Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Yağmurla İlgili İnançlar

Burada Türk Tarihinin Çeşitli Dönemlerinden ve Çeşitli Konularından birlikte anlatılan konular bulabilirsiniz. Ayrıca Türk Kültürü hakkında da Konular bulabilirsiniz

Yağmurla İlgili İnançlar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Ara 2010, 21:31

YAĞMURLA İLGİLİ İNANÇLAR

Yağmurla ilgili inançları iki kısımda inceleyebiliriz:

A — Yağmur yağması için başvurulan inançlar,

B — Yağmur yağmaması için başvurulan inançlar. Yağmur yağması için baş vurulan inançlar içinde özellikle «Çömçeli gelin» yapılıp ev ev dolaştırılır. Bazı yağmur duaları okunur.

1. Misal:

«Çömçe gelin çöm ister Allah'tan yağmur ister, Beğlerden para ister, Hanımlardan yumurta İster.» (Erciş'te söylenen dua)

2. Misal:

«Godi godi gördünmü Godiye selam verdin mi Godi sizden ne ister Bir sulu yağmur ister Yağsın yağsın göl olsun Dört yanımız sel olsun».
Amin
(Kars Söğütlü köyündeki söyleyiş)

3. Misal:

«Çömçeli gelin ne ister Allah'tan rahmet ister, Bir kaşık yağ ister,
Bir avuç bulgur ister.
Ver Allah'ım ver, yağmuruna sel».
(Gaziantep Türkmen ve Kurmançların söyleyişi)

Yağmur yağması için baş vurulan diğer bir yol ise bize İslamiyetle, Şamanizmin içiçe olduğunu gösterir.

Şöyleki:

Yağmur duasına çıkılacağı zaman, hocanın önüne taşlar getirilir. Hoca «Vehuvellezi venezullul haysenim hadima kanedu ve yenşuru rahmete» diye duasını okur. Her dua okuyuşunda bir taşı üfler, o taşı ötekilerden ayırır. Yetmiş bir taş tamam olduktan sonra bir torbaya konulur. Suyun kenarına gidilir. Her hangi bir kimse tarafından bu taşlar suya atılır. Hoca bu durumda yağmur duasını okur, mevcut kimseler el parmaklarını aşağı tutarak duaya katılırlar.

Yağmur duasında neden taşa baş vurulduğu hususuna gelince bunun üzerinde durmamız gerekmektdair. Taşa dua okuyarak yağmur yağmasını istemek, İslamiyetten önce Türklerin kullandığı «Yada» veyahut «Yesem» taşından gelir. Türk kavimlerinde çok eski devirlerden beri yaygın bir inanca göre, büyük Türk Tanrısı Türklerin ceddi alasına «Yada» (Yahut cada, yat) denilen bir sihirli taş armağan etmiştir. Ki, bununla istediği zaman yağmur, kar, dolu yağdırır, fırtına çıkarırdı. Bu taş her devirde Türk kamlarının ve büyük Türk komutanlarının ellerinde bulunmuştur. Bu yağmur taşları muhtelif Türk lehçelerinde, her lehçenin fonetik özelliklerine göre muhtelif şekillerde ifade olunmaktadır. «Yakutça'da Sata, Altayca'da Cada, Kıpçak grubuna dahil lehçelerde Cay olarak söylenir».

Kaşgarlı Mahmut Divanı'nda bu Yada Taşı hakkında bilgi vermektedir. «Yat bir türlü kahinliktir. Belli başlı taşlarla (Yada Taşı) ile yapılır. Bununla, yağmur ve kar yağdırılmağa çalışılır. Ben, bunu Yağma Türklerinin ülkesinde gözümle gördüm. Orada bir yangın olmuştu, mevsim yaz idi, bu suretle kar yağdırıldı. Ulu Tanrı'nın izniyle yangın söndürüldü» diyor.

Yada Taşı hakkında en mufassal bilgiyi ihtiva eden eser, X. yüzyılın başlarında İslam tarihçilerinden İbn-ül Fakih tarafından yazılmıştır. Onun verdiği bilgiye göre «Ebu-ul Abbas İbn Muhammet İbn İsa el Mervezi, Oğuzlar, Dokuz Oğuzlar ve Korluklarla komşu bulunan Horasan sınırındaki Türklerde istedikleri zaman yağmur ve kar yağdıran ve fırtına çıkaran taşların ve bunu kullanan kimselerin bulunduğunu işitmiştir.»
Cada (Yada) taşı efsanesi Çağatay Divan Edebiyatında da yer almıştır.

Ali Şir Nevai, Fevaid-ul-Kibar divanında:

«Yada taşına kan teğeç yagkandek ey sakı Yağar yağmur dekeskin çün bolur la'lın şerab alud». Türkistan'da Timurlular ve Özbekler devrinde yazılan eserlerde «Yad taşı»ndan bahsedilir. Anlaşılan bu efsaneye okur yazar adamlar arasında da inananlar bulunmuştur.

Ebul Abbas'ın rivayetine göre. Halife Me'mun dahi bu yağmur taşıyle çok alakadar olmuş, Abdullah bin Tahi vasıtasiyle Nuh B. Esed'i bu taş hakkında tetkikler yapmağa memur etmiştir. Nuh B. Esed memleketinin ihtiyarlarını Müslüman Türkleri toplamış ve bunlardan «Cada/ Yada taşı» hakkında malumat istemiştir. Bu adamlar «Bu haberler doğrudur, fakat sebebini bilmiyoruz» demişlerdir.

Kırgız - Kazaklar'ın «Er Gökçe» destanında, Altınordu'nun meşhur kahramanlarından «Er Kosay»ın düşman ülkesine akın yaptığı çölde başına bu gelenler şöyle anlatılmaktadır:

«Yanındaki adamlar susadı. Er Kosay'a susuzluktan şikayet ediyorlar. Er Kosay, uzun kulaklı sarı atının ceğerlerinin (eğerlerinin) altında «Cay taşı (Yad taşı) çekip çıkardı. Salladı, salladı yere koydu. Havadan yağmur yağdı. Yağmur suyunu içtiler».

Göç destanında okuduğumuz gibi Türk yurdunda bolluğu ve bereketi temsil eden, yağmur yağdırıp, rüzgar estiren kutlu bir kaya vardı. Cinliler bunu anlayınca, bu kayayı elde etmek için, Türk Hakanına vermiş olduğu kız için bu kayayı isterler. Bu istekleri kabul edilince, Çin sefiri bu kutlu kayayı götürmek için üzerine sirke dökerek parçalar. Sihir kudretine bağlı olan bütün bu «Yeşeler (Yad'lar) işte bu kutlu dağın dünyanın her tarafına dağılmış olan parçalarından ibarettir» denilmektedir . Nitekim Destanda yine bu kayanın parçalanması ile ve Türk yurdundan gitmesinden sonra yağmur yağmaz olmuş, kuraklık başlamış bolluk ve bereket kalmamış kuşlar ağızlarında bu taşlar olduğu halde, «Göç, göç» diye bağırmışlar.

Kaynakça
Kitap: DOĞU AŞİRETLERİ VE EMPERYALİZM
Yazar: MAHMUT RİŞVANOĞLU
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: YAĞMURLA İLGİLİ İNANÇLAR

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Ara 2010, 21:32

Netice itibariyle eski Şamanist inancının bu anane ve geleneklerinden olan bu kutlu taş düşüncesi, İslamlığın kabulünden sonra da İslami ölçüler içinde devam etmiş ve etmektedir.

Taş sadece yağmur duasında yer almaz. İlkbaharda yağmur yağarken ilk gök gürlemesinde her kadın gücünün yettiği kadar ağır bir taşı alarak başının üstünden arkaya atar. Ne kadar büyük taş atarsa yayıktan çıkacak yağ da o büyüklükte olur. Bu gelenek Kars yöresinde Kürmançlar arasında yaşamaktadır. Ayrıca yatırların ziyaretinde dileğin olması için, yatırın duvarlarına yapıştırılan taşlar da yine bu Şamanist «Yada» kutlu taşlarının bir devamı değil midir? Bu, Kars'ın Söğütlü Kürmanç Köyünde, Dersimin Koç - Karbaba'sında, Gaziantep bir çok yatırlarında velhasıl Anadolu'nun hemen her köşesinde bulunan yatırlarda Türkmenler ve Kurmançların aynı inançla hareket etmeleri, gerçek olarak kökenlerindeki müşterekliği ispat eder.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Karışık Zaman-Dizinli ve Karışık Konular hakkında Türk Tarihi ve Kültürü Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir