Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Ulüş

Burada Türk Tarihinin Çeşitli Dönemlerinden ve Çeşitli Konularından birlikte anlatılan konular bulabilirsiniz. Ayrıca Türk Kültürü hakkında da Konular bulabilirsiniz

Ulüş

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Ara 2010, 20:15

"Ulüş"

"Ulüş" ("Raşid ad-din"in tabirince" füsl») meselesi de "orun" hukuku meselesiyle alakadardır. Yukarıda naklettiğimiz Türkmen rivayetinden de görüldüğü veçhile, her mevkiin kendine mahsus "ülüş"ü vardır. Bir kabilenin muayyen bir mevkie oturması kesilen hayvanın muayyen bir veya bir kaç azasında onun hakkını göstermiş olur. Bu hak yalnız kabilenin değil, bir aile azalarına karşı bile riayet edilir (mesela babası berhayat olanlar kendi evlerinde baş kemiğini bile ellerine almazlar, ananeye göre güden (bağırsak) ve boyun çobanın hakkıdır. Çoban bunu talep edebilir).

"Orun" mephasında zikrettiğimiz veçhile "müçe" (ülüş) ananesi XV inci asırda Anadolu'da yaşamıştır. 'Ala'eddin Keykubad devrinde ise bu ananenin bir kanun (Oğuz töresi) sıfatı ile tatbik edildiği o zamanda rivayet olunmuştur. Yukarıda zikrettiğimiz bu rivayetteki "müçeler" kelimesi şüphe yoktur ki Kırgız-Kazak ve Başkurtlar-da istimal edilen "müçe" ıstılahının aynı olup ve aynı "hisse" ve "ülüş" manalarında kullanılmıştır.

"Raşideddin"in Oğuz menkıbesinde zikrettiği" «cAjf fl-ti I» meselesi hakkında Ziya Gökalp Bey kısmen tetkik tecrübeleri yapmıştı. Bu tetkiklerde "Ebül-gazi"nin «<rı; ijAi» si ve bugün yaşıyan bazı ananelerden istifade edilmemiştir. Bununla beraber bu merasimin sırf dini ve mistik bir mahiyet arzettiği ileri sürülmüştür. Yine ayni mesele 1860 senesinde "N. I. ilminski" tarafından mevzuubahis edilmiştir. Gerek ilminski, gerek onun makalesine ilaveten yazan Lama Galsan Gamboyef bu meselenin izahına yardım için bugünkü Türk ve Moğol kavimlerinin bazı adetlerini tesbit etmişlerdir. Fakat bunların yazdıkları bu hususi ziyafet meclislerine ait olduğundan meseleyi tamamiyle tenvir ve izahtan uzaktır. Bununla beraber ilminski, pek haklı olarak, bu adetin "pek eskiden dini-felsefi bir mahiyeti olmakla beraber kabilelerin cemiyetteki mevkilerini gösterdiğini" kaydetmiştir.

Kazak-Kırgızlarda kesilen hayvanın azalarından on iki azası (on iki müçe) esas addedilir. Yani bir hayvan eti on iki grup olarak oturan misafirlere -işgal ettikleri mevkiye göre- verilebilir.

Bu on iki aza şunlardır:

I-Iki kalça kemiği,
II-Iki aşıklı kemik,
III-uyluk kemiği,
IV-iki kürek kemiği,
V-iki bazu kemiği,
VI-kubere kemikleri (cem'an on iki kemik).

I - inci mevki hakkı:

Kalça kemiği, üç kaburga, kuyruk yağı ve ciğer parçaları, baş (kesilen hayvan at olursa sağrı ve oma kemiği "Uça").

II-inci:

(aynı azalar,yalnız baş yoktur).

III - üncü:

"aşıklı kemik", iki kaburga, ciğer ve kuyruk.

IV-üncü:

(aynı azalar).

V-VI - ıncı:

Uyluk kemikleri

VII-VIII - inci:

kürek kemikleri

IX-X - uncu:

Tokmaklı (bazu) kemilkler

XI-XII - inci:

Ku'bere kemikleri

Bundan başka "döş" güveyinin yahut gelinin, kuyruk kemiği kızların; bağırsaklar kadınların, güden ve boyun çobanların hakkıdır.
Lama Gamboyef'in verdiği malumata göre Moğolların (Buretlerin) kemik taksimleri Türk kabilelerinin taksimlerine nazaran az çok farklıdır.

Moğollar kürek kemiğini Lamalara takdim ederler. Hayvan yedi esas kısma ayrılır:

dört ayak, döş, oma kemiği kısmı ve belkemikleri. Gamboyef'in kaydettiği bu adet, eğer bütün Moğol kavimlerinde müşterek ise Oğuz boylarının "ülüş" hakkındaki ananelerinin Kazak-Kırgız ananelerine daha yakın olduğu anlaşılıyor.

Oğuz menkibesinde zikredilen (aşıklı kemik) ve Kazak-Kırgızların "müçe"lerinde "kalça" (canbas) dan sonra gelen "asıktı cilik" Türk kabilelerinde ayrıca bir ehemmiyeti haizdir:

1 — Kırgız - Kazaklardan biri bir çocuğu evlatlığa kabul ederek merasim yaparken "asıktı cilik" kemiğini kendi eliyle çocuğun eline verir. Bu merasim yapıldığı zaman "evlatlık" kendi evladı hukukuna malik olur. Bu "asıktı cilik" (aşıklı ilik) merasimi yapılmazsa evlatlık aile azası hukukuna malik olamaz.
2 — Sabık hanların ahfadı "aksöyek: akkemik" (aristokrasi) addolundukları halde bunlara "baş" verilmez, "aşıklı kemik" verilir.
3 — Davayı sulhla halletmek isteyen bir Yakut merasim için mutlaka bir hayvan keser; çünkü sulhetmek için "kırılmamış bir aşıklı kemik lazımdır".

Kırgız-Kazak kabilelerinin "orun-mevki" ve "ülüş" (et parçası) için kavga ve gürültü yapmaları meselenin iç yüzünü anlamıyanlar nazarında pek iptidailik ve kabile inatçılığı yahut oburluk telakki edilebilir. Meselenin iç yüzü ise kabilenin haiz olduğu hukuk meselesidir.

"Orun" ve "Ülüş" her kabilenin ve her oymağın kavim ve cemiyet içinde bir çok şeyler üzerindeki hukuklarını gösteren delildir; müessesedir. Yayla, av, harp ganimetleri taksim edilirken her kabilenin "orun"u ve "ülüş"ü nazar-ı itibara alınarak ona göre "pay" verilir. Mühim içtimalardan birinde "orun" ve "ülüş"ünü bir defa kaybeden kabile yahut oymak yayla mer'a av ve sair şeyler üzerindeki hukukunu da kaybetmek tehlikesine maruz kalır. Onun içindir ki her kabile bu "Orun" ve "Ülüş" haklarına ehemmiyet vermek mecburiyetindedir.

Kaynakça
Kitap: ABDÜLKADİR İNAN
Yazar: MAKALELER VE İNCELEMELER
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Karışık Zaman-Dizinli ve Karışık Konular hakkında Türk Tarihi ve Kültürü Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir