Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Kara Çarşamba ve Ergenekon Duası

Burada Türk Tarihinin Çeşitli Dönemlerinden ve Çeşitli Konularından birlikte anlatılan konular bulabilirsiniz. Ayrıca Türk Kültürü hakkında da Konular bulabilirsiniz

Kara Çarşamba ve Ergenekon Duası

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Ara 2010, 21:14

KARA ÇARŞAMBA VE ERGENEKON DUASI

Eski Büyük Türk destanlarından olan «Ergenekon Destanı'nın «Kürt uruğlarında hala yaşadığını görmekteyiz.

Sayın Edip Yavuz Bey'in Pülümür kaymakamlığı sırasında şahit olduğu ve genel hal raporlarında da gördüğü bu olayı şöyle anlatmaktadır:

«Kürmançlar'da bir Kara Çarşamba günü vardır. Bu ad Mart'ın ilk çarşambasına verilmektedir. O gün erkekler alınlarına kara bir leke sürerek ırmaklara, göllere giderek bu karaları temizliyor ve sulara karşı dua ve niyazda bulunuyorlar. Yabani gül ağacının iki ucu kesilmemek suretiyle ortasını yararlar, sonra da iki ucundan tutarak birbirine yaklaştırmak suretiyle bir daire şekline sokarlar. Hastaları bu gül ağacından yapılmış daireden geçirirlerken «Bizi kurtardığın bu günün hürmetine hastamıza da şifa ver» diye niyaz ederler. O gün ayrıca Kurt ağzıda bağlanır, yine bir gül dalına çaput bağlanırken «Ey ulu Rayber (Rehber), Ey yol gösterici bu günün yüzü suyu hürmetine sürülerimize dokunma» diye yakarırlar. Fakat bunun nereden gelme bir gelenek olduğunu bilmemektedirler. Kimse onlara bunun manasını öğretmemiştir ki.

Emperyalistler ve Türkiyedeki işbirlikçi egemen güçler daima milli uyanışa engel olmuşlar ve olmaktadırlar.
Burada dikkat edilecek hususlar, alna kara sürülmesi, Kurt ağzını bağlama, gül dalından delik yapıp geçme ve yapılan dualar, bize Ergenekon destanını hatırlatmaktadır.

Bu geleneği Ergenekon Destanı ile karşılaştırırsak, düşmanlarının saldırısından kurtularak sarp kayalıklar arasında Ergenekon vadisine sığınan bir çift Türk, geldikleri yolu kaybederek yıllar boyunca orada küçük bir alanda kalmışlar sayıları çoğaldıkça sürülerinin ve kendilerinin yiyecekleri azalmış ve artık açlık başlıyacağı bir anda sürülerini parçalayan bir Kürd'ün peydah oluşu tehlikeyi büsbütün artırmıştır. O zamana kadar görülmeyen bu Kurdun nereden geldiği gözetlenerek onun geçtiği deliği ateşler yakarak büyütmek suretiyle yol açılmış ve herkes bu yoldan geçerek üzerinde gürül gürül bir ırmağın aktığı geniş bir alana kavuşmuştur.
Yüzlerce körüğün işlemesi yakılan ateşin dağı eritmesi ile açılan isli geçitten geçenlerin ilk yapacakları iş yıkanmak olacaktır.

İşte alınlarına sürülen kara. o günkü halin bir hatırası, yabani gül ağacından yapılarak içinden geçilen delik Ergenekon'dan çıkışlarını sağlayan deliğin bir sembolü. Ulu rehber de Türklerin ünlü Bozkurt'udur.

Dersimli Zaza Türklerinin aslını bilmeden, fakat Anayurt'tan gelirken beraberlerinde getirdikleri bu Ergene-kon destanına ait gelenekleri yabancılardan saklı olarak kendi aralarında kutsal bir gün olarak hala kutlamaları, bizden daha saf, daha öz Türk olduklarını gösteren bu örnek acaba Kürtleri ayrı bir etnik grup olarak göstermeye çalışanların yüzlerine, asılsız iddialarının yalan olduğunu vurmıyacak mı?

Kaynakça
Kitap: DOĞU AŞİRETLERİ VE EMPERYALİZM
Yazar: MAHMUT RİŞVANOĞLU
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Karışık Zaman-Dizinli ve Karışık Konular hakkında Türk Tarihi ve Kültürü Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir