1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Yapılan Görüşmelerde Öcalan'ın Çıkarı Ne

MesajGönderilme zamanı: 11 Eki 2011, 02:07
gönderen TurkmenCopur
YAPILAN GÖRÜŞMELERDE ÖCALAN'IN ÇIKARI NE

Vatan gazetesi yazarı Can Ataklı Hükümetin Öcalan ile görüşmelerinin ardındaki sebebi sorguladı. "serbest bırakmayacaksanız niye görüşüyorsunuz" diye soran Ataklı bu görüşmelerde Öcalan'ın nasıl bir çıkarının olduğunu bilmek zorundayız dedi.

İşte Ataklı'nın bugünkü yazsı:

"Sevgili okurlar; geçen hafta yine terörle dolu günler yaşadık. Başbakan Erdoğan’ın “terörün reklamını yapıyorsunuz, vermeyin haberleri” isteğinin sonuç aldığını görüyoruz. Yaşanan irili ufaklı terör olayları medyada fazla yer almadı ya da çok küçük görüldü. Uzmanların görüşü ise “kış başlamadan daha kanlı olayların yaşanabileceği” doğrultusunda.

Yeniden görüşmeler

Başbakan PKK ile yapılan görüşmelerin medyaya sızdırılmasından sonra daha “şahin” bir politik söyleme girmişti. Ancak geçen hafta yine “Gerekirse tekrar konuşulur” mesajı verdi. Bu da iktidarın bir yandan teröre karşı sert önlemler almayı sürdürürken, PKK ile görüşmelere yeniden başlanabileceği tahminlerine yol açtı. Yeni bir görüşme yakında olabilir.

Apo’ya ne veriliyor?

Başbakan’ın “Terörle mücadele, siyasetle müzareke” sloganı, özellikle yandaşlar arasında büyük ilgi gördü. Ancak, “siyaset” olarak tarif edilenin kim olduğu konusunda muğlak bir durum var. Eğer görüşmeler yine Apo ve adamları ile yapılmaya başlanacaksa, bundan Apo’nun nasıl bir çıkarı olduğunu da bilmemiz gerekiyor. Püf noktası buradadır.

Apo yardım ederse

İmralı’da mahkûmiyetini çeken Apo bizzat Başbakan’ın görevlendirdiği kişilerle görüşmeler yapmış. Buna şimdi tekrar başlanabilir. PKK tarafından “Önder” olarak tanımlanan Apo elbette Kürt halkının esenliği için elinden geleni yapabilir, buna karşın herhalde hep hapiste kalmak istemeyecektir ve kendisi için de bir şey istemesi son derece doğaldır.

Mantığa aykırı

Eğer bir devlet, siyasi muhatap olarak 40 bin kişinin ölümünden sorumlu tutularak ömür boyu ağırlaştırılmış hapisle cezalandırılan birini alıyorsa, karşılığında mutlaka ona da bir şey teklif etmiş olmalıdır. İşin doğası ve mantığı budur. O halde Başbakan’ın temsilcilerinin Apo’ya ne vaat ettiklerini öğrenmek Türkiye’de yaşayan herkesin hakkıdır.

Özgürlük ister

Apo, kendi halkının sorunlarının çözümü için elinden gelen her türlü fedakârlığı yapabilir ama “Siz sorunu çözün, halkım dilediğine kavuşsun, ben burada ölünceye kadar kalmaya razıyım” demez. Devletin resmi görevlilerinin Apo’ya onun için çok cazip gelecek bir teklifte bulunmadığını söylemek akıl ve mantıkla bağdaşmaz. Önemli olan vaadin ne olduğudur.

Karayılan’ın açıklaması

Cumartesi günü bugüne kadar Kürt açılımı adı altında PKK’ya büyük destek veren Taraf Gazetesi’nde, PKK’nın liderlerinden Murat Karayılan’ın mektubu yayınlandı. Karayılan hayli uzun mektubunda Taraf Gazetesi’ni iki taraflı davranmakla ve devletin şahin kanadını desteklemekle suçluyor. Ancak Karayılan’ın cümlelerinde pek çok ifşaat da var.

Protokoller yapılmış

Karayılan’ın mektubundan anlaşıldığı kadarıyla, Başbakan adına Apo ve diğer yöneticilerle görüşen heyet bir takım sözler vermiş. Heyet “özerklik, anadilde eğitim ve Apo’nun serbest bırakılması” konularını bu protokole yazmış... Ancak Başbakan Erdoğan bu protokolü hiç ciddiye almadığı gibi yazılanları kabul de etmemiş. Tam tersine şahinleşmiş.

İzinsiz yapılamaz ki

Apo ile görüşen heyetin “özerklik, ana dilde eğitim, Apo’nun serbest bırakılması” konularında sözler verdiği yandaş medyada sürekli yer aldı. Çünkü belli ki yandaşlar, işin buraya gideceğini artık tahmin ediyordu. Şimdi durum farklı belki ama o zaman şu soru gerekli oluyor: Apo heyeti bu talepleri Başbakan’dan izinsiz iletebilir miydi?

O zaman değişen ne?

Herhalde Başbakan’ın özel temsilcisi hiçbir onay almadan Apo’ya “Bize yardım et seni serbest bırakalım” diyemez. Heyetin Başbakan’a sürpriz yaparak “Sorunu çözüyoruz ama Apo’yu da serbest bırakıyoruz” demiş olması akla ve mantığa aykırıdır. Peki işler gizlice bu aşamaya kadar getirilmişken, ne oldu da Başbakan değişip bir anda şahinliğe geçti?

Başbakan riske giremezdi

Aslında pek bir şey değişmedi. Muhtemelen Başbakan’ın gerçek düşüncesi, vaat edilmesine izin verdiği protokol maddelerindeki gibi değil. En başta AKP’nin kitle tabanının bunları desteklemesi çok zor. Ki zaten Habur olayından sonraki ani dönüşün altında yatan gerçek de AKP örgütlerinin isyanıydı. Açıkçası AKP o badireden zor sıyrılmıştı

Kandırmaca mıydı?

O halde yine Karayılan’ın ifşaatlarına bakmak gerekiyor. PKK’lı lider Başbakan’ın PKK’lı liderlere heyet göndererek risk aldığını söyleyenlere cevap olarak şöyle diyor “Altını çizerek belirtiyorum, Başbakan sorunu çözmek için degil seçimi kazanmak için bu riski aldı.” Ne ilginç değil mi? Zamanında bu şüpheyi dile getirenlere hakaretler edilmişti.

Devam da ediyor

Karayılan devam ediyor ve Başbakan’ın 2009 yerel seçimlerinden ve 12 Eylül referandumunda da aynı riske girdiğini ama bunların asıl amacının seçimlerden başarılı çıkmak olduğunu ileri sürüyor. Karayılan her üç seçimde de iktidara destek vererek eylemsiz kaldıklarını söylüyor ve ekliyor; “Erdoğan’ın tek amacı Kürt oylarını partisine kaydırmaktı.”

Olan Apo’ya oldu

Tabii bütün bu gelişmelerden sonra en büyük sıkıntı İmralı’daki Apo’nun başına geldi. İddialara göre Apo 6 aydır ailesiyle görüştürülmüyor. Karayılan bunu “Başbakan (herkes karşımda diz çöktü, PKK da karşımda diz çökecek) dayatması yapıyor” diye tanımlıyor. PKK’lı lider Karayılan garip biçimde Fethullah Gülen’i de anarak çok ilginç bir cümle sarfediyor.

Fethullah Gülen’e atıf

Karayılan “Eğer AKP ve Fethullah Bey şiddette ısrar eder, bizi yok etmekten vazgeçmezse savaş tırmanır ve biz kazanmak için kararlıca direnmek durumunda olacağız. Yine de bu işi savaşla değil barışla çözmek istiyoruz. Bunu söyleyince bize hemen (o zaman silahı bırak) deniyor. Biz bunları 8 kere yaptık, hepsi yanıtsız kaldı.”

Bilmediğimiz şeyler

Elbette bir terör örgütünün liderinin, kendisine yandaş olan, son zamanlarda PKK’yı da şaşırtan eleştirilerde bulunan bir gazeteye gönderdiği mektuptaki her ifadeyi doğru kabul edecek değilim. Buna karşı iktidarla PKK arasında garip ilişkilerin sürdüğü ve başka çıkarların ön plana alındığı konusunda da şüphelerimizin oluştuğunu söylemeliyim.

Bir şey gizlenmesin

Doğrularla yanlışlar iç içe geçse bile, somut gerçek şudur: Gizlilik içinde yürütülen çalışmalarda herkesten gizlenen pek çok konu var. Oysa eğer demokratik çözüm ve Türkiye’nin daha demokratik ülke olması isteniyorsa, artık sis bulutları dağıtılmalı, gizlenen gerçekler ortaya çıkmalı. Yoksa biz daha çok uzun yıllar tartışır sonuç alamayız."

Odatv.com
10.10.2011 14:48


http://www.odatv.com/n.php?n=yapilan-go ... 1010111200