Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Al (Hal) Karısı Efsanesi

Burada Türk Tarihinin Çeşitli Dönemlerinden ve Çeşitli Konularından birlikte anlatılan konular bulabilirsiniz. Ayrıca Türk Kültürü hakkında da Konular bulabilirsiniz

Al (Hal) Karısı Efsanesi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Ara 2010, 21:25

AL (HAL) KARISI

Lohusalara musallat olan, yeni doğmuş bebeleri çalan bir «Alkarısı» efsanesi vardır. Lohusalara musallat olan bu kötü ruh, Çin şeddinden, Rodoplara, Buz denizinden Hind'e kadar yayılmış Türk folklor ve hurafelerinde «Al karısı, albastı, albis, almis» adları ile anılmaktadır.

Kırgız - Kazak Türkleri'nin hurafelerine göre «albastı» iki nevi olup biri «kara albastı» ve diğeri de «Sarı albastı» dır. Sarı albastı, hoca ve Bakşıların okumasıyla def olup gider, «Kara albastı» ise ancak ocak sahibi olanların dualarıyla gider. «Sarı albastı» sarışın bir kadın suretindedir. Bazan keçi veya tilki suretinde de olur.

Bu ruh lohusaların ciğerlerini alır suya atarmış, Bakşılar veya ocaklı adamlar «albastıyı» kadının ciğerini tekrar yerine koymaya mecbur edermiş «Albastıyı» yakalayan baksı eline kopuz alarak şu efsunu söyler:

«Ey, albastı zalim,
Koy ciğirini yerine.
Zavallının canını iade et.
Sözümü tutmazsan,
Bana hürmet etmezsen,
Gözlerini çıkarırım».

Başkurtların «Albastıya» dair inançlarıda Kırgız - Kazaklarınki gibidir.
Kazan Türklerinin inançlarına göre «Albastı» şerir bir ruhtur. Meskun olmıyan yerlerde bulunur. Muhtelif suretlerde görünürler. Yine Kazak şamanlanna göre «Albastı» sarı kız olarak kabul edilir.
Altay Türklerinde de Kazaklar gibi «Almış» şerir bir ruhdur.

Fergane Özbekleri «Albastı»yı dağınık saçlı bir kocakarı suretinde tasavvur ederler. Lohusa yalnız kaldığı zaman onu boğmasından korkarlar.
Yakut Türkleri'nin akidelerine göre isim ve karakter itibariyle «albastı»yı andıran «abasa» denilen ruh vardır. Anadolu Türk hurafelerinde de aynı ruhun mühim rolünü görüyoruz. Alkarısı ve «Albastı» hastalığı tesmiye edilen bu ruh lohusa kadınlara musallat olur. Bazan yalnız kalan lohusanın yanına peri kızları gelerek lohusanın ciğerini alır giderler ve bu suretle lohusayı «Albasarmış». Yine hurafeye göre «al karısı» tüfek sesinden, ocaklı adamlardan, demirden ve kırmızı renkten korkarmış. Bunun içindirki lohusa kadın yatakta iken başına beyaz yaşmak ve kırmızı tül bağlarlar.

Erzurum ve Erzincan vilayetlerindeki Türkmen ve Kürmanç halkın rivayetlerine göre, «alkarısı» ahırlarda bulunur ve at yelesini örmekten hoşlanır.
Görülüyorki bütün Türk kavimlerinde albastı aynı şerir ruhun ismidir. Bu ruhun lohusa kadınlara musallat olması şekli, Kırgız, Kazak ve Anadolu Türklerinde bütün teferruatıyla aynı şekildedir. Kazak - Kırgızlar'da keçi suretinde görünen bu ruhun, Urenha Tuba Türkler'inde «Keçi sesi» ile bağırması ve Anadolu Türklerinde «fena sesle bağırması» gibi teferruat da, şayanı dikkattir. Yenisey Türkler'inden «Kalar» Türkleri'nin inançlarına göre de, tıpkı Erzurum ve Erzincan Türkmen ve Kurmançları gibi, «Al karısı»nın at yelesini örmek en sevdiği eğlencesidir.

Bu izahlarımızdan da anlaşılıyor ki, «Al» (Albastı, al-bas, albız, almış) denilen mefhum «Ruh» hakkında bütün Türk kavimlerinde aynı inançlar mevcuttur. Şüphesizki bu inanç ve an'ane Türklerin Orta Asya'da birlikte yaşadıkları zamana aittir. Türkler'le eski zamanlardan beri komşu olarak yaşıyan kavimler de bu «Al» hakkında inançlar varsa da Türkler'deki gibi yaygın değildir.

İşte bu eski Türk inancı bugün de Anadolu'da Türkmen ve Kürmançlar arasında yaşamaktadır. Nitekim Gaziantep çevresindeki ve Maraş Kürmançlarında (Rişvanlar) da bu «Al karısı» inancı hakimdir. Lohusa kadının yastığının altına bir demir parçası veya bıçak koyarlar. Çünkü yukarıda da izah ettiğimiz gibi Al karısı demirden korkar. Ayrıca bunun yanında içinde dualar yazılı «Betik» veya muskalarda bulundurulur. (Küçükken hatırlarım, köyümüzde lohusalı bir kadın çok ağır hastalanmıştı, köylüler kendisinin «al bastı» ya uğradığını söylemişlerdi). Yine lohusa kadın üstünde veya başında mutlaka kırmızı renkli bir yaşmak veya kumaşın bulunması ve kocasının da elbisesinden bir parça bulunmasının «Al karısına» karşı koruyucu bir tesiri olduğuna da inanılır. Lohusa, kırkma gününü tamamlayıncaya kadar yalnız bırakılmaz (Al karısı korkusuyla).

Doğan çocuk için yapılan adetlerde dikkati çekicidir Doğan bebe'nin, yüzüne sarı bir örtü örtülüp, «Alkarısı'nın» çocuğu boğmasından veya kaçırmasından korunur. Çünkü Al karısının sadece lohusa için değil, çocuk için de tehlikeli olduğuna inanılır. Bebe kırkıncı günü tamamlanınca Rişvan Kürmançlar'ında ve Barak Türkmenlerinde «Kırklama» diye özel bir banyo yaptırılır.

Şöyleki:

Bazı yerlerde tuz, şeker karışımı iyice un haline getirilir ve çocuğun üzerine iyice sürülür (çocuğun derisinde pişik olmasın diye) daha sonra «Kurt» başı banyo yapılacak su ile temas ettirilir, sonra bu su ile çocuk yıkanır, bundan maksat da kurt başı ile temas ettirilen suyla bir çocuk yıkanırsa hasta olmaz inancıdır (bu tip gelenekler özellikle kentlerde pek az yapılmaktadır). Çocuğa nazar değmesin diye beşiğinin üzerine veya elbisesine mavi boncuk ve Kurt tüyü takılır.

Kaynakça
Kitap: DOĞU AŞİRETLERİ VE EMPERYALİZM
Yazar: MAHMUT RİŞVANOĞLU
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: AL (HAL) KARISI efsanesi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Ara 2010, 21:25

M. Alkaş Beyde kendi Söğütlü Köyündeki Kürmanç oymakları arasındaki bu adeti şöyle anlatır:

«Çocuğa banyo yapılmadan önce ana banyo yapılacak suya elini daldırır ve «Farenin kırkı, yılanın kırkı, kurbağanın kırkı (Çile mışka, Çile mera, çile beğa v.s)» der. Lohusa kadın çocuğun kırk günü doluncaya kadar bunu yapar. Çünkü ayni günde veya bu kırk gün içinde doğan kadınların ve hayvanlar varsa, bunların yavrularının kırkını basmasın diye her banyo yapılışında doğan kadınların ve hayvanların kırkını söyler. (Bu adet Gaziantep Türkmenlerinde de mevcut. Hatta yeni doğum yapmış bir kadın kırkını tamamlamadan, kırkını tamamlamamış başka bir lohusanın yanına gidemez çünkü onun kırkının basrravndan korkulur).

Çocuğa nazar değmesin diye beşiğinin üzerine veya elbisesine bir Kurt aşığı yeşil boncukla beraber takılır. Kırklı çocuk ileride hastalanmasın diye Kurd'un ağzından geçirilir. Yine bu arada çocuğun ve hatta bütün insanların boğazı ağrımasın diye Kürd'ün tutmuş olduğu hayvanın yaralı yerinden bir parça et pişirilip yenilir ve yedirilir.» der.

Burada da gördüğümüz gibi «Kurdun her zaman koruyucu olarak rol oynadığı ortaya çıkmaktadır ki, bu da bize sadece Türk kavimlerince benimsenen «Kurdun» kutlu bir yaratık olması inancının Kürmançlar arasında da aynı şekilde görülmesi, bu uruğun gerçekten Türk olduğunu ortaya koymuyor mu?
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Karışık Zaman-Dizinli ve Karışık Konular hakkında Türk Tarihi ve Kültürü Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir