Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Allah İle Aldatmanın İlk Adımı: Allah İle İskat

Burada Hazreti Muhammed(S.A.V.), İslam Dini ve Kuran-ı Kerim hakkında konular bulabilirsiniz

Allah İle Aldatmanın İlk Adımı: Allah İle İskat

Mesajgönderen TurkmenCopur » 10 Ara 2010, 22:50

ALLAH İLE ALDATMANIN İLK ADIMI: ALLAH İLE İSKÂT

Kışlıktaki 'Allah ile iskât' tâbiri, İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif in bir dizesinden alınmıştır. Arap alfabesindeki 'Kâf harfi ile, iskât, sükût kökünden bir kelimedir. Susturmak, suskun-konuşamaz hale getirmek anlamında kullanılır Akif de aynı anlamda kullanmıştır.

Allah ile iskât, Allah'ı paravan ve baskı aracı gibi kullanarak insanları susturup sindirmek şeklinde beliren ve faturası kutsala çıkarılan bir zulümdür. Bu zulmün tarih içinde en kahırlı ocağı engizisyon oldu. İkinci sırada bizim yobazlık kurumu gelir. Günümüzde bu işi, hem engizisyonun hem de yobazlık kurumunun vârisleri olan siyasal İslamcılar yürütmektedir.

Zulme, karanlığa, bilgisizliğe, baskıya, miskinliğe karşı çıkmayı iman adamının varoluş borcu sayan Akif, 'kutsal isyanla', kutsala fatura edilmiş iskâtın yer değiştirmesini, Müslüman toplumların felaketi olarak görür. Ve İslam dünyasını, üstlerine çöken yapışkan ölüm uykusuna karşı haykırmaya çağırır
Akif ve biz, İslam dünyasının uyanış ve kurtuluşunun çaresini iskâtın yerini isyanın almasında görmekteyiz. Mustafa Kemal bu isyanın kutsal ateşini yakan önderdir. Bizler de onun isyancı çocuklarıyız.

Kur'an'ın tanıttığı Allah, susup pusmayı değil, konuşup düşünmeyi, ardından da eyleme geçmeyi ibadet saymaktadır. Susup pusanların doldurduğu bir dünya, zulmün egemen olduğu bir dünyadır Ve Kur'an'ın biricik düşmanı, zulümdür:

"Kin ve düşmanlık sadece zalimlere karşı olacaktır."
(Bakara, 193)

Allah ile iskât bir koyu zulümdür, bir koyu karanlıktır Esasen zulmün kelime anlamı da 'karanlık'tır. Bu yüz-dendir ki, kitleyi bilgisizliğin karanlığında tutmak, insana en büyük zulümdür. Akif, Allah ile iskât deyimini kullandığı şiirinin girişine Kur'an'ın şu ayetini koyarak bu gerçeğe parmak basmıştır:

"Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?"
(Zümer, 9)

Ve söze şöyle başlamıştır:

"Olmaz ya... Tabiî... Biri insan, biri hayvan."

Allah ile iskât zulmünün doruk noktaya varması, bu zulmün bütün değerleri yozlaştırmasıyla sonuçlanır. Din alanında bunun adı, Hz. Ali (ölm. 41/661) tarafından, Emevî zulmünü tanıtmak için kullanılmıştır: "Din elbisesini tersine giymek."

Şöyle diyor Cenabı Ali:

"Emevîler din elbisesini giydiler ama tersine çevirip öyle giydiler."

Ağzını açan herkesi, Allah ile susturmaya kalkanlar, din elbisesini bütün topluma tersine giydire giydire Müslümanları felaketlerin kucağına ittiler. Elbise mükemmel elbise ama giyen tersine giydiği için sahibini vezir etme yerine rezil ediyor. Ve bu rezilliği gören gayrimüslim kitleler İslam'dan da Müslüman'dan da nefret ediyor.
Kilise, asırlarca Allah ile iskât ede ede, dinden nefret hummasına tutulan kitleleri komünizmin kucağına attı.
Sonuç, Allah ile iskât yerine Allahsızlık ile iskâta teslim olmak şeklinde belirdi. Ne var ki, komünizm, iskât zulmünü kutsala fatura etmediğinden, ömrü, engizisyon kadar uzun olmamıştır.

İnsanımız, dört asra yakın bir zaman, Allah ile iskât edenlerin kahrını çekti. Yüzyıla yakın bir zamandan beri buna, Allahsızlık ile iskât edenlerin baskısı eklenmiştir.
(Üçüncü devre çok yaman, çok namert bir devre. Bu devrede, yani iki binli yıllarda Allah ile iskât edenlerle Allahsızlık adına iskât edenler, siyasal ve ekonomik çıkarlar uğruna el ele vermiş durumda. Bu devrede kitlelerin işi zor, kaderi dikenli.

Bugün bizler, İslam'ın altın devri olan ilk dört yüzyılın tartışmaya açtığı meselelerin en çok yüzde onunu gün-deme getirebiliyoruz. Yaratıcı düşünce can çekişiyor.
Dünya ile birlikte yepyeni bir sürece girmiş bulunuyoruz. İskâtın namert tezgâhına yenik düşmemiş mert, yürekli ve aydınlık kadrolar oluşturmak borcundayız. Bunun biricik yolu ise, sırasıyla, 'bilinç, bilgi ve eylem seferberliği'dir.

Büyük ve kutsal bir isyana muhtacız. Mutlu rüyaların ardından doğacak erdirici şafak ancak zorlu bir çile berzahından geçildikten sonra doğabilir.
İnsanımızın Allah ile aldatılıp saptırılmasında bir numaralı araç sahte dindir. Bu aracın kullanımına son vermez isek dirilişimiz mahşere kalır.
(Günahkâr olmak, din meselesinde söz sahibi olmaya engel değildir. Dinin sahibi Allah'tır ve hepimiz O'nun kullarıyız. Din, günahı olmayanların özel mesleği değildir, Allah'ın tüm kullarını kucaklayan rahmet kurumudur.

Kaynakça
Kitap: Allah ile Aldatmak
Yazar: Yaşar Nuri Öztürk
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Hazreti Muhammed(S.A.V.) İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir