Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Geç Dönem Tarihi Yozgat Evleri

Burada Türk Tarihinin Çeşitli Dönemlerinden ve Çeşitli Konularından birlikte anlatılan konular bulabilirsiniz. Ayrıca Türk Kültürü hakkında da Konular bulabilirsiniz

Geç Dönem Tarihi Yozgat Evleri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 21:10

GEÇ DÖNEM TARİHİ YOZGAT EVLERİ

A) TARİHİ TÜRK EVLERİNİN GELİŞİMİ VE ÖZELLİKLERİ


İnsanlar, tarih öncesi devirlerden beri doğa olaylarından ve vahşi hayvanlardan korunmak için bulabildikleri mağaralara sığınmışlardır. Böyle tabii sığınak bulamadıkları zaman, ağaç sırıklarını birbirine çatarak üstünü çalı, çırpı ya da hayvan postu ile kapatmak suretiyle meydana getirilen ilk barınaklar, insanlarda "çadır" ve "ev" fikrinin doğmasına neden olmuştur.

"Orta Asya'da Kazaklarda ve Kırgızlarda en yaygın çadır tipi olarak yuvarlak ve kubbeli olanları görülmektedir. Kırgızların "Keçe Ev" dedikleri aynı tip çadırların Oğuzlar ve Uygurlarda da kullanıldığı bilinmektedir. Türkistan ve Kırgızistan'daki çadırlarda üstü kubbeli çadırlara da rastlanmaktadır.
Mimarlık Tarihi içinde, sivil mimarinin önemli bir parçasını tarihi Türk evleri oluşturur.
"Ev" denince, hatırımıza birçok şey gelmelidir. Ev, dört duvarlı, üzeri kaplı ve dış tesirler ile tehlikelerden bizi koruyan meskendir.

Türklerin tarihinde yerleşik düzene geçiş ilk Türk devleti olan Hunlar zamanında başlar. Yazın çadırlarda yaşayan Hunlar, kışın kerpiç tuğla, toprak damlı evleri kullanmışlardır. Buna rağmen ilk şehirleşmenin Göktürkler tarafından meydana getirildiği söylenmektedir.

Hun ve Göktürk evlerine ait bilgiler yapı malzemesinin dayanıksızlığı sebebi ile sınırlı kalmakla birlikte eski Türk evleri ile ilgili bilgiler, Uygurlarla daha fazla tanınmaktadır. Türklerde yerleşik hayatın en gelişmiş temsilcileri hiç şüphe yok ki Uygurlar idi. Ama yerleşik Türk hayat ve medeniyeti, Uygurlar ile başlamış ve yine Uygurlar ile bitmiş değildir. Uygur kültür ve medeniyetinin en parlak çağlarına eriştiği X. yüzyılda, Batıda da Türkler arasında yaygın bir şehir hayatı başlamıştır.

Uygurlarda ev tipleri ile evin şekli arasında çok yakın ilgiler vardı. Her iklim ve bölgenin şartlarına göre, evlerin dış şekilleri de değişirdi. Bu sebeple Türklerin türlü kültür çevrelerinde, evlerin dış şekilleri bakımından tam bir birlik ve sürekli bir Türk geleneği bulabilmek güçtür.

Ev hayatı, ev kültürü bir milletin medeni olmasının görüntüsüdür. Topluluğu oluşturan ailelerin kültürünü simgeleyen ev, çevrelerinin doğal ve sosyal koşullarına, malzeme olanaklarına göre şekil değiştirmiştir.»

Bir milletin medeni hayatı aile yuvalarında oluşan, gelişen, adet ve ananelerine dayanır. Bunun en güzel örneklerini Türk ev kültüründe görebiliriz. Ev planları birbirine benzemekle birlikte yine de herbirinde bazı değişiklikler vardır. Yalnız ev planlarında oda, mutfak, sofa ve katlara göre kullanış tarzı tesbit edilmiştir.

"... Ormanlı ormansız, soğuk, rüzgarlı veya sıcak bölgelere yerleşmiş olan Türkler arasında ev şekli bakımından büyük ayrılıklar meydana gelmişti. Fakat Türk evinin iç yapısı ve iç döşemesi, halılar, döşekler, örtüler, sedirler, raflar, ocaklar vs. Türk evinin değişmeyen motifleri olmuştur".

Uygur evlerinde ağaç yapı önemli bir rol oynamıştır. Ahşap mimaride tarih öncesi çağlardan bugüne kadar, Anadolu'nun zengin orman varlığına bağlı olarak bol miktarda kullanılmıştır. Bu evlerin çoğunun dışa açılan pencereleri yoktu. Pencereler, evin ortasındaki bir avluya bakıyordu.

Bu tip evlere Güneydoğu bölgesinde de çok rastlanır. Bunun başlıca sebebi sıcağa karşı korunmadır. Bu sebeplere Uygurların yerleşim bölgesindeki rüzgarlar ile kum fırtınalarını da eklemek gerekir.

Anadolu'nun köy evleri de böyledir. Çünkü ev yalnızca oturmak için değil, hırsız ve vahşi hayvanlara karşı korunmak için de yapılırdı. "Oturma ve yaşama rahatlığı ile gönül ferağlığını" Türk evinin gelişmesinde en önemli faktör sayabiliriz.

Kaynakça
Kitap: Osmanlı Devleti ve Bozok Sancağı
Yazar: Ali Şakir Ergin
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: GEÇ DÖNEM TARİHİ YOZGAT EVLERİ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 21:10

Orta Asya'da olumsuz doğa şartlan ve savaşlar gibi nedenlerden dolayı, Türk boylarının farklı yerlere göçleri başlamıştır. Daha sonra İslamiyeti kabul etmeye başlayan boylardan İran ve çevresine yerleşen Türkler, Büyük Selçuklu İmparatorluğu'nu kurarak 1071 Malazgirt Savaşı'ndan sonra Anadolu'yu bir Türk yurdu haline getirmişlerdir.

Farklı iklimlerin yaşadığı bölgelere yerleşmiş olan Türkler arasında ev şekli bakımından büyük ayrılıklar meydana gelmiştir. Menşei Türk çadır mimarisine uzanan Türk evinde oda, tıpkı bir çadırda olduğu gibi, oturma, yemek yeme, pişirme gibi fonksiyonlara cevap verecek şekilde planlanmıştır.

Türk evinde sofadan odaya girişte kapı kanatlarının açıldığı bir aralık veya sahanlık vardır. Bu çok defa oda döşemesinden daha aşağıdadır. Daha zengin oda tiplerinde, bu sahanlık, bir ara bölüm halinde tutulmuştur. Buna seki altı denir. Seki üstünün hemen karşısında da ocak yer almaktadır. Odaların girişinde veya seki altında yüklük dediğimiz büyük dolaplar bulunur. Bunların bir tanesi gusülhane olarak düşünülmüş-tür.

Türk Evi ahşap (tahta) kagir (taş) veya bu ikisinin karışımıdır. Büyük yangınlardan sonra kagir, büyük zelzelelerden sonra ahşap yapılara rağbet edildiği görülmektedir.

Evlerde esas sevilen tip ahşap veya kagir karışımıdır. Bilinen en eski Türk evi olan birinci tip evler 1600 yıllarından başlatılabilir. Daha önceki yüzyıllarda da evlerin bunlardan fazla farklı olmadıkları söylenebilir. Zengin evlerinde kagir daha fazla kullanılmıştır.

15. yüzyıl evlerindeki oda süslemeleri hakkında fikir edinmek için Bursa'da Yeşil Cami'deki yan mekanlar ile üst kattaki Hünkar mahfillerini göz önüne getirmek lazımdır. Buradaki ocak, hücre ve dolapların düzeni ve çevresindeki alçı bezemeler, o dönemin zengin evlerinki ile aynı olabilir. Bursa Yeşil Cami'de bulunan alçı bordürler Bursa'da daha yeni evlerde görülmüştür. Anadolu'nun bazı eski evlerinde bu yöntemle yapılmış odalar ve ocaklı cepheler hala görülmektedir.18 Konya'da, Bartın'da ve Akşehir'de tahta alçı ve hatta kesme taştan yapılmış ocaklı, hücreli ve dolaplı oda cephelerine rastlanabilir. Bunlar Türk evinin en eski bölümlemesi hakkında fikir verirler. Yumuşak bir taştan oyulmuş ocak duvarları 18. yüzyıla ait oldukları halde 16. yüzyıldan hatta 15. yüzyıldan kalma ilkeleri ve sistemi değişimsiz olarak yaşatmışlardır.

17. yüzyıl evleri genel olarak dış sofalıdır. Evi üç cepheden kuşatan duvar az pencereli, çoğu zaman penceresizdir. 17. yüzyılın ikinci yarısından başlayarak odaların dış cephelerinde pencerelerin arttığı, hatta bunlarda bazı çıkmaların bile yapıldığı saptanmıştır. Duvarlar kaim ve düzgün direk ve kuşakla arasında düz veya dekoratif bir örgü ile örülmüş, tuğla tabakaları ile oluşturulur. Sofaya bakan ve odaların içindeki yüzeyler sıvanır. Diğerleri derzlenir. Sıvalı yüzeyler üzerinde su kördür ve madalyonlardan ibaret bir boya dekoru uygulanır.

Ev mimarisi tarih boyunca kendine has kurallara uyarak belirli bir yönde seyretmiştir. Geçirdiği değişikliklerde önde gelen etken, ev sahiplerinin yaşam koşullarına, daha sonra yapı tekniğine ve yerel düzenlemelere, en sonunda güzellik anlayışının değişimlerine uyar.

Evlerde odanın ve sofaların büyümesi yapı tekniğinin hafifletilmesini gerektirmiştir. Bunların neticesinde kalın duvarlar terkedilmeye ve yerlerine dolma duvar yapılmaya başlamıştır.

Yeni yapılan evler sofanın içeriye alınması nedeni ile iç mekanları bakımından daha da zenginleşmiştir. Odaların köşelerdeki durumları yeni olanaklar yaratmıştır. Çıkmalar bir değil iki yönde görülmektedir. Böylece odaların üç, hatta dört yönde pencereleri olması sağlanmıştır. Böylece ev'in dört cepheli olması sağlanmıştır.

Sofanın karşı cephesi ayrı ayrı odalara verilen alıntılar sayesinde son derece yanlı ve hareketli görünümdedir. Bu özellikleri ile eyvan gelişmiş ve olgun düzeyine ulaşmıştır. Bu Türk evinin en gelişmiş ve olgun şeklidir. Planın zenginleşmesindeki etkenlerden biri de oda kapılarının köşeden açılmasıdır. 19. yy. başına kadar duvar yüzü yönünde olan kapılar köşeye açılıyor ve bunun için oda köşesi pahlanıyor. Kesik köşeler sayesinde merkezi sofanın planı sekiz köşeli olmuştur. Bu da zengin tavan desenlerinin uygulanmasını sağlamıştır. Yeni evlerin duvarları artık yığma ve dolma değildir. Yüzeyler hımış çatkı üzerine sıvalıdır. Sıva dış yüzeyde samanlı, kıtıklı bir tür Horasan harcı ile yapılmıştır. İçerde beyaz sıva yani kireçli harç ve alçı karışı-mıdır.

19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Türk mimarisi gözle görülür bir değişikliğe uğrar. Bu etkiler ahşap ev inşaatında mimari hatları plan bölüntülerini etkilememiştir. Bu tarihten itibaren batı etkisi ana mimariyi etkilememekle birlikte iç bezemelerde etkisini göstermiştir. Üslup, Avrupadan Barok, Rokoko, Ampir üsluplarını almış, bunları Türkleştirerek, Türk zevkine uyarlamıştır.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: GEÇ DÖNEM TARİHİ YOZGAT EVLERİ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 21:11

B) TARİHİ TÜRK EVLERİNDE SÜSLEMELİ ALANLAR VE ÖNEMİ

Orta Asya'da uluslararası kültür alışverişleri ile zenginleşmiş ve içine kapalı kalmamış bulunan Türkler Anadolu'da karşılaştıkları her güzelliği ve değeri benimsemişler, aldıkları etkilerle mimarilerini zenginleştirip geliştirmişlerdir.

Tarihi Türk evlerinden Osmanlı beyliğinin kurulduğu zamandan itibaren geçen iki yüz yıl içindeki eserler günümüze gelmemiştir. Bu evler hakkında ancak 17. yüzyıldan itibaren bilgi alınır.

Türk evinin değişmeyen özelliklerinden biri de iç yapısı ve bu iç yapıyı meydana getiren mekanları ile mekanları süsleyen alanlarıdır. Bunlar kapı, tavan, dolap, pencere gibi ahşap kısımlar ile lambalık, şerbetlik gibi alçı malzemenin kullanıldığı bölümlerdir. Tarihi Türk evlerinin önemini vurgularken bezemeli bu alanların incelenmesi gerekir.

1. Kapı: Türk evinde oda elemanlarından biri de kapılardır. Her oda, sofaya açılan odanın şeklini ve düzeni bozmayacak şekilde yerleştirilmiştir. Sofaya göre değişiklik gösteren kapılar; yine sofa içerisinde kemer, pervaz, kitabe ve taç şeklinde bir başlık ile olduğundan daha yüksek duruma getirilmiştir. Bu bölümlere beyitler ve uygun sözler yazılır.

a) Geçme kapılar:

Köşelerde geçme olarak yapılan başlık ve kuşaklarla birlikte çatmaların yuvaları içine yerleştirilen tablalardan ibaret kapılardır. Yüzleri ve arkaları aynı şekilde olur.

b) Mıhlama kapılar:

Tahtaların yanlardan levha ile birbirine bindirilip üstlerine başlıkları ve kuşaklan çivileyerek, geçmesiz olarak yapılan örneklerdir. Bunlar da gösterdiği özelliklere göre çeşitlere ayrılır. Mıhlama kapıların bazıları tahtaların bir veya her iki yüzü etrafına birer tahta pervaz geçirilerek çivilenir. Böylece geçme kapı görüntüsü alır. Pervazların arasında kalan kısma "tabla" denir. Ortası tablalı olmayan kapılar "mıhlama" düzkapı, diğerleri "pervazlı mıhlama kapı" olarak ayrılmıştır.

2. Tavan:

Binalarda her kattaki oda ve sofaların üstünü örten ve ondan yukardaki katın döşemesi altına gelen satıhlara denir. Bunlar ya düz veya kademeli bir şekilde olur. Tavan ağaç, ızgara veya seramik kafes üzerine ya da doğrudan doğruya üzerine uygulanan bir alçı sıva ile yapılabildiği gibi prefabrike alçı levhalarla tabii veya sentetik ağaç panolarla da yapılabilir.

Türk mimarisinde, ahşap inşaatta tavanlar genellikle tahtadan olup üzerleri işlemelidir. Türk evi tavanları düz ve geniş satıhlı veya tonoz ve kubbeli olarak değişik biçimde yapılmıştır. Ahşaptan yapılan kubbeli tavanlar düz bir renkle boyanır ve nakış el yaldızlı bezemelerle süslenmişlerdir. Düz tavanlar genellikle çıtalarla küçük bölmelere ayrılır. Bunların zemini yeşil ve çıtaların rengi kırmızıya boyanırdı. Bazı örneklerde bu bölmeler nakışla da yapılırdı. Baş odaların tavanları etrafına bir veya birkaç bordür yapılarak bunların içi motiflerle bezenir ve ortaya bir göbek nakışı yerleştirilir.

Yapılış biçimlerine göre tavan:

a) Bakkal Tavanı:

Üst katın döşeme kirişlerinin altına tahta kaplanmayarak açık bırakılan ve o katın döşeme tahtaları altındaki katın tavanını teşkil eden tavan örneğidir.

b) Tekne Tavan:

Etrafı bordür ile çevrili olup, orta kısım içeriye girgin ve tekne gibi çukur olan tavan ki buna çökertme tavan da denir.

c) Tekneli Tavan:

Tavan kirişlerinin arası daire şeklinde çukur tekneler gibi yapılmış olan tavanlardır. Bunların her birine tavan teknesi denir.
Dolap; kapalı ve açık olarak hazırlanan dolaplar, çeşitli malzeme ve eşyanın korunmasında kullanılır. Önceleri tek işlevi olan dolaplar
odanın birden duvarını kaplardı. Daha sonraları sadece iç duvara yapılarak çok amaçlı bir şekilde bölünerek bir süsleme öğesi haline getirilmiştir.

Resim
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: GEÇ DÖNEM TARİHİ YOZGAT EVLERİ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 21:13

En uygun kullanımı sağlayarak işlevlerine göre; yüklük, abdestlik, testillik, peşgirlik, lambalık, cezvelik, çiçeklik, temel gibi isim alır. Dolaplar, kapalı ve açık olanları ile kalıcı bir düzen oluşturarak, 17. yüzyıldan itibaren her odaya hakim olmuştur. Üst kısımlarda sabit alt kısımlarda ise hareketli parçalardan oluşur ve kenar pervazı ile bütünleşir -kapaklar genellikle geçmeli ya da düz olarak ince bir ahşaptan yapılmıştır-, yoğun bezemeli dolaplar süslemesinde boya kullanılan dolaplardır. Diğerlerinde ise ahşap üzerine sedef, fildişi kullanılmıştır. Dolap düzeninde dolabın tavanla birleşen bir duvar kısmı bulunur. Burası yüzeyin en yoğun bezemeli alanını oluşturmuştur. Genellikle ahşaptan yapılan bu kısım, geometrik motiflerle süslenerek 17. yüzyılın sonun-dan 18. yüzyılın ortasına kadar olan dönemde, boyanan ve ağaç üzerine uygulanan kitabe kompozisyonlarına dönüşür. Bu kitabelerin içinde bazen saksı ya da köşede natüralist çiçek demetleri, bazen de çeşitli meyva kompozisyonlar yer alır.

Topkapı sarayı yemiş odası, süsleme yönünden 18. yüzyıla ait zengin kitabelerle kaplıdır. 1750 yılında aynı süsleme alçıda malakari tekniği ile yapılmıştır. 19. yüzyıldan itibaren kitabelerin içindeki konular bahçeli, köşklü, deniz manzaralarıyla genişletilerek bütün duvarı kaplayan düzenlemeler yapılmıştır. Milas'ta Bahaeddin Ağa konağı, Ödemiş, Birgi'de Çakırağa konağı önemli örneklerin bulunduğu yapılardır.

3. Pencere:

Binaların içine güneş ve hava girmesi içerdekilerin dışarıyı görmesi için duvar örülürken bırakılmış açıklardır. İlk devirlerde pencereler hava ve güneş almak için küçük deliklerdi. Eski yunanlılarda pencerelerin kenar ayakları ve üst tabanları ağaçtan yapılırdı. Daha sonra taştan yapıldı. Alt katlarda ve sokak tarafındaki üst katlarda pencereler çok dar ve küçük bir mazgal deliği gibidir. Bunun nedeni içeriye kimsenin girmemesidir. Eski Türk evlerinde büyük pencereler camsız olup kepenkle kapatılırdı.

XVI. yüzyılın sonuna kadar pencereler ipten veya bakır telden örülmüş kafeslerle kapanıyordu. Bu pencerelerin kafesleri veya bölme kayıtlar geçirilerek açıkları daha büyüdü, kolay açılıp kapanan çerçeve takılarak cam takıldı, bu nedenle mimaride önemli bir unsur haline gelmiştir.
Türk mimarisinde pencereler biri düz atkılı, öteki kemerli olmak üzere iki türlü yapılır. Kemerli pencereler daire yaylı veya sivri kenarlı olur. Daire yaylı kenar pencereler ancak kubbe kasnaklarında ve bazı küçük pencerelerde kullanılır.

4. Ocak:

Çadırlarda yaşayan eski Türklerde çadır bir bölüm olarak yapılmışsa ocak çadırın dışında, çift bölüm yapılmışsa içindedir ve her iki bölümde de ayrı ayrı yapılmıştır. Genellikle kapının sağ tarafında kurul-muştur.

Daha ileri tarihlerde odaları ısıtmak için odun yakmaya yarayan, üstü yaşmaklı ve oda içine doğru çıkıntılı ateş yeri, binaların içini ısıtmak veya yemek pişirmek için etrafı siperli ve üstünde dumanı çekmeye yarayan davlumbazı olan ateşlik, ocaklar genellikle döşemeden on santim kadar yükseklikte yapılmış bir sed ile bunun üzerinde yanan ateşin dumanlarını toplayarak bacaya sevk etmeye yarayan yaşmak veya davlumbaz denilen yarım külah.

Eski Türk evlerinin odalarında birer ocak vardır ve bu ocaklar alçı kabartmayla ve çini ile kaplanırdı. Türk ocaklarında dikkati çeken bölümlerden biri de ateşe hava vermek için yapılmış olan tertibattır. Ocakların ateş yanan yerine dışardan hava gelmesi için küçük künklerle yollar yapılmıştır. Bazı ocaklarda da ocağın ateş yerinden odanın zemininin ortasına kadar bir delik yer almıştır. Bu bölüm oradaki havayı çekerek ocağa gönderir. Ocağın çok yanmaması istendiği vakit bu delik bir taş kapakla kapatılır.

Türk evinde belli başlı odaların bir duvarı ocak ve dolaplara ayrılmıştır. Zamanla gelişen Türk zevkinin sonucu, ocaklar da ayrı bir estetik ve güzelliğe ulaşmıştır. İlk Türk ocaklarına örnekler Yeşil Cami ile başlayıp saraylarla devam etmiş olup her tarafa yayılmıştır. Duvardan odaya doğru, dairesel ya da dikdörtgen olarak taşan ocaklar, Türk evinde çıkıntı oluşturan tek öğedir. Bu çıkıntı altta "koltuk taşı" olarak üzerinde ise "ocak davlumbazı" ya da rafı olarak meydana gelir.

5. Duvar:

"... Duvarlar teknik olarak çeşitlidir. Kuru boya olarak çalışılmasına ital "a secco" sulu olarak çalışılmasına ise ital "a fresco" fresko resim denir.
Duvar resmi tablo resminden önce bulunmuş, Rönesans ve Barokta duvar resmi duvarların dekore edilmesinde önem kazanmıştır. Klasik Osmanlı minyatürlerinden (XVI. yy.) ve ondan iki yüzyıl sonra da batılılaşma dönemi tasvir sanatı ile geçiş aşaması yaşanmıştır (XVIII. yy., XIX. yy. başı). Minyatür üslubuna, batı etkisi ile bazı yeni özellikler kazandırmakla başlayan bu son dönemde Anadolu ve Balkanlardan halkın batılılaşmayı yaşadığı camilerden evlere, konaklara kadar duvarları hatta mihrapları batı tarzında resim ile minyatür geleneği arasında bir geçiş üslubu taşıyan fresklerle bezendiği görülmektedir.

Sıva üzerine toprak boyalarla yapılmış bu manzaralar her yönüyle birer halk resmi örneğidir. Osmanlı imparatorluğunun, batıya yöneldiği bu dönemde batıdan gelen Barok üslubunun etkileri süsleme unsurlarını etkisi altına almıştır. Bu kompozisyonlarda Türk resim sanatının kendine özgü karakterinin kaybolmadığını mimari ve süsleme alanlarında olduğu gibi resimde de yeni sentezlerin ancak kendi geleneklerimizle kaynaşarak oluşabileceğini görürüz.

Geç Dönem Tarihi Yozgat Evlerinde Süslemeler

Türk ev mimarisinin gelişmesini, zengin süsleme unsurları olan örnekleri XVII. yy.'dan itibaren izlenebilmektedir. Uygarlığın temel görüntülerinden biri ve yaşamın bütün etkinliklerinin gerçekleştiği üretim ortamı olan ev, toplumun değişik biçimlerde dile getirdiği işlevsel, simgesel, estetik değerleri, dönemin kültür, teknoloji ve ekonomik koşulları doğrultusunda gelişmesini sürdürmüştür.

Tarihi Türk evleri uzun süre önem verilmeyen bir konu olmuştur. Bunun sonucu olarak 19. yy. sonuna kadar bu konuda bilimsel araştırmalara rastlanamamaktadır. Buna paralel olarak, mimari eserlerin önemli unsurları olan bezemeler, Türk sanatı, kültürü ve tarihi alanlarında yerini alamamıştır.
Mimari açıdan değişik plan ve süsleme özelliklerine sahip olan Yozgat evleri henüz bu açıdan ele alınmamıştır.
Türklerin Orta Asya'dan günümüze geliştirerek getirdiği sayısız sanat eserler, örf ve adet izleri, Türk sanat ve kültür tarihinin geçmişi bakımından önem taşır. Bu durumda ev, Türk kültür ve sanatının en karakteristik unsurlarından biridir.

1071 Malazgirt Savaşı ile Selçuklu hakimiyetine giren Yozgat, Osmanlı döneminde gelişimini sürdürerek bugün ayakta kalan tarihi eserleri vermiştir. Bu eserler coğrafi konumu nedeni ile dar bir alana kurulan il merkezinde Çapanoğlu Camii ve Başçavuşoğlu Camii çevresinde yoğunlaşmıştır.
Son 20-25 yıl içinde köyden şehre göç ve çarpık şehirleşme sonucu bu evler, ya terk edilmiş ya da yerlerini, Türk mimari ve süsleme üsluplarından yoksun apartmanlara bırakmıştır. Bunun sonucu Türk süsleme sanatımızın örnekleri de yok olma durumu ile karşı karşıya kalmıştır.
Yozgat il merkezinde bulunan tarihi evler, ahşap ve kagir karışımı malzemeden yapılmışlardır. Genellikle zemin kat üzerine iki ve tek katlı olan evler süslemeleri açısından özellik taşımaktadır.

Yozgat il merkezinde 18. yy. sonu, 19. yy. ve 20. yy. başına ait 13 evde 74 adet örnek bulunmaktadır. Örneklerin 24'ü tavan, 9'u kapı, 10'u dolap, 5'i şerbetlik, 3'ü ocaklı şerbetlik, 1'i sütun başlığı, 19'u duvardır.

Tarihi Yozgat evlerinin incelemesinde süslemelerin geç dönem Osmanlı dönemi süsleme geleneğinden farklı olmadığı anlaşılmıştır. Ev süslemeleri, ev sahibinin statüsü ve sosyal konumu ile de yakından ilgilidir. Köklü ailelerin ev süslemelerine daha da önem verdiği saptanmıştır.
Yozgat Evlerinin 18. yüzyıl süslemelerindeki ortak konular, bitkisel bezemeler ve lale, gül, karanfil olmak üzere karışık çiçekler, yapraklar ve dallardır. Bitkisel bezemenin yanında vazoda çiçek, saksı, vazo, yıldız gibi ifadeyi güçlendirici konular kullanılmıştır.

Bu döneme ait örneklerde yapım malzemesi olarak çam, yağlı boya, vernik, ahşap kabara, tutkal, toprak boya, özgün boya ve ceviz kullanılmıştır. Dönemin en fazla uygulanan tekniği sırayla oyma, kalemişi ve aplikedir. Teknikler, ahşap ve sıva üzerinedir.
18. yy. Yozgat evlerinde kullanılan bezemeler sırayla bitkisel bezemeler, saksıda çiçek, lale, gül, karanfil, yaprak ve dallar yanında, rumi, palmet ve sembolik bezemeler kullanılmıştır.

Eserlerde; koyu kahverengi, açık mavi, açık yeşil, sarı, koyu gri, beyaz, turuncu, saman sarısı ve pembedir. Bir örnekte 10 renk kullanılmıştır.
Bu yüzyılda dönemin natüralist eğilimi yanında, stilize edilmiş motifler, geometrik biçimler içinde enine simetrik, boyuna simetrik, merkezi, serbest ve aralıklı tekrarlar, girift ve dolgulu olarak düzenlenmiştir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: GEÇ DÖNEM TARİHİ YOZGAT EVLERİ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 21:13

Analiz edilen eserler de bitkisel bezemelerle birlikte en fazla geometrik birimler ve sembolik motiflerdir. Dönemin sanat anlayışı doğrultusunda seçilen bu konular evlerde de uygulanmıştır.

18. ve 19. yüzyıl, çadır, kumaş, el işlemeleri ile ahşap duvar resmi sanatları, kompozisyonlarındaki benzerlikler izlenebilmektedir.
19. yüzyılın başında konularda artış görülmektedir. Bitkisel bezemeler, palmet, münhani, rozet, rumi, hataii, gülce yanında geometrik bezemeler "S", "C", "V" kıvrımlar ve sembolik motifler ev bezemelerinde konu olmuştur. Bu konuların bazan ayrı bazan birlikte düzenlenmesi batı sanatı anlayışı doğrultusundadır.

19.yüzyıl ev örneklerinin kapı, tavan ve dolap malzemesi sıra ile çam ve cevizdir. Bir önceki yüzyıla göre artış gösteren teknikler geçme, aplike, oyma, ajur, sıva üzerine kalem işi, metal işi, taklit, küntekari, oyma, kalıplama, kabartma teknikleri görülmektedir. Bu yüzyılda alçı işi çok fazladır.
İnceleme sonucuna göre, koyu kahverengi, kızıl kahverengi, açık kahverengi, açık mavi, açık yeşil, sarı, pembe, cam rengi, mor, beyaz, turuncu renklerinin kullanıldığı görülür. Renk sayısı bir örnekte 6 renk olarak tesbit edilmiştir.

18. yüzyıl özelliklerini sürdüren bu dönem kompozisyonlarında en çok rastlanan durum, natüralist çiçek motiflerin yanında enine, boyuna, simetrik, tek merkezli, bordür, aralıklı tekrar, aralıksız tekrar, bir ters bir düz ve Türk süsleme sanatının önemli özelliği olan sonsuz kompozisyonlar görülmektedir.
Özellikle tavan göbeklerinde girift ve çok dolgulu, her türlü kompozisyonlar uygulanmıştır.

19. yüzyılın II. yarısına tarihlendirilen eserlerden iki tanesi kullanılmayacak durumda olup diğerleri sağlam özelliklerini korumaktadır.
Bu dönemin eserleri konu, teknik renk, kompozisyon bakımından yüzyılın başı ile aynı özellikleri göstermekte olup yalnız malzemede artış göstermektedir. Tavan süslemelerinde saten kumaş kullanılmıştır.

Türk-İslam sanatının en önemli prensiplerinden olan sonsuzluk; tavan, kapı, dolap, şerbetlik, bezemelerinde görülmektedir.
19. yüzyıl sonu örnekler dönemin başı ve ortasından farklı özellikler göstermektedir. Malzeme, kompozisyon teknik konu ve renklerinde artık tamamen Avrupa etkisinde olan Türk sanatının özelliklerini taşımaktadır.

Bu döneme ait bezemeli örneklerde 19. yüzyıl sanat anlayışında, insan figürü görülmektedir.
Bezemeli örneklerde, en yoğun kullanılan konu kartuş, figürlü kompozisyon ve bitkisel bezeme, manzara resmi, natürmort, "C" kıvrım, "S" kıvrım, rumi ve münhani görülmektedir.

En fazla kullanılan teknik; kuru fresko, aplike, oyma, ajur, taklit küntekari olarak sıralanabilir.
19. yüzyılın sonunda ev bezemelerinde en fazla kullanılan malzeme tutkal sıva ve toprak boyadır. Bunu çam özgün boya, yağlı boya ahşap, kabara ve saten kumaş takip eder.

Bu yüzyılın sonunda serbest kompozisyon yoğunlukta olup bunu simetrik merkezi, sonsuz, tekrarlar, bordür takip etmektedir.
Bu dönemde renklerin sayısı artar ve canlılık kazanır. Renklerin tüm nüanslarının ışık-gölge tekniğine uygun kullanıldığı görülüyor. En çok uygulanan renk önceki dönemlerde kullanılmayan kırmızıdır. Bunu açık yeşil, koyu yeşil, siyah, beyaz, kahverengi tonları, açık mavi, krem, sarı turuncu, açık gri, koyu mavi izlemektedir.
Bu döneme ait konularda manzara tasviri, figürlü tasvir ağırlıkta olup Avrupa sanat anlayışının etkisiyle vazoda çiçekler, çiçek buketleri, tabakta meyveler, hayvan tasvirleri vb. en ince ayrıntılarına kadar ele alınmıştır. Kompozisyonlarda girift ve çok dolu her tür kompozisyon uygulanmıştır.

20. yüzyıl Yozgat ili evlerinde tek örnek incelenebildiğinden kesin sonuç verilememekle birlikte, bu örnekte kullanılan teknikler, oyma, aplike, geçme, kasetleme olup yeşil ve açık gri yoğun olarak uygulanmıştır. Ana malzeme çam, yağlı boya, ahşap ve metal kabaradır.

Kompozisyon bir önceki dönemin özelliklerini devam ettirmektedir. Merkezi simetrik, bordür serbest, tekrarlar ve sonsuz kompozisyonlar uygulanmıştır.
Ev bezemelerinde bitkisel bezemeler çoğunluktadır. Bunu geometrik bezeme, palmet, rumi, hatayi, münhani, rozet, "C", "S", "V" kıvrımlar, sembolik motifler takip eder. Bu durum Türklerin kişilik özellikleri, kültürleri ve dönemin sanat anlayışı olarak açıklanabilir. Süslemeli alanlarda en çok kullanılan malzeme çamdır. Buna neden Yozgat ilinin coğrafi konumundan kaynaklandığı düşünülmektedir.

Geç dönem Yozgat ili evlerine ait bezemeli alanlarda aynı motifler kullanılmasına karşın kompozisyonlar birbirinden farklıdır. Bu Türk süsleme sanatçısının yaratıcılığındandır.

Sonuç olarak, Yozgat ili tarihi evleri, Osmanlı Geç Dönem Türk süsleme sanatı üslup özelliklerini göstermekte olup, geç devirler Türk minyatür geleneğinin sonu ve Batı etkisi ile ortaya çıkan sanat arasındaki geçiş dönemini yaşamış ve bu döneme rastlayan duvar resimlerinin karakteristik örneklerini vermiştir.
Tarihi Türk evleri hakkında pek çok araştırma yapılmış fakat Yozgat ili Ev süslemeleri üzerine yapılan araştırmalar sınırlı kalmıştır.

Toplumun kültürel yapısı, kültürel kişiliği, sanatı hakkında bilgi veren evleri yaşatmak için, gerekli önlemlerin alınması yoluna gidilmelidir.
Kültürümüze özgü çağdaşlığın yaratılmasında, geçmişin doğru yorumu gereklidir. Bu hem değerlendirme yapmak hem de henüz kaybolmamış olabilecek kültür sanat değerlerini saptamak için gereklidir. Eski şehir dokuları da korunarak, tarihi Türk evinin fonksiyonel olan elemanları ve süsleme özellikleri günümüz mimarisinde uygulama yoluna gidilebilir. Bu insan sağlığı için gereklidir.

Eski süslemeli eserlerimize' sahip çıkarak onları koruyalım. Eski eserlerimiz koruma yoluna gidilirken, yeni yapılar da bunların taklidi yerine; benimseyip, bakıp öğrendikten sonra geleneksel motiflerimizi çağdaş süsleme ile bağdaştırarak yeni bir sentez oluşturma yoluna gitmek en uygun davranış olur kanısındayız.

Söz konusu tarih hazineleri restore edilmeli, korunmalı ve turizmin hizmetine sunulmalıdır. Böylece geçmişle günümüz ve gelecek arasında bir köprü olan bu sanat ve kültür hazinelerimiz yaşatılarak Türk süsleme sanatı kültürünün ...evrensel boyutlar kazanmasına olumlu katkılar sağlanacaktır.
19. yüzyıl süslemelerinde 18. yüzyılın devamı olmakla birlikte renk ve malzeme, teknik ve kompozisyonda artış gözlenmektedir.
19. yüzyıl sonunda ev süslemeleri yüzyıl başının tüm özelliklerini sür-dürmekle birlikte, bu dönemde Barok Rokoko üslubu, ev süslemelerinde yoğun olarak görülmektedir. Yozgat ili tarihi evleri geç dönem Türk süsleme sanatının üslup özelliklerini taşımaktadır.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Karışık Zaman-Dizinli ve Karışık Konular hakkında Türk Tarihi ve Kültürü Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir