Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

'Oba', 'Obo' Sözleri Hakkında

Burada Türk Tarihinin Çeşitli Dönemlerinden ve Çeşitli Konularından birlikte anlatılan konular bulabilirsiniz. Ayrıca Türk Kültürü hakkında da Konular bulabilirsiniz

'Oba', 'Obo' Sözleri Hakkında

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Ara 2010, 22:34

'OBA', 'OBO' SÖZLERİ HAKKINDA

Eski yunancada 'Bornos' kelimesi vardır. Bununla ilahlara kurban sunulmak için mahsus yapdan yüksek yer (latince'de 'altar') ifade olunmuştur. Bu eski yunanca kelime ile Türkçedeki 'oba', "obo" kelimesinin hem mana hem ses itibariyle aşağı yukarı yakınlığı göze çarpmaktadır. Biz, bu 'oba, obo' kelimesi üzerinde yaptığımız araş-tırmalar neticesinde elde ettiğimiz malumatı notlar halinde neşrederek salahiyettar zatların tenkitlerine arz ediyoruz.

I —

Oba kelimesi eski Türkçe eserlerden "Divan-ü Lugat-it-Türk" de vardır. Orada "Oğuz lehçesinde kabile manasındadır" denilmektedir. Bugün Anadolu'da bu kelime göçebelerin ailelerine, göçebe çadırları çadırların bulunduğu mahalle manalarında kullamhr. Umumiyetle bugünkü Anadolu Türkçesinde 'oba' kelimesi beş-altı çadırdan ibaret bir göçebe ailesine ıtlak olunduğu görülmektedir. Aşağıda görüleceği veçhile 'oba' kelimesi en eski devirlerde kabile veya oymağın hamisi olan ruh-ilahın bulunduğu itikat edilen yer (mevki) olmuştur. Her kabile veya oymağın bir kurban yeri 'oba' yahut 'obo'sı bulunmuştur. İslamiyetten soma Oğuzlar bu kelime ile oymağın veya kabilenin kendisini ifade etmişlerdir. Her halde Oğuzlarda 'oba' kelimesi 'boy' manasına değil, daha küçük şube manasında kullanılmış olsa gerektir, 'oba' kelimesi Kırım, Anadolu ve Uygur Türkçesinde göçebe çadırı, çadırda yaşayan aile; Azeri Türkçesinde taştan yapılan çoban kulübesi; Kırgızcada tepe toprak yığını, Sagay Türkçesinde "nezir atmak için yol kenarında yapılı taş yığınından ibaret tepecik, müfreze, karakol mevkii" manalarını ifade eder.

II —

Etnografi tetkiklerden anlaşıldığına göre, hala eski Türk dininin mütereddi şeklini muhafaza etmekte olan Altay, Yenisey ve Urenha-Tuba Türklerinde 'oba' yahut 'obo'lar mukaddes addolunur. Bunların itikadlarına göre bu 'obo'lardan kabileyi koruyan ruhlar yahut 'yer-su' tanrıları bulunur.

F. Kon'un verdiği malumata göre bu 'obo'lar dağ tepelerinde, ırmak boylarında ve yol üzerinde bulunur. Eski zamanlarda şamani ayin ve merasimler yapılan yerlerde yapılmıştır. Bazen bu 'obo'lar çayır ve yahut alaçuktan ibaret olur. Yolcular, bu ilahlar bulunan obolara nezirlerini bırakırlar. Urenha-Tuba Türkleri bugün Lamaizm dininde olduklarını iddia ettikleri halde 'obo tagir' (oba ayini) yaparlar. Bu ayin yapılan yer sun'i bir tepeden ibaret olup 'obo' tesmiye edilir.

III —

Eski zamanlardan beri Türk kültürünün tesiri altında bulunan Mançularda "obo" kelimesi tepe manasına kullanılır. Moğollarda eski Türk dininin arta kalanı olan "obo" kültü Lamaların şiddetli mücadelelerine rağmen devam etmektedir. Moğol alimlerinden Dorci Banzarov'un 'obo' kültü hakkında verdiği malumat dikkate değer.

O diyor ki:

"hususi ayinlerden biri 'obo' ayinidir, 'obo' yu her oymak kendine ait olan yerde yapar. Eski zamanda 'obo'ya kurban sunmak merasimi pek basitti. Kam bir ocağın hamisi olan tanrının filan yerde bulunduğunu söyler, oymak ta oraya toprak yığıp bir tepecik yapar ve ayin icra ederdi.
Bu 'obo' bir mabettir. Her oymak burada koruyucu tanrısına kurban sunardı. Geçen yolcu bu 'obo'ya adak olarak at kılı, paçavra parçası atardı. Muayyen zamanlarda obo'ya toplanıp büyük ayin yapar ve kurban keserlerdi. Budda dininin kabulünden sonra da bu adet bitmedi. Lama 'Vadacaradar Diyanci' bu eski an'aneyi Budizm'e uydurmak için 'obo inşası' adlı bir eser yazdı. Dindar Lama böyle bir eser yazmak mecburiyetinde bulunduğundan utanıyor..."

'Obo' ananesi İslamiyeti kabul eden Türklerde de devam etmiştir. Kırgız ve Nogay göçebeleri 'oba' denilen höyüklere kutsiyet atfetmişlerdir. 19 uncu asır bidayetlerinde Kırım Türkleri hakkında bir papaz tarafından yazılmış hatıralarda Nogayların Uzuhrı boz kırında, civarında kaba heykeller bulunan bir obaya toplanıp sohbet ettikleri, ihtiyarların ahlaka dair nasihatlerini dinledikleri yazılmıştı.

Görülüyor ki, 'obo' kelimesi eski devirlerde Orta-Asya'da "kabile tanrısının bulunduğu, kurban ve adaklar kabul ettiği yere yapılmış tepe" manasında kullanılmıştır. Sonra bu kelime Oğuzlar'da muayyen bir "obo" etrafında toplanan ve bir koruyucu ruha tapan aile manasına kullanılmağa başlanmıştır. Bu kelimenin en eski bir Türkçe kelime olduğunda şüphe yoktur. Bununla beraber İngiliz muharrirlerinden Rockhill 'obo' kelimesinin Moğolistan'a Budizm'le beraber Tibetler'den geçmiş olduğunu ve kelimenin aslının Tibetçe do-bon (taş yığını) veyahut do-bum (bin taş) olacağım iddia etmiştir. Fakat bu faraziye çok sathi ve esassızdır. Çünkü 'obo' kültünün lamayizm ve budizmle katiyen alakası olmadığı tahakkuk etmiştir. Yukarıda D. Banzarov'un 'obo' ayinine dair yazdıklarını nakletmiştik. Bu alimden sonra Moğollar arasında tetkikat yapan Profesör Pozdneev eski bir Moğolca eserden şu satırları alıyor:

"Zamanımızda 'obo' ayini pek intişar etmiştir. Bu adet pek eskidir. Tibet ve Moğol Buda eserlerinde bu merasime ait malumata tesadüf etmedim. Eski Buda alimleri bu ayini ihmal etmişlerse de kaldırmak mümkün olmamıştır".

Prof. Pozdneev'in fikrine göre bu 'obo' kültü eski Orta-Asya dininin arta kalam olup budizmle ilişiği olmayan bir ananedir. Görülüyor ki Rockhill'in 'obo' kelimesini izah için söylediği sözler esassız iştikaklara dayanan kuru bir laftan ibarettir.

Bizim fikrimize göre bu 'obo' kelimesi ve onunla bağlı olan ananeler eski Türk kültürü tetkik edilirken dikkate değer bir mevzu teşkil eder.

Kaynakça
Kitap: ABDÜLKADİR İNAN
Yazar: MAKALELER VE İNCELEMELER
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Karışık Zaman-Dizinli ve Karışık Konular hakkında Türk Tarihi ve Kültürü Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir