Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Türk Rivayetlerinde "Bozkurt"

Burada Türk Tarihinin Çeşitli Dönemlerinden ve Çeşitli Konularından birlikte anlatılan konular bulabilirsiniz. Ayrıca Türk Kültürü hakkında da Konular bulabilirsiniz

Türk Rivayetlerinde "Bozkurt"

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Ara 2010, 16:58

TÜRK RİVAYETLERİNDE "BOZKURT"

Eski Romalılarda ve Araplarda kurdun efsanevi bir mevkii olmasına rağmen, onun, Türk milli kültü olduğu malumdur. Kurdun Hiyung-Nu, Tukyu, Oğuz, Uygur, destanlarından başlayarak, ta Moğol anane ve efsanelerine kadar ne büyük tesirler icra ettiği, üstat Köprülü zade Fuat Bey tarafından tetkik ve tahlil edilmiştir. Köprülü Zade bu araştırmalarında yalnız tarihi vesikalara istinad etmiş, tetkiklerini yalnız edebiyat tarihi noktasından yapmıştır, "elyevm İslam olan Türklerin halk edebiyatında bile eski bir milli destanın müşterek izlerine tesadüf olunmaktadır" demekle beraber, kıymetli tetebbuatında bu noktayı tenvir etmeği mevzuu bahsinden hariç addeylemiştir.

Filvaki Türk kavimleri içinde, biz, müşterek destanlardan kat'ı nazar, çok defa eski destanların müşterek izlerini buluyoruz. En cenubi Türklerdeki Milli Oğuz destanının bir çok unsurlarını, Türk kavimlerinden kat'ı nazar, en şarki ve şimali Türklerin komşularında (Fin ve Moğol kavimlerinde) bile görüyorum. Mesela, bugün halis Moğol olan "Uğur", "Sartogul", "Horhut" kabilelerinin menşeleri hakkındaki rivayetlerde Horhut = Korkut bulunması, 'Dede - Korkut'umuzda zikrolunan "Tepegöz" masalının pek cüz'i farklarla Şimal 'Samoyed - Ostyaklar'ında söylenmesi, Türk mevzularının komşu kavimlerde bile ne kadar intişar ettiğini gösteriyor. Maamafih bu güne kadar "Kurt efsanesi" unsurlarının bugünkü Türk kavimleri rivayetlerinde vazıh bir surette göze çarptığını ve yankılarını gösterecek unsurları toplayan hiç bir zat bizce malum değildir. Şarki Türk ve Moğol kavimlerinin etnografyasına büyük hizmetleriyle maruf müsteşrik Potanin ciltlerle yazdığı eserlerinde, Kurdun Türk kültü olduğuna şüphe etmediği halde, bu günkü Türk akvamında bu efsane bakiyelerine pek az tesadüf etmiştir.

Orta asırlardaki İtalyan destanlarına kadar tesir eden "Boz-kurt efsanesi" unsurları (Veselovvskiy, "Roman ve hikayeler tarihinden, II, 307 Petersburg 1888, "Atilla" hakkındaki baba bakınız) Türk kavimlerinin kendi halk edebiyatında ufak bir iz bırakarak kaybolmuş mudur? Ebülgazi Bahadır Han gibi Türk ve Moğol ananelerine sadık bir edip ve müverrih de eski destanın "Boz-kurt efsanesi"ne ait mükemmel bir levhasını bize veremiyor.

"Dede Korkut"da ise "Kurt kültü"nü hatırlatan yalnız bir iki cümleye tesadüf ediyoruz:

"Kurdun yüzü mübarek". "Kara başım kurban olsun kurdum sana!".

Eski Moğol vesikalarında, İslam - İran mehazlarına nazaran, "Kurt efsanesi"ne ilgi bir dereceye kadar bulunur. Moğol hakimiyeti devrinde Çince yazılmış "Yuan çaobişi" de Çengiz Han'ın ceddi alası olarak "Börteçine: Bozkurt" zikrolunuyor. Moğolların tarihi destanları arasında şaheser sayılan "Altın topçu" de halis Türk rivayetlerindeki vakıa aynen nakledildiği halde, Bozkurt yerine kırmızı köpek zikrolunur. 'Börteçine' ise bir şahıs ismi olarak mezkurdur.

Schmidt tarafından neşrolunan "Sanang sesen" de 'Börteçine' Reşidettin de ve "Altım topçu"da olduğu gibi, isim olarak zikrolunur. "Börteçine" bir Tibet prensi idi. 'Dalay Subin Arru Altan Şirike Tuhakarivcv oğlu idi; "Börteçine Moğol kavimleri içine geldi". Bu 'Börteçine'nin eski 'Bozkurt' olduğunda Schmidt şüphe etmiyor. Şu Moğol 'Börteçine'sine istinaden, Hunların Tukyuların da Moğol olduklarını ispat için nazariyeler uyduruyor.

Bugünkü Moğollarda "Bozkurt" ananelerinin izlerine bu sahalarla meşgul müsteşriklerin eserlerinde tesadüf edemedik. Baykal gölü civarındaki Buryat - Moğollar da Börteçine namını taşıyan bir kabile bulunursa da, jenealojilerine ait rivayetlerinde "Bozkurt" efsanesine ait bir şey görülmüyor.

İşte Bozkurt efsanesinin Moğol tarih ve destanlarında ve halk ananelerindeki vaziyeti bu şekildedir.
Moğol kavimlerinin rivayet ve ananelerini, İran - İslam tesirine fazla bir derecede merbut kalmış müverrihleri bırakarak halis Türk kavimlerinin ananelerini nazarı itibare alırsak, bu efsaneye ait rivayetlerin şekli büsbütün değişir. Bunlardan biri, halis Türk ananesinden ibaret olan Uygur destanıdır ki, Çin mehazları kadar eski olmamakla beraber mühim bir vesikadır, ikinci eser ise, Orta Türk rivayeti olan "Çingizname"lerdir. Bu rivayetlerin muhtelif varyantları vardır.

"Başkurt rivayeti" olanı "Kazan" Darülfünunu Türk lisanı muallimi Halfin tarafından 1819'da neşrolunmuştur. Maamafih, "Börteçine" ve diğer rivayetler hakkında araştırmada bulunan müsteşriklerden hiç bir kimse, henüz bu eserden istifade etmemiştir. "Çingizname"nin Kazak - Kırgız rivayeti noksan ve muhtasar bir surette Radloff tarafından neşrolunmuştur. Kırım - Nogay rivayetinin tesbit edilmiş olduğu nüsha, Berlin memleket kütüphanesinde mahfuzdur. Halk içinde de bu rivayetlerin türlü şekillerde tesbit olunmuş nüshaları bulunurdu.

Başkurt rivayeti olan nüsha "Börteçine" ve "Yisükey Bahadır"ı bilmiyor. Ona binaen cihanın büyük hakanı 'Çingiz Han', bilavasıta, 'Yılkı Yallı Gök Bürü' oğludur. Başkurt kabilelerini teşkil eden (Yurmatı, Kıpçak, Kanklı, Katay, Tamyan v.b.), gibi muhtelif kabilelere alamet olarak "tamga, ağaç, kuş" veren, şu 'Gök Börü: Bozkurt' oğlu Çingiz Han'dır.

Bu destanda "ışık" ve "Bozkurt"a ait efsanenin sureti iki sahife teşkil ediyor.'Alankua' kocasız hamile olmuş. İl içinde dedikodular zuhur etmiş. 'Alanakua' kendisine bir ziya nüzul ettiğini ve Kurt olarak çıktığını beyan etmiş. Tetkik için 'Kıpçak Karabı "Türkmen Kel Mehmed bi', 'Oraduç bi' namlı büyükler 'Alankua"nın çadırı civarında pusu kurmuşlar.

Gece yarısından sonra:

Havadın bir yarkın kün indi. Kördiler erse esleri kitti. Bular yine bir ançadın eslerin yiyip aldılar erse birbirindin sordular: "bayağı kün bolup ingen ne erdi?" dediler.

Bilmediler. - "kelingiz, bizler esirgen teg bolup olturgunça yala-rımızın tartıp çınglatang: börü bolsa çıkar" tidiler. Andın son tura salıp yaların tartıp çektiler. Kördüler kim: yılkı yallı kök börü çıka keldi. Artına karap "Çingiz!" tip avaz birdi.
Berlin'de nüshası olan Kırım-Nogay rivayetinde, umumi münderecat itibariyle büyük farkına rağmen, "Alankua, ışık, Bozkurt" efsaneleri aym rivayettir (varak 6).

Eserde coğrafi isimler, kabail alametleri (tamga, kuş) idil havzalarında anlaşılmayan lügatler (umumen birinci kısmın münderecatı) Ural dağlarında tesbit olunduğuna gayet vazıh bir delil olduğu gibi, Başkurtlarda bulunan "Çingiznameci" denilen ihtiyarlar, matbu nüshadan habersiz oldukları halde, nesilden nesle "Çingizname" söylemekle marufturlar.

Bu destan, gerek şark ve gerek garp Türklerinde, pek eski bir destanın, Moğol fütuhatı sonunda değişmiş bir suretinden başka bir şey olamaz fikrindeyiz. En eski Türk destanının merkezi unsuru, şüphesiz, "Bozkurt" olmuştur.

Bugünkü Şamani Türklerde kurdun kutsi mahiyeti olduğu görülür. Şaman davullarında mutlak kurt resmi bulunur. Tuba (Uranhay) Türklerinin kam dualarında Bozkurt'a hitap edilir.

Kaynakça
Kitap: ABDÜLKADİR İNAN
Yazar: MAKALELER VE İNCELEMELER
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: TÜRK RİVAYETLERİNDE "BOZKURT"

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Ara 2010, 16:58

Üstü kudaydan çarlıktım
Çedi konukta çem çibezim
Çedi konu-kta çem çiyrim
Kudayımnıng kayırazı
Kök pörü erenim kayrahan!
Aksım punnun çılgakşan
Kü pörüm!
Yukarı Tanrı'dan memurum!
Yedi gün (muttasıl) yemek yemez (hayvan)ım
Yedi gim yemek yerim
Tanrımın merhametli (bende)si
Bozkurdum, efendim!
Ağız ve burnunu (dili ile) yalamakta olan Boz kurdum!
(Radloff, Türk Halk edebiyatı nümuneleri, IX, 204).

"Bozkurd'a ve kurdun önderliğine ait efsanelerin en koyu yeri, şüphesiz Başkurdlar arasındadır. Avamın "Başkurt" kelimesini tavzih etmek merakı da, dolayısiyle, halk iştikakının bu efsaneleri muhafazasına ayrıca bir sebep olmuş olabilir.

1) "Başkurt" kelimesi hakkında Başkurt halk iştikakı şayanı dikkattir:

18 inci asır ihtidalarında resmi Rus menbalarında bu kelime Başkurt beylerinin verdiği tavzihata binaen, Glavnıy Volk = Başbuğ Kurd' diye kaydolunmuştur. Bu kavmin Rus hakimiyetine İcarşı isyanları da 'Kurdoğlu' olduklarından imiş. Eski zamanlarda bu kavim sancaklarında Kurt başı taşımışlar. O sebepten Başkurt adını almışlar imiş.

2) Eski zamanlarda Başkurt kavmi kurda 'Börü' demez, 'Kurt' derlerdi. Babaların ismini gelinlerin söylemesi yasak olduğundan dolayı kurt için "börü" ismi taammüm etmiştir.

3) Peygamber, sahabelerinden üç zatı 'Ural' dağlarına İslam dini öğretmek için yollamıştı. Bu sahabelere Ural dağlarına kadar bir Bozkurt rehberlik etmiştir. Ural dağlarında bulunan kavim de, İslamiyeti kabul ettikten sonra "Başkurt" diye adlanmıştır.

4) Eski zamanlarda uzak şarkta yüksek, karlı dağlarda 'Başkurt, Nogay, Kazak, Kırgız' kavimleri bir tek babanın evladı olarak yaşıyorlardı. O vakit 'Başkurt' Nogay, ve başka.." isimler yoktu. Bir zaman bunlar arasında ihtilaf ve mücadele zuhur etti. Günlerin birinde bu kabile reisi ava giderken önünde bir kurt peyda oldu. Reis, bu kurdu takip ede ede, cennet gibi ormanları ve nehirleri olan bir azametli dağlara geldi. O vakit Kurt birden bire kayboldu. Reis anladı ki, bu rehberlik eden Kurt, Tanrı'dan bu kavme tayin edilmiş "Kut: talih"dir. Reis geriye, şark diyarına vardı. Kavim ve kabilesini beraber alıp Ural dağlarına getirdi. İşte diğer kardeşlerinden ayrılan bu kabileye "Başkurt" denildi ki, "Kurdun baş olup getirdiği kavim" demektir.

Ahund Kurbanali Hacı Halid oğlu'nun "Tevarih-i Hamse-i Şarki" adlı eserinde "Başkurt isminde vechi tesmiye" babında aynen şu efsane nakledilir: (aynen)

"Başkırd taifesi Özbekten olup ismi evvelden var ise de nefsi özlerinden namına sikke sokturmuş, müstakil hanları olduğu malum değildir... Bunların Başkırd ile müsemmasında kıl-u kaller olup cümleden beri budur ki lugat-ı Fürste Kaşkıri gürk deyip etrak bundan tahrifle kırd diyorlar. Bu taife haddi zatında bigayret-i şecaat olduktan kaşkara teşbihen "kırd" denilip kırddan ziyade kavi demek mahalde mübalağa edip "Baş" lafzını koşarak Başkırd demişler. Ecdadlarında dahi bu evsaf-ı memduha mevcut olduktan kaşkırın müradifi olan kurd ve mübalağasiyle Başkırd tesmiye etmişler ola.

Hazreti Ali Keremullahü veçhenin medhinde şir dedikleri gibi bahadır adamları arslan demek, kaşkır demek ve lakabı ile "kök yal" demek medh-i Özbekandır... Ama Hacı Molla Zahireddin nam seyyahın nakline binaen Başkırd isminde veçhi tesmiye zaman-ı mazi ecdatlarımızdan üç adam kış seferinde yol yanılıp adaşmışlar iken ittifak kurdun izine düşüp il bulduklarından, bizler kurdun iziyle keldik, bizlere kurt başçı oldu dediklerinden, bu üç zatın furuuna başçısı kurt olan adamların nesli demek siyakında Başkırt deyip bu nam evlatlarına lakap olup kalmış. Ahali-i Başkırt'ın büyük ecdatları işbu üç zevatlar imiş.

Müverrih Ahund Kurbanali bu efsaneleri naklettikten sonra, sonuncu rivayete inanmıyor; ve diyor ki; "bu rivayet yol şaşırmış ecdadın yolundan daha şaşkın bir yoldur; bizim indimizde birinci rivayet essah ve efsahtır".

Bundan anlaşılır ki, " Başkurt " kelimesinin Kurt efsanesiyle ' — Halk itikadınca olsa bile — alakadarlığı, ta Şarki Türkistana kadar (milellif şarki Türkistan ülemasındandır) intişar etmiştir. Şüphe yok ki "Başkurt" kelimesinin bu efsane ile hiç bir alakası ve münasebeti olmasa bile, daima eski destanda merkezi unsur olan " Bozkurt "ı Türk kavimlerine tahattur ettirmiştir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Karışık Zaman-Dizinli ve Karışık Konular hakkında Türk Tarihi ve Kültürü Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Google [Bot] ve 2 misafir