1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Temel İbadeti Dışlayarak Aldatma

MesajGönderilme zamanı: 10 Ara 2010, 23:47
gönderen TurkmenCopur
TEMEL İBADETİ DIŞLAYARAK ALDATMA

Allah ile aldatanların vücut verdikleri en büyük yıkımlardan biri, Kur'an'ın getirdiği temel ibadetin ikinci, üçüncü sıraya atılması veya tamamen dışlanmasıdır. Bu dışlamada, yine Arapçacılık ve Arapçılık ile namazın istismarına bağlı tezgahlar ve çıkarlar etken olmuştur.
Temel ibadet genel anlamıyla okumak, özel anlamıyla ise Kur'an okumaktır.
Temel ibadet, önce namaza hapsedildi, sonra Arapça ile eşitlendi, sonra da namaz Arapça okuma şartına bağlanarak iş bitirildi. Namaz kılacak kadar Kur'an ezberleyen milyonlarca Müslüman asırlar boyunca bununla yetinmiş ve Kur'an'ın okunması ayrı ve farz bir emir olma noktasına asla ulaşamamıştır
Arap olmayan kitleler, namazda okudukları ayet ve surelerin anlamlarını bilme gibi bir şansı elde edememişlerdir. Oysaki bu ayet ve surelerin anlamlarını bilmek bile yetmez.
Kur'an'ın tümünü anlamını bilerek okumak her Müslüman için farzdır. Namazdan önce ve namazdan daha önemli bir farzdır.
Allah'ın "Kur'an oku!" emri, "Namaz kıl!" emrinden hem daha öncedir hem de daha önemli. Bu bir yorum veya tevil değildir, Kur'an'ın açık beyanıdır. İsteyen her insan. Kur'an hükümlerinin iniş sırasını takip ederek Kur'an o-kumaya ilişkin emirle namaz kılmaya ilişkin emrin sırasını görebilir.

Daha açık söyleyelim:

Bir kere Kur'an'ın vahyedilen ilk kelimesi Kur'an'ın ilk emridir ve şudur:

"Oku!" İkincisi, "Kur'an'ı düşüne düşüne dikkatle oku!" emri, iniş sırasıyla üçüncü sure olan IMüzzemmil Suresinin 4.ayetinde verilmiştir. Aynı emir, aynı surenin 20. ayetinde bir kez daha tekrarlandıktan sonradır ki "Namazı kılın!" emri gelmiştir. (Geniş bilgi için bizim Kuranın Temel Buyrukları adlı eserimize bakılabilir)

Ankebut Suresi 45. ayet açıkça gösteriyor ki 'Zikrullah', namaz kılmaktan üstündür. Zikir, Kur'an'ın en önemli ve en bilinen adlarından biridir. Zikrullah tabiri, tarikat sulandırmalarının iddia ettiği gibi, "Allah, Allah" sesleri çıkararak def çalıp zıplamak, dönmekten ibaret değildir. O uygulamalar, bütün samimiyet şartları var sayılırsa, en iyi ihtimalle zikrin en son mertebesi olabilir.
Allah'ı zikretmenin ilk ve tartışmasız anlamı Kur'an okumak olacaktır. Nitekim, 19. yüzyılın büyük sufi düşünürü Kuşadalı İbrahim Halveti (ölm. 1845), tasavvuf ve tarikat meşrebinin en büyük temsilcilerinden biri olmasına rağmen, zikir konusunu böyle anlamış ve bağlılarına, Allah'ın tertibi olan Kur'an'ı bırakıp da şunun-bunun tertibi olan sözde zikirlerle zaman yitirmemelerini emretmiştir.

Şimdi, yüzyıllardır saklanan bir gerçeği tüm açıklığıyla ve Kur'an'a sadakatin bir ifadesi olarak duyuralım:

Namaz kılmak ne ise Kur'an okumak da odur, hatta Kur'an okumak namazdan, namaz kılmaktan daha değerli ve daha erdiricidir.

Şöyle de diyebiliriz:

Namaz kılmamak neyse Kur'an okumamak da odur, hatta Kur'an okumamak daha da yıkıcıdır.
Sadece Kur'an okuyup namaz kılmayanın durumu, sadece namaz kılıp Kur'an okumayanın durumundan iyidir.

Bu Kur'ansal gerçek asırlardır insanlardan bilerek veya bilmeyerek saklanmıştır. Kur'an'ın; geceleri Kur'an'la meşgul olmak anlamında kullandığı teheccüd, yine namaz kılmaya dönüştürülmüş ve yine Kur'an'ın söylediğinin tam tersi yapılmıştır.

Kur'an okumayı cami içine özgülemek. dışarıda Kuran okumayı adeta dışlamak da Allah ile aldatanların yarattıkları olumsuzluklar arasındadır. Bir önceki sapmanın en yıkıcı uzantısı budur. Kur'an okumayı camide bulunma şartına bağlayan bir ortak şuuraltı geliştirilmiştir.
Kur'an okumanın cami içine özgülenmesine yol açan örfü, Emevilerin despot valisi 'zalim' unvanlı Haccac (ölm. 95/714) başlatmıştır. O, sabah namazından sonra okunmak üzere camilere özel mushaflar koydurdu. Böylece Kur'an okumanın camiye hapsedilmesi çığırı başlatılmış oldu. (Bu konuda bk. Şatıbi; el-l'tısam, 1/172) Ama onlar, hiç değilse, okuduklarını anlayabiliyorlardı. Bugünkü okuyuşlarda bu da kalmamıştır.

Kur'an okumayı merasime bağlamak da aldatmaların ve Kur'an'ın okunmasını zorlaştırmanın uzantılarından biri ve belki de en kötüsüdür.
Kur'an, okunacak şeyleri toplayan kitap anlamındadır. Adı bu anlamda olduğu içindir ki ilk emri de "Oku!" olmuştur. Ne yazık ki, geleneksel müdahaleler bu 'okunacak kitap'ı sarılıp sarmalanarak duvara asılacak ve bazen da 'üfürürecek kitap' haline getirdi. Bu olumsuz müdahalenin yarattığı din dışı merasimleri merak edenler bizim, İslam Nasıl Yozlaştırıldı adlı kitabımızın Kur'an maddesine bakabilirler.
Kur'an okumanın ruhu bu merasimler değil, derin derin düşünmek demek olan tedebbürdür. Tedehhürü değil ortadan kaldıran, zedeleyen şeyler bile insanlık suçudur. Allah ile aldatanlar bu suçu asırlardır işliyorlar.

Kaynakça
Kitap: Allah ile Aldatmak
Yazar: Yaşar Nuri Öztürk