Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Cengizliler ve Timurlular Döneminde Doğu Türkistan

Burada Türk Tarihinin Çeşitli Dönemlerinden ve Çeşitli Konularından birlikte anlatılan konular bulabilirsiniz. Ayrıca Türk Kültürü hakkında da Konular bulabilirsiniz

Cengizliler ve Timurlular Döneminde Doğu Türkistan

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 16:31

Cengizliler ve Timurlular Döneminde Doğu Türkistan

Türk kültür tarihinde önemli izler bırakan Karahanlılar Devleti, XII. Asrın sonlarına doğru Çin'in kuzey ve kuzeybatı bölgelerinde kontrolü ellerine geçiren Kara-Hıtaylar'ın hakimiyeti altına girmişti. Moğollar'ın Orta Asya'da bir kuvvet olarak sahneye çıkışına kadar Karahanlılar, Kara-Hıtaylar'a vergi veriyorlardı. Cengiz Han (1155-1227)"ın Moğol kabilelerini bir araya toplayarak ortaya çıkması, büyük Oğuz göçünden sonra Orta Asya'da meydana gelen boşluğu doldurması yalnız Orta Asya'nın değil, dünya tarihinin en önemli hadiselerinden biri olmuştur. Zira, Moğol kabilelerinden sonra pek çok Türk kabilesini de etrafına toplayan Cengiz Han, Asya'nın büyük bir kısmını alarak Avrupa içlerine kadar ilerlemeye muvaffak olmuştur. İşte bu büyük cihangirin yükseliş yıllarında potansiyelini görenlerden biri de Karahanlı hükümdarlarından Barçuk İdikut (1204-1211) idi.

Cengiz Han, 1209 yılında Kuzey Çin üzerine sefere çıkarken Uygur hükümdarı Barçuk İdikut onun hakimiyeti altına girdiğini bir elçi ile bildirmiş ve kendisiyle birlikte Çin seferine katılmak istediğini bildirmişti. İdikut, bu hareketi ile hem vergi ödemek mecburiyetinde kaldığı Kara-Hıtaylar'dan kurtulmak, hem de Cengiz Han'ın dostluğunu kazanmak istemişti. Cengiz Han, İdukut'un bu talebini kabul edince, Uygur hükümdarı, ordusu ile kendisine katılmış ve Çin seferine birlikte gitmişlerdir. Kuvvetleriyle Moğol seferlerine iştirak eden İdikut, Harezmşahlar'a karşı yapılan savaşlarda bulunmuş, Nişabur şehrini Moğollarla beraber muhasara etmiş, Tangutlar'ı yola getirmek için açılan seferlerde yararlılıklar göstermiş ve kendisini Cengiz Han'a beğendirmiştir. Minnet ve şükran karşılığı olarak da Cengiz Han ona kızım vermiş ve kendisini damadı yapmıştır. Böylece Uygurlar, Moğollar ile savaşmadan onlarla dost olmuş ve Cengiz Han'ın himayesine girmiştir. Bu gelişme, Uygurlar'ı muhtemel bir Moğol mezaliminden kurtarmıştır. Aynca, bu iyi ilişkiler Uygur kültürünün hızla Moğollar arasında yayılmasına ve Uygur dili ile alfabesinin kullanılmasına vesile teşkil etmiştir.

Uygur hükümdarı İdikut'un kritik bir anda Cengiz Han'ın hakimiyetini kabul etmesinin Moğol-Uygur yakınlaşmasında önemli bir rol oynadığım bilmekteyiz. Daha önce Kansu bölgesinde yaşayan San Uygurlar ile Moğol kabileleri arasında Budizm'den dolayı bir yakınlık olmuştu. Uygur Budist rahipleri, Moğollar'a Uygurcayı ve Uygur medeniyetini öğretmişti. Buna benzer bir gelişme de Turfan bölgesinde yaşayan Uygurlar ile Moğol kabileleri arasında olmuştu. Bu iki gelişme Uygur dili ve alfabesinin Moğollar arasında hızla yayılmasını sağlamıştı. Uygurlar'ın, Cengiz Han'ın idaresine girdikten sonra Uygur dili ve alfabesi ile birlikte Uygur aydınlarının da Moğol devlet idaresinde son derece tesirli hale geldiklerine şahit olmaktayız. Bilhassa "Bahşılar" adını alan Uygur katipler, Moğol Devleti'nin yazışmalarının önemli bir kısmım üstlenmişlerdir.

Cengiz Han'ın dini inançlar hakkında oldukça toleranslı davrandığı bilinmektedir. Ne var ki, Cengiz Han'ın bu toleranslı siyaseti bazı oğullar, komutanlar ve valileri tarafından tek taraflı bir siyaset haline dönüşmüştür. Yukarıda bahsettiğimiz Uygur-Moğol yakınlaşmasının en önemli sebeplerinden biri Budizm idi. Henüz İslam'ın tam olarak yayılmadığı ve hakim olmadığı Uygur bölgelerinde gelişen bu dostluk, Müslümanlığı kabul etmiş olan Uygur bölgelerinde, Budist rahiplerin de tesiri ile, Müslümanlar aleyhine gelişmeye başlamıştır. Bilhassa Cengiz Han'ın ölümünden sonra onun y erine geçen evlatlarından Çağatay Han ( ? - 1242) zamanında Müslümanlar"m çok sıkıntı çektiğine şahit oluyoruz. Çağatay Han. Moğol yasasını hem iyi bilen ve hem de iyi tatbik eden bir hükümdar olarak bilinir. Müslümanlığı kabul etmemiş olan Moğollar'ın yasası tatbikatta İslami prensiplerle uyuşmuyordu. Moğollar'da hayvanları İslam'ın emrettiği şekilde öldürmek yasaktı. Moğol yasasını titizlikle tatbik eden Çağatay Han'ın İslami adetlere izin vermemesi ve İslami adetleri uygulayan Müslümanlar'ı öldürmesi, adının bütün Müslümanlar arasında nefretle anılmasına sebep olmuştur.

Doğu Türkistan'da yaşayan Müslümanların çilesi Çağatay Han'ın 1242'de ölümü ile sona ermedi. Bilhassa 1247-1259 yıllan arasında ülkeyi idare eden Mönke zamanında Müslümanlar'ın çektiği sıkıntı daha da artmıştır. Mönke, kendisi de Budist olduğu için Müslümanlar'a karşı son derece katı davranmıştır. Mönke devrinde, Kaşgar'dan Balasagun'a kadar Doğu Türkistan'ın hemen tamamı bu sıkıntılı Moğol idaresini yaşamıştır.

Mönke Han'ın 1259'da ölümünden soma, Çağatay prensleri ile Çin'e hakim olan Kubilay prensleri arasında, Doğu ve Batı Türkistan'ın hakimiyeti üzerinde çıkan anlaşmazlık ve savaşlar Müslüman Türk halkını yeni bir sıkıntıya sokmuştur. Sonunda, Çağatay'lı prenslerinden Mübarek Şah 1266"da Doğu Türkistan'ı kontrolü altına almaya muvaffak olmuştur.

İslamiyeti benimseyen ilk Çağatay hükümdarı olan Mübarek Şah zamanında Doğu Türkistan Müslümanlarının huzur ve refah devri olmuştur. Mübarek Şah"ın hükümdarlıktaki rakibi Barak Han'ın da İslamiyeti kabul etmesi, bu ikili arasındaki siyasi mücadeleye rağmen Müslümanlar'ın menfi yönde etkilenmedikleri görülüyor.

Bu iki Müslüman hükümdarın vefatından sonra, Doğu Türkistan'da vazife gören Çağatay hükümdarları Budizmi yeniden ihya etmek istemişler ise de bunda muvaffak olamamışlardır. Fakat, bu Budist hükümdarlardan sonuncusu olan Kebek Han (1326-1334) adaleti ve iyi idaresi ile kendinden önceki hükümdarların menfi tesirlerini unutturmaya muvaffak olmuştur. Bu adıl hükümdarın bir müddet sonra İslam'ın adaleti ile tanışması sonucunda Müslümanlığı kabul ettiğini görüyoruz. Ne var ki, bu güzel hadiseye, Budist göçebe Moğol kabilelerinin isyan etmeleri ve hükümdarı öldürmeleri ile gölge düşürülmüştür. Bir müddet sonra isyan eden Budist Moğollar, itaate alınmış ve Kebek'in yerine de Tarmaşirin, İslamiyet'i kabul ederek "Alaaddin" adı ile Çağatay hükümdarı olarak başa geçmiştir. Bu iki hükümdar zamanında da Müslümanlar"ın hayatı sıkıntı ve dertlerden uzak kalmıştır.

Çağataylılar döneminde Doğu Türkistan halkının en mutlu devirlerinden biri, Tuğluk Timur Han (1347-1363) zamanı olmuştur. Kendisi Moğol şovundan gelmemekle beraber Tuğluk Timur Han, Moğol kabilelerinin desteğini alarak Doğu Türkistan'da hükümdar olan bir kimsedir. Tuğluk Timur Han'ın Müslümanlığı samimi olarak benimsemesi. Müslüman Doğu Türkistan halkını Moğol kabilelerinin şeflerine ezdirmemesi halkın hafızasında derin izler bırakmış ve kendisi sevgi ve saygıyla anılan bir hükümdar olmuştur. Tuğluk Timur'un bir Müslüman olarak gösterdiği başarılı idare. Doğu Türkistan'a gelmiş olan Moğol kabilelerini de İslamiyet'i kabule sevketmiş ve bir müddet sonra da Türkleşmelerine sebep olmuştur. Son derece akıllı bir devlet adamı olan Tuğluk Timur, Moğol yasasını, İslami prensipleri ve Türk devlet idaresi anlayışım birleştirerek dengeli bir hükümet idaresini Doğu Türkistan'da kurmaya muvaffak olmuştur. Tuğluk Timur'un Doğu Türkistan'da gerçekleştirdiği bu denge siyaseti uzun süre devam etmiştir.

Çağatay ailesi bir müddet daha Doğu Türkistan'da varlığını ve hakimiyetini sürdürmüştür. Fakat, Cengiz Han sülalesi İlhanlılar, Altun Orda ve Çağatay hanlıkları olarak uzun süre devam edememiş ve XV. Asırla birlikte tarih sahnesinden silinmeye başlamışlardır. Nitekim Timur (1370-1405), yıkılan Çağatay Hanlığı'nın yerine kendi devletini kurmuştur. Bir müddet sonra da Doğu Türkistan, Timur ve evlatlarının hakimiyeti altına girmiştir. Fakat, Çağatay ailesinden gelen idareciler kısmen de olsa, XVII. asra kadar varlıklarını devam ettirmişlerdir.

Moğollar devrinde, Doğu Türkistan'da dini konuların haricinde bilhassa ekonomi ve ticaret hayatında büyük gelişmelerin olduğunu görmekteyiz. Bunun en büyük sebebi, Moğollar" m ticaret kervanlarının emniyetli bir şekilde bir ülkeden diğerine gitmelerini sağlamalandır. Ticaret kervanlarına gösterilen bu ilginin en büyük sebebi, geniş bir sahaya yayılan Moğol idaresinin kolayca bu kervanlardan vergi almasını sağlamasıdır. Bu vergiler ise, ülkeler fetheden ve hükümetler kuran Moğollar"ın mali kaynağını oluşturmuştur. Aynı maksatla Moğollar, Doğu Türkistan'da verimli tarım alanlarını kontrol altında tutarak ziraatın canlı kalmasını sağlamışlardır. Bu arada Moğollar kendilerine karşı koyan ülkelerde büyük tahribatlar yapmışlardı. Kontrollerini kurduktan sonra Moğollar, işgal ettikleri ülkelerin şehirlerini yemden inşa etmişler ve bu şehirlerin birer kültür ve ticaret merkezi haline gelmelerini sağlamışlardır. Bu çerçevede Doğu Türkistan'ın en belli başlı yerleşim merkezleri olan Kaşgar. Hoten. Yarkent. Aksu ve Balasagun ticaret alanında oldukça gelişmişlerdir. Diğer taraftan öbür ülkelere kıyasla Moğol tahribatının Doğu Türkistan'da daha az olduğunu belirtmek gerekir. Bunun en büyük sebebi ise Cengiz Han zamanında Uygurlar'ın Moğol hakimiyetini kabul etmeleridir. Bunun neticesinde Uygur dili, alfabesi ve kültürü hızla Moğollar arasında yayılmış ve Uygur idareciler ve katipler Moğol Devleti'nin muhtelif kademelerinde vazife görmüşlerdir.

Bu durum diğer Orta Asya Müslüman Türk ülkeleri ile kıyaslandığında Doğu Türkistan'ın oldukça şanslı olduğu görülür. Bu devir kültür hayatında en hakim unsur, Moğollar'ın başlangıçtaki menfi tutumlarına rağmen İslamiyet olmuştur.

Çağatay Hanlığı'nın Türkistan'da kurduğu hakimiyet dönemi aynı zamanda Türkçenin ve Türk kültürünün diriliş devri olmuştur. Türk edebi dili, " Çağatayca' veya "Çağatay Türkçesi" şeklinde büyük bir gelişme göstermiştir. Çağatay Türkçesi ile yazılan eserlerin sayısı hızla artmış ve "Çağatay Türk Edebiyatı"', Türk edebiyat tarihinde büyük bir yer işgal etmiştir. Çağatay Hanlığı'ndan sonra Orta Asya'ya hakim olan Timur ve evlatları zamanında Çağatay Türkçesi ve edebiyatı daha da gelişmiştir. Bu ise. Doğu Türkistan Türkçesi olan Uygurca'nın daha da gelişmesine ve edebi bir dil haline gelmesine büyük katkıda bulunmuştur. Hatta Uygurca da Çağatayca olarak adlandırılmaya başlamıştır. Kısaca, bu devirde Doğu Türkistan Türkleri ile Batı Türkistan Türkleri'nin dil ve edebiyatlarında büyük bir yakınlaşma ve benzerlik ortaya çıkmıştır.

Kaynakça
Kitap: DOĞU TÜRKİSTAN TÜRKLERİ TARİHİ
Yazar: Mehmet SARAY
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Karışık Zaman-Dizinli ve Karışık Konular hakkında Türk Tarihi ve Kültürü Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir