Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Rauf Denktaş'ın Onurlu Mücadelisi, Kofi Annan ve Kıbrıs

Bu 10 senelik süre içinde, AKP Hükümeti'nin yaptığı başarılı "Amerikan Uşaklığı" görevi sayesinde Amerika Irak'ı işgal etmiştir. Sonrasında 1,5 milyon Müslüman'a, Amerika ve AKP tarafından Soykırıma tabi tutulmuştur.
Genelkurmay Başkanları yeniden Amerika'nın hizmetine girdiler(örneğin Hilmi Özkök).
Hilmi Özkök döneminde Şanlı Türk Askerimiz'e çuval giydirilmiştir. Sonrasında Kahramanımız Aziz Ergen Paşa çuval rezaletinin intikamını almıştır, ancak yine AKP döneminde emekli yapılmıştır. Sonrasında R.T.E.'ye "ABD'ye nota verecekmisiniz" diye sorulunca, cevabı "Ne veriyoruz müzik notası mı bu" olurken, Suriye konusunda tam tersi açıklamaları neden yaptığı açık bir şekilde ortadadır.
AKP, PKK teröristlerini ödüllendirdi, Türkiye’de kahraman gibi(Habur İhaneti) karşılanmalarına izin verildi. Oslo’da Tayyip ve Öcalan, İngiltere’nin emriyle ihanet anlaşmasına seve seve imza attılar! Tayyip Yahudilerden üstün hizmet madalyası almıştır ve asla geri iade etmemiştir!
Hizbullahçı teröristler, anlamsız bir şekilde beraat ettirilip ödüllendirildiler.
Silivri'deki Kahramanlarımız en kötü şartlarda yaşarlarken, İmralı'daki terörist bozuntusu Öcalan'ın en lüks hücrelerde yaşatılmasına izin verildi ve buradan bu şerefsize PKK'yı yönetebilme yetkisi verildi. AKP yetkilileri, ABD emriyle, Öcalan ile defalarca işbirliği yaptılar.
ABD-Erdoğan-Mehmet Ali Talat İşbirlği sonucunda KKTC'nin Tam Bağımsızlığını yok edebilmek için önemli anlaşmalar yapıldı. Yunanistan resmen adalarımızı işgal etmiştir.
Erdoğan ve Yandaşları yaptıkları yolsuzluklar sonrasında aşırı derecede zenginleştiler.
Tüm değerli Topraklar ve Milli Kuruluşlar Düşman devletlere satıldı.
Arap Milliyetçisi R.T.E. kendisini Davos fatihi zannederken(Davos olayı bir kurgu-senaryodur), buna karşısında, şerefsiz Tayyip, Azerbaycan Türkleri'nin Namus Meselesi olan Karabağ Soykırımı'na karşı kasıtlı bir şekilde duyarsız kalıp Soydaşlarımıza hakaret etmiştir! Büyük tepki ve baskı olmasa, AKP Ermenistan ile sınırların açılmasını sağlayacaktı.
İşsizlik oranları %30’lara tırmanmaktadır.
Atatürkçü Kahramanlarımız, Şanlı Ergenekon Destanımız'ın adı verilen sahte bir suçlamayla tutuklanıp zindanlara atılmıştırlar.
-Kuzey Irak’taki kukla PKK-Barzani devletine savaş ilan etmesi gerekirken, AKP, ABD’nin emriyle Suriye’yi düşman ilan edip bağımsız bütünlüğümüzü kasıtlı olarak tehlikeye atmaktadır. AKP Barzani’yi resmi devlet başkanı olarak tanıdı. AKP ve yandaşları Kuzey Irak’ta PKK’yla işbirliği yaparak zenginleştiler.
-Tek Çözüm, 1960 devriminde olduğu gibi bir Milli Güç Birliğindedir. Bu birliğin başında İşçi Partisi olmalıdır. Kılıçdaroğlu, Bahçeli ve onların etrafındaki CIA ajanlarının, aynen Tayyip ve Feto gibi ABD'nin ajanları olduğu açık bir şekilde ortaya çıkmıştır son dönemde! CHP ve MHP'nin Sorosçu, MİT'çi, Fethullahçı, CIA'ci olmayan Milli Atatürkçü tam bağımsız halk önderleri bir çatı altında birleşip CHP ve MHP üst yönetimini ele geçirip buraları tam bağımsız Atatürkçü'lerle doldurup düzmece olmayan bir CHP-MHP-İP Milli Türk Güçbirliğini kurmaları gerekir!
Önümüzdeki dönemde Türk Milletimizin izlemesi gereken siyasi strateji:
1. Bölücü Anayasa’ya HAYIR, Türk’lük Maddesini Anayasa’dan Çıkartamazsınız!
2. Yurtta Sulh, Cihanda Sulh, Suriye Kardeştir, ABD Kalleştir!
3. NATO'dan çıkmalıyız, Kuzey Irak işgal edilip PKK'nın kökü kazınmalıdır! Türk-Kürt Kardeştir, ABD Kalleştir!
4. FETO'CILAR, TAYYİP, AKP'LİLER, HEPSİ YARGILANACAK, AKP HÜKÜMETİ BEKLENEN EKONOMİK KRİZLE DEVRİLECEK, GÜÇ KAYBEDEN ABD ORTA DOĞU VE TÜRKİYE'DEN DEFOLUP GİDECEK. ASİL TÜRK SOYUMUZ BÜTÜN AVRASYA TÜRKLERİ BİRLEŞTİRİP TÜRK BİRLİĞİNİ KURACAKTIR VE CİHAN HAKİMİYETİNİ YENİDEN KURACAĞIZ, BUGÜN BİZE YAPILAN TECAVÜZLERİN İNTİKAMI ALINACAKTIR, KORKUN BİZDEN!

Rauf Denktaş'ın Onurlu Mücadelisi, Kofi Annan ve Kıbrıs

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Kas 2010, 19:02

KOFİ ANNAN

2004 yılı Şubat ayı Kıbrıs'ın kaderi için son derece önemli oldu. Başbakan Erdoğan Türkiye'ye dönmüştü, Bush Yönetimi müzakerelerin bir an önce başlaması için taraflara dayatmaya devam ediyordu. Amerikalılar, müzakereler yapılırken biz odanın dışında olacağız diyorlardı ama bu inandırıcı değildi. Amerikan Yönetimi, her zamanki gibi odanın içinde olmaya devam ediyordu. Başkan Bush'la Genel Sekreter Annan Beyaz Saray'da bir görüşme yaptı. Bush ve Annan, müzakerelerin başlaması için görüş birliğine vardı.
Bush, Annan'a Başbakan Erdoğan'la yaptığı görüşme hakkında bilgi verdi. Washington'daki siyasi hava Türk tarafının üzerine düşeni yaptığı yolundaydı . Amerikalılar Papadopulos'u ikna etmeye çalışıyordu. Ankara'nın ağzına bir parmak bal çalınmış, 'Türkiye bir adım önde' deniliyordu. Ancak, Amerika'daki Rum lobisinin gücü hesaba katılmıyordu.

Beyaz Saray her zamanki gibi Rum lobisinin baskısı altındaydı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, 4 Şubat günü Denktaş ve Papadopulos'a birer mektup gönderdi. Mektupta, davetten çok talimatlar vardı. Annan, 'Türkiye Başbakanı tarafından temin edildim' diyordu. "Plan temelinde bir çözüme, her iki tarafın da liderlerinde net olarak görülebilen bir hazır olma durumu mevcut olduğu bu durum hem Yunanistan, hem Türkiye'de en üst politik seviyede tam olarak ve kararlılıkla desteklendiği zaman, 133 planı nihayete ulaştırmayı taraflar taahhüt ettiği zaman, BM'nin desteğiyle belirlediği bir tarihe kadar ve planda belirtildiği şekilde, ardından belirli bir tarihte ayrı ayrı referanduma sunma koşuluyla ulaşılabilir. Ben bu bağlamda son zamanlardaki politik irade ifadeleriyle 1 Mayıs 2004'ten önce bir çözüme ulaşmak için müzakerelere başlamaya ağırlık verdim. Bu hususta bana vermiş olduğunuz teminatı büyük memnuniyetle karşılıyorum. Benden gelecek müzakerelere tekrar başlama teklifini özellikle Türkiye'nin ortaya koyduğu yeni kararlılık rüzgarı altında, kabul edeceğiniz şeklindeki genel beyanatlar beni cesaretlendirmiştir. Açıkçası 1 Mayıs 2004'den önce bir çözüm hem ilgili tarafların, hem de uluslararası barış ve güvenliğin yararınadır. Bu Kıbrıs'ın 1 Mayıs'ta AB'ye birleşik bir ada olarak girmesinin tek yoludur.

Bu, Yunanistan ve Türkiye arasındaki yakınlaşmayı katılaştıracağı gibi, Türkiye'nin AB'ye üyelik müzakerelerinin başlama olasılığını da güçlendirecektir. Türkiye Başbakanı ve sizin tarafınızdan yapılmaya çalışılacak değişikliklerin küçük bir sayıyla sınırlı kalacağı ve planın parametreleri dışına çıkılmayacağı konusunda temin edildim. Bunu memnuniyetle karşılıyorum ve müzakereler başlarsa planı iki tarafın da faydasına olacak şekilde geliştirecek • değişiklikler konusunda tarafların hızla anlaşmaya varması için elimden geldiğince yardım edeceğimi de gösterdim. Tarafların planda yapılacak kendi aleyhine olacak değişiklikleri kabul etmesi beklenemez. Dolayısıyla bunu yaparken dengeyi koruyacağım.

Kıbrıs'ın AB üyeliğine şu anda üç aydan az kaldı. Planın referanduma sunulmasından önce tamamlamaya yönelik daha yapılacak çok iş var. Sizin de bildiğiniz gibi, zaruri olan her şey Kıbrıs'ta yeni kurulan devlet işlerinin, anlaşma yürürlüğe girer girmez fonksiyonellik kazanabilmesi için yerli yerinde olmalıdır. Tüm bu işlerin aradığım politik irade olmadan zamanında tamamlanabilmesi inanılmaz olurdu." BM Genel Sekreteri Annan, iki tarafta da 1 Mayıs'tan önce aynı gün yapılacak referandumun çok önemli olduğunu belirtti ve tarafları 10 Şubat'ta müzakerelere başlamak için New York'a davet etti. Annan, mektubunda temel prensipler ve verilen tavizler üzerinde oynama yapmadan 31 Mart 2004'e kadar müzakereleri sonuçlandırmayı ve 21 Nisan'da planın nihai halini referanduma sunmayı bir taahhüt olarak kabul ettiğini de vurguladı.
Bu taahhüde etkinlik kazandırmak için eski BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto arabulucu olacak ve Milli Marş Komitesi kurulacaktı.

BM Genel Sekreteri, mektubunu şöyle sürdürdü:

"Taraflar temel antlaşmanın üzerinde yapılacak değişikliklerde mutabık kalmak amacıyla sunduğum planın temelinde alış-veriş havasında ve iyi niyetle pazarlık yapabilmeleri için benim veya özel danışmanımın nezdinde görüşecek. Yunanistan ve Türkiye, gereği görüldüğünde güvenlik konuları çerçevesinde görüşecek. Tüm ilgili taraflar ancak, planın içeriğindeki parametreler dahilinde değişiklik yapabilecek ben ve özel danışmanım 26 Mart'a kadar ve bu tarih dahil olmak üzere anlaşmaya varılabilmesi için taraflara aktif olarak yardımcı olacağız. Taraflar derhal teknik komite üyeleri atayacaktır. Bu komiteler, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'ni bağlayan bir dizi uluslararası anlaşmaları tamamlayabilmek ve planda öngörüldüğü gibi referandumdan önce sonuçlandırılması gereken, anayasayı ilgilendiren metinleri tamamlayabilmek, işbirliği antlaşmaları ve federal hukukları tamamlayabilmek için en geç 16 Şubat 2004'e kadar Kıbrıs'taki BM nezdinde paralel olarak veya gerektiği yerde alt komiteler dahil görüşmelere başlamalıdır.

Bu çalışma, son sürecin sonunda komitelere sunulan metinleri temel alacaktır. Bu amaçla görüşen teknik komiteler en geç 26 Mart'a kadar sonuca varmalıdır. Taraflar, 19 Mart'a kadar geçici yüksek mahkeme ve Merkez Bankasının geçici yönetim adayları üzerinde mutabakata varmalıdır." BM Genel Sekreteri, eğer sonuç alınmazsa 31 Mart'a kadar metni tamamlamak için zorunlu olarak gerekli yerleri dolduracağı uyarısında bulunduktan sonra, referandum şartını vurguladı. Kofi Annan, mektubuna "Sizi New York'ta görmeyi dört gözle bekliyorum" cümlesiyle son verdi.

NEWYORK

Rauf Denktaş, önce Ankara'ya sonra New York'a uçtu. New York Denktaş'ın belki de hiç hoşlanmadığı kentlerin başında geliyordu. Denktaş'a New York'a her gelişinde hapishane hayatı yaşatılmıştı. Denktaş'ın her Kıbrıs görüşmesinde, "Buraya bizi hapsettiler" dediğine çok şahit oldum. Hatta bir defasında, görüşme süresi bir ayı aşınca, "Bunlar KKTC bütçesini iflas ettirmeye kararlı" dediğini hatırlıyorum. UN Plaza Oteli'nin binlerce dolarlık faturası, Türk misyonundan borç alınarak ödenmişti. Denktaş'ın New York'ta geçirdiği kalp ameliyatına ilişkin kötü bir anısı da var.

Denktaş, Presbiterian Hastanesine kalp ameliyatı için 30 Eylül 2002 tarihinde geldi, 6 Aralık'a kadar hastanede kaldı. Ameliyatını ünlü Türk doktor Mehmet Öz yaptı. Doktor Öz, önemli bir hata yaptı. Ameliyatı yaptıktan sonra henüz tüm aşamaları tamamlayıp göğsün kapanmasını beklemeden, Denktaş'ı öteki doktorlara emapet edip ameliyathaneden ayrıldı. Komplikasyon Denktaş'da hayati tehlike yarattı. Doktor Öz daha sonra hatasını anlayıp özür diledi, ama Denktaş çok zor anlar yaşadı. Rauf Denktaş, sonunda "Beni Türkiye'deki Türk doktorlara emanet edin" diyerek New York'tan apar topar ayrıldı.

Denktaş'ın tedavileri Ankara'da Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde devam etti. Kofi Annan'ın yazdığı mektup Denktaş'ın çok ağrına gitti. Denktaş tepkiliydi. Ama Denktaş'ın Ankara'yla sıkıntısı vardı, Ankara'nın da baskısıyla ABD'ye gitmek zorundaydı.

Denktaş, New York yolunda Annan'a tepkisini şu cümleyle ifade etti:

"Annan'ın dediği Allah'ın emri değil. Dünyanın hiçbir yerinde böyle müzakere olmamıştır."

Denktaş, bir günlük ziyaret için New York'a geldiğini söyledi:

Denktaş böyle konuşuyordu ama Genel Sekreter sonuç almadan tarafları bırakacağa benzemiyordu. KKTC heyetinde, Başbakan Mehmet Ali Talat, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Türk heyetinde ise Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Uğur Ziyal ve yardımcısı Büyükelçi Baki İlkin vardı. Rum ve Yunan heyeti Waldorf Astoria Oteli'nde, KKTC ve Türk heyeti de Milenyum Oteli'nde kalıyordu Amerikalılar durumdan memnundu. Rumların taktiği görüşmelere olumsuz yaklaşmaktı. KKTC heyetinde ise Cumhurbaşkanı Denktaş'la heyetin uyum içinde olmadığı dedikodusu vardı.

BIRINCI GÜN

11 Şubat günü görüşmeler başladı. Heyetler Genel Sekreterin 38'nci kattaki toplantı odasında biraraya geldi. Papadopulos, 'Önce Denktaş başlasın' dedi. Denktaş, sinirlendi, 'Hangi sıfatla söz veriyorsun' diye müdahele etti. 'Burada söz verecek biri varsa, o da Genel Sekreter Annan'dır. ' dedi. Denktaş, Annan'a döndü, "Kendisini Kıbrıs Cumhurbaşkanı iddia ettiğine göre o konuşsun" diye devam etti.. Papadopulos söz âldı ve "Denktaş başlasın Annan Planını en çok kendisi eleştirdi" şeklinde yanıtladı. Denktaş, "Peki" dedi ve söyleyeceklerini yazılı olarak masaya koydu. Denktaş'ın yazılı metninde, yeni öneriler vardı. Bunlar, "Türkiye ve Yunanistan görüşmelere katılmalı. Annan'ın hakemliği kabul edilmeli." Annan metni okudu ve daha sonra okuması için Papadopulos'a verdi. Papadopulos metne göz gezdirdi. Kısa bir süre sessizlik oldu, "Yarın devam etsek olur mu" diye sordu. Denktaş da kabul edince ilk gün böyle kapandı . Denktaş, Türkevi'ndeki KKTC Temsilciliğine dönülünce Başbakan Erdoğan'a, endişeli olduğunu bildiren bir mesaj gönderdi. Denktaş'ın mesajına Ankara'dan yanıt verilmedi.

İKİNCİ GÜN

İkinci gün de Denktaş'la Papadopulos arasındaki söz düellosu devam etti. Denktaş, bir çırpıda Kıbrıs'ta geçmişte olup bitenleri anlattı.

Papadopulos müdahale edince Kofi Annan ortalığı yatıştırmak için araya girdi. Heyetler yeniden ayrı odalara alındı. Annan, heyetlerin binadan ayrılmasına izin vermedi. Heyetler bir süre sonra yeniden bir araya geldi. Denktaş, yanından fotoğraf makinesini eksik etmiyordu. En fazla da Rumların eski lideri Klerides'e takılıyordu. Denktaş'la Klerides, Kıbrıs'ta olaylar çıkmadan önce eski arkadaşlardı. Klerides daha fazla yıpranmıştı. Denktaş, Klerides'in yanında delikanlı gibi duruyordu. Denktaş, Klerides'e döndü, sert bir Rum içkisi olan 'Zivaniya' getirip getirmediğini sordu. Klerides, mahçup biçimde, "Eyvah" dedi, 'Dönünce gönderme' sözü verdi.

Daha sonra rahatsızlanan Klerides, toplantıların sonunu beklemeden New York'tan ayrıldı. Denktaş ise hala Ankara'dan destek bekliyordu ama nafile. Ankara, sonuna kadar görüşmeye devam diyordu. Rum tarafı ise oyun peşindeydi. Papadopulos'un amacı AB'yi de devreye sokmaktı. Türk heyetiyle Rumlar arasındaki karşılıklı itirazlar gün boyunca devam etti. Papadopulos, Yunanistan ve Türkiye'nin taraf olmadığını söyledi. Denktaş, Papadopulos'a 'Yunanistan'ın ayrılmaz parçası olduklarını içeren' yasayı hatırlattı. Bir Denktaş, bir Papadopulos sesini yükselttti durdu. Genel Sekreter sabırla tarafları dinledi. Annan son derece rahattı. Nasılsa sonunda kendi dediği olacaktı. Diğer tarafta da Amerikalılar Türk heyetini sorguya çekiyordu. Amerikalılar işi çözmüştü. Ankara üzerinden Denktaş'a baskı yapıyorlardı. Amerikalılar en ufak bir tıkanıklığı Uğur Ziyal'e söylüyorlar. Önce Ziyal devreye giriyor, başaramazsa Ankara'ya bildiriyordu. Ankara da doğrudan Denktaş'a baskı yapıyordu. İkinci gün görüşmeleri de böyle sona erdi.

SON GÜN

Son gün en uzun görüşmelerden birini Uğur Ziyal'le Tom Weston'ın yapması dikkat çekti. BM Binasının ikinci katında kuytu bir köşede saatlerce konuşan ikili, sabah saat üçe kadar binada kaldı. Ziyal'in BM binasından çıkarken yaptığı bir açıklamaya "Başbakanımız sayın Erdoğan'ın dediği gibi" diye başlaması maraton boyunca en fazla dikkat çeken bölümlerden biri oldu. Ziyal'in her defasında Erdoğan'a atıf yapması, iyi bir bürokrat olduğu izlenimi verdi. Rauf Denktaş, çok yönlü baskı altına alındı.

Denktaş, taraflar arasında mutabakat sağlanmadan referanduma gidilmesi ve nihai halinin verilmesinin Genel Sekretere bırakılması hususundaki endişe ve kaygılarını Türkiye'ye bildirdi. Ankara "Evet" diyorsa "Evet" diyecekti. Denktaş Ankara'nın cevabı acaba 'hayır' olabilir mi diye düşünüyordu ama Ankara çoktan 'evet' kararını vermişti. Yanıt, Denktaş'ın beklediği gibi olmadı. Dışişleri Bakanı Gül, Başbakan Erdoğan ve ilgili makamlarla gerekli istişareler yapıldıktan sonra 'evet' dediklerini New York'a bildirdi.

KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, Annan'a 'evet' deyince New York'taki görüşmeler Türk tarafı açısından sonuca bağlanmış oldu. Sıra Rum tarafının cevabına geldi. Heyetler Birleşmiş Milletler binasında ayrı odalarda bekletilirken, Rum tarafının cevabı bir türlü gelmiyordu. Saat farkı dolayısıyla Atina'da geceydi ve Yunan Başbakanı Simitis uyuyordu. Papadopulos, Simitis'in uyanmasını beklediklerini söyledi. Heyetler, yarı aç yarı tok, BM binasında sabahladı. Herkes Simitis'in uyanmasını bekledi. Papadopulos, "Evet" cevabını sabaha karşı verdi.

Denktaş için bir New York hapishane hayatı daha sona erdi. Heyetler New York'tan ayrılırken, Denktaş mutsuzdu.

Mehmet Ali Talat'la Uğur Ziyal sevinçliydi. Sonuç en fazla da Bush Yönetimini sevindirdi. SERDAR DENKTAŞ Görüşmelerin en ilginç yanlarından biri de baba-oğul Denktaşların görüşmeye birlikte katılmasıydı. Denktaşlar üç gün boyunca yan yana Kıbrıs mücadelesi verdi.

Denktaş, "Bu nasıl bir duyguydu?" sorusuna şu yanıtı verdi:

"Görüşmeler boyunca hiç baba-oğul olduğumuzu hatırlamadık. Bu duygusallığa izin vermedik. O bana Sayın Başkan dedi, ben de ona Sayın Bakan. Fakat ben ilk kez kendisini izleme fırsatı buldum. Daha önce hiç izlememiştim. Böyle uluslararası bir toplantıda ben de Serdar'ı test etme imkanı buldum ve doğrusu beğendim. Geçer not verdim. Kendini iyi yetiştirmiş. Konuşmalarına, kurduğu temaslara baktım. Konusuna ve kendine hakim. Kendinden emin. Bunlar iyi özellikler. Ayrıca basınla çok iyi ilişki kurdu. Bunu da takdir ettim. Aferini hak etti doğrusu. Ben küçüklüğünde kendisiyle ilgilenememiştim. Biz Kıbrıs diye diye çocukları annelerinin yanına bıraktık hep. O kadar ki ben Serdar'ın yazı yazdığını fark ettiğimde çocuk 10 yaşına gelmişti. Aa dedim, sen ne güzel yazı yazıyormuşun.
O zamana kadar fırsatım olmamıştı. Kıbrıs her şeyimizi götürdü anlayacağınız ama feda olsun." Sabahlara kadar devam eden konuşmalarla 3 günlük New York maratonu sona erdi.

Kofi Annan, görüşmelerin sonunda bir açıklama yaptı:

"Uç gün süren toplantı ve istişareleri takiben, tarafların 1 Mayıs 2004 tarihinden önce ayrı ve eşzamanlı referandumlarla planım temelinde Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm getirilmesi için iyi niyetle müzakerelere başlamayı taahhüt ettiklerini açıklamaktan memnuniyet duymaktayım. Taraflar iyi niyet misyonu çerçevesinde 22 Mart 2004 tarihine kadar planda yapılacak değişikler ve planı tüm yönleriyle tamamlamak üzere mutabakat sağlamaya çalışacaklardır.

İki taraf arasında bir anlaşmaya varılmadığı takdirde, 29 Mart'a kadar nihai halini almış bir metin üzerinde yoğunlaştırılmış bir çabayla anlaşmaya varmak amacıyla iki tarafı işbirliği yapmak üzere Yunanistan ve Türkiye'nin de katılımıyla toplantıya çağıracağım. Tıkanıklığın sürmesi halinde, son bir çare olarak, taraflar beni planım temelinde referanduma sunulacak metni nihai hale getirmek için takdirimi kullanmaya davet etmektedirler. Ayrıca, 4 Şubat 2004 tarihli davet mektubumda bahsi geçen diğer öneriler konusunda da taraflar arasında uzlaşma sağlanmıştır. Taraflar uygulamanın ekonomik ve mali yönlerine ilişkin Birleşmiş Milletler'in başkanlık edeceği teknik bir komitenin kurulmasını da kararlaştırmışlardır.

Garantör ülkeler bu sürece ve bu çerçevedeki yükümlülüklerini yerine getireceklerine ilişkin taahhütlerini vurgulamışlardır. Bu taahhütleri ve Avrupa Birliği'nin çözüme kendini uyarlamaya yönelik teminatları ile AB Komisyonunun teknik yardım önerisini memnuniyetle karşılıyorum. Müzakerelerin seyrinde bu ve diğer yardımlardan yararlanmayı ümit etmekteyim. Müzakereler, 19 Şubat Perşembe günü Kıbrıs'ta, iki taraf arasında, Özel Danışman Alvaro De Soto'nun da hazır bulunacağı, doğrudan görüşmeler şeklinde yeniden başlayacaktır.

Yasalara ve anlaşmalara ilişkin teknik komiteler de aynı gün toplanacaktır. Bu anlaşmaya ulaşılmasında her iki tarafın yanı sıra Türkiye ve Yunanistan tarafından da sergilenen yapıcı yaklaşımı ve siyasi iradeyi takdirle karşılamaktayım. Kıbrıs'ta adil ve kalıcı bir barışın sağlanması için tüm ilgililer şimdi tarihi bir sorumlulukla karşı karşıya bulunmaktadırlar. Kendilerine iyi dileklerimi sunuyor ve kendileriyle yakın bir şekilde çalışma arzumu ifade ediyorum.

Kıbrıs Özel Koordinatörü Tom Weston, hemen Kıbrıs'a hareket etti. Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Marc Grossman da Bush Yönetimi'nin 'Büyük Ortadoğu Projesi' kapsamında aralarında Türkiye'nin de bulunduğu bir geziye çıktı. Amerika'daki Rum lobisi derhal faaliyetlerine başladı. Hellenic American National Council, Cyprus Federation of America, Panepirotic Federation of America, Pan Macedonian Association of American Bush Yönetimine baskı yapmaya başladı. Rum lobi kuruluşları Annan Planı'nda büyük değişiklik yapılmasını istedi, bunun Amerika'nın çıkarına olacağını savundu.

Kaynakça
Kitap: Washington'da Akrobasi
Yazar: Yılmaz Polat
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 2002-2015: Cumhuriyetimizin 7. İhanet Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir