Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Abbasiler Dönemi Türkler

Burada Türk Tarihinin Çeşitli Dönemlerinden ve Çeşitli Konularından birlikte anlatılan konular bulabilirsiniz. Ayrıca Türk Kültürü hakkında da Konular bulabilirsiniz

Abbasiler Dönemi Türkler

Mesajgönderen TurkmenCopur » 27 Ara 2010, 02:36

Abbasiler Dönemi Türkler

Anadolu ve Azerbaycan'daki Arap istilaları dönemi bu bölgelere Arap ve Türk unsurların yerleştiği bir dönemdir. Bu dönem Hz. Ömer'in 637'de Güneydoğu'ya dayanan Arap ordularının Emeviler ve Abbasiler döneminde Güneydoğu, Doğu Anadolu, Klikya'yı daha sonra Azerbaycan'ı işgallerine kadar sürmüştür. Romalılar Anadolu'daki bölgelerin bir kısmını geçici olarak ancak 900'lerde geri alabilmişlerdir.

Doğu Anadolu'nun büyük bir bölümü Erzurum dahil olmak üzere daha halife Hz. Osman zamanında (644-656) fethedilmiştir. Abbasiler dönemine gelindiğinde İslam-Bizans mücadelesinin kilit noktaları olan "Sugur" adı verilen "uç" vilayetler olan Adana, Misis, Maraş, Malatya, Ahlat hattı Erzurum dahil olmak üzere Arapların elindeydi.

Anadolu'da 300 yıl süren Arap Bizans çekişmesi fevkalade önemli sonuçlar doğurmuştur.
Araplar bu bölgelere egemen olabilmek ve egemenliklerini sürdürebilmek için işgal ettikleri yörelere büyük çoğunlukla Türkleri iskan etmişlerdir. Buralarda gerek "savunma" gerekse "sefer" halinde dayanabilecekleri "askeri" garnizonları da kurmuşlardır. Özellikle Abbasiler döneminde gönderilen ordular ve "sugur"lara yerleştirilen askerler çoğunluk olarak Türklerdir.

Esasen daha 753 yılında Emevileri yıkarken Abbasilerin dayandığı güçlerden biri Türklerdi. Bu Türklerin daha 753 yılı öncesi Irak'a geldiklerini göstermektedir. Abbasiler döneminde Türk nüfus, Türk askeri gücü öylesine yoğunlaşmıştır ki Abbasiler Türkler için özel bir şehir -Samana- kurmuşlardır.
Bizansla 300 yıllık çekişmeleri sırasında Abbasiler gerek "yerleşik ordular" gerekse halk olarak Anadolu'ya büyük Türk toplulukları iskan etmiştir. Askeri garnizonlar sadece askerlerden değil onların ailelerinden oluşmuştur.

Abbasilerin özellikle Anadolu'nun fethi ve Azerbaycan'daki isyanları bastırmak için ordularının başında görevlendirdikleri ünlü Türk komutanlardan birkaçı şunlardır:

Ebu Süleym Ferec el Hadim et-TURKİ, Muhammed b. SÜL, EL AFŞiN Haydar b. Kaus, Ebu's Sac, Mübarek et TURKİ, Zirek et Türki,
BOĞA el-Kebir.

Hilmi Göktürk, Türk Mührü isimli eserinde H. Fehmi Turgal ve Prof. Dr. M. Fuat Köprülü'ye dayanarak ve pek çok belge zikrederek 760-925 yılları, Anadolu'daki Türk yerleşimine ilişkin şu değerli bilgileri vermektedir.

"Mesudi de bir rivayetinde Malazgirt savaşından iki asır önce, Tarsus gemileriyle bir kısım VOLGA TÜRKLERİNİN Tarsus kıyılarına çıkarak o taraflarda yerleştiklerinden bahseder. Nureddini Şehidin babası İmadüddin Zengi'de Oğuzların bir kolu olan YIVA'ları Suriye sınırlarında yerleştirmişti. Dahası Abbasi Devletinin Sultanlarından MUTA-SIM'ın, gerek Amuriyum ve gerekse Ankara üzerine göndermiş olduğu "büyük ordu, kumandanlanndan son neferine kadar Türklerden meydana getirilmişti. Çok eski tarihlerden beri, Şimali Suriye ve Klikya havalisi de gayet kesif Türkmen kitleleriyle kaplıydı; "kezalik miladi 722'de çıkan bir kargaşalığı bastırmak için, bu havaliye Suriye'den gelen OTUZBİN kişilik ordu Türklerden mürekkepti." Miladi 760'da, Abbasi-lerin bu havalinin asayişiyle vazifelendirdiği bu ordunun da hemen hemen tamamı Türklerden teşekkül ettirilmişti. Diğer taraftan Bizans İmparatorlarından Aleksi Kommenos'un Muğla'ya, Andronikos'un Manisa'ya çok sayıda TÜRK OY-MAKLARINI yerleştirdiklerini de biliyoruz. Binaenaleyh, daha birçok Bizans İmparatorlarının Türk kollarından BULGARLARI, HAZARLARI, AYARLARI, PEÇENEKLERİ, KUMANLARI, UZLARI kesif kitleler halinde Anadolu'nun muhtelif yerlerine yerleştirdikleri bilinen hususlar arasındadır. Hele Bizans ve Arap hudut boyları kesif Türk kitleleriyle kaplıydı. Çünkü sık sık Arap ve Bizans mücadeleleri "her iki tarafı da hudut boylarına savaşçı Türkleri yerleştirmeye mecbur etmişti.

Hilmi Göktürk, aynı eserinde, birçok kaynağa yer vererek, Antakya, Adana, Klikya havalisinin Oğuzlar öncesinde ne denli Türkleştiğini belgelerle ortaya koymaktadır.

"Abbasi Devletinin Sultanlarından Mustasım zamanında gerek Amuriyum ve gerekse Ankara üzerine gönderilen ordunun tamamı da Türklerden meydana getirilmişti. Eski tarihlerden beri, Şimali Suriye ve Klikya havalisi de gayet kesif Türkmen kitleleriyle kaplıydı. HALEP SALNAMELERİ üzerinde kıymetli araştırmalar yapan Sayın H. Fehmi Turgal da bu gerçeği ortaya koymuş ve hatta bu salnamelerde H. 1290'dan 1310 yılına kadar olanlarının Antakya ahalisinden bahsettiğini ve Antakya Müslümanları ile Ermenilerinin Türkçe konuştuğu hususunda bir kaydın da mevcud olduğunu görmüş ve bu itibarla haklı olarak, bu hususa temas eden müellifimizin belirttiği gibi, "Değil Halep'te, o zamanlar İstanbul'da bile Türkçülük bir günah, milliyetçilik bir küfür sayılırken hiçbir iddia gözetmeyerek Halep salnamelerine yazılan bu gerçek ancak intakı hak tabiriyle ifade edilebilir. Çünkü gerek Müslüman Türkler, gerek Gregoryen Türkler ancak Türkçe konuşabilirdi."

Ana lisanlarının Türkçe olduğunu gördüğümüz bu cemaat da eski Türkmenlerin birer kalıntılarından başka bir şey değildir. Daha doğrusu hristiyan olmalarından ötürü, bu Türklere de Ermeni gözüyle bakılmıştır. Buna imkan yok ama, şayet ana lisanları Türkçe olan bu Türkmenleri Ermeni olarak kabul etse dahi "daha Küçük-Ermenis-tan krallığının yıkılmasından önce, Şimali Suriye ve Kilikya havalisi gayet kesif Türkmen kitleleriyle kaplanmış bulunuyordu ki bunların büyük bir kısmı daha o sahada Ermeni Devleti teşekkül etmeden, hatta Ermeniler oraya ayak basmadan önce gelip yerleşmişlerdi. Tafsilat için İBN-İ BATUTA'nın ilk cildinde bu havali hakkında verilen izahlara, ve ibn Battuta'dan hemen bir sonra o yerlerden geçmiş olan BERTRANDON de la BROQUiERE ve XVII. asra ait EVLİYA ÇELEBİ'nin verdiği kıymetli malumata bakınız. Eldeki tarihi ve coğrafi vesikalar bu meseleyi layıkıyla aydınlatmaya kafidir."

Mesudi de bir rivayetinde Malazgirt Savaşından iki asır önce Tarsus gemileriyle bir kısım VOLGA TÜRKLERİNİN Tarsus kıyılarına çıkarak, o taraflarda yerleştiklerinden bahseder. Hatta Nureddini Şehidin babası İmadüddin ZENGİ'de Oğuzların bir kolu olan YIVA'ları Suriye sınırlarında yerleşmişti. Şayet daha eski tarihlere inecek olursak, "miladi 722'de çıkan bir kargaşalığı bastırmak için, bu havaliye Suriye'den gelen OTUZBİN kişilik" ordunun tamamı Türklerden mürekkep olduğu gibi, miladı 760'da, Abbasiler'in bu havalinin asayişiyle vazifelendirdiği bu ordunun hemen hemen tamamı yine Türklerden teşekkül ettirilmişti. Bu mühim hususları büyük ilim adamı merhum PROF. DR. M. FUAD KÖPRÜLÜ'nün kaleminden takip edelim.

"Abbasiler zamanında Klikya'ya gelen İslam muhacirleri arasında, Türkler, orada kesif kitle teşkil ediyorlardı. Milli bir an'ane-lerine riayetle, es/c/ SARUS ve PİRAMUS'a Türkistan'daki SEY-HUN ve CEYHUN adlarını veren bunlardır. İslam sınırının bekçi-ligi vazifesini gören ve TARSUS'u merkez ittihaz eden islam emirleri arasında EBU SÜLEYMAN-AL TURKİ gibi birtakım Türkler de yetişmiş, hatta içlerinde sikke bastıranlar bile olmuştur. Bu saha Nikefor Fokas tarafından zapt olunduktan sonra da (M. 962-965), memleketin sarp köşelerinde Türk kitlelerine tesadüf olunuyordu. Selçuklu istilası buralara tekrar kuvvetli Türk kitleleri gelmesini ve Şimali Suriye ile beraber bu sahanın da son derece gelişmesini intaç etti. Tafsilat için Taberi, Mes'üdi, İbn Havkal gibi eski Arap tarihçisi ve coğrafyacıları ile Schlumberger'in Un Empereur Byzantin adlı eserine ve bilhassa Ramazanoğlu'nun Ebi Amr Osman b. Abdullah b. İbrahim-al Tarsusi'nin Siyerü's-Sugur'una dayanarak yazdığı La Provinci D'Adana'sına bakınız. G. Le Strange, The Lands of the Eastern Caliphate adlı mühim eseriyle, Ramsey'in Küçük-Asya Tarihi Coğrafyasına ve Lebeau'nun Bizans Tari-hi'ne de müracaat olunabilir. Sonraları doğrudan doğruya Anadolu Selçukluları'nın hakimiyeti altına veya metbu'iyyetine geçen bu sahada Ehl-i Salip (Haçlılar), kesif Türk Kitlelerine tesadüf ettiler.

Türklerin bu sahadaki ESKİLİKLERİNİ ve ÇOKLUKLARINI ERMENİ TARİHÇİLERİ BİLE İNKAR EDEMİYORLAR.
Arap fütühatları Anadolu'da 9. yy. başlarında daha Selçuklular gelmeden önce Türk yerleşimine neden olmanın dışında, Anadolu'nun etnik yapısında bir başka değişikliğe daha sebep olmuştur.

300 yıl süren Bizans, Arap mücadelesi, savaşlar halkın geçim kaynağı olan tarım ve ticareti geriletmiş, halkı yoksullaştırmıştır. Yerli halk bölgelerini terketmiş, Anadolu ıssızlaşmıştır. Özellikle Arapların işgal ettiği bölgelerden kaçmıştır. Dolayısıyla 11. yy.'dan itibaren dalgalar halinde Anadolu'ya gelen Oğuz boyları ve diğer Türk grupları ciddi bir direnişle karşılaşmadıkları gibi kısa bir süreç içinde Anadolu'da "çoğunluğu" sağlamışlardır.

Kaynakça
Kitap: TÜRKİYE'NİN ETNİK YAPISI
Yazar: Ali Tayyar Önder
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Karışık Zaman-Dizinli ve Karışık Konular hakkında Türk Tarihi ve Kültürü Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron