Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

2001 Ergenekon Tertibi

-Ergenekon Destanı Atalarımızın Şanlı Destanı’dır.
-Ergenekon Davası'nda Yargılanmaya çalışılan Türk Milleti ve Atatürk'tür. Bu yargılamayı yapan A.B.D'dir.
-1990'ların başından beri, Eşref Bitlis önderliğindeki T.S.K. Ortadoğu'da A.B.D.'nin bütün planlarını altüst eden tek güç idi.
Bu yüzden AKP döneminde T.S.K. asimetrik psikolojik savaşlarla itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor, “Mehmetçik düşmanlığı” tavan yaparken, başbakanlık koltuğunda oturan şahıs a.b.d. askerlerinin sağ sağlim evlerine dönmesi için dua ediyor.
-6. yüzyılda, Çin emperyalizmi yüzünden yokolma tehlikesiyle karşı karşıya olan ve tutsak edilen Aşina Hanedanlığı’nın hayatta kalan tek çocuğu, Ergenekon Destanı’nda dişi bir Kurt tarafından yetiştirilip büyütülmüştür. Bu çocuk yıllar sonra soyunu devam ettirip, bir Cihan Devleti olan ve Çin emperyalizmini mağlup edecek olan Gök Türk İmparatorluğu’nu kurmuştur.
-Aşina Aşireti, Türk Soyunun Karluk Boyundandır. Uygurlarda Karluk Boyundandırlar.
-Göktürkler döneminde Çin emperyalizmi, Göktürkleri yıkabilmek için, içten parçalama stratejisini uygulamıştır. Nitekim Gök Türkler’in yıkılışı Çin emperyalizminin kullandığı Uygurlar tarafından gerçekleştirilmiştir.
-Şimdi günümüzde olanlara bakarsak, Silivri’de, Hasdal’da, Metris’te tutsak edilen Kahramanlarımız, işte bu 6. yüzyılda hayatta kalmayı başaran tek Türk çocuğunun evlatlarıdır.
Günümüzdeki Gök Türk Hanedanlığını tarif edelim:
1. Türkiye Cumhuriyeti’nin Koruyucuları olan Oğuz Boyundan Atatürkçü’ler = Gök Türk İmparatorluğu’nu kuracak olan Karluk Boyundan Aşina Hanedanlığı’nın hayatta kalmayı başaran tek çocuğu.
2. Amerika = Gök Türk’leri entrikalarla içten yıkmaya çalışan Çin Emperyalizmi
3. A.B.D tarafından kullanılmakta olan ve Türkiye Cumhuriyet’ini yıkmayı hedefleyen Atatürk ve Cumhuriyet Düşmanı Yobaz AKP’li kitle(Oğuz Boyundan) = Çin Emperyalizminin Gök Türk İmparatorluğunu yıkmak için kullandığı Uygur Türkleri(Karluk Boyundan)
4. Türkiye Cumhuriyeti(Oğuz Boyundan) = Gök Türk İmparatorluğu(Karluk Boyundan)
5. SONUÇ: Türk Milleti elinde sonunda emperyalist devleti yıkacaktır, parçalayacaktır, darmadağan edecektir!
-Günümüzde yargılanan sözde Ergenekon Örgütü, aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin Tam Bağımsızlığını canları pahasına ebediyet için korumayı hedeflemiş olan Atatürk’ün Askerlerinden oluşan Milli bir Örgütlenmedir(herhangi yasa dışı bir faaliyette bulunmayan).
-Bu örgütlenme, 1980 darbesi sonrasında ayaklanan/özüne-dönen namuslu ve şerefli Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının önderliğinde başlamıştır. Yani, bu örgütlenme, Atatürkçü ve Anti-Emperyalist düşünceye sahip olan Eşref Bitlis Paşa’mız ve onun yolundan yürüyen Uğur Mumcu ve Doğu Perinçek’lerin A.B.D.’ye karşı verdikleri asil mücadeleler ile birlikte başlamıştır.
-AKP döneminde bu kutsal görevleri yürüten “D.Perinçek, T.Özkan, M.Balbay, E.Poyraz, Ç.Doğan, A.Uğur, E.Alan, V.Küçük, E.Gürses, İ.Selçuk, Ş.Eruygur, H.Tolon, L.Ersöz, S.Öztürk, D.Çiçek, H.Iğsız, S.Yalçın, B.Pehlivan, B.Terkoğlu, D.Yıldırım, V.Küçük, İ.Başbuğ, A.Yıldırım” gibi Atatürkçüler, “Ergenekon”, “Balyoz”, “Islak İmza”, “İnternet Andıcı”, “Kafes”, “ODATV”, “Spor’da Şike”, vs. gibi isimlerin verildiği ve hukukun çiğnendiği davalar ile birlikte zindanlara atılıp tutsak edinmişlerdir. Onların yokluğunda Asil Türk Milleti’miz ve Türkiye Cumhuriyet’i bölünme/yıkılma aşamasına getirilmiştir!!!!
-Ergenekon'daki Kahraman Bozkurtlar çıktı, Fethullahçılar yargılanıyor, ABD Suriye'de yenildi, Büyük bir Ekonomik Kriz yolda, SIRA AKP hükümetinin devrilip yargılanmasındadır, ondan sonra SIRA ABD'nin Orta Asya ve Orta Doğu'dan tamamı ile yokedilip tekmelenmesine GELECEK, BU GÜNLERİ GÖRECEĞİZ, ÇOK YAKIN! EN BÜYÜK HEDEF TÜRK BİRLİĞİ'DİR!

2001 Ergenekon Tertibi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Kas 2010, 18:30

2001 Tertibinin Hazırlıkları

Gladyo'nun küresel merkezi, 1998 Haziran Mutabakatıyla ger çekleştirmek istediği hedeflere ulaşamadı ve aynı yıl yeni tertibin hazırlıklarına başladı. 2001 yılına uzanan süreç, ABD'nin Türk Ordusuna karşı taktik değiştirdiğini, cepheden saldırı siyasetine geçtiğini gösterir. Dolaylı yıpratma yöntemlerinin yerini, artık doğrudan TSK'nin ve genel kurmay başkanlarının hedef alındığı uygulamalar alır. Bu gerçeği en iyi Ergenekon tertibinde görürüz.

Tuncay Güney'in ifadesine yazdırtılan şu çarpıcı cümle, Gladyo'nun yeni taktiğini gösterir:

"Ergenekon demek, TSK demektir."

Suçlananlar ve basında hedef tahtasına konanlar, beş genelkurmay başkanıdır. Öncelikle 1998 Haziran Mutabakatı uygulamalarıyla 2001 yılına uzanan tertip arasındaki sürekliliğe ve bağlantıya işaret edelim. Tuncay Güney, Doğu Perinçek'in tutuklanması için 1998 yılında sahte mühürlü "PKK mektupları" hazırlayan Sami Demirkıran adlı PKK itirafçısı ile aynı ekipte yer aldığını polis mülakatında açıkça belirtiyor.

Görev tarihleri de çok önemli:

1996-1998 yılları.

Tuncay Güney'in Hanefi Avcı ile ilişkisi de 1996 öncesine kadar uzanıyor. Doğu Perinçek'in Abdullah Öcalan ile 2000'e Doğru dergisi Genel Yayın Yönetmeni olarak yaptığı görüşmenin fotoğraflarını PKK'dan alıp polise getirme işini o zaman Emniyet İstihbarat Dairesi'nin Başkan Yardımcısı olan Hanefi Avcı'nın denetiminde yapıyor.

Tuncay Güney'in Mehmet Eymür ile ilişkilerinin köklü ve sıkı olduğu görülüyor. 1996 yılında fotoğraf sahteciliği nedeniyle MİT tarafından sorgulandığı zaman, görevlilere "siz beni yıllardır tanırsınız" diyor.

İlişki, Tuncay Güney 14-15 yaşındayken 1986-87 yılında, Mahmut Hoca Dergâhı'na yerleştirildiği sırada başlıyor. Eymür, o zaman MİT Güvenlik Dairesi Başkanı. Korkut Eken ise, Eymür'ün Yardımcısı. Tuncay Güney, Samanyolu TV'de çalıştığı 1991 yılında, "Mehmet Eymür'ün adamlarına sürekli bilgi verdiğini" söylüyor. " Tuncay Güney MİT tarafından görevli olarak İran'a gönderildiğini de itiraf ediyor. Kıdemli bir istihbaratçı olan Veli Küçük, Tuncay Güney'i kendisine Mehmet Eymür'ün yolladığını Emniyet ifadesinde dolaylı olarak belirtiyor.

Dava dosyasından anlaşıldığına göre, Tuğg. Veli Küçük, Tuncay Güney'le ilişkisini Eymür'ün ve resmi makamların bilgileri içinde yürütüyor. Örneğin Tuncay Güney Mesut Barzani'nin yanından Veli Küçük'ü arayınca, general, bu telefon görüşmesini Mehmet Eymür'e yani MİT'e dinletiyor.

Veli Küçük ile Mehmet Eymür arasındaki ilişkinin devletin istihbarat örgütlerindeki görevlerinden geldiği, hem Veli Küçük, hem de Mehmet Eymür tarafından dile getiriliyor. İşçi Partisi, Veli Küçük'ün istihbarat görevleri yaptığını bilmektedir. Tuncay Güney, bu gerçeği şöyle anlatıyor : "Ferit İlsever bizi çözmüştü, tanıyordu. Zaten tanımamazlıktan geliyordu beni. Ben Veli Albay'a anlattım. Onlara söyledim. Onlarda biz zaten tanıyoruz dedi. (... ) Veli Küçük'ü yüzbaşı MİT subayı diye ilk keşfeden Ferit İlsever'miş. (... ) Biz tanıyoruz dediler, haberlerin o kupürlerini de gösterdiler."

Tuncay Güney'in Alb. Veli Küçük ile tanıştırılmasından sonra dört taraflı çalıştığı görülüyor:

Bir: Veli Küçük'ün elemanı olarak Askeri İstihbarat ile.
İki: Mehmet Eymür'ün eski elemanı olarak MİT ile.
Üç: Emniyet İstihbarat Dairesi Başkan Yardımcısı Hanefi Avcı ile.
Dört: ABD Büyükelçiliği görevlileri ile. Tuncay Güney'in daha 1995-96 yıllarında ABD servisleri ile ilişkileri olduğu somut gözlemlere dayanılarak saptanıyor.

O sırada Akşam gazetesi Genel Yayın Yönetmenliği görevinde bulunan Behiç Kılıç, bu ilişkiyi şöyle anlatıyor:

"Tuncay, sonradan İkinci Körfez Harekâtı sırasında Ankara Büyükelçisi olan diplomatı (Rober t Pearson) ve Basın Ataşesini aldı gazeteye getirdi. Çok şaşırdık bu ilişkiye. O diplomat, bizimle olması gerektiği kadar mesafeli, ama onunla son derece yakın ve Tuncay tek kelime İngilizce bilmiyor."

Görüldüğü gibi Tuncay Güney, 1995-96 yıllarında dörtlü ilişkiler ağı içindedir. Bu arada Sabah, Milliyet, STV, Akşam gibi yayın organlarında çalışmıştır. STV'deki "Doruktakiler" programının yapımcısı ve sunucusu olarak, Bülent Ecevit, Tansu Çiller, Recai Kutan gibi seçkin parti liderleri, valiler ve Emniyet müdürleri ile görüşmeler yayımlamaktadır. Bütün bu ilişkiler yumağı içinde, Tuncay Güney, 1994 yılından sonra Aydınlık dergisine de uğramakta, Akşam gazetesinde yayımlamak üzere Aydınlık'tan haberler almakta ve zaman zaman haberler getirmektedir.

Bu ortamda Tuncay Güney, İşçi Partisine karşı yürütülen tertiplerde rol aldığını da itiraf etmektedir. Bu tertipler 1996 öncesinde Emniyet İstihbaratı'ndan aldığı görevle Perinçek'in Abdullah Öcalan görüşmesi fotoğraflarını Suriye'de PKK'dan alıp getirmesi ve 1998 Temmuz ayında PKK itirafçısı Sami Demirkıran ile birlikte Perinçek'e yazılmış sahte "PKK Mektuplan"nı imal etmesidir. Tuncay Güney, Polis Mülakatında, Doğu Perinçek'in Abdullah Öcalan'la 2000'e Doğru dergisi için yaptığı görüşmenin fotoğraflarını PKK'dan kendisinin aldığını belirtmektedir.

Bu itiraf, Fethullahçı Gladyo'nun PKK ile anlaşarak Doğu Perinçek'e karşı psikolojik savaş yürüttüğünü açıkça ortaya koyuyor. Başroldeki görevliler ise, Tuncay Güney ile birlikte Hanefi Avcı ve Mehmet Eymür'dür.

İfade aynen şöyle:

"... aklıma geldi, Mehmet Eymür ile bunların arası çok iyi, ben, pasaportum da sizde, pasaportumda giriş çıkış tarihi olacak, Suriye'ye gittim. Suriye'de buradan Gaziantep'in Kilis Öncüpınar kapısı diye bir kapısı vardır. O kapı ben gittiğimde yeni açılmış. (... ) O zaman ben o polisler benden şeyi Doğu Perinçek ile Abdullah Öcalan'ın benden fotoğraflarını aldılar. Elele fotoğrafları var ya bunları piyasaya çıkartan Hanefi Avcı'dır. Gazetelere çıkartan, Aksiyona şuraya buraya. O fotoğrafları benden alırken kimliğimin fotokopisini aldılar. Bir de kendim verdim diye kapıda gündüz gözüyle imzamı aldılar."

Hanef i Avcı, o tarihte Emniyet İstihbarat Dairesi Başkan Yardımcısı'dır. O tarihte Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Bülent Orakoğlu'dur. Ve Genelkurmayı dinleme tertipleriyle suçlanarak yargılanmıştır. Gladyo'nun Tarihçesi bölümünde anlatıldığı üzere, 1996 öncesinde Gladyo'nun Merkezi Emniyet içine taşınmış ve Fethullahçı Gladyo örgütlenmişti. Aynı Orakoğlu-Hanefi Avcı ekibinin bugün de Ergenekon tertibinin içinde olmaları, tertibin ve ekibin sürekliliğini göstermektedir. Tuncay Güney'in Emniyet İstihbaratı ile PKK arasındaki alışverişte görevlendirildiği tarih, pasaporttan saptanabilir. Ancak bu işin 1996 yılı Aralık ayı öncesinde yapıldığı bellidir. Tuncay Güney, Suriye'den getirip Öncüpınar Kapısında polise teslim ettiği fotoğrafların "hemen yayınlanmadığını" da anlatıyor.

PKK tarafından çekilen fotoğraflar ilk olarak 6 Aralık 1996 günü Türkiye gazetesinde yayımlanmıştı.
Demek ki, Tuncay Güney, bu fotoğrafları daha önce PKK'dan aldı ve getirdi. Bu da gösteriyor ki, Tuncay Güney, Aydınlık'a gelip gittiği günlerden beri Mehmet Eymür ve Hanefi Avcı ile birlikte çalışıyordu.

Fotoğrafların kampanya halinde Susurluk olayından hemen sonra yayınlanması da, Eymür-Hanefi Avcı-Tuncay Güney ekibinin kimliklerini ortaya koymaktadır. Bunlar, "Susurluk" diye anılan Gladyo faaliyetinin suçluları olarak, "Susurluk" olayını ortaya çıkaran Doğu Perinçek'e karşı yıllarca psikolojik savaş yürütmüşlerdir. 2000'e Doğru dergisinde bizim yedi yıl önce yayımladığımız görüşme fotoğraflarının benzerlerini sanki gizli çekilmiş gibi piyasaya sürmüş ve basındaki görevliler aracılığıyla çeşitli yalanlarla yayımlamışlardır.

Tuncay Güney'in Suriye'den fotoğrafları taşıma görevini, Polis istihbaratı ile Türk Ordusu arasındaki çelişmeler sorulurken hatırlaması da dikkat çekicidir. Tuncay Güney, 1996 yılı Aralık ayında Fethullahçı Aksiyon dergisine, "MİT raporunda Fethullah Gülen'in bulunduğunu Aydınlık özel Haber Müdürü Adnan Akfırat'ın uydurduğu" yolunda gerçek dışı demeçler de vermektedir.
İlginç olanı, Tuncay Güney'in İşçi Partisini ve Aydınlık'\ hedef ulan bu tertiplere katıldığını uygulamalardan bir süre sonra gelip Aydınlık'a anlatmasıdır.

Aydınlık, Tuncay Güney'in MİT, Emniyet İstihbaratı, Askeri İstihbarat ve ABD İstihbarat örgütleri ile karışık ilişkileri olduğunu başından beri bilmektedir. Bütün yayın organları gibi Aydınlık da bu tür haber elemanlarının taşıdığı haberleri alır, doğruluklarını ayrıca araştırır, eğer yalansa hangi amaçlarla gönderildiğini değerlendirir ve değerlendirmiştir.

Aydınlık, bu haberleri yayımlarken okuyucularına dürüstlük ilkesinden kesinlikle ödün vermez, vermemiştir. Haber kaynaklarına, yayında kaynağın gösterileceği belirtilir ve bunun için izin alınır. Aydınlık'ın yayınlarında, Dışişleri Bakanlığı, Genelkurmay İstihbaratı, Emniyet ve başka kurumlar kaynak gösterilir. Bu uygulama haberin doğruluğunun okuyucu tarafından değerlendirilmesi açısından gereklidir ve aynı zamanda Aydınlık için de güvencedir. Böylece haberin bir kaynaktan alındığı okuyucuya duyurulmuş olur. Aydınlık'a haber taşıyan onlarca Tuncay Güney ve yüzlerce kaynak olmuştur. Bunların kim olduğu bilinir ancak bunlara kapı kapanmaz.

Ancak Türkiye'nin en köklü ve en birikimli örgütlenme geleneği içinde yer alan Aydınlık'ın yapmayacağı tek bir şey vardır:

Tuncay Güney'lere güvenmek ve hele bu gibi karanlık ilişkiler ağına takılmış kimselerle örgütlenme işi yapmak veya bu gibi kişileri güven gerektiren bilgi alışverişinde değerlendirmek. Aydınlık, Tuncay Güney'in verdiği bilgilerden yararlanarak, İşçi Partisine ve Cumhuriyet güçlerine yönelik tertipleri de izlemeye ve anlamaya çalışmıştır.

Örneğin İşçi Partisi PKK'nın sözüm ona Doğu Perinçek'e yolladığı sahte mühürlü mektupları, Perinçek'in gözaltına alınmasından üç hafta önce 3 Eylül 1998 günü Ferit İlsever'in basın toplantısıyla kamuoyuna açıklamıştır.

Kaynakça
Kitap: Gladyo ve Ergenekon
Yazar: Doğu Perinçek
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: 2001 Ergenekon Tertibi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Kas 2010, 18:30

Tuncay Güney, dört taraflı ilişkiler ağı içinde, Tuğg. Veli Küçük'ün 30 Ağustos 2000'de emekliye ayrılmasından çok önce Fethullahçı Gladyo merkezli Ergenekon tertibinin içine alınıyor. "Ergenekon Yeniden Yapılanma" denen "Temel Belge"nin üzerindeki tarih, 29 Ekim 1999. Bu tarih doğru mu bilmiyoruz. Çünkü Tuncay Güney, 2000 yılında diğer belgeleri çoğaltıp bütün basına ve çeşitli çevrelere dağıtırken, "Yeniden Yapılanma" denen belgeyi ve diğer bazı belgeleri Aydınlık'a vermedi. Tuncay Güney'in çoğalttığı ve yaygın olarak dağıttığı belgelerin üzerinde genellikle 2000 yılı tarihi yer alıyor.

Tuncay Güney, Mülakat'ta belgelerin 1999 yılından başlayarak yazıldığını ve dağıtıldığını söylüyor.

Bu tarih, aynı zamanda tertibin kurgulanışını ve uygulanışını da belirtmektedir. Tuncay Güney, Ergenekon belgeleriyle ilgili olarak polise anlattıklarıyla Fethullahçı Gladyo merkezli tertibin hedeflerini ortaya koymaktadır.

Ergenekon İddianamesi'ne ve Tuncay Güney'in Mülakat Tutanağı Özeti'ne göre, "Ergenekon Yeniden Yapılanma" belgesini "Veli Küçük'ün talimatı ile Doğu Perinçek, Hasan Yalçın, Deniz Bilge, Alb. Suphi Karaman Bilecik'te hazırlıyorlar."

Oysa Mülakat'ta ne "Veli Küçük'ün talimatı"ndan söz ediliyor, belgenin "Bilecik'te hazırlandığı'ndan! Hatta Mülakat'ta Doğu Perinçek'in belgeyi Veli Küçük'ün bilgisi dışında kendisinin verdiği belirtiliyor.

Polis, Mülakat'ı özetlerken, kendi uydurmalarını yazmış. Savcılar'da İddianame'yi yazarken, Mülakat'ta olmayan uydurmalar imal etmişler. Çünkü İP Genel Başkanı ve yardımcılarının suçlanması gerekiyor. 2008 Tertibi'nde de aynı uygulama görülüyor. Savcılar, önce İP yöneticilerinin listesini alıyor, sonra onlara suç imal ediyorlar. 2001'de Suphi Karaman ve Hasan Yalçın, 2008'de Nusret Senem, Ferit İlsever ve diğer yöneticiler. İddialardaki tahrifat ve kargaşalık, bu kadarla kalmıyor. Bir başka yerde, "Ergenekon Yeniden Yapılanma" belgesinin hazırlanmasına, "Emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı Erol Bilbilik"in de katıldığı söyleniyor.

Doğu Perinçek, Suphi Karaman ve Hasan Yalçın İşçi Partisinin Genel Başkanı ve Genel Başkan Yardımcıları. İP'nin üç önderi, 2000 yılı öncesinde, tek tek veya birlikte Bilecik'e gitmediler. Doğu Perinçek, Emniyet koruması altındaydı. Bütün gezileri, yalnız Parti tarafından değil, Emniyet tarafından da kayda alınıyordu. İP Genel Başkan Yardımcıları Suphi Karaman ve Hasan Yalçının da 2000 yılı öncesinde Bilecik gezileri bulunmuyor. Tanımadığımız ve kim olduğu İddianame'de belirtilmeyen Deniz Bilge ve "Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı" olduğu söylenen Erol Bilbilik'le Bilecik buluşması ve "Ergenekon Yeniden Yapılanma" belgesinin orada "Veli Küçük'ün talimatıyla hazırlandığı" iddiası bütünüyle savcının uydurması. Zaten Tuncay Güney'in Mülakatında yok. Tertibe göre İşçi Partisi'nin önde gelen üç önderinin suçlanması gerekiyor. Tertip böyle kuruluyor. Tertibin zorunlu kıldığı diğer kurgu ise, İşçi Partisi önderlerinin Türk Ordusu ile ilişkilendirilmesi. İşçi Partisi'nin bugünkü Genel Başkan Yardımcılarından ikisi, emekli general ; E. Korg. Yaşar Müjdeci ve E. Gen. Servet Cömert. Perinçek Genel Başkan Yardımcısı olan bu komutanlarla birlikte parti çalışması yapıyor, sık sık görüşüyor. Ancak ordu bağlantısının E. Gen. Veli Küçük üzerinden kurulması tertip senaryosunun gereği oluyor. Oysa Perinçek'in Veli Küçük ile bir kez bile görüşmediği, yine Tuncay Güney'in Mülakat'ında belirtiliyor. "Bilecik'te hazırlandı" yalanından daha büyük yalan, "Ergenekon Yeniden Yapılanma" belgesinin Doğu Perinçek tarafından yazıldığı uydurmasıdır.

Doğu Perinçek'in 40 kitabı, binlerce yazısı ve incelemesi var. 1971 yılından beri hazırladığı parti programlarında ve en son 1987 İşçi Partisi Programında Türkiye'nin Kemalist Devrim temelinde yeniden yapılandırılması öngörülüyor. İşçi Partisi'nin Milli Demokratik Devrim yoluyla Türk Devleti'ni yeniden örgütlemeye ve toplumu yeniden düzenlemeye yönelik programları var. Doğu Perinçek'in bilgisayarında olan "Devleti Yeniden Yapılandırma Programı" ile "Ergenekon'un Yeniden Yapılanması" denen CIA imalatı metin, karşıt felsefelerin ve karşıt mevzilenmelerin ürünü.

Önce konular farklı:

Biri devlet örgütlenmesine ilişkin bir metin. Diğeri CIA modeli bir Gladyo örgütlenmesi. Birinde devrimcilik ve halkçılık var. Diğeri karşıdevrimci ve halk düşmanı. Aynı uydurmalar "Lobi" denen belge için de geçerli. Bu belgenin Ümit Oğuztan, Adnan Akfırat, Doğu Perinçek ve Kemal Özden tarafından hazırlandığı ve Doğu Perinçek tarafından "redakte" edildiği uydurması, İddianame'ye de alınmış. Böyle devrim düşmanı ve halk düşmanı bir metin ile Doğu Perinçek, Adnan Akfırat ve Kemal Özden'in 40 yıllık kitapları, yazıları ve üslupları arasında en küçük bir ilişki kurulamaz. Doğu Perinçek'in bir üslubu vardır ve taklit edilemez. Zaten bu belgeler yazılırken, Doğu Perinçek'i taklit etme diye bir çabaya da girilmemiş. İlginç olanı, "Ergenekon Yeniden Yapılanma" denen belgenin henüz Doğu Perinçek'in bilmediği bir tarihte, Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan'ın yakın dostları Fehmi Koru'nun elinde olması. Fehmi Koru, 30 Nisan 2001 ve 1 Mayıs 2001 günü Yeni Şafak gazetesinde "Taha Kıvanç" imzasıyla yayımladığı yazılarda, elinde "Ergenekon'un Yeniden Yapılanması" adlı belgenin bulunduğunu belirtiyor. Üstelik yazdığına göre, belgenin altında hazırlayanın imzası da bulunuyor.

Veli Küçük'te bulunduğu söylenen belgede bu imzanın üstü karalanmış. Sabah gazetesi yazarı Aslı Aydıntaşbaş'ın 2006 yılında Ankara'da Sabah gazetesinde Yavuz Donat'ın önünde Doğu Perinçek'e verdiği belgede de imza karalanmış. Ancak, 2001 yılı baharında Fehmi Korunun elinde imzalı metin var! Fehmi Koru, 6 Haziran 2000 tarihinden beri yazdığı yazılarla tertibin içinde bulunduğunu ispatlıyor.

İşte gün gün tertip:

- 4 Haziran 2000: Tertibin işaret fişeği Mehmet Eymür'den geliyor. MİT eski yöneticisi, ATİN Sitesinden Tuncay Güney'i tehdit ederek harekete geçmeye zorluyor. Tuncay Güney'den adını vermeden "Çift Meslekli JİTEM elemanı Tunca" diye söz ediyor ve 1997 yılında kaydedildiği söylenen bir telefon konuşmasını yayımlıyor ve Tuncay Güney'i "JİTEM'den aldığı görevleri yazmakla" tehdit ediyor.

Tuncay Güney, tehdidi algıladığını Mülakat'ta şöyle belirtmiş:

"Eymür uyarı verdi. Bak seni bertaraf ederim demek istedi."

Tuncay Güney, Ergenekon tertibinin en tehlikeli aşamasına böyle itiliyor.
Mehmet Eymür'ün tehditte kullandığı 1997 yılına ait telefon konuşmasını nereden bulduğu kişiliğini ortaya koyması açısından anlamlı. Eymür, MİT'in birçok belgesini çalıp ABD'ye götürmüş. Bu gerçeği, MİT Müsteşarının savcılığa şikâyet yazısından öğreniyoruz. Eymür, MİT tarafından resmen ve yargı önünde belge hırsızlığıyla suçlanıyor.

- 6 Haziran 2000:

Eymür'den iki gün sonra, bu kez bir başka çift kimlikli, Tuncay Güney'e tehdidi sürdürüyor.

Fehmi Koru, Taha Kıvanç imzasıyla Yeni Şafak gazetesindeki köşesinden aynen şöyle yazmış:

"Türkiye'yi sarsacak bazı cinayetlerin nasıl işlendiğini biliyor, onları açığa çıkartsa belki 'yılın gazetecisi' seçilebilecek adam; ama bunu yapmak yerine... sıkıntı çekiyor."
Fehmi Koru da, tıpkı Mehmet Eymür gibi, Tuncay Güneye hazırlanan tertipteki rolünü istihbaratçılara yakışan dille işte böyle hatırlatıyor!

- Haziran 2000:

Tuncay Güney, İstanbul ABD Başkonsolosluğunda CIA yetkilisiyle görüşüyor ve ancak çok özel durumlarda verilen 10 yıllık ABD vizesini alıyor.

- Temmuz 2000:

Tuncay Güney, CIA tarafından 9 gün için ABD'ye götürülüyor. New York'un Kennedy Havaalanı'nda karşılanıyor ve The Marmara Oteline yerleştiriliyor. Özel ilgi ve güvenceler Tuncay Güney'in görevini yerine getirmesi için çok önemli. New York'ta ona gelecek yaşantısı gösteriliyor ve uygulanacak tertipteki rolü anlatılıyor.
Artık Tuncay Güney geri dönüşü olmayan bir yola girmiş ve CIA'nın kucağına oturmuştur.

- 24 Ekim 2000:

İstanbul Emniyeti İstihbarat Şubesinin DGM'ye başvurusuyla henüz emekli olan General Veli Küçük ve Tuncay Güney için üç aylık telefon dinleme kararı alınıyor.
CIA ile İstanbul'daki Fethullahçı Polis ekibi arasındaki uyum mükemmel düzeyde. Hedefte Türk Ordusu ve İşçi Partisi olunca, işbirliği de üst düzeydedir.
Org. Karadayı ve Kıvrıkoğlu'ndan Doğu Perinçek'e kadar ABD'nin hedefinde kim varsa, Ergenekon Örgütü'ne yerleştiriliyor.

Tuncay Güney bunu açıkça söylemekten geri kalmıyor:

"Eymür'ün benle en ufak herhangi bir şeyi yok. Aslında askerlerle problemi."

2000 yılı Haziran-Temmuz aylarında birbiri ardı sıra yaşanan gelişmeler, tertipte rol üstlenenleri ele veriyor:

- Mehmet Eymür,
- Fehmi Koru,
- ABD İstanbul Başkonsolosluğu,
- CIA yetkilisi,
- Tuncay Güney'i 9 gün için ABD'ye götürüp getirenler,
- İstanbul Emniyeti İstihbarat Şubesi.

Bu kadro, tertibin çeşitli aşamalarında, sürekli olarak sahneye çıkacak ve görevini yapacaktır. Gen. Veli Küçük ve Tuncay Güney yanında Doğu Perinçek, İP İstanbul İl Merkezi, Ulusal Kanal ve Aydınlık dergisi yöneticilerinin iş, ev ve cep telefonları 24 Ekim 2000 gününden başlayarak İstanbul Emniyeti İstihbarat Şubesi tarafından DGM kararıyla dinleniyor.

-Ancak dinleme kayıtları ortada yok. Arkasından hazırlanan tertibin senaryosuna uygun olarak, 1 Mart 2001 günü Tuncay Güney, araba dolandırıcılığı suçundan gözaltına alınıyor. Ancak Güney, Mülakat'ta polise "kendim gittim" diyerek tertibi ele veriyor.
Tuncay Güney, yalnız Polis Mülakatında değil, Gazeteci Saygı Öztürk'e yaptığı açıklamada da Levent'te bir restoranda üç polisle yemek yedikten sonra dostça ilişkiler içinde Emniyet'e gittiğini anlatıyor.

Zamanın İstanbul Emniyeti KOM Şubesi Müdürü Adil Serdar Saçan da, Tuncay Güney'in daha önce hazırlanmış bir "kurguyla" şubeye getirildiğini Star TV'de açıkça dile getirdi. Emniyet Müdürü Saçan, Gazeteci Uğur Dündar'ın "Bu kurguyu yapan kimdi?" sorusuna da açık ve kesin bir dille cevap verdi : "Emniyet'teki F Tipi Örgütlenme, yani Fethullahçı Örgütlenme."
Tuncay Güney'in sözde sorgulanmasının çözüm tutanağı okunduğu zaman, yapılan işin bir sorgu değil, fakat senaryonun uygulanması olduğunu herkes açıkça görüyor. Tuncay Güney, sık sık yazılı evraka gönderme yapıyor.

Sorguyu yapanlar, zaman zaman Tuncay'a önceden belirlenmiş görevlerini hatırlatıyorlar:

"- Veli Küçük Doğu Perinçek ile her türlü ilişki içerisinde, her türlü tamam mı?"

Yine sorgucular Tuncay Güney'i Sedat Peker ile Doğu Perinçek arasında bir ilişki imal etmeye zorluyorlar.
Daha önemlisi, bu sorguda Fethullahçı polis şeflerinin Tuncay Güney'e verdirdikleri ifadenin vatana ihanet eylemini oluşturmasıdır.

Tuncay Güney'e iki kez söylettirilen ifade şöyle:

"Biz silahları veriyoruz PKK'ya, CIA veriyor oldu."

Bütün dünya ABD'nin Özel Kuvvetleri olan Delta Force'un Irak'ın kuzeyinde PKK'yı eğittiğini ve silahla beslediğini biliyor. Meğerse bu haber gerçek dışıymış. Fethullahçı Gladyo, ABD Ordusu'nu ve CIA'yı temize çıkarma görevini yapıyor. PKK'ya silah taşıyan örgüt, Türk Silahlı Kuvvetleri oluyor. Hem de "Doğu Perinçek'in referansıyla."

Bu ifadenin düzmece olduğunu Tuncay Güney de itiraf etmektedir. Yedi yıl sonra gazetecilere aynen şöyle söylüyor : "Ben Kuzey Irak'a silah götürülmesi konusunu anlatmadım. Zorla bazı konular bana empoze edildi. (... ) Ne söylememi istedilerse kameraya söyledim. (... ) Bilmediğim konuları da yazıp bana imzalattılar."
Attila İlhan'ın deyişiyle "şimdi sıkı durunuz! Tuncay Güney'in Mülakatına eklendiğini söylediği, TSK'nin Kuzey Irak'a silah kaçırdığı suçlaması, o günlerde CIA tarafından piyasaya sürülüyor.

Bu da ispatlı!

23 Şubat 2001 tarihli Washington Post ve 16 Şubat 2001 tarihli New York Times, "Türk komutanlarının Irak sınırında kaçakçılık yaptıklarını" yazıyorlar. Genelkurmay Başkanlığımız bir açıklama yollayarak, haberi yazan Jim Hoagland'ı ve adı geçen gazeteleri "İftiracı" ilan ediyor.
CIA, bu kez uydurduğu yalan haberi İstanbul Emniyeti İstihbarat Şubesindeki adamları aracılığıyla Tuncay Güney'in ifadesine koyduruyor. Hıza bakınız, bir hafta sonra! CIA, Türk Ordusuna cevabını Fethullahçı polis şefleri üzerinden veriyor. O kadar ki, bu yalana Tuncay Güney bile katılmıyor, ifadesine sorgucuların marifetiyle ekleniyor.

Tertibin her aşamasında CIA ile Fethullahçı Gladyo işbirliğini kanıtlayan çok çarpıcı bir olgudur bu! 2001 tertibini Aydınlık sıcağı sıcağına duyurmuş ve uygulanan senaryonun adını da koymuş:

"Endonezya Modeli."

ABD, daha önce Endonezya Ordusuna yaptığı operasyonu örnek alarak Türk Ordusu'na karşı kapsamlı bir operasyon yürütüyor. Aydınlık'ın yazdığına göre o günlerde askeri çevreler, olayı "Endonezya Modeli Türkiye'de de servise kondu" diye açıklıyorlar.
Model şöyle: ABD, Doğu Timor Adalarını Endonezya'dan koparmadan önce Endonezya Ordusuna karşı bir yıpratma harekâtı yürütüyor. Geçmişte ABD'nin Endonezya Özel Kuvvetlerine yaptırdığı çeşitli operasyonlar, bire bin katarak açıklanıyor ve Ordu'nun direnci kırılıyor. Arkasından Doğu Timor'u Endonezya'dan koparmak kolaylaşıyor.

Modelin Türkiye'de uygulanması için önce basındaki "beşinci kol" harekete geçiriliyor. Çetin Altan ve oğullan, ABD gizli servislerine, Türk Ordusunun komutanlarını "okkaaltına " götürecek gizli bilgileri açıklamaları için çağrılarda bulunuyorlar. Bugün de yaptıkları gibi.
Yine Cüneyt Ülsever, ihaneti Türk Ordusu'na karşı belden aşağı hakaretlerle dillendiriyor, ABD'nin "Seve seve-1" modeli tutmayınca "SS-2 Modeli'nin gündeme geldiğini sevinç çığlıklarıyla ilan ediyor.

Tarih: 28 Mart 2001.

Yani Tuncay Güney'in ifadesinin üretildiği günler. "Türkiye Türklere bırakılmayacak kadar önemli bir ülkedir" diyen ihanet erbabı, efendilerinin aletlerine gönderme yaparak Türkiye'nin zorla ırzına geçileceğini bağıra bağıra söylüyorlar. "Ordu'nun yolsuzluk dosyaları'nın açılması için çağrılar yaptırtılıyor. Mesut Yılmaz'a "Asıl yolsuzlukların Ordu yönetiminde yapıldığı" söyletiliyor.
Tertip ilan edile edile sahneleniyor. İhanet de!
Sebep?

Türk Ordusunun ve İşçi Partisi'nin ABD'ye göre suçları büyük! Org. Karadayı ve Org. Kıvrıkoğlu komutası altındaki Türk Ordusu, ABD dayatmalarına boyun eğmiyor, Irak'ın kuzeyinde 1995 Çelik Harekâtı'ndan beri bağımsız uygulamalarda bulunuyor ve ABD planlarını bozuyor. SüperNATO'dan bağımsız bir Özel Kuvvetler örgütlüyor ve Kuzey Irak'ta görevlendiriyor. Takvim de çok önemli. Tarih 2001 yılı baharı. ABD, Irak'ı işgal için askeri hazırlıkları tamamlama aşamasında. Türk Ordusunun işgal eylemini Kuzey'den girerek desteklemesi gerekiyor. Türk Ordusund a Karadayı-Kıvrıkoğlu dönemine son vermek ABD için çok önemli.

O günlerde, ABD güdümlü çevrelerin komuta kademesine karşı meydan okumaları basına yansıyor:

"Haziran'da defterlerini düreceğiz."

ABD'nin planlarına siyasal düzlemde karşı koyan etkili güç ise, İşçi Partisi. Haziran 2000 Mutabakatında kararlaştırıldığı gibi İşçi Partisi'nin etkisiz hale getirilmesi gerekiyor.

Nitekim Tuncay Güney'e söylettirilen bütün suçlamalar, Gladyo'nun küresel merkezinde imal edilen kurguya göredir. Bugün de İddianame'nin köşe taşlarını oluşturan ve Tuncay Güney'in Mülakatı'na dayandırılan suçlamaların ana başlıkları şöyledir:

- "Zaten Ergenekon demek Türk Silahlı Kuvvetleri demektir."

- "Ergenekon'un çekirdek kadrosu ve merkezinde, Genelkurmay Başkanları Org. Necip Toruntay, Org. İ.H. Karadayı, Org. H. Kıvrıkoğlu yanında Org. Eşref Bitlis, Org. Teoman Koman, Org. Rasim Betir, Ora. Bülent Ulusu, Ora. Güven Erkaya gibi kuvvet komutanları bulunmaktadır."

- Susurluk'u ve benzeri çete işlerini, cinayetleri komuta kademesi birlikte işlemişlerdir.

- Ergenekon örgütlenmesinde TSK'nin suç ortağı İşçi Partisi dir. Ergenekon'un temel teorisini ve programlarını İşçi Partisi'nin Genel Başkanı Doğu Perinçek ve Genel Başkan Yardımcıları Suphi Karaman ile Hasan Yalçın hazırlamışlardır. Ergenekon soruşturmasının merkezinde İşçi Partisi bulunmaktadır.

2001 yılı Ergenekon tertibinin bütünüyle ABD'nin Irak'ı işgal planına göre hazırlandığı apaçık görülüyor. Olaylar arasındaki bağlantılar o kadar çarpıcıdır ki, sıralamak yetiyor:

- Mayıs 2002:

Dışişleri Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı, ABD'nin Irak'ı işgal etmesinin doğuracağı tehlikeleri ve alınacak önlemleri saptamak için bir "Çalışma Grubu" oluşturuyor.

- Haziran sonu 2000:

Başbakanlık, Irak'ın toprak bütünlüğünün korunması için MGK'nin isteğiyle "gizli ve acil" bir genelge çıkarıyor. "Irak'a Yönelik Politikamızın Genel Esasları" başlıklı genelgede, "Irak'a bölge dışı güçlerin müdahalesinin önlenmesi için her türlü tedbirin alınacağı" vurgulanmaktadır.

Genelge, açıkça ABD'nin Irak'a müdahalesine karşı önlemleri öngörmekte ve Irak'ın merkezi yönetiminin (Saddam Hüseyin) ülkenin tamamında otorite kurmasını desteklemektedir. En önemlisi, Türk Ordusunun 2002 yazına doğru, Irak'ın kuzeyine ABD işgalinden önce girip Türkiye için bir güvenlik kuşağı oluşturma planını benimsemesidir. İP Genel Başkanı Doğu Perinçek de aynı yönde açıklamalar yaptı ve yazılar yayımladı. Org. Kıvrıkoğlu'nun ve TSK'nin etkisiyle Ecevit hükümetinin ABD'nin Irak işgal planına karşı etkin önlemlere yönelmesi üzerine ABD güdümlü güçler, hemen harekete geçirildi. ABD'nin ve Gladyo'nun Türk Genelkurmayı ve Ecevit yönetimine karşı uygulamaları siyasal ve askeri olmak üzere iki düzlemde yoğunlaşıyor.

Siyasal düzlemde, Ecevit hükümetini bir erken seçimle iktidardan indirme ve AKP'yi yönetime getirme planı hızlandırılıyor. Haziran sonundaki gizli Hükümet Genelgesi'ne yanıtlar üç gün içinde devreye sokuluyor.

- 3 Temmuz 2002:

MİT, elinde bulunan Ergenekon belgelerini, sanki imzasız mektupla yeni almış gibi resmileştiriyor.

- 7 Temmuz 2002:

Devlet Bahçeli, Hükümet ortakları olarak aldıkları kararı çiğneyerek, ortaklarına ve kendi partisine haber vermeden "3 Kasım'da Erken Seçim" açıklamasıyla ABD'nin iktidar planındaki rolünü yerine getiriyor.

- 9 Temmuz 2002:

Düzenlenen bir tertiple Yeni Parti yönetimine el konuyor ve Cem Uzan'ın Genç Partisi piyasaya sürülüyor.

- 24 Temmuz 2002:

ABD Ordusunun Nevada'da 22 gün süren Türkiye'yi işgal tatbikatını yapması, TSK'nin Org. Hüseyin Kıvrı koğlu Komutanlığı'ndaki boyun eğmeyen tavrına karşı çok önceden planlanmış bir uygulamaydı.
Ergenekon tertibi açısından aydınlatılması gereken uygulama, MİT'in 3 Temmuz 2002 günü elinde bulunan, hatta MİT mensupları tarafından düzenlettirilmiş olan Ergenekon belgelerini resmileştirmesidir. Müsteşar Şenkal Atasagun, bu uygulamayla bağlı olduğu Başbakan Ecevit'i iktidardan indirme ve Org. Kıvrıkoğlu komutasındaki Türk Ordusun a müdahale operasyonundaki rolünü oynamıştır.

MİT, "Ergenekon Yeniden Yapılandırma" ve "Lobi" belgelerinin 3 Temmuz 2002 günü "imzasız bir mektupla kendisine ulaştırıldığını" yazıyor. Oysa "Yeniden Yapılandırma" belgesini Fehmi Koru, Taha Kıvanç imzasıyla 30 Nisan-1 Mayıs 2001 günleri, yani bir yılı aşan bir süre önce Yeni Şafak'ta yazmış. MİT, sıradan bir gözlemci olarak bakarsanız, açık istihbarat yoluyla belgelerin varlığını bir yıl önceden saptamış olmalı. Kaldı ki belgelerin bazıları, basın mensuplarına ve belli çevrelere 2000 yılında açıkça dağıtılmıştır. Ancak asıl çarpıcı gerçek, bu belgelerin Ergenekon tertibi kapsamında MİT elemanlarının katılımıyla hazırlanmış olmasıdır. Atasagun'un MİT yönetimi, Ergenekon tertibini 1998 yılından beri tezgâhlayan Fethullahçı Gladyo'nun içindedir. Peki MİT belgelerin kendisine niçin "3 Temmuz 2002 günü imzasız mektupla" geldiğini söylüyor? Niçin en azından iki yıldır elinde olan, hazırlanmasına katıldığı belgeleri, postadan yeni aldığı yalanına başvuruyor?
Çünkü MİT o belgeleri Temmuz ayında resmi olmayan yollardan kullanıma soktu.

2002 koşullarını hatırlayalım:

- Kemal Derviş ve İsmail Cem sahneye çıkmış, DSP parçalanıyor.
- Türkiye erken seçime sürükleniyor, ancak seçim kararı henüz alınmamış.
- Yüksek Askeri Şûra yakında toplanacak. Ecevit, yaklaşan Körfez Harekâtı nedeniyle Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun Genelkurmay Başkanlığı süresini uzatmak istiyor. Org. Kıvrıkoğlu, bu öneriyi kabul etmiyor, ancak Org. Hilmi Özkök'ün "irticaya yumuşak tutumu" nedeniyle Genelkurmay Başkanı olmasını istemiyor ve Org. Yalman'ın Genelkurmay Başkanlığı'nı öngören bir plan yapmış. İşte bu koşullarda MİT yöneticileri, 2000 yılında CIA ile işbirliği yaparak hazırlattığı veya en azından hazırlanmasına katıldığı Ergenekon belgelerini resmi olmayan yollardan servise koyuyorlar.

Tuncay Güney'in 1 Mart 2001 'de kurgulanarak alınan ifadesi ile Ergenekon'un temel belgelerini birleştirerek okuduğunuz zaman, oradaki anafikir nedir?

"Ordu'nun başında Ergenekon denen bir örgütlenme var. Bu örgütlenmenin başında Org. Kıvrıkoğlu ve Org. Karadayı, daha doğrusu komuta kademesi bulunuyor. İşçi Partisi, bu örgütlenmenin siyasal düzlemdeki kanadını oluşturuyor."

İşte CIA ve MİT, bu kurgu ve uydurma belgelerle, ABD'nin Irak saldırısı öncesinde Türk Ordusu'nun terfi sistemine müdahal e etti. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezerin bu belgelerle ve uydurma senaryolarla yönlendirilmiş olması büyük bir olasılıktır. Çünkü benzeri bir vukuatı İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu'nun MİT müdahalesiyle görevden alınmasında gördük. Ahmet Necdet Sezer, MİT tarafından çok kolay yöndendiriliyor. Devlet Bahçeli, zaten ABD'nin ve MİT'in kontrolünde.

Cumhurbaşkanı Sezer ve Devlet Bahçeli'nin yardımlarıyla orduya darbe gerçekleştiriliyor ve Org. Özkök Genelkurmay Başkanı yapılıyor; Türkiye erken seçime sürükleniyor, ABD'nin planladığı üzere Tayyip Erdoğan-Abdullah Gül ikilisi iktidar koltuklarına oturtuluyor.
Gladyo'nun 3 Kasım 2002'de sonuçlanan darbesinde 2001 Ergenekon tertibinin rolü apaçık ortadadır.

2001 Tertibinin başrollerinde MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun, MHP Genel Başkanı Bahçeli ve Mehmet Eymür bulunmaktadır. 2001 Ergenekon Tertibini Kıvrıkoğiu'nun 2008 yılında yaptığı açıklamalar da doğrulamıştır.
Org. Kıvrıkoğlu, irticaya karşı yumuşak tavrı nedeniyle KKK Org. Özkök un Genelkurmay Başkanı yapılmasını doğru görmüyor. Haklı çıkmıştır. Bu nedenle kendisine yapılan görevini uzatma önerisini reddetmekle birlikte Ecevit'e JGK Org. Aytaç Yalman'ın Genelkurmay Başkanı yapılmasını öngören bir terfi-tayin düzenlemesi öneriyor. Ancak Cumhurbaşkanı Sezer ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçelinin cepheden karşı olmalarının da etkisiyle Başbakan Ecevit, bu öneriyi kabul etmiyor.

Bu süreçte Org. Kıvrıkoğlu'nun irticaya, özellikle Fethullah Hoca'ya tavrı konusunda Ecevit-Bahçeli-Yılmaz hükümetiyle karşı karşıya geldiği, bugün aydınlığa kavuşmuş bulunuyor. Yüksek Asker i Şûra toplantısında, Fethullah Hoca gündeme gelince, Ecevit komutanlara, "Siz benim laikliğimi mi sorguluyorsunuz" diye soruyor. Org. Kıvrıkoğlu, aktarıldığına göre, sert bir ifadeyle, "Evet Sayın Başbakan, sizin artık laikliğe önem verdiğinize inanmıyoruz" diyor.

Erken seçim kararı alındıktan sonra Başbakan Ecevit'in bana yazmış olduğu mektubun içeriği de, Ergenekon tertibinin etkilerini anlamamız a yardımcı oluyor. Ecevit'e hem telefonla, hem de bir mektup yazarak, Org. Karadayı ve Org. Kıvrıkoğiu'nun da bulunduğu milli şahsiyetleri bir araya getirerek, ulusal solu temsi l eden bir iktidar seçeneği oluşturma önerimizi bildirmiştim. Ecevit, bana mektupla verdiği cevapta ulusal solun birleştirilmesinden yana olduğunu, ancak bunun "demokrasi çerçevesi içinde olması " gerektiğini yazmıştı. Ecevit'in bu "demokrasi " hatırlatmasıyla 20'nin üzerinde milli şahsiyet arasında iki genelkurmay başkanına gönderme yaptığını o zaman da tahmin etmiş ve bu konuyu Ecevit'in bakanları Şükrü Sina Gürel ve Zekeriya Temizel dostlarıma da belirtmiştim.

Ancak Ergenekon tertibiyle 2008 yılında piyasaya sürülen düzmece askeri darbe senaryolarından sonra şimdi daha iyi anlaşılmaktadır ki, ABD güdümlü kuvvetler, Cumhurbaşkanı Sezer'i ve Başbakan Ecevit'i Org. Kıvrıkoğiu'nun başında bulunduğu birinci askeri darbe yalanlarıyla etkilediler.

Uydurma Ergenekon belgelerinin bu amaçla devreye sokulduğunu bugün biliyoruz. CIA-MİT işbirliğiyle tezgâhlanan bir tertiple Org. Hilmi Özkök Genelkurmay Başkanı yapılmış oldu. Ancak Kuvvet Komutanları, Org. Kıvrıkoğiu'nun önerilerine göre belirlendi. Gladyo'nun küresel merkezi 2001 yılı tertibiyle amaçladığı hedefe ulaştı mı?

ABD'nin kazançları şöyle sıralanabilir:

- Türk Ordusu'nun ABD'nin işgalinden önce 2002 sonbaharında Irak'ın kuzeyine girerek bir güvenlik kuşağı yaratma ve Kukla Devlet'in kurulmasını önleme planı bozuldu.
- Org. Hilmi Özkök, Genelkurmay Başkanlığı'na getirtilerek, ABD açısından hayati önemde bir mevzi ele geçirildi.
- ABD'nin Tayyip Erdoğan-Abdullah Gül yönetimini kurma planının önü açıldı.
- Uygun zamanda TSK komutanlarını ve İşçi Partisi yöneticilerini hedef alacak bir tertip için malzeme üretildi.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Ergenekon Davası, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Asil Türk Milleti

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir