Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Türk Düğünlerinde Exogamie İzleri

Burada Türk Tarihinin Çeşitli Dönemlerinden ve Çeşitli Konularından birlikte anlatılan konular bulabilirsiniz. Ayrıca Türk Kültürü hakkında da Konular bulabilirsiniz

Türk Düğünlerinde Exogamie İzleri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Ara 2010, 20:50

TÜRK DÜĞÜNLERİNDE EXOGAMİE İZLERİ

Türkler tarih sahnesine pederşahi ve exogomie yasasiyle aile kuran bir kavim olarak çıkmışlardır.
Çin kaynaklarına göre, M.Ö. III. asırda Hun hükümdarları muayyen bir boydan evleniyorlardı. Buna nazaran Hunlarda, mesela şimdiki Kırgızlarda olduğu gibi, qarsı quda 'karşılıklı dünür olma' adeti vardı. Etnografya araştırmalarından anlaşılmıştır ki, hep bir boydan kız alma adeti muayyen bir boya kız verme, yani karşılıklı kız değiştirme adetiyle bağlıdır. Hunlarda bu adetin bulunduğu Ci-hov-şan adlı bir prens hakkındaki hikayeden çok iyi anlaşılmaktadır. Bu hikayeye göre, Hun hükümdarı Hülü-çüan-çü (M.Ö. 68 - 60) öldükten sonra oğlu Ci-hov-şan yedi hükümdarın zulmünden korkup, Vu-şan-mu beyi olan kayınpederinin yanına gitti. Vu-şan-mu beyi Hun hükümdarının akrabasından birinin kızıyla evlenmişti. Demek ki Vu-şan-mu beyi Hun hükümdarı sülalesiyle hem güvey, hem de kayınpeder idi. Hunlarda üvey ana ve yenge ile evlenme (leviratus) adeti de exogamie yasasının icaplarında dı. Aynı adetin Kök Türklerde, Uygurlarda ve Kırgızlarda da bulunduğunu biliyoruz. Yenisey kitabelerinden birinde yatta tühürime adrıldım "yad eldeki dünürümden ayrıldım" kaydı da gösteriyor ki o devirde dünür yad elden olurdu.

Bu adetin müteakip asırlarda da kuvvetle devam ettiği anlaşılıyor. Hatta Oğuzlar Anadolu'ya geldikten sonra exogamie yasasına riayet etmişlerdir. Dede Korkut hikayelerinden anlaşıldığı gibi, iç- Oğuz beyi Kazan'ın dayısı Taş-Oğuz beyi Oruz idi. Beyböyrek ile nişanlısı Banu Çiçek birbirini tanımıyorlardı. Kazan beyin oğlu "yad kızı helalime destur versin,, diye vasiyet ediyor; Deli Dumrul "yad kızı helalim var" diyor.

İslamiyeti kabul edip yerleşik hayata geçmiş olan Anadolu Türklerinin düğün adetlerinde, eski göçebe hayatı devrine ait exogamie geleneklerinin izlerini çok açık ve kuvvetli bir şekilde görüyoruz. Mesela kızların düğün türküleri "yad ellerden,,, "el oğlundan,, şikayetlerle doludur.

H. Z. Koşay tarafından neşredilen Türkiye Türk düğünleri üzerine mukayeseli malzeme adlı eserde bu çeşit türkülerden 'örnekler verilmiştir:

Analar besler hurma ile
El oğlu döger yarma ile
El oğluna oldum yalvarma ile
Git kızım sağlıklarla
Sil gözünü yağlıklarla

Odun alır kucağına
Varır elin ocağına
El oğlunun kucağına
Ney ney n'eyleyim aman

Esvap yuduğum taşlar
Gölgelendiğim ağaçlar
Gidiyorum arkadaşlar

Gidiyorum elinizden kurtulayım dilinizden...

Alın, yeşilin aldı mı
Seni boylara, yadlara verdi mi?

Babamın tütünü eğrice tüter
El oğlunun sözü mıh gibi batar

Bunda ayrılık var ölümden beter

Bu yanık türkülerin, exogamie devrinin hatıraları, bir boydan yabancı bir boya, yad ellere giden kızların bıraktıkları akisler olduğuna şüphe yoktur.
Exogamie yasasının hala yürürlükte olduğu Altay ve Yenisey Türk boylarının, Kazakların ve Başkurtların düğün türkülerinde keza yad ellerden şikayet edilmektedir.

Karagas kızı şöyle ağlar:

Adam tenmen! Araganı altı taqşa Ijip-algaş sadıp-ıtçan! Ijem ten-merı! Araganı ini taqşa ijip-algaş sadıp-ıtqan ! öske yerge perip-itti öskelenjig polu-perdi...

Başkurt kızları düğünün son gününü, yani kızın güvey köyüne gideceği günü, matem gününe çevirirler. Ölülere ağıt söyler gibi gayet yanık ahenkle kırk-elli kız bir ağızdan Türkü söylerler ki buna sindev derler.

Tifek bilbeü, qundu börk hin aldırdın ataqay! Altı ala baytalga hin hatqahın ataqay ! Yifek şarşau, tülki ton hin algahıfi inekey! Altı ala hıyırga hin hatqahın inekey! Kümüş iyer, kök aygırhin algahıfi agaqay! Kilgen de yaysı qaytma mini hin berdirdin agaqay! (Şahsi notlarıma istinaden.)

Kazakların düğün türkülerinden car car da bu çeşit türküler-dendir.
Yakutlara göre qis ağo omuqqa anallöx qil buollağa "devuşka vsegda bıvaet dostoyaniem inoplemennıx".
Çağdaş İslam Türklerden exogamie yasasına kesin olarak riayet eden uluslar Kazaklarla Başkurtlardır. Bunlarda evlenme yasak olan soy dairesi en az yedinci göbek atanın erkek torunlarından teşekkül etmiş soydur. Fazla çoğalmıyan soylarda bu yasak dokuz ve hatta on iki göbeğe kadar devam eder. N. i. GRODEKOV tarafından toplanan malzemeye göre, Kazaklarda "akrabalık,, kırk göbeğe kadar sürüp gider. Bununla beraber, yedinci göbekte evlenmeğe müsaade edilir. Kırgızlar ise, beşinci göbekte evlenmeği tecviz ederler. Son zamanlarda ikinci göbekte bile evlenmeler olmağa başlamışsa da, bu gibiler hakkında "adeti (zan) bozuyorsun,, diye sitem ederler. Halmuham-mat adlı bir beyin sözüne göre, bu gibi adamlar yurttan kovulur.

Başkurtlar XVIII. asırdan beri yerleşik, yahut yarı-yerleşik yaşadıkları ve Orenburg mahkeme-i şeriyesine tabi oldukları halde, exogamie yasasına hala riayet ederler. Dağlı Başkurtlar XIX. asrın başlarında bile bu yasağa aykırı hareket edenleri öldürürlermiş4. Kazaklardan ve Başkurtlardan şehirlere yerleşenler bile sırf bir gelenek olarak, yakın akrabadan evlenmezler.
Yakutlarda bu yasak dokuzuncu göbeğe şamildir.

Anadolu Türklerinin de uzaktan evlenmeyi tercih ettiklerini biliyoruz.
Halbuki eski devirlerde evlenme yasağımn çok daha geniş bir daireye şamil olduğu muhakkaktır. Bu devirlerde evlenme, kız kaçırmak ve yağma etmek yoliyle olmuştur. Nitekim Yakutlarda ve Altay Türkleri arasında son zamanlara kadar evlenme ancak kız kaçırma ile "meşru izdivaç,, sayılmıştır. Yakutlarda evlenmeğe karar veren delikanlı, kendi soyuna mensup bütün gençleri toplar ve büyüklerinin huzurunda kam ayini yaptırırdı. Akına gidecek atların bağlandığı kazıkların dibine tulumlarla kımız konulur ve kam da bu kımızları, atların koruyucusu olan ıtıq (ıdıq) ruhuna saçı ederdi Altay Türkleri arasında bugün de erkek ve kız tarafları kendi aralarında sözleştikleri halde, delikanlı kendi soyundan olan yiğitlerle beraber giderek kız kaçırır.

Mamafih kız kaçırma ve yağma etme yoliyle aile kurma adeti devamlı huzursuzluğa sebep olduğundan bu meseleyi barış yoliyle halletmek içtimai bir zaruret olmuştur. Yakut düğünlerini çok iyi tetkik eden SEROŞEVSKİY "Yakut düğünü bir barış merasimini andırmaktadır,, diyor. Bütün Türk düğünleri hakkında aynı hükmü vermek mümkündür. Çünkü bütün Türk düğünlerinde symbolique "savaş" unsuru ile gerçek barış unsuru yanyana bulunuyor.

Exogamie yasası tatbik edilen Türk boylarında kız istemek için muayyen sözler vardır. Altay Türkleri arasında "dokuz nesil önce aramızda savaş vardı; şimdi biz barış yapmağa geldik, 3 sözü vardır ki, eski çağlarda kızın yağma edilerek kaçırıldığını, şimdi ise "barış" ile gelin istendiğini bildirmesi itibariyle dikkate şayandır.
Kırgızların Manas destanında eski usulün hatırası olarak yağma ve kaçırma ile evlenmeden bahsedildiği gibi, barış yoliyle, yani kalın ödeme yoliyle evlenme de tasvir edilmektedir.

Manas, babası Yakıp hana şöyle hitabediyor:

Şorug'tuii qızın Aqılay
Olyolop aldım qorgondon,
Qıs alganday bolbodum,
Qıs qoynun körbödüm Q_an ata Yaqıp qarı

Argımaq atın tistegin
Attanıp çıstı isteğini

Yakıp han, kız ararken, bir çobanın çadırında misafir oluyor ve ona seyahatinin sebebini şöyle anlatıyor:

Menim Batır Manas balam bar
Oayıp'tıii qızm Qara Börük
Qarmap algan taladan, Şoruq'tuft qızın
Aqılay Olyolop aldı qorgondon,
Qıs alganday bolgon yoq,
Aygaf atım tistedim Manasla sulü qıs istedim.

Manas'ın "yağma ederek kız aldım; fakat kız almış gibi olmadım,, sözü, yağma ile evlenme devrinin kapamp sulh yoliyle aile kurmanın daha iyi olduğunun anlaşıldığı devrin ifadesidir. Manas kalın vererek evleniyor. Fakat düğün esnasında yine iki taraf savaşıyor. Gelin, yine ganimet olarak alınıyor. Manas'ın kırk yiğiti de kırk kızı yakalayıp kaçırıyorlar. Pederşahi ilk aileye "meşruluk,, veren "kaçırma,, ve "yağma,, sulh yoliyle evlenme devrinin düğünlerinde symboligue olarak devam ettirilmiştir.
Esasen bütün Türk düğünlerinde kız ve güvey tarafları arasında, symbolique olarak "savaş" ve sonra "barış" yapıldığı müşahede ve tesbit edilmiştir.

Mesela Anadolu Türk düğünlerinde bu "savaş" unsurunun devam ettiğini görüyoruz. Bulgar Dağı yürüklerinin düğünleri hakkında şu malumat verilmektedir. Nişanlanacak oğlan kızın evine geldiği zaman kızın kardeşleri ona temiz bir dayak atarlar. Oğlanın babası çobanına koyun sürdürür. Nişan bayrağı gelir. Kızlar da ağıt söylemeğe başlarlar. Ağıtı müteakip kızın kardeşleri oğlan tarafını tahkir ederek taşlarlar. Kız tarafı galip gelirse nişan yapılmaz. Malatya'da oğlan tarafı düğüne geldiği zaman kız tarafı kapıyı kaparlar, bahşiş almadan kapıyı açmazlar. Köylerde mahalle gençleri sapancalık namiyle hediye isterler ve alayı durdururlar. Kastamonu köylerinde kız alacak taraf elliden fazla atlı olarak gelirler ve silah atmağa başlarlar.

Birçok çağdaş Türk uluslarının düğün adetleriyle alakalı tabirleri, pederşahi aile müessesesinin exogamie yasası çerçevesinde kız yağma etmek suretiyle kurulduğunu pek açık göstermektedir. Mesela Başkurt Kazak ve Altay lehçelerinde güvey ve kız ailesi arasında aracılık eden adama yavçı (yüçı) denilmektedir ki "akıncı muharip,, manasını ifade eder. Anadolu Türkleri arasında bu adama Görücü yahut dünürcü ve bazı yerlerde elçi denilmektedir, görücü eski zamanlarda gizlice kız ariyan ve kaçırmağa fırsat hazırlıyan casustu. Yakutlarda görücü olarak tüngün körüççü tam silahlı üç muharip gelirdi. KAŞGARLI'ya göre, Oğuzlar görücüye yorıgçı derlerdi. Kazak ve Altay lehçelerinde yorugçu kelimesi yine "akıncı, çapulcu" manalarına gelir. Coruqçu bası colda kalır diye bir atalar sözü vardıf ki "çapulculukla geçinen adam başını yolda kaybeder" manasını ifade eder.

Başkurt düğünlerinde yaraş gazanı denilen bir adet vardır. Buna göre, kalın malı tamamiyle ödendikten sonra, kızın ailesince güvey tarafından gelenlere ziyafet vermek lazımdır. Taraş gazanı Başkurtçada "barış kazam"' manasına gelir.

Barış, kalın tediye etmek suretiyle olmuştur. Kalın yahut kalın kelimesi bütün Türk dillerinde müşterek bir kelimedir. Bununla beraber Kırgızlar ve Başkurtlar bunun yerine süyek satımı (süyek "kemik"), Yakutlar sulü derler. Süyek satımı boydan birinin yabancı bir boya satıldığım, kalın malı da onun karşılığı olduğunu ifade eder. Sulü kelimesi ise eski Türkçede "fidye-i necat" manasına gelen yolug kelimesinin Yakutça şeklidir. Kız kaçıran boyun cezadan kurtulması için verilen mal demek oluyor. Eski devirlerde kalın malı, öldürülen bir boy azasının diyeti gibi, boyun ortak malı idi. Kalın malı boy azaları tarafından ortaklaşa ödendiği gibi, kız için alınan kalın malı da ortaklaşa taksim edilirdi.

Kalın malı tediyesi merasimine Altay Türkleri yaraştıq derler ki, sulh mukavelesi yapmak demektir. G. J. RAMSTEDT'E göre, kalın kelimesine ilk defa Sucı kitabesinde rastlanmaktadır. V - VI. asır Uygurlarının kalın malını nasıl ödedikleri ve bu münasebetle yaptıkları merasim bir Çin kaynağında tasvir edilmiştir. Buna göre, kalın malını kızın akrabası alıyordu. Herhalde kalın malı ödiyerek evlenme Türklerde çok erken çağda teessüs etmiş olsa gerektir. Bununla beraber, çok muhafazakar olan aile müessesesi, symbolique de olsa, kaçırma ve yağmayı izdivaca "meşruluk,, veren unsurlar olarak düğün merasiminde saklamıştır.

Kaynakça
Kitap: ABDÜLKADİR İNAN
Yazar: MAKALELER VE İNCELEMELER
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: TÜRK DÜĞÜNLERİNDE EXOGAMİE İZLERİ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Ara 2010, 20:51

Barış yoliyle dışarıdan evlenme zarureti hasıl olduktan sonra kız kaçırmanın iki boy, yahut iki ulus arasında anlaşmazlıklara sebep olmamasını sağlamak için kızın boyuna mensup birinden, sonraları kızın kendisinden, "nzalık" gösteren bir nişan almak adeti ortaya çıkmıştır. Böylece "nişan,, adeti ve izdivaca "meşruluk" veren bir unsur olarak evlenme merasimine sokulmuştur.

Çin kaynaklarının verdikleri haberlere göre, nişan adeti Orta-Asya uluslarında çok eski devirlerden beri mevcuttu. I-lov boyunun adetine göre, nişanlı kız saçlarına bir tüy takardı. Şıveğ boyu "sözleşmeden sonra kızı kaçırırdı. Arap kaynakları da Türklerin evlenme adetlerinden bahsederken mehir 'kalın' verdiklerini ve nişana benziyen adetlerini zikrederler. YAKUT'a göre, nişanlanma delikanlı tarafından kızın açık başına bir elbise atmak suretiyle olurdu; başka bir müverrih ise evlenmek istiyen Türkler kızın açık başına mendil korlar; kız mendili kabul ederse nzalık nişanı sayılır" diyor. Altay Türkleri arasında delikanlı, kaçırmak için sözleştiği kızdan nişan olarak bir mendil alır.

Türk düğünü, aile müessesesi tekamül vetiresinde muhtelif safhalar geçirdikten sonra, her safhada meydana gelen adetleri içine alarak, muhtelif ve birbirine aykırı unsurlardan mürekkep bir merasim haline gelmiştir. Bu merasimi teşkil eden unsurlardan en mühimi exogamie ve kız kaçırma devrindeki adetleri temsil eden unsurlardır.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Karışık Zaman-Dizinli ve Karışık Konular hakkında Türk Tarihi ve Kültürü Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir