Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Eski Türklerde Teslim ve İtaat Sembolleri

Burada Türk Tarihinin Çeşitli Dönemlerinden ve Çeşitli Konularından birlikte anlatılan konular bulabilirsiniz. Ayrıca Türk Kültürü hakkında da Konular bulabilirsiniz

Eski Türklerde Teslim ve İtaat Sembolleri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Ara 2010, 20:42

ESKİ TÜRKLERDE TESLİM VE İTAAT SEMBOLLERİ

Eski Türklerde sefere çıkmak, barış yapmak, düşmanı teslim almak gibi önemli içtimai olaylar muayyen bir törenle tesit edilmiştir. Bu törenlerin en eski şekillerini tavsif eden tarihi belgelere malik değiliz. Bununla beraber bu törenlerin bazı kalıntı ve kırıntıları tarihi eserlerde ve folklorda muhafaza edilmiştir. Biz bu makalemizde teslim ve itaat törenine ait unsurlar olduğu anlaşılan adetlere işaret edeceğiz. Külahını çıkarıp koltuğu altına almak, kuşağım çözüp boynuna asmak, galibin silahı altından geçmek eski Türklerde teslim ve itaat sembolü sayılırdı. Bunlardan en önemlisi mağlubun galip huzuruna girerken, teslim ve itaat sembolü olarak, boynuna kuşağını veya silahlarını asmak adeti idi. Türk ve Moğol ulusları İslamiyeti kabul ettikten sonra bile asırlarca bu adeti muhafaza etmişlerdir. Zahireddin Babur, Kalat kalesi savaşında kazandığı zaferi ve düşmanlarının teslim oluşlarını anlatırken "Zünnun Argun Kalatı Mukim'e vermişti. Mukim'in adamlarından Ferruh Argun ile Kara Bulut Kalat'ta bulunuyorlardı. Ok kılıflarını ve kılıçlarını boyunlarına asarak geldiler. Günahlarını bağışladık" diyor. Herhalde bu adamların kılıçları kuşaklarına veya kemerlerine bağlı bulunuyordu.

Çok erken İslamlaşmış olan Selçuklularda teslim ve itaat sembolü olarak boynuna kefen sarmak adeti bulunduğunu görüyoruz ki, eski devirlerdeki kuşak asmak adetinin İslamlaşmış şeklinden başka bir şey değildir. İbn Bibi (Selçuk Tarihi)'nin hikayesine göre, hapiste bulunan Sultan Alaeddin Keykubad'ı Oğuz beyleri hükümdar yapmıya karar verdiler. Geçmişte bu sultanın iğbirarım celbetmiş olan emir Seyfeddin Aybe, sultanı hapishanede ziyaret ederken kılıcını çözüp kütvale verdi ve "yüzünü mezellet yerine kodu ve gözlerinden yaşı revan olup koltuğundan kefenin çıkarıp boynuna doladı ve küt-vale verdiği kılıcı alıp sultanın önüne kodu"

Abulgazi Han, Esfendiyar Han'a tabi Türkmenleri imha etmeyi tasarlarken adamlarına şöyle diyor:

"Türkmenleri kıralım. Esfendiyar Han'ın huzuruna varıp boynumuza futa (kuşak) asarak arz kılalım...".

"Boynuna kuşak asıp yalvarmak" motifi Türk folklorunda çok yaygın bir motiftir. Kırgızcada "moyunga kur (kuşak) salmak" tam teslimiyet göstermek demektir; "boto (futa) salınmak" merhamet dilemek demektir. Manas destanında bir kahramanın "boynuna kuşak koyup" beyine yalvardığı tasvir ediliyor. "Kaplan doğmuş delinin açığı yaman geldi. Yanındaki kırk arkadaşı sızlanarak kalkıverdiler, sakalları darmadağın oluverdi. Almanbet boynuna kuşak (boto = futa) asıp yalvardı."

Kaynakça
Kitap: ABDÜLKADİR İNAN
Yazar: MAKALELER VE İNCELEMELER
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ESKİ TÜRKLERDE TESLİM VE İTAAT SEMBOLLERİ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Ara 2010, 20:44

Kabılan tugan tentektin
açuu caman keldi deyet,
canındagı kırk çora
tura kondu sırkırap,
sakalı ketti burkurap
Almanbet turdu çalınıp
moynuna boto salınıp...

Kazakların "Kuzu Körpeç" destanında da aynı motifi görüyoruz. Sarıbay Han avlanırken yanlışlıkla bir gebe merali öldürüyor. Buna pişman olarak "sarı başlı ak koyun Allah'a adak edip ve boynuna kemerini asıp (Allah'a) yalvardı".

ak sarı bas Aldaga koyun ay tıp moynuna kisesin sap calindi endi"

Bu Kazak destanındaki Sarı Bay Han'ın Allah'a ibadeti Çengiz Han'ın Burkan Haldun dağında dağ ruhuna yaptığı ibadetden farksızdır. Çengiz Han'ın bu ibadeti "Moğolların Gizli Tarihi"nde şöyle tasvir edilmiştir: Temuçin (Merkitlerin elinden kurtulduktan sonra) güneşe bakıp saçı saçtı ve "Burkan Haldun'a her sabah tap-malıyım. Neslimin nesli böyle bilsin" diyerek kuşağını boynuna astı, külahını eline takıp göğsünü açtı, dokuz defa secde etti.

Altın Ordu hanlarından Berke Hanın Müslüman olduktan sonra boynuna sicim takıp Allah'a yalvardığı hakkında bir hikaye Tabakat-i Naşiri müellifi Minhac Cüzecani tarafından kaydedilmiştir. Onun verdiği malumata göre, babası Batu'nun yerini elde etmek maksadiyle Kıpçak ve Saksın diyarından Tamgaç memleketine giden Sartak orada büyük kaan Mengün han tarafından i'zazla geri gönderilmişti. Oradan döndükten sonra Batu'nun yerine hanlık tahtına geçmiş olan amcası Berke'yi ziyaret etmedi. Berke ona adam gönderip kendisi Sartak'ın babası yerinde olduğunu ve ziyaretine gelmediğinin sebebini izah etmesini talep etti. Sartak ise kendisinin hıristiyan olduğunu, Müslüman yüzünü görmenin kendisine uğursuzluk getirdiğini söyledi. Bu haber Müslümanlar hükümdarı Berke'ye yetiştirildikten sonra o bir çadıra girdi, boynuna sicim geçirip kendisini zincirle çadıra bağladı. Allah'a tam bir teslimiyet göstererek Sartak'a beddua etti. Üç gün ve üç gece böyle Allah'a, adetteki ayinleri yaparak, yalvardı. Dördüncü gün Sartak öldü.
"Boyuna sicim takma"nın eski Oğuzlarda esaret ve kulluk sembolü sayılmış olduğu Dede Korkut hikayelerinden anlaşılmaktadır.

Salur Kazan'ın oğlu Uruz'un hikayesinde esareti anlatmak için:

Kıl sicim ak boynuma takıldığım...
Kara kıldan sicim boynuna takılu
Ak boynunda kıl urgan takılu.

cümleleri söylenmektedir.
Galibin kılıcı altından geçmek de eski Oğuzlarda teslim ve itaat sembolü sayılmıştır. Dede Korkut hikayesi kahramanlarından Bamsı Beyrek'e karşı suçlu olan Yalıncık, Beyrek'in ayağına düşüp kılıcının altından geçiyor; Beyrek dahi onun suçundan geçiyor.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Karışık Zaman-Dizinli ve Karışık Konular hakkında Türk Tarihi ve Kültürü Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir