Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Türkiye'deki Etnik Gruplarin Nüfusları

Burada Türk Tarihinin Çeşitli Dönemlerinden ve Çeşitli Konularından birlikte anlatılan konular bulabilirsiniz. Ayrıca Türk Kültürü hakkında da Konular bulabilirsiniz

Türkiye'deki Etnik Gruplarin Nüfusları

Mesajgönderen TurkmenCopur » 27 Ara 2010, 01:54

TÜRKİYE'DEKİ ETNİK GRUPLARIN NÜFUSLARI

Etnik nüfus tespitlerinde, genellikle anadil esas alınmaktadır. Anadil, etnikliğin dışa dönük göstergesi olarak önem taşır ve bir ölçüde köken ilişkisini gösterir.

Ancak, sonraki bölümlerde araştırma verilerine dayalı olarak gösterildiği üzere, anadil, ya da köken bir çok durumda kişinin kendi kimlik tanımında belirleyici etmenler değildirler. KONDA A.Ş'nin 1993 İstanbul anketi bunun açık kanıtıdır. Bu ankette, İstanbul'da, hem ana ve hem de baba tarafından Türklük dışında farklı bir etnik kökene sahip olduklarını ifade edenlerin yaklaşık % 70'i, kendilerini Türk hissettiklerini söylemişler, Türk olarak tanımlamışlardır.

Etnik nüfus belirlemesinde ikinci dile dayanılması ise tümden geçersizdir. Örneğin, Kürtçeyi ikinci dil olarak Türkler, Süryaniler, Araplar ve Zazalar da konuşmaktadır. Dolayısıyla, gerekli araştırmalar yapılmadan ikinci dili Kürtçe olanları Kürt, ikinci dili Türkçe olanları Türk kabul etmek mümkün değildir.
Ancak, bir çok yabancı ve yerli araştırmacı bu yanlışlara düşmektedir.

Etnik grup nüfusu, kişinin kendi kimlik tanımı esas alındığında -ki geçerli olan budur- anadil sayısının daima altındadır.
Aşağıdaki bilgilerin bu temelde değerlendirilmesi önemlidir.

Kürt Kökenliler

Türkiye nüfusunun "anadil" ve "ikinci dil" esasına göre dağılımını veren belgeler 1927'den 1965 yılına kadar yapılmış olan Genel Nüfus Sayımlarıdır (8). Genellikle 1965 Genel Nüfus Sayımına ait veriler bazı çevrelerce kuşkulu bulunmaktadır. Ancak şu bir gerçektir ki Genel Nüfus Sayımlarında devlet hiçbir şekilde yönlendirici olmamıştır. Bunu herkes kabul ediyor. Ayrıca, 1927 yılından 1965 yılına kadar farklı dönemlerde yapılmış 8 Genel Nüfus Sayımının da verileri oransal mukayeseler bakımından tutarlılık içindedir. Kaldı ki 1965 nüfus sayımından sonraki araştırmalar, seçmen profili tesbitleri de 1965 nüfus sayımı verilerini doğrulamaktadır.

1927 yılından 1965 yılına kadar yapılmış olan genel nüfus sayımlarında "anadili" Kürtçe olanların sayısının genel nüfusa oranları şöyledir.

19278.70%
19359.20%
19457.90%
19508.80%
19557.00%
19606.70%
19657.10%


Kürtçe'yi 2. dil olarak konuşanların tamamını Kürt olarak kabul etmek mümkün değildir. Çünkü Kürtçeyi 2. dil olarak konuşanlar arasında büyük bir kitle olarak Türkler, Zazalar, Araplar, Süryaniler de mevcuttur. Genel ortalama olarak Türkiye'deki Kürt kökenli nüfus yaklaşık % 8 olarak kabul edilebilir. Ancak özellikle Batı Anadolu'da Kürt nüfusun hızla asimile olduklarını da unutmamak gerekir.

Kürt kökenli nüfusun % 8 olarak kabul edilmesi, Kürtlerin 15-20 milyon olduklarını savunan maksatlı çevrelerin tepkisine yol açabilir. Ancak şunu belirtmek gerekir ki, yerli yabancı hiçbir "ciddi" araştırmacı ya da kurum Kürt nüfusu böylesine abartılı hayali rakamlarla ifade etmemektedir. Ayrıca çok sayıda ciddi veri % S'lik oranı doğrulamaktadır. Ancak unutmamak gerekir ki bu tesbitlerde sadece dil esas alınmıştır ve bu temel bir yanlıştır. Çünkü, esas olan, kişinin kendi kimlik tanımında, anadil ya da köken, birçok durumda belirleyici etmen değildir.
Etnik grup nüfusu, anadil nüfusunun daima altındadır.

Örneğin:

Konda AŞ.'nin İstanbul araştırmasında (1993) ana-baba tarafından Kürdüm diyenlerin oranı % 7.6'dır. Ancak bunların sadece % 3,9'u hissen-kalben Kürdüm demektedirler. Yarısına yakını ise (3,7) kendisini hissen-kalben Türk olarak tanımlamaktadır.

a) 2999'da TUSES'in yaptığı araştırmada Kürt olarak belirlediği grubun genel seçmen sayısı içindeki oranı % 6.3'tür.
b) Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etüdleri Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Aykut Toros, Yrd. Doç. Dr. İsmet Koç ve Araştırma Görevlisi A. Erman Özsoy'un 1935,1965 Genel Nüfus Sayımları verilerini esas alarak yaptıkları projeksiyona göre 1992 yılında ana dili Kürtçe olanların oranı % 6.2'dir.
c) Javed Ensari'ye göre dünyadaki Kürtlerin nüfusu 15 milyon civarındadır ve bunun % 34'ü Türkiye'dedir (5.100.000).
d) Doktora çalışmasında Kürtlerle ilgili nüfus tahminlerini karşılaştırmalı olarak değerlendirmiş olan M. Fany'nin 1930 yılı için Türkiye'de belirlediği Kürt sayısı 1 milyondur. Bu sayısının o günkü Türkiye nüfusu içindeki payı % 6.6'dır.
e) Almanya'da yayınlanan uluslararası nitelikli "Der Fis-her Weltalmanach 95" adlı eserde dünyadaki Kürt nüfusu yaklaşık 16 milyon olarak verilmiş, Türkiye'deki Kürt sayısı 6.2 milyon olarak gösterilmiştir, (a.g.e., sf. 32)
f) 1985 nüfus sayımmdaki belirlemeye göre Doğu ve Güneydoğudaki halkın (9.903.000 kişi) sadece 2.766.000'ı Anadil olarak Kürtçeyi bildirmiştir.
g) Boğaziçi Üniversitesi'nden Profesör Dr. Binnaz Toprak ve Doç. Dr. Ali Çarkoğlu'nun Diyarbakır, Kars, Erzurum ve Urfa'yı da kapsayan 16 ilde İslam diniyle ilgili araştırmada "kendi tanımına bağlı" olarak kabul edilen kimlik bağlanımdan nüfusun sadece % 2,4'ü Kürdüm demiştir. (Nisan, 1999)

Bu araştırmanın ve Konda A.Ş.'nin araştırmasının da işaret ettiği üzere "dil" "soy" kimlik tanımında ikincil bir ölçüte dönüşmüştür. Dolayısıyla yukarıdaki oran ve sayıları "Kürt" değil, "Kürt kökenli" olarak yorumlamak daha gerçekçi bir yaklaşım olur. Kürt kökenli olmakla Kürt olmak farklı gerçekliklerdir. Konda A.Ş.'nin araştırmasının da kanıtladığı üzere ana baba tarafından Kürt olanların yarısı Türk kimliğini benimseyip kabullendiklerini belirtmişlerdir.
Ayrıca, bütün kaynaklar dilleri tamamıyla farklı, bugün sayılan 1 milyona yakın olarak düşünülebilecek Zaza kökenlileri de Kürt olarak göstermiştir. Dolayısıyla verilen oran ve rakamlara Zazalar da dahildir. Oysa Zazaların Kürt olmadıkları bilimsel olarak kanıtlanmıştır, Kürt kimliğini temsil ettiğine inanılan DEHAP'ın 2002 genel seçimlerinde aldığı oy %6.2 dir. (1.950.000) Bu oranın temsil ettiği nüfus 3.250.000 dir. Kürt olupta başka partilere oy verenlerin mevcudiyeti de düşünüldüğünde, bu ölçütle, Kürtlerin Türkiye genelindeki bugünkü nüfusu 5 milyon civarında kabul edilebilir.

Türkiye'deki Kürt nüfusu gerçek dışı göstermenin "maksat" dışında hiçbir anlamı yoktur. Türkiye'deki Kürt kökenli nüfusun 4 ya da 5 milyon olması hiçbir şekilde Kürt kimliğini inkar için bir gerekçe teşkil etmediği gibi, Kürt'lüğe en ufak bir saygısızlık göstergesi olarak da algılanamaz.


Kitap: TürkİYE'NİN ETNİK YAPISI
Yazar: Ali Tayyar Önder
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: TÜRKİYE'DEKİ ETNİK GRUPLARIN NÜFUSLARI

Mesajgönderen TurkmenCopur » 27 Ara 2010, 01:55

Zazalar

1965 Genel Nüfus Sayımında "anadili" Zazaca olanlar 150.644 ikinci dili Zazaca olanlar 20.413 gösterilmiştir. Toplam olarak 171.057 ve nüfus oranı % 0.54'dür.
Zazaları iyi tanıyan bazı araştırmalara göre Zazaların gerçek sayısı 1 milyon civarındadır.

Araplar

"Anadile" göre yapılan tesbitler 1965 Genel Nüfus Sayımı verilerine göre Araplar'm nüfusu % 1.2 civarındadır. 1965 sayımı esas alınarak "ikinci dili" Arapça olanların da tamamı bu gruba eklendiğinde (% 0.53) bu oran % 1.7 olmaktadır. Ancak bu oran içinde Nusayriler de mevcuttur. Nusayrilerin büyük çoğunluğu Türkçe ve Arapça olmak üzere iki dillidirler. Ayrıca Nusayrilerin bir bölümü köken olarak Abbasi hükümdarı Harun-er Reşid'in yerine geçen oğlu Mutasım'ın Türk kökenli annesinin Horasan Türkü kabilesinden olduklarına inanırlar. Tarihi belgeler de bu yöreye Araplar tarafından Türklerden oluşan büyük askeri güçlerin ve halkın iskan edildiğini doğrulamaktadır. Köken olarak Nusayrilerin Türklükleri tarihi belgelerle ve bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır. Dolayısıyla Nusayrilerin sayısı Arap nüfustan çıkarılmalıdır.

İstanbul için yapılan Konda A.Ş. araştırmasında köken olarak kendilerini Araplıkla ilişkilendirenlerin oranı % 0.79'dur. Ancak Arap emik kimliğini benimseyenlerin oranı sadece % 0.13 dür.
Arapların bugünkü nüfusu yaklaşık olarak 600.000 civarındadır.

Çerkesler

1965 Genel Nüfus Sayımında anadili Çerkeş dillerinden olanların oranı % 0.19, ikinci dili Çerkeş dili olanların oranı % 0.15 dir. Bu sayım esas alındığında Çerkeş kökenli nüfusun genel nüfus içindeki payı % 0.34 olarak görülmektedir. Aynı oran bugünkü nüfusa uygulanırsa Çerkeslerin nüfusu yaklaşık 250.000 olmaktadır. Unutmamak gerekir ki, temelde Çerkesler dilleri farklı, farklı etnik gruplardır.

Kuzey Kafkas ülkelerinin Çarlık Rusyasına karşı verdikleri destansı bağımsızlık savaşı 1864'te büyük bir kırıma dönüşen yenilgiyle sonuçlanmış ve Ruslar Çerkesleri sürmüşlerdir. O günkü verilere göre sürülen nüfus farklı kaynaklara göre 600.000 ile 1.500.000 arasında değişmektedir. Ancak büyük sefalet içinde gerçekleşen göç sonucu Osmanlı topraklarına ayak basabilenler 400.000 civarında gösterilmektedir. Osmanlı topraklarına gelen Çerkesler Balkanlar, Suriye, Mısır, Filistin ve Anadolu da iskan edilmişlerdir. Anadolu'ya iskan edilen nüfus 150-200.000 olarak tahmin edilmektedir. Bunların büyük çoğunluğu Adigeler sonra Abhazlar ve 20.000 civarında Ubik'la, 3000 aile Çeçen-İnguş, Türk asıllı Balkar ve Karaçaylardır. Asetinler ve Dağıstanlılar da diğer küçük gruplardır.
Çerkesler, kendi soylarından oluşan köyler kurmuşlar ve doğal asimilasyona uzun süre direnmişlerdir. Ancak Müslüman olmaları ve kentleşmenin hızlanması ve iletişimin gelişmesi sonucu büyük ölçüde dillerini unutmuşlar ve Türk toplumuyla bütünleşmişlerdir.

Yapılan araştırmaların hemen hemen tamamı göstermektedir ki Çerkeş kökenli unsurlar için Türk kimliği köken kimliklerinden önde gelmektedir. 1993 yılında İstanbul'da yapılan araştırmada ana ve baba tarafından Kafkas kökenliyim diyenlerin oranı % 2.29'dur. Ancak bunların içinde sadece % 0.46sı kimlik olarak Çerkesliğe bağlı olduklarını belirtmişlerdir. % 80'i Türklüğü benimsediklerini söylemişlerdir.

Lazlar

Lazlar Türkiye'nin her tarafına yayılmış bir gruptur. Ancak "yerli"lik itibariyle Lazlığın merkezi Pazar (Rize), Arhavi, Hopa üçgeni gibi küçük bir yöredir. Batılı araştırmacılar Lazları köken itibariyle, Megreller vasıtasıyla Gürcülere bağlama çabası içinde olmuşlardır. Oysa Türkiye "Laz"ları çok eskiden Türk boylarının da yerleşim alanı olan bir bölgenin insanları olarak ayrı incelenmek durumundadırlar.

1965 sayımına göre "Lazca" bilenlerin toplam sayısı oran olarak % 0.26'dır. Andrews'un aktardığı verilere göre Lazca konuşanların sayısı 90.000 - 250.000 arasında değişmektedir.

Tarihi verilere bakıldığında 1873 Osmanlı kayıtlarına göre Trabzon'a bağlı Hona, Gona, Arhavi, Atina (Pazar) Hemşin'den oluşan "Laz bölgesinin" nüfusu aile olarak 9205, sayı olarak 55.350 olarak görülmektedir.

Lazlar da aynen Çerkesler gibi Türk kimliğinin ayrılmaz bir parçası durumundadırlar. Konda A.Ş.'nin 1993 İstanbul araştırmasında % 4.28 lik grubun tamamına yakını kendilerini Türk gördüklerini ifade etmişlerdir.

Balkan Kökenliler

Balkanlardan 2923 - 1958 arası Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2.163.639 dır. Bu sayının çok büyük çoğunluğunu Türkler oluşturmaktadır. Türklerin dışında gelenlerin anadillerine bağlı olarak belirlenen kökenleri Bulgar, Sırp, Pomak, Hırvat, Boşnak, Romen ve Yunanlılardır.
Türkler dışındaki grupların ortak özellikleri, gönüllü gelmeleri, Müslüman olmaları ve Osmanlı kimliğini benimsemiş olmalarıdır.

1965 sayımına göre anadilleri Türkçeden başka olanların sayısı 53.903 'tür, genel nüfus içindeki oranları % 0.17'dir.
Bu gruplar kimlik tanımlarının sağladığı kolaylıkla, çok kısa bir süre içinde Türkleşmişlerdir.

Azınlıklar

Lozan antlaşmasıyla üç gruba "azınlık statüsü" tanımıştır. Bunlardan bugün, Rumların nüfusu 3000, Yahudilerin nüfusu 25.000 civarındadır. Ermenilerin ise 60.000 civarındadır.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: TÜRKİYE'DEKİ ETNİK GRUPLARIN NÜFUSLARI

Mesajgönderen TurkmenCopur » 27 Ara 2010, 01:59

Toplam Veriler Ortalamasıyla Türkiye'de Etnik Grup Nüfusları

1927 yılından 1985 yılına kadarki Genel Nüfus Sayımları'ndaki tespitler ve 2001 yılına kadar yapılan araştırma ve anketlerdeki veriler değerlendirildiğinde Türkiye'deki etnik grupların nüfusları aşağıdaki gibi tespit edilmektedir.

Etnik KimlikNüfusOran (%)
Türk6465000089.79
Kürt50000006.94
Zaza10000001.4
Arap6000000.83
Çerkeş2500000.35
Laz2000000.28
Diğer3000000.42


Türkiye'nin bugünkü nüfusu 72 milyon kabul edilmiştir. (Türk nüfus: %89.78 etnik nüfus: %10.22) "Diğerleri"nin 60.000'i Ermeni, 25.000'i Yahudi, 1800'ü Rum'dur.

Sonuç-Değerlendirme

Etnik kimlik tamamen kişinin kendi kabulüne, duyumsamasına bağlı bir tanımdır. Bir grubun etnik kimliğini o grubu oluşturan üyelerin kendi kimlik tanımları belirler. Bu tanımda dil ya da köken, her durumda belirleyici etmenler değildir.

Genelde, bilimsel bir tespit olarak, etnik grup nüfusu anadil temelinde hesaplanan nüfusun altındadır.
Bu ölçüyle değerlendirildiğinde, Türkiye'deki etnik grupların toplam nüfusu genel nüfusun % 10 civarında tespit edilmektedir. Bu oranla, Türkiye'nin bugünkü 72 milyonluk nüfusu içinde, bütün etnik grupların toplam nüfusu yaklaşık 7,2 milyon olmaktadır. Bu gerçek karşısında Türkiye'yi etnik mozaik olarak tanımlamak mümkün değildir.
Türkiye'deki etnik grup nüfusları maksatlı olarak hayali denilebilecek ölçüde abartılmaktadır.

Bunun başlıca nedenleri:

1 - Etnik grupları temsil ettikleri iddiasında olan dernek, vakıf, federasyon gibi kuruluş yöneticilerinin bir kısmının statü, maddi ya da siyasi çıkar sağlama amaçlarıdır.

Bir kısmı ise, idealist olarak, gruplarının varlığını koruma gayretiyle, bu yoldaki taleplerinin sağlanması amacıyla grup nüfusunu abartmaktadırlar.
Gerçekte, bu dernek, vakıflar ve federasyonların çoğu iddia ettikleri grup nüfusunun % 1'i kadar dahi üyeye sahip değillerdir. Dolayısıyla grubu temsil etmemektedirler.

2 - Küçük bir grup Kürt seçkini, aşama aşama ayrı bir devlet kurma, Türkiye'yi bölme amacıyla Kürt nüfusu hayali abartılarla büyütmekte, bunun yanı sıra diğer etnik grupları da kışkırtmak amacıyla onların nüfuslarını da abartmaktadır.

3 - Kamuoyu oluşturmada etkin, medyatik bir kesim, kendi siyasi görüşleri, ideolojileri doğrultusunda ya da statü veya maddi çıkar karşılığında Türkiye'yi bölmek isteyen güçlerin amaçlarına uygun olarak etnik grup nüfuslarını abartmakta, Türkiye'yi etnik bir mozaik olarak göstererek emik bölücülüğe hizmet etmektedir.

Bütün bu grupların arkasında, ulus devletleri etniklik temelinde bölerek, dünyayı küreselleşme adı altında kendi çıkarlarına uygun olarak yapılandırmak isteyen batılı uluslararası küresel sermayenin ve hedefleri Türkiye'yi bölmek olan Avrupa ülkelerinin maddi ve siyasi desteği mevcuttur.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Karışık Zaman-Dizinli ve Karışık Konular hakkında Türk Tarihi ve Kültürü Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron