Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

İl Dini'nin Esası

Burada Türk Tarihinin Çeşitli Dönemlerinden ve Çeşitli Konularından birlikte anlatılan konular bulabilirsiniz. Ayrıca Türk Kültürü hakkında da Konular bulabilirsiniz

İl Dini'nin Esası

Mesajgönderen TurkmenCopur » 27 Ara 2010, 22:10

İL DİNİ'NİN ESASI

Bir din mensup olduğu zümrenin içtimai vicdanını gösterir. Aşiret devrinde her batın müstakil bir vicdana malikti. Her batının ayrı bir rengi vardı. Bununla kendi hususi şahsiyetini bariz bir surette ifade ediyordu. Bundan başka dört cihetten, dört mevsimden, dört hayvandan, dört unsurdan biri de kendisi ne aitti, kendisinin hususi timsalleri idi. Dörtlü tasnife daha çok eşya dahil olduğu için, başkaca daha bir çok timsallere de malik demekti. Batınlara aid bu timsallerin çokluğu gösteriyor ki, batınların içtimai vicdanı, aşiretin içtimai vicdanından çok kuvvetli idi. Her batının kendi yersu'su, nazarında, aşiretin Oğan'ından daha çok nüfuzlu idi. Bundan dolayı-dır ki batınlar arasında, kan davası ve çatışma gibi badireler eksik olmazdı. Hatta, batınları hususi ilahları olan Yersular çatışmaya, akına, muharebeye sevk ederdi. Oğan aşiretin timsali olmakla beraber, bir sulh ilahı değildi. Bu sebeple kavgalara mani olmak onun bir rolü değildi. Buna mukabil, her yersu yalnız kendi batınının hususi dayanışmasına kıymet verdiği için, onun üstün gelmesini temine çalışırdı. Divan-ı Lugat'da Yersu'ya çivi namı veriliyor. Bu kitapta deniliyor ki, iki Türk kavmi muharebe edecekse kavga gününden evvelki gece, bu kavimlerin çıvıları, yani yersuları birbiriyle cenk ederler. Geceleyin galip gelen çivinin kavmi ertesi günü vuku bulan muharebede galebe çalar, mağlup çtm'nın kavmi mağlup olurmuş.

Bu hal gösteriyor ki, aşiret henüz kuvvetli bir tesanüde malik hakiki bir cemiyet olamamıştı. Çünkü müşterek vicdanı henüz kafi derecede kuvvetlenememişti. Hal-buki batınlardan herbirinin gayet kuvvetli olmak üzere ma'şeri bir vicdanı vardı. O halde, aşiret dini, daha ziyade kan davası dini idi, il dini ise bir devlet dini olarak vücuda geldi.

İl dini zuhur ettiği zaman Türkler'de millet vicdanı, kafi derecede kuvvetlenmişti. Milletin vicdanı birinci dereceye yükselmiş, batınların hususi vicdanları ikinci dereceye düşmüştü.

Böyle bir zamanda, halkın arasından bir evliya yahud kahraman zuhur ederek mensup olduğu halkın ma'şeri vicdanını şiddetli bir surette hissetmeye başladı. Bu ma'şeri vicdan, daha yüce bir ilah timsali altında tecelli ediyordu. Daha yüce, semadan başka ne olabilir? O halde, bu yeni ilan Tanrı, yani Gök namını aldı. Eski ilahlar, isimlerinin ne delalet ettiği veçhile toprağa aiddiler. Her boy bir ırmak boyunda, her soy bir su kenarında yaşadığı için, maşeri vicdanını hayatına medar olan yer ile suyun timsalleri altında seziyordu. Buna göre batınların ma'şeri vicdanlarına yersu namı verilmiştir. Şimdi batın mefkuresinden daha yüksek bir mefkure, sulh mefkuresi, (bir halkın aşiretleri ve batınları arasında kan dökülmemesi mefkuresi) doğuyordu. Bu mefkure doğunca il dini de kendi kendine teşekkül etti. Bu mefkureyi ilk duyana Tanrı Kutu ünvanı verildi. Bu zat sulh dinini tesis ve bunu benimseyen devlet teşkilatını vücuda getirmeye kendini memur ve meb'us biliyordu.

Hükümdarlara Tanrı Kutu gin yüz denildiğini Deguignes yazıyor. Tanrı Kutu'nun manası malum. «Zillullah ve ruh'Allah» (Tanrının gölgesi ve Tanrının sulhü) manalarınadır. Gin yüz ise, «geniş yüzlü» demektir. «Cengiz» kelisinin moğollarca bu tabirin tahrif edilmiş bir şekli olması muhtemeldir. «Geniş yüz» lakabı da, sahibinin büyük bir prestije malik celaletli, şehametli olduğunu anlatıyor.

Orhun Kitabesinde Tanrı'ya Türk Tanrısı namı veriliyor. Bu tabirde gösterir ki, Tanrı bir rabb'ülalemin (Alemlerin Rabbı) değildi. Belki bir Türk uruğunun kavmi ilahı idi. Hakan'ın da Tanrı tarafından gönderildiği Orhun Kitabesinden anlaşılıyor.

Fakat yukarıda Türk Tanrısı ve mübarek Türk yer-suları şöyle yaptılar:

Türk Budunu yok olmasın diye, yeniden bir budun olsun diye babam «İl besleyici» Hakan ile Anam «il bilici» Hatun'u yükselttiler, ğöğün tepesinde tutup yukarı çıkarttılar.

İl kelimesi eski Türkçe'de hem (sulh), hem de devlet manasınadır. Hakikaten, içtimai sulh ile devlet aynı zamanda teşekkül edebilen iki müessesedir. Bir cemiyette kan davası ve çatışma kaideleri yürürlükte ise, onda bir devlet mahiyeti bulunamaz. Devlet kan davasıyla iç çatışmaların bittiği yerde başlar. (Devletin halk üzerinde hakimiyeti) velayet-i amme teessüs edince artık hususi ihkak-ı hak (hak arama) yollarına lüzum kalmaz. İşte bu sebeplerden dolayıdır ki, il Türkler'de hem bir din, hem bir devlet, hem de sulhçuluk ahlakı suretinde vücud buldu.

İl dini, ilk önce aşiret dinini kendi teşkilatı arasına almakla işe başladı. Çünkü teessüs etmiş bir takım an'anelerin değişmesi ile büsbütün ortadan kalkması mümkün değildir. Hususiyle, aşiret dini, ailenin esaslarını tesis etmiş ve kadın cinsine büyük bir mevki ve nüfuz temin eylemişti. Aşiret dininin büsbütün ortadan kalkması, aile tesanüdünün zayıflamasına ve kadın hukukunun tenakusunu (azalmasını) icab ettirebilirdi. Bu suretle il dini teşekkül ederken, aşiret dini'nin onun sistemine bir unsur halinde eklenmesi, kadın hukuku bakımından çok faydalı olmuştur.

Aşiret dininde eski batınları temsil eden yersular, il dininde sol kolu teşkil etti. Sulh taraftarlarının mümessilleri olarak yeni zuhur eden Tanrılar sağ kolu vücuda getirdiler. Oğuzlar'da Gün, Ay, Yıldız Hanlar tanrılardır. Gök, Dağ, Deniz Hanlar yersulardır. Yakutlar'da Dokuz Ağa Uzaların tanrılar, Sekiz Ağa Uzaların yersular olduğunu ve Altay Türkleri'nde tanrıların da, yersuların da adedi onyediye çıkarılmış bulunduğunu yukarıda görmüştük.

İki kavmin bu dini münasebetlerinden başka, siyasi ve ahlaki hususiyetleri de vardır. Sağ kol sulh fırkası, sol kol harp fırkası idi. Aynı zamanda sağ kol erkek fırkası, sol kol kadın fırkası idi. Hakan Sağ kolu, Hatun sol kolu temsil ederdi.

Kaynakça
Kitap: TÜRK TÖRESİ
Yazar: ZİYA GÖKALP
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Karışık Zaman-Dizinli ve Karışık Konular hakkında Türk Tarihi ve Kültürü Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir