Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

744'ten Önce Uygurlar

Burada Türk Tarihinin Çeşitli Dönemlerinden ve Çeşitli Konularından birlikte anlatılan konular bulabilirsiniz. Ayrıca Türk Kültürü hakkında da Konular bulabilirsiniz

744'ten Önce Uygurlar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 24 Ara 2010, 18:23

744'ten Önce Uygurlar:

Uygurların bir devlet olarak ortaya çıktıkları 744 senesinden önceki siyasi tarihlerine baktığımız zaman, bunların Orhun ve Selenga nehirleri kıyılarından Aral Gölü çevresine kadar yayıldıklarını ve zaman zaman değişik isimler altında anılan bir Türk kavmi olduğunu görürüz. Bu devirde Uygurlar ilk önce Çinlilerin Hsiung-Nu dedikleri Hunların, daha sonra da Juan-juan(Avar)ların hakimiyetine girmişlerdir. 487 senesinde Uygurların bir kısmının Selenga nehri bölgesini terkederek İrtiş Nehri havzasına gelip yerleştiklerini ve tamamıyla bağımsız olarak yaşamaya başladığını görmekteyiz. Fakat bu bağımsızlıkları çok uzun sürmemiş ve tekrar Avarlara tabiyetlerini bildirmişlerdir.

Bu devirde Uygurların yaşayışları diğer pek çok Orta Asya kabilesinde görüldüğü gibi, gayet basit bir tarzda idi. Bunlar konar-göçer oldukları için daima bir yerde oturmazlardı. Nüfus bakımından fazla kalabalık olmayan Uygurların ata binmede ve ok atmadaki becerilerinin, eski bir geleneğin devamı olduğu bilinmektedir. Disiplin cezalan çok şiddetli olup bilhassa hırsızlık ve ırza geçme gibi olayların olmamasına dikkat ederlerdi. Hayatlarını çoğu zaman etrafta bulunan göçebe veya yerleşik kabileleri yağma etmekle devam ettirirlerdi. Çünkü Uygurların o zamanlar oturdukları topraklar çok verimsiz idi. Selenga, Orhun ve Tola nehirlerinin etrafında daha çok kümelenmiş olan Uygurların atları az, fakat buna mukabil koyun ve sığırları çoktu. Yüksek tekerlekli arabaları vardı. Bu devirde Çinliler kendilerine Kaoch'e derlerdi. Göç ederken veya harp sırasında bu arabalarına çok güvenirler ve sulh zamanlarında da bu arabaları ev olarak kullanırlardı.

Göktürkler zamanında, Orhun ve Selenga nehirlerinin civarında «Töles» ismiyle anılan bir kabileler topluluğunun yaşadığını bilmekteyiz. Buğu, Tongra, Bayırku, Ediz ve Uygur gibi oymaklar Göktürklerin hakimiyetinde uzun zaman yaşamışlar, fakat Göktürklerin zayıflama döneminde bir birlik meydana getirip Çinlilerin yanında yer alarak Göktürklerin yıkılmasına sebep olmuşlardır. işte Uygurlar bu Töles topluluğu içinde zamanla kuvvetlenmiş ve bütün bu oymaklar topluluğunun başına geçmişlerdi. Bu Töles birliğine daha sonraları Karluk, Basmil ve Türgeş gibi diğer Türk kabileleri de dahil olmuşlardır.

Çin sülale yıllıklarında 6. yüzyıldan sonra Uygurlardan daha sık bahsedildiği ve kendilerine Çince Hui-ho denildiği görülmektedir. Bu kelimenin manası ise «Şahin sürati ile dolaşan ve hücum eden» dir.

Göktürk çağında, Uygur oymağının ilk reisi Shıh-chien Ssu-chin idi. İsmin Çince olmasına rağmen bu kişinin bir Uygur Türkü olduğundan şüphe etmemek lazımdır. Çünkü, bu devreye ait kendi kaynakları olmadığı için .şahıslar ancak Çin kaynaklarında geçen isimleriyle bilinmektedirler.

Shıh-chien Ssu-chin'in unvanının İrkin/Erkin olması kuvvetle muhtemeldir. Uygur oymağının başına ne zaman geçtiği bilinmemekle beraber, 605 yılına kadar Uygurların başında kaldığı belgelenmiştir. Shıh-chien Ssu-chin'in unvanının İrkin olmasından dolayı Uygurların bu devresine aynı zamanda «İrkinlik Çağı» da denmektedir.

Shıh-chien Ssu-chin'den sonra yerine oğlu Pusa geçmiştir. Pusa'nın bu Çince isminden kendisinin Budist olduğu zannedilmektedir. Pusa'nın başa geçmesiyle güçleri artan Uygurlar, artık Göktürkler için tehlikeli olmaya başlamışlardı. 606 senesinde Göktürk hükümdarı kendilerine ağır vergiler yükleyince, Uygurların büyük bir kısmı ayrılarak kuzey bölgelerine yerleşmişlerdir. Ayrılan bu Uygurların 100.000 çadırı bulduğunu Çin kaynakları nakletmektedir. Pusa, 630 senesinde Çinlilerle birlik olarak Göktürklere karşı savaşmıştır. Barköl çevresinde yapılan bu savaşta Uygurlar büyük bir mücadele vermişler ve Çinlilerin takdirini kazanmışlardır. Ayrıca Göktürklerin bu savaşta yenilgiye uğramaları, Uygurların nüfuzlarını önemli derecede arttırmıştır. Bu arada Göktürkler de yapılan bu savaşta mağlup olmaları yüzünden kısa bir müddet için Çin'in hakimiyetine girmek zorunda kalmışlar, fakat çok geçmeden tekrar bağımsızlıklarına kavuşmuşlardır.
Pusa'nın Göktürkler karşısında elde ettiği başarılardan dolayı kendisinin unvanının «Alp İlteber» olduğu bilinmektedir. Alp İlteber'in manası ise, «kahraman, vatana hizmet eden» dir. Pusa'nın 626 senesinde öldüğü tahmin edilmektedir. Pusa'nın ölümünden sonra Uygurların oniki boyu Çinlilere tabi olmuş ve bu oniki boy reislerine Çinliler tarafından askeri unvanlar verilmiştir. Diğer bir kısım Uygur boylarının da Sir-Tarduşların 6 kabileden kurulmuş olan birliğine katıldıkları bilinmektedir.

Pusa'nın ölümünden sonra kimin başa geçtiği bilinmemektedir. 646 senesinde T'u Mitu ismindeki bir Uygur' un başa geçtiğini Çin kaynakları yazmaktadır. T'u Mitu'nun Pusa ile münasebeti belli değildir. Bu devirde Çin'in başında bulunan T'ang sülalesi imparatoruna haraç gönderdiği için, imparator tarafından kendisine generallik unvanı ile bugünkü Dış Moğolistan bölgesine tekabül eden Han-hai Askeri valiliğinin idaresi verilmiştir. Tu Mitu zamanında Uygurların kullandıkları memur unvanlarının ay-nen Göktürklerde olduğu gibi kullanıldığı bilinmektedir. Ayrıca 648 senesinde ölen Tu Mitu'nun «kağan» unvanı aldığı söz konusudur.
T'u Mitu'nun ölümünden sonra yerine oğlu Po-jun kağan olmuştur. Bu kağan T'ang sülalesine yardımlarından dolayı Çinliler tarafından çeşitli zamanlarda mükafatlandırılmıştır. Ho-lu ayaklanması sırasında, T'ang sülalesine yardımları olmuştur. Bu büyük başarısından dolayı T'ang imparatoru tarafından kendisine «Sağ taraf askeri bölgesi büyük generali» unvanı ile Han-hai valiliği verilmiştir. Bu kağan 662 senesinde ölmüştür.

662 senesinden sonra sırasıyla kağanlık yapanlar şunlardır:

Pi-sou Tu (662 - 680):

P'o-jun'un oğludur. Tu Chieh-chıh (680 - ? ) ; Pi-sou Tu'nun oğludur.

Fu Tu-fu (715 - 719):

Tu Chieh-chıh'ın oğludur. Kağan olduğu devre kesin olarak bilinmemekle beraber Göktürk Kağanı Mo-ch'o'nun ölümünden bir yıl evvel kağan olduğuna dair kayıtlara rastlanmaktadır.

Ch'eng-tsung (719 - 727):

Fu Tu-fu'nun oğludur. 727 senesinde Jang-chou'ya sürgün edilmiştir.

Fu Ti-nan (727 - ?):

Bir evvelki kağan Ch'eng-tsung ile münasebeti belli değildir.

Hu - su ( ? - ? ):

Ch'eng-tsung'un yeğenidir. Fu Ti-nan ile münasebeti belli değildir. Kendisinin kağan olduğuna dair kesin kayıtlara rastlanamamakla birlikte bir sonraki kağan olan Kutluk Bilge Kül Kağan'ın babası olduğundan bu şahsın kağan olması ihtimalinin büyük olduğu kuvvetle muhtemeldir.

Shıh-chien Ssu-chin'den Hu-su'ya kadar yani bir «Uruğ» dan bir «devlet» haline geçiş süresinde, Uygurlara ait genel bilgilere burada kısaca değinecek olursak, bu devrelerde Uygurların kendi içlerinde şu 9 «Uruğ» (aile) a bölündüğünü görüyoruz:

1 - Yaglakar,
2 - Hu-tu-ko (Uturqar),
3 - Hu veya Chıu-lo-wu (Kürebir),
4 - Mo-ko Hsi-chi (Baga-sıgır),
5 - A-wu-ch'o (Ebirçeg veya Abırçak),
6 - Hö-sa veya Ko-sa (Hazar),
7 - Hu-wu-ssu (Huguzu),
8 - Yo-wu-ku (Yag-murqar),
9 - Hu-ye-wu (Ayabire).

Bu dokuz uruğun idaresi altında bulunan «Dokuz-oguz» kabileleri ise şunlardır:

1 - P'u-ku (Buku),
2 - Hun,
3 - Pa-ye-ku (Bayırku),
4 - T'ung-lo (Tongra),
5 - Sse-chie (sıqar),
6 - K'i-pi,
7 - A-pusse,
8 - Ku-lun Wu-ku,
9 - A-tie (Etiz).

Onuncu yüzyıldan itibaren yazılmaya başlanan Arap coğrafya kitaplarında sık sık «Dokuz-Oğuz, On Uygur» terimi geçmektedir. Aynı zamanda Uygurları ziyaret etmiş olan Arap seyyahı Tamim İbn Bahr, bu devrede Uygurlar-da 17 tane «Beg» bulunduğundan bahsetmiştir. Bu her iki terimi de şöyle izah etmek mümkündür. Görüldüğü gibi 9 tane Uygur uruğu, 9 tane de Oğuz boyu bulunmaktadır. Bu devirde Oğuzlar Uygurlara tabi olarak yaşadıkları için, bu 9 Oğuz oymağı bir bütün olarak düşünülmekte ve 9 Uygur uruğuna eklendiğinde «On Uygur» birliği ortaya çıkmak-tadır. Ayrıca Tamim İbn Bahr'ın bahsettiği «17 Beg» 9 Oğuz boyu ile 8 Uygur oymağının birleşmesinden meydana gelmiştir. Dokuzuncu Uygur oymağı bu toplamdan ayrı tutulmaktadır. Çünkü bu oymağın «Yaglakar» olduğu bilinmekte ve Uygurları idare eden reislerin çıktığı oymak olduğu bilinmektedir. Yani «Yaglakar» oymağı hükümdar ailesini temsil etmektedir. Daha sonraları bu Uygurların idaresindeki 9 Oğuz boyuna Basmıl ve Karluk birlikleri de dahil olunca, bu sayı İl'e çıkmış oluyordu. Çin kaynaklarında bu devirdeki Uygurların 11 vali tarafından idare edilmekte olduğu bildirilmektedir. Bu da yukarıda izah edildiği gibi, 9 Oğuz boyuna Karluk ve Basmılların dahil edilmesiyle elde edilen sayıdır.

Yukarıda ismi geçen T'u Mi-tu kağan zamanında Göktürk kağanı Kapgan, Uygurları Barköl civarında kısa bir süre için de olsa kendi hakimiyeti altında tutmasını bilmişti. Fakat Dokuz-Uygur birliğine Karluk ve Basmılların katılmasıyla meydana gelen kuvvetli Uygur federasyonu, ileride Göktürklerin yıkılmasında büyük bir rol oynayacaktı.

Göktürklerin en önemli yazıtlarından olan Orhun kitabelerinde 717 senesindeki ayaklanmalar dolayısıyla ilk defa Uygur isminin geçtiğini görmekteyiz. «Uygur» kelimesinin anlamı üzerinde pek çok tarihçi fikir beyan etmiştir. Bunlardan ilk olarak Macar ilim adamı Nemeth kelimenin «Uy» («takip etmek») ve «gur» ekinden meydana geldiğini ileri sürmüş, fakat sonradan yapılan çalışmalarda Fransız tarihçi Hamilton «Uy» hecesinin «akraba», «müttefik» olarak düşünülmesinin lazım geldiğini ileri sürmüştür.

Yine bu devirlerdeki Uygurlardan bahseden bazı kaynaklarda görülen «Toguzguz» ismini «Dokuz-Uygur» uruglarıyla eş tutan ilim adamlarına rastlanmıştır. Fakat bu yorum kesinlikle hatalıdır. «Toguzguz» ancak «Dokuz-Oguz»larla eş olarak düşünülmelidir. Orhun kitabelerinde geçen «Toguzguz» boyu Dokuz-Oguzlardan başka birşey değildir.

Kaynakça
Kitap: KOCAAVŞAR KÖYÜ ve TARİHTE AVŞARLAR
Yazar: Muharrem Eren
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Karışık Zaman-Dizinli ve Karışık Konular hakkında Türk Tarihi ve Kültürü Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Google [Bot] ve 1 misafir