Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Umay İlahesi Hakkında

Burada Türk Tarihinin Çeşitli Dönemlerinden ve Çeşitli Konularından birlikte anlatılan konular bulabilirsiniz. Ayrıca Türk Kültürü hakkında da Konular bulabilirsiniz

Umay İlahesi Hakkında

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Ara 2010, 21:08

UMAY İLAHESİ HAKKINDA

"Orhun abideleri"nde zikredilen "Umay" ilahesi Türklerin milli ilahelerinden midir, yoksa diğer kavimlerden mi gelmiştir? Bu mesele hakkında bir şey söylemek bizim iktidarımız haricindedir. Bu ilahenin İranlıların "Homay-homa" lariyle alakadar olabilmesi birden bire hatıra gelebildiği gibi, Hintlilerde aynı isimde bir ilahe bulunduğunu da bir yerde görmüştük. Diğer medeni kelimeler ve ıstılahlar bir kavimden diğerine intikal ettiği gibi, ilahlar ve ilaheler, dini ayin ve ananeler de, çok defa, seyyardırlar. Fakat bizim için en mühim olan nokta, "Umay" ilahesinin pek eski devirlerde Türklerin milli ilaheleri sırasına geçerek ta son zamanlara kadar şamani Türklerde "Umay kültü"nün muhafaza edilmesi cihetidir. "Umay" ilahesi, malum olduğu veçhile, en eski olarak "Orhun abideleri"nde mezkurdur.

Burada "Bilge Kağan" validesini "Umay"a teşbih ediyor:

"Umay teg ögüm katun kutınga inim Kül Tigin erat boldı"
("Umay"a benzer kadın anam talihine küçük biraderim Külti-kin er namını aldı")
Bu cümle üzerinde gerek "Radloff1 ve gerek "Meliyoranskiy" "Umay"ın ilahe ve çocuklar hamisi ruh olduğunu söylemişler ve bu hususta mehaz olarak yalnız "Verbitskiy"nin "Altay ve Aladağ lehçeleri lügati" adlı eserinden istifade etmişlerdir.

"Orhun abideleri"nden sonra "Umay", Mahmud Kaşgari'nin. "Mahmud Kaşgari" gibi bir İslam alimi, elbette, "Umay bir ilahedir" diyemezdi. Maamafih "Salıib ül Veled", ve bilhassa Umaya taparsa (ibadet ederse) oğul olur" ibareleri "Mahmud Kaşgari" zamanında bile "Umay kültü" ananelerinin o vakitki islam Türkler arasında da muhafaza edildiğini gösterebilir. Bugünkü Şamani Türklerde de, aşağıda görüleceği veçhile, "Umay", "Sahib ül Veled"dir. "Altun göl" civarında (Abakan nehrinin sağ sahilindeki dağlar arasında) bulunan kitabelerin birinde "bu atımız umay beyimiz" yazılıdır. Bu kitabenin "Umay Bey" namında bir beyin kabir taşı olduğu anlaşılmıştır. Bundan, eski Türklerin "Umay" ismini çocuklarına dahi vermiş oldukları anlaşılır ki, çok manidardır.

Bu günkü Şamani Türklerdeki "Umay" ilahesi hakkında malumat, bize malum olduğuna göre, en evvel rahip Verbitskiy tarafından verilmiştir. Mumaileyh, daha Orhun abidelerinin keşfinden evvel neşrettiği lügat kitabında, Altaylıların "Umay" yahut "Umay inesi" denilen bir ilahesinden bahsederek: ("Umay inesi" yahut "Umay" çocukların ve hayvan yavrularının hamisi olan bir ilahe-ruhtur) diyor. Maamafih Verbitskiy ve Radloff Altay diniyatına ait yazdıkları eser ve makalelerinde bu ilaheden bahsetmemişlerdir.

Katanoff tarafından toplanıp Radloff'un "Türk Halk Edebiyatı nümuneleri" külliyatında neşrolunan metinlerde aynen şu cümle mevcuttur: "pis pastap ülgen adamnan töreende ımay icemeh kada tüstir pu iki kazın". Katanoff buradaki "ımay"ın "Umay" olduğuna dikkat edememiş, binaenaleyh "ölken adamnan" cümlesini "büyük aziz adamın" diye tercüme ederek "ımay" kelimesini de "yava = Havva" ile tercüme etmiştir.

Bize göre doğrusu budur:

"biz ibtida atamız "Ulgen"den türediğimiz vakit bu iki kayın ağacı "umay" ile beraber gökten inmiştir". Bu kadar vazıh ve kolay bir ibarenin Katanoff gibi bir Türkiyatçı tarafından anlaşılmamasına sebep, ihtimal ki, şamanların bu ilaheyi hıristi-yanlardan işittikleri "yava: Havva" ile karıştırarak söylemeleridir.
Aynı eserde defin merasiminden bahsedilen yerde: "Parçan kizi nan kelgende arağı izerde arağını törzeri üs kadap namdır, ımay ice zeri...".

Tercüme:

"Barça (adamlar mezardan) geldikten sonra rakı içerken rakıyı tör tarafına (evin yukarı başına) köşeye üç defa püskürürler (bu) anamız "Umay" tarafına(dır)". Katanoff burada da "Umay"ı Havva ile tercüme ediyor. "Umay" ilahesinin hatırasının Yakutlarda da muhafaza olunduğunu, Troşçanski'nin Yakutlarda "siyah dinin tekamülü" nam eserine Naumof tarafından ilave edilen makalede görüyoruz: "Yakutlarda bir ilah vardır ki" Ogu ımıta" diyorlar. Harfiyen çocuk ımısı demektir. Bu "çocuk ımı"sı bir kuş gibi çocuk üzerinde öter ve bununla mezkur çocuğun nesli bereketli olacağını haber verirmiş", işte Orhon abidelerinde ve "Divan-ı Lügat üt Türk"de ismi geçen "Umay"ın, bugünkü Şamani Türkler arasında muhafaza olunan hatırası, şimdilik bildiğimize göre, bundan ibarettir.

Kaynakça
Kitap: ABDÜLKADİR İNAN
Yazar: MAKALELER VE İNCELEMELER
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: UMAY İLaHESi HAKKINDA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Ara 2010, 21:08

A. V. Anohin:

Altay Şamanlığına ait maddeler. "Şuralar ittihadı ulum akademisinin Antropoloji ve Etnografya Müzesi Mecmuası", cilt IV, 2; Leningrad 1924.
Türkiyatçı merhum Radloff'un talabesinden Anohin'in bu yeni eseri, "Altay" ve umumen "Türk" Şamanlığiyle uğraşanlar için pek kıymetli bir menbadır. Radloff, Verbitskiy, Katanoff, Potanin, Ebu Bekir Dibayef, Troşçanski, Sereşkovski, Pantusof, A. Samoyloviç, S. Maloff ve diğer bir çok alimlerin bu sahadaki mütemadi mesaisine ilave edilen bu eser, son senelerdeki Türkiyat hareketlerinin, etnografi sahasındaki en mühim neticelerinden biri sayılmaya layıktır. Eserin Radloff ve Barthold gibi alimler tarafından takdir edilerek Profesör S. Maloff gibi selahiyet sahibi bir Türkiyatçı'nın nezareti altında neşredildiğini de ayrıca kaydedelim.

Eserin münderecatı şundan ibarettir:

Profesör S. Maloff'un mukaddemesi; I. Ruhlar ve uluhiyetler hakkında; II. Yer ve insanın yaradılışı hakkında efsaneler; -III Ölülerin ve Şamanların ruh ve canları hakkında; IV. "Körmes" lere kurban; V. Şamanın elbisesi ve diğer malzemeleri; VI. Dua ve ilahiler (metin ve tercüme); VII. Altay kamlarının şeceresi ve ecdat kültü.

Bunlardan I-III üncü babların münderecatı, Altay şeman-lığına ait yazılan eserlerden (bilhassa Verbitski ve Radloff eserlerinden) de malum idi. Maamafih Anohin bu meseleleri de, Profesör Maloff'un kaydettiği gibi, ahenkdar bir şekilde sistemleştirmiş, hatta bir çok yeni şeyler de ilave etmiştir. Bu ilk bablarda şayanı dikkat olan malumat, Altay İlah ve Ruhlarının "kam" dua ve ilahilerinden istifade edilmek suretiyle, tavsif edilmesidir. Bu eserin, bugüne kadar bu mevzua ait yazılan eserlerden bir kaç noktada mümtaz hususiyetleri vardır ki, bunların en mühim olam da, çok dikkatli bir transkripsiyonla metinleri kaydederek, onların mükemmel tercümesini vermesidir. Bu ise hiç te kolay bir iş değildir.

Malumdur ki Şamanilerin lıilkat-i alem ve uluhiyete dair akideleri gibi, ibadet ve ayin esnasındaki merasimleri de kat'i ve muntazam bir usule tabi değildir. Halbuki, semavi dinlerde, ibadetlerin muayyen vakitleri, muayyen dua ve ilahileri vardır; ibadet merasimini icra eden ruhani, bütün ayinleri kitaplarda yazılan kaidelere göre ifa eder; muayyen kaideler, asırlarca, ayin üzerinde hakim olur; imamın, papazın ve hahamın ibadet ederken ne okuyacağı, müminlere daha evvelce malumdur. Lakin Şamani ayinleri, zahiren bir dereceye kadar muayyen kaidelere tabi olmakla beraber, mündere-cat itibariyle, hatta Şamanilere bile pek az malumdur. Çünkü, okunacak duaların ekserisi, ayini icra eden Kam'ın ilhamına tabidir. Kudretli ve ilhamı mebzul kam, seleflerinin okuduğu zikir ve ilahileri ezberlemek ve merasimde tekrar etmekle mükellef değildir. O, merasimlerin her birinde ayrı ve yeni dualar icat edebilir. Kam = Şa-man'ın kuvvei şiiriyesi ne kadar kuvvetli olursa, dua ve ilahileri de o nisbette kuvvetli olur. Seleflerin ilahi ve dualarını tahrif etmek günahından Kam'ın hiç korkusu yoktur. Bununla beraber istiğrak halinde bulunan Kam'ın ilahilerini kaydedebilmek şöyle dursun, vazıh surette işitmek bile kabil olmuyor. Çünkü, merasimden sonra, kam ne söylediklerini tekrar edemez. Çünkü o, yalnız istiğrak halinde değil, belki bütün ayin ve merasim devamınca, ruhun ilham ettiği ilahileri tekrar etmekten başka bir iş yapmadığını söyler, işte bunun içindir ki kam dua ve ilahilerini doğru kaydetmek ve mükemmel şekilde tercüme edebilmek, çok müşkül bir meseledir. Altay Şamanlığını ve lehçesini cidden çok esaslı surette öğrenen Verbitskiy bile Şaman ilahilerinin metinlerini tercümesiz olarak neşretmiştir. Transkripsiyonu da adi Rus harfleriyle olduğundanoradaki bir çok kelime ve cümlelerin manaları hiç anlaşılamıyordu. Radloff ise "Altay Şamanlığı" hakkında yazdığı klasik mahiyetteki meşhur eserinde bu gibi duaların yalnız tercümeleriyle iktifa etmiştir. Aynı müellifin "Türk Halk Edebiyatı nümuneleri"nin Şamani Türklere mahsus olan I ve II nci ciltlerinde ise dua ve ilahiler pek azdır. Yalnız IX. cilt ("Ka-tanoff tarafından toplanan metinler), Şaman dualarım ihtiva etmek itibariyle pek zengin olmakla beraber, bunlar, Anohin'in eserinde olduğu kadar sistemleştirilmiş bir şekilde değildir. İşte bu sahadaki —büyük dikkat, mesai ve gayret talep eden— şu noksan, Anohin'in himmetiyle ikmal edilmiştir.

Altay kamlarının elbise, davul ve diğer malzemeleri hakkında verdiği mufassal malumat da bu babta eşsizdir. Bu güne kadar Altay kamlarının kıyafeti hakkında bu derecede mufassal malumat elde bulunmuyordu. Bu eseri, bu mesele hakkındaki sair eserlerden ayıran diğer bir hususiyet de, topladığı metinleri okuyan kamların şecerelerini gayet mükemmel bir şekilde kaydetmesidir, ki eserde verilen metinlerin manalarını daha iyi ve daha vazıh bir surette anlamak için bu cihet pek mühimdir. Profesör S. Maloff'un da pek haklı olarak takdir ve kaydettiği bu hususiyetler, diyebiliriz ki, Altay Şamanizmine ait şimdiye kadar yazılan bütün eserler arasında Anohin'in bu eserini birinci dereceye yükseltmiştir.

Erlik için yapılan hususi merasimdeki ilahiler de bu güne kadar, bizim istifade edebileceğimiz eserlerde, bu derecede mükemmel ve' mufassal olarak malum değildi. Potanin bu ruh hürmetine yapılan merasimi bir dereceye kadar tasvir etmiş ise de, bir kaç satırdan başka metin kaydetmemişti. Radloff'un neşrettiği metin ise çok kısadır; hatta Verbitskiy'nin lugat'inde kaydolunandan on yedi mısra eksiktir. Bununla beraber, bu metinler Verbitskiy'nin son on mısraı müstesna olmak üzere, dua ve hitap mahiyetinde olmayıp, Erlik Kaan'ın tavsifinden ibaret idi. İşte bu metinlere ilave olarak Anohin'in eseri Erlik kültüne ait yeni mükemmel metinler (160 mısradan fazla) veriyor. Yer-su ve bilhassa Altay kültüne ait metinlerde, bu güne kadar edebiyatta tesadüf olunmıyan bir vuzuh mevcuttur. Elbette, Radloff'un "Türk Halk Edebiyatı nümuneleri"nde Yer-su ilahlarına hitaben okunan ilahiler metni, kemiyet itibariyle ondan daha fazladır. Mamafih bu ilahiler Anohin'in metinleri kadar kalbleri teshir ve cezbedemiyor. Altay'a hitaben söylenen ilahiler, Anohin metinlerinde tabiat evladının ruhunun derin köşelerinden samimi bir imanla coşan ve ağızlarından kendi kendine dökülen lahuti nağmelerden ibarettir. Bunlar, iptidai ve sılıri efsunlar mahiyetinde şeyler değil, tekamül etmiş bir ruhun takdis ettiği mevcuda karşı hudutsuz muhabbetlerini terennüm eden hakiki ilahi şiirlerdir.

Profesör S. Y. Maloff tarafından yazılan mukaddeme de başlı başına bir eser addolunabilir. Bu mukaddemede, Şamanizme ait şimdiye kadar Rus edebiyatında mevcut eserler hakkında kitabiyet malumatından başka, bu mühim mevzuun Rus alimleri tarafından tetkiki tarihine dair verilen mufassal izahat da bilhassa mühimdir. Hülasa, Anohin ve onun bu yeni eseriyle, "Şuralar ittihadı Ulum Akademisi" Türkiyat sahasında ilim dünyasına yeni bir alim ve yeni bir eser kazandırmış oluyor.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Karışık Zaman-Dizinli ve Karışık Konular hakkında Türk Tarihi ve Kültürü Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir