Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Yozgat İsminin Menşeine Dair

Burada Türk Tarihinin Çeşitli Dönemlerinden ve Çeşitli Konularından birlikte anlatılan konular bulabilirsiniz. Ayrıca Türk Kültürü hakkında da Konular bulabilirsiniz

Yozgat İsminin Menşeine Dair

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 20:51

YOZGAT İSMİNİN MENŞEİNE DAİR

Cumhuriyetin ilanından önceki günlerde Dahiliye Vekaleti (İç İşleri Bakanlığı) çeşitli kasaba ve şehir isimlerinin değiştirilmesi için bir çalışma yapar. Bu çalışmanın ilmi, esaslara uygun olması için maarif'akaleti (Milli Eğitim Bakanlığı) nin de görüşü alınır. Devrin Maarif Vekaleti Müsteşarı, aynı zamanda Telif ve Tercüme Heyeti Reisi Samih Rıfat Bey tarafından dil usulleri ve tarihi tedkikler dikkate alınarak yazdığı makale Hakimiyet-i Milliye Gazetesinin 22 Şubat 1923 tarihli nüshasında "Şehir ve Kasaba İsimleri Nasıl Tedkik Edilir" başlığı ile aynen yayınlanır. bu makale hakkında görüş bildiren Darü'l Fünun Usul-i Cezaiyye Müderrisi Yusuf Ziya Bey de Yozgat isminin menşei, etimolojisi ve tarihi geçmişi hakkında çeşitli kaynaklar ve deliller muvacehesinde konuya açıklık kazandırmak ve katkıda bulunmak için aynı gazetenin 27 Mart 1923 tarihinde "Yozgad Kelimesinin Mana-i Sahihi" başlığı ile bir makale yazarak, konuya açıklık getirmeye çalışır.

Seviyeli ama tartışmaya açık bu iki çalışma Osmanlıca'dan aktarılmıştır:

ŞEHİR VE KASABA İSİMLERİ NASIL TEDKİK EDİLİR:


Yozgad, Rumkale, Çapakcur isimleri hakkında Samih Rıfat Bey'in ilmi tetebbuatı:

Yozgad, Rumkale, Çapakcur kasabaları isimleri mahallerince tebdili düşünüldüğünden Dahiliye Vekaleti bu hususta Maarif Vekaletinin mütalaasını sormuştu. Keyfiyet telif ve tercüme heyetine havale edimekle heyet reisi ve maarif müsteşarı Samih Rıfat Bey Efendi tarafından lisan ve tarih-i tedkıkatına müstenid bir rapor tanzim olunmuştur. Ehemmi-yet-i ilmiyyesi ve bu gibi tetebbuların tarzına bir numune teşkil edeceği cihetle muhterem üstadın bu raporunu aynen dere ediyoruz.

Telif ve Tercüme Heyetine

Dahiliye Vekaleti'nin merbut tezkeresinde (Yozgad), (Rumkale), (Çapakcur) isimlerinin mahallerince tebdili tasavvur edildiğinden maarif vekaletinin bu isimler hakkındaki mütalaası istifsar ediliyor. Encümen-i alileri bil-vasıta icra ettiği bazı tedkikattan sonra bu isimlerin bir kere de tarafımdan tedkikine lüzum görülmüş olduğundan her üç isim hakkındaki tahkıkatımı tafsilen arz ediyorum.

YOZGAD

(Yozgad) şehri pek yenidir. Elde bulunan bu eserler bu şehrin on sekizinci asır nihayetlerinde Çapanoğlu Ahmed Paşa tarafından tesis edilmiş olduğunu gösterir. Tarih-i tesisi bu kadar yakın bir maziye irca' edilen bir şehrin ismini bugünkü lehçemizle telife muvaffak olamayışımız hiç şüphesiz tabii bir hal değildir. Bunun sebebini aramak lazım gelince en evvel hatıra gelecek ihtimal (Yozgad) isminin yabancı bir lisandan alınmış olmasıdır. Kasabanın yeniliği bu ihtimali men' etmez. Çünkü coğrafi isimler bila-ihtiyar vaz' edilmekten ziyade ekseriya tarihten intikal eder. Civardaki bir harabe, dahilden geçen ırmak, yakın bir mevki' isminin sonradan tesis edilen bir köye bir kasabaya verilmesi bit-tabi' nadir değildir.

Yozgad İsm-i Kadimi:

Yozgad'ın inşasından bahseden eserler bunun yeri esasen Çapanoğlu'nun taht-ı tasarrufunda bulunan bir yayla olduğunu zikrediyor. Diğer bazı kitaplara göre (Yozgad)'ın ism-i kadimi Scanda, yahud Osiana'dır.Her iki rivayet Yozgad civarının öteden beri tarihi ve hayat-ı cemiyeti kendisine bir ad verdirecek kadar alakadar ettiğini isbat eder. Şu şerait dahilinde kelimenin menşeiyyeti lisanımızın en kadim lehçeleriyle beraber Anadolu'nun mazbut lisanlarında aramak lazım gelir.

Yozgad İsmi Başka Yerlerde var mıdır?

(Yozgad) ismi kadim Küçük Asya coğrafyasında yoktur. Bugün birbirine yakın iki kasabadan başka hiç bir yerde bu ismi alan diğer bir mamurenin daha mevcudiyetini bilmiyoruz. On birinci asr-ı hicride yaşayan Türk seyyahı (Evliya Çelebi) merhum, Yozgad'dan bahs etmiyor. Kendisinin Sivas'tan geçtiği (1060) tarihinde şimdiki Yozgad Sancağı (Bozok) namıyla maruftu. Çelebi'nin verdiği malumat o sıralarda (Bozok)'un hiç bir mamur şehri bulunmamasından ibarettir. Hatta aynı izahattan sancak beyinin müstakil bir merkezi olmadığını istidlal ediyoruz. Milellif diğer bir yerde (Tokad) ve (Amasya) zeametlerine ayrılan (Köprü) Kasabasından bahsederken (Yozgad Köy) ismindeki bin haneli bir kasaba kaydetmiştir.

(Yozgad) adının pek yakın bir şeklini temsil eden bu kelime Seyahat-name'nin tab'ında bir sehve uğramamışsa bize bu ismin küçük bir tahrif ile diğer bir sahada daha şayi' olduğunu ihtar eder.

Maalesef elimizde ne Anadolu'nun taksimat-ı mülkiyece geçirdiği safahatı, ne de bu günkü köy isimlerini tamamen ihtiva eden bir mehaz bulunmadığı için Evliya Çelebi zamanındaki (Yozgad)'ın hal-i hazırda ne isim aldığını tahkike muvaffak olamıyoruz. İlam-ı tarihiyyenin tedkikinde bu gibi tafsilatın mühim bir kıymeti vardır. Bazı kere bir kasabanın şekli de bir çok hakayiki tenvir edebiliyor.
Yozgad İsmi Ne Yolda Tahlil Edilir?

(Yozgad) Türkçe bir isim ise bunu ancak bir terkib halinde nazar-ı dikkate alabiliriz. Lisanımızda bu türlü kelimeler ya ayrı ayrı iki isimden, yahut bir isimle bir lahikadan terekküb eder. Her iki ihtimale göre (Yoz) ve (Gad) cüz'lerini münferiden tedkik etmemiz lazımdır. Yoz'un Türkçe'deki medluli - (Yoz) tabiri Anadolu lehçesinde yaşayan bir kelimedir. Daima kırda bulunmak, yahud lüzumundan fazla beslenerek kuvvetlendirilmek suretiyle ehliyetini kaybeden hayvanata (Yoz) denilir. Yoz deve, yoz at, yoz davar, tabirleri Anadolu'nun muhtelif cihhetlerinde şayi'dır.

Hangi usulden iştikak ettiğini kanaatle tayin edemediğimiz bu kelime, hayvanata tatbik edildiği gibi ekseriya kıraç ve hali yerlere de izafe edilmektedir. Anadolu köylüleri-yine kendi kullandıkları umumi bir tabirle hayırsız ve işlenmemiş araziye (Yoz yer) derler. (Lehçe-i Osmani) milellifine göre (Yoz) maddiyatta katmerin zıttıdır. Yoz gül, yoz sünbül gibi muayyen tabirlerde bu kelime tamamiyle (Yalınkat, sade, katmersiz) mukabilinde istimal edilmiştir. Şu halde (Yozgat) tabiri birdenbire zannedildiği kadar manasız değildir. Yalnız arada bir fark var; Yozkat mı, yoksa Yozgad mı? bu doğrudan bir meharic-i huruf mes'elesidir.

Lisanımızda keskin (gayn) harfi yoktur. Her şeyden evvel Türkçe de (Gat) lafzının muayyen bir lahikaya delalet ettiğini söylememiz lazım gelir. İlk bakışta bununla alakadar gibi görünen (ırgat), (bucurgat) tarzında kelimeler lisanımıza Rumca'dan intikal etmiştir. Zaten (Gat)'ın aynen halihazırdaki iftitahı ve had bir (gayn)'la telaffuzu kök Türkçe ile kabil-i te'lif değildir. Türkçe (gayn), (a) ile (ka) arasında mutavassıt bir samettir. Arabların asıl gayn'ı lisanımıza sonradan girmiştir. İyi bir (Fonetik) tecrübesinin kolaylıkla teyid edebileceği bu hakikat bize (Yozgad)'ın hakiki telaffuzu ne olduğunu gösterir. Yozgad'ın dediğimiz gibi (Yozgat) yahut (Yozket) tarzında tesis edilmiş olması pek ziyade muhtemeldir.

(Gad)'la Biten İkinci Bir İsim Daha:

Anadolu'nun en eski zamanlarından beri mazbut olan coğrafi isimlerini, tedkik ettiğimiz sırada içlerinde Yozgad'a benzer bir şehir, ma'mure adına tesadüf edemiyoruz. Ayrıca (Gad) lahikasıyla nihayetlenen bir isim de gözümüze ilişmiyor. Buna karşın Türklerin Küçük Asya'ya girmesinden kim bilir kaç asır sonra Kayayım (Kapadokya) dahilindeki (Melas) çayıyla bu çayın civarında bulunan eski bir şehir (Manavgad) adını alı-yor.8 İleride izah edeceğimiz gibi, (Kat)'ı muvakkaten şehr, yurt, kale yahud sed manalarına alırsak, bu ismi tahlil etmekte güçlük çekmeyiz.

Manav, Manab ne demektir? Kadim Türk lehçelerinde (Manab) asıl, hanedan ve asalet manasınadır. Hatta Kırgız efsanelerinde bir (Erdem Beyi)'nin adı (manab)'tır. İstanbul'da meyve satan Anadolu Türklerine (manav) denilmesi hiç şüphesiz bu tabir onlar için (Efendi, Ağa) tarzında bir ünvan-ı taltif gibi kabul edilmesinden neş'et etmiştir. Hıristiyan esnafa Kirya, Çorbacı, Musevilere; bezirgan (bazargan) denildiği gibi Anadolu Türklerine de asilzade (manav) sıfatı veriliyordu.
Çok şayan-ı dikkattir ki bu kelime uzun bir zamandan beri hakiki manasını kaybetmesine rağmen hala İstanbul'da (manav) ismi Anadolu yemişçilerine mahsus bir sınıf mahiyeti muhafaza etmektedir. Hıristiyan meyvecilere kimse (manav) demez, yemişçi der.

(Manavgat)'ı hanedan yurdu, yahud (Asıl yurt) manasında telakki edişimiz yalnız (manav) kelimesinin manidar olmasından ileri gelmiyor. Görüyoruz ki Asya ve Anadolu'nun eski şehirlerinden bazılarının isimleri kat, kat, ket, kend, kerd, kaz kelimeleriyle bitiyor. Şu atrad? ve müşabehet bunlarda bir yurt, kale manasının olmasını icab eder.

Kat Ne Manalara Geliyor? Kat bugünkü lisanımızda tabaka, büklüm, derece medlullerini ifade eder. Bir binanın üst üste gelen aksamını yine (Kat)'la tarif ettiğimiz zaman bu kelime 'adeta kısım, daire manalarına delalet etmektedir. Çağatay Türkleri katın şümulünü tevsi' ile buna su setti, su bendi (digue) manasını da ilave etmişlerdir. Aynı tabir (Katağ) şekline girmekle set, mania ve vasıta-i müdafaa medlullerini gösterir. (Kat)'ın lehçevi bir farkla diğer şekli (kat) ve (ket) dir.

Ali Şir Nevai'nin:

(Ket) Yozuda döşek salib nice kat Anda yatguzdu zar u hastanı yat Beyitindeki "ket" tabiri peyke yahud seki, sedir manalarında istimal edilmiştir. Bunun diğer medlulleri arasında mastiye, taht, tezkere (destgire) manalarında bulunduğu Çağatay Lügatlarmdan anlaşılır. İstanbul'un halk Türkçesinde (ket urmak) bir işe mani olmayı ifham eder. Ket yine bu manasıyla sed, mania manalarını hatırlatıyor. Kaf-ı Farisi'yle (getmek) parmak, yahud çetele gibi diş diş etmek manasında kullanılır.
Bence bütün bu tabirat bir şeyin maddeten katlanması üst üste, yahud yan yana sıralanması mefhumundan teşa'ub etmiş şeylerdir.

Lisanının ilk teşkilatında her katlanan, uzanan ve zeminden yükselen esas bir (kat) dı. Yahud (Ket)'ti. Oturmak için peyke, yatmağa mahsus bir sedir, barınılacak bir çedar, yerde kazılan bir gedik, bu iki kelime ile ifade ediliyordu. (Ket)'in siga-i tasgiri (Ketik)'dir ki Orta Asya Türkçesi'nde kümes, yuva manasına kullanılır. Aradaki münasebet kümesin büyüğü olan eve de (Ket) denilmesi lüzumunu gösteriyor. Lisanımız bu medlulü muhafaza etmemiştir. Fakat bir çok ibtidai kelimatda Türkçe ile müşterek bulunduğunu Garb lisaniyatçılarının da itiraf ettikleri Farsi'de bu kelimenin varlığı nazar-ı dikkatimize çarpmaktan hali kalmıyor.

Farsi'de bu kelimeler mevcuddur:

Ged-Hane
Ged hüda - sahib-i hane, maitre de maison Ged banu - ev hanımı, maitresse de la maison
Getam - evlerin önünde harice doğru fırlayan direkli şahnişin (Ket -tam)
Gede - edat-ı mahalliyet, meygede - meyhane, ateşgede - ateş yakılan yer, mabed.
(Ket)'in Arapçası (sed)'tir. Bu sed, sedir tabirleri Sanskritçe'den başlayan bir teselsülle Ari lisanlarının hepsinde mevcuttur.

Misal makamında (iskemle) manasını tazammun eden kelimeleri yazıyorum:

Sanskritce de: Sadas, Sadman
Latince de: Sedes, Sedil, Sella (Sedladen murahham?) İrlanda lisanında: Suit, Kımri lisanında: Sede Gotikte:Sitli, Anglosaksoncada: Setel İskadinavya lisanında: Saeli, Eski Almanca da: Sezai Litvanyaca da: Sedimas, Eski Islavca da: Seydalu

Şuraya kadar verilen izahat gösteriyor ki (ket) ve (kat) kelimeleri birbirine komşu olan iki ırkın lisanında taht, ev, sed, su bendi gibi bütün yüksek şeylere tatbik edilmiştir. (Kat) ve (Ket)'in bu şekl-i mücerrediyle (sur, kale) manasına da kullanıldığını teyid eden bir kayda tesadüf edemiyoruz. Fakat Türkistan'da (Kat)'ın bir şehir ismi olması, diğer bir kasabaya (Gatkır) denilmesi, Horasan tarafında (Pazargad) ismini taşıyan eski bir payitahttan bahsedilmesi bu ihtimalin bıraktığı boşluğu da dolduruyor.

(Yozgad) mücerred şekliyle yalınlık ve yüksekliği temsil eden bir isimdir. Bunda bir tepe, yahud yayla medlülünden itibaren köy, yurt, şehir, kale bilhassa, sed manalarının hepsine temas edecek umumi bir irtibat aranabilir. Kelimenin medlullerini herhangi bir lehçenin sabit ve muayyen istimalatıyla ölçmek onların bir isme aid alakasını çok defa kaybeder. Muhtelif lehçelerdeki uzak yakın rabıtalardır ki medlulatta bir çok geniş istihaleleri tevlid eden (tamin ve tecrid) in bütün inkişafatını ortaya koyar.

Bizce şayi' olan tarz-ı istimaline göre kat, tabaka ve daire mefhumundan başka bir şeye delalet etmez. Fakat bunun cezri manasına merbut tamimlerde zeminden yukarı doğru yükselen her şey dahildir. Türk'ün her (ulus)'u onu kendi zevk ve takdirine göre kullanmıştır.

İlam-ı coğrafiyenin menşei münferid hadiselerin hasıl ettiği şöhret ve intişarda arayanlar lisaniyatta her şeyin ma'şeri idrake merbut olduğunu düşünmemiş olanlardır. Vicdan-ı ma'şeriyi en ziyade heyecana getiren vakalar bile isimlerini şuurlu bir tasmimden yahud kendi mahiyet-i mü'essiresini temsil eden kelimat ve tafsilattan almamışdır.
Halk çok defa müşterek düşüncelerine raci' olan tedailerden haberi ol-maksızın bir ad, bir ilim çıkarır.

Bu mutlaka bir sıfattır. (Yozkat) onun lisanında yüksek ve yalçın bir duvar, yahud bir yurt, bir kal'a demekse, nereye? - diye sorana o umumi sıfatıyla cevap verir:

Şu Yozkat yok mu? İşte şu Yozkat'a doğru! Şuradaki Yozkat'a doğru! Der.
Bunun aylar, senelerce tekerrürüdür ki Yozkat'ı ilm haline getirir.

(Şarl Teksiye) Yozgad'dan bahsederken şu malumatı veriyor:

"Evvelce şehrin etrafı çamurla dondurulmuş adi taşlardan ibaret bir duvarla muhattı. Bu hiç olmazsa şekaveti tevkif için müdafaaya yarıyordu. Şimdi o da yıkılmıştır".

Yozkad'ın ismi yeni ise bu yalınkat duvarların manzarası onu tevlid etmiş olabilir. Bilakis tarih bu Yozkat ismine uzun asırlarının nisyan ve inkılaplarını rabt etmişse bunu (kat)'ın, yahud kök Türkçe'de hala mevcudiyetini muhafaza eden (kend) ve (kand) tabirlerinin yüksek ve yalçın bir yurt ile münasebetinde aramak iktiza eder.
İzahatım lüzumundan fazla uzadığı için (Yozkat) ile bugünkü Yozgad yaylasındaki bir yurda verildiği anlaşılan (iskant, iskanda) isimleri arasındaki mümaseleti ayrıca tafsil etmek istemiyorum.

Yalnız şunu kaydedeyim:

Yozgad civarında yaşayan en kadim kavim (Suanlar)'dı. Hatta (Başula)'nın Tarih ve Tercüme-i Hal Kamus'u bu şehre vaktiyle (Sivana) denildiğini de bildirir. Suanların Turan ırkından olduğu pek melhuzdur.

(Ararat) taraflarında keşfedilen bazı mahkukat vardır ki hutut-ı mis-mariye ile yazılmıştır. Ve henüz okunmamıştır. (Alfret Mori) bu yazıların (Suanlar) a mensub olması ihtimalini zikr ediyor onun takdirine göre Su-anlar Turani'dirler. Acaba eski (Iskanda) Taşkend, Yarkend, Hokand gibi Yozkat mı idi? Suanlar, hangi hanlardır? Buna henüz katiyetle hükmetmek kabil değildir. Fakat emin olalım ki (Yozkat) eski ve tarihi bir Türk Yurdudur. Bunun adı değişmemelidir. (Bozok) ismine gelince bu adın öteden beri sancağa tahsis edilmiş olduğu muhakkaktır. Bozok, Uçok tabirleri Türklerin en kadim ananatı ile alakadar olduğundan (Yozgad) sancağına yine o ismin verilmesi, fakat Yozgad adının şehirden kaldırılmaması fikrindeyim.

İlave: (ket) ve (kat) Türkçe'de sed demek olduğu gibi (kaz) ın da aynı manaya geldiğini (Vanberi) yazıyor. Demek Yozgat, yahud (Yozket) Evliya Çelebi'nin zabt eddiği gibi (Yozgaz), (Yozkaz) şekline girmekle manasını gayb etmez. İkisi de yalınkat, sed, yahud cidar ve duvar demekdir.
S.R.

YOZGAD KELİMESİNİN MANA-İ SAHİHİ

Ahiren muteber gazetenizin bir nüshasında Samih Rıfat Bey Efen-di'nin (Yozgad) hakkındaki tetkik-i ilmilerini okudum. İtiraf ederim ki tetkikat-ı vakıa pek ihatalı ve pek çok şayan-ı takdir bir tetebbu-ı ilmi mahsulüdür. Ancak buna bendeniz de birkaç kelime ilave etmek isterim. Geçenlerde İstanbul Darü'lfünunu'nda, kırk asır evvel Anadolu'daki Türk akvamı hakkında verdiğim konferanslarda bir münasebetle (Yozgad) kelimesinden bahsetmiştim. Vakıa bu konferanslar henüz matbuat sahife-sine intikal etmedi ve bendeniz de o mesele-i muazzama hakkında henüz sahaif-i matbuatta izahat vermek niyetinde değilim; bunun sırası gelecektir, ancak Yozgad hakkında orada söylediğim şeyleri tekrar etmek meselenin tavazzuhu için faydalı olacaktır.

Yozgad isminin manası ve sebeb-i vaz'ı hakkında nazar-ı dikkatimi celb eden ilk hadise tarih-i kadim de "Golumbegad" (?) ismiyle Kayseri civarında bir şehrin mevcut olmasıdır. Buradaki "Gad" ile Yozgad kelimesindeki "Gad" ın aynı olması bana Yozgad kelimesinin mana ve se-beb-i vaz'ını araştırmak lüzumunu hissettirdi. Ve filhakika Samih Rıfat Bey Efendi'nin pek doğru olarak buldukları vech ile ben de bu ismin iki kelimeden yani (Yoz) lafzıyla (Gad) lafzından mürekkeb olduğunu buldum. Mes'ele şimdi bu iki kelimenin tayin-i manasında kaldı. Filhakika Yozgad Şehri Şarl Teksiye'nin eserinde - Samih Rıfat Bey Efendi tarafından beyan edildiği vech ile - Çapanoğlu denilen bir Türkmen Beyi tarafından 18. Asırda tesis edilmiş bir kasaba gibi görünüyor. Böyle son asırda tesis edilmiş bir şehrin ismi ecnebi kelimeden teşekkül etmesi ihtimali bana çok baid göründü. Şu kadar ki (Yoz)'un Türkçe'deki lügat manası mes'eleyi mantıken halle kifayet etmiyordu. Bunun için uzun müddet meşgul oldum ve nihayet fikr-i acizanemce sahih ve en şayan-ı kabul suret-i halle vasıl oldum: "Rusların Asya-yı merkezi'yi istila tarihlerine kadar devam eden (Hokand) Hanlığı'na ait Rus erbab-ı kaleminden" "Layinifkin" (Lifkin) nam zatın bir tarihi vardır. Bu tarihi mütalaa ederken kemal-i hayretle gördüm ki Asya-yı merkezi de elyevm (Yoz) namıyla bir Türk kabilesi mevcuttur. Bu kabile şimdi Fergane cihetlerinde (Kazakçı Kum) ve (Oratübe) cihetlerinde kesretle bulunur. Tarih-i kadime ait tedkıkatımdan ekser biladın onları tesis eden kabail ismine izafetle tevessüm edilmiş oldukları netaicini elde etmiş idim. Asya-yı merkezide 'Toz" namıyla bir kabilenin vücudu bende Anadolu'daki (Yoz-gad) Kasabası'nın bu (Yoz)'lar tarafından tesis ve anlara nisbet edilmiş olması kanaatini husule getirdi. Şu halde "Yoz"a ilave edilen "gat" kelimesi ne manadadır? "Gat" hiç şüphesiz köy, kasaba ve şehir manasına olan (Kant)'ın muhaffifidir. Filhakika bu (kant) kelimesi kadar Türkçe'de tahavvülata uğrayan hemen hiç bir kelimeye tesadüf edilemez. (Kant) muhtelif lehçelere ve tebadül huruf ile ahenk-i telaffuz kaidele-rine tabi olarak bazen (Kend) olur Bazen (Hand) olur, bazen (Gand) olur, bazı kere de (Cend) olur. Bazen nihayetindeki dal harfi sükut eder. (Kan) (Ken), kalır. Bunlar (Gan, Can) şekline de girer. Bazen ortadaki nun harfi sükut eder, (Kad), (Had), (Ked), (Gad) olur. Hatta bazen hem nun hem gayın harfleri sükut eder. Yalnız (kaf, fe) ve yahud bunların te-badülü olan (ha) harfi kalır. Mesela (Hokand) kelimesinde (Kand) gelmiştir. (Taşkend) kelimesinde (Kend) dir. (Hocend) kelimesinde (Cend) kullanılmıştır. (Uzgand) kelimesinde (Gand)'dır. Diva'n-ı Lügat-it-Türk'te (Ken) belde manasındadır. (Kend)'in muhaffifi olarak gösterilmiştir. Cend'in muhaffifi olarak (Can) gelir. (Andican) nam şehrin isminde olduğu gibi.17 Gand'ın muhaffifi olarak (Gan) gelir; (Namengan) şehrinde olduğu gibi. Bazen ortadaki nun harfi sükut eder. (Kat, Ked, Hat) kalır. Ez cümle Ahlat Kasabası'nın en kadim namı Ahtihat'dır. Ahti Asya'yı merkezide Ahsi, Aksi, Aksu olarak muhtelif şivelerle telaffuz edilmektedir. Şu halde Ahtihat, Ahtihand'dan muhaffefdir. Kezalik Asya'yı merkezide (Tavkat) Şehri. Tavkand'dan muhaffeftir. Kafkasya'da ahısha Kasabası kezalik, Ahıshat'ın muhaffifidir. Nihayetteki t harfi de hazf edilerek (ha) kalmıştır. Konya Vilayeti'ndeki (Akseki) Kasabası'nın ismi de Akskend'in muhaffifidir. Yalnız k kalmıştır. Bu da mürur-u zamanla ki şeklini almıştır. Fergana kıt'asında Essake şehri dahi ya aşağı kend'in veya Aksıkend'in muhaffifidir. (Yozgad), (Tokad), (Manavgad), (Pazargad isimlerindeki 'gad' kelimeleri de "kand"dan muhaffefdir.

Şu halde Yozgad kelimesi yoz kabilesinin kasabası manasınadır. Fergana kıtasındaki (Uzgand) şehriyle Anadolu'daki (Yozgad) şehri aynı kelimeden başka bir şey değildir. Türkçe'deki (y) harfiyle başlayan kelimatta çok kere (y) harfi hazf olunarak ona sada veren ve tahrik eden harf kullanılır. (Yozgand) kelimesinin mebde'indeki (y) harfi hazf olunca (Uzgand) kalır, bu da yozların şehri demektir. Demek ki bu kasabalar kabile ismiyle tevsim edilmişlerdir. Zaten yukarıda zikrettiğim vech ile gerek tarihi kadimde ve gerek tarihi ahirde bir çok bilad ve kasabat onları tesis eden kabilelere izafetle isim almışlardır. Ezcümle (Alayund), (Bayad), (Döğer) kasabaları hep kabile isimleridir. Kezalik Yozgad havalisinde Özer, Döğerli Köyleri dahi böyledir. Bunların her biri Oğuz Ulusu'nun oymaklarıdır. Yozlarda bu oymakların boylarından (Avşar), (Yörük) gibi kabailden biridir.

Samiha Rıfat Bey Efendi (gad)'ın manasını hakikate en mukarin surette keşf ve tayin etmiştir. Fakat (Yoz)'un mana-i sahihini bulamamakta yerden göğe kadar haklıdır. Çünkü zamanımızda Anadolu'da yoz kabilesi tamamen kayıp olmuş ve ismi bile unutulmuştur. Eğer bu kabile Asyayı merkezide Fergana cihetlerinde elyevm mevcud olmasaydı, Ezmine-i Tarihiye'den birinde dünya yüzünde böyle bir kabilenin vücudundan kimse haberdar olmayacaktı. Bir zamanlar bu kabilenin bir şubesinin de ihtimal ki Selçuk Türkler ile beraber gelerek Anadolu'da bulunduğu bu kasabayı tesis etmiş olmalarıyla tezahür etmektedir. Çapanoğullarının bu kasabayı tevsi' ve imar ettikleri şüphesizdir. Fakat zannetmiyorum ki kasaba doğrudan doğruya Ahmet Paşa tarafından tesis edilmiş olsun. Şüphesiz burası Yozlardın bir kasabası ve yahud büyücek bir köyü idi. Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'nde bahsettiği Yozgad Köyü burası olması pek melhuzdur. Yalnız, mevki-i coğrafisi pek iyi tayin edilememiştir.
Çapanoğlu Anadolu'da derebeylik nüfüzunu tevsi' ve tahkim ettikçe artık çiçek yaylalarında yaşamakla iktifa edemezdi. Ona bir şehir ve bir belde lazımdı. İşte bu beldeyi Yozgad Kasabası'nda veya Köyü'nde bulmuş ve burasını tevsi' ve imar ile bir şehir haline koymuş olmalıdır. Yoz kabilesinden olan ahali arasında ise şehirlileşmek neticesi olarak kabilelerinin ismi kamilen unutulmuş ve hatıradan silinmiştir. Kaldı ki bugün Asyayı merkezide bulunan bu kabilenin daha bir şubesine de kırk asır evvel yine (Yoz) nam ve unvanıyla Suriye sahasında tesadüf edilmektedir.

Fakat bu o kadar derin bir bahistir ki Anadolu akvam-ı kadimesi hakkındaki tetkıkatımı mutazammın eser neşr olunmadıkça buna dair bir şey söylemeyi faydasız buluyorum.

Kaynakça
Kitap: Osmanlı Devleti ve Bozok Sancağı
Yazar: Ali Şakir Ergin
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: YOZGAT İSMİNİN MENŞEİNE DAİR

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 20:52

Darü'l Fünun Usul-i Cezaiyye Müderrisi

Hamiş - Geçenlerde Yenigün Gazetesi'nde de bazı esaminin lüzum-ı tebdilinden bahs olunuyordu. Buna dair bir mütalaaname yazmak arzusunda iken gazeteyi kaybettim ve bir daha elde etmek mümkün olmadı. Zannederim ki ezcümle (Alayund)'dan bahs olunuyordu. Yukarıda tezkar ettiğim vech ile bu bir Türk kabilesi ismidir. Anadolu biladının en kadim isimleri kamilen Türkçe'dir. Ancak cüz'i tahrifata uğramıştır. Bu tahrifatın arasında kelimelerin hakiki çehresini bulup çıkarmak lazımdır. Bu akvam-ı kadime hakkındaki tedkikat-ı acizanem intişar ettiği vakit pek çok esami-i coğrafiyenin hakikati tezahür edecektir. Ezcümle Yenigün Gazetesi'nin arz ettiğim nüshasında hatırımda kaldığına göre (Toros) dağlarından da bahs olunuyordu. (Toros) ve (Ani Toros) dağları halis Türkçe isimlerdir. Fakat bunun için ayrıca bir bend yazmak arzusundayım. Eğer esami-i mevcudeden bazıları tebdil edilmek arzu ediliyorsa bunların listesi İstanbul matbuatıyla da neşr edilse belki işe yarayacak mühim tedkıkat ve mütalaata desters olunur.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Karışık Zaman-Dizinli ve Karışık Konular hakkında Türk Tarihi ve Kültürü Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir