Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Türkiye'de Gürcüler

Burada Türk Tarihinin Çeşitli Dönemlerinden ve Çeşitli Konularından birlikte anlatılan konular bulabilirsiniz. Ayrıca Türk Kültürü hakkında da Konular bulabilirsiniz

Türkiye'de Gürcüler

Mesajgönderen TurkmenCopur » 27 Ara 2010, 03:07

GÜRCÜLER

Tarihte Gürcistan denilen bölge Batı'da Eğer (Kolchida), Kuzey'de Kafkasya sıra dağlarının orta kısmı, Güney'de Ermenistan ve Doğu'da Kuzey Azerbeycan ile sınırlanmıştır. Şuram dağlarının doğusunu, Güney Kafkasya'nın ortasını ve Kür ırmağı havzasını kapsar.

Efsaneye göre Gürcülerin kökeni Targema'nın oğlu Kartles'a dayanır. Kartvel kavmi bunun sülalesinden türemiştir. Bir başka görüşe göre Kartvel adının bazı araştırmacıların Gürcülerin ilk anayurtları olarak gördüğü Kardu'dan geldiği söylenir. Bilindiği gibi Kardular Güneydoğu Anadolu'da İskit Türklerinden kalma bir kavim olarak düşünülür. Gürcülerin atalarının Van'dan çıkarılan ve önündeki kavimleri sürerek ve onlarla karışarak Kafkasya'daki yurtlarına geldikleri yaygın kanıdır. Daha sonraki yüzyıllarda Gürcülerin etnik oluşumunda değişik oranlarda yerli Kafkasyalıların, değişik birçok dönemde buraya gelen Türklerin, kısmen Arapların ve İranlıların, Moğollarında yer aldıkları kabul edilir.

Gürcistan 2. yüzyılda Romalılar tarafından işgal edilmiştir. M.S. III. yüzyılda ise Bizans ve İran arasında paylaşılmıştır. 643-645 yıllarında ise Gürcistan'a Araplar egemen olmuşlardır. Bütün bu devirlerde ve öncesinde bölgeye çok sayıda Türk kavminin gelip yerleştiği bilinmektedir.
Hıristiyanlık Gürcistan'a 320-330 yılları arasında girmiştir. 9. yüzyıla kadar burada Antakya Kilisesi egemen olmuştur. 16. ve 17. yüzyıllarda Osmanlı egemenliği döneminde bir bölümü Müslümanlığa geçmişlerdi. Müslümanlığın merkezi Batum'du. 1877-78 savaşından sonra binlerce Müslüman Batum'dan Türkiye'ye geçmişlerdir.

Kitabımızın amacı Gürcülerin tarihini yazmak değildir. Kitabın ilk baskısında nüfusu 100.000'i aşan gruplar içinde olmadığı için Gürcülere yer verilmemiştir. Ancak okuyucudan gelen yoğun istek üzerine Gürcü ve Türk halkının Osmanlıdan bu yana 500 yıllık kaynaşmasından asırlar önce kaynaşmış ve akraba olduklarını kanıtlayan bilgileri bu baskıda sunmamız bir görev oldu.
1965 yılı Genel Nüfus Sayımmda "anadili" Gürcüce olanların sayısı 34.330'dur. Bilindiği gibi anadil her şartta etnik kimlikle örtüşmez. Ancak etnologlar yanlış da olsa başkaca veri olmadığı için bu rakamı Gürcülerin sayısı olarak kabul etmişlerdir. İkinci dil olarak Gürcüce konuşanların sayısı ise aynı sayıma göre 48.974'dur. Mangnerelle 1979'da Türkiye Gürcülerin sayısını 60.000 Barrett 1982'de yine 60.000 olarak tahmin etmişlerdir.
1965 genel nüfus sayımına göre anadili Gürcüce olanların illere göre dağılımı şöyledir. Artvin, Ordu, Sakarya, Bursa, Kocaeli, Samsun, Giresun, Bolu, Amasya, Balıkesir, Sinop, İstanbul, Tokat.

Ülkemizdeki Gürcüler müslümandırlar. Barrett'e göre Gürcülerin 10.000'i örgütsüz Ortadoks Hıristiyanlardır (1982).
Bütün Gürcüler Türkçe konuşur. Gürcüce unutulmaya yüz tutmuştur. Din, dil, kültür birliği Türk-Gürcü kaynaşmasını kolaylaştırmıştır. Bu nedenle Mangnerelle Türkiye Gürcülüğü'nü "kısmi" bir etniklik olarak görür.
1915 Rus savaşmda Gürcüler tamamıyla Türklerin yanında büyük kahramanlıklar göstererek savaşmışlardır.
Gürcülerle Türklerin Osmanlı'dan asırlar önce ne denli kaynaştıklarına dair yeterli bilgi Hollandalılar tarafından en ünlü otoritelere 30 yılda hazırlatılmış en temel kaynak eserlerden biri olan İslam Ansiklopedisi'nin 4. cildinde fazlasıyla mevcuttur. Gürcü-Türk kaynaşması tarihte eşine çok az rastlanan bir bütünleşmedir. Bu akrabalıktan öte yakınlığı belgeleyen bilgileri İslam An

siklopedisinden aynen aktarmanın en doğru yaklaşım olduğu kanısındayız. Bu alıntılardaki bilgiler bir bütün olarak okuyucu tarafından kolayca değerlendirilebilir ve Gürcü Türk birlikteliğinin yoğunluğu kolayca kavranabilir.
"Bütün bu devirlerde, belki Gürcülerden daha önce, bu bölgeye KÜLLİYETLİ MİKTARDA TÜRK UNSURUN gelip YERLEŞTİĞİNİ görüyoruz. O zamanlar ve daha sonraları doğu Avrupa'nın hakim nüfusunu teşkil eden MUHTELİF TÜRK BOYLARI, buraya bazen akıncı ve bazen de müttefik sıfatı ile geliyor ve memleketin yaylak ve kışlağa elverişli taraflarında OTURUYORLARDI. En eski destani GÜRCÜ TARİHİ sayılan Kartlis Tshovreba TÜRKLERİN GÜRCİSTAN'A İLK GELİŞİNİ

ŞÖYLE ANLATMAKTADIR:

— İmaos (TÜRKİSTAN'DAKİ TANRI DAĞI) bölgesine kadar uzayan HUN ve HAZARLARIN şarkındaki Çenestan hükümdarlığı ülkesinde büyük karışıklıklar oldu. Buranın hükümdarı Çenba-kur ölünce, kavgalar çıktı. Sonunda mağlup olan taraf kaçmaya başladı. Kafkasların Tiflis şimalindeki Daryal geçidine yetişerek, Kartli ülkesine girdiler ve Mtshet'te Kartlos hanedanı reisinin yanma geldiler. Gürcistan'ı İran istilasından kurtarmak mukabilinde, yerleşip oturmak için, yer istediler. KARTLOS REİSİ KABUL ETTİ VE ONLARI VAKTİYLE KÜR'ÜN SAĞ KOLLARINDAN HIRAM ÇAYININ SOL KIYISINDA YAPTIRMIŞ OLDUĞU ORBEL (kartal yuvası) KALESİNE YERLEŞTİRDİ. Daha XIII. asırda bu kaleye Şamşavilde (üç ok) denilmekte idi. Bu kaleye izafetle BU TÜRKLERE ORBULK VE ORBELYAN DENİLDİ. BUNLAR GÜRCİSTAN'I İRAN TAHAKKÜMÜNDEN KURTARDILAR VE MÜKaFAT OLARAK ÜLKENİN DAİMİ BAŞ KUMANDANLIK UNVAN VE VAZİFESİ ALDILAR. Büyük İskender'den sonra ilk Gürcü kırallığının kurucusu olan Parnavaz, Orbelyan (Türk, t.ö.) ailesine son derece itimat ve hürmet gösterdi;

BUNLAR KRALDAN SONRA EN YÜKSEK HAKLARA SAHİP OLDULAR. BU HAL ASIRLARCA, BU HANEDAN YERİNİ 1177'DE KIPÇAK TÜRKLERİNE TERKEDİNCEYE KADAR, DEVAM ETTİ.

VII. (m.ö.) asrın ortalarında vuku bulan İskit akınlarından sonra TÜRKLERİN şimalden Gürcistan'a akım daha vazıh ve sistemli bir şekil almıştır. Gürcü vak'anüvisleri, daha İskender zamanında (m.ö. IV. asırda) Kür nehri boyuna, BUNTURKİ ve KIPÇAK isminde, İKİ TÜRK kavminin gelip yerleştiğinden bahsetmişlerdir. BUNTURKİ tabirinin "İPTİDAİ TÜRK" demek olduğu ileri sürülmektedir. M. Horenatsi (II, 9), III. asır Süryani müverrihlerinden Mar Apas Katina'dan naklen, II. (m.ö.) asırda Bulgarların (Türk, t.ö.) Kafkasya dağlarını aşarak, Ermenistan'ın şimalinde Gugark eyaleti ile yan-yana Tayk (Tao) prensliğinin Kog eyaletini (bugünkü Kars ve şimal kısmı) işgal ettiklerini bildirmekte ve bu Bulgarların (Türk, t.ö.) 460 (M.S.) yılında Bulgarca coğrafi adlar taşıyan bu bölgede yaşamakta olduklarını kaydetmektedir. Aynı Horenatsi (II, 65), II. asrın sonları ile III. asrın başlarında yaşamış olan Bordesan'dan naklen, daha İskit camiasında hakim bir kavim olarak adı geçen Barslı'ların (Türk, t.ö.) II. asırda, Hazarlar (Türk, t.ö.) ile birlikte, cenubi Kafkasya'ya geçtiklerini yazmaktadır; bugün Gürcistan'ın doğu düzlüklerini ve Kür Irmağının sahillerini işgal eden BORÇALU TÜRKLERİNİN yukarıda adları geçen BARSLILAR olduğundan şüphe edilmemektedir (krş. İslam Ansiklopedisi, II, 98). Ermeni müelliflerinin Hun ve Bizanslıların Sabir adını verdikleri TÜRKLERİN V. asrın sonları ile VI. asrın ilk yarısı arasında, ilk önce Bizanslıların ve sonra İranlıların müttefiki olarak, bütün cenubi Kafkasya ile Pontus ve Doğu Anadolu'yu istila ettikleri malum-dur (krş. Kulikovskiy, İzvestiya Vizantit, II, 38). Daha Arap hakimiyeti devrinde ANADOLU'YA KADAR YAYILAN HAZAR TÜRKLERİNİN VII. asrın ilk yansında Cebu Hakan ve onun oğlu Şat'ın kumandası altında, Tiflis'i muhasara ve işgal ettiklerini Gürcü, Ermeni ve Bizans müellifleri müttefikan kaydederler . Umumiyetle Arap hakimiyetine tekaddüm eden yıllarda, Sasanilerden Keykubad devrinin sonlarına doğru Arran (şimali Azerbaycan), Sisecan ve Vaspurakan ile birlikte, GÜRCİSTAN DA HAZARLARIN (Türk, t.ö.) VE ONLARA AKRABA OLAN TÜRKLERİN ELİNDE OLMUŞTUR, . Bundan dolayıdır ki, Araplar bütün bu ülkelere, "HAZARLAR MEMLEKETİ" (Türk, t.ö.) demişlerdi. (Taberi, I, 884). Araplar devrinde Gürcistan'ın merkezini teşkil eden Tiflis'in Arran şehirleri arasında zikredilmesi de bundan ileri gelmektedir.

Gürcistan SELÇUKLULAR DEVRİNDE BİLE HAZARLAR (Türk, t.ö.) memleketinin bir kısmı addedilmekte devam ediyordu .
ŞİMALDEN GELEN TÜRK AKINLARI Gürcistan'da İslam hakimiyeti devrinde de devam etmiştir. O devrin müellifi Gevond'a göre, halife Marvan I. zamanında HAZARLAR (Türk, t.ö.) Derbend ve Daryal geçitlerinden geçerek, 683 ve 688'de bütün cenabi Kafkasya'ya gelmişlerdir. İslam tarihinde HAZARLARIN (Türk, t.ö.) ANCAK 707 TARİHİNDE KAFKASLARIN ŞİMALİNE ATILABİLDİĞİ YAZILI İSE DE, BUNLARI 717'DE CENUBİ AZERBAYCAN'A KADAR YAYILMIŞ GÖRÜYORUZ. 728'de Arap kuvvetlerini mağlup eden HAZARLAR (Türk, t.ö.) YENİDEN BÜTÜN CENUBi KAFKASYA'YA HAKİM OLMUŞLARDI (krş. TM, II, 146 v.d.) 764765 yıllarında HAZARLAR (Türk, t.ö.) büyük bir ordu ile gelerek, Kür ve Aras boylarını istila ve Tiflis'i zaptettikten sonra, GÜRCİSTAN'ın 7 SANCAĞINDA YERLEŞİP KALMIŞLARDIR.

799'da HAZARLAR YENİDEN KÜR VE ARAS BOYLARINI İŞGALDEN SONRA, MUSUL'A KADAR İLERLEDİLER.
İslam hakimiyetinden sonra dahi zaman-zaman GÜRCİSTAN'IN MUHTELİF YERLERİNE YERLEŞEN HAZARLARIN, (Türk, t.ö.) sonradan gelen Kıpçaklar (Türk, t.ö.) ile birlikte, Gürcü kilisesi etrafında Gürcü camiasına karışması, Müslüman müelliflerini onları da Gürcü addetmeğe sevketmiş ise de, Osmanlı müellifleri Gürcüler ile Türkleri tefrik etmeği ihmal etmemişlerdir.

Daha Malazgirt meydan harbinde (1071) Alp Arslan'ın imha veya esir ettiği Bizans ordusu içerisinde, "Oğuz, HAZAR, Gürcü ve Abhazlar" ile birlikte, adı geçen (Bundan, s. 39) ve GÜRCİSTAN'DA YERLEŞİP KALAN BU KIPÇAKLARIN (Türk, t.ö.) 1177 tarihinden itibaren, ORBELYANLARIN (Türk, t.ö.) yerine, Kubasar sülalesini kurarak, Gürcü tarihinde büyük askeri, siyasi ve iktisadi rol oynadıkları görülüyor. KUBASAR KIPÇAK TÜRKLERİNDEN BÜYÜK BİR KUMANDANDI VE GÜRCÜ ORDUSUNUN BAŞINDA DURUYORDU Samoyloviç'in garbi Azerbaycan'ın ZAKATALA BÖLGESİNDE TESBİT ETTİĞİ KIPÇAK TÜRKÇESİ İLE COĞRAFİ ADLAR (bk. Azerbaycan'ı tetkik ve tetebbu cemiyetinin ahbarı, Baku, 1926, sayı 2, s. 26) bu devirden kalmış olduğu gibi, buraya bitişik bulunan GÜRCİSTAN'IN DOĞU BÖLGESİNDE SIĞIN AH GİBİ ŞEHİRLERİN DE, TÜRKİSTAN'DAKİ SIGNAK'IN BİR BENZERİ OLMAK ÜZERE, O DEVİRDE KIPÇAKLAR (Türk, t.ö.) TARAFINDAN KURULDUĞU MUHAKKAK SAYILABİLİR.

Tamara devri, bu hanedanın en parlak devri sayılmakla beraber, hiçbir zaman mütecanis bir devlet olmayan kırallık daha ziyade gayr-i milli bir mahiyet almıştı. Bu yüzden dahilde ve hariçte emniyeti şüpheli bir manzara arzediyordu. DEVLETİN MUKADDERATINA, ORDU, MALİYE VE İKTİSADİYATI ELLERİNDE TUTAN KIPÇAKLAR (Türk, t.ö.) HAKİM BULUNUYORDU. Bu Türklerin reislerinden, devletin maliyesini idare eden KUTLU ASLAN 1184-1185 yıllarında, Kıraliçe Tamara'nın hakimiyetini tahdit ve bir nevi meşruti idare tesis etmek suretiyle, DEVLETLE MUKADDERATINA HÜKMEDEBİLECEK KADAR KUVVET VE NÜFUZ SAHİBİ OLDUĞUNU İSBAT ETMİŞTİ. Umumiyetle Bagratoğulları, şimali Kafkasya'dan celbetmiş oldukları KIPÇAKLAR SAYESİNDE Selçukluların saltanat kavgalarından istifade ederek, yayılabilmişlerdi.

Kıpçakların Müslüman olan kısmı ise, Dağıstan yolu ile, Azerbaycan'a girmiş ve buradaki Müslüman Türkler ile beraber, Gürcüler ile mücadeleye girişmişlerdi. İbn al-Aşir (s. 234 v.d.)'e göre, Şirvan'ın istimdadı üzerine, SELÇUKLULARDAN Sultan Mahmud 517 (1123)'de Şirvan'ın yardımına koştu. FAKAT GÜRCÜ ORDUSUNUN TEMELİNİ TEŞKİL EDER. KIPÇAKLAR, (Türk, t.ö.) tıpkı MALAZGİRT MEYDAN MUHAREBESİNDE OLDUĞU GİBİ, KARŞILAINDA IRKDAŞLARI TÜRKLERİ GÖRÜNCE, İSYAN ETTİKLERİNDEN, HARBE LÜZUM KALMAMIŞ VE DAVİD II. ÇEKİLMEĞE MECBUR OLMUŞTUR. Selçuklulardan Sultan Arslan Şah devrinde, 556 (1160)'da İldenizlüer sülalesinin kurucusu Şemseddin İldeniz TÜRKMENLERDEN İBARET BÜYÜK BİR ORDUNUN BAŞINDA, Nahçivan'dan hareketle, Dvin'i zapt ve Gence'den haraç talep eden Gürcüleri mağlup etti ve Arslan Şah ile birlikte, Gence'ye döndü. Tamara'nın zamanına tesadüf eden Azerbaycan'da İldenizliler hakimiyeti Gürcülere karşı yapılan muharebeler ile geçti. Bu sülaleye nihayet veren CELALAL-DİN HVARİZMŞAH (ölm. 1231) Tebriz'de yerleştikten sonra, Gökçe-Göl'ün cenubunda Kıraliçe Rusudana (1223-1247)'run ordusunu mağlup etti. Ondan sonra şimale geçerek, Arran'ın merkezi olan Gence'yi aldı ve Gürcistan'a girdi. 10 Mart 1226'da, bir asırdan beri müs-lümanlarm elinden çıkmış olan Tiflis'i zaptetti ve aynı yılın eylülünde Abhazistan'ın içerilerine kadar ilerledi. 1229 yılının başına doğru, RUSUDANA, KIPÇAKLARDAN, YENİDEN MÜHİM BİR KUVVET TOPLAMAĞA MUVAFFAK OLMUŞTU. Calal al-Din Harizmşah bunu haber alınca, 1229 başlarında harekete geçti. KIPÇAKLARA TUZ VE EKMEK GÖNDEREREK, GÜRCÜLERDEN AYRILMALARINI İSTEDİ. ONLAR DA BUNU KABUL EDEREK, AYRILDILAR. Calal al-Din Gürcüleri mağlup ederek, tekrar Tiflis'e girdi ve Gürcülerin elinde bulunan bütün Müslüman kalelerini geri aldıktan sonra, Beçni mevkiinde Gürcülere son darbeyi indirdi. KIPÇAKLAR! HAZARLARDAN İBARET BİLEN ve o devirde henüz taammüm etmemiş olduğu halde, Abhaz kıralhğı yerine, Gürcülerden bahseden Deguignes'ye göre, Calal al-Din büyük bir ordu ile Azerbaycan'a sahip olduktan sonra, Gürcülere hücum etti. Gürcü kiralı şiddetli bir mukavemete hazırlandı ve mikdarca faik bir ordu ile Calal al-Din'e karşı geldi. Sultan bir tepenin üstünde bu orduyu bizzat tetkik ederek GÜRCÜLERİN PİŞDARLARININ ÖNÜNDE BİR HAZAR (Türk, t.ö.) MÜFREZESİ BULUNDUĞUNU gördü. Babasının saltanatı devrinde isyan etmiş olan bu kavimler Calal al-Din'e müracaat etmişlerdi. Calal al-Din babasından onların affım istihsal eylemişti. Bundan istifade ederek, HAZARLARA TUZ VE EKMEK GÖNDERDİ; ifa etmiş olduğu hizmeti onlara hatırlattı. VELİNİMETLERİNE KARŞI HARP ETMEKTEN UTANAN HAZARLAR DERHAL GÜRCÜLERDEN AYRILARAK, KENDİ MEMLEKETLERİNE ÇEKİLDİLER.

XIV. asrın ortalarına doğru, İlhanlıların zayıf düşmesinden istifade ederek, GÜRCİSTAN istiklalini ilan etmek istemişse de, İlhanlılar ile Osmanlıları ayıran devir içerisinde KARA KOYUNLULAR, TİMUR VE AK-KOYUNLULARIN NÜFUZU ALTINA GİRMİŞTİR. Bu devirlere ait Ermeni ve Gürcü vesikalarında GÜRCİSTAN'DA BÜYÜK PRENS MANASINDA ULU HAN GİBİ RÜTBELER İLE ATABAG, AĞA vb.

TÜRKÇE UNVANLARA SIK-SIK TESADÜF EDİLMEKTEDİR.
Ak-Koyunlulardan, Uzun Hasan'ın Fatih Sultan Mehmed Il.'e karşı Otluk-Beli (Baş-Kent) mağlubiyetinden (1473) daha önce Trabzon'u zapteden Osmanlılar, BAYEZİD II. (1481-1512) ve SELİM I. (1512-1520) DEVRİNDE ONLARDAN SONRA KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN I. (1520-1566) ZA-MANİNDA GÜRCİSTAN'IN CENUP VE CENUB-İ GARBİ BÖLGELERİNİ OSMANLI İMPARATORLUĞUNA İLHAK ETMİŞLERDİ.

1647'de Gürcistan'ı ziyaret etmiş olan EVLİYA ÇELEBİ:

"AHALİSİNİN EKSERİSİ OSMANLI ZAMANINDAN BERİ SÜNNİ OLUP HANEFİ VE ŞAFİ'İ MEZHEBİNDEDİRLER. ULEMASI ÇOKTUR"- demek suretiyle Tiflis şehrini bile bir Müslüman beldesi olarak tasvir ve ŞEHİRDE BİRÇOK HAN, HAMAM VE CAMİİN BULUNDUĞUNDAN BAHSETMEKTEDİR Bu devirde Gürcistan (Kartli)'da Rüstem isminde Müslüman bir kiralın hükümdarlık ettiğini 1658 tarihli bir fermandan öğrenmekteyiz. Süryani müelliflerden Mar Apas Katina'nın II. (m.ö. ?) asırdan itibaren BULGAR TÜRKLERİ İLE MESKUN GÖSTERDİĞİ VE SONRALARI HUN, HAZAR, AĞAÇERİ, SABIR VE KIPÇAK TÜRKLERİNİN YERLEŞİP OTURMASI İLE DAHA ZİYADE TÜRKLEŞEN TAO (Tayk) -Klaret prensliğinin, dahil bulunduğu Çoruh havzasındaki Samtshe-Saatabago (Meshetiya ve Sa-Atabago=atabegler ülkesi) kırallığı BİR TÜRK-HIRİSTİYAN KIRALLIĞI TEŞKİL EDİYORDU.

Daha Tamara devrinde buralarda, "İVANE ATABEGLİĞİ" gibi TÜRK HIRİSTİYAN PRENSLİKLERİ KURULMUŞTU. İlhanlılardan Abaka Han devrinde (1265-1282) AHISKA BÖLGESİNDEKİ ÇALDIR ATABEYLİĞİ İLE BU ÇEVREDE YERLEŞMİŞ OLAN HIRİSTİYAN KIPÇAKLAR İslamiyeti kabule başlamışlardı (krş. A. Zeki Velidi Togan, Umumi Türk tarihine giriş, İstanbul, 1946, İ, 1245). 1625'TE SAMTSHE-SAATABAGO KİRALİ BEKA'NİN RESMEN İSLAMİYETİ KABUL ETMESİ İLE BU MEMLEKET KAT'İ SURETTE İSLAM TÜRK CAMİASINA GİRMİŞ VE XVIII. ASRA DOĞRU OSMANLI DEVLETİNE TAMAMİYLE İLTİHAK ETMİŞ BULUNUYORDU.

1917'den sonra kurulan cenabi Kafkasya Federasyonunun merkezini de Tiflis teşkil ediyordu. Sovyet istilasından sonra bu şehirde TÜRKÇE YENİ FİKİR GAZETESİ İLE DAN YILDIZI MECMUASI İNTİŞAR EDİYORDU. HALA ŞEHİRDE TOPLU BİR HALDE 30.000'DEN FAZLA TÜRK YAŞAMAKTADIR.

Tiflis'in doğu ve cenup doğusunda, Azerbaycan ovalarının devamını teşkil eden BORÇALI VE KARAYAZI OVALARINDA VE TİFLİS'İN KENDİSİNDE YAŞAYAN 200.000'DEN FAZLA AZERBAYCAN TÜRKÜ VARDIR. Bu yerler, Azerbaycan'ın Kazak bölgesi ile birlikte, Kazak-Şemseddin Türk Hanlığını teşkil etmekte idi."
Dünyanın en güvenilir Batı kaynaklarından biri olan İslam Ansiklopedisindeki Gürcüler maddesinden aktarılan yukarıdaki alıntılardaki bilgiler bir bütün olarak değerlendirildiğinde Türk-Gürcü kardeşliğinin akrabalık derecesinde olduğu açıkça kanıtlanmaktadır. Elbette Gürcülük farklı bir etnik kimliktir ve özgün dilleri ve kültürleri mevcuttur. Ancak bu kimliğin içinde Türklük de önemli bir unsur olarak mevcuttur.

Kitabın "Lazlar" bölümünde Artvin ilinde Türklerin 100'lerce yıl önce kendi oymak isimleriyle kurdukları yerleşim birimlerinin listesi verilmiştir. Bu listedeki yerler tek tek incelendiğinde Türk Gürcü kaynaşmasının bugünkü delilleri de görülmektedir.
Türk Gürcü akrabalığı kardeşlik yakınlığındadır.

Kaynakça
Kitap: TÜRKİYE'NİN ETNİK YAPISI
Yazar: Ali Tayyar Önder
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Karışık Zaman-Dizinli ve Karışık Konular hakkında Türk Tarihi ve Kültürü Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir