Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Tulu-ı İslam (İslam'ın Doğuşu)

Burada Türk Tarihinin Çeşitli Dönemlerinden ve Çeşitli Konularından birlikte anlatılan konular bulabilirsiniz. Ayrıca Türk Kültürü hakkında da Konular bulabilirsiniz

Tulu-ı İslam (İslam'ın Doğuşu)

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Ara 2010, 19:14

TULU-I İSLAM (İSLAM'IN DOĞUŞU)

Bu manzume Anadolu Türklerinin kahir Garp milletlerini yenip istiklalini elde etmesi mucizesi karşısında Dr. Muhammed İkbal'in duyduğu hayranlığın ifadesidir. İkbal, İslam camiasının en büyük şair ve mütefekkirlerinden biri idi.

Her Müslüman devlet onun nezdinde kendi devletidir. Onların mukadderatı ile daima ve çok yakından alakadar olmuştur. Türklerin istiklalerini yeniden elde etmeleri bütün Şark milletleri için bir hareket ve feyz kaynağı olmuştur. İslam aleminin uyanmasını temin eden bu savaş Şark aleminde sonsuz akisler bırakmıştır.

İkbal eserinde Türkler için şu kelimeleri kullanmıştır: (Türk, Türkmen, Turani, Tatar, Çekik gözlü millet, Osmanlı ve Selçuklu).

Dr. M. İkbal'in bu şiirini Urduca'dan Dr. Muhammed Sabir çevirmiştir:

Yıldızların solması parlak sabahın delilidir; ufukta güneş yükseldi ve derin uykuya dalmak devri geçti.
Şark'ın ölü damarlarında hayat kanı aktı. Bunu Farabi ve İbn-i Sina anlamaktan acizdir (çünkü bu gönül ilmidir).

Garptan kabaran tufan Müslümanı Müslüman etti. Parlak inci de denizin dalgalanmasından doğar.
Mü'minlere Türkmenlerin azamet, Hintlinin zekası ve Arabın belagatı Cenab-ı Hakk'tan ihsan olunmak üzeredir.

Ey bülbül, goncalarda biraz uyku eseri kalmışsa feryat et, eğer namemiz zevkini az bulursa daha acı feryat et.
Ey bülbül, çimen sahnında, yuvanda ve dallar üstünde feryat et, çünkü civanın kaderi civandan ayrılmaz.
Gazaya giren insanın iztırap ve fedakarlığını gördükten sonra üzerindeki savaş elbisesi ve süsüne neden baksın,

Lalenin kalbinde arzu meş'alesini parlat, çimenin her zerresi üzerin-de gör ve düşün,
Müslümanların göz yaşlarından Nisan yağmurunun feyzi göründü, Halilullahın denizinde yeniden bir inci doğacaktır.

Müslümanların kitabı yeniden şirazeye gelecektir, bu Haşimi dalında yeniden yaprak ve meyve açacaktır.
O şirazlı Türk, Tebriz ve Kabil'in gönlünü feth etti, saba da gül kokusundan kendi arkadaşını peyda eder,
Eğer Osmanlılar üzerine bir gam dağı çökmüş ise bundan üzülme-melidir. Zira yüzbinlerce yıldızın kanı dökülmelidir ki seher gözüksün.

Dünyayı görmek işi dünyaya hakimiyetten daha zordur, ciğer kan olduktan sonra gönül gözü hakiki görüşe sahip olur.
Nergis göz nurundan mahrum olduğu için binlerce sene ağlıyor, çünki çimende bir gören gözün zuhur etmesi çok müşküldür.
Ey bülbül terennüm et ki senin nağmelerinden güvercinin nazik vücudunda şahinin cesareti ve kahramanlığı peyda olsun.

Müslümanlara hayatın huzurunu ve iztırabını anlat, onlara de ki (si-nende hayatın sırrı gizlidir).
Ey Müslüman Lem yezel olan Allah'ın hem kudret eli hem dili sensin, ey gafil hakiki bilgiye eriş ki zan ve vehmin mağlubu olmuşsun.

Müslümanın menzili bu çivit renkli feleğin ötesindedir. Sen bir kervansın yıldızlar yolun tozudur.
Mekan fena bulur, mekan bir anlık ömre sahiptir. Halbuki senin ha-yatın ezeli ve ebedidir. Sen Allah'tan gelen son habere (Kur'an) sahipsin ve ebedisin.

Senin ciğerinin kanı lale gelinin kınasıdır. Sen, Kabe'yi bina eden İbrahim'e mensupsun cihanın mimarı sensin.
Yaratılışın hayat mümkünatının eminidir, cihanda gizli cevherin mehek taşı sensin.
Bu su ve çamur dünyasından ebedi alemin kabına Peygamberliğin beraberinde getirdiği armağan sensin,
Müslüman milletin mukadderatında şu nükte mevcuttur ki Asya kavimlerinin bekçisi sensin,

Sen yeniden sadakat, adalet ve şecaat dersini öğren, çünki dünyanın liderliği sana tevdi olunacaktır.
Yaratılışın isteği budur ve Müslümanlığın gizli işareti de budur. Kardeşliğin bütün dünyaya hakim olması ve sevginin daima artması.

Renk ve kan putlarını kırıp din camiası içinde eri; Turanlı, İranlı ve Afganlı ayrılığı ortadan kalksın,
Dallar üstünde çimen kuşunun sohbeti ne zamana kadar devam edecektir. Senin bazunda kahiştanı şahinin uçuşu vardır.
Bu varlık zan vehmi içinde hakiki bilgi Müslümanlara verilmiştir. Karanlık gecenin çölünde Meryem ana kandilidir.

Bizans'ın ve İran'ın isdibdad ve saltanatını yok eden ne idi Hazreti Ali'nin kudreti, Abu Zer Gaffari'nin farkı ve Salman'ın sadakati idi.
Bu milletin ahrarı (serbest insanları) öyle bir zinet ile caddelere çıktılar ki yüzlerce asrın mahbusları onları kapı aralığından seyr ediyor.

Bu dünyada hayatın sebatı kuvvetli bir iman sayesinde olur. Zira Turani (Türkler) Almandan (Almanlardan) daha kuvvetli olmuştur.
Topraktan yaratılan bu ateş parçasında (Müslüman) hakiki iman yerleşirse, Cibril'in kol ve kanadına sahip olur.
Esarete düşen bir millet ne kılıç ne de tedbir ile muradına erer. O iman zevkini elde etti mi zincir kendiliğinden kırılır.

Müslümanın bazusunun kuvvetini kim ölçebilir ki onun bir bakışı kaderleri değiştirir.
Velilik, Padişahlık ve madde ilminde cihangirlik, bütün bunlar nedir: Bunlar bir iman nüktesinin de tebşirlerinden başka bir şey değildir.

Bir Hazret-i İbrahim'in görüşüne sahip olmak çok güçtür, gizli kalpte doğan hevesler put meydana getiriyor,
Kul ve efendiyi birbirinden ayırt etmek insanlığı ifsat eder, sakın ey kudretli ve maharetli insanlar: yaradılışın cezası çok serttir.

Her şeyin hakikati birdir. İster insan olsun ister melek olsun, zerrenin kalbini açarsan oradan güneş damlar,
iman kuvvetli, amel o imana tabi olur, muhabbet alemi fetheder yaşama savaşında erkeklerin kılıcı budur.
Erkeğe yüksek yaratılış, saf şarap ne lazımdır. Ona hararetle bakıp mukaddesi gören bir gönül ve kudretsiz bir can lazımdır.

Kartal gibi saldıranlar kanatlarını kaybetti (Müslümanlar) bu yıldızlar kanına bulandı,
Denizin altında yüzenler, deryaya gömüldüler, dalganın tokatını yiyenler ise inci değerine sahip oldu.
Kimyaya naz edenler, yol üzerinde toprak oldu, fakat alnını toprağa sürenler, kimyager oldular,
Bizim daima yavaş giden postacı hayat haberini getirdi, yıldırım süratiyle haber alanlar habersiz kaldı,
Kabe pirin dar görüşlülüğünden dolayı Kaaba rüsva oldu, Tatar gençleri (Türkler ki gözleri çekik olur) kuvvetli görüşe sahip oldular.

Gökte uçan melekler yer yüzüne hitap ederek şöyle diyorlardı. Bu in-san bizden daha canlı, daha ebedi ve daha mukavim ve daha parlaktır.
Cihanda, iman ehli güneşe benzer, orada batarsa burada doğar; burada doğarsa orada batar.
Ferdlerin imanı, milletin yükselmesinin sermayesidir. İşte bu kuvvet milletin kaderini çizer.
Sen yaratılışın sırrısın kendine iyi bak, benliğin sırrına er de Allah'a tercüman ol,
Esassız arzular kaprislere insan nev'inin bünyesini parça parça etmiştir, sen kardeşliğin ifadesi ve sevgilinin dili ol,

Bu Hintli o Horasanlı ve o Turanlı ne demek ey acizden dolayı sahile karşı mahcup vaziyette olan Müslüman bir atıl ve sonsuz deniz ol,
Kol ve kanadın kan ve renk farkından dolayı tozlanmıştır, ey Harem kuşu (uçmadan evvel kanatlarını bir silk)

Benliğin içine gömül, ey gafil, hayatın sırrı budur, akşam ve sabah halkasından fırlayıp çık da ebedi ol,
Hayat savaşında çelik bünyesine sahip ol, muhabbet yatak odasının içinde ipek ol,
Coşkun bir sel gibi dağları ve çölleri çiğneyip aş, gül bahçesine yolun düşerse terennüm eder bir ırmak ol,
Sendeki bilgi ve sevgi istidadının sonu yok, yaratılış sazın da en yük-sek nağme sensin,
İnsan hala bir padişahın pençesinde aciz bir av gibidir, bu ne kıya-mettir ki insan yine kendi cinsinden birine av olmuştur.

Garp medeniyetinin parıltısı gözleri kamaştırıyor, sanatta bu ilerleme zinet üzerine yalancı taşı işlemeden başka bir şey değildir.
Garp bilginlerinin öğündüğü o felsefe, heves (esassız arzuların) kanlı pençesine düşen bir kılıç gibidir.
Temelli sermayeye dayanan (sermayedarlık) medeniyet akıl ve tedbirin sahrı ile tahkim edilmez (çökmeye mahkumdur).

Hayatı cennet ve cehennem yapmak insanın elindedir, topraktan yaratılan bu insan fıtratından ne cennetlik ne cehennemliktir.
Coşkunluğunda bülbüle feryat öğretecek bir vecil ve feryat et de goncanın düğümünü aç, sen bu gülistanın bahar rüzgarısın.
Yine Asya'nın kalbinden bir sevgi kıvılcımı sıçradı, yer yüzü atlas elbiseli Tatar(Türk)'ın dönüp dolaştığı yer oldu.

Gel aciz bir can kendisine müşteri buldu, bize nihayet bir kervan rastladı,
Ey saki, inleyen kuşun terennümü ağaçlıktan geldi, bahar geldi, bahar geldi, sevgili geldi huzur ve rahat geldi,
Bahar bulutu vadi ve sahra'ya çadırını kurdu, dağ tepelerinden su şırıltıları aksetti.
Sanki kurbanın olayım sen de eski usule uy zira katar katar şarkı söyleyen geldi,
Zahitlerden yan çiz, pervasız şarap iç, az evvel bu eski ağaçlıktan bülbül sesi geldi.
Aşıklara Bedir ve Hüneyn sahibinin macerasından bahset onun hadiseler üzerinde hala gizli gizli tasarruf sahibi bulunduğu artık bana aşikar oldu.

Artık Halilullah'ın dalı bizim kanımızdan ıslanıyor, muhabbet pazarında bizim paramız tam ayarlı oldu,
Şehidin mezarı üzerine lale yaprakları saçıyorum. O şehit ki kanı bizim İslam milletinin fidanını yaşatıyor.
Gel gül saçalım, kadehe şarap koyalım, feleğin tavanını söküp aşağı alalım ve ona yeni bir nizam verelim.

Kaynakça
Kitap: ATATÜRK VE TÜRK DÜNYASI
Yazar: MEHMET SARAY
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Karışık Zaman-Dizinli ve Karışık Konular hakkında Türk Tarihi ve Kültürü Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir