1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Erdoğan ve Gül'ün Jandarmayı MGK dan Dışlama Planı

MesajGönderilme zamanı: 06 Haz 2011, 02:20
gönderen TurkmenCopur
Erdoğan ve Gül'ün Jandarmayı MGK dan Dışlama Planı

Başbakan Tayyip Erdoğan, gizli olarak görevlendirdiği altı anayasa uzmanı ve iki Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı'na hazırlattığı taslağı kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla internetten yayımlattırmıştı. Bu taslakta Jandarma Genel Komutanı, Milli Güvenlik Kurulu üyeliğinden çıkarılıyordu. Günümüze kadar Erdoğan hükümeti tarafından gerçekleştirilen değişikliklerle asker üyeleri budanan ve işlevsizleştirilen MGK'dan Jandarma Genel Komutanı'nın dışlanması, giderek kurulda yer alan Kuvvet Komutanlarının da aynı işleme tabi tutulacağının işaretlerini veriyordu. Konuyu, Jandarma Genel Komutanlığının görev ve özelliklerinden yola çıkarak değerlendireceğiz.

Jandarmanın Niteliği

Türkiye, Jandarma Birliklerini, 1975 yılında kurulan ve eğitim birimlerinden oluşan Ege Ordusu'nu ve zaten NATO bölgesine girmeyen Kıbrıs'taki Silahlı Kuvvetler dışındaki tüm kara ve havâ kuvvetlerini NATO Avrupa Müttefik Yüksek Komutanlığı emrine tahsis etmişti. Deniz Kuvvetleri'ni ise bir süre Ulusal Komutanlık emrinde tutmuştu.

18 Şubat 1952 tarihli NATO antlaşmasıyla NATO emrine tahsis edilmeyen bir milli kuvvet niteliğini korumakta olan Jandarma Genel Komutanlığı, Kuzey Irak'taki Kukla Kürt Devleti'nin oluşturulmasına ve PKK saldırılarının önlenmesine yönelik görevleri de üstlenmiştir. Bu görevler Jandarma sınır komutanlıkları ile yerine getirilmektedir. Bu mücadelede görev alacaklar Eğirdir Dağ Komando Okulu'nda eğitilmektedir.

Jandarma komando birlikleri Kuzey Irak'ta Kukla Kürt Devleti kurulmasına ve PKK saldırılarını önlemeye yönelik olarak NATO dışı kuvvet niteliğiyle bir mücadele yürütüyor. Bu nedenle, ABD belgeleriyle AB uyum paketleri ve ilerleme raporlarında, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığınca yasalar gereği sağlanan 'sınır güvenliği'nin; yeni oluşturulacak Sınır Muhafız Birlikleri ve Emniyet Güçleri'nce sağlanması Türkiye'den ısrarla talep ediliyor. Bundan güdülen esas amaç TSK'nin küçültülmesi, işlevsizleştirilmesi, pasifize edilmesi ve ulusal kuvvetlerinin bir parçası olan bu kuvveti diğer kuvvetlerden ayırarak, Jandarma Genel Kuvveti'nin ulusal niteliğinin çökertilmesidir.

İç Tehdit, MGK Gündeminden Çıkarılacak

Milli Güvenlik Kurulu'nda yer alan Jandarma Genel Komutanı'nın kuruldan çıkarılmasıyla iç güvenliğe yönelik tehditler, uyuşturucu kaçakçılığı, silah kaçakçılığı, terörist faaliyetler, mafya ve çete kaynaklı tehditler kurul gündemine getirilemeyecektir. Bunlar hükümetin bir üyesi olan İçişleri Bakanlığı'nın takdirine bırakılacak, o da siyasi rant nedeniyle kurul gündemine taşıyamayacaktır. Böylece Türkiye kamuoyu genişleyen ve güçlenen bir tehdit cephesiyle karşı karşıya kalacaktır.

Gül: Batı'ya Uymuyor

Milli Güvenlik Kurulu'nu işlevsizleştirmeyi daha baştan programına almış olan AKP iktidarı bu programı Abdullah Gül'ün ağzından 18 Mayıs 2000 tarihinde Milliyet gazetesinde şöyle açıklamıştır:


"Milli Güvenlik Kurulu'nun bugünkü yapısı Batı tipine uygun değil. Türkiye bunu görmek, içine sindirmek durumunda. Değişim yapıcı bir üslupla, güç paylaşımı intibaını vermeyerek 'evimizi düzenci sokuyoruz' şeklinde yapılırsa bir sorun çıkmaz. Sözlerimden Türk Silahlı Kuvvetleri'ne karşı bir anlam çıkarılmamalı."

Hükümet izin Verirse Yurdunu Koruyacak

Jandarma Genel Komutanı'nın, Milli Güvenlik Kurulu üyeliğinden çıkarılmasının bir başka önemli yansıması da şüphesiz ki Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesine yönelik olacaktır. Sözü edilen anayasa taslağında Jandarma Genel Komutanı'nın MGK'dan çıkarılmasını

öngören Başbakan: "Taslak anayasa metni haline getirildiğinde, bu anayasaya uygun olarak çıkarılacak yasalar arasında İç Hizmet Kanunu'nun değiştirilmesine öncelik verilecektir" demiştir.

Gül'ün açıklaması bu operasyonun zaten ilk işaretini ermişti.
Başta Erdoğan ve Gül olmak üzere Fazilet Partisi'nin 50 Merkez Yürütme Kurulu üyesinden 26'sı Türk Silahlı Kuvvetleri Kanunu'nun bu yönde değiştirilmesi için 2 Mayıs 1998 tarihinde TBMM'ye teklifte bulunmuştu.

Teklif şöyle kaleme alınmıştı:

Kanunun eski 35. maddesi:
Silahlı kuvvetlerin vazifesi:


"Türk yurdunu ve anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti'ni iç ve dış tehditlere karşı korumak ve kollamaktır."

Kanunun yeni 35. maddesi:
Silahlı kuvvetlerin vazifesi:


"Türk yurdunu ve anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti'ni dış tehdide karşı TBMM'nin iç tehdide karşı Bakanlar Kurulu'nun kararları doğrultusunda korumak ve kollamaktır."

Başbakan Erdoğan'ın daha önce partisinin öngördüğü bu veya benzeri bir yasa değişikliğini TBMM'den geçirmesiyle; iç tehdit, dış tehditten ayrılacaktır. İç tehditlerle ilgili görev ve sorumluluk; İçişleri Bakanlığına bağlı olan ve iç tehditlere karşı 35. madde ile sorumluluk verilmiş Jandarma Genel Komutam'ndan alınacak ve kabinenin bir üyesi olan İçişleri Bakanı'na verilmiş olacaktır. Dış tehditle ilgili sorumluluk da otomatik olarak Bakanlar Kurulu'nun başı olan Başbakan'a ait olacaktır.

Doğaldır ki böylesine ikincil tehdit değerlendirmesi, iktidarın siyasi hesaplarının gereğidir. Bu bağlamda tehditler siyasileştirilmiş olacak. Bu da Türkiye'nin ulusal çıkarlarının aleyhine, ABD emperyalizminin lehine sonuçlar verecektir.

O nedenle bu konuda her platformda direnilmesi gereği açıktır.

Kaynakça
Kitap: Açılım Kıskacı
Yazar: Erol Bilbilik