Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Türkçülük ve Turancılık

Burada Türk Tarihinin Çeşitli Dönemlerinden ve Çeşitli Konularından birlikte anlatılan konular bulabilirsiniz. Ayrıca Türk Kültürü hakkında da Konular bulabilirsiniz

Türkçülük ve Turancılık

Mesajgönderen TurkmenCopur » 27 Ara 2010, 00:55

TÜRKÇÜLÜK VE TURANCILIK

Türkçülükle Turancılığın farklarını anlamak için, Türk ve Turan zümrelerinin hudutlarını tayin etmek lazımdır. Türk, bir milletin adıdır. Millet, kendisine mahsus bir kültüre malik olan zümre demektir. O halde, Türk'ün yalnız bir dili, bir tek kültürü olabilir.

Halbuki, Türkün bazı kollan Anadolu Türklerinden ayrı bir dil, ayrı bir kültür yapmağa çalışıyorlar. Mesela, Kuzey Türkleri'nden bir kısım gençler bir Tatar dili, bir Tatar kültürü vücuda getirmekle meşguldürler. Bu hareket, Türklerin başka bir millet, Tatarların da başka bir millet olması neticesini verecektir. Uzakta bulunduğumuz için. Kırgızların ve Özbeklerin nasıl bir yol takip edeceklerini bilmiyoruz. Bunlar da birer ayrı dil ve edebiyat, birer ayrı kültür vücuda getirmeğe çalışırlarsa, Türk milletinin hududu daha daralmış olur. Yakutlarla Altay Türkleri daha uzakta bulundukları için, bunları Türkiye Türkleri'nin kültürü dairesine almak daha güç görünüyor.

Bugün kültürce birleşmesi kolay olan Türkler, bilhassa Oğuz Türkleri yani Türkmenler'dir. Türkiye Türkleri gibi, Azerbeycan, Iran, Harzem ülkelerinin Türkmenleri de Oğuz uruğuna mensupturlar. Bundan dolayı, Türkçülükteki yakın mefkuremiz (Oğuz Birliği) yahut (Türkmen Birliği) olmalıdır. Bu birlikten maksat nedir? Siyasi bir birlik mi? Şimdilik, hayır! Gelecek hakkında bugünden bir hüküm veremeyiz. Fakat bugünkü mefkuremiz Oğuzların yalnız kültürce birleşmesidir.

Oğuz Türkleri, bugün dört ülkede yayılmış olmakla beraber, hepsi birbirine yakın akrabadırlar. Dört ülkedeki Türkmen illerinin adlarını karşılaştırırsak, görürüz ki birinde bulunan bir ilin yahut boyun diğerlerinde de dalları vardır.

Mesela, Harzem'de Tekeler'le Sarılar'ı ve Karakalpaklar'ı görüyoruz. Memleketimizde Tekeler, bir sancak teşkil edecek kadar çoktur; hatta, bir kısmı vaktiyle Rumeli'ye nakledilmiştir. Türkiye'deki Sarılar, bilhassa Rumkale'de otururlar. Karakalpaklar ise, Karapapak ve Terekeme adlarını alarak Sivas, Kars ve Azerbeycan dolaylarında yerleşmişlerdir. Harzem'de Oğuzun Salur ve İmralı boylarıyle Çavda ve Göklen (Karluklardan Kealin) illeri var-dır.Bu adlara Anadolu'nun muhtelif noktalarında tesadüf edilir. Göklen, kendi adını Van'da bir köye Gök oğlan şeklinde vermiştir.

Oğuz'un Bayat ve Afşar boyları da gerek Türkiye'de, gerek İran'da ve Azerbeycan'da mevcutturlar. Akkoyunlular ile Karakoyunlular da bu üç ülkede yayılmışlardır. O halde Harzem, İran, Azerbeycan ve Türkiye ülkeleri, Türk etnografyası itibariyle aynı uruğun yurtlarıdır. Bu dört ülkenin bütününe Oğuzistan (Oğuz ili) adını verebiliriz. Türkçülüğün yakın hedefi, bu büyük ülkede yalnız bir tek kültürün hakim olmasıdır.

Oğuz Türkleri, umumiyetle, Oğuz Han'ın torunlarıdır. Oğuz Türkleri, birkaç yüzyıl öncesine gelinceye kadar, birbiriyle yakından alakalı bir aile halinde yaşarlardı. Mesela Fuzuli, bütün Oğuz boyları içinde okunan bir Oğuz şairi idi. Korkut Ata Kitabı Oğuzlar'ın resmi Oğuznamesi olduğu gibi, Şah İsmail, aşık Kerem, Köroğlu kitapları gibi halk eserleri bütün Oğuz iline yayılmıştır.

Türkçülüğün uzak mefkuresi ise, Turan'dır. Turan, bazılarının zannettiği gibi, Türklerden başka, Moğolları, Tunguzları, Finuvaları, Macarları da içine alan bir kavimler halitası değildir. Bu zümreye, ilim dilinde Uralo - Altay zümresi denilir. Bununla beraber, bu sonuncu zümreye mensup kavimlerin dilleri arasında bir akrabalık bulunduğu da henüz ispat edilememiştir. Hatta bazı müellifler, Ural kavimleriyle Altay kavimlerinin birbirinden ayrı iki zümre teşkil ettiğini ve Türklerin Moğollar ve Tunguzlarla beraber Altay zümresini, Finuvalarla Macarların da Ural zümresine mensup olduklarım iddia ediyorlar. Türklerin Moğollarla ve Tunguzlar-la dil akrabalığı olduğu da henüz ispat edilmemiş-tir. Bugün ilim bakımından sabit olan bir hakikat varsa, o da Türkçe konuşan Yakut, Kırgız, Özbek, Kıpçak, Tatar, Oğuz gibi Türk boylarının dilce ve gelenekçe kavmi bir birliğe malik bulunduğudur. Turan kelimesi, Turlar yani Türkler demek olduğu için, sadece Türkleri içine alan bir birliğin adıdır. O halde, Turan kelimesini bütün Türk boylarını ihtiva eden Büyük Türkistan'a hasr etmemiz lazım gelir. Çünkü Türk kelimesi, bugün, yalnız Türkiye Türkleri'ne verilen bir ünvan hükmüne geçmiştir. Türkiye'deki Türk kültürüne dahil olanlar, tabii, yine bu adı alacaklardır. Benim itikadımca, bütün Oğuzlar, yakın bir zamanda bu isimde birleşeceklerdir. Fakat, Tatarlar, Özbekler, Kırgızlar ayrı kültürler vücuda getirdikleri takdirde, ayrı milletler halini alacaklarından, yalnız kendi isimleriyle anılacaklardır. O zaman, bütün bu eski akrabaları kav-mi bir topluluk halinde birleştiren müşterek bir ün-vana lüzum hissedilecek, işte bu müşterek ünvan, Turan kelimesidir.

Türkçülerin uzak mefkuresi, Turan namı altında birleşen Oğuzları, Tatarları, Kırgızları, Özbekleri, Yakutları dilde, edebiyatta, kültürde birleştirmektir. Bu mefkurenin bir gerçek haline geçmesi mümkün mü, yoksa değil mi? Yakın mefküreler için bu cihet aranırsa da, uzak mefkureler için aranmaz. Çünkü uzak mefkure, ruhlardaki vecdi sonsuz bir dereceye yükseltmek için, ulaşılmak istenilen, çok cazibeli bir hayaldir. Mesela, Lenin, Bolşeviklik için, yakın mefkure olarak «kollektivizmi», uzak mefkure suretinde de «Komünizmi» ileri sürmüştür.

Komünizmin ne zaman husule geleceğini soranlara şu cevabı veriyor:

"Komünizmin ne zaman uygulanacağını şimdiden kestirmek mümkün değildir. Bu, Hazret-i Muhammed'in cenneti gibi, ne zaman ve nerede görüneceği bilinmeyen bir şeydir".

işte, Turan mefkuresi bunun gibidir. Yüz milyon Türkün bir millet halinde birleşmesi, Türkçüler için en kuvvetli bir vecid kaynağıdır. Turan mefkuresi olmasaydı, Türkçülük bu kadar süratle yayılmayaçaktı. Bununla beraber, kim bilir? Belki, gelecekte Turan mefkuresinin gerçekleşmesi de mümkün olacaktır. Mefkure, geleceğin yaratıcısıdır. Dün Türkler için hayali bir mefkure halinde bulunan milli devlet, bugün Türkiye'de bir gerçek halini almıştır.

O halde Türkçülüğü, mefkuresinin büyüklüğü noktasından, üç dereceye ayırabiliriz:

1) Türkiyecilik
2) Oğuzculuk yahut Türkmencilik
3) Turancılık.

Bugün, gerçeklik sahasında, yalnız «Türkiye-cilik» vardır. Fakat, ruhların büyük bir özleyişle aradığı Kızıl Elma, gerçeklik sahasında değil, hayal sahasındadır. Türk köylüsü Kızıl Elma'yı tahayyül ederken, gözünün önüne eski Türk İlhanlıkları gelir. Gerçekten, Turan mefkuresi mazide bir hayal değil, bir gerçekti. Milattan 210 sene önce Kun hükümdarı Mete Kunlar (Hunlar) adı altında bütün Türkleri birleştirdiği zaman Turan mefkuresi bir gerçek haline girmişti. Hunlardan sonra Avarlar, Avarlardan sonra Gök Türkler, Gök Türklerden sonra Oğuzlar, bunlardan sonra Kırgız - Kazaklar, daha sonra Kür Han, Cengiz Han ve sonuncu olmak üzere Timurlenk Turan mefkuresini gerçekleştirmediler mi?

Turan kelimesinin manası şu suretle sınırlandırıldıktan sonra, artık Macarların, Finuvaların, Moğolların, Tunguzların Turan ile bir alakaları kalmamak icap eder. Turan, Türklerin geçmişte ve belki de gelecekte bir gerçek olan büyük vatanıdır.

Turanlılar, yalnız Türkçe konuşan milletlerdir. Eğer Ural ve Altay ailesi gerçekten varsa, bunun kendisine mahsus bir ismi olduğundan, «Turan» adına ihtiyacı yoktur.

Bir de bazı Avrupalı yazarlar, Batı Asya'da aslen Samilere yahut arilere mensup olmayan bütün kavimlere «Turani» adını veriyorlar. Bunların maksadı, bu kavimlerin Türklerle akraba olduğunu belirtmek değildir.Yalnız Samilerle arilerden başka kavimler olduğunu anlatmak içindir.
Bundan başka, bazı yazarlar da, Şehname'ye göre «Tür» ile «irec» in kardeş olduğuna bakarak, Turan'ı eski İran'ın bir kısmı saymaktadırlar. Halbuki, Şehname'ye göre, Tur ile irec'in üçüncü bir kardeşleri daha vardır ki adı «Selem» dir. «Selem» ise, İranlı bir boyun dedesi değil, bütün Samilerin müşterek atasıdır. O halde Feridun'un oğulları olan bu üç kardeş, Nuh'un oğulları gibi, eski etnografik ayırımların adlarından doğmuştur. Bundan anlaşılıyor ki «Turan», İran'ın bir parçası değil, bütün Türk illerinin hepsini içine alan Türk topluluğundan ibarettir.

Kaynakça
Kitap: TÜRKÇÜLÜĞÜN ESASLARI
Yazar: ZİYA GÖKALP
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Karışık Zaman-Dizinli ve Karışık Konular hakkında Türk Tarihi ve Kültürü Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir