Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Gerçek İslam:Hazreti Muhammed(S.A.V.), Sahte İslam:Emeviler

Burada Hazreti Muhammed(S.A.V.), İslam Dini ve Kuran-ı Kerim hakkında konular bulabilirsiniz

Gerçek İslam:Hazreti Muhammed(S.A.V.), Sahte İslam:Emeviler

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Tem 2015, 07:02

Gerçek İslam: "Hazreti Muhammed(S.A.V.), Hazreti Ali", Sahte İslam: "Emeviler"

İslam tarihinde ilk fitne

Prof. Dr. Haydar Baş
20 Şubat 2015


İslam tarihinde ilk fitnenin Cemel ve Sıffın savaşlarından çıkıp çıkmadığı bendenize soruldu.
İslam tarihinin ilk fitnesi, henüz Resulullah’ın defin işlemleri gerçekleşmeden Sakife’de yapılan ‘oldu bitti’dir.
Hz. Ali Efendimiz ve birkaç sahabe Hz. Peygamber’in cenaze merasimi ile ilgilenirken, aralarında Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer’in de bulunduğu az bir sahabe topluluğu Sakife denilen yerde halifeyi reyleri ile seçmişlerdir.

İlk fitne ateşi de burada yakılmıştır.
Zira Resulullah’ın rihletinden çok kısa bir süre önce Gadir mevkiinde Hz. Ali’yi halife ve yerine vasi olarak atadığını bilen başta Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer olmak üzere bu sahabeler emre uymamış, duyduklarını inkâr etmiş ve kendi aralarında Hz. Ali’nin dışında bir halife seçmişlerdir.
Altının çizilmesi gereken husus, İslam’da halifeliğin ümmet reyi ile belirlenemeyeceği konusudur. Halifenin seçimi nas iledir. Cenab-ı Hakk’ın emri ile işaret edilir ve Resulünün sünneti ile seçim gerçekleşir.

İmamı seçen ve işaret eden Allah ve Resulü’dür.
Nitekim Hz. Ali’nin imam olarak tayini aynen bu şekilde olmuştur.
Ne Hz. Ebubekir’de, ne Hz. Ömer’de, ne de Hz. Osman’da Cenab-ı Hakk’ın işareti ve Resulullah’ın halife olmaları yönünde bir nasp söz konusu değildir.
Sakife’den sonra, imamet ve hilafet makamı biri birinden ayrılmıştır.
İmamet, Hz. Peygamber’in hadislerinde beyan buyurduğu, Ehl-i Beyt’inin yolundan gelen Hz. Ali’nin evlatlarının hakkıdır. Hilafet ise bir koltuk sevdası şeklinde devletin başına geçme hevesi olarak farklı kişilerin elinde adeta bir topa dönüşmüştür. 220 Sünni âlimin eserinde yer alan ve hiçbir şüpheye yer bırakmayacak açıklıktaki Gadir-i Hum konusu, imamet ilanıdır ve Ehl-i Beyt dünyası için bir iman şartıdır.

Sünni ulemadan Hafız Ebu Cafer Muhammed b. Cerir-i Taberi, “El Velayetu Fi Turuk-ı Hadis-il Gadir” adlı kitabında Gadr hadisini Zeyd b. Erkam’dan şöyle rivayet ediyor: “Resulullah (sav) Veda Haccı’ndan dönerken öğle vaktinin sıcağında Gadir-i Hum denen yerde durdu. Büyük gölgelikler kurulmasını emretti.
Gölgelikler kurulduktan sonra herkesin cemaat namazı için toplanmasını buyurdu. Cemaat namazı için toplandık; Allah Resulü (sav) bizlere bir hutbe okuyarak şöyle buyurdu: “Allah-u Teala bana şu ayeti nazil etti: ‘Ey Resul! Sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan peygamberliğini tebliğ etmemiş gibi olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır.’ (Maide, 67) Cebrail, bana burada Rabbimin şu emrini bütün herkese iletmemi emrettiğini bildirdi:
‘Ali b. Ebu Talib benim kardeşim, vasim ve halifem, benden sonra İmamdır.’ Ben de size tebliğ ediyorum. Ben her kimin mevlası isem, bu Ali (as) de onun mevlasıdır; bu Allah tarafından bana bildirilmiştir.” Maide suresi 67. ayetinin nazil olmasından sonra irad edilen bu hutbe göstermektedir ki, Hz. Ali’nin halife oluşu bizzat Allah’ın emri iledir. Bu hutbenin altı yerinde imamlığın Hz. Ali’nin olduğu belirtilmiştir.

“1- Ali b. Ebi Talib, benim kardeşimdir, vasimdir, halifemdir ve benden sonra ki halifemdir.
2- Allah Resulü’nün (sav) halifesi odur. Müminlerin emiri odur. Allah tarafından tayin edilen hidayet imamı odur.
3- Ey insanlar! Bu Ali’dir! O benim kardeşimdir, vasim, ilmimi toplayan ve ümmetim arasında iman eden kimseler üzerindeki halifemdir.
4- Ey insanlar! Ben hilafet emrini kıyamet gününe kadar imamet veraseti olarak neslime emanet ediyorum.
5- Ali, Allah tarafından tayin edilen imamdır.
6- Benden sonra Ali, Allah’ın emri ile sizin veliniz ve imamınızdır.”
İmamet makamı ondan sonra da Allah ve Resulü ile görüşeceğiniz güne kadar O’nun evlatlarından olan benim neslimin hakkıdır.
Hz. Ali’nin imamet ilanından sonra henüz insanlar dağılmadan Maide suresi 3. ayeti nazil oldu: “Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, size nimetlerimi tamamladım ve size din olarak İslam’ı seçtim .” Resulullah (sav); “Allah-u Ekber! Din kemale erdirildi. Nimet tamamlandı. Yüce Allah benim risaletime, Ali’nin velayetine razı oldu” buyurdu.
Yani Hz. Ali’nin imametinin bilinmesi ile İslam dini tamamlanmıştır. Velayetin ilanı Allah’ın emridir. Bundan sonra İslam velayet yolu ile devam edecektir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde Hz. Ali’nin imametini reddetmek, Allah’ın emrine karşı gelmektir.
Hz. Ebubekir’ in halifeliği ile başlayan sürece sahip çıkanlara 220 Sünni âlim aslında cevap vermektedir.
220 Sünni âlim Gadir-i Hum Hutbesi’ne yer verir. Mesela:
* İmam Fahr-i Razi, Erbain’de bütün ümmetin bu hadis üzerinde icma ettiğini söylemektedir.
* İbn Kesir, Bidaye, cilt 5, sayfa 212.
* Ahmed İbn Hanbel, Müsned, Cilt 4, sayfa 164, 165, 281...

Suyutı’nin ‘Ed-Durr’ul Mensur’ eserinde, Vahidi’nin Esbab-ı Nuzül’ünde ve İbn Ebi Hatim’in Tefsir-ul Kur’an’il Azim’inde, Gadir Hutbesi’nde Hz. Ali’nin hilafetinin ilanı yapıldığı yer almaktadır. İmam Gazali, Sırr’ul Alemeyn ve Keşf’i ma fid Dareyn isimli eserinde Gadir Hutbesi’nde Hz. Ali’nin hilafet ilanını ve reddedilmesindeki hatayı şöyle yazmaktadır: “Fakat hilafet hususunda delil bütün açıklığı ile ortaya çıktı ve konu aydınlandı. Cumhur (Müslümanların tamamına yakın çoğunluğu) Gadir-i Hum Hutbesi’ndeki hadisin metninde şeksiz şüphesiz tam icma ve ittifak ettiler. Orada Resulullah şöyle buyuruyor: ‘Ben kimin idarecisi isem, Ali de onun idarecisi ve velisidir.’ Dolayısıyla icmaya ve icma ile sabit naslara aykırı olarak teviller üretmek batıldır. Eğer onun (Hz. Ebubekir’in) hilafetini kurtarmak için ‘icma hasıl olmuştu’ derseniz, şüphesiz bu da doğru değildir. Çünkü onun hilafetinde icma yoktur. Nasıl olsun ki?
Hz. Abbas ve evlatları, Hz. Ali ve zevcesi, Hz. Fatıma ve evlatlarının hiç birisi biat halkasında bulunmadılar. Dahası Sakife’de bulunanların bile birçoğu muhalefet ederek oradan ayrıldılar.” (İmam Gazali, Sırr’ul Alemeyn ve Keşfi Ma fi’dDareyn, Sayfa 16-18)

Hz. Ali Efendimizin ve Hz. Fatıma annemizin, imametin Hz. Ali’nin hakkı olduğuna dair beyanları ortadadır.
İslam’da halifenin seçimi nasp ile olması gerektiği halde demokratik yola başvurmak ilk fitne kıvılcımını ateşlemiştir. Bundan sonra Muaviye geleneği ile Sünnilik diye bir yol ihdas edilmiştir. Bendeniz, bir Sünni olarak yetiştirilmeme rağmen, son beş yıldır Sünni dünyaya seslenerek ‘Sünnilik hakkında tek bir ayet veya hadis bana gösterin’ diyorum. Yoktur...
Oysa Ehl-i Beyt hakkında onlarca ayet ve yüzlerce hadis bulabilirsiniz. Hz. Ali Efendimizi seven ve onun tarafı olanlara Şii denir ve İslam’ın yolu da Ehl-i Beyt yoludur. Şiilik, Sünnilik gibi Peygamber’den sonra ortaya atılan bir yol olmayıp, Hz. Ali’nin yanındaki ilk sahabelerle yaşanan Ehl-i Beyt yoludur.
Gadir-i Hum’dan sonra Hz. Ali’ye biat eden sahabeler de ilk Şiilerdir.

Selman-ı Farisi, Ebuzer Gıffari, Mikdad b. Esved, Ammar b. Yasir, Halid b. Said b.As, Bureyde Eşlemi, Ubey b. Kab, Huzeyme b. Sabit, Ebu Heysem b. Teyhan, Sehl b. Huneyf, Osman b. Huneyf, Ebu eyyub el Ensari, Cabir bin Abdullah el-Ensari, Huzeyfe b. Yeman, Sa’d b. Ubade, Kays b. Sad, Abdullah b. Abbas ve Zeyd b. Erkam ilk şiilerdir.

Cenab-ı Hak ayet-i kerimede, “Ey Ehl-i Beyt! Yüce Allah sizden, her türlü günahı, haramı, fenalığı, çirkinliği, basitliği gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor” (Ahzab, 33) buyuruyor.
Yine Şura suresinin 23. ayetinde, “De ki (Muhammed’im ), ‘Ben peygamberliğimi tebliğime karşılık sizden, Ehl-i Beyt’imi sevmenizden başka hiçbir ücret istemiyorum’ buyurmuştur.”
Hz. Peygamber Necran Hıristiyanlarıyla lanetleşmeye giderken yanına Hz. Fatıma annemizi, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin efendilerimizi almıştır.

Cenab-ı Hakk, Al-i İmran suresinin 61. ayetinde ‘Sana gelen bu hak ilimden sonra her kim seninle münakaşaya kalkarsa de ki, öyleyse gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendilerimizi ve kendilerinizi çağıralım, sonra can-u gönülden lanetleşip beddua edelim de, Allah’ın laneti yalancıların üzerine olsun” buyururken yine Resulullah’ın Ehl-i Beyt’ini işaret etmiştir.
Ez cümle demek isteriz ki, Ehl-i Beyt sevilmiş, seçilmiş ve tabi olunması emredilen mübarek kişilerdir.

İslam dini, Allah’ın emri ve Resulullah’ın nasbı ile Ehl-i Beyt soyundan gelen imamlar ile yani velayet yoluyla kıyamete kadar devam edecektir.
Maalesef Sünni dünyadan bazıları bu hakikati inkâr etseler de, Allah’ın rızası Ehl-i Beyt yolundadır.

http://www.yenimesaj.com.tr/?artikel,12 ... haydar-bas
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Gerçek İslam:Hazreti Muhammed(S.A.V.), Sahte İslam:Emevi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Tem 2015, 07:03

Sahabe neslinin gulûl suçlarına karşı tavrı

Yaşar Nuri Öztürk
22 Haziran 2015, 09:36


Gulûl suçlarına yani devlet ve millet malının talan edilmesine karşı ilk radikal tavrı koyan ku-şak, Muhammedî sünnetin Kâbesi sayılan Medine’nin sahabe neslidir. Sahabe kuşağı, Müslü-manların üçüncü halifesi seçilen Osman bin Affân’a karşı koyarak, kamu malı talanına bula-şanların aflarının söz konusu olamayacağını göstermiştir. Yani Hz. Peygamber’in bu konuda-ki sünnetinin gereğini bihakkın yerine getirmiştir.

Emevîci saltanat dinciliği, tarihin bu sarsıcı gerçeğini Müslümanlardan saklamış, gulûl suçu yüzünden Müslüman mezarlığına defnedilmesine bile izin verilmemiş bir yöneticiyi, sırf Emevî kodamanlarının hatırı için bu suçla hiç ilgisi olmayan biri gibi göstermiştir.

Şimdi biz, Emevî hanedanınına yüz yıllık saltanat yolunu açan üçüncü halife Osman’ın, sahabe nesli tarafından ağır biçimde cezalandırılan gulûl suçu serüvenini kısaca verelim:

OSMAN’IN GULÛLCÜ İCRAATI VE BUNUN YOL AÇTIĞI FELAKET

Tarih, imkânları ve mevkii Halife Osman kadar sömürülen devlet adamına çok az tanık ol-muştur. Emevî zihniyeti, Osman’ın önce dirisinden yararlanmak için onu korkunç yanlışlara sürüklemiş, sonra da onun ölüsünü iktidar aracı olarak sömürmüştür.

Halife Osman’ın tüm halifelik dönemi, özellikle döneminin ikinci yarısı, tarihin en bü-yük gulûl ihlalleriyle doludur. Osman, Müslüman hazinesini ve devlet mallarını akrabası Emevîlerle yandaşlarına hiç sınır ve kural tanımadan talan ettirdi.

Osman, Irak’ın en verimli yerleri olan ve öncelikle oraları fetheden gazilerin hakkı olması ge-reken toprakları “Sevad-ı Irak Kureyş’in bahçesidir” diyerek yandaşlarına ikram etti.

Osman, akrabası Emevîleri, her türlü melanetlerine rağmen devletin en iyi yerlerine getirdi. Özellikle maliyeyi onlara teslim etti. Ve maliye, Emevî kodamanları tarafından fütursuzca yağmalandı.

Muhammedî sünnete sahip çıkma mevkiinde olan sahabe nesli, Halife Osman’ı, gulûl suçları yüzünden dinden çıkmış sayıyor, ona Müslüman muamelesi yapılmasına izin vermiyordu.

MÜSLÜMAN MEZARLIĞINA GÖMDÜRMEDİLER

Osman’ın, halifeliği boyunca, özellikle halifelik döneminin ikinci yarısında akrabası, yandaş-ları hesabına talan ettirdiği devlet hazinesi Müslümanlara yardım ve yarar üreten bir hazine olmaktan çıkmış, Emevîlerin özel ‘talan havuzu’na dönüşmüştü. Bunun adı, Maun suresi ihlali veya gulûl suçu idi. Ve Maun suresi ihlali, insanı dinden çıkarıp lanetlik hale getirirdi. Bu suçu işleyenlerin cenaze namazları Hz. peygamber tarafından kılınmamıştır.

Halife Osman, İslam dışına çıkmış kabul edilen gidişini düzeltmesi için, Müslüman top-lumun aydın ve bilge kişileri tarafından çok ısrarlı biçimde uyarıldı ama bu uyarılar hiçbir işe yaramadı. Tam tersine, Osman, kendisini uyaranları kendisine darbe yapmak-la suçluyor, onları olabilecek en ağır cezalarla, hatta işkencelerle cezalandırıyordu. Bu-nun en ürpertici örneği, büyük sahabî Ebu Zer’dir.

GULÛL SUÇLULARI MÜSLÜMAN MEZARLIĞINA DEFNEDİLEMEZ!

Osman, nihayet, maruz kaldığı bir halk hareketiyle makamından indirildi ve halka çektirdikle-rinin cezasını hayatıyla ödedi. Ama iş bununla bitmedi: Sahabe nesli, Osman’ın yaptığı kötü-lüklerin sadece başını vermekle ödenemeyeceği kanısındaydı. Osman’ın cenazesinin bir Müs-lüman cenazesi olarak Müslüman mezarlığına defnedilmesine izin vermedi.

Osman’ın cenazesine Osman’ın üç kölesi, bir kızı ve bir de Mervan bin Hakem katılmıştır. (Taberî, Tarih, 35. yıl olayları; İbnül Esîr, el-Kâmil, 3/76; Askerî, Âişe, 1/172-173)

Daha da ilginci, Medine halkı, özellikle Medine’nin esas yerlileri olan Ensâr, Osman’ın, Müslümanların gömülü bulunduğu Bakî’ mezarlığına defnedilmesine izin vermemiştir. Ba-kî’in bitişiğinde ve Bakî’den bir duvarla ayrılan Haşşukevkeb adlı bir bir Yahudi mezarlığı vardı; Osman oraya defnedildi. Daha sonraki zamanda, Haşşukevkeb’le Bakî’ arasındaki du-var, Muaviye tarafından yıkılıp Osman’ın da gömülü bulunduğu Yahudi kabristanıyla Müs-lümanların mezarlığı olan Bakî’ birleştirildi. Ve o günden sonra “Osman Bakî’ mezarlığına defnedilmiştir” sözü yaygınlaştırılarak defnin yarattığı utanç tablosu örtüldü.

http://www.aydinlikgazete.com/sahabe-ne ... 60367.html
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Gerçek İslam:Hazreti Muhammed(S.A.V.), Sahte İslam:Emevi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Tem 2015, 07:06

Emevi dininin ettikleri

Namık Kemal ZEYBEK
25 Aralık 2014 Perşembe


“Emevi Dini” yeni bir deyim. Mekke’nin fethinden sonra siyaseten Müslüman olan Emeviler, üçüncü halife döneminde, İslam Devletinin yönetim yerlerine sızdılar ve Ebu Süfyan ile Hz. Hamza’nın ciğerini yiyen Hind’in oğulları Muaviye döneminde devleti ele geçirdiler. İslam dinini çıkarları doğrultusunda eğip büktüler ve adı Müslümanlık olan yeni bir din ortaya koydular. Gerçekte bu yeni din, Ebu Leheb’in temsil ettiği eski dinin diriltilmesiydi. Artık yıkılan putlar yoktu ama icat edilen yeni putlarla, dine dayalı sömürü düzeni kurumlaştı. İslam Peygamberinin soyu ve yakınları gerçek İslam’ı sürdürdüler. Hz. Ali, bu İslam’ın bayrak adı oldu. Emevilerden Abdülmelik denilen kral döneminde, onun tayin ettiği Irak Valisi Haccac’ı Zalim’in buyruğundaki Horasan Orduları Komutanı Kuteybe denilen talancı ve onun talancılardan oluşan ordusu 705 yılında Ceykun Irmağını geçerek Turan topraklarına girdi. Ele geçirdiği yerlerde, teslim aldığı erkekleri öldürdü, çocukları ve gençleri esir aldı, yükte hafif paha da ağır ne bulduysa yağmaladı. Efendisi Haccac’a ve Abdülmelik’e gönderdiği hazinelerle onların takdirini kazandı. Turan halkı ise kendisine İslam diyen bu Emevi dininden nefret etti. Kuteybe’den sonra Türk yurtlarına askeri vali olarak gönderilen Yezid Bin El-Mühelleb’in sözleri Emevilerin Türklere bakışının açık bir örneğidir: “Yerli halkla zafere ulaşıncaya kadar çarpışacağıma ve onlardan akacak kanlarla öğütülen undan yapılmış ekmekleri yiyinceye kadar onların boyunları üzerinden kılıcımı kaldırmayacağıma ve devamlı olarak onları katlettireceğime…” El-Mühelleb böyle yemin ediyor. Yemininin gereğini de yapıyor. Emevileri İslam Devleti sayan ve onlara Müslüman diyen kimileri hem bu gerçekleri yazarlar hem de onları ve yaptıklarını savunmaktan geri kalmazlar. Emevi dininin etkilerinin günümüzde de Müslümanlık kılıfıyla sürüp gitmesinin belirtileridir bunlar. Tarihi özetlersek, Türkler karşılarına Müslümanlık diye çıkan bu talan ve zulüm dinini, yani Emevilik dinini kitleler halinde kabul etmediler. İki asır sonra Hallac-ı Mansur’un temsil ettiği “Hak ve Adalete dayalı gerçek İslam ile karşılaşıncaya kadar. 10. Yüzyılın başından itibaren Türkistan’da kitleler halinde İslamlaşma gerçekleşmiş ve Karahanlı Devleti bu kitlelere dayalı olarak ortaya çıkmıştır. Emevilik dininde, gösteriş halinde namazlar, oruçlar, oruç ziyafetleri vardır. Olmayan İslam’ın ahlak ve erdem kurallarıdır. Muaviyeden başlayarak Emevi kralları “israf haramdır” hükmünü hiçe sayarak yeşil saraylar yaptırmış, lüks ve israf içinde yaşamışlardır. Muaviyeden başlayarak Emevi kralları kamu bütçesini kendilerine yandaş sağlamak için hovardaca kullanmışlardır. Muaviyeden başlayarak Emevi kralları, her türlü ahlak dışı işleri kendileri için mübah görmüşlerdir. Rüşvet ve yolsuzluk onlar için olağan işler olmuştur. Tarihin bu ilginç gelişmesi bugünlerde çok çok aklıma geliyor. Müslümanlığı özünden ve asıl amacından sıyırıp, şekilleri putlaştırarak ve putlaştırılmış kişiler ortaya çıkararak çarpıtanların yüzünden, her yaştan bir takım insanlarımızın İslam’dan koptuklarını görüyorum ve İslam’ın gerçeğini bilenlere büyük bir görev düştüğünü yeniden anlıyorum. Gerçek Müslümanlar, bu Emevi dini ile aralarına çok açık mesafe koyarak İslam’ın gerçeklerini insanlarımıza bıkmadan usanmadan anlatmalıdırlar, diyorum.

http://www.anayurtgazetesi.com/yazar/Em ... eri/25041/
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Gerçek İslam:Hazreti Muhammed(S.A.V.), Sahte İslam:Emevi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Tem 2015, 07:07

Sünnilik Emevilik mi?

NAMIK KEMAL ZEYBEK
05/11/2008


Yazılarımı okuduğunu söyleyen, iyi eğitim görmüş ve bilgili bir arkadaşımla karşılaştım. "Aslında Muaviye?yi sevmeliyiz ama ben eskiden beri Ali?yi severim..." dedi.

Yazılarımı okuduğunu söyleyen, iyi eğitim görmüş ve bilgili bir arkadaşımla karşılaştım.
“Aslında Muaviye’yi sevmeliyiz ama ben eskiden beri Ali’yi severim...” dedi.
“Niye Muaviye’yi sevmelisin?” diye sordum,
“Sünniyiz ya...” dedi.

Biraz deşince anladım... Birçok kişi gibi Şiilik-Alevilik ile Sünnilik arasındaki ayırışmanın Sıffın savaşı ile başladığını sanıyordu. Şii-Aleviler Ali yanlısı olunca Sünnilere de Muaviye yanlısı olmak kalır diye düşünüyordu.

Düşüncesinin yanlış olduğunu anlattım. Muaviye’nin İslam devletine başkaldıran bir isyancı olduğunu bu savaşın fıkhi mezhepler olan Sünnilikle bir ilgisi olmadığını söyledim.
Kimilerinden de zaman zaman duyarız. Sünni-Alevi ayrışmasını küçümsemek için: “Canım 1400 yıl önce iki Arap savaşmış, bize ne?..” derler. Hangi iki Arap?
Canım işte Ali ile Muaviye...

Önce bu bakışın kökten yanlış olduğunu belirtmeliyim. Ali ile Muaviye arasındaki savaş ‘Saf din’ ile ‘menfeatçılık’ arasındaki savaştır. Muaviye’nin dini görüş diye bir derdi yoktur. Kendisine ve soyuna saltanat sağlamak için savaşmış; din de dahil her kavramı da bu uğurda kullanmıştır.
Ali’yi sevmek Şii-Alevi olsun, Sünni olsun her Müslüman için inancın gereğidir. Muaviye’yi sevmek ise çok tehlikelidir. Muaviye ve Mervan soyundan gelen Emevi hükümdarlarının İslam’la ilgileri çıkarları boyutunda olmuştur.

Sıffın savaşı döneminde ne mezhepler vardı ne de Sünnilik... Ne Ebu Hanife ne Şafii, ne Maliki, ne Hambeli daha doğmamışlardır bile... Sünniliğin dört mezhebi bunlar adına değil mi?

Üstelik İmam Şafii rafizilikle suçlamıştır. Bakınız verdiği cevaba:

“Eğer Âl-i Muhammedi sevmem rafizilikse iki cihan tanık olsun ben rafiziyim.”

Zalim Necran Valisi’nin Abbasi halifesi Harun Reşide gönderdiği mektupta bakın ne söylüyor: “Alevilerden dokuz kişi harekete geçti. Ben, bunların ayaklanmasından korkuyorum. Onlardan biri Şafii denilen bir adamdır. Benim ona ne emrim ne yasaklarım tesir ediyor. O, diliyle savaşçıların kılıçlarıyla yapamadıklarını yapıyor.”

Ebu Hanife’nin Ehli Beyt taraftarı olduğunu ve Emevilere karşı isyan edilmesi gerektiği fetvasını verdiğini daha önce de yazmıştım.

Muhammed Ebu Zehra’nın Diyanet İşleri Başkanlığınca yayımlanan EBU HANİFE adlı kitabından alarak yine yazıyorum:

“O, evvela Emevilere karşı ayaklanan Peygamber akrabasıyla (Ehli Beytle) birliktedir. Sonra da bu işi Abbasiler sırf kendi ellerine alıp Hazreti Ali’nin evlâdını mahrum bırakınca, Hazreti Ali evlâdının Abbasilere karşı ayaklanmasını haklı gördü.

Emevileri din ve şeriat bakımından hiçbir suretle hak ve hakimiyet sahibi görmüyordu... Zeyd bin Zeynel-âbidin 121 Hicri yılında Abdülmelik’e karşı ayaklanınca: “Onun bu çıkışı Hazreti Peygamberimizin Bedir Harbine benzer” demiştir.”

Ne dersiniz? “Sünnilik Emevi taraftarlığıdır” der misiniz?

Peki ülkemizde zaman zaman rastladığımız bu Emevicilik de neyin nesi? Neyin nesi sahabi kavramına Muaviye’yi de hatta Vahşi’yi de dahil eden vahşet?...

Biraz cehalet... Onu anlayalım... Ama daha çok menfaat... Birileri kendi bozuk din anlayışlarına Emevilerden dayanak bulmak için onları beraat ettirip sahabi tahtına oturtmuş olabilir mi?
Ben ne mi istiyorum? Sünnilerin Ebu Hanife, İmamı Şafii gibi olmalarını istiyorum. Şiilerin Ehli Beyt, on iki imam, Caferi Sadık yolundan gitmelerini istiyorum.
Alevi-Bektaşilerin Ehli Beyt, on iki imam, Hacı Bektaş Veli yolundan sapmamalarını istiyorum.

Yani bütün Müslümanların kardeşlik bilinci içinde Peygamber ve Ehli Beyt sevgisinde buluşmalarını ve birbirlerini sevmelerini ve anlayış göstermelerini istiyorum.
İnsanın en kutlu varlık olduğunu da unutmadan... “Beni âdem azayı yekdigerest” diyerek...

http://www.radikal.com.tr/yazarlar/nami ... _mi-906873
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Gerçek İslam:Hazreti Muhammed(S.A.V.), Sahte İslam:Emevi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Tem 2015, 07:10

Cübbeli Bana Kafir Demiş

Namık Kemal ZEYBEK


Cübbeli Ahmet diye birisi var. Uzun yıllardan beri gündemdedir. Adını bilmeyenler bile “Cübbeli” deyince tebessüm ederler ve onu hatırlarlar. Doğrusu sevimli bir adam. Görünüşü şeker gibi ama unutmamak lazım zehiri şeker içinde sunarlar. Bilgi ağları ortamı ilginç. Orada her şey var. Namık Kemal Zeybek ve Cübbeli diye yazınca bana yaptığı saldırıları görebilirsiniz. Muaviyeyi sevmediğim için ve Muaviye dininden değilim dediğim için beni kafir ilan ediyor. Muaviyeyi de hazret yapıyor ve Peygamberimizin dinini ihya ettiğini söylüyor. Cübbeli doğru söylüyor. Ben Cübbelinin inandıklarına inanmıyorum. Onun din diye anlattıklarından Müslümanları kurtarmaya çalışıyorum. Allah’ın dininin mümini olduğum için Muaviyenin ve Cübbelinin dinine karşıyım. Allah bizi bu din anlayışından kurtarsın diye dua ediyorum. Çünkü Cübbelinin anlattığı din ile milletimizin iflah olması mümkün değildir.

Cübbelinin dini nedir diyor musunuz?

Youtube’ye girerseniz Cübbelinin kafir olduğu an veya Cübbelinin saçmalıkları başlıklı yayınlara bakarsanız neyi kastettiğim anlaşılır. Cübbelinin Şeyhinin huzuruna bir gidişi var ki görülmeye değer. Diz üstü yürüye yürüye yanına kadar gidiyor, elini, göbeğini ve dizlerini öptükten sonra “mıy mıy mıy” bir şeyler konuşuyor ve geri geri çıkıp gidiyor. Şimdi ben soruyorum Peygamberin ashabı Peygamberin yanında böyle mi davranıyorlardı. İşte İslam dini ile Emevi dini farkı böyle başlıyor. Cübbeli, Şeyhinden söz ederken Allah adına hüküm veriyor ve “ete kemiğe büründüm Mahmut diye göründüm” diyor. Siz hiçbir müminin “ete kemiğe büründüm Muhammed diye göründüm” dediğini duydunuz mu? Yunus Emre’nin Mevlana’ya söylediği iddia edilen “uzun yazmışsın ben olsam ete kemiğe büründüm Yunus diye göründüm” sözü uydurmadan ibarettir. Yunus’un hiçbir şiirinde böyle bir söz yoktur. Ama bu garip tasavvufçular bu sözü tekrarlar dururlar.

Yunus’un ağzından söz uydurmalarını bir yana bırakalım da Peygamberin ağzından uydurdukları yalanlara gelelim. Youtube’de “Cübbeli ve kertenkele” yazarsanız başka bir yavesine rastlarsınız. Peygamber demiş ki: “Kertenkele İbrahim Peygamberin ateşine körük taşıdı onun için onu öldürmek kafir öldürmek kadar sevaptır” İŞID kafasının ilginç bir benzeriyle karşı karşıyayız. İŞID çilerin bile kertenkele öldürdüklerini sanmıyorum. Cübbeli konuyu daha da ilginçleştiriyor, bir vuruşta öldürülürse yüz sevap, iki vuruşta öldürülürse elli sevap, üç vuruşta öldürülürse yirmi beş sevap kazanılırmış.

Cübbeli bu sayı işlerini iyi biliyor. Metresi yüz yetmiş beş liradan bir kefen yapmış satıyor, bu kefene sarılan ölüyü kabir azabı yakmazmış. Deprem günlerinde yazdığı bir kitabı da şöyle anlatıyordu cami kürsüsünden Cübbeli bey: “Cübbeli Ahmet bu kitapta depremin ne zaman olacağını haber veriyor deyin, öyle derseniz daha çok satılır.” Yani pazarda mal haline getirilmiş bir din ile karşı karşıyayız. Cübbeli bu arada Allah’ı da konuşturuyor. Bizim bildiğimiz İslam dininde Allah’ın konuşmaları Kur’an da vardır. Bir de Hadisi Kutsilerle anlatılır. Anlaşılan bunlara bir de Hadisi Cübbeliler eklenmiş. Söylediklerime inanmazsanız Youtube girin “Cübbeli ve hela taşı” diye yazın karşınıza çıkacak. Olay şöyleymiş: “Hela taşı Allah’a şikayette bulunmuş. Beni niye hela taşı yaptın demiş. Allah’da demiş ki seni 60 yaşından sonra sakal bırakmayan adamın mezar taşı yapsam daha mı iyi olurdu. Bunun üzerine hela taşı demiş ki yok burası iyi.” Peygamberin sidiğini ve kanını insanlara içiren bir Cübbeliden söz ediyoruz. Cübbeli destanı uzar gider. Ama yine söylüyorum ben bu anlatılan dinin mümini değilim. Olmakta istemem. Milletimin de bu saçmalıklara inanmasından endişe ederim.

http://aybekgazete.com/yazarlar/namik-k ... demis/472/
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Türkler ve Gerçek İslam

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Tem 2015, 07:11

Did the Crusaders have a Muslim ally in the First Crusade?

A new article is examining the relationship between Islamic states and the Crusader army during the First Crusade (1096-99) and suggests that the Fatimid kingdom of Egypt did attempt to ally with the Crusaders. The article, "Fatimids, Crusaders and the Fall of Islamic Jerusalem: Foes or Allies?" was written by Maher Y. Abu-Munshar in the latest issue of Al-Masaq: Islam and the Medieval Mediterranean.

Abu-Munshar explains that both the Fatimids and the Crusaders wanted to "foster collaboration and form an alliance" with each other for their own reasons: the Fatimids believed that the main threat to their country was the Seljuk Turks, while the Crusaders wished to avoid a united Muslim front against them as they marched through the Middle East. The main evidence for this alliance lies in a delegation the Fatimids sent to the Crusaders while they were camped outside Antioch. Albert of Aachen, for example, describes how the Fatimid ruler, "sent fifteen envoys who were skilled in different languages to the army of the living God, about a mutual alliance for peace and his kingdom."

These envoys stayed in the Crusader camp for several weeks, and made a proposal to fight against the Seljuks. The Crusaders would be rewarded with northern Syria, while the Fatimids would regain Palestine including Jerusalem. The Crusaders did not seem to respond directly to this proposal, but instead sent their own envoys to Egypt to continue the discussions.

The situation then changed after the Fatimids took advantage of the Seljuks' problems to attack and regain Jerusalem. According to the 12th century writer William of Tyre, the Fatimids, "seemed to imply that they were conferring a great favour on the Christians by allowing unarmed pilgrims to go to Jerusalem in groups of two or three hundred and returned safely after completing their prayers. The leaders of the Christian forces regarded this message as an insult. They forced the envoy to return with the answer that the army would not consent to go thither in small detachments, according to the condition proposed. On the contrary, it would march on Jerusalem as one united host and threaten the Kingdom of their master."

The Crusaders did carry out their threat by laying siege to Jerusalem, and on capturing it killed thousands of it inhabitants.

Abu-Munshar also questions the assumption that the Fatimids were ignorant of the Crusader's ultimate goals. He writes, "How could the Fatimids misunderstand the crusaders’ aim when we know that the latter started their journey from Europe and took months, even years, to arrive in the east, with the clear aim of regaining Islamic Jerusalem from the Muslims? It is possible that most Muslims, Saljuqs and Fatimids alike, were at least partially aware of the crusaders’ intentions."

The article, "Fatimids, Crusaders and the Fall of Islamic Jerusalem: Foes or Allies?" appears in Volume 22, Issue 1 of Al-Masaq.

http://medievalnews.blogspot.nl/2010/06 ... first.html
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Türkler ve Gerçek İslam

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Tem 2015, 07:43

Witness yazdı:Abbassids were moderate Sunnis, Seljuks became moderate much later they were Wahabbi-like in the beginning when they started to invade the ME. They attacked the ME to fight Fatimids and Buheyvids who were Shias and Batinids. Turks were pagans who converted, in beginning when they convert, masses of people are very religious. The mass of people convert to remain part of the group this is true but the first Muslim Turks who converted to Islam really believed then converted rest of their race. This is how a handful believers ruled over huge masses in history.


The Seljukid Turks, had nothing in common with the descendants of the Umayyad dynasty(in other words the present day Wahhabis and other Sunni groups). The Seljukid Turks believed in the Real Islam of Hazreti Muhammed(S.A.V.). Their sect was a Muslim sect builded by the public leaders like Mansur al-Halladj(858 - 922), Khoja Akhmet Yassawi(1093-1166) and Haji Bektash Veli(1209 - 1271). This sect was later(in the following centuries) called the "Alevi" sect in Anatolia. The Alevi sect of the Seljukids is a Turk nationalist Islamic sect, which preserved the traditions of the old "Sky TENGRI" religion as a part of the Turk culture, and believed in the Real Islam of our Prophet Hazreti Muhammed(S.A.V.).

On the contrary, the Sunni Umayyad descendants were the ones that killed all the descendants of Hazreti Muhammed(S.A.V.) and used the Islam in a bad intended way for the gaining of political and economical power, which is the reason why Khazar Turks, Selcukid Turks and Memluk Turks battled and took over the regions which were earlier under Umayyad and Abbasid rule. The Sunni Umayyad descendants changed the Real Islam of our Prophet Hazreti Muhammed(S.A.V.), with their faked up hadiths which tells false information regarding the principles of our Prophet Hazreti Muhammed(S.A.V.). The Sunni Umayyad descendants in fact created a new religion called the "Umayyad Religion", which is not equal to the Real Islam.

The "Sky TENGRI" religion was a religion based on 1 Single ALLAH, it has nothing in common with Paganism, and so is NOT equal to the belief of multiple GODS, and is also NOT a religion in which worshipping of objects were performed.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Türkler ve Gerçek İslam

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Tem 2015, 07:48

Witness yazdı:Then why Seljuks fought Fatimids and Buheyvids with so much passion? The mass of Turks didnt really practice any religion as they were nomads. However descendants of Seljuk, the rulers were like 'Umayyads, as you call them, Mutazilah.They brought Turks here with those ideals.


World Conquest, it is a Turk nationalist movement, ruling a state has nothing to do with religion, it has to do with politics. You have to look at how the populations are organized(living styles, the effects and power of the public leaders, the peacefull and justice relations between the state/dynasty, public leaders and the population) after the conquest of the regions by the Seljukids. The states of the Seljukids and also the first period of Ottomans, had an organized system which relied on the public leaders that believed and conducted the "Alevi" system principles whom were created by Mansur al-Halladj(858 - 922), Khoja Akhmet Yassawi(1093-1166) and Haji Bektash Veli(1209 - 1271). The Seljukid and Ottoman dynasties and their Turk Army conquers a region, then the Alevi public sect leaders spreaded humanism, peace and equal rights to the complete population(without any kind of racism), based on the mixed principles of the Older Turk Culture and the Real Islam of our Prophet Hazreti Muhammed(S.A.V.)(is equal to the Ehli-Beyt Principles and the fact that Hazreti Ali having been ordered by our Prophet Hazreti Muhammed to be the First Caliph).

The Seljukid dynasty believed first in the Judaism religion, when they were part of the Khazar Turk Empire. The names of the first Seljukid Sultans showed clearly that they were believing in the Judaism religion. The names of the associated Seljukid Sultans were Arslan/Israil/Israel Yabgu(1032), Musa/Moses Yabgu(1047), Mikail Yabgu(1037), Yınal/Yusuf/Joseph Yabgu. The first Seljukid dynasty was part of the Khazars, and later part of the Oghuz Yabgu state, and later they became an independent state.

Looking at the Wars between the Khazars and the Umayyads and Abbasids, we can see that it was the Khazar dynasty whom caused for the indirect collapse of the Umayyad dynasty and the begin of the Abbasid dynasty. Since the Seljukid dynasty was part of the Khazars, it means that the Seljukids were enemies with the Umayyads and the Abbasids.

Later, when the Fatimid and Buhayvi states became stronger, the Abbasid state was weakened, doomed to fall apart, and sought help of the Seljukid dynasty. The goal of the Seljukid dynasty was World Conquest, so they used the Abbasid dynasty as a symbolic puppet, and became the real ruler and took control of the regions earlier ruled by the Abbasids. The Abbasid dynasty had no military and political power anymore, they were only functioning as symbolic puppets for the Seljukid Empire. Hereby, the Seljukids expanded their Empire.

At the beginning of the period of between the 10th-13th centuries AD, the Seljukid Turk population believed in the Sky TENGRI religion. The Turk population became little by little Muslims because of their believe in the principles of Mansur al-Halladj(858 - 922), Khoja Akhmet Yassawi(1093-1166) and Haji Bektash Veli(1209 - 1271). We must accept the fact that the reason the Seljukid dynasty changed religions was for political world conquest reasons. Just like the transition of the Seljukid dynasty to the Judaism, the transition to the Islam, were both performed for political world conquest reasons. The principles of Mansur al-Halladj(858 - 922), Khoja Akhmet Yassawi(1093-1166) and Haji Bektash Veli(1209 - 1271) were the fundamental principles which caused for the real Islamic believe among the Turks and defined to which Islamic sect the Seljukids(also other Turk populations like the Karakhanids) and their Turk population belonged to.

Lets describe the contents of the principles of the sect created by Mansur al-Halladj(858 - 922), Khoja Akhmet Yassawi(1093-1166) and Haji Bektash Veli(1209 - 1271) in a simple understandable way:

1. "The Conducting of Turk Nationalism, which includes Talking and Writing in the Turk Language, Defending the Old Turk Culture and Historical Values, World Conquest, Peace and making the Sky TENGRI religion a part of the Turk cultural traditions, "

2. "The Believe in the Real Islamic principles of our Prophet Hazreti Muhammed(S.A.V.) and Hazreti Ali, and the Hate Against the Umayyads, the Sunni Umayyad religion(Fake Islam) and their followers who massacred all descendants(Ehl-i Beyt / Ahl al-Bayt) of our Prophet Hazreti Muhammed(S.A.V.) and Hazreti Ali only for the goal of increasing their personal/dynasty political and economical power"

These fundamentals were the ones that builded the beginning of the Ottoman Empire(1299-1918). The Yeniçeri(Janissaries) Armed Forces builded the Ottoman state together with the first Ottoman sultans. The Yeniçeri(Janissaries) Armed Forces was an Army build upon the principles of Haji Bektash Veli(1209 - 1271)(which is based on the principles of earlier Khoja Akhmet Yassawi(1093-1166), which is based on the principles of earlier Mansur al-Halladj(858 - 922) ). Why do you think that Khoja Akhmet Yassawi(1093-1166) was sentimentally very important for the Cingizids and the Timurid dynasties?

The Seljukids were the ones that brought down(put an end to) the Abbasid Empire. The Abbasids performed many unsuccesful riots against the Seljukid Rule. How could the Seljukids be Sunni or even friends(feel sympathy for their principles) with the Abbasids, if the Abbasids rebelled against the Seljukids? How could the Seljukids be really Sunni, if they took control over the final Abbasid state of the Umayyads and made a useless puppet of the Abbasid dynasty? How could the Seljukid dynasty whom were earlier Judaism believers be Sunni, if their Oghuz Turkmen population and the Seljukid public leaders believed in the Turk-Islamic principles of Mansur al-Halladj(858 - 922), Khoja Akhmet Yassawi(1093-1166) and Haji Bektash Veli(1209 - 1271)?

To give an important example of the Seljukid dynasty sultans:

"Seljukid Sultan Ahmed Sencer(1086 - 1157), showed his loyalty to Yusuf El-Hemedânî(1048-1140) at each occasion. Who was this Yusuf El-Hemedânî? Yusuf El-Hemedânî was the teacher of Khoja Akhmet Yassawi(1093-1166). The graves of both Yusuf El-Hemedânî and Seljukid Sultan Ahmed Sencer are located in Turkmenistan-Merv."

So, how could the Seljukid dynasty believe in the Sunni Umayyad religion(Fake Islam), if Seljukid Sultan Ahmed Sencer believed in and fully followed the principles of Khoja Akhmet Yassawi(1093-1166), which is 100% against the Sunni Umayyad religion(Fake Islam)?

By the way, not to forget to mention the fact that Ebu Hanife(699-767) hated the Fake Islamic principles of the Umayyad dynasty(=Sunni).

The Ayyubids were allies of the Seljukids, and they put an end to the Sii Fatimid state. The Seljukids put an end to the Sunni Abbasid state. Both the armies and population of the Sii Fatimid state and the Sunni Abbasid state were associated and full with many Turk tribes and dynasties like the Tolunid Turks and the Mamluk Turks.

In fact, the Seljukid dynasty and the later Ottoman(follower of Seljukids), Cingizid and Timurid dynasties united all Muslims within a peaceful rule of Turk empires. The beginning of the Ottoman dynasty, the Safavids and Timurids were the ones that made the Principles of Mansur al-Halladj(858 - 922), Khoja Akhmet Yassawi(1093-1166) and Haji Bektash Veli(1209 - 1271) (Principles of the Real Islam and the Real Turk Nationalism) the official constitution of the Turk states/empires which caused for the union of all Muslims, but later ended in a fight between several Turk dynasties.

We see now, that the Umayyads and the Abbasids were the representives of the Fake-Islam. But what about the Fatimids?

-Hazreti Muhammed(S.A.V.): 570-632
-Hazreti Ali(Ali bin Ebû Talib): 599 — 661

Sons and Grandsons of Hazreti Ali:

-Hasan ibn Ali: 625–670
-Husayn ibn Ali: 626–680
-Ali ibn Husayn Zayn al-Abidin: 659 - 713

Ismailiye Sect Builders:

-Ca'fer es-Sâdık(Son of Muhammed el-Bakır, grandson of Zayn al-Abidin): 699 - 765
-İsmâil bin Câ'fer el-Mûbarek(Son of Ca'fer es-Sâdık): 719 - 762

Fatimid State:

Fatimid State: 909 - 1171: Founded by Abdullah al-Mahdi Billah(Muhammed Mehdi)(Abd-Allāh/Obayd-Allāh al-Mahdī)(Followers of İsmâil bin Câ'fer el-Mûbarek, and descendants of Ca'fer es-Sâdık)


First of all, between the Fatimid State and İsmâil bin Câ'fer el-Mûbarek and Ca'fer es-Sâdık(also killed by the Umayyads/Abbasids) is 144 years, which is a long period of time. The Umayyad dynasty killed most ruling descendants of Hazreti Muhammed(S.A.V.) and Hazreti Ali. Thats why the equalness of the principles of the Fatimids with the principles of Ca'fer es-Sâdık and İsmâil bin Câ'fer el-Mûbarek(latest final ruling descendants of Hazreti Muhammed(S.A.V.) )is very debatable and doubtful.

Lets analyze an important example showing the character of the Fatimid state:

"
The Fatimid state allied with and trusted the Christian Crusaders and the Christian Byzantine state, against the Muslim Seljukids, during the First Crusade (1096-99). While the Muslim Seljukids were busy with their succesfull battle against the Christian Crusaders, the Fatimid state had chosen to be on the side of the Christian Crusaders.

The main evidence for the alliance between the Christian Crusaders and the Muslim Fatimids lies in a delegation the Fatimids sent to the Crusaders while they were camped outside Antioch. Albert of Aachen, for example, describes how the Fatimid ruler, "sent fifteen envoys who were skilled in different languages to the army of the living God, about a mutual alliance for peace and his kingdom."

This shows that religion has nothing to do with the ruling of a state. It is all about the political and economical power. Why would the Muslim Fatimid state form an alliance with the Christian Crusaders(whom wants to kill all Muslims) and the Byzantines against the Muslim Seljukid Turks, if their goal was religious? Is this not the same kind of treason like the Umayyads and Abbasids performed earlier? Yes, it is.

The Fatimid dynasty thought that if they trusted and allied with the Christian Crusaders, they could defeat the Muslim Seljukids, and share these Seljukid territories/regions(which were earlier ruled by the Muslim Seljukids) together with the Christian Crusaders. But, the fact is that this treason caused for the decreasing and end of the Fatimid state, because the Christian Crusaders did not act positively like the Fatimids were thinking. The Christian Crusaders hated all Muslims(wanted to kill all Muslims if possible, which was not possible of course), but the Muslim Fatimids preferred the Christians as allies in stead of the Muslim Seljukids. Later, the Ayyubids whom took the regions of earlier Fatimids, allied with the Seljukids against the Christian Crusaders, which resulted in a final victory of the Muslim Seljukids against the Christian Crusaders.
"
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Gerçek İslam:Hazreti Muhammed(S.A.V.), Sahte İslam:Emevi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Tem 2015, 07:56

Nabatea1 yazdı:The Seljuks were Sunni Muslims, whatever faith they had before Judaism or Christianity is no matter here.


The Seljukid Sultan Ahmed Sencer(1086 - 1157) always expressed his belief and loyalty to Yusuf El-Hemedânî(1048-1140). Yusuf El-Hemedânî was the teacher of Khoja Akhmet Yassawi(1093-1166). Khoja Akhmet Yassawi was definitely not Sunni.

So, how could the Seljukid dynasty believe in the Sunni Umayyad religion(Fake Islam), if Seljukid Sultan Ahmed Sencer believed in and fully followed the principles of Khoja Akhmet Yassawi(1093-1166), which is 100% against the Sunni Umayyad religion(Fake Islam)?

Nabatea1 yazdı:The fact also is that the Fatamids were a Shia Arab dynasty that followed the Ismaili branch.


The fact is that the Fatimids united with the Christian Crusaders, and became allies with the Byzantines and the Christian Crusaders in order to fight against and share the Muslim Seljukid regions with the Christian Crusaders(which ended in a disaster of course), and hereby performed treason.

Ask yourself the following question: Would Hazreti Muhammed(S.A.V.), Hazreti Ali(Ali bin Ebû Talib), Hasan ibn Ali, Husayn ibn Ali, Ali ibn Husayn Zayn al-Abidin, Ca'fer es-Sâdık(Son of Muhammed el-Bakır, grandson of Zayn al-Abidin) and İsmâil bin Câ'fer el-Mûbarek(Son of Ca'fer es-Sâdık), unite with Christian Crusaders who wanted to kill all Muslims? No.

Then, how could the Fatimids be the followers of the principles of of Hazreti Muhammed(S.A.V.), Hazreti Ali(Ali bin Ebû Talib), Hasan ibn Ali, Husayn ibn Ali, Ali ibn Husayn Zayn al-Abidin, Ca'fer es-Sâdık(Son of Muhammed el-Bakır, grandson of Zayn al-Abidin) and İsmâil bin Câ'fer el-Mûbarek(Son of Ca'fer es-Sâdık)? This treason has proven that the Fatimids were not their followers.

And lets put aside the meaningless labels like "Sii" and "Sunni", there is only one single Islam, which is the Islam of Hazreti Muhammed(S.A.V.). After Hazreti Muhammed(S.A.V.) and the killing of Hazreti Ali and their ruling descendants, all the goal of all Islamic states was "politics" and "world conquest". The Turks were the ones, that united all Muslim groups by conquering all regions. The Turks were the ones, that gave peace to all Muslim groups in stead of eating each other. The Turks were the ones, that defended the Islam and all Muslim groups against the Crusaders. The same happened during the First World War and the Turk War of Independence, the Arabs ally with the British, and the Turks defend their independency and the existance of the Islam with the heroic battle and victory against the British.

The Seljukids were not Sunni, nor were they Sii, they were newly converted to the Islam, and only believed in the principles of the Real Islam of Hazreti Muhammed(S.A.V.) which i described earlier. The purpose for all relations with several Islamic groups was strictly "politically" related. A dynasty that is Sunni, will not fight the Umayyads and the Abbasids for centuries together with the Khazars, and then finally conquer them by making the Abbasid dynasty useless puppets of theirselves.

A dynasty whom believes in the principles of Khoja Akhmet Yassawi(1093-1166) can never be Sunni.

http://www.theapricity.com/forum/showth ... slim/page8
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Hazreti Muhammed(S.A.V.) İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir