Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Türkiye'de Çerkesler

Burada Türk Tarihinin Çeşitli Dönemlerinden ve Çeşitli Konularından birlikte anlatılan konular bulabilirsiniz. Ayrıca Türk Kültürü hakkında da Konular bulabilirsiniz

Türkiye'de Çerkesler

Mesajgönderen TurkmenCopur » 27 Ara 2010, 03:12

ÇERKESLER

Türkiye'de "Çerkeş" olarak tanımlanan topluluk gerçekte 1864'te Rusların sürdüğü birbirinden tamamen farklı dillere sahip-farklı Kuzey Kafkas halklarından oluşan 8 ayrı etnik gruptur. Çerkeş diye bir halk ve Çerkesçe diye bir dil yoktur. Çerkeslik bir üst kimliktir. Kuzey Kafkas topluluklarının Ruslar karşısında 1864'te acı bir yenilgiyle sonuçlanan destansı bağımsızlık savaşı sonrası tarihin tanık olduğu en büyük insanlık trajedilerinden biri yaşanmış ve Kuzey Kafkas toplulukları vatanlarından, mülklerinden koparılarak Osmanlı topraklarına sürülmüştür. Olayın tanığı tarihçilerin bir "facia" olarak tanımladıkları sürgün esnasında yüzbinlerce Çerkeş yolda ölmüştür. Şemseddin Sami'ye göre sürgün edilen 1.000.000 insandan ancak 200.000'i sağ olarak Anadolu'ya varmıştır. Diğer kaynaklar sürgün edilenlerin sayısını 1.500.000 Anadolu'ya ulaşabilenlerin sayısını 400.000 olarak gösterir. Dolayısıyla Çerkeslik vatanlarından koparılmış insanların kader birliğinden doğan bir özlem, dayanışma kimliğidir.

Türkiye'de Çerkeş olarak tanımlanan grupların etnik adları Adigeler, Abazalar, Ubıklar, Asetinler (Osset), Dağıstanlılar, Çeçen-Inguşlar, Balkarlar ve Karaçaylardır.

Her birinin dili ayrıdır. Balkarlar ve Karaçaylar ise Türk'tür ve Türkçe konuşurlar. Tarih literatüründe ise çoğunlukla sadece Adigeler için Çerkeş tabiri kullanılmıştır. Abaza ve Ubıklar için de aynı tabir zaman zaman geçerli olmuştur. Meydan Larousse Çerkesleri Abzah, Byeduh, Şapşığ, Natuhay, Temigay, Besleney, Hakuşi, Kabartay olarak tasnif eder.

Tarihi kayıtlar Yunanlıların antik çağda Adigelere "kherkhet", "kerket" dediklerini, bu tanımın giderek bütün Kuzey Kafkas halklarına mal olduğunu, Romalıların Kafkasya'da dolaşırken 70 tercüman bulundurduklarını belirtir. Oysa, bu kelime Türkçe "gerkes" kelimesinden gelmektedir.

Çerkeş adı değişmemiş olarak aynen Orta Asya'da kullanılmıştır. Kazak-Kırgızlarının Bavlı Ovlı (oğlu) kabilesine bağlı bir boyun ismi "Çerkeş"dir.

Altaylarda Tanrı Dağları kesiminde bir bölüm de "Çerkeş" adını taşır. Boz Ulus Türkmenlerinin bir şubesi de "Çerkeş Oğlu""dur. Bugünkü Göklen Türkmenlerinin bir boyu da "Çerkes'lerdir. Çerkeş ve Gerkes eski Türk efsanelerinde yer alan bir kuşun adıdır. Yunanlıların kullandığı "Kerkes" kelimesinin Kuzey Kafkasya'da karşılaştıkları Çerkeş, Gerkes kavimlerinin adlarının bir karşılığı olduğu ve bu kelimeyi Yunanlıların Türklerden aldığı açıktır. Çerkeş diye bilinen ilk unsurun Türk oymağı olduğu ise kesindir.

Meydan Larousse olsun, İslam Ansiklopedisi olsun birçok Çerkeş Tarihi olsun Çerkeslerin etnik kimliklerinin oluşumunda Türk unsurun önemli rol oynadığında birleşmişlerdir. Özellikle bölgeye daha M.Ö. 8. yüzyılda egemen olan Sakaların ve onların boyları olan Sarmat ve Alan Türklerinin bu oluşumdaki yeri önemlidir.

Fransız tarihçisi Deguignes, "Hunlar, Moğollar ve Türklerin Umumi Tarihi" isimli eserinde "Çerkes'lerin ve "Kerkisler"in aslında bir Sibirya kavmi olduğunu ve bir zamanlar Baykal gölüne akan Ankara nehri yakınında yaşadıklarını ve daha sonra Gürcü bölgesine geçtiklerini belirtir ve Çerkeslerin orada KERKES namını taşıdıklarını ve Avrupalıların bu ismi Cırcasse'ye yani Çerkeş'e değiştirdiklerini zikreder.

"Etnik yapılarında İskit, Sarmat, Alan kabileleri yer alan Çerkesler M.Ö. 6. yüzyılda Kuzey Kafkasya'ya yerleşmişlerdir."
"Çerkesler tarihleri boyunca Hun, Avar, Kıpçak, Altın Ordulular ve Kırımlılar ile temasa gelmişlerdi"

"G.N. Potanin ise daha ileri giderek Kafkasya Milletlerindeki bütün destanların menşeini (kökenini) Altaylara kadar götürmüş, motif ve eşhar itibariyle, bunların tamamen Turani olduklarını iddia etmiştir."

"Çerkeş gruplarından Karaçay ve Balkarlar Türk dili konuşurlar. Miller ise Karaçay ve Balkarları Hun İmparatorluğu'nun yıkılmasından sonra ortaya çıkan Kafkasya Bulgarları (Türk)'nın temsilcileri olarak görür... Osetinlerin tarihin ünlü, büyük kavmi Alanların temsilcileri oldukları kabul edilir... (sayfa 16) ... Kolkhide Kazıları sırasında Abhazya'nm Kulanırkha köyünde bir başka antik kültürün verilerine de rastlanmıştır. Fantastik özelliklere sahip bu kültür İskit (Saka Türkle-ri) kültürüdür. Kolkhide kültür ürünleri ile iç içe bulunan İskit eserleri genellikle süs eşyaları, takılar, at koşumları vb.'dir. Bilindiği gibi İskitler yaşadıkları çağda oldukça kalabalık bir halktı. Asya kökenli bir Türk kavmidir. Göçebe ve savaşçı bir kavimdir. Güney Rus steplerinde beşyüz yıl kadar yaşadıkları tahmin edilmektedir. M.Ö. 7. yüzyılda adları duyulmaya başlandı. Yine M.Ö. 670 yılında Küçükasya'ya yürüdüler. İran, Suriye, Filistin gibi ülkeleri ellerine geçirdiler. O dönemleri yazan tarihçilere göre, 28 yıl bu ülkelerde yaşadılar. Ancak İranlıların şiddetli direnişi karşısında geri dönmek zorunda kaldılar. Bu olaydan sonra M.Ö. 2. yüzyıla kadar Kafkasya'nın birçok yerinde ve Kırım'da varlıklarını sürdürdüler. Kulanırkha'da yaşadıkları Arkeolog Mihail Trapş'ın kazıları sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu kazılara kadar İskitlerin Abhazya'da yaşamış olabilecekleri tahmin edilmiyordu. Çünkü, Herodot, İskitlerin Güneye inerken, Kafkas dağlarını sağ taraflarına aldıklarını yazmıştır. Herodot'un yazdıklarına göre Abhazya'ya uğramış olma olasılıkları yoktur.

Kulanırkha'da bulunan İskit (Saka) eserleri ondördü bakırdan, beşi de çelikten yapılmış toplam ondokuz adettir. Yine aynı yerde bulunan at geminin de İskit eseri olduğu düşünülmektedir. Çünkü benzerleri Kuban ve Dinyeper'de bulunmuştur ve 2600 yıllıktır. Yine bu kazılarda göze çarpan en önemli nokta, buraya gelip yerleşen iskitlerle burada yaşayan Kolkhidelilerin kaynaşmış olduğudur. Çünkü mezarlıkları bile ortaktır.

"Sözünü ettiğimiz dönemde Abhazlarm Kuzey-Doğu komşuları, Adige-Çerkes halkları ve günümüz Asetinler'in ataları olan Alanlardır. Aynı tarihte bölgeye Türk Kökenli halklar da gelip yerleşiyorlar."

Prof. Dr. Hasan Tankut'ta 1938'de yayımladığı eserinde Kırgızların Ediğe ve Adige kabilelerinden bahseder. Üstelik bugünkü Çerkeş grup içindeki Balkar ve Karaçaylar Türktür ve Türkçe konuşmaktadırlar.

Yukarıdaki alıntılardan da anlaşılacağı üzere Çerkeş bölgesi halklarının etnik kimlik oluşumuna en eski dönemden itibaren katılan en önemli unsurlardan biri Türklerdir. Çünkü İskitler Türk unsurun egemen olduğu bir Asya kavmidir. Ancak bölge halklarının etnik yapısını daha sağlıklı olarak belirleyebilmek için Kuzey Kafkasya tabirini biraz iyi tanımlamak ve binlerce yıl yan yana, iç içe yaşamış toplulukların kimler olduğunu belirlemek gerekir.

Kuzey Kafkasya deyince coğrafi olarak Kuban nehriyle sıradağlar arasında dar bir bölge anlaşılır. Oysa tarihi bakımdan bölge kuzeyde Azak Denizine, batıda Kafkas sıradağlarının kuzeybatısına, doğuda Hazar denizine kadar uzanır. Adi-ge, Çeçen, İnguş, Dağıstan (Lezgi), Asetin, Ubıklar Kuzeydedirler. Güney'de Abhazlar mevcuttur. Ancak Abhazların yanındaki Gürcüler ve Lazlar da bu toplumlarla yakın ilişki içinde olmuş iç içe yaşayan halklardır. Bu nedenledir ki bir-çok tarihçi Gürcü ve Lazlara da Çerkeş grubu içinde yer verirler. Bu şekilde Çerkeş tabiri en geniş anlamıyla 18 halkı

kapsar. Bölge geniş sınırlarıyla Anadolu'nun 1/5'i kadar bir büyüklükte düşünülebilir.
Çerkeş bölgesinin 18 grubu değişik ölçülerde de olsa birbirleriyle daima ilişki içinde olmuşlardır. Özellikle Abhazlar, Adigelerle olduğundan belki daha çok Laz ve Gürcülerle temas etmişlerdir. Bu 18 halkın her birinin etnik kökenini ayrı ayrı belirlemek mümkün değildir. M.Ö. 8. yüzyıla inildiğinde bölgede İskitler, Alanlar dışında bugünkü adlarıyla anılan kavim de yoktur. Bu bölge birbirine yakın özellikler taşıyan iki uygarlıkla anılır. Bunlar Kuban ve Kolhid uygarlıklarıdır. Bölge halkına genel olarak Kolhidler denmiştir. (Kolchid)

Herodot eski Kolchida'nın yerli halkı Kolh'lan siyah derili, kıvırcık saçlı ve Mısır kökenli göstermektedir.
Bu tipik bir zenci tanımıdır. Ancak bugünkü bölge halkı kumral, sarışın, açık tenli, uzun boylu ve renkli gözlüdür.
Milattan sonraki dönemde buraları gezen tarihçiler, seyyahlar da bugünkü tipi tanımlamaktadırlar. Bu tanım Orta Asya Türklerine, Oğuzlara, İskit ve Alanlara da uygundur.

Arkeolog Mihail Trapş'ın Kolkid kazılarında İskit ürünü eserler ortaya çıkardığı ve Kolhidlerle İskitlerin mezarlarının dahi ortak olduğunu belirlediği belirtilmişti. Kuban uygarlığını aydınlığa kavuşturan Maykop kazılarında bulunan eserler de Hazar Türk bölgesinde bulunan eserlerle tamamen benzerdir. Amerikalıların Hazar Denizinin Güney Doğusunda (İs-kitlerin ve Hazar Türklerinin yurdu) Astarabat'ta yaptığı kazılarda Alman arkeolog F. Schmidt "TEPEHİSAR" kurganını açmış ve çıkan eserlerin Abhaz'daki Maykop kazılarında bulunanlarla aynı olduğu görülmüştür.

Gerek Maykop gerek Kolkhide kazılarının bulguları Çerkeş bölgesinin en eski yerleşik (otohton) halklarından birinin Türk unsurlar (İskit) olduğunun açık kanıtlarıdır. Türkler bölge halklarının etnik oluşumunda elbette tek unsur değillerdir.

Tarih kaynakları Akdeniz havzasından ve Mezopotamya'dan bazı kavimlerin Kafkasya'ya geldiklerini ve buradaki yerli halkla karıştıklarını da bildirmektedir:

"Yapılan tahminlere göre, şimalden (Kuzey) göçen deli-kosefal bir kavim, Akdeniz havzasından gelerek, Karadeniz sahili ile şimale doğru yayılan brakisefal bir kavim ile Kuban ırmağı (Kuzey Kafkasya) boylarında karşılaşmış ve karışmış ve bu karışmadan mezosefal bir tip meydana gelmiştir. Fakat bu mutasavvıf antropolojik tip daha çok delikosefale yakındır.

Pantıuhou Çerkeslerin tam sub-dolikosefal tipinde olduklarını söylemektedir. Bu tiplerde açık göz renklere siyah gözlerden daha bol rastlarız. Mamafih bunların esmer brakisefaller ile oldukça karışmış oldukları görülür."

"Kafkasya milletlerinin Yafes'in oğlu Targames (Torgoma)'den geldiği hakkında "efsaneyi" nakleden St. Martine göre... Kartvel adının Gürcülerin ilk anayurtları olarak anılan ve Chaldeia (Kaide) ilgili sanılan Kardu'dan geldiği iddia edilmektedir. Buna göre.... Iberler, Chaldeia-Urartu camiasına dahil iken VI. (M.Ö.) asırda VAN havalisinden çıkarıldıktan sonra kendilerinden önceki kavimleri kısmen şimale (kuzey) sürerek ve kısmen de onlar ile karışarak Kafkasya'ya yerleşmişlerdir."

İslam Ansiklopedisinin cildinin 838. sayfasında çok sayıda tarihi kaynak referans gösterilerek Kafkasya'ya Bulgarlar, Borçalular, Sabirler, Hazarlar, Kıpçaklar, Bulgarlar gibi birçok Türk kavminin daha gelip yerleştiği belirtilmektedir. M.Ö. VIII. yüzyılda başlayan Türk yerleşim ve istilalarının M.S. VII. yüzyıla kadar Güney Kafkasya'ya, Orta Asya'dan Kuzey Kafkasya üzerinden gelen çok sayıda Türk boyu ve kavmi hakkında GÜRCÜLER bölümünde İslam Ansiklopedisinden (cilt, 4) aktarılan geniş bilgi verilmiştir.

Hemen hemen tamamı Batılı, Rus, Kafkas, Grek tarihçi arkeolog, seyyahlarının tesbitleri olan alıntılarda mevcut bilgiler göstermektedir ki Kafkas Topluluklarının etnik oluşumunda İskitler, Alanlar, Hazarlar, Kıpçaklar, Sabirler (Türkler), hatta Doğu Anadolu kavimleri etkin olmuşlardır. Alanlar sonradan dil değiştirmiş olmakla beraber Türklükleri tarihi verilerle kanıtlanmış bir kavimdir. İskitlerin ise çoğunluk ve egemen unsurun Türk olduğu Orta Asyalı kavimlerden oluştuğu bilinmektedir.

Esasen gerçeği ifade etmek gerekirse, Çerkesler, Gürcüler, Lazlar dahil olmak üzere bütün Kafkas unsurlar ırki nitelik itibariyle yaklaşık 2800 yıl boyunca Türklükle yoğurulmuş etnik oluşumlardır. Arkeolojik kazılardaki bulgular ve tarihi veriler bu gerçeği açıkça kanıtlamaktadır. M.Ö. 800'de İskitlerle başlayan Türklerle kaynaşma, bu bölgede Alanlar, Hazarlar, Sabirler, Bulgarlar, Avarlar, Buntürkiler, Barslılar (Borçalular), Kıpçaklarla 13. yüzyıla kadar kesintisiz sürmüştür.

Ayrıca, Kafkas topluluklar 1461'de Güney ve 1578'de Orta Kafkasya'yı fetheden Osmanlıyla 300 yıldan fazla beraber olmuşlardır. Bu birliktelik Gürcü ve Lazlarla 537 yıldır sürmektedir. Çerkesler ise 1864'ten bu yana 141 yıldır Anadolu'dadırlar.

Türklükle Kafkas topluluklarının 2800 yıllık derinliği olan kaynaşma gerçeği karşısında denilebilir ki, bugün Türkiye'deki Çerkeş, Gürcü ve Lazlar ırki nitelikleri itibariyle diğer pek çok etnik unsurdan çok daha fazla Türktürler.

Ancak etnik kimlik sürekli bir oluşumdur. Bölgeye daha sonra gelen topluluklar büyüklükleri ve ilişkileri oranında mevcut tabakayla karışmışlardır. Tarihi kaynaklar etnik oluşuma katılan topluluklar olarak Araplar, İranlılar, Moğolları da sayarlar. Asli unsurlar yerli halk ve bunların yanında Türklerdir.
Kafkasya M.S. 2. yüzyılda Romalıların egemenliğine girmiş ve halk Hıristiyanlaştırılmaya başlanmıştır. M.S. 6. yüzyılda Jüstinyen zamanında bütün bölge Hıristiyanlığı benimsemiştir. 5. asırdan itibaren ise Bizans-İran çekişmeleri başlamış ve bölge el değiştirmiştir. 7. yüzyılda Arapların istilaları başlamıştır.

Osmanlılar bölgeyi 1341'de başlayarak 1475'e kadar kuşatmışlardır. 1341'de Trabzonu ele geçirmişlerdir. 1380'lerde Ordu ve Giresun Çepni Türkmenlerince alınmıştı. 1461'de Fatih Sultan Mehmet yine Trabzon önlerindedir. 1475'te Kuzeyde Kefe ve Azak Osmanlıların eline geçer. Yavuz Sultan Selim'in Trabzon valiliği döneminde yoğun bir İslamlaştırma faaliyeti başlatılır. 1578'de Sohum'u da ele geçiren Osmanlılar Abhazyayı'da alarak bütün bölgeye egemen olur. 17. yy. gelindiğinde bir bölüm Gürcü dışında bütün halklar Müslümanlığı benimsemiş durumdadır.

18. ve 19. yüzyıllarda bölge Osmanlı-Rus çatışmalarına sahne olur. Müslüman halk Osmanlıların yanında yer alır.
1856 Paris Antlaşmasıyla Osmanlıların bir Avrupa devleti olduğunun tescilinden sonra boğazlardan vazgeçmek zorunda kalarak Kafkaslar Doğu Anadolu-İran-Irak yoluyla Basra'ya inme stratejisini benimseyen Ruslar Çerkeslerle amansız bir çatışmaya girer.

Bir Avar Türkü olan Şeyh Şamilin önderliğinde Çeçenler, Ubıklar ve tüm Kuzey Kafkas halkları destansı bir direniş sergiler ancak mağlup olur. 1861 yılında zaferden emin olan Rus Çarı Aleksandır II. Kafkasya'ya geldiğinde Çerkeslere iki seçenek tanır, ya Osmanlı topraklarına göç, ya da sürgün. 1864 yılında savaş kesin olarak kaybedilince Ruslar Karadeniz sahillerindeki Çerkeş yerleşimlerini tamamen ortadan kaldırdılar ve Çerkesleri acımasızca katledip, tehditle Osmanlı topraklarına sürdüler.

Çok üstün bir gücün karşısında tarihin tanık olduğu en büyük destanlardan birisi yaratan bir avuç Kafkas Halkının yaşadığı bu sürgün insanlık tarihinin en büyük trajedilerinden biridir.

Ubıkların ve Cigetlerin tamamının, Adigilerin % 80'inin ve diğer toplulukların yaşadıkları sürgünü tarihçiler "tam bir facia" olarak kaydeder. Yaklaşık; çoluk, çocuk, kadın, erkek 1.000.000 insan, vatanına yurduna, töresine aşık halklar, hayvan sürülerine dahi uygun olmayan şartlarda, 100.000'lercesi yollarda telef olarak Osmanlı topraklarına geldiler. Tarihçiler bu insanların ancak % 40'ının sağ olarak Osmanlı topraklarına ayak basabildiklerini belirtirler.

Osmanlı, Çerkesleri Balkanlara, Suriye'ye, Filistin'e, Mısır'a, Ürdün'e ve Anadolu'ya dağıttı. Arazi, köy verdi. Balkanlara iskan edilenleri Avrupalı istemedi. 1878 Berlin anlaşmasından sonra Çerkesler tekrar Anadolu'ya ve diğer Osmanlı ülkelerine dağıtıldılar.

İşte bugün Türkiye'de Çerkeş olarak tanımlanan vatandaşlarımız böyle bir felaketi yaşamış. Kuzey Kafkas halklarıdır.
Verilen bilgiler Çerkeş kimliğinin temellerini de açıklamaktadır. Çerkeslik bir üst kimliktir. Çerkeslik, bölge kültürü paylaşan, yıllarca aynı cephede aynı savaşı vermiş, sürgün faciasını yaşamış, aynı çileleri çekmiş, vatan, akraba özlemiyle tutuşmuş "farklı" kökenlerden farklı dillere sahip toplulukların ortak "direnç" "umut" "hasret" "dayanışma" kimliğidir.

Türkiye'deki Çerkeş grupların Kuzey Kafkasya'daki soydaşlarının hiçbiri kendilerine Çerkeş demezler. Türkiye'deki gruplarda da kendi aralarında asli kimlikleriyle konuşurlar.

1864 sürgünüyle Anadolu'ya gelen yaklaşık 400.000 Çerkeş'in bir bölümü Balkanlara, Suriye, Filistin ve Mısır'a, bir bölümü ise Anadolu'da Sinop-Adana, Reyhanlı hattı üzerine yerleştirilmişlerdir. Ancak bugün göç ve kentleşme sonucu bütün büyük şehirlerde ve Batı'da da Çerkesler mevcuttur.

Türkiye'deki büyük grup Adigelerdir. Adigelerin nüfusu 1.000.000 olarak tahmin edilmektedir. Adigelerin Kafkasya'daki nüfusları 507.000'dir. (1992) İkinci büyük grup 300.000 nüfuslu Abhazlardır. Abhazya'daki sayıları 105.000'dir. Asetinler de köken olarak Alan Türkleriyle ilişkilidirler. Kafkasya'da sayıları 60.000'dir. Türkiye'deki nüfusları yaklaşık 5000'dir. Türk olan Balkarların ve Karaçayların sayısı 4500 civarındadır. Kafkasya'daki nüfusları 190.000'dir. (1992) Dağıstanlılar Kafkasya'daki en büyük grup olup nüfusları 2.022.000'dir. (1989) Türkiye'deki grup 5-6000 kişidir. Çeçen ve İnguşlar'ın Türkiye'deki sayıları 1000 gösterilmekte ise de daha fazla olduğu gerçektir. Çeçen Cumhuriyeti'nin nüfusu ise 1.000.000'nun üzerindedir.

Ubıklar, bu soylu ve yiğit Çerkezler Türkiye'ye 15-20.000 kişi olarak gelmişler, ancak Adige ve Abhazlar içinde tamamı asimile olmuştur.
Bugün altı nesilden beri Türkiye'de yaşayan Çerkesler köken onuruna sahip olarak Türklüğü tamamen benimsemiş durumdadırlar. Dedelerinin babaları dahi Türkiye topraklarında doğmuş olan, bu toprakları vatan olarak savunmuş Türkiye Çerkesleri, kentleşmenin, iletişimin baş döndürücü ivmesi ve yeni yaşam tarzı ve içinde yaşadıkları kültürün etkisiyle giderek ana dillerini büyük ölçüde unutmuşlar ve toplumla bütünleşmişlerdir.

İstanbul'da yapılan Konda A.Ş. araştırmasında ana ve baba tarafından Kafkas kökenliyim diyenlerin oranı % 2.2 çıkmıştır. Kimliğiniz sorusuna cevap verenlerin ise sadece % 0.46'sı Çerkeş yanıtını vermiştir. % 80'i Türküm demiştir.

Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra Türkiye Çerkeslerine "anayurtlarının" kapıları açılmıştır. Bazı gruplar ülkelerini ziyaret etmişlerdir. Gürcü-Abhaz, Çeçen-Rusya çatışmalarında soydaşlarına yardıma koşanlar olmuştur. Ancak görmüşlerdir ki Türkiye artık kopamayacakları vatanlarıdır.

Kaynakça
Kitap: TÜRKİYE'NİN ETNİK YAPISI
Yazar: Ali Tayyar Önder
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Karışık Zaman-Dizinli ve Karışık Konular hakkında Türk Tarihi ve Kültürü Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir

cron