Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Doğu Türkistan'da Hocalar Devri

Burada Türk Tarihinin Çeşitli Dönemlerinden ve Çeşitli Konularından birlikte anlatılan konular bulabilirsiniz. Ayrıca Türk Kültürü hakkında da Konular bulabilirsiniz

Doğu Türkistan'da Hocalar Devri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 16:38

Doğu Türkistan'da Hocalar Devri

Çin orduları 1757 yılında Doğu Türkistan'ı işgal ettikleri zaman ülke Hocalar idaresi altında bulunuyordu. Kalmuklar XVII Yüzyılda Doğu Türkistan'a hakim olduktan sonra ülkeyi doğrudan doğruya idare etmek y erine, halk üzerinde büyük nüfuza sahip "Hocalar' dan bazılarını Kaşgar, Yarkent, Aksu, Turfan ve Hoten gibi merkezlerin başına vali tayin ederek istedikleri kontrolü sağlamışlar ve bu valiler vasıtasıyla vergilerini toplamışlar idi. Kalmuklar, bazan bununla da yetinmemişler ve Doğu Türkistan'ın verimli bölgelerini yağma etmişlerdir. Çinliler, Doğu Türkistan'a hakim olunca Moğol asıllı Kalmuklar'ın yürüttüğü bu idare şeklini biraz daha geliştirerek devam ettirmişlerdir. Doğu Türkistan şehirlerine hakim olan Hocalar ise. istemeyerek de olsa bu sistemin yerleşmesine ve işlemesine katkıda bulunmuşlardır.

İki asırdan fazla Doğu Türkistan tarihinin akışına tesir eden Hocalar kimlerdir ve nasıl bir idare şeklini gerçekleştirmişlerdir. Bu idare şekli ülkenin ve insanlarının faydasına mı yoksa zararına mı olmuştur? Bu ve bunlara benzer somlara tatmin edici cevaplar verebilmek için bu Hocalar ve kurdukları sistem hakkında burada yeterli bir bilgi vermek zarureti vardır.

Bilindiği gibi. İslamiyet Türkistan'da VIII. Ve X. asırlar arasında yayılmış ve Türkler'in büyük bir çoğunluğu bu dini isteyerek kabul etmişti. Kurulan Karahanlı Devleti de ilk Müslüman Türk devletlerinden biri addedilmişti. Buna rağmen. İslamiyet'in daha çok Batı Türkistan'da yerleştiğini görüyoruz. Bu arada, Müslüman Karahanlı Devleti'nden sonra Türkistan'da vuku bulan Moğol istilası hem Türkler'e, hem de İslamiyet'e büyük zararlar vermişti. Daha önce de belirtildiği gibi. Doğu Türkistan halkının tamamının Müslümanlığı kabul etmediği bu devirde gayri müslim Moğollar'ın kurduğu idare şekli, İslam'ın aleyhine olmuştur. Nihayet. Çağatay hanedanı zamanında bazı hükümdarların İslam'ı kabul etmesi ile Doğu Türkistan'da İslamiyet yeniden kuvvetlenmeye başlamıştır. Müslüman Çağatay Hanları, hem Doğu Türkistan'da İslam'ın tamamen hakim bir din haline gelmesi hem de halkın hoşgörü çerçevesinde birlik ve beraberliğini sağlamaları ümidiyle Batı Türkistan'dan bazı din alimlerini davet etmişlerdir.

Kaynakça
Kitap: DOĞU TÜRKİSTAN TÜRKLERİ TARİHİ
Yazar: Mehmet SARAY
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Doğu Türkistan'da Hocalar Devri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 16:38

Doğu Türkistan'a davet edilen din alimlerinin başında gerçekten İslam'a büyük hizmetleri geçmiş olan Hoca Ahmed Yesevi, Hoca Bahaüddin Nakşibend ve Hoca Mahdum-ı A'zam gibi büyük İslam alimlerinin evlatları ve yetiştirdiği talebeleri geliyordu.

Yukarıda adları zikredilen büyük İslam alimlerinin hizmetlerini ve hayat hikayelerini özetle şeyle verebiliriz:

Hoca Ahmed Yesevi ( ? - 1166)

Türkistan'ın Sayram kasabasında XI. Asrın son çeyreğinde dünyaya geldiği tahmin edilen Hoca Ahmed Yesevi, ilk tahsilini Peygamber Efendimiz'ın ashabından geldiği söylenen Şeyh Arslan Baba'dan almıştır. Bilahare Buhara'da Şeyh Yusuf Hemedanı'nin yanında tahsiline devam eden Yesevi, hocası ile birlikte bütün Türkistan illerini gezip görmüştür. Tahsilini ve tedkiklerini tamamladıktan sonra Yesi (Türkistan) şehrine gelip yerleşen Hoca Ahmed Yesevi, 1166 yılında vefatına kadar çalışmalarını bu şehirde sürdürmüştür. İslam'ın Türkistan'da yayılmasında ve sevilmesinde en büyük rolü olan alimlerin başında gelir. İslam dinini fazla teferruata girmeden sade ve açık bir şekilde izah etmesi ve Asya İslam ülkelerinde, İran ve Türkiye'de sevilen ve sayılan bir din alimi haline getirmiştir. Nakşibendi ve Bektaşi tarikatlarının Yesevi "nin fikirlerinden fevz alarak ortaya çıktığı kabul edilir.

Hoca Bahaüddin Nakşibend (1318-1389)

Nakşibendi tarikatının ilk şeyhi olarak bilinen Hoca Bahaüddin, 1318 yılında Buhara yakınlarında Kasr-ı Ariftan köyünde doğmuştur.
Gençlik yıllarım devrin büyük alimlerinden Hoca Muhammed Baba-yi Sammasi ve Seyyid Amir Kuble'den ders alarak geçiren Hoca Bahaüddin Nakşibend, 18 yaşından sonra tasavvuf üzerinde çalışmıştır. Bu devirde tanıştığı Yeseviyye tarikatı şeyhlerinden Kuşam Şeyh ve Halil Ata'dan çok faydalandığı zikredilir.

Halil Ata'nın Semerkand hükümdarı olduğu devirlerde 10 yıla yakın onun yanında kalan Hoca Bahaüddin Nakşibend bu hükümdann 1347 yılında öldürülmesine çok üzülmüş, son derece sevdiği ve saydığı bu insanın ölümünden sonra Buhara yakınlarındaki Zivartun köyünde inzivaya çekilmiştir. Kendini tamamen tasavvufa veren Hoca Bahaüddin, hem İslamiyet ve hem de tasavvuf hakkındaki derin bilgisi dolayısıyla büyük bir ün kazanmıştır. Onun sayesinde Nakşibendilik tarikatı ehl-i sünnet diyarı bütün İslam ülkelerinde yayılmış ve büyük itibar görmüştür. Nakşibendiliğin bir kolu olan Ahrariye, onun talebeleri ve müridleri tarafından XVI. asırda Doğu Türkistan'da yayılmıştır. Kısaca, Hoca Bahaüddin Nakşibend, İslamiyet'i Doğu Türkistanlılara daha çok sevdiren büyük bir din alimi olarak tarihe geçmiştir.

Hoca Mahmud-ı A'zam (1471-1549)

Esas adı Ahmed bin Seyyid Celaleddin Hoca-yı Kasani olan Hoca Mahmud-ı A'zam, Nakşibendi tarikatının piri olduğu için kendine bu ad verilmiştir. Dedesi Seyyid Kemaluddin Mecununi'nin Mekke'den gelen bir din alimi ve hatta Peygamber Efendimiz'in yakınlarının çocukları olduğu iddia edilmiştir. Büyük dedelerinden Mahmud Emin ile Muhammed Yusuf un Kaşgar'a gelen ilk İslam alimleri olması dolayısıyla Mahmud-ı A'zam Kaşgar'a geldiği zaman büyük alaka görmüştür. Kendisini Kaşgar'a davet eden devrin Çağatay hükümdarı Reşidi Han (1533-1559) o zamanlar Kaşgar melikesi olan ve Satuk Buğra Han neslinden geldiği söylenen Bibi Civa hanım ile Mahdum-ı A'zam'ın evlenmelerine öncülük ettiği kaydedilmektedir.

Hatta, bu evliliğin karşılığında Reşidi Han, Mahdum-ı A'zam'a hem geçimi hem de İslami çalışmaları için üzerinde binaları olan bir araziyi hediye olarak vermiştir(58). Mahdum-ı A'zam'ın bu evlilikten Hoca İshak adında bir oğlu olmuştur ki, bilahare Doğu Türkistan'a büyük hizmetleri olacaktır. Hem Peygamber Efendimiz in ahfadından olması hem de büyük bir İslam alimi ve Nakşibendiliğin piri olması dolayısıyla Mahdum-ı A'zam, Doğu ve Batı Türkistan illerinde halkın en çok sevip saydığı kişi haline gelmiştir. Mahdum-ı A'zam, 7-8 yıllık bir ikametten sonra Kaşgar'dan 1542"de ayrılarak Semerkand'a dönmüş ve 1549'da vefatına kadar çalışmalarım burada sürdürmüştür.

İşte bu ulu din adamlarının, evlatlarının ve takipçilerinin Doğu Türkistan'a gelerek hala Budist ve Maniheist tesirlerinin görüldüğü ülkede İslam'ı hakim kılma çalışmaları tarihimizin henüz layıkı ile işlenmemiş konularından birini teşkil eder.

Hocalar"ın Doğu Türkistan'a davet edilişleri ve gelişleri şu iki sebebe dayanır:

Birincisi, ülkede İslam'ı hakim kılmak, ikincisi ise çeşitli hasım gruplara ayrılmış olan halkın birlik ve beraberliğini sağlamaktı.

Daha önce de izah edildiği gibi Doğu Türkistan'ın halk ve ülke bütünlüğünü korumaya muvaffak olan Seyyid Han (1514-1533) ile oğlu Reşidi Han (1533-1559) olmuştu. Reşidi Han'dan sonra ülkenin başına geçen oğullarından Abdülkerim Han (1559-1591). bütün gayretlerine rağmen ülkenin yeniden şehir devletleri haline gelmesine ve birbirleri ile uğraşarak hem memleketi ve hem de halkı perişan hale getirmelerine mani olmayınca, din adamlarının yardımına müracaat etmiştir.

Kısa biyografilerinde de görüldüğü gibi yukarıda zikredilen üç din aliminden Mahdum-ı A'zam, Doğu Türkistan'da en çok nüfuzlu olan kişi idi. Ayrıca, Kaşgarlı bir hanımla evlenmiş olması ve 7 yıla yakın ülkede kalarak İslam'ın kuvvetlenmesinde büyük katkılarda bulunmuş olması, bu büyük alimin nüfuzunu daha da tesirli hale getirmişti. Abdülkerim Han yardım isterken yalnız İslam'ın ve birliğin kuvvetlenmesini değil, aynı zamanda ülkenin tek hakimi olmayı hedeflemiştir. Daha çok ülkenin batı bölgelerinin hakimi olan Abdülkerim Han, idaresini daha da yayarak doğu bölgelerini de kontrolü altına almak istiyordu. Bu düşünceler altında Mahmud-ı A'zam'ın oğullarından Hoca İshak Veli'yi Doğu Türkistan'a davet etmiştir. İyi bir din alimi olan Hoca İshak Veli, şehir-şehir, kasaba-kasaba dolaşarak Müslümanların kardeş olduğunu, birbirlerine yardım ederek hem ülkenin hem de insanların birlik ve bütünlüğünün sağlanması gerektiğini herkese anlatmıştır. Hoca İshak Veli'nin bu çalışmalarını müteakip Tanrı dağlarına Kırgızlar ülkesine gittiğini görüyoruz. Onunun Kırgızlar'a İslamiyet'i öğretmek için uğraştığını ve uğraşısında da büyük başarı kazandığını biliyoruz. On yıldan fazla Kırgızlar arasında kalan Hoca İshak Veli, hem halkın sosyal hayatında değişmelere ve hem de onların Doğu Türkistan halkı ile daha çok birlikte hareket etmelerini sağlamıştır. Müslüman ve aynı soydan gelen kardeş insanlar olarak Uygurlar'ın ve Kırgızlar'ın bilhassa Çınliler'e karşı ülkelerini birlikte savunmalarını öğütlemiştir. Kırgız halkı tarafından çok sevilen Hoca İshak Veli'nin bu tavsiyelerine uyulduğunu görüyoruz. 1757"de Çin işgalinden soma Uygur halkının müstevliye karşı gösterdiği direniş ve mücadelelerde onların en büyük yardımcıları Kırgız kardeşleri olacaktır.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Doğu Türkistan'da Hocalar Devri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 16:38

Bu arada, tekrar Doğu Türkistan'a dönen Hoca İshak Veli; Yarkent, Kaşgar, Hoten ve Aksu'da İslam'ın kuvvetlenmesi için çalışmalarına başlamıştır. Bu ikinci gelişinde Abdülkerim Han'ın kardeşi Muhmamed Sultan ile Hoca İshak Veli arasında gelişen dostluk, Muhammed Sultan'ın Hoca İshak Veli'nin müridi haline gelmesi, hükümdarı kıskançlığa ve şüpheye sevk etmiştir. Hükümdar'ın bu tutumundan incinen Hoca İshak Veli Semerkant'a geri dönmüştür. Bu arada Abdülkerim Han 1591 yılında ölünce yerine kardeşi Muhammed Han (1591-1609) hükümdar olmuştur. Yeni hükümdar büyük saygı duyduğu Hoca İshak Veli'ye ısrarla Yarkent"e dönmesini istemiş ise de sıhhati bozulan hoca, bu ricaları kabul edemeyeceğini ve fakat kendi yerine vekil tayin ettiği oğlu Hoca Şadi'yi göndereceğini bildirmiştir. Muhammed Han'ın kabulü üzerine Hoca Şadı Yarkent"e babasının vekili olarak gelmiştir. Bir müddet sonra Hoca İshak Veli 1605 yılında Semerkant'da vefat etmiştir.

Ne var ki. Hoca İshak Veli'nin halkın ve ülkenin bütünlüğü hakkında yaptığı çalışmalar ülkenin doğu vilayetlerinin hakimi olan Abdüllatif Han (1614-1624) tarafından Abdülkerim Han'ın yerine geçen kardeşleri ve evlatları Muhammed Han, Şecaeddin Ahmed Han ve Abdullah Han'a Doğu Türkistan'ın tamamına hakim olmada büyük avantaj yaratacağı düşüncesiyle kuşkuyla karşılanmıştı. Nitekim, bu düşünceden kurtulamayan Abdüllatif Han'ın, Mahdum-ı A'zam'ın ilk hanımından doğan oğlu Hoca Kalan (Muhammed Emin)'ı, 1615 yılında Doğu Türkistan'a davet etmesi. Hoca İshak Veli'nin yerine geçen oğlu Hoca Şadi ile aralarında bir rekabetin doğmasına sebep olmuştur. Yarkent şehri, Hoca Kalan ile yeğeni Hoca Şadi arasında bir rekabet merkezine dönüşmüş ve çok geçmeden halk bu hocaların taraftarları olarak ikiye ayrılmıştır.

Bir müddet sonra Hoca Şadi, babasının çok sevilip sayıldığı Kırgızlar ülkesine Karadağ bölgesine çekilmiş, amcası Hoca Kalan ise Uygurlar'ın çoğunlukta olduğu Akdağ yöresine gitmiştir. Böylece, büyük İslam alimi ve Nakşibendi Şeyhi Mahdum-ı A'zam'ın evlatları İslamiyet'i yaymak, halk ve ülke bütünlüğünü sağlamak için geldikleri Doğu Türkistan'da, üzerlerine aldıkları vazifenin tam aksine, hakimiyet hırsı ile dolu hanlar arasında ülkenin parçalanmasına giden yollara girmek durumunda kalmışlardır.

Doğu Türkistan'ın dramatik tarihine "Hocalar Devri" olarak geçecek olan bu rekabet, bir müddet sonra dini karekterine ilaveten siyasi bir karektere de bürünecektir. Hoca İshak Veli ve evlatlarının yolunda gidenler "İshakiyye" veya "Karatağlık", Hoca Kalan ve evlatlarının peşinde gidenlere de "Afakiyye" veya " Aktağlık" firkası mensupları denmiştir. Karatağlık taraftarları başlarında kara takke, Aktağlık taraftarları ise başlarında ak takke bulundurmuşlardır. Bir müddet sonra Karatağlık fırkasına mensup olanlar Yarkent'i ele geçirerek kendilerine merkez edinmişlerdir. Aktağlık firkasına mensup olanlar ise Kaşgar" da toplanarak bu şehri kendilerine merkez edinmişlerdir.

Çok geçmeden siyasi iktidarı ellerinde bulunduran Hanlar, Hocaları ve taraftarlarım kendi durumlarım kuvvetlendirmek için kullanmaya başlamışlardır. Bununla da yetinmeyen Hanlar, kendilerini desteklemeyen fırkaların taraftarlarım öldürmeye başlamışlardır. Nitekim, Hoca Kalan'ın oğlu Muhammed Yusufu Kaşgar'a kendi yerine Aktağlık fırkasının reisi olarak tayin etmesi üzerine gelişen olaylar bir nevi particiliğe dönüşmüştür. Aktağlık fırkasının reisinin teşviki ile Abdüllatif Han'ın oğlu Mahmud Han, askerlerini göndererek Karatağlık fırkasını destekleyen Kırgızlar'ı öldürmeye başlamıştır.

Bunun üzerine kendi iktidarına destek sağlamak isteyen Abdullah Han (1637-1667). Karatağlık fırkasına mensup Müslümanlar lehine ağırlığını koyarak Kaşgar'da Karatağlık taraftarları aleyhine tavır alan Mahmud Han'a bu davranışından vazgeçmesini istemiştir. Bu baskıya dayanamayan Mahmud Han, Hoca Muhammed Yusuf'u Kaşgar'ı terke zorlamıştır. Abdullah Han bu baskı ile de yetinmemiş, ülkenin tamamına hakim olmayı istediği için Kırgızlar"ı kendi ordusuna asker almaya ve bunlara dayanarak otoritesini genişletmeye başlamıştır. Bu vesileyle de Aktağlık taraftarlarını pasifize etmiştir. Bununla da yetinmeyen Abdullah Han. ülke genelindeki otoritesini sağlama bağlamak için belli başlı şehirlere Kırgız beglerini vali. ordu komutanlıklarına da Kırgız komutanları tayin etmiştir. Otuz yıl devam edecek olan Abdullah Han döneminde Doğu Türkistan'da birlik ve beraberlik sağlanırken, devlet ve ordu yönetiminde de Kırgız hakimiyeti gerçekleşmiştir Durumun Doğu Türkistan'da açıktan olmamakla birlikte bir nevi Kırgız-Aktağlık mücadelesi şekline dönüştüğünü görüyoruz. Nitekim, Hoca Kalan'ın oğlu Muhammed Yusuf. Kaşgar'dan kovulmasını hazmedememiş ve oğlu Hideyetullah ile birlikte gizlice gelerek Aktağlık reisi Hoca Muhammed Yusuf, Abdullah Han'ın oğlu Yolbars Han ile temas kurarak, bu ihtiraslı şehzadeyi babası aleyhinde kışkırtarak isyanını sağlamıştır. 1670 yılında isyan eden Yolbars. babasını devirerek hükümdarlığını ilan etmiştir. Perişan duruma düşen Abdullah Han. hac için Mekke'ye gitmek üzere ülkeyi terk etmiştir.

Bu arada. Yolbars Han kendisine yardım ettikleri için Aktağlık fırkası taraftarlarının isteği doğrultusunda Karatağlık taraftarlarım ve bilhassa Kırgızlar'ı Yarkent'den kovmuş, gitmeyen veya gitmek istemeyenleri de öldürtmüştür. Bu iç kavgalar esnasında hem Yolbars Han hem de Hoca Muhammed Yusuf hayatlarını kaybetmişlerdir. Bunu fırsat bilen Abdullah Han'ın kardeşi İsmail Han hükümdarlığını ilan ederek karşı taarruza geçmiştir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Doğu Türkistan'da Hocalar Devri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 16:38

Bu gelişmeler üzerine müşkül duruma düşen Aktağlık fırkasının genç reisi Hoca Hidayetullah önce Batı Türkistan'a sonra da Keşmir ve Tibet'e giderek yardım istemiştir. V. Dalay Lama'nın yardımcısı Diba Seneicasio'dan Kalmuk lideri Galdan'a hitaben bir mektup alan Hoca Hidayetullah, Kalmuk reisinden askeri yardım almaya muvaffak olmuştur. Kalmuk askerlerinin yardımı ile Aktağlık reisi Hoca Hidayetullah, 1687 yılında İsmail Han'a karşı başlattığı mücadeleyi kazanarak bütün Doğu Türkistan'ın hükümdarı olarak tahta çıkmıştır. '"Apak Hoca" ünvanıyla meşhur olan Hoca Hidayetullah, oğlu Hoca Yahya'yı ülkenin önemli merkezlerinden Kaşgar'a hakim (vali) tayin ederek memleketin kontrolünü tam olarak ele geçirmiştir. Apak Hoca, aldığı askeri yardıma karşılık Kalmuk reisi Galdan'a senelik 48.000 tenge (zamanın Çin para birimi) vermeyi kabul etmiştir.

Doğu Türkistan'da idareyi ele geçiren Aktağlık reisi Apak Hoca'nın ilk iş olarak rakipleri Karatağlık taraftarlarını ülkeden kovmak olmuştur. Ülkeyi terk etmek istemeyen Karatağlık mensupları öldürülerek yok edilmişlerdir. Bu temizlik hareketi ülkenin ve halkın bütünlüğüne indirilen son darbelerden biri olmuştur.

Bu arada, Hoca Şadi "den sonra Karatağlık fırkasının reisi olan Hoca Abdullah ölmüş ve yerine Hoca Danyal geçmiş idi. Apak Hoca ve taraftarlarının uyguladığı baskı ve katliama dayanamayan Hoca Danyal, kardeşi Şuavip Hoca ile birlikte Doğu Türkistan'ı terk ederek bir zamanlar Hoca Hidayetullah'ın yaptığı gibi Keşmir'e sığınmıştır. Hoca Danyal, Doğu Türkistan'a dönebilmek için maddi ve manevi destek arayışına başlamıştır.

Doğu Türkistan'da İslamiyet'i yaymak ve halk arasında birliği sağlamak için gelmiş olan din alimlerinin asli görevlerini bir kenara bırakarak devlet ve hükümdarlık işleriyle uğraşmaları, bu arada sıkıştıklarında gayri müslim dış güçlerle işbirliği yapmaları hazin bir gelişme olmuştur.

Bu hazin gelişmeyi Doğu Türkistan'ın yetiştirdiği kıymetli devlet ve fikir adamlarından Mehmet Emin Buğra "Şarki Türkistan Tarihi" adlı eserinde şu satırlarla tenkid etmiştir:

"-İsmail Han zamanında muhacir hocalardan Hidayetullah Hoca (Apak Hoca) adında biri pek fazla nüfuz sahibi olmuştu. Fakat bu nüfuzla kanaat etmeyip, hanlık tahtını almak için gayretler sarf etmeğe başladı ve 1676 yılında cahil müritlerinin yardımı ile alenen isyan edip izzet ve ebru sahibi devlet hanı İsmail Han'a harp ilan edip Yarkent'i muhasara etti. Şehir içindeki müritlerinin yardımıyla şehri alıp kendisini padişah ilan etti... Belki üç dört ay hanlık ettikten sonra hanlık hanedanından Mehmet Emin Han kuvvet toplayıp Hidayetullah Hoca'yı mağlup etti ve Yarkent'i geri aldı. Hidayetullah Hoca. esir İsmail Han ve tabilerini alıp İli "ye kaçtı ve Galdan Kontaiçi'ye sığınıp Mehmet Emin Han'a karşı Galdan'dan yardım diledi. Hidayetullah Hoca'nın yardım dileği Galdan'a uygun geldi. Çünkü eskiden beri Altışehir'i almak ister, fakat Altışehir Müslümanlarının kendisine sert bir mukavemette bulunacaklarından ve istilasının devam etmemesinden korkardı. Hidayetullah Hoca ise. Altışehir Müslümanlarının piri ve pişvası olduğu için halk ona yardım ve itaat ederdi. Bu sebepten dolayı Galdan. Hidayetullah Hoca'ya pek çok ihtiramlarda bulundu ve Kalmuklar'da şeref ünvanı olan Abak (Apak) ünvanını verdi. Galdan Kontaiçi 1679"da Apak Hoca'yı öne koyup Kalmuk askeri ile şehir üzerine yürüdü. Mehmet Emin Han şiddetli müdafaada bulundu ve Galdan'ı Aksu'ya sokmadı. Apak Hoca'nın teşviki ile Kaşgar ve Yarkent'deki cahil müritler kargaşalık çıkardılar ve bu sebepten Mehmet Emin Han Yarkent'e çekilmek mecburiyetinde kaldı.

Arkadan Galdan. Aksu ve Kaşgar'i mukavemetsiz aldı ve devlet taraftarlarını katletti. Ondan sonra Yarkend'e yürüdü. Mehmet Emin Han şehre kapanıp sıkı bir müdafaada bulundu ve Galdan. Yarkent şehrini almaktan ümidini kesti. Lakin şehir içinde Apak Hoca'ınn müritleri epey çoktu. O. bu müritler vasıtasıyla şehir içinde kargaşalık çıkardı. Bu hain müritler şehrin kapılarını açıp "Hocam dervazeni (kapım) açtık" dediler ve Kalmuk askerleri şehre girdi. Katliam ve garez ile icraat yaptılar. Bu suretle 170 yıllık İslam Devleti yıkıldı.".
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Doğu Türkistan'da Hocalar Devri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 16:39

Bu arada. Doğu Türkistan'da hükümdarlığını ilan etmiş olan Apak Hoca çok geçmeden devlet yönetimi ile din alimliğinin farklı konular olduğunu anlamıştı. Ayrıca, bir Müslüman ülkesinde iktidarı ele geçirirken Müslüman olmayan Kalmuklar ve Tibetliler'den vardım istenmesi Müslüman halk tarafından pek çok dedikodulara ve hoşnutsuzluğa sebep olmuştur. Müslüman Doğu Türkistan halkı üzerinde nüfuzunun hızla kaybolduğunu gören Apak Hoca, kurtuluşu hükümdarlık makamını esas sahibine devretmede buldu. Hükümdarlıktan devirdiği İsmail Han'ın küçük kardeşi Mehmet Emin Han'ı Doğu Türkistan tahtına oturttu.

Doğu Türkistan'da hükümdarlık tahtına oturan Mehmet Emin Han'ın ilk işi, halkın sevmediği Kalmuklu vergi memurlarını ve idarecilerini ülkeden kovmak olmuştur. Ne var ki. onun bu siyaseti Kalmuklar"ın hiç de hoşlarına gitmemiştir. Zira Kalmuklar. Doğu Türkistan Müslümanları'ndan topladıkları vergilerden mahrum kalıyorlardı. Kalmuklar'm baskısı ile Apak Hoca, Mehmet Emin Han'ın tahtan çekilmesini istedi. Mehmet Emin Han bu isteği kabul etmediği gibi, Apak Hoca Kalmuklar'a karşı Buhara hükümdan Subhan Kuli Han'dan yardım istedi. Fakat Buhara Hanı'ndan beklediği yardım gelmeyince Yarkent'i terk etmek zorunda kaldı.

Mehmet Emin Han yolda kaçarken bir suikast neticesinde öldürüldü.
Kalmuklar'ın tam bir müttefiki olarak hareket eden Apak Hoca, bu ikinci hükümdarlık döneminde pek çok insanın ölümüne sebep oldu. Halk arasmda kendisi aleyhinde propaganda yaptırıyor iddiası ile yeni Karatağlık firkası reisi Kürşad Hoca'yı 1695 yılında öldürten Apak Hoca, ülkede ne kadar Karatağlık taraftan varsa hepsinin temizlenmesini istedi. Apak Hoca'nın bu hareketlerinde şiddet taraftan olan oğlu Yahya Hoca'nın büyük rol oynadığını görüyoruz. Baba oğulun bu yanlış tutumları, başta Kırgız, Nayman ve Kıpçak olmak üzere diğer kardeş Türk boykarının Karatağlık Fırkası'nı desteklemelerine sebep olmuştur

İhtiraslı bir kişiliğe sahip olan Yahya Hoca, yaşlı babasından soma ülkenin tek hakimi olmak istiyordu. Bu isteğini gerçekleştirmek için her fırsatı kullanıyordu. Nitekim, valilik yaptığı Kaşgar "da bulunan Kalmuklar" ı, Müslüman halkın istemediğini bildiği için onları şehirden kovmak ve halkın sempati ve desteğini kazanmak istemiştir. Fakat, onun bu planını öğrenen Kalmuk askerlerinin komutanı Cahan Taş, bir baskın ile Yahya Hoca ve yakınlarım öldürtmüştür. Bu hadise, Apak Hoca ile Kalmuklar arasındaki dostluğun bozulmasına sebep olmuştur. Bu ise, Doğu Türkistan'ı yeni bir istikrarsızlığa sürüklemiştir.

Ülkesinin tam bir kaosa gittiğini gören Apak Hoca. daha önce Keşmir'e kaçmış olan yeğeni Karatağlık Fırkası'nın reisi Danyal Hoca ile kardeşi Şuayıp Hoca'nın ülkeye dönmelerini ve sulh içinde yaşamalarım, bunun, ülkenin ve Müslüman halkın birliği için zaruretini anlatarak onları Yarkend'e davet etmiştir.

Bu davete uyan Danyal ve Şuayıp Hocalar, Doğu Türkistan'a geldiklerinde Aktağlık militanlarının kendilerine pusu kurduklarını öğrenmişler ve tekrar Keşmir'e dönmek istemişlerdir. Fakat, geri dönüşlerinde Aktağlık militanları ile yapılan mücadelede Şuayıp Hoca hayatını kaybetmiştir. Danyal Hoca. Aktağlık taraftarlarının bu tutumlarım protesto ederek Semerkant'a çekilmiş ve oraya yerleşmiştir.

Bazı kaynaklara göre, Danyal ve Şuayip Hocalara karşı kurulan pusuda ve hatta Yahya Hoca'nın ölümünde Apak Hoca'nın hanımının baş rolü oynadığı kaydediliyor. Hanım Padişah olarak ün salan Apak Hoca'nın eşi, Mehmet Emin Han'ın kızkardeşi idi. Apak Hoca'dan olan oğlu Mehdi'yi hem dini lider ve hem de hükümdar olarak Doğu Türkistan'ın başına geçirmek istiyordu. Bu isteğini gerçekleştirmek maksadıyla sert ve acımasız metodlara başvuran Hanım Padişah, bu tutumundan dolayı halk tarafından Hanım Cellad olarak adlandırılmıştır. Bilhassa Apak Hoca'nın karşısına Aktağlık Fırkası içinden çıkabilecek muhtemel bütün rakipleri bertaraf etmeye kalkışması Aktağlık Fırkası'nı bir iç savaşa sürüklemiştir. Aktağlık Fırkası içindeki bu kanlı taht mücadelesinden Hanım Padişah da nasibini almış, altı av sonra kendisi de rakip gruplarca öldürülmüştür.

Hocalar arasındaki bu taht ve ikbal kavgası, kısa sürede ülkeyi tam bir kan gölüne çevirmiştir. Bu yıllarda, Çinlilerle mücadele etmek durumunda kalan Kalmuk müstevlisi Doğu Türkistan'daki bu gelişmelerden ister istemez uzak kalmıştır. Ülkenin tam bir kaos içine düştüğü bu günlerde Mehmet Emin Han'ın en küçük kardeşi Akbaş Han, topladığı kuvvetlerle Yarkent'i zaptederek hükümdarlığım ilan etmiştir.

Kendisine karşı direnen Hocalar ve taraftarlarından binlerce kişiyi öldürtmüştür. Oğlu Sultan Ahmed'i Kaşgar valiliğine tayin ederek ülke kontrolünü tam olarak eline geçirdi. Bu arada, hükümdarlık mücadelesi veren ve iç savaş esnasında sağ kalan Apak Hoca'nın oğlu Mehdi Hoca'nın Keşmir'e iltica etmesine izin verildi.
Doğu Türkistan'daki bu gelişmeler, Semerkant'da bulunan Karatağlık reisi Danyal Hoca için ülkeye geri dönme imkanı yarattı. Bu sırada Kalmuk lideri Galdan, 1697'de Çinliler'e yenilerek ölmüştü. Karluklar'ın önemli bir kısmı Ayuke Han önderliğinde Kazakistan'a doğru yürüyüşe geçerken diğer bir Moğol kabilesi olan Oryatlar'ın reisi Tsevang Rabdan, Çin imparatoru tarafından Doğu Türkistan genel valiliğine tayin edilmiştir. Doğu Türkistan'da bulunan diğer Moğol kabilesi Kalmuklar"ın kalıntılarını da etrafına toplayan Rabdan, 1699 yılında Kaşgar"ı işgal ve yağma etmiştir. Bu işgalle de yetinmeyen Rabdan. Karatağlık Fırkası'na mensup Hocalar'a ve taraftarlarına destek vererek, bir nevi ülke içinde kendisine müttefikler bulmaya çalışmıştır Karatağlık Fırkası taraftarlarının da desteği ile. Doğu Türkistan halkından hem kendisi ve hem de Çinliler için vergi toplamıştır.

Bu gelişmeler üzerine. Apak Hoca'nın torunu Ahmed Hoca, Aktağlık Fırkası taraftarlarını toplayarak Karatağlık mensupları ile onların müttefiki Kalmuklar'a ve Oryatlar'a karşı mücadele başlatmıştır. Fakat bu mücadelesinde yenik düşen Ahmed Hoca, Kalmuklar tarafından İli vadisinde Gulca yakınlarında bir köyde ailesi ile birlikte mecburi ikamete tabi tutulmuştur.

Bu arada Rabdan, bir miktar vergi ödemesi karşılığında Danyal Hoca ile Yarkent'de bulunan Akbaş Han'ı bir araya getirerek ortadan çekilmiş ve elindeki kuvvetlerle Tibet'i işgale gitmiştir. Danyal Hoca, sıhhatinin bozulduğunu ileri sürerek oğlu Yakub Hoca (Hoca Cihan)"nın bütün Müslümanların ve Karatağlık Fırkasfının reisi olmasını Akbaş Han'dan rica etmiştir. Akbaş Han, bu ricayı kabul etmemiş ve Danyal Hoca'nın reisliğini istemiştir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Doğu Türkistan'da Hocalar Devri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 16:39

Doğu Türkistan'da bu iç gelişmeler olurken Rabdan, önce Tibet'i arkasından da, Taşkent'i işgal ederek geniş bir alanda hakimiyeti eline geçirmiştir. Fakat, bu hakimiyet ona pahalıya mal olmuş, halkının yarışım savaşlarda kaybetmiştir. Bu durumda, Doğu Türkistan'ı 100.000 Tenge vergi karşılığında Danyal Hoca'ya bırakmıştır. Akbaş Han'ın Kırgızlar tarafından öldürülmesinden de istifade eden Danyal Hoca. Doğu Türkistan'ın hem dini hem de siyasi lideri olmuştur. Apak Hoca'dan sonra Danyal Hoca Doğu Türkistan'da hükümdarlığı elde eden ikinci dini lider olmuştur.

Danyal Hoca, 30 yıla yakın bir saltanat devri yaşadıktan sonra 1730'da vefat etmiştir. Bu hadiseden bir müddet evvel ise 1727"de Tsevvang Rabdan ölmüştür. Rabdan'dan sonra Moğol kabilelerinin başına geçen Galdan Tseren, Doğu Türkistan'a müdahale ederek daha kolay bir kontrol mekanizması kurmak istemiştir. Doğu Türkistan'ı dörde bölen Galdan Tseren. Danyal Hoca'nın oğullarından Yakub'a Yarkent'i, Yusuf a Kaşgar'ı, Kamuş'a Aksu'yu ve Abdullah'a da Hoten'i vermiştir. Yakub Hoca aynı zamanda Doğu Türkistan'ın hükümdarı ünvanını almıştı.

Yakub Hoca. Oryat ve Jungar (Kalmuk) lideri Galdan ile hiçbir siyasi sürtüşmeye girmeden üzerine düşen vergiyi ödemiş ve kendini dini çalışmalara vakfetmiştir. Fakat kardeşi Yusuf Hoca, Galdan'ın hakimiyetinden kurtulmak için her fırsatı denemeye kalkışmıştır. Galdan Tseren'in 1745'de ölmesi üzerine, Davaçı ile Amursana Moğol kabilelerinin liderliği için mücadeleye girmişlerdi. Yusuf Hoca, İli'ye kadar giderek bu taht kavgasını takip etmiş ve o sıralar müstakil bir hükümdar gibi hareket etmiştir. Davaçı'nın mücadeleyi kazanması üzerine Amursona. Çinliler'e sığınmıştır.

Yusuf Hoca. Kırgızlar ile anlaşarak gayri müslim Jungar hakimiyetinden kurtulmaya karar verdi. Bilhassa İli'de ikamet eden Kırgız Şeyhi Ömer Mirza'nın desteğini de alan Yusuf Hoca. üzerine gönderilen Jungar kuvvetlerini yenerek Doğu Türkistan'da istiklalini ilan etmiştir. Davaçı. Çinliler'e sığınan Amursana'nın bir Çin kuvvetiyle üzerine gelmesinden çekindiği için Yusuf Hoca'ya karşı fazla bir baskı uygulayamamıştır. Sonunda Davaçı. kendi hakimiyetinde görünen İli bölgesini Çinlilerle işbirliği yapan Amursana'ya devrederek Altışehir bölgesine çekildi. Fakat, bir müddet sonra bir suikast neticesinde gittiği Alaşehir'de öldürüldü.

Bu arada. Yusuf Hoca önderliğinde Doğu Türkistan'da birlik ve beraberliğin sağlandığını ve bu ülkeye hücum ederek mağlup etmenin zorluğunu gören Amursana ve Çin hükümeti ülkeyi içten yıkma planları yapmaya başladılar. Bu planların başında ise Karatağlık hocalarını, Aktağlık hocalarına karşı kışkırtma geliyordu.

Hemen harekete geçen Çin ve Moğol entrikacılar. İli'de Gulca yakınlarında uzun zamandır sürgünde bulunan Aktağlık reislerinden Hoca Ahmed'in iki oğlundan Burhaneddin ile Cihan Hocalar'dan ilkini Üç-Turfan'a göndererek taraftarlarını toplamasını istediler ve kendisine Yusuf Hoca'ya karşı yaptığı mücadelede her türlü yardım vaad ettiler. Bu arada. Yusuf Hoca'nın beklenmedik ölümü, bu planın yürümesi için gerekli zemini kendiliğinden oluşturmuştur.

Yusuf Hoca'nın ölümü üzerine kardeşleri ile ileri gelen ulema ve beyler. Yakub Hoca'nın etrafından toplanarak. Aktağlık Fırkası'na mensup hocalara bir heyet göndererek onların Çinliler ve Moğollarla işbirliği yapmamalarını istemişlerdir. Her ihtimale karşı da Mümin ve Yahya Hocalar komutasında bir kuvveti Üç-Turfan"a göndererek muhtemel bir baskına karşı da tedbir almışlardır. Karatağlık heyeti. Aktağlık reisi Burhaneddin Hoca'ya gayri müslim Çinliler ve Moğollar ile işbirliğinden vazgeçip İslam ordusuna katılmasını söylemişlerdir. Ne var ki Karatağlık Fırkası'nın bu makul teklifi Çinliler ile Moğollar'ın baskısı altında bulunan Burhaneddin Hoca bununla da yetinmeyerek gönderilen heyet mensuplarını kendi tarafına geçmeye zorlamıştır. Kendi tarafına geçmeyenleri ise ölümle tehdit etmiştir. Burhaneddin Hoca'nın bu zorlaması üzerine daha önce hazırlanan kuvvetler içinde yer alan bazı Karatağlık taraftarları ile Kırgızlar birbirlerini terk ederek Burhaneddin Hoca saflarına geçmişlerdir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Doğu Türkistan'da Hocalar Devri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 16:39

Bu gelişmeler karşısında paniğe kapılan Yahya ve Mümin Hocalar, geri çekilerek Yarkent'e dönmüşler ve durumu biraz da abartarak Yakub Hoca'ya anlatmışlardır. Anlatılanlara çok sinirlenen Yakub Hoca. Yarkent'e ne kadar Kırgız var ise. hepsini katlettirmiştir. Hazırlattığı kuvvetleri de Burhaneddin Hoca'ya karşı mücadeleye göndermiştir. Böylece Çinliler'in uzun zamandan beri istediği Karatağlık-Aktağlık savaşı başlamış oluyordu ki, bu iç savaş Doğu Türkistan'ı tamamen zayıflatmış ve Çin esaretine kolayca girmesine sebep olmuştur.

Bu arada, etrafında topladığı taraftarlarından oluşturduğu ordunun başına geçen Burhaneddin Hoca, Çinli ve Jungar (Moğol) askerlerinin de yardımı ile Yakub Hoca kuvvetlerine karşı ile harekata başlamış bulunuyordu.

Burhaneddin Hoca. ilerleyişini önce Kaşgar istikametine çevirerek orada bulunan Aktağlık taraftarlarını da kuvvetlerine katmış ve sonra da Yarkent üzerine yürümüştür. Çin ve Moğol askerlerinin desteklediği Burhaneddin Hoca'nın ordusu karşısında fazla tutunamayacaklarını anlayan Yakub Hoca'nın kuvvetleri, Yarkent surları içinde müdafaaya çekilmişlerdir. Günlerce süren kuşatma sonunda bir netice alamayan Burhaneddin Hoca. bir heyet göndererek Yakub Hoca'dan teslim olmasını istemiştir. Teslim olması karşılığında hayatının bağışlanacağı bildirilen Yakub Hoca. bu teklifi kabul etmemiştir. Bir gece. yakın adamları ile birlikte Yarkent kalesinden kaçma teşebbüsüne girişen Yakub Hoca ve ailesi yakalanarak öldürülmüştür, Böylece. Yakub Hoca nın ölümü üzerine Doğu Türkistan'da Karatağlık Fırkası"nın hakimiyeti ve tesiri de sona ermiş oluyordu.

Ne var ki. mücadeleden zaferle çıkan Aktağlık reisi Burhaneddin Hoca'nın da Doğu Türkistan'daki hakimiyeti uzun sürmemiştir. Elde ettiği zaferden mağrurlanan ve bu zaferde Çinliler'in rolünü çabuk unutan Burhaneddin Hoca. önce İli bölgesinde Cungarlar ile Çinliler'in ellerinde rehin olarak tutulan kardeşi Cihan Hoca'yı bir baskın ile adamlarına kaçırtmıştır. Onun bu hareketine Çinliler tarafından bir reaksiyon gösterilmemesi, Burhaneddin Hoca'yı daha ileri adımlar atmaya sevk etmiştir. Kardeşi ve yakın adamları ile birlikte toplantılar yapan Burhaneddin Hoca. Çinliler'i ülkeden kovarak Doğu Türkistan'ın Müslüman bir devlet olarak istiklalini ilan etmeğe karar vermiştir.

Burhaneddin Hoca'nın istiklal ilanı kararını öğrenen Çinliler, askeri hazırlıklarını tamamlayarak önce İli bölgesinde zayıf bir kuvvet haline gelen Cungarlar'ı y enmişler ve soma da Burhaneddin Hoca üzerine yürümüşlerdir. Önce bir heyet gönderen Çinliler,Burhaneddin Hoca'dan istedikleri gibi hareket etmesini yani bir Çinli vali gibi Doğu Türkistan halkından vergi toplamasını ve kendilerine vermesini istemişlerdir. Burhaneddin Hoca bu Çin isteklerini reddettiği gibi ülkesinin istiklalini de ilan etmiştir. Ayrıca, Çinliler'e bir heyet gönderen Burhaneddin Hoca, bir İslam devleti olan Doğu Türkistan'ı terk etmelerini Çinli generallerden istemiştir. Burhaneddin Hoca'nın bu tutumu zaten Doğu Türkistan'ı işgal etmek fikrinde olan Çinlileri hazırlıklarını hızlandırmaya sevk etmiştir.

Bu arada, Burhaneddin Hoca'dan korkarak Çinliler'e sığınan bir kısım Karatağlık ileri gelenleri ile Yakub Hoca döneminde şehir hakimliği yapmış begler Çinliler'e sığınarak onların yardımını istemişlerdi. Çinliler, bu gayri memnun kişileri de ustaca Burhaneddin Hoca aleyhine kullanmışlardır. Bunlardan bir heyeti Pekin'e gönderen Çinli generaller, onların İmparator Chien Lung tarafından kabulünü sağlamışlardır. Çin İmparatoru bu heyet mensuplarına, ülkelerinde kaybettikleri makamları kendilerine vereceğine dair söz vermiştir. Çin imparatorunun bu vaadi ile Doğu Türkistan'a dönen bu insanlar "Çin askerleri yalnız Doğu Türkistan ahalisine yardım etmek için geliyor" diyerek Çinliler lehinde propaganda yapmışlardır.

Yapılan bu Çin propagandası halk arasında Burhaneddin Hoca'nın başarısı hakkında tereddütler yaratmıştır. Buna rağmen, Burhaneddin Hoca azimle düşmana karşı mücadele hazırlığına devam etmiştir. Fakat bütün bu hazırlıklara rağmen, 1758 sonlarında Kuça önlerinde General Chao-Hui komutasındaki Çin ordusuna yenilerek Aksu'ya çekilmek mecburiyetinde kalmıştır.

Bu arada. General Chao Hui. hem kazandığı askeri zaferin verdiği moralle ve hem de General Fu Te komutasında gelen yeni takviye birliklerinin verdiği güçle harekatımı devam ettirmiş ve Aksu üzerine yürümüştür. Bu düşman ilerleyişi karşısında askerlerinin paniğe kapıldığım gören Burhaneddin Hoca. Aksu'yu boşaltarak Yarkent'e çekilmek mecburiyetinde kalmıştır. Bu gelişme neticesinde Çin ordusu Aksu'yu savaşmadan ele geçirmiştir. Bütün bu gelişmeler ise halkın moralini oldukça bozmuştur.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Doğu Türkistan'da Hocalar Devri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 16:40

Burhaneddin Hoca. Aksu'dan Yarkent'e ulaştığı zaman başka üzücü bir haberle karşılaşmıştır. Kaşgar'da bulunan Karatağlık taraftarlan isyan ederek, kendilerine destek veren bir avuç Çinli göçmen ile şehrin idaresini ele geçirmişler ve Burhaneddin Hoca taraftarlarını katletmişlerdir. Bununla da y etinmeyen bu isyancılar, Çin ordusu kumandanı General Chao Hui'ye bir heyet göndererek Kaşgar'ı da Çinliler'e teslim etmişlerdir. Böylece, Aksu'dan sonra Kaşgar da müdafaa edilmeden Çin işgaline uğramıştır.

General Fu-Te'yi Kaşgar'da bırakan General Chao Hui, esas Çin ordusu ile Yarkent üzerine yürüdü. Artık düşmanı ile karşılaşma zamanı geldiğine inanan Burhaneddin Hoca, ordusu ile Çinliler'i Yarkent önlennde karşıladı. Yapılan kanlı muharebede her iki taraf da ağır kayıplar verdi. Çinliler geri çekildiler. Fakat, geri çekilmekte olan Çin kuvvetleri takviye güçlerinin gelmekte olduğunu görünce geri çekilmeyi durdurdu. Düşmanın takviye kuvvetleri ile güçlendiğini öğrenen Burhaneddin Hoca, zaten oldukça yıpranmış olan ordusuna güvenerek yeni bir harbi göze alamadı. Burhaneddin Hoca ve ordusu Hoten"e çekilmek mecburiyetinde kaldı. Bu arada müdafaasız durumda kalan Yarkent şehri ilk düşman hücumunda teslim oldu.

Çın ordusu kumandanı General Chao Hui, Burhaneddin vakit geçirmeden onu takibe başladı. Hoten yakınlarına geldiği zaman kendisini bu sefer Burhaneddin "in küçük kardeşi Cihan Hoca kumandasında İslam ordusu karşıladı. Taraflar arasında yapılan bu son muharebeyi de Çinliler kazandı.

Burhaneddin ve Cihan Hocalar, müstevliye karşı daha fazla karşı koyamayacaklarını anlayınca komşu Müslüman ülke Afganistan'a sığınıp orada toplayacakları yeni bir İslam ordusu ile geri dönüp mücadeleyi devam ettirmek istemişlerdir. Fakat, Burhaneddin ve Cihan Hocalar'ın yeniden Doğu Türkistan'a dönmelerini istemeyen General Chao Hui, bir askeri kuvvet göndererek Bedahşan'a sığınmış olan Hocaları geri istemiştir. Çinliler ile savaşı göze alamayan Bedahşan hakimi Sultan Şah, kendsine sığınan Burhaneddin ve Cihan Hocalar ile yakınlarını Çinliler'e teslim etmiştir. Hocalardan sadece Burhaneddin "in oğlu Salih Hoca kaçarak Hokand Hanlığı'na sığınmıştır.

General Chao Hui, kendisine teslim edilen ve bir zamanlar Yakub Hoca'ya karşı müttefiki olan Burhaneddin ve Cihan Hocalar'ı yakınları ile birlikte idam ettirmiştir (1759). Bununla da yetinmeyen Çinli general, Burhaneddin Hoca'nın kesik başını bir demir kafese koyarak Pekin'de Çin imparatoru Chien Lung'a göndermiştir. Çin imparatoru da Burhaneddin Hoca'nın kesik başını, Çin'in Doğu Türkistan'da kazandığı zaferin bir nişanesi olarak Pekin halkına seyrettirmiştir.

Böylece, Doğu Türkistan Çin işgaline uğrarken ülkeye İslam'ı yaymak, İslam kardeşliği ve birliğini sağlamak için gelip de siyasetle uğraşmak yanlışlığını yapan '"Hocalar'ın devri" fiilen sona ermiş oluyordu. Bunu takip eden yıllarda, Hocalar'ın evlatları Çin istibdadına ve zulmüne karşı mücadelelerini devam ettirmek istemişler ise de bunda pek muvaffak olamamışlar ve Hokand Hanlığı'nın yardımına sığınmak mecburiyetinde kalmışlardır.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Karışık Zaman-Dizinli ve Karışık Konular hakkında Türk Tarihi ve Kültürü Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir