı yönelişini ele vermektedir. Ümit Sayın'ın bana gönderdiği yazıyı tam olarak hatırlamıyorum, ancak içeriğinde herhangi bir suç yoktur. Kutlanacak bir tavır vardır. Abdülhamit dönemine mi döndük? Aydınların birbirine mektup yazamayacağı duruma mı geldik?

Mektup Uydurması ve Çürüyen Suçlama

Soruldu:


2001 yılında yakalanan Tuncay Güney'den el konulan 19 Mayıs 2000 tarihli "Sayın Doğu Perinçek" başlıklı belgede, "Dayanışma prensipleri gereği size iletilen üç ana konu üzerinde yoğunlaşılarak işbirliği sağlanmak istenmiştir. 1- Mektup, 2- Gazete, 3- Finans, ancak ne yazık ki bu üç konuda da isteksiz kalınmış, karşılıklı dayanışma prensiplerine aykırı bir tutum sergilenmiştir (...) Önderi Mustafa Kemal Atatürk, tarih sahnesinde görülen en kararlı motivatör idi, onun bu özelliği karşısında manüpilatör politika uygulayıcılarının elde edebildikleri tek şey ise yalnızca yenilgi olmuştur" şeklinde yazdığı tespit edilmiştir. Bu belge kim tarafından, ne amaçla gönderilmiştir? Mektup. Gazete, Finans konusunda ne gibi isteklerde bulunulmuştur ? Siz bu konuda neler yaptınız?

Cevap:

Ben böyle bir belge okumadım. Kaldı ki belge İşçi Partisi'ne yönelik girişimlerin hiçbir yankı yaratmadığını ve tersine çevrildiğini ispatlamaktadır. Bu da Ergenekon uydurmasının bizzat bu kanıtlarla çürütülmesidir.

Öncü Gençlik'e Sızma

Soruldu:


Operasyon kapsamında yakalanan şahıslardan bulunan belgeler arasında, 13 Kasım 2000 tarihli ve "Sayın Doğu Perinçek" diye başlayan ve "Grubunuza bağlı Öncü Gençlik teşkilatına, provokasyona yönelik sızma ve tertip girişimlerinin açığa çıkartılmış olması ve konunun başbakanlığa bildirilmesi, dikkat ve kararlılığınızın en belirgin örnekleri arasında yer almış ve pozitif bir gelişme olarak değerlendirmeye alınmıştır" şeklinde devam eden ve NATO konseptinden bahsedilen bir yazı olduğu anlaşılmıştır. Bu belge kim tarafından ne amaçla gönderilmiştir?

Cevap:

Bu yazıyı bilemem. Beni tebrik eden yüzlerce internet mesajı , mektup ve telefon alıyorum. Bunların hepsini hatırlamama imkân yok. Sorunun, suçla ilgisi bulunmamaktadır .

İkiz Sözleşmeler ve "Arz Ederim" Yalanı

Soruldu:


Operasyon kapsamında yakalanan şahıslardan bulunan belgeler arasında, 11 Haziran 2003 tarihli İşçi Partisi Gene! Başkanlığı amblemli belgenin içeriğinde, "Sayın E.Tuğ.Gen. Veli Küçük, Sayın komutanımız... İkiz sözleşmeleri onaylayan kanun konusundaki görüşlerimi içeren, Sayın Cumhurbaşkanımıza arz ettiğim mektup ve ekindeki hukuki açıklamayı bilgilerinize sunarım... Kanun henüz Cumhurbaşkanımız tarafından imzalanmamıştır; meclise iadesi hukuken mümkündür. Saygılarımla. Doğu Perinçek, İşçi Partisi Genel Başkanı" denildiği tespit edilmiştir. Yazıda bahsettiğiniz konu nedir? Bu konuyu neden Veli Küçük'e sunma ihtiyacı duydunuz? Veli Küçük'ü bu şekildeki gelişmelerden sürekli bilgilendirir misiniz?

Cevap:

Bu yazı doğrudur. Yukarda ifademin başında kendim de bu yazıdan bahsettim. Bu yazıyı yalnız Veli Küçük'e değil Genel Kurmay Başkanı'na, bütün kuvvet komutanlarına ve ordu komutanlarına aynı içerik ve ekleriyle birlikte gönderdim. Oralardan teşekkür yazıları alınmıştır.

Soruldu:

22.01.2008 tarihinde Veli Küçük'ün ikametinde bulunan dokümanlar arasında, tarafınızdan Veli Küçük'e hitaben "arz ederim" ibaresiyle son bulan faks çıktısı dokümanlar elde edilmiştir. Veli Küçük'e göndermiş olduğunuz yazılarda "arz ederim" ibaresini kullandığınız görülmüştür. Veli Küçük'e neden bu kadar doküman gönderme ihtiyacı duyduğunuzu, aranızdaki hiyerarşik yapıyı anlatınız.

Cevap:

Ben hiçbir zaman Veli Küçük le bir hiyerarşik yapı içerisinde olmadım ve olmam, İşçi Partisi Genel Başkanlığı üzerinde hiçbir hiyerarşi yoktur. Cumhurbaşkanı da başbakan da benim üzerimde değildir. Ama Genelkurmay Başkanlığı'na Ordu Komutanlığı'na yazdığım yazılarda ve kamu makamlarına yazdığım yazılarda her zaman saygılı ifadeler kullanırım. Bu belgeyi görme talebim, belge Emniyet'te bulunmadığı için karşılanamamıştır. Benim İkiz İhanet Yasalarıyla ilgili mektubum dışında Veli Küçük'e hitaben yazılmış bir yazım yoktur.

Gözlem-Analiz Belgesi

Soruldu:


Ergenekon terör örgütü soruşturması kapsamında yakalanan Ümit Oğuztan'ın bilgisayarında yapılan incelemede, Ergenekon terör örgütüne ait Microsoft Office Word belgesi Gözlem-Analiz isimli belgenin incelemesinde,

I) Giriş. Amaç ve Kapsam:

Bu çalışma Doğu Perinçek ve Aydınlık grubunun siyasal, kültürel ve ekonomik anlamda "açık faaliyetleri" gözlemlenerek elde edilen veriler ışığında; objektif değerlendirme prensiplerine sadık kalınmaya özen gösterilerek hazırlanan bir analizdir. Örtülü çalışmalar ve amaçları konumuz dışında tutulmuştur. Ancak, açık faaliyetler örtülü çalışma ve amaçların belirlenmesine sınırlı da olsa yardımcı olabilecek durumdadır" denilmektedir. Ergenekon örgütünün oluşumunda kullanılmak üzere, faaliyetlerinizin izlendiği ve rapor haline getirildiği tespit edilmiştir. Gözlem ve analiz belgesini kim yazdı? Rapor kimlere sunulmuştur ve hangi amaçların gerçekleşmesinde etkili, yönlendirici olmuştur? Belgede bahsi geçen örtülü faaliyetleriniz, devletin hangi birimlerinin bilgisi ve kontrolü altındadır? Faaliyetlerin kararları kimler tarafından alınmaktadır? Hangi alanlarda uygulamaya konulmaktadır ve uygulayıcılar kimlerdir? Şu ana kadar yaptığınız faaliyetlerle ilgili tüm bildiklerinizi anlatınız?

Cevap:

Ben bu belgeyi görmedim, ancak bizim tahlillerimizden, bırakalım Ümit Oğuztan'ı , dünyanın büyük devletleri yararlanmaktadır. Türkiye'de tahlil yapma ve program oluşturma yeteneği üstün olan bir parti olduğumuz herkes tarafından kabul edilir. Herkes bizim tahlillerimizden yararlanabilir. Bundan kıvanç duyarız. Kamu kurumları da bizim tahlillerimize çok geniş yer vermektedir, ancak buradaki üslup, bizim tahlilimizin edep, usul ve adabına uygun değildir. Burada sözü edilen açık faaliyet-örtülü faaliyet gibi yaklaşımlar, açıkça belirtildiği gibi bizimle ilgili değildir, onlara aittir.

Soruldu:

Belgenin devamında; "Bu gözlem ve analiz çalışmamızın hazırlanmasında uygulanan yöntem, açığa çıkmış verilere dayanmaktadır. Çalışmamızda Doğu Perinçek ve Aydınlık grubunun "uzun yürüyüş" tanımlamasıyla andıkları amaçlarına ulaşabilmek için uygulama, yöntem ve prensipleri belirlenerek işaret edilmeye çalışılmaktadır" deniyor. "Uzun Yürüyüş" nedir? Bunun neticesinde nasıl bir amaca ulaşmayı planlıyorsunuz? "Uzun Yürüyüş"ün modelleme olarak seçilmesinde, uyguladığınız yöntem ve prensiplerinizin etkili olduğu tespit edilmiş olup, bu yöntem ve prensipler hakkında detaylı bilgi veriniz.

Cevap:

Soruyu soranların belgeyi dikkatli okumadıkları veya kasıtlı olarak tahrif ettikleri görülmektedir. Bu sorular bizi ilgilendirmez ve tanımlanan suçla bağlantılı değildir.

Soruldu:

Belgenin devamında: "Türkiye'de faaliyet gösteren pek çok siyasi parti içinde ayrı bir özelliğe sahip olan Doğu Perinçek liderliğindeki eski Türkiye işçi Köylü Partisi, yeni oluşumuyla Türkiye İşçi Partisi, TBMM'de grubu bulunmayan siyasi bir parti olmakla birlikte, faaliyetlerinde yeğlediği yöntemler açısından toplumun yönelişlerinde giderek eriyen siyasal bir yapı gibi görünmüşse de her dönemde sesini duyurmayı, legal ve illegal güç odakları arasında yer almayı başarmıştır. Bu bağlamda legal siyasi partiler içinde dikkat çekici ayrıcalıklı bir özelliğe sahip olduğu açıktır" denilmektedir. Parti faaliyetleri altında uygulamış olduğunuz yöntemler neticesinde illegal güç odakları arasında yer almayı başardığınız şeklinde bir tespit olduğu görülmüş olup, bu faaliyetlerinizi ayrıntılı olarak anlatınız?

Cevap:

İşçi Partisi'nin illegal hiçbir faaliyeti yoktur. Emniyet Genel Müdürlüğü raporları bunu doğrular. "Ergenekon"

Belgesinde İşçi Partisi ne Karşıtlık

Soruldu:


Belgenin devamında: "Türkiye İşçi Partisi ve Aydınlık grubu materyalist bir anlayışla komünist ideoloji doğrultusunda faaliyet göstermekte ve örgütlenmektedir. Ancak, Kemalizm karşıtı olmamaya özen gösterilmesi ve Kemalizm'in siyasal platformlarda savunulması misyonunu üstlenmeye çaba gösteriyor oluşuyla da ayrıca dikkate değer bir gelişme sergilemektedir. Özellikle son on yıldır hiçbir siyasal partinin savunmadığı oranda Kemalizm'i savunma misyonunu üstlenen, komünist ideolojiyi ve materyalizm anlayışını ilke edinen siyasi bir partinin amaçları, yöntemleri ve "uzun yürüyüş" teki hedeflerinin sağlıklı bir biçimde belirlenmesi zorunluluğu vardır. Ayrıca faaliyetlerini sürdürebilme ve geleceğe yönelik yatırımlarını gerçekleştirebilme açısından finansal kaynaklarının örtülü olması yine dikkate değer önemli bir husustur" denilmektedir. Yürütmüş olduğunuz faaliyetlerin finansal kaynakları nelerdir? Partinizin finansal kaynağını açıklayınız?

Cevap:

Bu yazı , bu yazıyı yazanların İşçi Partisi'ni tamamen kendi dışlarında gördüğünü ispatlamaktadır. Yukarıdaki diğer alıntılar da bunu doğruluyordu. Finansal kaynaklarımızın örtülü olduğu yönündeki görüş yazana aittir ve yanlıştır. Bizim hakkımızda Türkiye'de her ay yüzlerce, hatta binlerce sayfa yazı yazılmakta, kitaplar çıkarılmakta. Bu da onlardan biridir.

Soruldu:

Belgenin devamında:

"a) Faaliyetler ve Uygulama Yöntemleri:


Türkiye İşçi Partisi, her türden faaliyet için Doğu Perinçek'in belirlediği yöntemlerle faaliyet göstermektedir. Perinçek'in yöntemleri ise; "uzun yürüyüş" olarak tanımlanan, uzun vadeye yayılmış planlamalar olarak özetlenebilir. Nihai hedefin belirlenebilmesini engelleyici olan bu yöntem, her türden örtülü faaliyete zemin hazırlayıcı bir metottur.

b) Siyasi Faaliyetler:

Doğu Perinçek, 1961'de üniversite birinci sınıfta öğrenimini sürdürürken Yeni Türkiye Partisi'nin Gençlik Kolları'ha girerek başladığı siyasi faaliyetlerini süıdüregelmiştir. Legal bir siyasi parti olarak faaliyetlerini sürdüren Türkiye İşçi Partisi, diğer siyasal yapılanmalardan çok farklı bir yöntemle çalışmakta, tavandan tabancı yayılan biçimlendirme, etkileme ve yönlendirme girişimleri, 'provokasyon yöntenıleri'yle gerçekleştirilmektedir. Yarar sağlayabilme amacı güdülerek her türden güç odağıyla işbirliği içinde olunması en belirgin özellik olarak ortaya çıkmaktadır. Partinizin faaliyetlerini diğer siyasi partilerden ayıran özellikler nelerdir? Partinizin işleyiş sisteminin şekillendirilmesinde nasıl bir yöntem izlenmektedir, bu konuda tabanınızın etkisi var mıdır?

Cevap:

Bizimle ilgili yazılan yüzlerce değerlendirmeden biri. Biz bunları okuyup yararlanacak noktaları değerlendiririz. Atılı suçla hiçbir ilgisi yoktur. Yazar partimizin adını bile bilmemektedir. Partimizin adı İşçi Partisi'dir, Türkiye İşçi Partisi değildir. Partimizin adını bilmeyen bir şahısla bizim daha önceki sorularda ortak faaliyette bulunduğumuzun ileri sürülmesi , soruların ciddi bir çalışmayla hazırlanmadığını ortaya koymaktadır . Yazarı tanımam.

Soruldu:

Belgenin devamında:

"c) Doktriner Teorik Çalışmalar:


Doktriner teorik çalışmalarda her kesimden, her görüşten ve her inançtan aydınlardan azami olarak yararlanılmakta, böylelikle çeşitli kesimlerle iletişim kurularak ilişkiler sağlanmakta olduğu gibi yeni teoriler geliştirilmesine büyük kolaylıklar sağlanmaktadır. Bu bir anlamda her alanda işe yarayacak teoriler hazırlanmasında, 'hazır'dan yararlanma alışkanlığını geliştirmiştir. Yaratıcı olmak yerine elverişli olanı kullanma yöntemi benimsenmiştir. Örneğin, Yalçın Küçük ve İsmail Beşikçiden bu anlamda büyük ölçüde yararlanılmaktadır."

Cevap:

Benimle ilgili bir yazı değildir. Ayrıca belirtilen isimler ve yukarıda benimle ilgili yazılanlar, bu belgede bu ilişkilerin ele alınamadığını , ama Türkiye'de tahlil yapan kimselerden yararlanma niyetinin var olduğunu kanıtlamaktadır.

Soruldu:

Belgenin devamında:

"d) Provokasyon Faaliyetleri:


Toplumun duyarlı olduğu her konuda provokasyonların oluşumuna zemin hazırlanmasının sağlanması, her şey olup bittikten sonra da provokasyonu gerçekleştirenlerin deşifre edilmesi yöntemi ana prensipler arasındaki değişmez yerini korumaktadır.

e) Gençliğin Örgütlenmesi:

"Pek çok ve her kesimden genç yalnızca kültürel çalışmalara yönlendirilerek toplumdan soyutlanmakta ve amaçlar doğrultusunda biçimlendirilmektedir. Toplumdan soyutlanan gençlerin değerlendirme ve karşılaştırma yöntemlerinden yararlanabilmesi olanaksız kılınmaktadır. Gençliğe verilen eğitim dışındaki tüm veriler ve değerler 'karşıdevrim' ürünü olarak peşinen kabullendirilmektedir.

Cevap:

Suçlamayla ve benimle ilgili tek bir yönü yoktur.

Soruldu:

Belgenin devamında:

"f ) Kadro Oluşturulması ve Örgütlenme:


Siyasal, kültürel ve ekonomik faaliyetler için kadro oluşturulmasında 'uzun yol' prensibi esas alınmaktadır. Siyasal oluşum içinde etkin yer alabilmek çok geniş bir zamana yayılmakta, böylelikle kişilerin bir başka dünyada yer edinebilme şansları tümüyle ortadan kaldırılmaktadır. Uzun yıllar sonra güven duyulan kadrolardan oluşturulan örgütler, yalnızca gereğinde işlevsel hale dönüştürülmektedir.

g) Arşiv:

Özellikle kişilere yönelik ciddi bir arşiv bulunmaktadır. Bu arşivde yer alan her türden malzeme genellikle provokasyona yönelik faaliyetler için bitimsiz bir kaynak durumundadır. Ve salt provokasyon amaçlı arşiv tutulmaktadır. Bilimsel, kültürel ve sanatsal faaliyetler ile Türkiye'nin ulusal sorunlarını içeren hiçbir arşiv çalışması yapılmadığı ve bu anlamda bir çalışmanın gereksiz görülmüş olması, arşivcilik faaliyetleriyle hangi amaçlar doğrultusunda hareket edildiğini ortaya koymaktadır."

Cevap:

Benimle ve suçla ilgili tek satır yok. Bu tür sorular, Ergenekon Opeıasyonu'nu hazırlayanların hiçbir ciddi çalışma içinde olmadıklarını ispatlamaktadır .

Soruldu:

Belgenin devamında:

2) Dış İlişkiler:


Doğu Perinçek ve grubunun dış ilişkileri gereği biçiminde dikkate alınmamıştır. Komünist ideolojiye sahip olması, Türkiye'nin ulusal çıkarlarına aykırı olarak en büyük tehlikenin komünizmden geleceği endişeleri, Perinçek'in komünist bloklar dışında kalan diğer ülkeler ve bunlara bağlı istihbarat örgütleriyle kurduğu ilişkilerin örtüsü olmuştur. Perinçek'in özellikle Çin'le ilişkileri dikkate değer durumdadır. Finansal anlamda da destek gördüğü bir ülke olan Çin, Türki Cumhuriyetler üzerinden de finansal destek sağlayıcı ticari ilişkiler kurulmasını sağlamıştır" denilmektedir. Sizin ve partinizin Çin'le ne tür bir ilişkisi bulunmaktadır? Çin'den ne şekilde finansal destek görmektesiniz?

Cevap:

Bunu yazanların, bırakalım bizimle aynı örgütte olmasını, bize düşman oldukları ve bize karşı tertipler içerisinde bulundukları apaçık ortaya çıkmıştır. Soruşturmayı yapanlar bu belgeyi buraya aldıkları için kendilerine teşekkür ederiz. Bizim bu türden, Ergenekon adı altında çaba gösterdikleri kabul edilen Gladyo kafalı kimselerle, bırakalım örgüt kurmayı , yüz yüze gelip konuşmamız bile düşünülemez. İşçi Partisi hiçbir ülkeden parasal destek almaz ve hiçbir ülke ve örgütle bağlantılı faaliyet yapmaz. Bu bizim gurur kaynağımızdır. Bu konuda bugüne kadar hiçbir iddia ileri sürülmemişti r ve sürülemez.

Ulusal Kanal ve Cumhuriyet i Ele Geçirme Girişimi Yalanı

Soruldu:


22.01.2008 tarihinde Veli Küçük'ün ikametinde görevlilerce yapılan aramada, "Televizyon analiz yönetim ve geliştirme projesi / Türkiye'de televizyon yaşlılar için çok yeni, gençler için çok eskidir. İstanbul/Temmuz 2000" başlıklı 39 sayfalık bir doküman elde edilmiş olup, bu dokümanın da Tuncay Güney isimli şahıstan elde edilen dokümanlarla aynı konularda benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir.

Dokümanın incelemesinde:

- "Sunuş kısmında. Temmuz 2000 tarihli televizyon analiz çalışması Kanal 6 televizyon kanalı ele alınarak hazırlandı, şimdi ise hedef televizyon kanalı Ulusal TV'dir. Cumhuriyet gazetesi ile Ulusal TV'nin hisselerini elinde bulunduracak olan yeni bir anonim şirket kurulmalıdır. Bu şirketin Yönetim Kurulu Başkanlığı'na ve Yönetim Kurulu Üyeliği'ne getirilecek olan kişiler önemlidir ve özenli bir seçim yapılmalıdır. - "Genel Değerlendirmeler ve Öneriler" kısmında; mevcut kurumun yeniden düzenlenmesi, kamuoyundaki imaj ve düşünce değişiminin sağlanması, yayın hayatına yeni atılan Ulusal TV'nin yeniden yapılandırılması gereklidir. Ulusal TV ile Cumhuriyet gazetesinin bir anonim şirket çatısı altında birleştirilmesi hedeflenen başarıya ulaşmasını sağlayacağı gibi mevcut medya kuruluşlarıyla rekabet olanağının sağlanacağı. Bu analizi hazırlayan araştırma grubumuzun ortak görüşü ise bir başka çözüm yolu olmadığı görüşünde birleşmesi" konularını içerdiği tespit edilmiştir. El konulan doküman Veli Küçük'e sorulduğunda, kesin olmamakla beraber bu dokümanı Mehmet Perinçek'in getirdiğini beyan etmiştir. Söz konusu dokümanı kim ne amaçla hazırladı? Bu doküman neden Veli Küçük'e verilmiştir?

Cevap:

Bu yazı eğer doğru ise ve eğer örgütlü bir gruba ait ise Ulusal Kanal ve Cumhuriyet gazetesini ele geçirmek için bir tertibin içinde olduklarını , ama bunu başaramadıklarını ispatlar. Mehmet Perinçek, böyle bir yazı eline geçseydi mutlaka bana verirdi . Sayın Veli Küçük yanlış hatırlamaktadır . Kaldı ki Veli Küçük, anladığıma göre içeriğini okumadan, "kesin olmamakla beraber" diyerek böyle bir ifade vermiştir.

Soruldu:

22.01.2008 tarihinde Veli Küçük'ün ikametinde, "Kanal 6 analiz" başlıktı 34 sayfalık doküman elde edilmiştir. Bu dokiiman Veli Küçük'e sorulduğunda, dokümanı Mehmet Perinçek'in getirdiğini beyan etmiştir. Söz konusu dokümanı kim ne amaçla hazırlamıştır? Bu doküman neden Veli Küçük'e verilmiştir?

Cevap:

Mehmet Perinçek'in bu konularla hiçbir ilgisi yoktur. Mehmet Perinçek yıllardan beri Rus ve Ermeni arşivlerinden, Er meni soykırım yalanını çürüten belgeler i çıkarmakta ve yayımlamaktadır. Bu konular üzerinde yoğunlaşmaktadır . Veli Küçük ya yanlış hatırlamakta veya gerçekdışı konuşmaktadır .

Milli Anayasa Bildirgesi

Soruldu:


İşçi Partisinde yapılan aramada, kişisel bilgisayarınızda yapılan incelemede; 15 sayfadan oluşan, "Milli Anayasa Bildirgesi" başlıklı yazı olduğu, içeriğinde "AKP hazırladığı sivil Anayasa Taslağı ile Türkiye'ye ve Türk Milletine karşı yürüttüğü karşı devrim sürecini son hedefine ulaştırmak peşindedir", "Ulusal Strateji Merkezinde bilim insanları ve uzmanların katıldığı çalışmalarla bir milli anayasa taslağı hazırlanmaktadır. Ulusal Strateji Merkezi (USMER) bu çalışmalar sırasında hazırlanmış olan ekteki milli anayasa bildirgesini kamuoyumuza en kısa sürede sunmak üzere imzaya açmaya karar vermiştir" şeklindeki beyanların bulunduğu, Belgede Siyasetçiler. E. Generaller, Öğretim Üyeleri, Yüksek Bürokratlar, E. Subaylar, E. Emniyet Müdürleri, Kitle örgütü yöneticileri, Sanatçı Yazar Sporcular, şeklinde başlıklar altında birçok ismin yazılı olduğu tespit edilmiştir. Belge ve içeriği hakkında bilgi veriniz.

Cevap:

Bu belge doğrudur . Bildirgenin içeriği doğrudur . Yargıtay Başsavcılığı AKP hakkında kapatma davası iddianamesiyle en yüksek savcılık makamı olarak AKP yönetiminin yasadışı ve Cumhuriyet yıkıcısı olduğunu saptamıştır. Bu açıdan bildirge, tarihi önemdedir .

Soruldu:

Bu bildirgeyi Sabih Kanadoğlu ve Mustafa Akaydın'a gönderdiğiniz tespit edilmiştir.

Cevap:

Doğru. Yalnızca adı belirtilen değerli hukukçu ve bilim adamlarımıza değil , Türkiye'nin bütün seçkin aydınlarına bu bildirge gönderilmiş, çoğu imzalamıştır.

"Kemalist Model-Ulusal Gençlik Hareketi" Belgesi

Soruldu:


Başkanı olduğunuz İşçi Partisi'nde yapılan aramada Ergenekon terör örgütü soruşturması kapsamında yakalanarak tutuklanan Veli Küçük ve Ümit Oğuztan'ın yanı sıra Tuncay Güney'de de ele geçirilen örgüte ait "Kemalist Model-Ulusal Gençlik Hareketi-Dinamik" adlı doküman ele geçirilmiştir. Söz konusu dokümanlar kimler tarafından, ne amaçla hazırlanmıştır? Ergenekon terör örgütü üyelerinde de bu belgelerin aynısının çıkmasını nasıl açıklıyorsunuz? Bu dokümanı başka kimlere verdiniz?

Cevap:

Ulusal Kanal ve Aydınlık'ın arşivi Türkiye'nin en zengin arşivlerindendir. İçinde onbinlerce cilt kitap, yüzbinlerce sayfa belge ve yazı bulunmaktadır. Nerede, hangi odada, hangi gözde olduğunun belirtilmediği bu sorular titiz bir yargılamanın konusu olamaz, kaldı ki her belge saklanır ve değerlendirilir.

"Hain Gazeteciler" Belgesi

Soruldu:


Birçok gazetecinin resimlerinin ve bu gazetecilerin hain olduklarını içeren el yazısının bulunduğu, başında ise "Hurşit Tolon Paşamız için yapılmıştır" ibaresinin olduğu dokümanı kim ve ne amaçla hazırlamıştır?

Cevap:

Bu kâğıdın üzerinde 3. sayfa belirlemesi okluğuna göre bir başka evrakın parçası olabilir veya bana postayla yollanmış binlerce mektuptan biri olabilir. Çünkü masamın üzerinde çok sayıda cevap yazılmamış mektup dosyaları da bulunuyordu. Yazı benim yazım değil , tanıdığını bir yazı da değil , üzerindeki fotoğraflar basın mensuplarına ait, içlerinde benim değer verdiğim dostlarım da var, bana gelen mektuplardan biri olduğunu düşünüyorum. Suç atımıyla hiçbir bağlantısı yok. Bu kâğıttan yola çıkarak Ergenekon örgütü nasıl ispatlanacak bilemiyorum.

Soruldu:

Çanakkale Ulusal Bağımsızlık Birlik Hareketi ve birçok kişinin imzasının bulunduğu "Değerli Kuvayı Milliye Gönüllüleri" başlıklı, içeriğinde "Milli karargâh kurma vakti gelip de geçmekte" tabiri bulunan belgeyi açıklayınız.

Cevap:

Bana her gün yüzlerce e-posta ve onlarca mektup gelir. Burada da altı imzalı bir mektup görülmektedir. 12 imza var, suçla bir bağlantısı yok.

Soruldu:

Ergenekon Terör Örgütü kapsamında gözaltına alınan şahıslarla ilgili ifade sorgu tutanakları ve Kemal Kerinçsiz'e ait savcılık ifadesini nasıl ve ne maksatla temin ettiniz?

Cevap:

Ben Ulusal Kanal sorumlusu değilim. Kaldı ki o binada 20 bin adet kitap, binlerce klasör ve yüzbinlerce sayfa belge var. Onbin yıllık bir araştırmada bile bu kadar belgeyi incelemek mümkün değildir. Ben kendi çalışma odamdaki belgeleri bilirim, onun dışındakiler benim bilgim dışındadır. Fakat Partinin bulunduğu katlardaki her belgenin Parti Başkanı olarak siyasi sorumluluğunu üstlenirim. Kaldı ki belgede suç unsuru söz konusu değil.

E. Genelkurmay Başkanı Org. Kuradayı ile Telefon Görüşmesi

Soruldu:


İşçi Partisi'nde bulunan dokümanlar arasında "Eski Genelkurmay Başkanlarından İsmail Hakkı Karadayı ile telefon görüşmesi (10 Eylül 2002)" başlıklı yazıda İsmail Hakkı Karadayı'nın sizi aradığı ve sizi çalışmalarınızdan dolayı takdir ettiği, ABD'nin Tayyip Erdoğan ve Baykallı hükümet projesi hakkında konuşmalar yaptığınız yönünde bilgiler bulunmaktadır. Bu görüşme gerçekleşmiş midir? ifadenizi veriniz.

Cevap:

Bu telefon görüşmesi doğrudur . İçeriği de doğrudur. Bunu suç kanıtı olarak önümüze getirenler Türk Ordusuna suç yükleme konusunda her türlü ölçüyü bir kenara bırakan bir tutum içine girdiklerini göstermektedirler. O bakımdan bu soru bu soruşturmayı yürütenlerin suç kanıtıdır. Beni Lozan mücadelesinden sonra Eski Genelkurmay Başkanlarımız Orgeneral Doğan Güreş, Orgeneral Karadayı ve birçok emekli komutanımız aramış ve kutlamışlardır.

Öncü Gençlik'in Şehit Cenazelerine Katılması

Soruldu:


İşçi Partisi'nde bulunan dokümanlar arasında; "Başarılarımız" başlıklı bir belge bulunduğu, bu belgede özetle işçi Partisi'nin Öncü Gençlik isimli gençlik kollarından bahsedildiği; alt başlıkta ise "Öncü Gençlik 5. Genel Kongresi'nde Türkiye'nin genel gündemine ilişkin örgütlerimizin militan eylemler yapması kararını almıştık. Bu kararı hayata geçirdik. Böylece Öncü Gençlik tarihinin en fazla eylem yapılan ve bu açıdan en verimli dönemini yaşadık" yazdığı görülmüştür. Bahsedilen militan eylemler hakkında ifadenizi veriniz.

Cevap:

Bu belge sanıyorum Öncü Gençlik'e aittir. İfade onlarındır. Öncü Gençlik' i tebrik ediyorum. Vatan savunmasında, Mehmetçik yürüyüşlerinde, şehit cenazelerinde, PKK'nın Dağlıca'yı basması ve Mehmetçiklerimizi şehit etmesinden sonra üniversiteyi ayağa kaldıran gençlik hareketlerinde gösterdiği başarı tarihe geçmiştir. Alınan militan eylem kararı yukarıda saydığım eylemlerdir. Zaten Öncü Gençlik'in faaliyeti , vatan ve Cumhuriyet i savunmada gösterdiği militan tutumu yansıtmaktadır.

"Masonik Bilderberg Çetesi" Belgesi

Soruldu:


İşçi Partisi'nde bulunan dokümanlar arasında; daha önce pek çok örgüt mensubunda bulunmuş "Osmanlıdan Günümüze Masonik Bilderberg Çetesi" ve "Örtülü Faaliyetler-1" isimli belgeler bulunmuştur. Bu belgeleri ne şekilde temin ettiğinizi ve neden pek çok örgüt mensubunda bu belgelerin çıktığını açıklayınız.

Cevap:

Bu belgeleri hatırlıyorum. "Mafyokrasi " adlı kitabımı yazarken mafyayl a ilgili Aydınlık arşivinde bulunan birçok kitap ve belgeyi topladım. Bunlardan yararlandım. O belgeyi de o kapsamda hatırlıyorum.

MİT'in Susurluk Raporu

Soruldu:


İşçi Partisi'nde bulunan dokümanlar arasında; 17.12.1996 tarihli "Kişiye Özel" ibareli dönemin Başbakan'ına yazılmış Susurluk kazasıyla ilgili hazırlanmış 39 sayfalık MİT Müsteşarlığı belgesi bulunmuştur. "Kişiye Özel" bu gizli belge sizin elinize nasıl geçmiştir. Açıklayınız.

Cevap:

Hatırlamıyorum. Belki de basın yoluyla geldi . Elimize geçen her belge, yayın organlarımızda konular ı işlerken değişik düşüncelere yer vermek üzere değerlendirilir. Suçla ilgisi kurulamamıştır .

Soruldu:

İşçi Partisi'nde bulunan dokümanlar arasında; el yazısıyla yazılmış "X ilindeki TEM şubesindeki işkenceci ve infazcı tim" başlıklı belgede bazı polis memurlarının isimlerinin ve siyasi görüşlerinin belirtildiği görülmüştür. Belge hakkında ifadenizi veriniz.

Cevap:

Hatırlamıyorum, ancak İşçi Partisi'nin yedi katlı İstanbul binasının ve gene yedi katlı Ankara binasının bütün belgelerini , suçla ilgisi olsun olmasın bana sormanın hukuki bir yönünü göremiyorum. Vatandaşların buna benzer yüzlerce şikâyeti olmaktadır. Polisimiz bizim polisimizdir, ancak suç işleyen memurlar olduğu zaman bunu takip etmek bir siyasal parti olarak görevimizdir. Mutlaka şikâyet olmuştur ve takip edilmiştir.

Semih Tufan Gülaltay ve Doğu Perinçek'e Suikast

Soruldu:


İşçi Partisi'nde bulunan dokümanlar arasında; "Görüşme Notları-İşadamı (21 şubat 2007)" başlıklı belgede Semih Tufan Gülaltay hakkında bilgilerin olduğu, belgenin içeriğinde Semih Tufan Gülaltay'ın Doğu Perinçek'e yönelik eylem planlarından bahsedilmektedir. Semih Tufan Gülaltay'la tanışıklığınız hangi boyuttadır? Bu belgeyi ne zaman ve nasıl yazdınız? Semih Tufan Gülaltay'ın yapmayı planladığı suikast hakkında bilgi veriniz.

Cevap:

Belgeyi hatırlamıyorum. Yedi katlı bir binada bulunan belgeleri bir kişinin on binlerce yıl yaşasa bile okuma ve öğrenme olanağı yoktur. Bu nedenle iki binada çıkan her belgeyi bana sormanız suçla ilgili değildir. Semih Tufan Gülaltay'la ilgili bildiklerimi yukarıda kişiler bölümünde anlatmıştım. Bana yönelik bir suikastla ilgili kendisinin bilgisine başvurulmuştur.

İsmail Paker ve Zekeriya Öztürk

Soruldu:


İşçi Partisi'nde bulunan dokümanlar arasında; "Son Bilgi (Sağlam)" başlıklı yazıda "İsmail Paker ve Zekeriya Öztürk. Baltalimanı'nda Doğa Balık Restoranı'na (eski Şaziye Bar'ın bitişiği) sıkça birlikte gidiyorlar. Orada bir Dr. Yüzbaşı, bir üsteğmen ve başka subaylarla birlikte MİT mensuplarıyla da birlikte oluyorlar. Restoranın sahibi (adı bilinmiyor öğrenilecek) ve işletmecisi Ahmet adlı şahıs yeraltı dünyasıyla ilişkili. Ahmet ve adamları Sedat Peker'le silahlı çatışmaya girmiş (hu olay gazetelere ele yansımış). Ahmet artık restoranda çalışmıyor. Söz konusu subaylardan biri, restoran sahibine bir adet glock satmış. İsmail Paker'in çocukları Alparslan Aslan'a amca diyor (M. Tekin tanık olmuş). İsmail Paker'in Bulgar uyruklu, Osman adında çok yakın bir arkadaşı var. 18 Mart kapsamında Çanakkale'ye yapılan bu geziye (bu yıl), İsmail Paker, Zekeriya Öztürk ve M. Tekin birlikte katılıyorlar. Çanakkale garnizon komutanı ya da etkinlikleri yöneten kişi olan Albay, üçlüye çok yakın ilgi gösterip, birçok kolaylık sağlıyor. Nedeni İsmail Paker'i tanıması. Paker bu durumu "Asteğmenken komutanımdı" diye açıklıyor. M. Tekin, Paker'in verdiği bilginin doğruluğundan şüphelenip, sonradan albayı arıyor ve 1985'te Güneydoğu'da aynı birlikteydik yanıtını alıyor." Bu belgeyle ilgili ifadenizi veriniz.

Cevap:

Bunlar olsa olsa Aydınlık'ın haber kaynaklarının verdiği ve doğruluğu saptanmamış bilgiler olabilir. Ben İşçi Partisi'nin Genel Başkanıyım. Aydınlık veya Ulusal Kanal'ın haber müdürü veya muhabiri değilim. Bu bilgilerin benimle bir ilgisi yoktur.

"Sirkeci Yemeği"

Soruldu:


İşçi Partisi'nde bulunan dokümanlar arasında; elle yazılmış "Teoman'dan gelen bilgi" başlığı altında bilgisayar çıktısı halinde yazılmış belgede, "Yaklaşık 2 ay önce Sirkeci'de bir kebap restoranında önemli bir yemek yendi. Yemeğe çok önemli bazı önemli generaller ve çeşitli Kuvvayi Milliye derneklerinin yöneticileri katıldı. Kemal Kerinçsiz, Veli Küçük, Muzaffer Tekin, Taner Ünal gibi isimlerin eski generallerle birlikte Türkiye'nin içinde bulunduğu son durumu görüşmek üzere yemek yedikleri belirtiliyor. Yemek bir komutanın doğum günü nedeniyle verilmiş. En çok tartışılan konu ise İşçi Partisi'nin Milli Hükümet Çağrısı olmuş. İsmini öğrenemediğimiz bir orgeneral İşçi Partisi'nin çağrısını olumlu bulduklarını ve parti programında yazılı olan bazı fikirlere karşı eleştirilerini Doğu Perinçek'e sunacaklarını belirtmiş. Aynı orgeneral geleneklerin bile dışına çıkarak, iki üç orgeneralin ortak bir eleştiri kaleme alacaklarını ve işçi Partisiyle müşterek uzlaşma noktaları bulduktan sonra partiye katılacaklarını belirtmiş. Bunun üzerine Kemal Kerinçsiz ve arkadaşları İşçi Partisi'ne katılma fikrine karşı çıkmışlar... Bu bilgiyle örtüşen bir başka bilgiyi ise Kornikov verdi. Kornikov, Gladyo'nun bir iki yıldır ulusalcılara sızmaya çalıştığını ancak bunu tam başaramadığını belirtti. Bunun için Gladyo kendi ulusalcılarını yarattı. Bunun başında daha önce duyulmamış bazı dernekler ve isimler var. Gladyo bu iş için hatırı sayılır paralar da harcıyor. Hatta Gladyo'nun ulusalcıları yeni bir televizyon kanalı kuracak paraya ulaştılar. VTV adı altında yayın yapacak olan Vatan TV, Gladyo'nun ulusalcılarının yayın organı olacak" deniliyor. Bu belge hakkında ifadenizi veriniz.

Cevap:

Belgeyi bilmiyorum. Aydınlık ve Ulusal Kanal'a binlerce, doğrulanmamış , bazen "dezenformasyon" denen bilgi bozma faaliyetlerinin ürünü olan bilgi geliyor. Kaldı ki eğer verilen bilgi doğru ise, Kemal Kerinçsiz'lerin İşçi Partisi'ne sıcak bakmadıkları görülüyor. Esasen partimizi tutmadıkları ve hatta karşı olduklarını biz de biliyoruz. Herkesin eğilimine saygılıyız ama bütün bu bilgiler, aynı örgütte toplanmak istenen insanlar arasında fikir beraberliği , gönül beraberliği olmadığını kanıtlamaktadır. Belgede yer alan Gladyo'yla ilgili bilgi , ulusalcı güçlerin içinde birtakım örgütler kurularak burada kışkırtıcı faaliyet yürütüldüğünü göstermektedir . Benim ve partimin gözlemleri de bu yöndedir. Bütün bunlar benim atılan suçla hiçbir ilgimin olmadığını ispatlar. Bu bilgiler eğer Aydınlık ve Ulusal Kanal'da yayınlanmadıysa, ki ben yayınlandığını görmedim, o zaman bilgiler doğrulanmamış ve şüpheli bulunmuş demektir.

"Öncü Gençlik" Notları

Soruldu:


"Öncü Gençlik, 30 Ocak 2000 İst." diye başlayan el yazısıyla alınmış notların içeriğinde; "İtirazlara", "Eğitimlerde göstereceğiz", "Devrimden sonra hatıra", "Basın işliyor (Akşam, 1.10.1997)", "Genel Başkana TEM'de soruluyor (Eylül 1998)". "Eylül 1998", "Evdeki özel şeyleri getir, saklayalım." "Geçmişe döndük baktık", "P'den ayrı örg. Gökçe", "Hiçbir arkadaşın kolektif iradenin dışına çıkacağını düşünmüyorum (G. s.4)", "Sadık'a-ÖG'nin iradesini dışlamaya başladım (s.4)." "Ayrı Örgüt", "Sadık, Gökçe'ye", "Başbakanlıktan ayrı bir MİT oluşturmuşsunuz. (Sadık, s.!)." "ÖG merkezine (G. s.2), ÖG Anadolu, İst'da bölücü." "Araştırma", "Sorgu", "İzah yok Beşiktaş", "Vahim hatalar", "Ağlıyor". "İstifa", "P disiplini alışı", "Görevi red", "Gizli toplantı vb." "MK rica ettim", "Disiplini red", "MK iki yol", "Disipline uy, P ile birleş", "Defol-Çatlak" "Pazarlık", "Özsoy: Gelecekte de P ile birlikte olmak istiyorum", "İstemiyoruz! Eğiteceğiz!" "Dört Deney", "Erdal Gökyüzü, Fehmi E???Ş" "Nahit Töre, Deniz Gezmiş, Atilla Sarp, Cihan Alptekin, Doğan Öz öldürüldü!!!" "Muzaffer Köklügiller", "Olumlu örnek-MK." "Talimat, Sonuç / Kararlar", "Artık Gökçe değil", "Gökçe: Soruşturma bitecek, kazanılacak tekrar P'ye eğitilecek." "Tebligat: Gökçe ile Kes toplanma, birleşme ??liği dağıtın!", "G ile P görüşecek!!!" "P ile birleş, disipline uy." "MZD", "R'i değil M'i uygulayın", "Bölünmeyin, birleşin", "Hile ve tertiplerle uğraşmayın, açık yürekli ve dürüst olun", "MK'ya götürdüler İst'a gelip HİZİP", "P. tarihinde ilk" şeklinde notların yazılı olduğu görülmüştür. Söz konusu notlar size mi aittir? Size aitse bu notları nerede, ne zaman ve ne amaçla yazdınız? Notların içeriğinde geçen konuları açıklayınız.

Cevap:

Bu belgenin benimle bir ilgisi yok. Olasıdır ki Öncü Gençlik'e ait olan odada bulunmuştur. Ancak içeriğinde suçla ilgili bir husus görülmemiştir .

Çiller Özel Örgütü

Soruldu:


"İşçi Partisi vurdu mu deviriyor?" başlıklı, içeriğinde ise "Çiller Özel Örgütü Şeması" olan şema kendisine gösterildi. Söz konusu şemayı kim, ne zaman ve nereden aldığı bilgilerle hazırlamıştır? Açıklayınız.

Cevap:

Bahse konu şemayı Aydınlık Yazı Kurulu yüzlerce bilgiyi değerlendirerek yapmıştır. Benim 1997'de basılan ve yedi basımı yapılan "Çiller Özel Örgütü" adlı kitabımda yayınlanmıştır ve hakkında hiçbir dava açılmamıştır. Atılı suçla bağlantısı yoktur.

Soruldu:

"Milli hükümet bakanlar kurulu" başlıklı "Doğu Perinçek-Başbakan, Ferit İlsever-Başbakan Yardımcısı..." gibi başbakanlık ve bakanlık kadrosunun oluşturulduğu belge kendisine okundu. Söz konusu belgeyi kim ne amaçla hazırlamıştır? Açıklayınız.

Cevap:

Bu bakanlar kurulu listesini seçimden önce halkımıza sunduk. İktidar amacıyla mücadele ettiğimiz için, Türkiye'yi hangi yetenekli kadrolarla yöneteceğimizi halkımıza açıkladık. Ayrıca Milli Hükümet Programını da Türk milletine sunduk. Bu program Türkiye'yi kurtaracak programdır. Kadro da Türkiye'nin en birikimli kadrolarının bir parçasıdır. Bu sorunun suçla ilgisi yoktur.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ERGENEKON ŞÜPHELİLERİ HAKKINDA DOĞU PERİNÇEK'TEN YORUMLA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Kas 2010, 19:57

Ümit Sayın'ın Epostaları

Soruldu:


Aynı soruşturma kapsamında yakalanan Erkut Ersoy'un yapılan e-mail incelemesinde; 11.02.2008 tarihinde herseykonusulacaksa@yahooogroup.com e-mail adresinden ikincikurtulus(d)yahooogroup.com e-mail adresine gönderilen "Ergenekon liderinden halka mesaj" başlıklı e-postanın yapılan incelemesinde;

Tarih: 03.07.2005

Ümit Sayın:

"Emin Gürses İst. Ün. Öğretim üyelerine çok kızıyor. Özellikle nur sertere",

Sevil Atasoy:

"soyadı ne",

Emin Gürses:

"Behiç Gürcihan ve Emin Gürses",

Ümit Sayın:

"öncelikle, sevenlerden önce emin gürses genelkurmay mesut parlak'ın ilişkilerini anlatmış, uzun uzun rapor vermiş,

Ümit Sayın:

Sonra genelkurmaydaki Kor ve Or'lar demişler ki: İs. Ün. deki hocalar koskoca herifler herhalde birleşirler ve oyları parçalamazlar.",

Ümit Sayın:

"Emin Gürses'i çağırmışlar, yine haklı çıktın demişler",

Ümit Sayın:

"bizim rapor inanılmaz sükse yapmış ve Emin Gürses de for your eyes only okumuş. Ona verdim raporu", umitsayın: "bana bir üsteğmen, bir telefon dinleme verin. Dünyayı yerinden oynatırım",

Ümit Sayın:

"ama sınırsız telefon dinleme gerekli. Bizim rapor ve Emin Gürses'in raporu üst üste binince genkuru bir telaş almış",

Ümit Sayın:

"ama Emin Gürses televizyonlarda mesut parlağa çatmaya başlarsa bu korkunç bir ivme kazandırır bize. Şimdi detaylı okuyacak ve Perinçek'e de anlatır."

Ümit Sayın:

"Perinçek ingilterede imiş. Ondan randevu alıyorum. Gelince birlikte konuşuruz." sevil atasoy: "Perinçek hala alemdaroğlunıı destekliyor mu",

Ümit Sayın:

"evet Perinçek Alemdarı destekliyor. Onların da bilgileri var, bu Aydınlık'a kapak olursa korkunç olur" şeklinde yazışma yapıldığı tespit edilmiştir. Ümit Sayınla ilişkiniz nedir?

Cevap:

Bu görüşmenin bana atılan suçla bağlantısını kuramadım. Bir delil değeri de yoktur. Ümit Sayın kendisini askerlerin çeşitli kesimleriyle ilişkili gösteren beyanlarda bulunur. Ben kendi tecrübelerimden bu beyanların çoğunun gerçek dışı olduğunu gördüm.

Soruldu:

Operasyon kapsamında yakalanan Ümit Sayın'a ait bilgisayarda "silinmiş chat kayıtları" bölümünde yer alan Ümit Sayın ve Adnan Akfırat arasında 24.02.2001 tarihinde gerçekleştirilen MSN görüşmesi. "Söz konusu görüşmede KTB'nin etkisinin beklenenden daha fazla olduğu, Ümit Sayın'ın Amerika'dan Türkiye'ye getirilmesini masonlar ve diğer unsurların engelleyebileceğini, bu durumu Ümit Sayın'ın Doğu Perinçek'e bildirdiğini, Ümit Sayın'ın belli bir dönem masonların içinde bulunduğunu, masonların bütün pisliklerini ve üçkağıtlarını bildiğini, Adnan Akfırat ve Ümit Sayın'ın Ulusa! Kanal'a görüntü ve bağlantı bulmak için çaba gösterdikleri, Ümit Sayın'ın son iki yıldır KTB ile uğraştığını, Ümit SAYIN'ın Adnan Akfırat'a Atilla Ongun'un Mart ayında Türkiye'ye geleceğini bildirerek kendisiyle temasa geçip geçmediğini sorduğu, Adnan Akfırat'ın henüz şahsın kendisiyle temasa geçmediğini, Ümit Sayın'ın Atilla Ongunun MHP'ye çalıştığını ve dikkatli olunması gerektiği şeklinde Adnan Akfırat'ı uyardığı, Atilla Ongun'un Hablemitoğlu'yla iyi arkadaş olduklarını, Hablemitoğlu'nun kime çalıştığının belli olmadığını, her tarafla bağlantısının olduğunu, Doğu Perinçek'le yaptığı görüşmede iyi gelişmeler olduğunu öğrendiğini, Darbe olasılığının arttığını, Çiller'in eski valisi Mahmut Yılbaş, ÖKK eski komutanı Necati Özgen.

Müdafai Hukuk Vakfı'nın kurucularından olduğu, son yapılan ADD kongresinde herkesin aynı tarafta yer alarak Yekta Güngör Özden ve Çevik Bir için çalıştıklarını, Yekta ve Özer Ozankaya grubunun bertaraf edilmeden ADD'nin düzelmeyeceğini, Adnan Akfırat'ın Batı'nın Türkiye'yi darbeye zorladığını, Türkiye'de çok köklü değişikliklere ihtiyaç olduğunu belirttiği, ADD'nin iç çekirdek grubunun tehlikeli olduğu, Ertaç Tinar'ın masonluğunun belgelendiğini, Ali Şen, Çevik Bir ve İzzettin Doğanın Rumelililer grubunu oluşturduğu, Çevik Bir'in mason olduğu, Masonların yapılanması ve nasıl çalıştıkları yönünde detaylı bilgilerin olduğu, Gladyo'nun uzantısının çekirdek gruba ulaştığını, Susurluk aktörlerinin çoğunun bu grupta yer aldığını, hedeflerinin P-2 mason locası olduğu, Adnan Hoca olarak da tanınan Harun Yahya'nın Özel Harbin kontrolünde olduğu, aynı zamanda CIA ve Eymürlerle birlikte olduğu, Abdullah Çatlı'nın amirinin Melih Aktaş olduğu, kazadan sonra telefon defterinin Melih Aktaş'a verildiği. Melih Aktaş'ın MİT in adamı ve çok tehlikeli olduğu, masonlarla ilgili bir veri tabanının oluşturulması gerektiği, Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun GATA'daki masonları tasfiye ettiği, Atasagun'un mason olduğu, G'nin MİT muhbiri olduğu, Ümit Sayın'ın Adnan Akfırat'a vermiş olduğu bu bilgileri aynı zamanda Doğu Perinçek'e iletmesini istediği, kendisinin tayin işinde "Sizin" kullanarak Adnan Akfırat ve Doğu Perinçek'in yardımını istediği, kendisinin işe girmek istediği İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu ile Doğu Perinçek'in arasının iyi olup olmadığını sorduğu, Andan Akfırat'ın "Bizim attığımız MİT hücresinden Ali Özsoy'ıı, Perinçek'in uyarmasına rağmen asistan olarak aldılar. Adam Alemdarlara güvenip provokasyonlar yapıyor" dediği, Ümit Sayın'ın İstanbul Üniversitesi'nde işe girebilmek için Doğu Perinçek'ten yardım istediği anlaşılmıştır. Bu konuda ifadenizi veriniz.

Cevap:

Bu tür yazışmalar internet ortamında yapılmakta. Her aklına gelen her şeyi yazmaktadır . Ciddi bir soruşturma bunlara itibar etmez. Bana bu yazışma gelmedi . Çünkü içinde nefretle reddedeceğim yalan suçlamalar var. Gelse hatırlardım. Ümit Sayın bana atanmasında yardımcı olmam için başvurmuştur. Ancak ben onun kişiliğini tanıdığım için yardımcı olmadım.

Gemlik'li Köylü ile Telefon Konuşması

Soruldu:


03.02.2008 günü saat 23.15 sıralarında 544 322 66 59 numaralı telefonu kullanan ve Bursa Gemlik'ten aradığı anlaşılan X şahısla yaptığınız telefon görüşmesinde; bir süre türban konularından ve çıkan kararlardan bahsettikten sonra, X şahsın yasamanın yani hükümetin hareketleri uzunca bir zamandır müdahale edilecek konumlara gelmiştir defalarca" dediği, sizin de evet dediğiniz, hukukun dışına çıkıldığından bahsettiğiniz. X şahsın "Burada Türkiye Cumhuriyeti Devleti bekasını koruma gücünü kaybetmiş gibi gözüküyor" dediği, sizin de "Devlet düşmanın eline geçti artık. Kaybetmeyi bırak... Devleti yeniden kurmak lazım" dediğiniz, X şahışın da "Türkiye Cumhuriyeti, bağımsızlığını tüm dünyaya karşı yeniden ilan etmek zorunda. Ben bunu Turan Çömez'e de anlatmaya çalıştım" dediği, ilerleyen görüşmenizde ise hükümeti kastederek, sizin "Ordu bunlardan yana değil karşılarında. Bunlar çok ağır darbeler yiyecekler" dediğiniz ve yerel seçim öncesinde hükümete karşı bir yapı oluşturulması gerekliliğinden bahsettiğiniz, X şahsın da "İşte bu yapının oluşup, kısa zamanda oluşup, varlığını bu millete göstermesi lazım. Benim aciliyetim, paniğim bu. Seçimlerden önce olmalı" dediği, sizin de "Bütün gücümüzle onun için uğraşıyoruz" dediğiniz tespit edilmiştir. Telefon görüşmesini açıklayınız.

Cevap:

Telefon görüşmesi doğrudur. Bir köylüyle yapılmıştır. Ancak ben hiçbir telefon görüşmesinde ve görüşmemde askeri müdahaleyi onaylamam, tersine askeri müdahalenin çözüm olmadığını belirtirim. Bunun dışında devleti yeniden kurmak gerektiği doğrudur. Biz bunu Partimizin bütün kararlarında açıklıyoruz. Devleti Atatürk Devrimi temelinde yeniden kurmadan Türkiye bu karanlıktan çıkış yolu bulamaz.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ERGENEKON ŞÜPHELİLERİ HAKKINDA DOĞU PERİNÇEK'TEN YORUMLA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Kas 2010, 19:58

Prof. Dr. Ünsal Yavuz ile Telefon Görüşmesi

Soruldu:


04.02.2008 günü saat 13.58 sıralarında 537594 74 50 numaralı telefonu kullanan ve Ünsal Yavuz Başkent Üniversitesi'nden aradığı anlaşılan X şahısla yaptığınız telefon görüşmesinde: sizin "Sayın hocam, saygılar" dediğiniz, X şahsın da "Yeni bir metin verdiler bana, onu sizler mi hazırladınız. Ulusal Strateji Merkezi..." dediği, sizin de "Evet burada bir grup hocamızla ve siyasetçimizle ikibuçuk ay kadar bir çalışma yapıldı, ben de katıldım. Bunun sonucunda da çok ince tartışılarak, aşağı yukarı 12-13 toplantı sonucunda o hale getirildi hocam" dediğiniz, X şahsın da "Onu bana İzmir'de verdiler Ege Koop çağırmıştı beni, orada Ulusal Strateji Merkezi'nden bir hanımefendi verdi" dediği, sizin de "Mehmet Haberal toplantılar yapıyor ona siz de katılın hocam" dediğiniz, X şahsın da "Rektör yardımcısı bizim Korkut Ersoy var, ben de ondan öğrendim bir liste vermişti, ondan sonra İzmir'de verince ben de kendi payıma düşeni yapmaya başladım. Ben imzaladım bildirgeyi, zaten imzaladım" dediği, sizin "O ayrı, bir de bütün milli kuvvetleri bir araya getirip bir siyasal çözüm lazım, o bakımdan" dediğiniz anlaşılmaktadır. Görüşmeyi yaptığınız ve Hocam diye hitap ettiğiniz şahıs kimdir? Bahsedilen Ulusal Strateji Merkezi kimlerden oluşmaktadır? Bu merkezin görevleri nedir? Sizin de katılımınızla Ulusal Strateji Merkezi'nin hazırladığı belge neyi içermektedir?

Cevap:

Bu görüşme doğrudur. Görüştüğüm hoca Prof. Dr. Ünsal Yavuz'dur. Ulusal Stratej i Merkezi , İşçi Partisi'nin tüzüğünde yer alan bir kurumdur. İşçi Partisi'nin yan organlarındandır. Başında İşçi Partisi Genel Başkanı , Genel Başkan Yardımcısı E. General Servet Cömert bulunmaktadır. Faaliyetleri yasaldır ve ışık tutucudur.

DÜZELTME:

USMER'in başında İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı E. General Servet Cömert vardır; genel başkan bu örgütlenmenin başında değildir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ERGENEKON ŞÜPHELİLERİ HAKKINDA DOĞU PERİNÇEK'TEN YORUMLA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Kas 2010, 19:59

Halk Devrimi ve Parti

Soruldu:


05.02. 2008 günü saat 23.39'da 544 322 66 59 (Ziya Ateş Baytaş) nolu telefonu kullanan X şahısla yaptığınız görüşmede, yapılacak mitinglerden bahsettiğiniz, bu mitinglerin halk devrimine dönüşmesini konuştuğunuz, sizin "Bir halk devrimi olmaz güzel kardeşim" dediğiniz, X şahsın da "Peki ama nasıl olacak hu iş, hu iş nasıl dönecek" diye sorduğu, sizin de öncü örgütlenmeden bahsederek, "Bir örgüt, bir parti olmadan hiçbir zaman sonuç alıcı yerlere varmaz böyle şeyler" dediğiniz tespit edilmiştir. Telefon görüşmesini açıklayınız.

Cevap:

Bu görüşme doğrudur. Suçlamayla bağlantısı kurulamamıştır.

Emniyet Müdürü Adil Serdar Saçan

Soruldu:


06.02.2008 günü saat 14.59'da Emcet isimli şahısla yaptığınız telefon görüşmesinde; Emcet'in, Adil Bey (Adil Serdar Saçan) dediği bir şahısla görüşme yapacağını söylediği, sizin de "Adil Bey'e selam söyle. Levent Temiz'in de onunla görüşmek istediğini belirtiver. Çünkü onda da bazı bilgiler var, yani haber yollamışlar içerden Adil beyi tekrar almayı falan düşünebilirler diye. Ben ihtimal vermiyorum da. Ben hiç ciddiye almıyorum ama şunu söyle bak, Güler Kömürcü söylemiş bunu, onu içeri alabilirler haber yolla diye gözaltına aldıkları zaman. Çıksın aslanlar gibi, olayı en iyi göğüslemek öyle olur, çıkıp bir açıklama yaptığı zaman bir daha içeri alma falan filan hiçbir ihtimal kalmaz yani. Akıllılık yapıp, çıkıp çatır çatır açıkladığı zaman, biz bunu gözaltına aldık, o zaman savcının emriyle takipsizlik kararı verdik, hatta belgeleri bile iade ettik, bunları açıkladığı zaman her şey çöker" dediğiniz tespit edilmiştir. Adil Serdar Saçan ile Emcet ve Levent Temiz'in röportaj yapacağı ve Adil Serdar Saçanın Ergenekon Operasyonu ile Tuncay Güney hakkında açıklama yapmasını istediğiniz anlaşılmaktadır. Neden bu şekilde açıklama yapmasını istemektesiniz? Telefon görüşmesini açıklayınız.

Cevap:

Bu görüşme doğrudur. Adil Serdar Saçan'dan Organize Suçlarla Mücadele Şubesi Müdürü olduğu zaman yaptığı bu uygulamayı ve sonuçlarını kamuoyuna açıklamasını istedim. Şimdi de istiyorum. Kendisini tanık gösteriyorum. Çünkü Hürriyet gazetesinde çıkan açıklamasında, 2001 yılında yürütülen soruşturma sonucunda Başsavcılığın belgeleri ciddiyetsiz bularak soruşturmayı kapattığını açıklamıştı . Şu an yürütülen Ergenekon soruşturması , bana sorulan sorularda da görüldüğü gibi Türk Silahlı Kuvvetlerini ve yasal İşçi Partisi'ni hedef alan bir soruşturmadır. ABD, Kuzey Irak üzerinden Türk Ordusunu tehdit ederken ve Ordu bölücülüğe karşı uygulamalarda bulunurken, TSK'yı dışardan ve içerden yıpratma ve savaş gücünü zayıflatma çabaları yoğunlaşmıştır.

Ergenekon soruşturmasının da bütünüyle bu çabalarla ilişkili olduğu kanaatim, hele son gözaltı süremde iyice güçlenmiştir. Çünkü soruşturmayı yürütenler, Türk Ordusunu gördükleri her yerde suç var anlayışıyla yüklenmekte, TSK'yla ilgili her belgeyi bir suç bağlantısı olarak değerlendirmekte, generallerle merhabalaşmayı , yazışmayı bir suç belgesi olarak görmektedirler. Bunların, kanunsuz olmanın ötesinde Türkiye'nin savunma gücünü kırmaya katkıda bulunan bilinçli bilinçsiz çabalar olduğu apaçık ortadadır. Bu durumda Ergenekon soruşturmasının düzmece ve uydurma olduğunun ortaya çıkarılması bir vatan görevidir. 2001 yılında uydurulan ifadelerin hiçbir değer taşımadığı, o zaman DGM Başsavcısı tarafından saptanmıştır. Bu gerçeğin ortaya çıkması , Türkiye'nin birliği, bütünlüğü ve ordumuzun saygınlığı açısından hayat i önemdedir.

"AKP'nin Kapatılması"

Soruldu:


07.02.2008 günü saat: 17.53'de 0212 245 04 56 numaralı telefonu kullanan X şahısla yaptığınız telefon görüşmesinde; X şahsın "Ankara'nın önerisi şu. Bedri ahi. Mehmet Cengiz, toplanmışlar, şeyi kapak yapalım diyorlar, AKP Kapatılsın..." dediği, sizin de "Olmaz öyle şey... Bu tamamen halka güvenmeyen çizgiyi besliyor, yani AKP'nin hakkından yargıyla gelmek, umutları hep 220 yargıya bağlıyor. Bu AKP'yi çok daha güçlü hale getirir. AKP'yi ancak halk ihtilaliyle devirmek lazım" dediğiniz, X şahsın da "Olay da oraya gidiyor, göstere göstere yani. Şimdi Raf et buradaydı da, bir B Planı var diyor, sokağı bekliyorlar diyor. Komuta kademesinde çok tepki var diyor" dediği, sizin de B planını kimin yaptığını sorduğunuz, X şahsın da "Ordu yapıyor" dediği tespit edilmiştir. Görüşmeyi yaptığınız şahıs kimdir? Bu şahıs ve yanındakiler, hükümetin yargı yoluyla kapatılması için bir çalışma mı yapmaktadırlar? Bahsettiğiniz, hükümetin halk devrimi ihtilaliyle devrilmesi konusu nedir? Bunun için ne gibi çalışmalarınız bulunmaktadır? Konuşmada bahsedilen ve Ordunun B planı olarak geçen konu nedir?

Cevap:

Benimle görüşen şahsı hatırlayamadım. Böyle bir görüşme yaptım, fakat iki ayrı görüşme birbirine karıştırılmış sanıyorum. Benim Aydınlık'ta "AKP Kapatılsın" diye bir kapak yapılmasına karşı olduğum doğrudur. Çünkü yargıya talimat gibi algılanacaktır. B planı hatırladığıma göre bir başka konuşmada ABD'nin Türkiye'ye ilişkin B planı olarak konuşuldu. Ordunun B planından söz edildiğini hatırlamıyorum. Bantların ve kayıt metinlerinin kontrol edilmesi gerekir.

Kamu Yönetim Temel Kanunu

Soruldu:


09.02.2008 günü saat 14.30'da 312 235 64 81 numaralı telefonu kullanan Fikret Artanla yaptığınız görüşmede hükümetten bahsederek "bu Cumhuriyet düşmanlarından kurtulmak lazım" şeklinde konuştuğunuz, MHP'nin durumu ve başörtüsü konularından bahsettiğiniz, Fikret Artan'ın Abidin isimli bir şahıstan bahsederek "Onun TRT'deki sorununa da epey bir yardımcı oldum. Abidin bey seçim anketi çalışmasını SESAM'daki çatışmalarını falan da biraz Genelkurmayla dirsek teması içinde yürütüyor" dediği, ayrıca AKP'nin çıkartmaya çalıştığı Kamu Yönetimi Teme! Kanunundan bahsederek, bu konuda "Askeri Ateşe Paşa vasıtasıyla dört sayfalık rapor hazırlamıştım. Paşa hem Genelkurmaya hem de sayın Cumhurbaşkanına gönderdi, o zamanki Ahmet Necdet Sezer beye. Benim gerekçelerimle sayın Cumhurbaşkanı iptal etmişti" dediği tespit edilmiştir. Telefon görüşmesini açıklayınız.

Cevap:

Bu görüşme doğrudur. Cumhuriyet düşmanlarından kurtulmamız gerektiğini Yargıtay Başsavcısı da hukuki iddianamesiyle saptamıştır. Ben bu görüşü altı yıldır savunuyorum. Kamu yönetimi temel kanunuyla ilgili saptamaların bana bildirilmesi de doğrudur. Bu görüşmelerin, hiçbir suç kanıtı değeri taşımadığı halde niçin sorguya alındığını bilemiyorum.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ERGENEKON ŞÜPHELİLERİ HAKKINDA DOĞU PERİNÇEK'TEN YORUMLA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Kas 2010, 20:01

Partilerin Toplantısı

Soruldu:


05.02.2008 günü saat 16.27'de Bedri isimli bir şahısla yaptığınız telefon görüşmesinde; sizin "Cumartesi günü yapılıyor mu" diye sorduğunuz, Bedri'nin "CHP valiliğe çevresinde şey önerisi vermiş, yani bu Cumartesiye bir şey yapalım da ama asıl ondan sonra Anayasa Mahkemesine götürelim ve 16'sında Anayasa Mahkemesi'nde görüşülmeden önce ona destek amacıyla büyük eylem yapalım diye. Çok büyük bir talep var, bu çok büyük bir şey olabilir, çok önemli gelişmeler olabilir. Biraz sonra toplantı oluyor, partiler de katılıyor" dediği, sizin de "Bizden kim katılıyor" dediğiniz, Bedri'nin de "Hüseyin Karanlık" dediği, ilerleyen görüşmede sizin "Baksana, Ertuğrul Özkök bey bizim tarafa geçti, Aydın Doğanlar bizim tarafa geçti" dediğiniz, Bedri'nin "Evet abi TÜSİAD, TÜSİAD bu tarafa geçti" dediği tespit edilmiştir. Telefon görüşmesini açıklayınız.

Cevap:

Telefon görüşmesini yaptığım şahıs bizim Genel Başkan Yardımcımız Bedri Gültekin'dir . Görüşmenin aralarından bölümler alındığı için benim üslubum değişmiş oluyor, ancak görüşmenin özü doğrudur. Fakat suçla bir ilgisi yoktur. Anayasa Mahkemesi'nde görüşülecek olan konu türban konusudur , bahsedilen eylem de yasal mitingdir. Hüseyin Karanlık İP Merkez Karar Kurulu üyesidir. Görüşmede bizim taraf diye kastettiğim Türkiye tarafıdır. Karşı taraf ise ABD ve onun güdümündeki Haçlı İrtica'dır.

Perinçek'i İzleyen Polis Arabaları

Soruldu:


07.02.2008 günü saat 17.11 de Gönençle yaptığınız telefon görüşmesinde; Gönenç'in "Vermiş olduğunuz dilekçeyi takip için savcılığa gittim, hazırlık numarası vesaire alacaktım. Müracaat Savcısı da açıkçası bizi arıyormuş zaten, beni hemen başsavcı vekiline yönlendirdi. Hatta bu konuda bir telgraf aldıklarını 226 da söylediler" dediği, sizin de " Yukarıdan herhalde", "Savcıların eğilmesi, hak hu ikinci dilekçe, sizden ayrı bir kaynaktan bize bildirdiler", "Araştırmışlar bize ikisinin de İstanbul Emniyetinin arabası olduğunu, hatta hatta bizim gri dediğimiz mavi", "Kapalı kasa falan diye araştırmışlar numarayı da tereddüt vardı düzgün numarayı yazmışlar ve kesin olarak İstanbul Emniyeti'ne bağlı olduğunu bildirdiler, kimler vardı bunun içinde, ne amaçla izliyorlardı falan, bunun üzerinde durulması gerekir de diyorlar, bu da çok ilginç" dediğiniz tespit edilmiştir. Telefon görüşmesini açıklayınız.

Cevap:

Telefon görüşmesini yaptığım şahıs avukatım Gönenç Laçin'dir. Görüşme doğrudur . Bahsedilen konu, evimizin önünde iki araba bizi izliyordu ve koruma niyetli değil , tehdit ve rahatsız edici tavırları olduğunu gördük. Arkadaşlarımız takip etti, Gayret tepe'de üç araba buluştuklarını tespit ettik. Bunları araştırdık, İstanbul Emniyeti'ne bağlı araçlar olduklarını tespit ettik. Bu arada Aydınlık dergisinde konu yayınlandığı için orada görmüşler, bazı askeri kaynaklar bizim tespitlerimizin doğru olduğunu arkadaşlarımıza söylemişler. Karanlıkta gri olarak gördüğümüz aracın mavi olduğunu tespit etmişler . Bu konuda suç duyurusunda bulunduk, İçişleri Bakanlığı'na da şikâyet ettik. Bakanlık telgrafla Savcılığa emir vermiş, savcılar ise konuya eğilmişler. Ayrıca bu konuda İstanbul Emniyet Müdürü Sayın Celalettin Cerrah'ı aradım. İstanbul Valisi'ni de aradım. Onlara da durumu anlattım. Onlar da ilgileneceklerini söylediler.

Org. Hurşit Tolon

Soruldu:


11.02.2008 günü saat 21,56'da Şule isimli şahısla yaptığınız telefon görüşmesinde; yaptığınız bir toplantının bittiğinden bahsederek "... gelince anlatırım Hurşit Tolon'un selamı var sana" dediğiniz, Şule'nin de "... Mehmet'ten de yeniden yazı istemişler" dediği, sizin de "Bence kendisi yazmasın, yani o araştırma görevlisi, yani suçlanacağı böyle Fethullah Hoca bilmem ne polemiklerine fazla girmesin" dediğiniz tespit edilmiştir. Telefon görüşmesini açıklayınız.

Cevap:

Görüşme doğrudur. Sözü edilen toplantı , biraz önce sorduğunuz Milli Egemenlik Hareket i toplantısıdır. Orada Sayın Emekli Orgeneral Hurşit Tolon da bulunuyordu. Eşim Şuleye de selam söyledi . Diğer konu oğlum Mehmet Perinçek'le Moskova'da Rus gazeteleri Fethullah Hoca hakkında röportaj talep etmiş. Üniversitede çalışan ve Dışişleri Bakanlığı tarafından 6 aylığına Rus arşivlerinde çalışması için gönderilen oğlum Mehmet Perinçek'in Rus gazetelerine uzun boylu röportaj vermesini yararlı bulmadığımı bildirdim. Bunların suçlamayla hiçbir ilişkisi yoktur . Soruşturma, suçun tanımı yapılmadan insanların her türlü ilişkisini ve görüşmesini araştıran kanun dışı bir çizgidedir.

Karabüklü İşçi ile Telefon Görüşmesi

Soruldu:


27.02.2008 günü saat 21.07'de Süleyman isimli şahısla yaptığınız telefon görüşmesinde; sizin "... Ben konuştum Akkaya'yla" dediğiniz, Süleyman'ın "... Emin abiyi aldılar", "Şimdi Doğu abi, biz bir şeyler düşündük", "Haftaya muhtemelen biz altı kişi size geleceğiz", "Altı özel kişi", "Ankara'dan Akkaya var", "Orhan abiyi düşünüyoruz, Orhan abi gelecek", "Karabük'ten bir arkadaş var, Trabzon'da bir arkadaş var", "Biz size geleceğiz işte onun haricinde bu şey var, belki bilirsin Çağlayan Mitingi", "Onda konumumuz ne olacak bizim" dediği, ilerleyen görüşmede "Bakalım Emin Gürses için bir şey yapabilirsek yapacağız" dediği tespit edilmiştir. Telefon görüşmesini açıklayınız.

Cevap:

Görüşme tamamen doğrudur . Süleyman adında İstanbul'da oturan, soyadını bilmediğim bir gençle yapılmıştır. Çevresi bulunmaktadır . Beni ziyaret etmek istemişlerdir. Gerçekten de bir heyet halinde gelip beni Partide ziyaret etmişlerdir . Bu olayların Ergenekon suçlamasıyla bir ilişkisi yoktur . Çağlayan Mitingini bir grup kitle örgütü düzenlemiştir . Bana bu mitinge katılmanın yararı olup olmadığını sormuştur . Ben de katılmalarını teşvik etmişimdir .

Soruldu:

05.03.2008 günü saat 21.47'de Teoman isimli şahısla yaptığınız görüşmede; Ulusal Kanal'ı aradığınız ve Teoman'la görüşmenizde "Şimdi hani CIA elemanı Tuncay'la ilgili bir kapağımız olmuştu ya, onu bana e-postayla yollar mısın" dediğiniz tespit edilmiştir. Telefon görüşmesini açıklayınız.

Cevap:

Görüşme tamamen doğru. Bu konuları incelemek araştırmak bir siyasal parti başkanı olarak görevimdi r ve isterse Cumhurbaşkanı olsun, kimse bana bu konuda soru yöneltemez.

Ankara'da TÜMÖB Toplantısı

Soruldu:


07.03.2008 günü saat 10.35'te de Bedri isimli şahısla yaptığınız görüşmede Bedri'nin, "Önceki akşam, TUMÖB bir yemekli toplantıya davet etti" dediği, sizin de "Kemal Alemdaroğlu seni görmüş orda, senin yanında kim vardı?" dediğiniz, Bedri'nin "Bizim partide Karanlık vardı. Nusret'le gidecektik, söyledim ben Nusret'e hafta sonu bana telefon açmıştı", "Şimdi aslında benim çok beklemediğim bir katılımdı, herkes vardı orda", "ilhan Selçuk, Hurşit Tolon, Şener Eruygur, YASAV Başkanı, Danıştay, Yargıtay, üniversitelerden bayağı seçkin bir topluluktu, 70 kişi vardı. Bayağı da uzun sürdü, yedide başladı onbirde bitti, dört saat süren toplantı oldu", "Şener Eruygur, bir araya gelmek gerekir, ulusalcıların birleşmesi gerekir diye. özeti bu olan, biraz da halkı suçlayan, Cumhuriyet mitinglerinde toplandı bu kadar kalabalık, ne oldu bir şey çıkmadı diye öyle bir konuşma yaptı" dediği, sizin "Keşke söyleseydin, o gün indirmek ve milli bir hükümet kurmak mümkündü, ona yanaşmadı Şener Eruygurlar. Cumhurbaşkanı istifaya davet etseydi" dediğiniz tespit edilmiştir. Telefon görüşmesini açıklayınız.

Cevap:

Bu konuşma doğrudur . Aynen bu şekilde cereyan etmiştir. Ben Mayıs 2007'de Cumhurbaşkanın a bir mektupla başvurdum ve Başbakanlık koltuğunda oturan Tayyip Erdoğan'ı Büyük Ortadoğu Projesi Eşbaşkanı olduğu için istifaya davet etmesi gerektiğini, ilgili anayasa maddelerini de göstererek arz ettim. Gerekçe olarak Türkiye'nin başbakanının bir başka devletin proje görevlisi olamayacağını , ast-üst ilişkileri içinde yer alamayacağını , başka bir devletten emir alır konumda bulunamayacağını belirttim. Bu mektubu Milli Güvenlik Kurulu'nun bütün üyelerine, bakanlara ve basına verdim. Eğer Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ı istifaya davet etseydi, hükümet o günkü koşullarda orada oturamayacaktı . Çünkü bozgun halindeydi AKP. Cumhurbaşkanına, istifa daveti yapabilmesi için kuvvet vermek gerekiyordu. Bu konuda Sayın Deniz Baykal , Sayın Zeki Sezer ve E. Org. Şener Eruygur dahil birçok kitle örgütü yöneticisine de öneride bulundum. Sözünü ettiğim konu budur . Basında çıkmıştır. Cumhurbaşkanı Genel Sekreteri telefon edip öneriyi aldığını , Partimiz Sekreterliğine bildirmiştir. AKP'li bakanlara da mektup aynen gitmiştir. Eğer o mektuptaki tutum uygulansaydı , Türkiye bugün bu iç kargaşaya ve çatışma ortamına belki de sürüklenmeyecekti .

Bandırma da Konferans

Soruldu:


06.03.2008 günü saat 16.26'da Yıldız Akdemir'le yaptığınız telefon görüşmesinde; Sizin, "Bizim bir Almanya ziyareti var Mart'ın sonunda falan, orda birtakım bulanıklıklar var, o neticelensin o zaman konferansı yapalım", "ADD Bandırma çağırıyor, Kemal Alemdaroğlu geldiği zaman" dediğiniz, Yıldız Akdemir'in "Balıkesir merkezdeki ADD Kongresi tamamlandı. Şube Başkan Yardımcısı bizim arkadaşımız, yedi delegenin altısı bizimle hareket ediyor, genel merkez delegesi" dediği, sizin "Şimdi biz Ergenekon operasyonuyla ilgili basın toplantısı yaptık", "İlk basın toplantısı metni biraz ham, sistematiği zayıftı, düzeltilmiş son halini şimdi hemen size yolluyorum. Onu bir basın toplantısıyla yarın Balıkesir'de açıklayın" dediğiniz tespit edilmiştir. Telefon görüşmesini açıklayınız.

Cevap:

Bu görüşme doğrudur. Yıldız Akdemir Balıkesir İl Başkanımızdır. Siyasal parti çalışmalarının bu şekilde mercek altına alınması sınırsız bir kanunsuzluktur . Bu zihniyet Türkiye'yi karanlıklara ve acımasız bir diktatörlüğe sürükler . Ayrıca telefonların bu şekilde her türlü insani ve siyasi ilişkiyi gözlemek amacıyla dinlenmesi, AKP iktidarının ve onların emriyle uygulamada bulunanları hangi hukuk dışı noktalara geldiğini göstermektedir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Sonraki

Dön Ergenekon Davası, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Asil Türk Milleti

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir